SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dış Politika

Konu: 2007 Genel Seçimlerine Yabancıların Bakışı

Sayfa: [ 1 ] 2

ekin 25.07.2007 21:31:09
seçim sonrasındaki dış basının yazdıklarını da keşke yapıştırsan buralara.. haaa belki çoktan yapıştırmışsındır takip etmiyorum pardon buck2

torq 26.07.2007 00:25:00
Türkler demokrasiyi seçti   (Başyazı, 24 Temmuz 2007)


Muhafazakâr Müslüman iktidar partisinin yeniden seçilerek elde ettiği etkileyici zafer, Türkiye siyasetinin artan olgunlaşmasına bir takdir ve Müslüman dünyada demokrasinin yayılması için bir ilham niteliğinde. Seçmenler, geleneksel askeri-laik kurumların, demokrasiyle İslam arasında temel bir uyuşmazlığın var olduğu yönündeki iddialarını kesin bir biçimde reddetti. Bunun yerine, ülkeye geçen yıllardaki en yetenekli ve başarılı hükümetini veren partiyi ödüllendirdiler. Bu durum tamamen demokrasinin nasıl işlemesi gerektiğini gösteriyor.
AKP'nin iktidara gelmesinden bu yana izlediği piyasa güdümlü politikalar, güçlü bir ekonomik büyümeyi destekledi. AB'ye üyelik hedefi çerçevesinde AKP, insan haklarını genişleten ve Türk yasalarını Avrupa standartlarına yaklaştıran bir dizi reforma da imza attı.
Bu reformlar, generaller ve sivil milliyetçilerin muhalefeti karşısında sekteye uğradı ve bu durum Türkiye'nin AB üyeliğinin yolundan çıkması yönünde işaretlerin belirmesine yol açtı. Kürt azınlık, hâlâ ayrımcı kısıtlamalara maruz kalıyor. Yani AKP'nin ana seçmen tabanını inançlı Müslümanlar oluşturuyor.

Ordu seçmeni önemsemeli
AKP, muazzam zaferini reformları canlandırmak için kullanmalı, sadece Müslüman destekçileri için değil. Ancak parti hâlâ kendisini laik milliyetçiliğin muhafızı sayan ve demokratik seçimlere saygı gösterme konusunda daha az vicdanlı olan askeri liderliği tahrik etmemek için de dikkatli davranmalı. AKP, buna karşılık, dar İslami kökenlerinden kurtularak desteğini artırdı. Hâlâ gözle görülür bir biçimde Müslüman bir parti, ancak gözle görülür bir biçimde demokratik ve hoşgörülü de bir parti.
Generaller seçmenleri önemsemeli. ABD de, Türkiye'nin AB üyeliği için baskı yapmaya devam etmeli. Türkiye, başarılı bir Müslüman demokrasi örneği, İslami teröre karşı fikirler savaşında güçlü bir silah olabilir.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227861
AKP halka uzanmayı bildi (Başyazı, 24 Temmuz 2007)

Tayyip Erdoğan'ın pazar günü kazandığı ezici zafer, meşruiyeti hakkındaki tüm soruları sildi. Laik, liberal seçkinlerin geleneksel sesi konumundaki Hürriyet gazetesi, 'Erdoğan halk tarafından kucaklandı' manşetini atıyordu. Erdoğan'ınki sadece şahsi bir zafer değil, Türkiye adına da ileriye doğru dev bir adım. Türk seçmenleri, Erdoğan'ın yeni İslamcı partisi AKP'yle ordu arasında yeni cumhurbaşkanının seçimi üzerinde yaşanan tehlikeli sürtüşme konusunda hükmünü verdi ve tavrını kesin olarak demokrasiden yana koydu. AKP oylarını 2002'deki seçime göre 12 puandan fazla artırarak neredeyse yüzde 47 oranına çıkardı. Bu sadece halkın ordunun pazu göstermesine verdiği tepkiden, hatta Erdoğan hükümetinin Anayasa'yı modernleştirmek ve ekonomiyi büyütmek konularında kaydettiği başarıdan kaynaklanmadı. İktidar partisi halkla bağ kurmakta gayet becerikli davrandı.

Cumhurbaşkanı uzlaşıyla seçilmeli

AKP ilk kurulduğunda 41 bin kişi arasında yapılan bir araştırma, AB üyeliği ve ekonomiye dair kaygıların, kadınların İslami başörtüsü giymesi gibi hissiyata dayalı ve bölücü meselelerden çok daha ileride olduğunu göstermişti; başörtüsünü sorun edenler, AKP'nin yerini almayı hedeflediği önceki başarısız İslamcı hareketlerin mensuplarından ibaretti. Parti içindeki bu unsurlar şimdi büyük oranda tasfiye edilmiş durumda. AKP artık ulusal bir muhafazakâr partiye dönüştü, adeta Avrupalı Hıristiyan Demokratlar'ın Müslüman muadili konumunda.
Bununla birlikte, ülkedeki güç dengesini Batılılaşmış kentli seçkinlerden Türkiye'nin geleneksel merkezi olan Anadolu'ya doğru kaydırdığı da bir gerçek. Ordu üzerindeki otoritesini tesis etmek için erkene alınmış bir seçimi bu kadar kesin bir sonuçla kazandıktan sonra Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına kendi adayını, yani yetenekli Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü dayatmaya çalışması fazlasıyla kolay olur. Partisinin başarısının, kısıtlanmaya karşı tepki üzerine inşa edildiğini hatırlamalı.

Irak harekâtı AB'yle ilişkileri bitirir
Erdoğan seçim öncesinde verdiği üzerinde uzlaşılmış bir cumhurbaşkanına yönelik işaretleri ve seçim sonrasındaki 'bütün Türklerin hükümeti olma' sözünü sürdürmeli. Ne olursa olsun, reformlarını meclisten geçirmek için milliyetçi ve Kemalist muhalefetle birlikte çalışması gerekiyor. Bu da kolay olmayacak. Modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Partisi yabancı düşmanı bir küskünler topluluğunda kemikleşmiş görünüyor; milliyetçilerse Ankara'nın AB'yle çoktandır çıkmaza giren müzakerelerini sabote etmeye niyetli gibi.
Bununla beraber Türkiye'nin AB'nin yanı sıra ABD'yle bağlarını asıl koparacak şey, ordunun Kuzey Irak'taki Kürt ayrılıkçıları ezmek için savurduğu askeri harekât tehdidini hayata geçirmesi olacak. Erdoğan'ın bunun önüne geçmek için güçlenen otoritesinin tamamını kullanması gerekecek.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227860
Erdoğan reform için en doğru adam (Başyazı, 24 Temmuz 2007)

Türkiye'nin reformcu başbakanı Tayyip Erdoğan genel seçimde çarpıcı bir zafer kazandı. Seçimler, iktidardaki partinin cumhurbaşkanı adayı üzerinden patlak veren krizi çözmek için erkene alınmıştı, fakat Erdoğan seçimden büyük ölçüde sembolik olan bir makama aday gösterme hakkından daha değerli bir ödülle çıktı. Sonuç sadece Türkiye'nin geleneksel efendilerinin, yani laik seçkinlerinin halk tarafından güçlü bir biçimde reddi anlamına gelmiyor; Erdoğan reform yolunda ilerlemek için de güçlü bir yetki aldı.

Türk ekonomisi ne kadar iyi giderse gitsin, Erdoğan'ın karşıtları daima AKP hükümetinin gizli bir gündemi bulunduğundan korktu. Önemli olan AKP'nin ne söylediğinden veya yaptığından ziyade, laik devletin kurumlarına ne yapabileceğiydi. Suçlama, AKP'nin kuzu postunda İslamcı bir kurt olduğu yönünde. Gayet güzel de, bizzat Kemalistler kısmen Batılılaşmış ve kentleşmiş bir toplum içinde kendilerine yeni bir kimlik bulmak için mücadele ediyor; o toplumda ordunun devletin efendisi değil, hizmetkârı olması gerekiyor. Zaten dört askeri darbe yapan ordu, hâlâ gözü gibi koruduğu siyasi rolünden arınmak zorunda.

Iraklı Kürtlerle müzakere şart

Diğer yandan, Erdoğan da Türkiye'de geleneksel bir İslamcı olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlamakla meşgul. Aday listesine, partisinin 160 eski ismi yerine genç, Batı eğilimli sosyal demokratları koydu. Kadın adayları teşvik etti. AB'yle üyelik müzakereleri doğrultusunda reformları savundu. Kürt güneydoğudan büyük destek aldı. AKP sadece altı yaşında, fakat liberal laiklikle reformcu İslamcılık arasındaki kaynaşmanın meyvelerini topluyor.

Erdoğan'ı iki zorluk bekliyor. Cumhurbaşkanlığı meselesini çözmek zorunda ve herkese uygun bir aday önererek geçmişteki hatalardan ders çıkardığını göstermesi bekleniyor. Bunun yanı sıra, ordunun Kuzey Irak'taki PKK üslerine karşı harekete geçmek yönündeki baskılarına da direnmeli. Bu, Irak Başbakanı Nuri el Maliki ve Kuzey Irak'taki Kürt liderlerle sabırlı müzakereleri de kapsayacak. ABD de perde arkasında ağırlığını koyacaktır. Bu durumda bile askeri harekât seçeneği hâlâ masada. Türkiye kadar büyük ve çeşitli bir ülkeyi reformdan geçirmek kolay değil, fakat Erdoğan bu iş için doğru adam.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227862
AKP herkesten daha ilerici    (Başyazı, 24 Temmuz 2007)

Son yıllarda Türkiye, liberal demokrasiyle İslam'ın uyumsuz olduğu düşüncesinin belki de en büyük karşı-savı haline geldi. AKP'nin tekrar seçilmesi, durumun böyle kalacağına yönelik cesaret verici bir işaret. AKP'nin kökleri siyasal İslam'a dayanıyor, fakat 2002'de iktidarı elde ettiğinden bu yana gerici bir güç de olmadı. Tersine, partinin ekonomik reformları etkileyici bir büyüme sağladı ve Türkiye geçen yıl rekor düzeyde yabancı yatırım çekti. Dahası AKP Türkiye'nin laik anayasasının ve garanti ettiği özgürlüklerin altını oymaya kalkışmadı.

Laikler harekâta daha hevesli

AKP, her ikisi de Türkiye'nin ünlü kurucusu Atatürk'ün eseri olan laik anayasanın gerçek koruyucuları olduğu iddiasındaki milliyetçi muhalefetten ve ordudan daha ilerici bir görünüm sergiledi. Milliyetçiler, 'Türklüğe hakaret' gerekçesiyle yazarların yargılanmasını isteyerek Türkiye'de ifade özgürlüğünü sınırlama çabalarının ön saflarında yer aldı. Ve, yerleşik askeri yapıyla Türk-Ermeni gazeteci Hrant Dink'i öldüren kişi arasında bağlantı kuruldu.

Fakat AKP'nin ezici zaferinden bütün ilericilerin memnun olduğu da söylenemez. Bazı liberal Türkler, bu yeni yetkinin hükümet içinde İslamcı bir gündem için bastıran tutucu unsurları güçlendirmesinden endişe duyuyor. Erken bir sınav da AKP'nin cumhurbaşkanlığı koltuğuna önereceği isim üzerinden verilecek. AKP'nin, eşi başörtüsü giyen dindar bir Müslüman olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanlığı makamına çıkarma teşebbüsü, anayasal bir düğümlenmeyle sonuçlanmış ve nisanda geniş çaplı laiklik yanlısı gösterileri ateşlemişti.
Türk liberallerin endişelerini ciddiye almak durumundayız. Fakat AKP'nin katı İslamcılığa kayacağına inanmak için de bir neden yok. Ve Tayyip Erdoğan'ın seçim sonrası konuşmasını Türkiye'nin laik ilkelerine saygılı davranacağını teyit etmeye vakfetmesi de dikkate değer. Belki de sivil haklardan endişe edenler açısından daha güçlü bir kaygı, doğudaki Kürtlerle ilişkiler. Seçim kampanyası sırasında Erdoğan hayra alamet olmayan bazı keskin açıklamalar yapmaktan geri durmadı; bunlar arasında ayrılıkçıların faaliyet gösterdiği Kürt kontrolündeki Kuzey Irak'ı işgal tehdidi de vardı.Fakat laik muhalefet ve ordu, Kürtlere karşı harekât düzenlemek konusunda hükümetten daha hevesli. Ve Kürtlerin mecliste bağımsız milletvekilleriyle temsil edilecek olması, düşüncesizce bir askeri harekâtın freni görevi görmeli.

AB üyelik kapısını açık tutmalı

AKP'nin bir diğer büyük başarısı, Türkiye'yi AB üyeliği yolunda ileriye taşıması. Partinin gerçekleştirdiği birçok reformun arkasında bu hedef vardı. Britanya Dışişleri Bakanı David Miliband'ın da dün işaret ettiği gibi, Türkiye'yi bu istikamette ilerlemek konusunda daha fazla teşvik etmek Avrupa'nın çıkarına. Aşağılayıcı ve reddiyeci tutumlar sadece Türkiye'deki sertlik yanlısı milliyetçileri güçlendirir. AB'nin Türkiye konusundaki bir sonraki ilerleme raporu kasımda sunulacak. Avrupalı liderler bu fırsatı, Türkiye'yi üyelik kapısının açık kaldığına inandırmak yönünde kullanmalı.Avrupa ve Ortadoğu arasındaki tarihi ve coğrafi bağlantı konumundaki Türkiye saldırgan laiklikle dinsel cehalet arasında bir orta yol tutturmayı becerirse, bu sadece Türkler için değil, dünyanın her köşesindeki demokratlar için bir zafer olacaktır.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227864

sina 26.07.2007 00:44:18
Herkes akp li gıbı gorunuyor ılgınc derecede hemde bu desteklerınde altında bısey cıkarmı demeden edemıyorum...the ındependent ın yorumuda dıkkat cekıcı laıkler saldırgan ılan edılmıs ınanan kesım ıse cahıl dıye nıtelendırılmıs akp taraftarları bu noktada orta yol ıse onların adı ne acaba merak ettım... takıldıgım bır dıger konuda fınancial tımes ın ıslamı teror soylemıdır ıslamı teror dıye bısey olamaz ıslam ıle teror yanyana durmaz bu noktada ınanclı bıreyler olarak hassas olmamız gerektıgıne ınanıyorum.

kiya 26.07.2007 01:15:26
gördüğünüz gibi türkiye londra'dan daha iyi görünüyor sayın ekin.

isterseniz kiya, dün yaptığı gibi ay'dan da bildirebilir laugh

kimsenin zikretmediği gerçek ise şudur:

akepe, bugün türkiye'yi dengede tutan bir unsurdur. gerek islamcı kesimi absorbe ederek, gerekse kürt meselesini fazla kaşımayarak, türkiye'yi daha ciddi bir çatışma(lar)ın uzağında tutmayı başarabilmektedir. başarısının ardındaki en önemli gerçek de budur.

tabi, görmek isteyen için Wink

torq 26.07.2007 01:20:22
Batılılar genel olarak islamı ılımlaştırma politikalarını AKP  ve Tayyip Erdoğan üzerinden tüm dünyaya ilan etmek istiyorlar ve bu amaçla Türkiye'yi bir çeşit üs olarak seçmiş bulunuyorlar. Eğer Türkiye istedikleri gibi müslüman ülke olursa, kendi içinde reform yapamamış islam ülkelerini de böyle olmaya zorlamayı amaçlıyorlar.

Genel olarak İslamın çıkış noktasında şiddet yok gibi görünse de, bazı örgütlerin islamı işgalci güçlere ya da kendi dininde olmayanlara karşı kullandıkları gerçeğini yadsıyamayız. Irak ve Filistin'de her gün ölen yüzlerce kişinin başka türlü açıklaması yapılamaz. Senin inançlı ve barışçıl olman, dini başkalarının kullanmasına engel olamıyor, kaldı ki şiddet eyleminin arkasında kimin olduğunu bilme olanağımız da yok. Örneğin kaide bir müslüman örgüt gibi görünmesine karşın CIA tarafından yönlendiriliyor ve ABD bu silahı istediği şekilde kullanıyor.

rojin8 26.07.2007 01:23:13
islam ılımlaştırma ne ?

kiya 26.07.2007 01:25:25
evet, batı; soğuk savaş döneminde afganistan'dan başlayarak yeşerttiği "islam direnişçileri" halkasını bugün kırmak istiyor. iki nedenle: çünkü artık onlara gerek kalmadı ve çünkü artık bu direniş zaman zaman batının canını sıkabiliyor.

işte burada torq'un söyledikleri son derece önemli. batı, türkiye'den başlayarak, pakistan ve mısır'a kadar bu islamcı güçleri geriletmek ve ılıman bir çizgiye çekmek istiyor. zaten istediği zaman da yeniden radikalleyebilir bunları.

akepe, bu nedenle laiklik için tehlike değildir bazılarının çokça üzerinde durduğu gibi. ama başka bir sürü şey için tehlike oluşturuyor tabi. ama bu tehlikeleri de bizzat laiklik diye bağıranlar örterek akepe'nin önünü açıyorlar.

ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:

al gülüm......................................ver gülüm Wink

rojin8 26.07.2007 01:28:11
acep usta sana bir sorum olacak ama cevap bekliyorum
al gülüm ver gülüm olması için ticaret olması lazım
biz hangi kritere uyuyoruz?

kiya 26.07.2007 01:30:08
alan razı

satan razı

hatta

batan

bile

razı

kriterlerine efenim...

bunlar takdir edersiniz kopenhag kriterleri değil, türkiye kriterleri, gariptir bizim ülkemiz. uymaz öyle kopenhag kriterlerine.

neyzen tevfik'e kulak veriniz derim Wink

torq 26.07.2007 01:48:43
islam ılımlaştırma ne ?
Bugün medeniyetler çatışması olarak karşımıza çıkan ama aslında dinin kullanılmasına yönelik çabaların güç çatışması olarak nitelendirilebilecek bir durumdan söz ediyorum. Hıristiyan alemi, kendi insanını bin yıl sömürdükten ve binlerce insanı engisizyonlarda mahküm edip yaktıktan sonra yapılan işin dinle ilgisinin olmadığını, bunları aşmak için de dini kullananları yok etmek gerektini anladı. Bugün kurulan avrupa ve onun uzantısı olan Amerika bu düşüncenin sonucunda ilerleyebilmiş, düşüncenin önündeki engelleri kaldırabilmiştir. Ancak engellerin kaldırılması sömürü düzenine etki etmediği gibi, sömürünün şeklini değiştirmiş, karşı güç olarak islam ülkeleri ve onların elindeki enerji kaynakları ortaya çıkmıştır.

Bu direnci kırmanın en iyi yolu, kendi içinde bir sıçrama yapamayan İslam düşüncesini, bir yerden yarıp içindekini dışarı çıkarma çalışması yapmaktır. Nitekim bir yandan islamın tartışmaktan kaçındığı tabuları yıkmak için karikatürler yayınlanırken, bir yandan da kaide gibi uydurma örgütlerle islamın şiddetle ilişkisini kurdurmaya çalışmaktadırlar. Ancak asıl yapılması gereken katı ve değişmez kuralları olduğunu söyleyen din adamlarının gerçekte islamla ilgisi olmadığını ortaya koymak, islamın yumuşatılarak laiklik sosuyla yeniden kitlelere sunulmasını sağlamak, böylece şeriatle yönetilen ülkelere örnek olabilecek devletler oluşturmaktır.


sina 26.07.2007 02:02:57
Bazı orgutlerın yapmıs oldukları teror eylemlerı ıslam ıle bırlestırılıp ıslamı teror olarak dıle getırılmesı yalnıstır ıslamın terorle hıcbır ılgıısı olmadıgı gıbı hıcbır ogretısınde de boyle bır eyleme yonlendırme soz konusu degıldır o orgutlerın yapmıs oldukları olay sadece terordur ıslam adına yapmıs olduklarını savunmalarıda benım ıcın hıcbırsey ıfade etmez ıslamcı teror ıfadesı bu yuzden bana aykırı gelmektedır belkıde el kaıde ıcın ıslamcı demek daha fazla aykırı gelmektedır...

kiya 26.07.2007 02:16:05
efendim bu tip bir izahat bence çok anlam ifade etmiyor. mesela sosyalizm (komünizm) öğretisinde de teröre prim verilmediği gibi, zamanında da anarşistler sıklıkla eleştirilmiştir.

kim olursa olsun, elindeki silahı kullanır. benim elimdekini değil Wink

sina 26.07.2007 02:20:02
bu tip bır ızahat derken efendım? ıslamcı teror soylemı adına ıse derın yanasıyoruz dıyorsunuz yani?

rojin8 26.07.2007 02:20:43
senin elineki ne o kullandığın.

kiya 26.07.2007 02:26:38
bu tip bır ızahat derken efendım? ıslamcı teror soylemı adına ıse derın yanasıyoruz dıyorsunuz yani?

burada mühim olan islam değildir sayın sina, bakın yıllarca bu ülkede anarşist terör eylemleri sözü kullanılırken belki bir tane bile anarşist yok idi memlekette Smiley

yani, solcu terör varsa, islamcı terör de vardır; hristiyan falanjistler varsa, emel örgütü de vardır.

mesele burada islami terör söyleminin doğruluğu ya da yanlışlığı değildir kanımca. politik islamın doğru ya da yanlış yerde durmasındadır.

tıpkı vakti zamanında solcular için çözümsüz kalan denklem gibi, politikleşen islamın da çözemediği denklem buradadır.

yoksa siz islam'ın politika barındırmadığı iddiasında mısınız?


Sayfa: [ 1 ] 2