SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: 22 Temmuz sonrası Seçim Yorumları

Sayfa: [ 1 ] 2 3

serdarizm 23.07.2007 15:24:09
Birisi şöyle yazmıştı:
"Bodrum boşaldı. Herkes esas iline, sandığa koştu. İktidar süpürülecek."
Bodrum'dan bakınca öyle görünüyor demek ki...
Daha yüksek kimi yerlerden bakınca da öyle görünüyor olmalı...
Ki, bu ülkeyi bir türlü anlayamadılar.
Ne Ankara tepelerinde, ne İstanbul kulelerinde, ne İzmir Alsancak'ta.
 

 
Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, ama ülkeniz bu.
Halkınız işte böyle.
Ülkenizi sevme iddiasındaysanız böyle de seveceksiniz.
Milletinizi seviyorsanız öyle yarısını filan ayırmayacaksınız.
Bölücülüğe karşıysanız önce siz bölmeyeceksiniz.
Vatansever olduğunuzu söylüyorsanız, vatandaşınızdan nefret etmeyeceksiniz.
Ya da cumhuriyet, demokrasi, halk, millet gibi kavramları bırakacak, koskoca 70 milyonluk bir ülkede kimi adacıkların dışındaki her köşeyi aşağılayacak, altüst edici bir savaş, tepeden inecek bir darbe, iç savaş patlatacak derecede azgın terör ile çılgın bir (milliyetçi yahut ulusalcı) militerfaşist hareketin kitleleri kışkırtmasını bekleyeceksiniz.
Fakat şunu anlamak zorundasınız:
"Çete zaviyesi" nden bakıp memleketin bütününü her iki manasında da "kavramak" mümkün değil.
İstanbul Çağlayan'da yüz binlerce insan toplanıp "demokratik tepki" gösterirken meydanı "Bütün Türkiye" zannedenlere şunu hatırlatmıştık:
"Lakin, Çağlayan'da oturanlar, yaşayanlar, her gün geçim, ayakta kalma, adam yerine konma mücadelesi içindekiler AKP'ye oy verdi, yine verecek."
Diyarbakır'da ancak yüzde 2 oy alabilen bir "Anamuhalefet", bir "cumhuriyet ve halk" partisi, bir "Türkiye partisi" olabilir mi!
 

 
"Bütün Türkiye" de bir tek AKP var...
Bir de diğer partilerin kendi Türkiye'leri, mahalleri, mahalleleri, kıyıları, sahil yolları, "kurtarılmış bölgeleri" var.
AKP sevinebilir ama, bu çok kötü bir tablodur.
AKP'ye kendini de aşmasını gerektiren, "ülkede çimento olabilme" veya "çimentonun harcını bozmama" gibi büyük sorumluluk, diğerlerine ise herhalde ciddi bir utanç yüklemektedir.
Utanan, artık partisinin başına yapışıp kalmaz zaten!
Ağar zaten gitti de, Bahçeli ile Baykal da bu Türkiye'yi okuyamadılar.
Okuyamayan, gider!
İktidarda yıpranması gereken, darbeli matkaplarla kırılmak istenen bir
partinin altında ezildiler.
 

 
Bir de başka bir şey:
İyi muhakeme yapabilen, aklını sağlıklı kullanabilen bir sivil yahut askeri kurmay şunu düşünür... Yani düşünmelidir:
"Olaylara müdahale" o an için belki seyri değiştiriyor ama biraz daha uzun vadede, engellediği sandığı şeye gaz veriyor.
27 Mayıs'tan AP'nin doğuşu, 12 Mart'tan "solcu Ecevit" CHP'sinin ve Erbakan'ın patlayışı, 12 Eylül'den "Sunalp'e rağmen Özal" a kaçış, 28 Şubat'tan AKP'nin ve Erdoğan' ın fırlayışı.
Ders bir değil.
Bir tane daha işte.
"En güvenilir kurum", "en güvenilmez" bulduğu partinin arkasındaki Türkiye'yi anlayamıyor olmalı.
Bu insanları birleştiren bir "çimento", şu veya bu oranda "dindarlık, dincilik" olsa dahi, yüzde 45 ila 50'nin esas çimentosu, "dışlanmak, itilmek, hor görülmek istenenler" in tavrıdır.
Bir şeyi tasvip etmek başka, anlamaya çalışmak bambaşka!
 

 
Tabii bunları anlamak askerlik için yine de şart olmayabilir ama özellikle "solculuk" için şarttır.
Çünkü o yüzde 50'ye yakın oyun içinde, hakiki sol, sosyal, demokrat, özgürlükçü bir partinin oy tabanı da fazlasıyla mevcuttur.
Ama siz anti-demokratik, seçkinci, tepeden inmeci, muhtıracı, çetelere dahi yakın düşmüş bir "solda birlik" filan iddia ederseniz, bir tür "birlik" olursunuz belki, ama "Sol" da değil!
 

 
DTP'ye gelince; artık "Türkiye Meclisi" ndeler.
Oyları düşmüş ama önemli bir siyasi temsil kabiliyeti kazanmış durumdalar.
PKK gölgesinden bağımsızlaşıp "siyaset" yapmalılar!
MHP ise keşke "milliyetçi refleks ve reaksiyon" noktasından, bir "iç savaş ruhu" nun oy bekleyen partisi olmaktan çıksa, Türkiye'nin içini paramparça eden büyük bir sorunun çözümü yolunda tarihi bir siyasi aktör olabilse! CHP de, keşke.
 

 
Seçim tablosuna çok bozulan, köpürenler şunu da düşünmeli:
AKP'ye oy verenler artı bağımsızlar, çoluk çocuk, Türkiye'nin yarısından fazla.
Ya kocaman ülkenizi böyle de sevip (belki) durumu değiştirmek için siyasi, toplumsal mücadele ve sabır göstereceksiniz...
Ya da yarısından fazlasından nefret ettiğiniz bu büyük ülkeyi küçültüp en fazla yüzde 50 seveceksiniz. Ki olmaz öyle şey!
Bir ülkeyi çeşitli harçlardan oluşan çimentolar ayakta tutar; matkaplar deler, sarsar, parçalar.
 
utalu@sabah.com.tr
 
(Sabah)

yolcu78 23.07.2007 16:28:06
SEÇİM SONUÇLARI VE AKP

AKP % 47 oyla 22 Temmuz seçimlerinin galibi oldu.

İktidardaki bir partinin oy oranını artırması yeryüzünde görülen nadir olaylardan biridir. Dini objeleri ve söylemleri ile ön plana çıkan ve örgüt yapısını dindar kesimden alan bir partinin böyle bir sonucu elde etmesine inanmak gerçekten zor. Seçim sonuçlarını; AKP’nin Amerikan yanlısı politikalarının göz ardı edilip, istikrarın devamı ve dinci akımların yükselişi olarak görmek yanılgıya düşmektir. AKP’yi merkez partisi olarak görmek ise daha büyük bir yanılgıdır.

Diğer partilerin, seçim sonuçlarını yüzeysel olarak ele alıp değerlendirme yanlışına düşmemeleri gerekir. Bu üstü kapalı değerlendirmeleri medya yeterince yapmaktadır.   
Esas olan örgütlülük ve depolitizasyon sorunudur.
 
Türkiye’de İmam Hatip Liseleri’nin hızla çoğalması ve 1980 sonrası sol üzerinde oynanan sindirme politikaları ile aşırı dinci militan kadrolar hızla çoğalmıştır. Her yıl İmam Hatip Liseleri militan olmaya aday binlerce genci mezun etmektedir. Bu kadrolar; varoş dediğimiz kesimlerde yaz aylarında sokaklar kuran kursuna giden çocuklar ve kömür+yiyecek+300 YTL politikasıyla  sokak-sokak, ev-ev nüfuz ederek fakir halkın oylarını teslim almışlardır.

Diğer partilerin söz düellosuna girmeleri, örgütlerini yok saymaları sonucunda seçim öncesi toplanamayan oylar, sandık başlarında tamamen hediye edilmiştir. Sandık görevlisi bile bulamayan partilerin yerine AKP her sandığa 5-6 kadro görevlendirerek seçimleri her alanda kendi lehine çevirmeyi başarmıştır.

Bu iktidardan, ABD memnun, AB memnun, yeşil yabancı sermaye memnunken başka bir sonuç beklenemezdi. Medyanın % 70 gibi bir kısmı ellerindeyken sonuç belliydi.

Emeği savunan, işçi köylü haklarını öne çıkaran, işsizliğe çözüm arayan  örgütlerin yok edildiği bir ortamda başka bir sonuç hiç beklenemezdi.

Bu bir bedel sorunudur. Bunun sorumlusu olan liderler ve kadrolar hesabını da elbet ödeyeceklerdir.

Bizlerde bu bozuk ampulle beş yıl daha karanlıkta kalmaya devam edeceğiz gibi gözüküyor.

Muhittin Erden


SEÇİM SONUÇLARI VE  CHP

CHP % 20,9 oyla 22 Temmuz seçimlerinin mağlubu oldu.

Ana muhalefetteki partiler genellikle iktidarın gelecekteki adayıdır. Muhalefete düşmelerinin nedenlerini araştırırlar, programlarını geliştirirler ve örgüt yapılarını sağlamlaştırırlar.

Ana muhalefet partisi CHP ne yaptı. Öncelikle örgütünü partiye küstürdü. Sürekli atamalar ile önseçimleri ortadan kaldırdı. Bir seçim provası olan önseçimler olmayınca seçimin sıcaklığı da yaşanamadı.
Milletvekilleri halkın içine girip oy istemek yerine küskün üyelerden oy istediler.Oysaki üyelerin çalışıp oy istemeleri gerekirken, CHP il ve ilçe örgütlerinde soğuk rüzgarlar esti. Sokaklarda yalnız kalan vekillerin yanı sıra sandık başları da CHP temsilcilerinden yoksun kaldı.
CHP muhalefette kaldığı sürece alternatif programlar geliştiremedi. Yüzeysel söylemlerle seçimlere girildi.

İktidar partisiyle girilen söz düellosu, cumhuriyet mitingleriyle birlikte laiklik gidiyor-şeriat geliyor diye veryansın edilince gerçeklerden uzaklaşıldı. Cumhuriyet mitinglerindeki azınlık, dışarıdaki çoğunluğu göz ardı etti. Halkın gerçek sorunları işsizlik-yoksulluk rafta kaldı.

Oysaki sol bir partinin en önemli özelliği halkla bütünleşmek ve emekten yana tavır koymaktır. Sol partileri iktidara taşıyan işsizlik ve yoksulluğa çözüm arayışlarıdır.

Şimdi Türkiye’nin yeni bir sol cepheye ihtiyacı vardır. Emeği ön plana çıkaracak, işsizliği ve yoksulluğu önleyecek söylemlerle gelen bir cephe.. Şimdi toplumsal muhalefet zamanıdır. Muhalefeti masa başında yapan değil meydanlara taşıyan bir muhalefet zamanıdır.

Şimdi CHP zamanı değil CEPHE zamanıdır. Şimdi CHP’de istifa zamanıdır.
 
Türkiye’de sadece CHP değil, demokratik solda yenilgiye uğramıştır. Ülkemizde solun lokomotifi olan CHP’de yönetim yerini yeni bir yapılanmaya bırakmalıdır.Üyelik yeniden yapılandırılmalıdır. Mahalle çalışma grupları,il ve ilçe komisyonları etkili   kadrolar şeklinde örgütlenmelidir. Parti içi demokrasi tavizsiz olarak devreye sokulmalı, tüm küskün çevreler tekrar geri çağrılmalıdır.

Türkiye’de sol yeni bir sürece girmiştir. CHP yönetimi taşıyamadığı bayrağı devretmek zorundadır. Devretmiyorsa büyük talihsizlik olacaktır. Yeni bir parti, yeni bir oluşum zaman kaybı demektir. Buna rağmen yine,yeniden ne gerekiyorsa o yapılacaktır.

“Bırakın dehşete düşmüş entelektüeller yenildikleri yere bir daha uğramasınlar, biz yenile, yenile yenmesini de öğreneceğiz.” V.I.Lenin

Evet biz yeniden geleceğiz. Bu sefer sokaklardan, meydanlardan doğarak geleceğiz, kimsenin şüphesi olmasın.


Sapiens 23.07.2007 16:34:53
Gozlem konusunda kısırısnız AKP nin ne gibi bir dini soylemi var?
Halkın dininden daha fazlasını soylmedi iktidardayken ama siz ön yargılarınızla paranoyanızla sürekli din din laiklik laiklik dediniz halk baktı ulan  bunlar şu ana dğein ne dinden bahsetti ne laikliğe aykırı davrandı dedi
deniz baykalın yuzune bile bakmadı
halkın dğerlerini goprmezlikten gelemnin sonu
AKP kesinlikle dindar dinci islamcı bir parti değildri
bunu goremedniz
aranzıa aldığınzı dindarları ya başkarına akrşı kullanmak için (erbakanın kanal turkte deniz beyin kanaksı tuncay özkanla muhabbeti ve buna bazner muhabbetelr) yada birilerini kandırıp oy alabilmek için aldınız yaşar nuri öztürk gibi ama ona bile tahammüle demeyip yolladınız


Akşam Hikmet Çetin beyin dedği gibi MHP nin soylemleriyle hareket ettiniz kampanyanızda Mhp söylemi ağır bastı Ve halk dediki madem MHP nin deidkelri doğru oylar ona neden acemi  milliyetciye evreyimki 40 yıllık MHP dururken


dubara oldunuz dubara

birde utanamdan soluz filan diyrosunzu sol mol değilsiniz


Deniz baykal bey bir daha geri dönmemk züere milletvekilliğinden ve başkanlıktan istifa etmeli
hatta şeysel adalrına filan gitsin

UGraSHAMAN 23.07.2007 16:49:43
 "Bu iktidardan, ABD memnun, AB memnun, yeşil yabancı sermaye memnunken başka bir sonuç beklenemezdi. Medyanın % 70 gibi bir kısmı ellerindeyken sonuç belliydi. "

ya ya şu belli olan sonucu bir de seçimden önce farketsek

Sapiens 23.07.2007 16:52:29
objektif bakamıyoruz hiç bir olaya

asya 23.07.2007 17:11:04
Seçim sonuçlarıyla ilgili bir başlık açmayı düşünüyordum. Yolcu78 benden önce düşünüp davranmış, ellerine sağlık. Smiley

Aynı zamanda yolcu78 ve ekin başta olmak üzere hayal kırıklığı yaşayan tüm arkadaşlara "geçmiş olsun" demek istiyorum. Umarım bu yaşananlar herkese, hepimize yeni ufuklar açar ve değişik açılardan olaylara bakmamıza neden olur. Smiley

ntvmsnbc'ye göre sonuçlar:

AKP          : 340     %46.66   
CHP          : 112     %20.85
MHP          :  71     %14.29
Bağımsızlar :  27      %  5.2


Öncelikle CHP'yi demokrasiye yaptığı katkı nedeniyle kutlamak gerektiğini düşünüyorum. "MHP ya da CHP arasında çok fark yok, AKP olmasın da" söylemleriyle meclise bir partinin daha girmesine, böylece çok sesli bir meclise neden olmuştur. Wink MHP'nin CHP'ye teşekkür etmesi gerekiyor bunun için...

AKP milliyetçi, ulusalcı söylemler ve korkuya yapılmak istenen yatırımlar sonucunda önceki seçimlerde aldığı oy oranının da çok üstünde bir çoğunlukla iktidar partisi oldu. Seçim öncesinde halkın sağduyusuna övgüler yağdıranlar, nasıl olduysa bir gün içinde halkı aptal olmakla suçlamaya başladılar.

Kendi düşüncelerinin aksini düşünenleri, paranoyaklıktan dem vuranları "vatan haini" ilan edenler, şimdi, korku politikalarına alet edilmediği için neredeyse halkın yarısını "vatan haini aptallar" olarak mı görecekler?

Seçim öncesinde CHP'nin örgütsel durumu ve programının yetersiz olduğu yolunda eleştiri yapanların haklı olduklarını şimdi CHP'liler de görüyorlar ama geçmiş olsun! Başka bahara... Zaten her seçim sonrasında bu özeleştiriler yapılır ve ardından unutulur, değişen bir şey olmaz.

İktidar partisiyle girilen söz düellosu, cumhuriyet mitingleriyle birlikte laiklik gidiyor-şeriat geliyor diye veryansın edilince gerçeklerden uzaklaşıldı. Cumhuriyet mitinglerindeki azınlık, dışarıdaki çoğunluğu göz ardı etti. Halkın gerçek sorunları işsizlik-yoksulluk rafta kaldı.

Oysaki sol bir partinin en önemli özelliği halkla bütünleşmek ve emekten yana tavır koymaktır. Sol partileri iktidara taşıyan işsizlik ve yoksulluğa çözüm arayışlarıdır.

Bakın bu sözler sanal ortamda ya da gerçek yaşamımızda dilimize yerleşmişti ve bunu CHP'lilere anlatamıyorduk. N'oldu şimdi?

Daha fazla konuşmaya gerek var mı? Düşene bir tekme vurmanın toplumsal ahlakımıza aykırılığı nedeniyle aklımdan geçenleri yazmaktan kendimi alıkoyuyorum ama öfkeliyim dostlar... Aymazlıklar beni öfkelendiriyor. Bazı şeyleri bir türlü anlatamamanın sıkıntısını ve anlaşılamamanın yalnızlığını hissediyorum. Hem onlar adına hem de kendim için üzülüyorum... Sad


anka 23.07.2007 17:50:34
"türkiyede solun bitmesi sevindirici bi şey "

bu ne demekki? solla chp ne alaka?

Sapiens 23.07.2007 18:20:07
sanki sağ başarılı oy kazandı  mı sağ dp birleşme işine grimeseydi MHP şimid ağlıyanlar arasında olurdu


AKP nin sağ veya sol olduğu tartışılır merkez  liğide
dün akşam ali saydam bey dedi sanırım
dünya üzerinde ldieri giince oy kazancak tek parti CHP araştrımışlar da söylemişler

BUDHA 23.07.2007 18:22:59
Halkımızın muhteşem sağduyusu, korku siyaseti yapan darbecileri yine hezimete uğrattı.

''Tehlikenin farkında mısınız'' Ne tehlikesi yavvvvv,asıl tehlike böyle diyerek bölücülük yapmaktır.

Cumhuriyet mitingleriyle verilen mesaj şuydu: Bizim gibi düşünmeyenler vatan hainidir.

Şimdi de Onur öymen halkın akparti tercihini rasyonel bulmuyor,ve halkı küçümsüyor.

Herşeyin en doğrusun halk değil Chp'liler bilir.

Bu halka tepeden bakın bakalım siz Smiley





Sapiens 24.07.2007 10:15:16
Deniz baykal istifa etsin diyordum şimdi geliştiridm bunu tüm chpliler istifa etmeli yerlerin halka inebilen ,paranoyak olmayan ,ülkesindkei hiç bir etnik ve inanç grubuna öcü gibi bakmıyan
halkının faydasına olacak herşey için var olan
halkının zararına olcak herşeye karşı çıkabilcek kadrolar olmalı sadce halkının mı değil tabii dünya içinde aynı

anka 24.07.2007 11:11:31
Bu seçim sonuçları halkın ülkede bir "rejim tehlikesi" olduğuna asla inanmadığını da göstermiştir.Çünkü laik-Atatürkçü rejimin en büyük bekçisi görülen CHP %20 de kalmıştır.
Seçim öncesi TSK nın, sivil toplum kuruluşlarının, kanaltürk, cumhuriyet vs gibi.. bir yığın kesimin dolduruşuna rağmen halkın sadece %20 si buna inanmıştır.

Kaldıki CHP ye oy veren herkes de "rejim tehlikesi" olduğuna inandığından oy vermedi.
Osmanlıcı olmayan Milliyetçi kesim de seçeneksizlikten CHPye verdi.

Halk, Türkiyede rejim tehlikesi hissetmiyor bu kanıtlanmıştır.

Sapiens 24.07.2007 11:13:24
ve halada suçu kendi bakışlarında görmüyorlar halka laf ediyorlar

asya 24.07.2007 11:34:16
'Mağrur olma...'    (Murat Belge)


Yalnız Türkiye'de değil, dünyada da pek sık olmayan bir şey oldu: beş yıldır iktidarda oturan bir parti oy kaybetmediği gibi, oyunu
'spektaküler', 'sansasyonel' gibi birtakım kelimelerle niteleyebileceğimiz bir biçimde artırdı. Siyaset hayatında sık görülmeyen bu olayı AKP'nin kendisinden çok, sözgelişi 'muhtıra' vererek var olan güçlere borçluyuz.
Bu, birçoklarının ve bu arada benim gazetemin dediği gibi, 'halkın muhtırası', 'toplumun muhtırası' oldu. Halk, 'muhtıra' verecek oldu mu, böyle veriyor.
Böylece, Türkiye toplumu, 'faşizm' yönünde yürümek istemediğini olabileceği kadar açık bir biçimde beyan etti. Etti ama, yalnız CHP ve MHP'ye verilmiş oyları hesaba katarsak, ortada yüzde 35'e yaklaşan bir oran var (Yazıcıoğlu vb. buna eklenecek); bu da azımsanır bir oran değil. Gene de, bilinçli şekilde 'faşizme' verilen oyun yüzde 20'nin üstüne çıkacağını sanmıyorum. Bu topluma 'faşizm'den başka bir şey verilmediğine göre, bunun ancak bu kadar kabul görmesi, bence Türkiye hesabına çok olumlu şeyler anlatıyor. Bu, benim için şaşırtıcı değil. Halkın büyük çoğunluğunun böyle davrandığını bildiğim için bu topluma bu kadar bağlıyım.
Bu toplum, 'seçim' yapabilme imkânı bulduğu zaman, hep doğru seçimi yaptı: 1950'de, 1973'te, 1983'te ve şimdi. Büyük nüfus artışına, 80'lerin ideolojisiyle yetiştirilen kuşaklara rağmen, bugün de en doğrusunu buldu. Toplumlar böyledir: uzun vadede yanılmazlar; doğrunun ve eğrinin uzun vadede en sağlam hakemi, toplum'dur. Lincoln'un dediği gibi, bütün halkın bir kısmını her zaman, halkın bütününü bir zaman yanıltabilir, kandırabilirsiniz; ama bütün halkı her zaman kandıramazsınız -medyalarınız ve daha bilmem ne imkânlarınız olsa da.
Seçim böyle sonuçlandı ve seçimin galibi Tayyip Erdoğan da böyle bir olaydan sonra yapılacak en doğru konuşmayı yaptı. 'Zafer kazanmış komutan' havalarına girmeden, girmenin yanlışlığı konusunda yandaşlarını uyararak, demokrasinin olmazsa olmaz 'konuşarak uzlaşma' ilkesi üstünde durdu.
Toplumun neredeyse yarısı, 'AKP'li' olduğu, AKP'yi her şeyiyle benimsediği için değil, ama demokrasiden yana ve muhtıralara karşı olduğu için oyunu AKP'ye verdi. Bunun herkesten önce AKP'nin böyle anlaması gerekli ve Erdoğan bu ilk konuşmasında bunu anladığını gösterdi.
Tepedeki olgunluk, tabanda aynı şekilde yansımaz. Bu AKP'ye değil, Türkiye'ye, daha doğrusu genel insanlığa özgü bir durumdur. Bu seçim sonucuna bakıp kendi 'içkili mekânları kent dışına sürme' projesinin toplum tarafından onaylandığı kanısına varacak kişiler çıkacaktır (zaten çıkmıştı da). 'Tepe'dekilerin bu gibi durumlara karşı çok ihtiyatlı olma alışkanlığını edinmeleri gerekiyor. Türkiye'nin bundan böyle demokrasiye doğru sağlıklı bir biçimde yürümesi ve 'normal' ('çete'siz, 'muhtıra'sız vb.) bir toplum olması bu türden dikkatlere bağlı. Türkiye'nin 'normal' bir toplum olması ise bütün dünya için son derece önemli bir olay olma potansiyelini taşıyor.
23 Temmuz 2007 sabahında, Türkiye'de, söylenecek çok şey var. Ama şimdi bunları söyleyecek bol bol zaman bulacağımızı umuyorum. Onun için, gelenekçi AKP'ye, geleneksel bilgeliğin 'mağrur olma...' uyarısıyla bitireyim. Her şey bununla başlayacak çünkü.

depresif 25.07.2007 09:32:55
partili siyasi yaşama geçilen 1946’dan bu yana yapılan genel seçimlerde toplam 47 bağımsız milletvekili Meclis’e girmişti. Meclis’e en çok bağımsız milletvekilinin girdiği seçim ise 1969 seçimleri olmuştu. TİP’in katılmadığı 1969 yılındaki seçimlerde, 13 TİP’li bağımsız milletvekili olarak Meclis’e girmişti. Bu seçimlerde DTP de aynı yöntemi izledi. Eski DTP Genel Başkanı ve Mardin bağımsız milletvekili adayı Ahmet Türk, CNN Türk’e yaptığı değerlendirmede "AKP’nin birçok yerde çok yüksek oy alması, bizim hesaplarımızı altüst etti. AKP çok yüksek oy almasa Meclis’e 30’un üstünde milletvekili sokacaktık" diye konuştu. "Türkiye’nin demokratikleşmesine katkıda bulunmak üzere parlamentoya gideceğiz" diyen Türk, "İstediğimiz çatışma ve şiddet kültürünü ortadan kaldırmaktır. Barış ve demokrasiye katkı için Meclis’e giriyoruz" ifadesini kullandı.
Leyla Zana’nın 20 Temmuz’da yaptığı "Türkiye’nin eyaletlere bölünme zamanı gelmiştir" açıklamasını da değerlendiren Türk şunları söyledi: "Bizim niyetimiz bu. Çalışmalarımız bu yönde. Bu söylediklerimizin gerçekleşmesi için hükümetin de, devletin de iyi niyetli olması lazım, demokratik sivil örgütlerin harekete geçirilmesi gerekmektedir" dedi. Cumhurbaşkanlığı oylamasında Meclis’te bulunup bulunmayacaklarının sorulması üzerine Türk, "Aday kim olacak? Koşullar ne olacak? Buradaki gelişmeleri izlememiz gerekiyor. Zamanı geldiğinde bunu değerlendiririz grubumuzla. Bizim hiçbir pazarlığımız yok, bizim pazarlığımız demokrasi" dedi.
’Bin Umut Adayları’ 3. Bölge Sorumlusu Ferhat Tagay, bağımsız milletvekili adayı ve Gebze M Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Sebahat Tuncel’in TBMM’ye gireceğinin kesinleştiğini söyledi. Tagay, sonuçlara göre, 3. bölgede dördüncü sırada olduklarını belirterek, "Sebahat Tuncel’i rekor bir oyla Meclis’e taşıyoruz" dedi.
Sandıkların açılmasının ardından DTP Genel Merkezi’nde açıklamalarda bulunan DTP Eş Başkan Yardımcısı Selma Irmak da sonuçları "Türkiye demokrasi tarihinde bir milat" olarak niteledi: "’Bin umut adayları’ Türkiye’nin demokratikleşmesi için Meclis’e gidiyorlar. Maalesef kimi yerlerde antidemokratik uygulamalarla karşılaştık. Ancak halkımız sağduyusunu korudu, provokasyonlara gelmeden seçimi atlattı. Vermesi gereken cevabı sandıkta verdi." DTP’nin desteklediği bağımsız adayların Meclis’e girme haberleri Genel Merkez’e geldikçe partililer tarafından sevinçle karşılandı.


Diyarbakır’da gösteri
Diyarbakır’daki parti binası önünde toplanan DTP’liler zılgıtlar, "Biji aşiti" (Yaşasın barış) sloganları, havai fişekler ve Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çektiler. Bina önüne gelen parti yöneticileri Öcalan lehine slogan atan göstericileri sağduyuya davet etti. Konuşmalardan sonra bazı partililer dağılırken, bazı DTP’liler ise caddelerde yürüyüş yapmak istedi. Ofis semtine gelen ve yasadışı sloganlar atan bazı DTP’liler önlem alan güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Güvenlik güçleri kentte aldığı sıkı güvenlik önlemlerini sabaha kadar sürdürdü.


Türk: AK Parti hesaplarımızı bozdu

DTP lideri ve Bağımsız milletvekili Ahmet Türk, Türk, ’Meclis’te grup kuracak orana ulaştık, ancak 30 milletvekili bekliyorduk, AK Parti’nin başarısı hesaplarımızı alt üst etti’ dedi.

alıntı..

25.07.2007 09:48:44

'Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim.'



Sayfa: [ 1 ] 2 3