|
||
| Bu seçimin en güzel yanlarından biri milletvekillikleri nedeniyle dokunulmazlıkları olanların artık bu zırhtan uzaklaşmış olmaları. (Tabii bunun tersi de geçerli; bazıları da işlediği suçlar nedeniyle mahkum olmaları gerekirken dokunulmazlık zırhına büründü.) Ben yine de, Susurluk zanlısı ve baş aktörü Mehmet Ağar'ın ve milleti soyup soğana çeviren, buna rağmen elini kolunu sallayarak ortalıkta dolaşan Cem Uzan'ın artık yargılanacaklarını düşünerek biraz sevinmek istiyorum. ![]() Lütfen! Yargılansalar ne olacak, bu adalet sisiteminde kim hakça yargılanmış ki onlar da yargılansın, ne bekliyorsun bu hukuk düzeninden? gibi sorularla huzurumu kaçırmayın. Bırakın bir süre bunun tadını çıkarayım...
|
||
|
||
| Kendi vatandaşlarına cahil, yalancı ve satılmış dediler CHP'li Öymen: Mantıklı değil. MHP'li Çakmak: Halk küçük paralara satıldı. MHP'li Paçacı: Herkes memnunmuş. Atabek: Seçmenin kaçının aklı ipotekli? Pulur: Bravo aziz millete, güle güle laiklik! 25/07/2007 (7082 kişi okudu) İSTANBUL - AKP'nin oy oranının yüzde 47'ye dayanması CHP'nin ise yüzde 20'de kalması bazı köşe yazarlarını ve siyasileri kötü etkiledi. Kimisi sandıktan beklediği sonuçlar çıkmadığı için seçmenin aklının ipotekli olduğunu söyleyecek kadar ileri giderken kimisi de halkın yalan söylediğini ve yardım olarak dağıtılan yiyeceklerle kandırılıp satın alındığını ileri sürdü. Psikiyatristler ise hayal kırıklığına uğrayan köşe yazarları ve siyasetçileri hoş görmek gerektiğini söyledi: "Ortada yas, kayıp reaksiyonu vardır. Yas reaksiyonu, bir sevdiğini, değer verdiğini ya da bir konuyu kaybeden insanlarda görülen normal insan davranışıdır. Bu kişiler hemen savunmaya geçmek yerine özeleştiride bulunmalıdır." Onur Öymen: Seçim sonuçları mantık dışı Eğer siz sıkıntı, açlık çekmenize rağmen, hayatınızdan hiç memnun olmamanıza rağmen, sabahtan akşama kadar her gün hükümeti eleştirmenize rağmen gidip de hükümet partisine oy veriyorsanız, bu işte mantıkla açıklanamayacak bir şey var demektir. Nedir o? İktidarın maalesef çok uzun zamandan beri halkın dini duygularını siyasi amaçla kullanıyor olmasıdır, istismar etmeye çalışmasıdır. Yani halk bütün yaşadığı olumsuzluklara rağmen bu din unsurunu belki de dikkate alarak bu partiye oy vermeye devam ediyor demektir. İkincisi de demokratik ülkelerde örneği görülmemiş bir şekilde çok miktarda seçim öncesinde halka yiyecek, içecek, kömür dağıtılması... Öyle yerler, öyle durumlar var ki bunu mantıkla izah etmek kabil değil. Kısa bir süre önce on binlerce insanın, hükümetin izlediği yanlış fındık politikası dolayısıyla sokaklara döküldüğü, hükümete karşı çok kuvvetli tepkiler gösterdiği Giresun gibi yerde AKP'nin fazla oy almasını mantık izah edemez. Tek geçim kaynağı var, fındık. O geçim kaynağıyla ilgili olarak halk büyük sıkıntı, ıstırap çekmiş, on binlercesi sokaklara dökülmüş, hükümete olağanüstü tepki göstermiş, orada iktidar partisi seçim kazanıyor açık farkla. Bunu mantıkla izah edemezsiniz. Buna benzer tarımın yoğun olduğu bölgelerde, Osmaniye gibi mesela, hükümetin bu kadar fazla oy almasını akılla açıklamak mümkün değil. Siyasette mantık dışı unsurlar örneklerini verdiğim gibi bu kadar fazla rol oynuyorsa bu son derece düşündürücüdür. (CHP Genel Başkan Yardımcısı, 23 Temmuz) Cihan Paçacı: Artık söylenecek bir şey yok Köylü, esnaf, herkes hayatından çok memnunmuş. Demek ki bu ülkede fındık fiyatı iyiymiş, terör hiç problem değilmiş, milli kaynaklarımızın yabancılara satışında bir sıkıntı yokmuş, Cumhuriyet'in değerlerinin tahribatına yönelik herhangi bir kaygısı yokmuş vatandaşın. Vatandaş son derece mutlu demek ki. Şimdi Müslüman bir cumhurbaşkanı da seçersek ülkemiz daha mutlu hale gelecek. Bu vatandaş devletin kurumlarıyla çatışan, daha şimdiden bu halkın muhtırası diyen bir anlayışı tek başına iktidar yapmıştır. Artık söylenecek bir şey yok. (MHP Genel Sekreteri, 23 Temmuz) Özgür Çakmak: Böyle kişiliksiz halk görmedim Bu halka her şey layık. Bu halk ihanete göz yummuştur, bu halkla yola çıkılmaz. Ortaya çıkan bu tablodan utanç duyuyorum. Halkımız maalesef küçük paralara satıldı. Şehidine ihanet eden bir halkla karşı karşıyayız. Bu tablonun tek sorumlusu halk. Halkımız bu kadar çıkarcı olmamalıydı. Ben bütün dünyayı neredeyse dolaştım ama bu halk kadar kişiliksiz bir halk görmedim. (İzmir'den MHP milletvekili adayıydı, ancak seçilemedi, 23 Temmuz) Murat Şefkatli: Herkes hayatından memnunmuş Milletin kararını anlamakta güçlük çekiyorum. Beklediğimizin altında oy aldık. Esnaf halinden memnun, köylü memnun, toplum bu kadar memnunmuş hayatından. 71 milletvekiliyle Meclis'te olsak ne olur, olmasak ne olur. Bu milletvekillerinin içinde bulunmam çok şey ifade etmeyecek. (MHP Genel Başkan Yardımcısı, milletvekili seçilemedi, 23 Temmuz) Erdal Atabek: Seçmenin kaçı aklını kullanabiliyor? Seçmenin kaçta kaçının aklı ipoteklidir? Seçmenin kaçta kaçı gerçekte aklını kullanabilmektedir? Seçmenin kaçta kaçı 'özgür iradesi'yle hareket etmektedir?' Seçmenin kaçta kaçının 'bilgi birikimi' vardır? Kaçta kaçı öngörüye sahiptir? Seçmenin kaçta kaçı 'seçici bellek' taşımaktadır. İşin bu yanı ne düşünülmekte ne de bilinmekte. (Cumhuriyet, 23 Temmuz) Cüneyt Arcayürek: Bir paket yiyeceğe... Halkımızın büyük çoğunluğunun laik, cumhuriyeti savunan, yolsuzluk ve yoksulluğa karşı çıkan partiler yerine; laiklik karşıtı, dış sorunlarda ulusal yararlara sahip çıkmayan, teslimiyetçi siyaset anlayışında olan bir partiyi ve onun iki torba kömür, bir paket yiyecek ve dağıtılan 300 milyon liraya ağzı bozuk liderini bu denli yeğleyeceğini hesap edemedik... (Cumhuriyet, 23 Temmuz) Cüneyt Arcayürek dün ise şunları yazdı: "Yolsuzluktan yoksulluktan, yakınarak partilerin, gazetelerin kapılarını sürekli aşındıranların, bundan böyle yolsuzluktan, hele yoksulluktan söz etmeye hakkı yok. İşsizlikten kıvranıyormuş, milyonlarca insan, memurlar, emekliler, geçim sıkıntısı içindeymiş... AKP iktidarına ateş püsküren fındık üreticileri... esnaf siftah edemiyor... Anadolu esnafı inliyormuş... Geçiniz efendim bunları. Seçim sonuçları tüm bunların doğru olmadığını kanıtlıyor... Yüzde 46'ya her çevre kendi gözüyle bakıyor. Sonuçta iş dünyamız memnun. İç ve dış medya memnun, ABD elbette memnun..." Hasan Pulur: Bravo aziz milletime! Bravo aziz milletime, aferin yüce milletimize, şükranlarımızla birlikte takdirlerimizle... Tabii hepsine değil, bir bölümüne... Demek onların laiklikten yana korkuları yokmuş, zaten destekledikleri AKP lideri Erdoğan, bir tarihte "Laiklik elden gidecekmiş diyorlar, eeee millet isterse gider!" dememiş miydi? İşte o gün, bugündür... Güle güle laiklik! ... Siz "Şeyini şey ettiğimin şeyi!" diyen Meclis Başkanı'na bugüne kadar katlanmadınız mı? Bundan sonra da katlanıverin ne olacak? Daha nelere katlanacaksınız, hele bekleyin! ... Hele hele "Al ananı git!" lafı kimsenin kılına bile dokunmaz. Eğer bir ülkenin yarısı böyle düşünüyorsa 'Cumhuriyetin elden' gittiği ya da gideceği endişesini asla paylaşmıyorsa, geriye kalanlara seyretmek düşer. (Milliyet, 23 Temmuz) Bekir Coşkun: Göbeğini kaşıyan adam mutlu Demek ki karşıdan gelen her iki kişiden birisi AKP'li. Oysa ben bugüne kadar 'AKP'ye oy verdim' ya da 'Vereceğim' diyen bir tek kişiye olsun rastlamış değildim. Herkesin AKP'ye karşı olduğu bölgelerden AKP çıktı. 'İflas ettik' diyen esnaf, AKP'ye oy verdi anlaşılan. 'Bittik' diyen köylü de... Neden insanlar AKP'ye oy vereceklerini-verdiklerini gizlerler?.. Bunda utanılacak ne var?.. Kişi bir kabahat işlediği zaman bilinsin istemez... Bu seçimlerle millet, laik cumhuriyetin bir 'ılımlı İslam'a' dönüştürülmesini onaylamıştır. AKP'nin kafasındaki Türkiye'yi gerçekleştirmesine destek anlamındadır. Türkiye'nin değişen yüzünün daha da değişmesine onaydır." (Hürriyet 24 Temmuz) Coşkun, 5 Temmuz'da ise şöyle yazmıştı: "Arkadaşlar bilinen seçim çalışmalarına çoktan başladılar. Evlere torbalar gidiyor: Pirinç, makarna, nohut... Parti değil, zahire ambarı sanki. Bisküvi... Mercimek... "Göbeğini kaşıyan adam" mutlu mutlu, bu nohutlu demokrasiye katkıda bulunmak için bugünü bekliyordu. Torba geldikçe göbeğini kaşıyarak soruyordur: "Kurutulmuş dolmalık kabak neyin de yok mu?" Emin Çölaşan: Haksızlıklar sorun değilmiş Demek ki Türk milletinin yaklaşık yarısı, sokakta ve her yerde karşılaşıp konuştuğumuz veya tanımadığımız her iki kişiden biri AKP'den memnunmuş. Neden böyle olduğu haftalarca tartışılması gereken karmaşık bir olaydır. Bu demektir ki, işsizlik, yoksulluk, terör, dış politika yenilgileri, haksızlık, adaletsizlik, gelir dağılımı, bizim insanımızın yarısı için sorun değildir. Esnaf, çiftçi, memur, işçi, emekli, ev kadını, öğrenci... İnsanlarımızın yarısı durumundan ve ülkenin gidişinden memnun. Her şey iyi gidiyor! Milletimizin yarısı oylarını 'istikrar' için kullanmıştır ve dört yıl daha her şey daha da iyiye gidecektir. Örneğin borsa yükseldikçe yükselecek, bu yükseliş milletimize yarayacaktır!" (Hürriyet, 24 Temmuz) -------------------------------------------------------------------------------- Psikiyatrist görüşü: Hata yaptıklarını kabul etmeliler Psikiyatrist Doç. Dr. Armağan Samancı: İnsanoğlu ortama uyum sağlayabilen ve değişkenlikleri olan bir yapı. Bu nedenle ülkemizde de her seçimde değişik sonuçlar çıkabiliyor. Tahmin etmek kolay olmuyor. Ciddi anlamda çalışma yapan anket şirketleri, bilimsel ve yöntemsel olarak doğru yapanlar, sonuca yakın tahminlerde bulunabiliyor. Köşe yazarları eğer objektif olarak yazıyorsa sadece anlık deneyimleri etkisi altında değil, mesleki ve yazarlık deneyimlerinin etkisiyle yazıyor. Halkın dönemsel kararıyla yazarların kararı uyumsuzluk gösterebilir. Nitekim de böyle oldu. Her insanda olduğu gibi yazarlarda da 'kayıp reaksiyonu' olmuştur. Kendi iç dünyalarında kaybı dengeleyici bir açıklamanın yapılması gerekir. Sürekli yanlış yaptım duygusuna kapılmanın da sıkıntıları olabilir. Yas reaksiyonu, bir sevdiğini, değer verdiğini ya da bir tartışmayı kaybeden insanlarda görülen normal insan davranışıdır. Yanlış bir tahmini çözmek için köşe yazarının yapacağı en güzel açıklama, tahmin edemediğini, hata yaptığını kabul edip arkasından kendi yorumunu yapmasıdır. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Por. Dr. Sedat Özkan: Herhangi bir konuda düşünce üreten bir insan, iki hususa dikkat etmelidir. Konuyu objektif bir analize tâbi tutarak mı yapıyor, yoksa kendi görüşünü geçerli kılan ön bakış açısıyla mı değerlendiriyor? Herkes yanılabilir ancak yorum yaparken kesin çıkarımlara varmamak gerekiyor. Topluma görüş sunan insanların keskin önyargılı çıkarımlar içerisinde olmamaları gerekir. Psikiyatride köşe yazarlarının bu tutumları için bir adlandırma yapılamaz. Sadece bir insan tutumudur. Beklenen tepki, direkt savunmaya girmek yerine gerekçelerini ortaya koymaya çalışırken, kendisini de daha objektif bir tahlile tutabilmesidir. Sınavda başarısız olan öğrenciden de, herhangi bir konu hakkında yanılan köşe yazarından da hemen savunmaya geçmek yerine eksiklik ya da yetersizliğin ne olduğunu konusunda bir özeleştiri yapması beklenir. Yeditepe Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Verimli: Köşe yazarları AKP'ye karşı farklı bir tablo çiziyor. AKP aldığı sonuçla beş sene daha ülke kaderinde etkili olacak bir siyasi parti. Çok önemli bir gücü temsil ediyor. Bazı yazarlar, karşıtlıklarını açıkca sürdürmek yerine birdenbire 'U' dönüşü yapıyor. Bunun altında geleceklerinden duydukları korkunun yattığı kanaatindeyim. Akla yakın bir takım mazeretler üreten rasyonisazyon yani 'akla yakın hale getirme', 'Ben yaptım ama niye yaptım bir sor' davranışıdır. Rasyonalize etmek sağlıklı bir davranış biçimi değil. Biraz içgörü (kendisini görme) kazanarak daha gerçekçi yaklaşım doğru olacaktır http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227955 |
||
|
||
| olmayacak duaya amin diyon len sen. toplum ne kadar temiz bir toplumki kendi ahlak anlayışını ve yaşam kurallarını benimsetsin topluma.küçük insan diye bir tabir olmaz insan arasında küçük çocuk sevgiyle büyütülürse karşılığı erdem olur dermiş kızıl atalarımız? |
||
|
||
karahan kısaca öz bir şekidde konuyu anlatmış. eline sağlık. sadece eklemek istediğim bir şey var: anlayana sivrisinek saz,anlamayana anlatamazsın anlamaz.
|
||
|
||
| ah ah yine kibarcıklar haklı oldu çok üzüldüm
|
||
|
||
| Tüm konuşmalar ve yorumların toplamından bir tek sonuç çıkıyor; insanları yoksayarak ve onları yönlendirmeye çalışarak bir yere varamıyorsunuz. Bunun alt başlığına bakıldığında da karşımıza, kandırılan insanın bir yerden sonra kandırılmasının olanaksız olduğu ortaya çıkıyor. Toplumu oluşturan bireylerin aptal ve işe yaramaz bir kitle olduğunu, bir kilo pirince oyunu sattığını söyleyenler, kendilerinin miletvekili seçilmesi yönünde oy atanlar için ne düşünüyorlar merak ettim. Onlara oy verenler başka bir gezegenden gelenler mi, yoksa hepsi entelektüel ve bilgi birikimi yüksek vatandaşlar mı? | ||
|
||
| şimdi efendim, mesela iki dönem başbakanlık, bir dönemde cumhur reisliği yapmış turgut cin özal, eyalet sistemine ve dahi başkanlık sistemine geçme yönünde çalışmalar içindeydi. bu zat sizce bahsettiğiniz yemini etmemiş midir? peki: türkiye'nin eyalet sistemine geçmesi için çalışıyoruz cümlesi ile, türkiye'yi eyaletlere bölmek için uğraşıyoruz cümlesi arasında on farkı bulabilecek olan var mı? hımmmm, yok demek, sağolun
|
||
|
||
| galıba acık fark sozlerı zananın etmıs olmasından dogan kurt eyaletı endısesi turgut ozal ne isim verırdı dogu ve guneydoguda kuracagı eyalet ıcın ıste orası kelımeler uzerındekı oyun dunyamızın tahayyullune kalmıs...iyimser olup fark bulmak ısteyen varsa okuruz... | ||
|
||
| bence eyalet sistemi bu ülke de tartışılmalı. çünkü cumhuriyet türk halkının kazanımı olduğu kadar kürt halkınında kazanı mı birilerinin dedeleri çanakkalede ingilizlere karşı svaşırken başkalırınında erzurumda ruslara karşı savaştı |
||
|
||
| CHP için seçim sonucu: Deniz Baykal,Önder Sav,Ali Topuz istifa edecek. Yerine Mehmet Moğoltay,Mustafa Sarıgül,Hikmet Çetin, Celal Doğan gelecek. Hepsi 70'li yılların CHP'sinden Nerde tez, nerde program,nerde gençlik nerde toplumsal mücadele Nerede işçi, nerede köylü, nerede halk, nerede emek Bizim istediğimiz kökten değişim. Kişisel değişim değil! Daha fazla oynamayın bizimle Partiyi gençlik kollarına bırakın daha iyidir hepinizden |
||
|
||
| Sözlerime kulak verin kemalist dostlar halktan uzak Mustafa Kemal anlayışı olmaz olamaz olduğu an böyle sandığa gömülürsünüz,ben yedi sülaleden CHP'li biriyim fakat artık yeter dayanacak gücümüz sabrımız kalmadı Erdoğanla el altından gizli anlaşmalar yapan Atatürkü kullanarak oy sömüren faşişt düzen partisi asker partisi istemiyoruz daha kendi partisi içindeki muhalif seslere tahammül edemeyerek o kişileri partiden atan bir genel başkan ülke içindeki demokrasi yollarını nasıl açar? Ben Aleviyim ailemde Alevi yıllardır altı okdan şaşmayız noldu peki Aleviler için ne verdi sayın Baykal Alevinin Kürdün bu partide işi yok demekle yiğitlik olmaz Baykal yatıp kalkıp Alevilere dua etsin ama artık bu sondu biz uyandık faşişt ordu yanlısı Atatürkü sömüren Atatürk için laftan başka bir somut adım atamamış partilere karnımız tok bizim bir dahaki seçimde CHP'ye yüzde üç oy bile yok oy değil zınlık bile vermeyeceğiz bu böyle bilinsin artık birilerinin gite vakti geldi CHP kimsenin babasının malı değil Alevi Gençleri Dernekleri olarak söylüyorum sabrımız taşıyor ya adam gibi sol olun ya da defolun gidin aksi halde CHP bir dahaki seçimlerde büyük bir şamar yiyecek bundan hiç birinizin şüphesi olmasın! Biz ordunun gölgesinde ordu partisi istemiyoruz biz adam gibi sol istiyoruz adam muhtıralara kafa tutacak sol istiyoruz onları sahiplenecek faşiştlerin işi yok CHP'ye oyverdim haram zıkkım olsun DEFOLSUNLAR ARTIK! |
||
|
||
bir musibet bin nasihatten daha iyiymiş ![]() |
||
|
||
bir dahaki sefere oy kim verirse ![]() yoksa bu seçimde de mi chp ye oy verdin ki.. ilginççç.oyeleyse eğer...hemde beklentilerin boyleyken... |
||
|
||
| Meclis'e girenler arasında patronların yanı sıra, aşiret reisleri, katiller, güreşçiler, türkücüler, korumalar, liderlerin çok sayıda yakını ve bürokratlar var. Ancak, bir tek işçi yok. AKP döneminde bürokratlık yapan çok sayıda isme 22 Temmuz seçimleri sonrasında Meclis yolu açıldı. Eski Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Necdet Ünüvar Adana'dan, eski DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu Afyonkarahisar'dan, eski Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer ve eski Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Necat Birinci İstanbul'dan, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cemal Taşar Bitlis'ten, Başbakanlık Etik Kurulu Başkanı Mehmet Sağlam Kahramanmaraş'tan AKP milletvekili oldu. Eski Hazine Müsteşarı Faik Öztrak, CHP sıralarından Tekirdağ milletvekili olarak Meclis'e girdi. Katil MHP'li MHP İstanbul Milletvekili olan eski Ülkü Ocakları Başkanı Atilla Kaya, 19 Haziran 1985'te müteahhit Mithat Kalyoncu'yu sol görüşlü olduğu için öldürmekten hükümlü. Kaya hakkında sıkıyönetim mahkemesinin verdiği ve müebbete çevrilen bir idam kararı bulunuyor. 1991'de af yasasıyla serbest kalan Kaya, "Geçmişte eski bir olaydan dolayı 12 Eylül mahkemelerinde yargılandık. Daha sonra memnu hakların iadesini alarak politikaya atıldım. 12 Eylül'de pek çok masum insan mahkum oldu" demişti. Askerler, sporcular, türkücüler, hocalar... Emekli Tümgeneral Erdal Sipahi İzmir, emekli Tuğgeneral Kürşat Atılgan Adana'dan MHP milletvekili oldu. AKP, türkücü ve yapımcı Osman Yağmurdereli ve güreşçi Hamza Yerlikaya'yı Meclis'e soktu. Abdullah Gül'ün oğlunu ABD'de geçirdiği günlerde evinde misafir eden karikatürist Salih Memecan'ın eşi Nursuna Memecan AKP'den milletvekili oldu. Cumhuriyet mitinglerinin organizatörlerinden akademisyen Nur Serter ve Necla Arat da CHP'nin vitrindeki vekilleri olarak ödüllerini aldı. Baykal vitrini kendi çevresi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal için tek teselli, kendisine çok yakın olan isimleri Meclis'e yerleştirmek oldu. 18 yıllık sekreteri Nesrin Baytok'u Ankara 1'inci bölge 4'üncü sıradan, avukatı Şahin Mengü'yü Manisa 1'inci sıradan, doktoru olan ürolog Sacid Yıldız'ı İstanbul 3'üncü bölgeden aday gösteren Baykal bir tek fire verdi. O isim ise İstanbul 1'inci Bölge'den 2007 seçimlerinde 9'uncu sıraya yerleştirdiği oğlu Ataç'ın bacanağı Mustafa Zengin oldu. Ecevit'in tek tesellesi koruması Eski Başbakan Bülent Ecevit'in koruması, DSP kontenjanından CHP İzmir Milletvekili seçilen Recai Birgün, Rahşan Ecevit'in milletvekili seçilmesini, "Bu sonuçlar karşısında tek tesellim" diye karşıladığını aktardı. Diğer yandan 16 çocuklu bağımsız Seyit Eyyüpoğlu, yüzde 6 oyla Şanlıurfa'dan bağımsız seçildi. Eyyüpoğlu, ANAP milletvekili olarak daha önce Meclis'te görev yaparken 19. dönemde 14 çocuğu, 20. dönemde 16 çocuğuyla rekoru elinde bulunduruyordu. |
||
|
||
| 22 Temmuz seçimleri sonrasında milletvekili olmaya hak kazananlar mazbatalarını alıyor. Meclis patronlara teslim. Vekil profilleri ve mesleklerine göre özel sektörden en fazla adayın yer aldığı parti AKP olurken, onu CHP izliyor. MHP'de ise 'devletli' ağırlığı dikkat çekiyor. Yeni Meclis'in profili eskini aratmıyor. Görev yapmaya hazırlanan milletvekillerinin büyük çoğunluğu patronlardan oluşurken, sermayeye hizmette gösterdiği beceri ile göz dolduran bürokratlar da Meclis'teki yerlerini alacak. Lider sultası ile belirlenen milletvekilleri AKP'de Başbakan Erdoğan'ın belediye ekibi ile merkeze ve magazine oynama iddiasının ürünü isimler olarak kendini belli ediyor. CHP'de ise Deniz Baykal'ın yakın çevresinden hemen her ismin Meclis'e girdiği gözleniyor. 70 işadamı işin resmiyeti Seçim tarihi açıklandığında çok sayıda işadamı örgütü yöneticisi ve işadamı milletvekili olmak için partilerle görüşmüş, bazıları listelere girebilirken bazıları da beklentilerini ertelemek zorunda kalmıştı. Siyasi partilerin listesinde yer bulan işadamlarının bir bölümü de kimisi barajı aşamadığı, kimisi de partileri yeterli oy alamadığı için TBMM'ye giremedi. Ancak buna rağmen yeni Meclis'te en fazla temsil edilen meslek gruplarından biri işadamları oldu. 550 milletvekilinden 89'u avukat, 88'i eğitimci, 86'sı mühendis, 70'i ise işadamlarından oluşuyor. Meslek profillerinde, milletvekillerinin yaptıkları iş değil, mezun oldukları okullar göz önünde tutuluyor. Mühendis, eğitimci veya avukat olarak gösterilen isimlerin büyük çoğunluğunun başka işlerle uğraştığı göz önünde tutulduğunda Meclis'te yer alan patron sayısının çok daha yüksek olduğu ortaya çıkıyor. Meclis'e "işadamı" ünvanı ile giren patron vekillerin büyük kısmı AKP'yi tercih ederken, 70 işadamı arasında uzun yıllar iş dünyasının temsilciliğini yapmış isimler de yer alıyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan'ın yanı sıra Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kutbettin Arzu, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mücahit Fındıklı memleketlerinden, İstanbul Ticaret Odası yöneticisi Mahmut Dede Nevşehir, MÜSİAD eski Başkanı Ali Bayramoğlu Rize'den milletvekili seçildi. Meclis'e giren işadamları arasında uzun yıllar Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanlığı yapan Derviş Günday da bulunuyor. Günday Çorum'dan CHP milletvekili seçildi. İzmir Esnaf Birliği Başkanı Mehmet Ali Susam ve Deniz Ticaret Odası Antalya Şube Başkanı Hüsnü Çöllü CHP'yi tercih etti. MHP'yi ise daha çok bürokratlar tercih etti. Ancak büyük kentler ve Anadolu'da MHP listelerinde çok sayıda işadamı yer aldı. |
||