|
||
| birin cevabini diger konuda vardim zaten. kopyalama yapmadan hemde. 2- bu yazinin yanlis yeri nerde? hangi dusuncesine katilmiyorsun? kopyailyorsun madem once bir oku. 3- Masonlarin gizli orgut oldugu konusuna cevap vereyim once. gizli orgutun analmina bak once bi. gizli orgut demek, uyeleri bilinmeyen, amaclari ve toplandiklari yerleri bilinmeyen ve yasadisi olan seydir. Masonlarin uyeleri tek tek devlet trafindan biliniyor. halka soylenmiyor sadece. senin gibi kafalar anlayamayacagi icin. Kabala nedir onuda arastir biraz. sadece oyle yazi kopyalamakla olmuyor beyfendi... hemen hemen dunya uzerindeki her dinde kabaladan alintilar ve benzerlikler vardir. kabala kendisi bir din sayilmaz. felsefi bir dusuncedir. kabalist dusunceler yahudlikten bile once oldugu icin oncelikle yahudilige sonra hiristiyanliga ve en son muslumanliga karismis, her dinde etkileri olmustur. yani Masonlukta kabala var o yuzden Masonalr yahudi yada yahudi kokenli diyemezsin. ya hakkaten ben ne ugrsiyorum ki haruna cevap vermekle... amacim harun olsa zaten gider dini sitelerde yazardim... amacim; senin cehaletini, kopyacilik mantigiyla okuamdan herseyi kopyalayarak bilgisiz biri oldugunu gostermek. kendimin bilgisini ovme pesinde degilim. senin sifir olmani gostermek istiyordum ama kendi cumlen bile yokki cevap vereyim sana... o yuzden bosver polat alemdar. buyudugun zaman yazarim sana bisiler. harunla devlet bile ugrasmaktan bikti benmi zamanimi harcayacam. |
||
|
||
| harun yahya bu kadar araştırmış yazmış çizmiş ve demiş ki masonlar inançsızdır. halbuki masonların büyük bir kısmı inançlıdır. bunu her yerde söylüyorlar. bunu harun yahya nın bilmemesi mümkün değil. bildiği halde aksini söylüyor ve bu konuda hassas çevreleri bu insanlara karşı yönlendiriyorsa altında bir kasıt aramak gerekir. harun yahya nın gerçek amacını gerçekten çok merak ediyorum. |
||
|
||
Localarda konusulmasi yasak olan sadece 2 konu vardir. 1- Din 2- Siyaset Masonlara sor. Ben Bilmem. hem bunlar konuşulur ,hemde ben bilmem diyorsun bu bir mantık aczi olmuyorsa ne oluyor? ayrıca basın bile masonları bilmez diyorsun ama basının içerisindeki masonları gözardı ediyorsun!
|
||
|
||
| Bak arkadasim. Benim bildiklerim, arastirip, bulduklarimla sinirli. Masonlar hakkinda dogru bilgiyi bulmak (eger hakkaten isterseniz) cok zor birsey degil. Bu yuzden bildigim ve hala bilemedigim seyler var. Basinin icindeki Masonlar konusunda hakli olabilirsin ama. Sonucta basinda bir kameraman Mason degildir. Yoneticiler Masondur. Onlarda Masonlugu basindan olabildigince uzak tuttuklarina gore. Demekki Basin Masonlukla ilgili pek birsey bilmiyor. Kisisel bilgiler onemli degil. Bilselerdi, Mason ayinlari diye sacma sapan bir goruntu kaydini yayinlamazlardi
|
||
|
||
| Masonluğun köklerini Çin'den Ortadoğu'ya, Eski Yunan'dan Şaman rahiplerine, eski Mısır'dan Avrupa'nın şövalye tarikatlarına kadar dünyanın çeşitli yer ve topluluklarına dayandırmak mümkündür, zira Masonik ritüellere bakıldığında ise bu kadim öğretilerin tamamının etkileri görülebilmektedir. Fakat Masonluğun çok uzun yıllar boyunca çalışmalarını büyük bir gizlilik içinde sürdürmesi ve 1390'da Regius el yazmasına kadar hiçbir kayıt tutmamaları sebebiyle, asıl kökeni hakkında net ve kesin bir yargıya henüz varılabilmiş değildir. Tüm dünyadaki Masonlar köklerini M.Ö 10. yüzyılda yapılmış olan Süleyman Mabedi işçilerine dayandırsalar da, bu işçilerin de önceden bu işi yaptıkları ve oraya hep birlikte gittiklerinin bilinmesi, kökenleri daha eskiye taşımaktadır. Kabala veya Kabbala, Tanah'ın mistik bir şekilde yorumlanışı esasına dayalı antik Yahudi öğretisi.İlk başta sözlü olarak ve ezoterik metodlarla (şifreleme dahil) muhafaza edilmiştir. Orta Çağ'da zirvesine ulaşmıştır. Hasidizm'de önemli bir yer tutar. |
||
|
||
| masonların bir inançı yoktur sadece seni icine cekmek için inançlı görünür. | ||
|
||
| Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası bünyesinde 1993 yılında burs kurumu oluşturuldu. Burs kurumu; Atatürk ilkelerine bağlı, laik görüş ve düşüncelerle donatılmış, çağdaş, aydın gençliğimizin toplumumuza kazandırılması yönünde hizmet veriyor. Kurum, üniversite öğrencilerine eğitim desteği sağlıyor. Amacları; mümkün olduğunca çok sayıda ihtiyaç sahibi öğrenciye ulaşıp, destek olabilmek. Bursiyer öğrencileri titiz incelemeler ve mülakatların ardından belirleniyor. 2004 yılında 353 öğrenciye burs sağlandı. Ayrıca Localar’ın kendi bünyelerinde 156 öğrenci okutuldu. 2005 yılı için 1200 öğrenci değerlendirmeye tabii tutuldu ve 200 öğrenci ile mülakat yapıldı. Ankara Vadisi’nde Burs Komisyonu ve Hemşireler’in katkısıyla okutulan öğrenci sayısı 44. İzmir’de ise sayı 71’i buldu. Böylelikle her üç Vadi’de faaliyette bulunan Komisyonlar’ın katkısıyla toplam bursiyer sayımız 624 oldu. Hedefimiz bu rakamı in kısa sürede yukarı çekmek. Komisyonu her ayın ilk Pazar günü bursiyerlerimizle toplantılar düzenliyor. Bu toplantılarda öğrencilerin sağlık, staj gibi sorunlarına çareler arıyor ve onların talepleri doğrultusunda konferanslar gerçekleştiriyor. -------------------------------------------------------------------------------- aralarına girebilmek için 21 yaşını doldurmuş olmanız ve başka bir üyesi tarafından bir şekilde davet edilmeniz gerekmektedir. siz değil onlar sizi bulur. teklif ederler, kabul edip etmemek sizin elinizdedir. sanıldığının aksine mason loca üyeleri; lions, rotary gibi klüplerden seçilmezler... -------------------------------------------------------------------------------- soyadlarında genelde er takısı bulunur. çocukları yoktur. (istisnalar kaideyi bozmaz. gizli bir cemiyet değildir. tüm üyeleri bilinir. içlerinde yahudi veya yahudi dönmesi yok Spekülatif Masonluğun İngiltere de 1717 yılında kurulmasından çok kısa bir süre sonra, 1721 yılında, İstanbulda Fransız Masonları tarafından ilk loca kurulmuş olmakla beraber, Türkiye Büyük Locasının 1909 yılında, Meşrutiyetin ilanından sonra ancak kurulabilmiş olmasıyla, bu tarihe kadar olan devirdeki masonluk eylemleri genellikle dış kaynaklı belgelerden öğrenilmektedir. 1738 yılında İstanbulda, İzmirde ve Halepte Mason localarının açıldığı haberi St. James Evening Post adlı bir Londra gazetesinin 24 Mayıs 1738 tarihli nühasında yazılmaktadır. Osmanlı toprakları üzerinde adı bilinen ilk loca ise 1748 yılında Halepte kurulan , İskoçya Büyük Locasına bağlı, İskenderun Locasıdır. İlk Türk Masonları ise Yirmisekiz Çelebizade Sait Çelebi, İbrahim Müteferrika ve Humbaracı Ahmet Paşa dır. Koca Mustafa Reşit Paşa gibi, önemli devlet adamları ve aydınların bu localara girdiği loca arşivlerinden öğrenilmektedir. İstanbul da kurulan localar; 1861 yılında Ser Locası, 1867 yılında Prootos ve Etoile du Bosphore Localarıdır. Sultan V. Murad, Şehzade Nurettin Efendi, Şehzade Selahattin Efendi, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Şeyhülislam İzzettin Efendi, Şeyhülislam Hayri Efendi, Müderris Mahmut Esad Efendi, Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa, Sadrazam Mithat Paşa, Sadrazam Ahmet Vefik Paşa, Sadrazam Tunuslu Hayrettin Paşa, Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa, Berlin Büyük Elçisi Sadullah Paşa, Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal Prootos üyeleridir. Bu devirde İstanbul da kurulan Mason Locaları aydınların barınağı olmuş ve buralarda yetişen Masonlar Meşrutiyetin kurulmasını düşünsel ve eylemsel yönlerden etkilemişlerdir. Abdülhamit, Sultan V. Murad'ın mason olması nedeniyle, ilk devirlerinde masonların eylemlerine pek karışamamış, fakat V. Muratın ölümünden sonra tutumunu sertleştirmiştir. Bu olaya bağlı olarak 1905 yılından itibaren localar İstanbul dışında ve özellikle Makedonya'da (Selanik) açılmaya başlamıştır. Makedonya'da kurulan locaların en önemlileri İtalyan Obediyansına bağlı �Macedonia Risorta ve Veritas Localarıdır. Bu iki locanın üyeleri arasında önemli siyaset, devlet adamları ve Komutanlar vardır. Kazım Özalp Paşa, Sadrazam Mehmet Talat Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Mehmet Cavit Bey, Manyasizade Refik Bey, Kazım Nami Duru, Bahriye Nazırı Cemal Paşa, Faik Süleyman Paşa, İsmail Canbulat Bey, Hoca Fehmi Efendi, Osman Adil Bey; Mehmet Servet Bey, Fazlı Necip Bey ve Emanuel Karasu Efendi bu locaların üyelerindendirler. Bu tarihe kadar ülkede toplam 23 loca kurulmuştur. Birinci ve İkinci Meşrutiyetin , Jön Türklerin, İttihat ve Terakki Cemiyetinin kurulması ve eylemleri bu kişilerin gayretiyledir. Aynı zamanda İttihat ve Terakki yöneticileri olan bu kadro, İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, Osmanlı İmparatorluğunda Milli Masonluğu kurmak için harekete geçmişlerdir. Türkiye Büyük Locasının kurulması işlemi sırasında İstanbul�daki Selimiye Süvari Fırkası Komutanı Prens Aziz Hasan Paşa, Maliye Bakanı Mehmet Cavit Bey, Mehmet Talat Sai Paşa, Mithat Şükrü Bleda, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Fuat Hulusi Demirelli, Faik Süleyman Paşa, Jandarma Genel Komutanı Galip Bey, Hüseyin Cahit Yalçın kurucular arasındadır. 1 Ağustos 1909 günü �Maşrıkı Azamı Osmani� adı altında ilk Türkiye Büyük Locası kuruldu. Büyük Üstadlığa Mehmet Talat Sait Paşa ve yönetime Jandarma Genel Komutanı Galip Paşa, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Osman Talat Bey seçildiler. 1923 de Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, ülkenin yabancıların işgali ve etkilerinden kurtulması sonucu, Masonlukta yeni bir ulusallık anlayışı ve bilinçlenme başlar ve bünyesini Atatürk devrimleri ve ilkelerine öz ve biçim olarak uyarlar. Türkiye Büyük Locasının o zamanki ismi olan Maşrıkı Azamı Osmani adı Türkiye Büyük Maşrıkı olarak değiştirilir. Atatürkün Cumhuriyetçi kadrosunda görev alanların büyük bölümü Masondur. Bir bakıma yönetim ve devrimlerin gerçekleştirilmesi Masonlara emanet edilmiştir. Fethi Okyar, Rauf Orbay, Refet Bele Paşa, Ali İhsan Sabis Paşa, Meclis Başkanı Kazım Özalp Paşa, Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Başbakan Hasan Saka, İçişleri Bakanları Şükrü Kaya ve Mehmet Cemil Ubaydın, Dışişleri Bakanları Bekir Sami Kunduh ve Tevfik Rüştü Aras, Sağlık Bakanları Rıza Nur, Adnan Adıvar, Refik Saydam, Behçet Uz, Milli Eğitim Bakanları Reşit Galip, Hasan Ali Yücel, Ekonomi Bakanı Sırrı Bellioğlu, Milletvekilleri Cevat Abbas, Atıf Bey, Edip Servet Tör, Yunus Nadi, Reşit Saffet Atabinen, Memduh Şevket Esendal, Hilmi Uran, Tevfik Fikret Sılay, Ahmet Ağaoğlu, Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ve Belediye Başkanı Süleyman Asaf İlbay, İstanbul Valileri Muittin Üstündağ, Lütfü Kırdar, Danıştay Başkanı Mustafa Reşat Mimaroğlu, Jandarma Genel Komutanı Galip Paşa, İstiklal Mahkemesi Başkanı Necip Ali Küçüka, Amiral Mehmet Ali Paşa Atatürk�ün çevresinde ülkeye hizmet etmiş Masonlardır. Cumhuriyet döneminde Dernekler Kanunu gereği Masonluk kurumları birer dernek statüsüne sokulmuştur. 1927 yılında Türkiye Büyük Locasının resmi statüsünü içeren derneğe Tekamülü Fikri Cemiyeti� adı verilmiş ve bu ad 1929 yılında Türk Yükseltme Cemiyeti� şekline değiştirilmiştir. 1935 yılında Türk Yükseltme Cemiyeti adı altında dernek statüsünde çalışan Türkiye Büyük Locası kendi çalışmalarını bizzat kendisi tatil etmiştir. Ülkede oluşan siyasal ve sosyal ortam göz önüne alınarak, Türk Ocakları, Kadınları Himaye Cemiyeti, Muallimler Derneği, İzcilik Teşkilatı gibi kuruluşlar yasayla kapatılmış ve parti denetimi altına alınmıştır. Atatürk, aynı zamanda Mason olan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ile görüşür ve ondan Masonların üst düzey yöneticilerine genel durumu açıklamasını ve yasaya gerek olmadan kendi kendilerini tatil etmeleri mesajını iletmesini ister. Sonunda 10 Ekim 1935 günü Mason yöneticileri tarafından imzalanmış bildirge Anadolu Ajansı tarafından yayınlanır: Mesul ve maruf imzalar altında Ajansımıza verilmiştir. Türk Mason Cemiyeti memleketimizin sosyal tekamülünü ve günden güne artan muazzam terakkilerini dikkate alarak ve Türkiye Cumhuriyetinde hakim olan demokratik ve cidden laik prensiplerin tatbikatından doğan iyilikleri müşahede ederek faaliyetine, bu hususta hiç bir kanun olmaksızın nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketimizin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halk Evlerine teberruu muvafık görmüştür. Ayrıca Şükrü Kaya hükümet adına kamu oyuna yaptığı resmi açıklamada; Türk Masonları kendi ideallerinin hükümetin esas programına dahil olduğunu görerek, kendi teşkilatlarını kendileri fesh etmişlerdir. Hükümetin bu iş üzerinde hiç bir teşebbüsü ve alakası yoktur diyerek durumu belirtmiştir. 1946 yılında yeni Cemiyetler Kanununun yürürlüğe girmesiyle, masonlar da yeniden faaliyete geçerler ve 1948 yılında İstanbul Vilayetine verilen dilekçeyle Türk Mason Derneğini kurarlar. Aynı yıl İzmir ve Ankara şubeleri açılır. Daha sonra, Ankaradaki localar birleşerek 1955 yılında kendi Büyük Localarını kurarlar, İstanbul ve İzmir�deki locaları bu Büyük Locaya katılmaya davet ederler. Aynı yılın sonunda, Merkez Ankara�da olmak üzere Türkiye Büyük Locası kurulur. Böylece Türk Masonluğu, masonluk ilke ve kurallarına aykırı olmayan bir şekilde, loca üyelerinin özgür iradeleriyle, dünyadaki diğer benzerleri gibi kurulmuş olur. Bu tarihten itibaren, Türkiye Büyük Locası kendi obediyansı içinde, kendisine eşit veya üstün bir güç tanımayan tek bir merkezi yönetim şekline gelmiştir. Ancak sorun dünya masonluğu için çözülmüş değildir. Çünkü Büyük Locayı oluşturan Locaların tümü kendiliğinden oluşmamış, Yüksek Şura tarafından kurulmuştur. Türkiyedeki masonlar bu localarda masonluğa kabul edildiklerinden, dünya masonluğuna göre hem localar, hem de Türk masonları mason olarak tanınmazlar. Bu olay, Türk masonluğunun tanınması için masonları 22 yıl daha uğraştıracaktır. Türk Masonluğu bazı yabancı Büyük Localar tarafından tanınmakla beraber, Düzenli Masonluk olarak tanımlanan ve önderliğini İngiltere, İskoçya ve İrlanda Büyük Localarının yaptığı obediyanslar tarafından, kuruluşundaki usulsüzlük nedeniyle tanınmamaktadır. Bu nedenle bu obediyanslarla tanışma ve iyi ilişki kurma çalışmaları başlatılır. Hollanda, A.B.D., Almanya, İsviçre ile tanınma işleminin nasıl olabileceğine değin çalışmalar yapılır. Bu arada Türkiye Yüksek Şurasının tanınma girişimi başarılı olmuştur. A.B.D.nin 1861 yılında tanımış olduğu Osmanlı Yüksek Şurasının devamı olduğu kabul edilerek, patent yenilenmiştir. Bu olayın etkisiyle, 1962 yılında Newyork ve İskoçya Büyük Locaları, Türkiye Büyük Locasını tanıdılar. Türkiye Büyük Locası'nın diğer Büyük Localar tarafından tanınmasını sağlamak için, İskoçya Büyük Locası, Türkiye Büyük Locası için bir Konsekrasyon (Tahsis)Töreni yaptı. Bu törenden sonra, Türkiye Büyük Locasının, yabancı obediyanslar tarafından tanınmasında büyük artış olmuştur. Türkiye Büyük Locasının, İngiltere ve İrlanda Büyük Locaları tarafından tanınma işlemlerinde de sonunda başarıya ulaşılır. İngiltere Büyük locası 1970 tarihinde tanıma işlemini gerçekleştirdi. Bundan 1 ay sonra da İrlanda Büyük Locası Türkiye Büyük Locasını tanıdı. Böylece Türkiye Büyük Locası ile, dünya düzenli Masonluk obediyansları arasındaki tüm engeller ortadan kalkmış oldu. Bu tarihten itibaren Türkiyede Masonluk hızla gelişmeye başlamıştır. 1987�de İsrail�de Türkçe konuşan �Nur" locası, ve 1990�da Almanya-Frankfurt�ta Türkçe konuşan Türkay locası açıldı. Washington �Nur�, Bükreş �Işık�, ve ayrıca 1991�de Bodrum, 1993�de Antalya, 1995de İstanbul-Yakacık, 1995de Eskişehir, 1996da Marmaris, 2004te Adana binaları hizmete sokuldu. Günümüzde Düzenli Türkiye Masonluğunu temsil eden Türkiye Büyük Locası veya Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Derneğidir. İstanbul Kadıköy ve Yakacık, Ankara, İzmir-Alsancak ve Karşıyaka, Bursa, Adana, Antalya , Bodrum, Marmaris ve Eskişehirdeki binalarında çalışan 193 locası ve 13.000 üyesiyle insanlık yolundaki çalışmalarını sürdürmektedir. |
||
|
||
| Masonluk Ve Din Masonluk aleyhinde günümüze kadar yazilan eserlerde, masonlarin "dinsiz" ve "din düsmani" olduklari israrla vurgulanmistir. Masonlar ise her vesileyle bu iddialarini yalanlamis, kendilerinin bütün dinleri kabul ettiklerini, hatta ateist olanlarin masonluga alinmadigini, locaya kabul sirasinda ise üç mukaddes kitabin da bulundurulup yemin töreninin öyle gerçeklestirildigini ifade etmislerdir. Masonlarin din hususundaki görüsleri çesitli basliklar altinda ele alindi. Bu konuda kullandigimiz bütün belgeler ise, sadece kendi dergilerinden ve üstadlarinin kaleme aldiklari eserlerden seçilmis, böylece hiçbir spekülasyona yol açmamaya dikkat edilmistir. "KAİNATIN ULU MİMARI" NE DEMEKTİR? "O halde mabedimizi tetkik edersek, kendimizi tetkik edersek "Kainatin Ulu Mimarina" gideriz. Ve görürüzki, kainatin Ulu Mimari kendimizin içindedir." Mimar Sinan Dergisi Yil; 25 Sayi: 27-28 Sf:40 Gerek inceledigimiz yayin organlarinda, gerekse piyasada yer alan eserlerinde, masonlarin K .·. U.·. M.·. (Kainatin Ulu Mimari) veya Sa.·.Az.·.K.·.(Sani-I Azim-I Kainatin Ulu Yaraticis) sembolleri bahsettikleri bir Kavramlari vardir. Bu sembol bizlere ilk bakista, Islam diniyle sifatlarini ve isimlerini bildigimiz Yaraticimiza, masonlarin da aynen inandiklari intibaini verir. Gerçekte ise masonlarin ilah telakkisi çok farklidir. Inandiklari bu varlığın özelliklerini önce kisaca özetliyelim; Insanlar Kainatin Ulu Mimarina "tabiat", "Kainat", "enerji" gibi isimler vermekte serbesttirler, O ise insanlarla irtibat halinde degildir, peygamberi yoktur mukaddes kitap yollamaz, din göndermez, din gününe sahip degildir, levh-I mahfuzu, cenneti, cehennemi, melek ve seytan yoktur,O bir mefkure (ideal)dir. Adeta felsefi bir kavramdir. Kesin olan bir husu varsa, o da Kainatin Ulu Mimari'nin, Kur'an-I Kerim'le bize kendisini tanitan, Islam akaidindeki sifatlari ile iman ettigimiz Allah cellecelaluhu olmadigidir. "Ölümlü Bilim"in Reddetmediği Mimar: Ilk iktibasi mason üstadlarindan Dr. Selami Isildag'in "Masonluk Bir Ahlak Okuludur" adli kitabindan yaparak "Kainatin Ulu Mimari"ni tanimaya baslayalim; "Bu evrenin bir mimari vardir. Buna Tanri, Allah, Total enerji (Kudreti Külliye) Salt güç (Kudreti mutlaka), Kutsal güç (Kudreti ulviye), Doga, Evren... denilebilmektedir. Bizce bu güç, ulu ve yüce'dir ve "Evrenin Ulu Mimaridir". Inkar edilemez (yadsinama), nitelendirilemez (tavsif edilemez). Olumlu bilim, akil, bilgelik, mantik bunu red edemez... ....Burada bir açiklama yapmak sterim: Olumlu bilim; Doga, toplum ve insana özgü (ait) olaylarin, gözlem (müsahade), inceleme (tetkik), deneme (tecrübe), olaylari çogaltarak, ayni islemleri yineleme (tekrar), sonucu anlatma, tartisma ve elestirmeden ve bilimsel yasalarin bulunmasindan dogar. Bu bilimsel eylemlerden geçmeyen bütün düsünü ve inançlar, bize göre dogmatiktir, bos inanç (batil)dir. Olumlu akil da, olumlu bilimden ve onun sonuçlarindan baska bir sey benimsenmeyen akil (akli selim, sagduyu)dur." Meselenin MADDE çerçevesinde mütalaa edildigi burada daha sarih bir sekilde görülmekte. "Kainatin Ulu Mimari" tabiat kuvvetlerini yaratan degil, aksine bu kuvvetlerden mütesekkil bir güç olarak izah edilmektedir. Bu durumda yaraticiligin (herseyin ilk sebebi olma da diyebiliriz) maddeye verildigi, bunun tabii sonucu olarak Allah (c.c.)a "tabiat" veya "enerji" dendigini görüyoruz. Bu batil inancin materyalist felsefenin kamufle edilmis sekli oldugu söylenebilir. Masonlarin bu inanç paralelinde, materyalizm bir diger tezini de savunduklarini müsahade ediyoruz: Maddenin ezeli ve ebedi (bassiz sonsuz) oldugu iddiasi. Ezeli ve Ebedi Maddenin Doğurduğu "Ulu Mimar" "Allah mefhumunu saf ilim ve akil yolunda alan Masonluk, dinlerin malik olamlari icabeden vasiflari hakkinda da, buna uygun bir görüs tarzina sahiptir. Filhakika mevcut dinlerin hepsine saygi göstermekle beraber, onlarin esas prensiplerinden biri olan "ruhun ölmezligi" inancini, reddetmis. Daha birinci derecesine, herseyin maddeden dogdugunu ve maddeye avdet ettigini, bizden kalacak yegane seyin hakiki mahiyetimiz ve olgunlugumuzun hatirasi oldugunu söylemesi bunun delilidir." Otuzuncu Derece Rituelinin Tetkiki. (Türk Mason Dergisi Gerçek Aeropaji) Dr. Selami Isindag Gün Matbaasi 1966 Sf.54 Masonluga yeni girmis bir sahsin dini görüslerinin daha 1. Dereceden itibaren nasil tashih edilmeye baslandigini görüyoruz. Dine saygi görünüste devam etmekte fakat materyalist egitime de hemen geçilmektedir. Çünkü Masonluk; evrenin ulu mimari mefhumunu, mutlak bilgi, Kemalin son asamasi ve total enerji olarak telakki etmistir. Evrende bulunan herseyin belirli ve ayni atomlardan olustugu ve bunun toplam olarak total enerjiyi meydana getirdigini, gerçekte kaybolusun olmadigini, ancak degisme ve atomlarin dolasimindan söz edilebilecegini ileri sürmekle çagdas bilimsel gerçeklere dayanmistir. Bu gerçekleri kendine prensip, doktrin, ögreti ve iman olarak almistir. Mason dergisi, Sayi:82/5-1971 Sf:20 Maddenin ezeli ve ebedi olmadigi, bir baslangicinin ve sonunun oldugu bütün bilim adamlarinca kabul edilmektedir. "Madde Ezeli Degildir" Bölümünde bu konu izah edilmistir. "Masonluk madde ve kudretin tahaffuzu nazariyesini, kudretin kayip olmayip ancak tehavvül ettigini ve her hadisei hayatiyetinin bir devir oldugunu, Kudertin madde gibi ezeli ve ebedi oldugunu kabul etmis;.. Büyük Sark Ikinci Kanun, Subat 1934 No:14 Sf.21 Sürekli olarak Allah'tan (c.c.) bahseden masonluk, aslinda materyalisttirler. Allah'in varligina inanmazlar. Bu aldatıcı felsefeyi benimseyen masonlar, materyalistlerle ayni görüsleri paylasirlar. "Materyalizm dünyanin ezeli ve ebediligini (öncesiz sonrasizligini), Tanri tarafindan yaratilmis olmadigini ve de zaman ve mekanda sonsuzlugunu kabul eder." Materyalist Felsefe Sözlügü Sosyal Yayinlar Sf:326 "Maddeye dialektik materyalizm tarafindan izafe edilen özelliklerden bir baskasida onun zaman ve mekan içindeki sonsuzlugudur. Bu düsünceye dialektik materyalizmin tam manasiyla bir mevzuasi (kabul edilmis esasi)demek yerindedir." Bugünkü Sovyet Ideolojisi Gusstav A. Wetter Kültür Bakanligi Yay. 233 Sf:54 Marksist ideolojinin yayginlasmasinda önemli bir yeri olan George Plitzer ise bu hususu söyle dile getirmekte: "Iste felsefenin temel sorunu budur. Böyle bir sorunun, soruyu ne sekilde sorarsak soralim, ancak mümkün iki yaniti olabilir. Ya madde (varlik, doga) basi sonu olmayan, sonsuz ilk'tir, - ve ruh (düsünce , bilinç) bundan türemistir. Ya da ruh (düsünce, bilinç) basi sonu olmayan, sonsuz ilk'tir, - ve madde (varlik, doga) bundan türemistir. Iste birinci yanit, felsefi materyalizmin temelini olusturur. Felsefenin Tmel Ilkeleri George Politzer Sol Yayinlari Sf:168 "Kainatin Ulu Mimari" Tabirini Ortaya Atmaktaki Gayeleri Tahmin edilecegi gibi, masonlarin açik bir sekilde Allah'i reddetmeleri tepkilere yol açacak ve yayilmak istedikleri çevrelerden soyutlanmalarina sebep olabilecektir. Bu durumda, kendi tabirleri ile "formüller" ortaya atarak itikada dayali Allah inancini dolayli yoldan reddetmek, masonik çalismalar açisindan daha verimli olmaktadir. Asil maksatlarinin bir kavram kargasasi meydana getirmek oldugu söylenebilir. Dergileinde bu hususu ispatlar mahiyetteki ifadelere rastlamak mümkündür: "Sizler Allah'I, kader, tabiat, kanun, kuvvet gibi zeka ve ruhunuzun temayülüne, inanç ve idrakiniza göre herhangi bir isimle adlandirabilirsiniz" Mimar Sinan 1982- S: 45 Sf:34 "Allah tabiri yerine 'yaratici bir prensip' tabirini ikame ederek herkesin diledigi sekilde izah ve tefsir edebilecegi "Ka.·. U.·. M.·.'rı formülü etrafinda toplanmislardir." Büyük Sark 1934 No:17 Sf:14 YARADILISI REDDETMELERI VE EVRİM İNANCI: Bilimsel hiç bir özelligi olmadigi halde kamuoyunda halen tartismalara neden olan Evrim Teorisi Türkiye'ye ilk defa Masonlar tarafindan sokulmus ve bilimsel bir görünüm verilerek Din aleyhinde kullanilmaya baslanmistir. Konu ile ilgili Mimar Sinan Dergisinin izahi su sekildedir: "Bizde de Osmanli Imparatorlugu sinirlari içinde Ahmet Mithat Efendi'nin (*) 1873 yilinda kendi çikardigi "Dagarcik" dergisinde "Dünyada Insan Zuhuru" adli kisa makalede Lamarck'in "Dönüsüm" teorisine dayanarak insanin maymundan türedigini bildirmesi üzerine Istanbul din bilginlerinin tepkisine yol açti." Mimar Sinan Dergisi Sayi:39, Sf:38 Masonlar Evrim teorisini kabulle yetinmeyip, bunu topluma da yayma ve benimsetmenin en büyük görevlerinden biri oldugunu söyle ifade etmektedirler. "Hepimize düsen en büyük insancil ve Masonik görev, olumlu bilim ve akildan ayrilmamak bunun "Evrimde en iyi ve tek yol oldugunu benimseyerek, bu inancimizi inasnlar arasinda yaymak halki olumlu bilimlerle yetistirmektir." Türk Mason Dergisi Sayi:25-26 Mart 1977, Sf:59 19. yüzyilda en sistemli seklini, DARWIN'in teorisiyle bulan Evrim düsüncesini günümüzde hala bir teori olma vasfini korumaktadir. Darwin'in ileri sürdügü sekliyle kabulünün imkansizligi anlasilinca birçok revizyona maruz kalan evrim teorisi, aleyhindeki bütün ilmi verilere ragmen bir Kanun gibi takdim edilmektedir. Diger bahislerde de görülecegi gibi masonlar, yaratilis mevzuunda Kur'an ayetlerini cephe almislar, körü körüne baglandikalri evrim teorisini kanun gibi ielri sürmüslerdir. Geçersizligi artik ilmen kesinlikle anlasilmis olan hususlari, teorinin lehinde deliller olarak ileri sürebilmislerdir. Masonlarin evrimi savunan izahlari çok afzladir. Bu sebeple meseleye degisik yönleri ile ortay koyan izahlaradn bir kaç örnek vermekle yetinilmistir. (Evrim ile ilgili bilimsel cevaplar EVRIM TEORISI ve GERÇEKLER bölümümde verilecektir.) Teoriyi Kanun Gibi Takdim Gayretleri: "HAYATI OLUSUN VE TEKAMÜL GERÇEKLERININ TEMEL KANUNU: .... Bu görüse göre Lamarck ve Darwin Jeoloji, Paleontoloji, Embriyoloji, Anatomi ve belgelere dayanarak ispat ettiler ki, bütün canli varliklar bir hücreden baslayarak en az yüzmilyon yil süren bir zaman içinde Lamarck'a göre ortama uyarlik ve kalitim; Darwin'e göre de hayat mücadelesi ve istifa ile morfolojik ve fizyolojik bir sürü tekamül basamaklarini asa asa, kaliptan kaliba geçe geçe bugünkü varliklar türeyip gelmistir." Mimar Sinan Mart 1968 S: 5 Sf:26 Modern biyoloji, biomatematik, genetik, paleontoloji, antropoloji vs. bilim dallarindaki son gelismeler Darwin ve Lamarck'in görüslerinin geçersiz oldugunu göstermistir. Evrim teorisinin bir ilim degil, inanç sistemi oldugunu, evrimci Mattews söyle ifade etmektedir. "Evrim düsüncesi Biyoloji'nin bel kemigini teskil eder. Böylece biyoloji yaratilis hususunda özel bir pozisyonu olan ve ispatlanmamis bir teori üzerine bina edilen bir ilimdir. Bu evrim teorisi bir ilim midir, yoksa bir inanç sistemi midir? Bu haliyle evrim teorisi bir ianaç sistemidir. Çünkü delillere degil, kabullere dayanmaktadir. INTRODUCTION TO THE ORIGIN OF SPECIES L. Harriosn Mattews 1971, XI Dine Karsı Darwinizm Hz. Adem aleyhisselamin yaratildigina dair bir ayeti kerimede söyle buyrulmaktadir. "Ey Insanlar, sizleri bir tek sahistan (Hz. Adem'den) yaratan, o sahistan da esini (Havva'yi) vücuda getiren, ikisinden birçok erkeklerle kadinlar üreten Rabbinizden korkun ve günah yapmaktan sakinin." (Nisa Suresi:1) Masonlarin görüsü ise su sekildedir: "Bugün, artik en uygar ülkelerden, en geri kalmislarina kadar tek geçerli bilimsel Kuram Darwin'in ve onun yolunu izleyenlerinkidir. Ama kilisede batmadi, diger dinlerde. Yine dinsel ögreti olarak kutsal kitaplardaki Adem ile Havva efsanesi ögretiliyor" Karl Marx Biyografi Öncü Yayinevi Sf:368:54 Dine Karsı Darwinizm Masonlarin evrim teorisi ile ilgili yazilarini incelerken bir nokta dikkatimizi çekmektedir. Her vesileyle "olumlu bilim" den bahseden bir tip doktoru, nasil olupda sahteligi kitabinin basim tarihinden 13 sene önce anlasilan bir kafatasini evrime bilimsel bir delil olarak gösterilebilmektedir. Gerçekte bilimselligi kendilerine prensip edindikleriniiddia eden masonlar kafatasi sahtekarligi yapan C. Dawson ile ayni sahtekarligi paylasmaktadirlar. masonluğun türkiye'de ortaya çıkışı 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanmaktadır. türkiye'de masonluk tarihi konusunda yapılan ciddi çalışmalarda genellikle 5 dönemden söz edilmektedir. bunların birincisi "1909 yılı öncesi" dönemdir. bu dönem, osmanlı imparatorluğu içerisinde bir takım locaların kurulduğu, ancak özellikle sultan abdulhamid'in sistemli çalışmaları dolayısıyla bunların bir türlü toparlanamadıkları dönemi kapsamaktadır. mason locaları bu dönemde dışa bağımlıdır ve yönetim mekanizmaları da yabancı localar tarafından belirlenmektedir. türk masonluğunun ikinci dönemi "1909-1935 yılları arası"nı kapsar. 31 mart (13 nisan 1909) ayaklanmasının ardından abdulhamid'in tahttan indirilmesi ile başlayan bu dönemde masonlar siyasi iktidarı ele geçirmiştir. yurt dışından yönetilen mason locaları, halktan gelen tepkiyi hafifletmek amacıyla göstermelik olarak ilk kez milli bir kimliğe bürünmüşlerdir. bu dönemin başlarında masonların kontrolündeki ittihat terakki cemiyeti ön plana çıkmıştır. üçüncü dönem "1935-1948 yılları arası" dönem olarak bilinir. 1935 yılında atatürk'ün, kökü dışarıda ve zararlı kuruluşlar olduğunu söyleyerek locaları kapatması üzerine masonluk türkiye'de "uyku" dönemine girmiştir. ancak bu 13 senelik uyku döneminde masonlar faaliyetlerini halkevlerinde sürdürmüşlerdir. türkiye'de masonların örgütlenmeleri "1948-1966 yılları arası"nda yeniden canlanır, ancak masonlar bu dönemde fransız ve iskoç ritleri paralelinde ikiye bölünmüşlerdir. son dönem olarak da kabul edilen ve "1966 yılı ve sonrası"nı kapsayan dönemde masonlar, bölünüp iki farklı çatı altına girdikten sonra, faaliyetlerini sürdürmeye devam ederler. günümüzde de hala bu durum geçerlidir |
||
|
||
| harun yahyamı yazmış bunları. | ||
|
||
| masonların kim olduğunu biliyormusun onu söyle. Masonluk nedir? Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası bunların kim olduğunu biliyormusun. |
||
|
||
masonların bir inançı yoktur sadece seni icine cekmek için inançlı görünür. Yazik. Ne kadar cahilsin. Bari kendi yazdiklarini biraz okusaydin. 2 mesaj altta yazdigin unlu Masonlar listesindeki SEYHULISLAM lari gormedin dimi? tabiki gormedin cunku yazdigin yazilari bile okumuyorsun. Sen beyni oksijenden kesme Ya Rab! Alıntı -------------------------------------------------------------------------------- soyadlarında genelde er takısı bulunur. çocukları yoktur. (istisnalar kaideyi bozmaz. gizli bir cemiyet değildir. tüm üyeleri bilinir. içlerinde yahudi veya yahudi dönmesi yok arkadasim sana oha diyecem ama degermisin emin degilim. adamlar bas bas bagiriyorlar bizim icimizde her dinden her meslekten uye vardir diye. ateistler satanisler Mason olamazlar diye resmen yirtiniyorlar. sen hala oturmus adnan hocacilik oynuyorsun. masonların kim olduğunu biliyormusun onu söyle. Masonluk nedir? Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası bunların kim olduğunu biliyormusun. senin bildigin belli. Bu konularda senin gibilere o kadar cok cevaplar verdimki, hemde icimde azalacaginiza dair o kadar buyuk umutlar vardiki... Artik bize yine susmak duser. |
||