|
||
| "Habibim ilan et :Bazı kullarım doğru yoldan çok uzak düşerek israfta bulundular." Şimdi ayet-i celiledeki "israf"ın manasının üzerinde biraz duracak olursak: Zannedilmesin ki israf yalnız birkaç kuruşun lüzumsuz telefi ,yahud birkaç yük buğdayın hesapsız sarfı veya birkaç metre kumaşın lüzumsuz kesilmesinden ibarettir.Bunlar israf olmakla beraber ,asıl en büyük israf :Ömrün boş yere sarf edilmesidir.Çünkü bir saatlik ömür milyonlarca lira ile geri verilemez.YAKUT ,ZAMANLA SATIN ALINIRSA DA ,ZAMANIN YAKUT İLE SATIN ALINMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.Biz canı ve ömrü para ile satın almadığımız için maalesef kıymetini bilmiyoruz. Gece ile gündüz bizim can kumaşımızı kesen Kudretin bir makasıdır.İnsan gaflette olursa ,bu makasın kestiğinin hiç farkına varamaz.İşte insan için en bedbaht saat ,en büyük israf da Hakk'dan gafil olduğu saattir. |
||
|
||
| ne kadar doğru....yazının devamı yokmu bu konuyla ilgili...varsa paylaşırsan sevinirim.. | ||
|
||
| peki size soyle soylesem:allahın varlıgınnı sorgulasam nolur? allah bana kızarmı?kızsa seytanını yollarmı ustume? |
||
|
||
peki size soyle soylesem:allahın varlıgınnı sorgulasam nolur? seninle bu konuyu ve söylediklerini senin düşüncenle sattlerce tartışabilirim ama lütfen biraz saygılı ol söylediklerin dalga geçer gibi fikir beyan edr gibi değil :Sallah bana kızarmı?kızsa seytanını yollarmı ustume? bu arda eklenti yapayım senide bilgilendireyim yolunda bir ateistin en buyuk inacını anlatan ifade eden bir sorusu vardır derki : allah taşıyamıyacağı kadar taş yaratırmı allah herşeyi yaratır sınırsız gücü vardır diyen adam yaratır demek zorundadır (çakallık yapsada niye yapsınki der) sende dersinki ozaman o taşı taşısın taşırsa taşıyamayacağı kadar taş ta yartamadı dersin bidaha bunu kullan
|
||
|
||
| Düşmanlıkla muhabbet ,aydınllıkla zulmet biraraya gelemediği gibi , küfür ile de iman ictima etmez.Bunu bil!Vicdanın ışığı , nuru ; din ilmi,aklın nuru da ; medeniyyete ait fenlerdir. Bunun ikisinin kaynaşmasıyla ,karışmasıyla HAKİKAT tecelli eder.Bunlar birbirlerinden ayrılırsa birincisinden körü körüne bağlılık ,ikincisinden ise hile doğar.İnsan;ahsen-i takvim sırrına layık olduğu "ve lekad kerremna beni ademe..." imtiyazı ile rütbe aldığı , iman nuru ile cennetin en üst tabakasına çıkması için önüne bir cadde açıldığı, sonsuz istikbalini kazanması ve o alemin saadeti olan cennete layık olması için kendisine büyük bir kıymet verildiği gibi,KÜFÜR zulmetiyle de en aşağı tabakaya düşeceği haber verilmiş. İŞTE İKİ CADDE.... Sen artık hangisini istersen onu takib et..... İman,bir bağlılıktır.İnsanda olan ilahi sıfatlar ve rabbani isimlerin nakışları ; iman ile meydana çıkar,görünür ve büyük bir kıymet alır. İmanın zıddı olan küfür de o bağlılığı,yakınlığı keser ayırır. Yani küfür kulun Allahla olan bağını koparır.maneviyat gizlenir o ilahi isimler karanlığa düşer okunmaz, O kimsenin kıymeti yalnız madde itibari ile olur.Madde ise fani , geçici, vakitli bir hayat bahşettiğinden kıymeti hiç hükmündedir. İnsan gafil olmayıp niçin yaratıldığının farkına vararak yaşayacak olursa melekten üstün olur.Bundan gafil olup ta uzaklaşırsa hayvandan aşağı olur.Hayvani hayatın kıymeti , sonucu ise hiçtir. Her zerre Allahın varlığınIı beyan eder! Mesela göz ,o nazik uzuv, öyle muhafazalı bir yere konmuş ki ;yedi adet kemik ,devamlı olarak kendisine bekçilik eder.Kaşlar ise onu alından akan terden muhafaza ettikleri gibi , ışık şiddetli olduğu zaman kendi kendilerine çatılıp bu şiddeti hafifletirler.nihayet gözün rahatı için yağ ile kaplanmış olan göz kapağı, gözü incinmekten korur.Uyku esnasında da onu kapar , örter.Ve gözü yıkamak için göz üstüne konan bir kuyudan, girintiden inen su ,göz üzerindeki hizmetini yaptıktan sonra bir delikten burna dökülür.Bazı hayvanlarda mesela kuşlarda bir üçüncü kapak vardır,lazım olduğu takdirde bu göz üzerine gelir,bunun vasıtası ile kartal güneşe bakabilir.Örnekleri çoğaltabiliriz.. Şimdi bunların hepsi tesadüfi , rastgele mi oldu?Bunları yapan bir irade sahibi , alim , bilen , hakim bir zat yok mu?Hiç kör bir kuvvet,şuursuz, anlayışsız bir varlık ,senin gibi akıllı, şuurlu,anlayışlı bir varlığı yapabilir mi? Artık bu sanatı görüp de "sanatkarı yoktur."demek çok büyük bir insafsızlık olmaz mı? Yine mesela radyoyu yapanın karşısında"ne büyük bir icad"diye hayretlerde kalarak hürmetle eğiliniyor da , ya kulağını yapanın karşısında niye rüku'a gidi lmiyor? |
||
|
||
Yine mesela radyoyu yapanın karşısında"ne büyük bir icad"diye hayretlerde kalarak hürmetle eğiliniyor da , ya kulağını yapanın karşısında niye rüku'a gidilmiyor? elbet gidilecek lakin hyat şu insanlara o kadar tatlı geliyor ki.ama hesap günü geldiği zaman ve bunların nedeni sorulduğu zaman ne denilcek? |
||
|
||
ne kadar doğru....yazının devamı yokmu bu konuyla ilgili...varsa paylaşırsan sevinirim.. yazının devamı"-Bir de gündüz gaflet , geceleyin hilkat uykusu ile uyuyanlar bu konuyu çok fazla düşünmeleri lazım."uyku" dedim de ,bunun hakkında okuyacağım şu ayet-i celileyi dikkatle dinleyin! "allahü yeteveffel enfüse hıyne mevtiha velletiy......(zümer suresi42.ayet)" Cenab-ı Hak kelamıyla kullarının anlayış seviyelerine göre hitab etmesi ve derin hakikatleri anlayabilecekleri ifadelerle beyan etmesi ile insanlara şöyle buyuruyor: "idrak,anlayış sahipleri için şu ilahi fermanımda alınacak büyük ibretler vardır,dinlesinler: Kudretullah size uyku denilen bir hal verdi ki, o hal geldiği zaman sizin neyiniz varsa elinizden alır.(öyle ya ,dikkat edin,uykusunun başlangıcını bilen var mıdır?yoktur.Çünkü hislerimize sahip olduğumuz vakit uyku yoktur!) Evet ,uyku hali geldiği zaman sizde geçici olan şeyler alınır:İlminiz ,aklınız,şuurunuz,evladınız,malınız,hulasa neyiniz varsa alınır,hepsi birlik deryasına,okyanusuna atılır ve hiç kimsenin malı diğerininkine karıştırılmaz.Uyanıklık hali verildiği vakit de herkesin malı kendisine verilir.Ne birinin ilmi ötekinin cehliyle,ne ötekinin cehli diğerinin ilmiyle değiştirilemez...İyi düşünürseniz ; demek ki size verdiğimizbütün varı ,hemen her vakit alıp veriyoruz.Fakat siz farkında bile değilsiniz.Nasıl , şu her günkü alışverişimize bir müdahalede bulunabiliyor musunuz? Ne mümkün !!...İşte günün birindede bu aldığımı vermeyeceğim...Yalnız son vermeyeceğim muameleye "ecel" denir ki ,bu pek öyle kolay olmaz.İşte idrak ,anlayış sahippleri için bu meselede çok ibretler vardır.O halde aklınızı başınıza alın, bana muhattab olduğunuzu unutmayın , aczinizi idrak edin; ne öyle sahte varlıkla kafanızı yukarı kaldırın, ne de sert bir eda ile yere basıp kainatı kavurmaya çalışın!Madem ki ölümü öldüremiyor , beşerden aczi gideremiyorsunuz , o halde kulağınızı açın ,şu kainat mescidinde Hazreti Muhammedin sesi var onu dinleyin ve Allah deyin!" |
||
|
||
| HZ. Mevlananın örneğinde olduğu gıbı; BIR GUN BIRI ELINDE BI PARÇA KUMAŞLA TERZIYE GIDER, İÇERI GIRER.TERZI MUŞTERISINI KARŞILAR VE İSTEDIĞINI SORAR. MÜŞTERI ELIMDEKI BU KUMAŞLA KENDISINE ELBISE DIKIP DIKEMICEĞINI SORAR. TERZI KUMASI ALIR VE İNCELEMEYE BAŞLAR.(BU ARADA TERZININ ONUNDE BI MASA VARDIR VE MUŞTERI TERZININ OTURDUĞU YERI GOREMEZ.)TERZI KUMAŞİ İNCELERKEN MUŞTERIYLE KONUŞMAYA BAŞLAR, TERZI O KADAR TATLI DILLIDIR KI MUŞTERI HAYRAN HAYRAN ANLATTIKLARINI DINLER.TERZI BU SIRADA KUMASI MAKASLA PARÇA PARÇA KESIP MASANIN ALTINA ATMAKTADIR , TABI ADAM TERZININ ANLATTIKLARINA O KADAR DALMIŞTIR KI FARKINDA BILE DEĞILDIR. SONRA TERZI İĞNENIN UCUYLA ADAMA DOKUNUR. ADAM BIRDEN KENDINE GELIR. TERZI BU KUMAŞTAN DEĞİL ELBISE SANA İÇ GIYSI BILE DIKEMEYIZ DER. ADAM ŞAŞAIRIR AMA NASIL OLUR , BEN BU KADARCIK KUMAŞ GETIRMEMEIŞTIM KI DESEDE TERZI GENE BEN SİİZİN YANINIZDAN AYRILMADIM EEE SIZDE BI YERE GITMEDINIZ O HALDE DER. VE ADAM ÇARESIZ KALIR. KUMAŞ= ÖMÜR KUMAŞIMIZ TERZI =BU ALDATICI VE ZAHIRDE TATLI GORUNEN BU DUNYA MAKAS=GECE VE GUNDUZ İŞTE BAZILARIMIZ BU DUNYAYANIN GÖSTERIŞINE O KADAR KAPILIYORKI DEĞERLI ÖMRUMUZUN NASIL GECE VE GUNDUZ MAKASIYLA KESILDIĞINI ANLAMIYORUZ........ |
||
|
||
| Kesinlikle tam yerinde bir örnek !... | ||
|
||
| Bir Kıssa Ve Hisseleri….. (Kalem suresi’nden) 17-…………Hani bahçe sahipleri sabah olunca onu (bahçenin meyvelerini hasadını ) mutlaka devşireceklerine , biçeceklerine yemin etmişlerdi. 18-İstisna da yapmıyorlardı.. (yani inşallah demiyorlardı..) 19-halbuki onlar uyurlarken hemen Rabbinden (gönderilen) dolaşıcı bir bela onu sardı da 20-(o bahçe) simsiyah kesiliverdi. 21- İşte sabaha karşı birbirlerini çağırdılar. 22-“Devşirecekseniz erkence mahsulünüzü (devşirmeye) çıkın.” Diye 23-Derken onlar aralarında fısıldaşarak gittiler. 24-“Sakın bugün karşınıza hiçbir yoksul (çıkıp) oraya girmesin” diye.. 25-(Fakirleri) men’e (sanki) güçleri yetecek adamlar tavrıyla erkenden gittiler. 26-Fakat onu (bahçeyi bu halde) görüverince dediler ki: “Herhalde biz yanlış gelenleriz.” 27-(sonra hakikatı anlayınca da) “Hayır , biz mahrum (kalmış)larız.. 28-Ortancaları (yani istikamet sahibi olan en dengelileri)” Ben size demedim mi? (Allah’ı) tenzih etmeli değil miydiniz?” dedi. 29-“Seni (tesbih ve) tenzih ederiz ey Rabbimiz.. Hakikaten biz zalimlermişiz.” (biz yanlışı doğrudan üstün tutmuşuz..doğrunun üstünü kapatmışız..bu şekilde kendimize ve hakka zulüm etmişiz…) dediler. 30-Şimdi kabahati birbirlerine yüklemeye başladı.(lar.. özeleştiri yaptılar.) 31-“Yazıklar olsun bize , dediler.. hakikaten biz azgınlarmışız” 32-(Eh) Rabbimizin bize bunun yerine ondan saha hayırlısını vermesi (tevbemiz sebebiyle ) mümkündür.. Biz (bütün dilek ve isteklerimiz artık) gerçekten Rabbimize çevirenleriz..” Bu kıssadan çıkarılacak hisselerden bazıları şunlardır.. 1-Tek başına “dahi” olmaktansa , sıradan da olsa diğer insanlarla birlikte olunmalı.. Çünkü tek başına olan insanın özeleştiri yapması zordur.. Bazen kusurlarımızı başkasının gözü ve sözüyle fark ederiz.. 2-Bahçe sevgisi Allah’ı unutturdu.. Allah kendisini unutturan nimeti onların ellerinden alarak kendisini hatırlattı… Allah kendisine sevgide , umutta ve korkuda ortak koşulunca , sevdiğini elinden almak, umutsuzluğa düşürmek ve korktuğunu başına vermek suretiyle kula kendini hatırlatır.. 3-Allah küçük nimeti alarak kendisini hatırlamak ve tevbe nimetlerini , yani asıl büyük nimetleri verdi.. Allah’ı unutarak nimet sahibi olmak büyük nimeti verip küçük nimeti almaktır.. Dolayısıyla Allah’ın nimeti elimizden alması , bizi her ne kadar üzse de bize Allah’ı hatırlatıyor , bizi kendimize getiriyorsa aslında büyük nimettir… 4-Bu insanlar yaptıkları yanlışta ortak oldular.. Biri yanlışı teşvik etti (fakirleri yanınıza yaklaştırmayın dedi) diğeri yanlışı yaptı , diğeri yanlışı yapana ses çıkarmadı , diğeri de “bunlar ne yaparsa doğrudur” deyip onlara uydu. Sonuçta hepsi yanışa ortak oldu ve hepsine uğrayan bir azap geldi… Bundan dolayı Emr-i bil ma’ruf , nehy-i an’il – münker (iyiliği tavsiye edip kötülükten menetmek) farzdır.. Kur’anda diğer farzlardan daha fazla geçmesine rağmen , Hz. Peygamber’in “kötülüğü gördüğünüzde elinizle , gücünüz yetmezse dilinizle buna da gücünüz yetmezse kalbinizle buğzediniz” emrine rağmen terk ettiğimiz bir farzdır.. Toplumsal şikayet ve belalarımızın sebebi budur.. Kuş gribi virüsüne karşı aldığımız tedbirleri nedense ruh dünyamıza kasdeden virüsler için almayız.. Halbuki kuş gribinden dünyada ölenlerin sayısı 100 ü , Türkiye’de ölenlerin sayısı dördü geçmiyor ki biz her gün bu sayıdan daha fazlasını trafik kazalarında kaybediyoruz.. Maneviyatımızı hasta eden virüslerden korunmuyoruz ama bu virüsler milletlerin helakine sebep oluyor…. Elif |
||
|
||
seninle bu konuyu ve söylediklerini senin düşüncenle sattlerce tartışabilirim ama lütfen biraz saygılı ol. söylediklerin dalga geçer gibi, fikir beyan eder gibi değil
|
||