SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: islam aşk dinidir

Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4

fikir 22.08.2008 22:50:44
hasta olmamak lazım!islamı mislamı bırakalım bu ilahi işler ayetlere ve hadislere kulak ver iman et

islam (hatta bir de "mislami" var ama yazmaya gönlüm elvermedi) bırakılacaksa neye iman edeceğiz?

15.09.2008 13:23:47
Benim anlatmaya çalıştığım, yüce bir varlığı anlatmada kelimelerimin yetersiz kalışı, birde kitle olarak, karşımda alayvari bir topluluk oluşu, gördüklerimden sıfıra şikayetçi olmam, dahada aşağılara çekilerek ters tepkiler yaşanması, nefislerin araya girerek, geri çekilmeler, küsüşmeler, tam yerine oturtamamışlıktan, yarım kalmışlıklar, tamamlamak isteyipte tamamlayamamışlıklar, ...lıklar ...lıklar diye devam ede giderken "ben" adlı üyemizin çok güzel bir yazısı oldu. Değinmeden geçemeyeceğim. O kadar din oynaktı ,dedikten sonra, dile getirebilirliklere bir örnek teşkil etmekte. Kendi içdünyamız ve birbirimizle olan aşklarımıza binaen yola çıkıp, gerçek aşkı tasavvur edememekte.
Masaldaki Densiz Gerçekler Olarak...

...Annesinin ölümüne üzülmediğini görenler onu dışlıyor. Adı “yabancı” oluyor. Halbuki bu sadece bilinç fazlasıyla yaşadığı için yerleşik anlamları kolayca yadırgayabilen bir adam.

Biraz daha somutlaştırmak istiyorum, bunun için ihtiyar adamın sözünü hatırlıyorum. “aşk bir anlık seraptır” diyor. Tanrı’nın milyonlarca gölgesi arasında iki gölgenin birleşerek tadacakları aşk, Tanrı’nın tüm gölgelerinin birleşerek duyacakları aşk yanında nedir ki diye düşünüyorum. Birinin yüzüne bakarak Tanrı’yı hatırladığın için aşık oluyorsun, yüzünde Tanrı’yı görüyorsun, o da sen de Tanrı’nın ışığını yansıtan küçük aynacıklarsınız tabiatın gözünde. Bu nedenle bu “bir kişilik sonsuz” senin, kendini fark etmeyişin nedeniyle mutlu ediyor seni. Başkasında kendini fark ediyorsun ve başkasına merhamet duymanla başlıyor senin aşkın. Ama tüm insanlar birbirlerina aşık olsalar bile Tanrı’nın ve aşk’ın tamlığına ulaşamazlar. Bir örnekle; balıkların toplamının hiçbir zaman deniz kadar etmeyeceği ortadadır. Bir başka örnekle; insanları sonsuz bütünden kopan parçalar olarak düşünelim, parçalar ayrı ayrı bir yüzeye dağılırlar ve zamanla birbirlerini fark ederek yeniden tamlığa ulaşma amacıyla birleşmeye yeltenirler. Görüldüğü gibi aşk’ın amacı bir geri dönme isteğidir aslında. Ama parçalar birleştiklerinde ve diğerine bakarak kendilerini tanıdıklarında bir anlamda görevlerini tamamlamış olurlar ve acı çekmeye başlarlar. İşte bu acının nedeni de sonsuz bütünden koptuklarını bilinçsiz olarak hatırlamalarıdır.


30.09.2008 14:20:34
... İslam dini aşk dinidir ...ve bir küll'dür.Onun cüz'ünden feragat , küllünden feragat hükmündedir.Onun için (Nü'mini biba'din ve nekfürü biba'd) diye emredilmiştir ki , bazısına iman edilip , bazısı inkar edilirse yine küfredilmiş sayılır.Ve bu dinde emirlerde , nehiylerde hem kabul hem tahsin şarttır.Yani Cenab-ı Hak bir hususu emr veya nehy ettiği vakit onu yalnız sadece"ne yapalım Allah emretmiş,Allah nehyetmiş"diyerek zorla kabul etmek değil,"Allah emretmiş ,elbette ne güzel emretmiş ,nehyetmiş;elbette ne büyük hikmet ile nehyetmiş zevkini hali ile göstermek şarttır... islam dini aşk dinidir...

aşk varsa  işin içinde    maşuk  ve aşıkın  konumu nedir  ?

kıyam ve kıraat aşkın neresinde ? aşk iki bireyin karşılıklı secdesi  ve aşk tanımı   materyal evren e ait bir tanımsa

aşk yerine  başka  bir  kelime bulmak gerekmezmi  ? 

hiç söylenmemişi  söylenmişle tanımlamaya kalkışınca   ; kabak tarlasında  cennet meyvası yetişir demiş olurmuyuz ? Smiley


RenaultFerrari 01.10.2008 17:14:15
selamun aleyküm

Alıntı
aşk varsa işin içinde maşuk ve aşıkın konumu nedir

birbirine çok yakındır üüfff.. hemde çok yakın
görünüşte bazen uzak.. hakikatte ise çok yakındır çok
şah damarında bile yakındır... hatta ondan da yakın olduğudu vardır...

aşık nerde olursa olsun maşuksuz değildir
çölde de olsa maşuksuz değildir..

madem ki aşık maşukuna bu kadar yakın... maşuku onu resmen çağırdığı vakit... hemen kendisine çeki düzen verir..bütün alakalarını atar
yani maşukunun nimetlerinden kendisini çeker..
derlenir toplanır ve yüzünü vücudunu tamamen ona çevirir...
ki bu hal gönlümde senden başka bir şey yok bütün alakalardan soyundum yalnız sizi dinliyorum demektir..
işte buna da aşkta aşığın kıyamı denir..

aşktaki kıraatte... aşığın maşukuyla resmi konuşmasında.. maşukun istediği gibi konuşmak harfleri telaffuz etmektir...
hususi konuşmasında ise aşık... orada istediği gibi konuşur ister ayakta ister oturarak ister uzanarak...

Aşkın materyal evrendeki çekmesine.. çekme kuvveti denir
hayat sahibi varlıklar üzerindeki çekmesine de... yaşama sevgisi... hissetmek istediği emniyet... arzu ettiği zevktir
insanın da arzu ettiği zevk ikiye ayırılır
nefsinden hasıl olan muhabbetine şehvet
ruhunda hasıl olan muhabbetinede Aşk denir...
ama örf şehvette aşk der..
halbuki O aşk değildir aşkın bir tecellisidir..

Aşkın hiç söylenmemiş bir tanımı yoktur
çünkü bütün mevcudat Aşk ile kaim... o Aşkın sahibi ilede daimdir... gider...


samanyolu 27.11.2008 10:03:09
Aşk,  Tasavvuf dilinde, Allah’a muhabbet anlamında kullanılır. (Nursî, Mektubat, s. 450) Allahın zatı, sıfatları ve isimleri mahlukatına benzemediği gibi, ona olan sevgi de asla mahlukata olan sevgiye benzemez ve benzememelidir.

Alimler, hatta ilk dönemlerde mutasavvıfların büyük çoğunluğu, Allah sevgisini ifade etmek üzere Kur'an ve Sünnet'te yer alan hub ve muhabbet yerine aşk kelimesinin kullanılmasına karşı çıkmışlar-, Râbia el-Adevlyye (ö. 185/801), Bâye-zîd-i Bistâmî (ö. 234/848), Cüneyd-i Bağdadî (ö, 297/909), Hallâc-ı Mansûr (ö. 310/922) gibi sevgi temasını işleyen ilk sûfîler genellikle aşk, âşık ve maşuk yerine hub, muhabbet, habîb, mahbûb kelimelerini kullanmayı tercih etmişlerdir. Şer'î hükümlere titizlikle bağlı olduğu bilinen İbn Hafîf de [ö. 371/98İ) Allah sevgisinin aşk kelimesiyle ifade edilmesine uzun süre karşı çıkmıştır. Ancak onun Cüneyd-i Bağdâdî'ye isnat edilen aşkın mahiyetine dair bir risaleyi okuduktan sonra görüşünü değiştirdiği, hatta bu konuda bir de risale yazdığı rivayet edilir.
Haris el-Muhâsibî, Hâce Abdullah el-Herevî, Muhammed b. Hüseyin es-Süle-mî, Ebû Tâlib el-Mekkî, Hakîm et-Tir-mizî, Ebû Nasr es-Serrâc, Muhammed b. İbrahim el-Kelâbâzî, Ebû Nuaym, Ab-dülkerîm el-Kuşeyrî, Hücvîri, Gazzâlî gibi mutasavvıf yazarlar da eserlerinde aşk kelimesine ya hiç yer vermemişler veya nadiren kullanmışlar, bunun yerine büyük önem verdikleri Allah sevgisi konusunu hub ve muhabbet terimleriyle anlatmayı tercih etmişlerdir. Bunlardan Kuşeyrî'nin naklettiğine göre Allah ile kul arasındaki sevginin aşk kavramıyla ifade edilmesine karşı olan şeyhi Ebû Ali ed-Dekkâk bu görüşünü şöyle açıklamıştı: Aşk aşırı sevgi yani sevgide ölçüyü aşma anlamına gelir. Allah için böyle bir aşırılık düşünülemeyeceğinden O'nun kuluna olan sevgisine aşk denemez. Öte yandan kulun Allah'a duyduğu sevgi ne kadar güçlü olursa olsun yine de O'nu yeterince ve lâyık olduğu ölçüde sevemeyeceğinden kulun Allah sevgisi de aşk diye adlandırılamaz (bk. Risale, s. 615). Bununla birlikte Kuşeyrî sûfîlerin Allah sevgisini aşk kelimesiyle ifade etmelerini müsamaha ile karşılamıştır. Nitekim o eserinin "Muhabbet" bölümünü, "Âşıklar söyledikleri sözlerden dolayı kınanmazlar" cümlesiyle bitirir (a.e., s. 625).

Aşk kelimesinin dinî bir terim olarak kullanılmasını caiz gören sûfîlerin dayandıkları bazı âyet ve hadisler vardır. Meselâ onlara göre, "İman edenler Allah'ı daha şiddetle severler" (el-Bakara 2/165) âyetindeki "şiddetli sevgiden maksat aşktır. Diğer bir âyette de (et-Tevbe 9/24) müminlerin Allah'ı her şeyden çok sevmeleri gerektiği belirtilmiştir. Hz. Peygamber Hz. Ömer'e. "Ben sana herkesten daha sevimli olmadıkça iman etmiş olamazsın" demişti (Buhârî, "îmân", 8-9; Müslim, İmân", 67-70). Mutasavvıflar bu mânaya gelen âyet ve hadislerden Allah'a ve resulüne âşık olmanın lüzumu mânasını çıkarmışlardır.

Hücvîrî meşâyihin aşk konusunda farklı görüşler taşıdıklarını belirterek başlıca görüşleri şöyle açıklar: Bir zümreye göre aşk sevgilisinden ayrı düşenin bir niteliğidir. Kul da Allah'tan ayrı kaldığına göre onun Allah sevgisine aşk demek caizdir. Buna karşılık Allah hiçbir şeyden ayrı ve uzak bulunmadığına göre O'nun sevgisi aşk kelimesiyle ifade edilemez. Başka bir görüşe göre aşk sınırı aşma demek olduğu, Allah da sınırsız varlık olduğu için O'na duyulan sevgi hiçbir şekilde aşırı olamaz, dolayısıyla aşk diye adlandırılamaz. Hücvîrî, dayandıkları çeşitli gerekçeleri de sıralayarak müteahhirînin, Allah'a duyulan sevginin muhabbet terimiyle ifade edilmesi gerektiği, bunun yerine aşk kelimesini kullanmanın caiz olmadığı görüşünü benimsediklerini belirtir (Keşfü'l-mahcûb, s. 401).

Gazzâlî İhyd'ü Ulûmi'd-dîn'in Allah sevgisi konusunu işlediği "Kitâbü’l-Mahabbe ve'ş-sevk ve'l-üns ve'r-rızâ" başlıklı bölümünde aşk kelimesine iltifat etmemiştir. Bununla birlikte o aynı eserin semâ konusu ile ilgili bölümünde Allah'ı seven, O'na âşık olan ve O'na kavuşma iştiyakı duyan kişinin semâından da söz etmekte ve bu semaın kişinin şevk, aşk ve sevgisini coşturacağını belirtmektedir. Gazzâliye göre Allah'ı tanıyan O'nu sever. Tanıma (marifet) arttıkça sevgi de gelişir ve güçlenir. İşte bu sevgiye aşk denir. Sevginin bu şekilde aşk halini alması, kulun marifette yetkinleşerek ilâhî güzelliği idrak etmesinden ileri gelir; bu idrak arttıkça aşk da güçlenir. Nitekim Hz. Peygamber'in Hira'da ibadete kapandığını gören Mekke müşrikleri, "Muhammed Tanrı’sına âşık oldu" demişlerdi. Gerçek âşık kalbindeki Allah sevgisine hiçbir varlığın sevgisini ortak etmez. Bu yüzden başka şeylere karşı duyulan sevgiye ancak mecaz yoluyla aşk denebilir; çünkü ortağı olmayan, dolayısıyla ortaksız sevilebilen tek varlık Allah'tır (Ihyâ,  II/ 279-280; Bkz. Süleyman Uludağ, TDV. İslam Ansiklopedisi, Aşk md.)



Bu kadar kafa kurcalayan, aşkmı değilmi konusunu, SIFIR bir çırpıda "mutluluk yolu islamdır " diye açılan konuyu aşka getirdiya tebrik ederim doğrusu.süper ileri görüş bu olmalı.

Elif 03.12.2008 00:50:50
Bir zenci , bir cariye , bir kadın olan yani seküler anlamda üstünlüğü olmayan Hz. Hacer’i oğlu İsmail ile birlikte ot bitmez bir mekana bırakır Hz.İbrahim… Hz. Hacer geri dönüp giden kocasına sorar… “ Ya İbrahim.! Bizi kime bırakıp gidiyorsun?” Hz. İbrahim’in “Sizi Allah’a bırakıyorum..” cevabı üzerine Hacer.. “Allah’a mı? O halde o bana yeter…” der... İşte budur! Müslüman duruşu ve tevekkülü işte budur…(ey hanımlar.. kendi isteklerinizle Hz. Hacer’in bu duruşunu kıyaslayın!) Belki Allah’ın sevgisini bu tevekkülü sayesinde kazanan Hacer’e Allah sanki şöyle demiştir… “Kulum beni sevindir , beni razı et gerisine karışma… Sen adını tarihe yazma SİLERLER.. Ben yazayım SİLEMEZLER..”
Şöhret peşinde koşup da daha yaşarken unutulanların aksine Hz. Hacer’in adı hala unutulmamıştır.. Üstelik bir KADIN , bir ZENCİ , bir CARİYE olan ÇÖLLERİN GELİNİ HACER’in Hz. İbrahim’in kendisini bıraktıktan sonraki hareketleri bu gün MİLYONLARCA ERKEK tarafından İBADET maksadıyla hacda yapılmaktadır…
ALLAH SEVERSE NE YAPMAZ? En büyük SEVGİLİyi sevmek O’nu sevindirmek lazım….(Mustafa İslamoğlu’nun hac konulu Cuma hutbesinden seçme cümleler..)

Elif

nisan 06.12.2008 08:20:45
Islam ask dini olabilir, ama ask bazen marazi sekilde yasanir. Yani Allah adina olduruyorum diyen de (ortada cihat filan yokken) bu ask ile olduruyor sanirim. Veya kitabin emretmedigi ama islerine gelen yasalari  ilave ederek islami yasatan bazi ulkelerin varligini da goz onune alinca, bu nasil ask diye sormak geliyor icimden..

Acaba insanin gundelik hayatta hirsini, nefretini vs. kendine dair herseyini  icine kattigi ask(insana duyulan sevgi), bu bahsedilen kutsal askla karistiriliyor olabilir mi?

kiya 06.12.2008 17:22:22
En büyük SEVGİLİyi sevmek O’nu sevindirmek lazım….(Mustafa İslamoğlu’nun hac konulu Cuma hutbesinden seçme cümleler..)

Elif


allah sevgili olmaz, allah sevinmez. o her türlü insan sözlerinden müstesnadır. o güçlü değildir ki güç onun için anlam ifade etmez. o sevgili değildir ki, sevgi onun için anlam ifade etmez. yalnızca münafıklar onu kendi dillerinde severler. "onu sevindirmek"ten bahseden, onu anlamamış demektir. o ne sevinir, ne üzülür. ne sevinç ve ne de üzüntü anlam ifade etmez tanrı katında. tanrı katında yalnızca hesap vardır. ve tanrı hesabı "sevinç"le kesecek değildir!..

UGraSHAMAN 07.12.2008 01:19:32
eyvallah ..

Elif 12.12.2008 12:14:56
En büyük SEVGİLİyi sevmek O’nu sevindirmek lazım….(Mustafa İslamoğlu’nun hac konulu Cuma hutbesinden seçme cümleler..)

Elif


allah sevgili olmaz, allah sevinmez. o her türlü insan sözlerinden müstesnadır. o güçlü değildir ki güç onun için anlam ifade etmez. o sevgili değildir ki, sevgi onun için anlam ifade etmez. yalnızca münafıklar onu kendi dillerinde severler. "onu sevindirmek"ten bahseden, onu anlamamış demektir. o ne sevinir, ne üzülür. ne sevinç ve ne de üzüntü anlam ifade etmez tanrı katında. tanrı katında yalnızca hesap vardır. ve tanrı hesabı "sevinç"le kesecek değildir!..

Çok keskin sözler.. İnsanın içini ürperten... Yaratmanın temelinde sevgi vardır kiya... Yaratan da en çok sevendir.. İstersen bu konuda pek  çok delil getirebilirim.. Smiley

kiya 12.12.2008 12:58:41
getiremezsiniz efendim, allah katından kimse delil getiremez. kimsenin onun katına çıkması da inmesi de mümkün değildir. kendinizi avutmak için söylediğiniz ninnilerin ise allah katından geldiğine dair en ufak bir kanıt yok.

conan 12.12.2008 13:11:32
doğru sana göre yok haklısın. Çünkü göremeyecek kadar acizsin

kiya 12.12.2008 14:23:24
bak cancağzım, anlamadığın konulara hemen burnunu sokarsan bir gün arı kovanına girer burnun alimallah Smiley

1. allah herşeyi görür ve bilir! itirazın var mı?

2. allah kudretini ispata mecbur mudur? sizin anlattığınız hikaye, allah'ın kudretini ispatlamak için uydurulmuş değil midir? kudreti kendinden azam bir şeyin, bir yaratığıyla kudret yarışına girmesi kadar acıklı bir şey olabilir mi? böyle bir öykünün neresine sevinebilir alah dediğin?

3. herşeyi önceden bilen şeyi ne yaparak sevindirebilirsin? izah et bakalım. al sana 1 hafta süre, izah ettin, ettin; edemedin, gelip ben izah etceem sana! laugh

öyle vır vır konuşmakla olmuyor bu işler, allah sana akıl verdi bu denklemleri çözmen için. ama sen bu denklemleri çözmek isteyen akıl'a kafir demek dışında bir işe yarıyor musun? ve söyle bakalım; allah'ın sevdiği kul sen mi olacaksın?

nisan 12.12.2008 21:58:57
Bir zenci , bir cariye , bir kadın olan yani seküler anlamda üstünlüğü olmayan Hz. Hacer’i oğlu İsmail ile birlikte ot bitmez bir mekana bırakır Hz.İbrahim… Hz. Hacer geri dönüp giden kocasına sorar… “ Ya İbrahim.! Bizi kime bırakıp gidiyorsun?” Hz. İbrahim’in “Sizi Allah’a bırakıyorum..” cevabı üzerine Hacer.. “Allah’a mı? O halde o bana yeter…” der... İşte budur! Müslüman duruşu ve tevekkülü işte budur…(ey hanımlar.. kendi isteklerinizle Hz. Hacer’in bu duruşunu kıyaslayın!) Belki Allah’ın sevgisini bu tevekkülü sayesinde kazanan Hacer’e Allah sanki şöyle demiştir… “Kulum beni sevindir , beni razı et gerisine karışma… Sen adını tarihe yazma SİLERLER.. Ben yazayım SİLEMEZLER..”
Şöhret peşinde koşup da daha yaşarken unutulanların aksine Hz. Hacer’in adı hala unutulmamıştır.. Üstelik bir KADIN , bir ZENCİ , bir CARİYE olan ÇÖLLERİN GELİNİ HACER’in Hz. İbrahim’in kendisini bıraktıktan sonraki hareketleri bu gün MİLYONLARCA ERKEK tarafından İBADET maksadıyla hacda yapılmaktadır…
ALLAH SEVERSE NE YAPMAZ? En büyük SEVGİLİyi sevmek O’nu sevindirmek lazım….(Mustafa İslamoğlu’nun hac konulu Cuma hutbesinden seçme cümleler..)

Elif


Yaratmanin temelinde elbet sevgi vardir, ama Allah'in tum kullarina olan sevgisi ile kulun Allah'i sevindirmesi cok farkli seylerdir.

Kul Allah'in kendini sevindirmesi beklentisi icinde olabilir bu yaratilisa uygundur, ama Allah'in kulun kendini sevindirmesi gibi bir beklentisi, sevindirilmediginde de bir uzuntusu olamaz. Allah ihtiyacli degildir bu tip bir duyguya..

Bir kisim hocalar hacilar vs. bu tip bir anlam cikarsa da -ki dogru degil- buraya alintiladiginiz yazinin ana konusu Allah'in koydugu emrettigi bir yasanin isleyisidir.

Hac ise ozel bir ibadettir ve hac esnasinda kimse kari-koca baba ogul vs. degildir. Insan hacca inandigi Allah icin gider, orada onun onune cikar , ibadetini yapar kabul edilir veya edilmez Allah katinda bunu O bilir yalnizca..

Hacer'in de yaptigi budur. Inandigi varligin onu herseyden koruyacagina kanaat getirmistir. Islamdaki kulun Allah'a olan aski budur. Aksi takdirde Hacer'in Allah'i sevindireyim de karsiliginda bana birsey bahsetsin  diye bir kaygisi olmamistir.

Allah zaten bir nevi(koruma bakimindan) anactir, tum kullarina ayni anda yeter,gonulden isteyene verir, her zaman bir son sansi bahsetmistir kullarina, daima bir kapiyi acik birakmistir deyim yerindeyse...

Bunun en buyuk ispati son nefeste dahi inanmayi secmis  bir insani dinine kabul edisidir, tovbeyi kabul edisidir.

Geri kalan kisim Mustafa Islamoglunun kisisel yorumudur ki islamiyeti baglamaz.(O'nu sevindirin vs..) Islamoglu sanirim melekler ile Allah'i karistirmis yorumunda..

Allah siz ibadet etmediginizde uzulmez, cunku varliginin idamesi size ihtiyacli degildir, sizi yaratmasinda da mutlu olmak gibi bir cikar duygusu yatmamaktadir.

Siz eger yaratmanin temelinde sevgi vardir, bu yuzden Allah sevindirilmelidir derseniz, bundan Allah'in sizi tamamen cikara dayali bir sebep yuzunden yarattigi anlasilir. Ki yaratmasinin temelinde (Allah bakimindan) cikar yoktur.



P_İn_iLtİ 13.12.2008 15:54:43
''Böylece sizler insanlara birer şahit olasınız ve peygamber de  size bir şahit olsun diye sizi VASAT bir ümmet kıldık...''Bakara/143)

Vasat=Orta,dengeli,itidal üzere anlamlarına gelir...

İslam ne aşk dindir ne de aşksızlık dinidir...İslam herşeyde orta yollu olmayı,dengeli olmayı emreder...
Allahın merhameti evet bizi bildirilen ayet ve hadislerle gazabının önündendedir fakat bu dinin ana mayasının sevgi olduğunu kanıtlamaz...Aşkta,sevgide,savaşta da vasat olmak gerek...Ne ifrat ne tefrit...


Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4