SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyaset Felsefesi

Konu: Masonluk

Sayfa: 1 [ 2 ] 3

deniz 04.02.2007 17:59:14
masonluk siyasi bir hareket değil midir ?

Amon 04.02.2007 18:49:28
Localarda konusulmasi yasak olan sadece 2 konu vardir.
1- Din
2- Siyaset

deniz 04.02.2007 18:50:09
peki neler konuşuluyor Huh

Amon 04.02.2007 19:03:11
Masonlara sor. Ben Bilmem.

...σzαη... 04.02.2007 23:50:51
ya,  bu duvar ustalari ne ayak,onu bilen varsa bi konu acsaniza ....

hamletcim duvarcilar birligi toplantisi mi yoksa bu seninkiler ...cevap vermek zorunda degilsin,beni öldürmeyin sadece,bu bana kâfi ...ben mason da severim fason da ... bana uyar yani ....

torq 07.02.2007 00:49:36
Sevgili Ozan, ben bildiklerimi sana anlatayım, belki hamlet de benim bilemediklerimi tamamlar.

Mason ingilizce taş ustası, duvarcı anlamına geliyor. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir takım taş ustaları varmış. Bunlar ortaçağda çok önemi olan kale ve katedral yapımında çalışırlarmış ama bilgilerini kimseyle paylaşmaz ve bu nedenle özel insanlar olarak kabul edilirlermiş. Kendi çıraklarını da yetiştirmek için özel olarak seçer, sınavdan geçirdikten sonra yapım sırlarını dereceler sistemiyle verirlermiş.

Gel zaman git zaman herkes işin sırrını öğrenmiş ve duvarcı ustaları işsiz kalmış, ama toplantıların yapılma şekli, bilgilerin gizlenmesi yöntemi devam etmiş çünkü bu defa başka bilgilerin gizlenmesi gerekiyormuş. Örneğin bilimsel çalışma yapan bilginler, büyücülükle uğraşanlar, simyacılar  ölmekten bu yöntemle kurtulmuşlar.

Ben işin tarihi kısmıyla ilgilendiğim için başka yönlerini bilemiyorum, umarım yeterli olmuştur.

deniz 11.02.2007 16:12:03
lotary dernekleri ile masonların alakası var mı ?

Amon 11.02.2007 16:20:49
Lotary ilede yok Rotary ilede yok Smiley
Lions larlada yok.
bu kisa cevapti. birde aciklamasini yapayim.

Masonlukta "su su derneklere giremezsiniz" gibi birsey olmadigi icin. insanlar genelde bircok dernegede uye oluyorlar. Rotary ve Lions ta genellikle seckin ve olgun insanlarin katildigi yardimlasma derneklerindendir. Bir cok Mason bu derneklere uyedir. Ama Localar yada Masonluk (genel olarak) bu derneklerle bir isbirligi yada ortakligi yoktur. Ayni yerde yada birlikte calismazlar. Baglari yoktur.
Leo lar yada Sabetaycilarlada bir alakasi yok.

deniz 11.02.2007 16:28:37
lotary dernekleri ile masonların alakası var mı ?

lotary Tongue
teşekkürler.. öenmli bilgilr oldu. çünkü genellikle masonların gizli bir örgüt olduğu ve rotary ve lions türevlerinin bunların legal uzantıları olduğu düşünülür.

ayrıca masonlar gizli değil legal ama kapalı örgütlenmeler anladığım kadarıyla.

Amon 11.02.2007 16:44:42
"Gizli Bir Topluluk idi" ama artik degiller. Orgut lafi genelde yasadisi aktiviteler icin kullaniyor bu lafi bende pek sevmem.

Masonlar kendilerine;
"Biz gizli degiliz. Sadece Uyelerine acik bir topluluguz." diyorlar.
Bir sadece uyelerinin girebildigi bir dernek.
Reklam yapmadiklari, genellikle kendilerini savunmadiklari ve ketumluklarindan dolayi gizli yada kotu olarak dusunuluyor.

denge 22.02.2007 21:30:44
Bilginin suç olduğu dönemlerde masonluk aydınlanma için belki kaçınılmazdı ama şimdi zaten bilgi çağında yaşıyoruz... Bir de masonların tercih ettiği bu giz dolu yöntem hem insanları ürkütüyor, hem de masonları belki haklı davalarında -dertleri sadece aydınlanma ise- haksız duruma düşürüyor bence.
Alıntı
benim sorum gercekten zeki bir soruydu ama.yine cok narin bir konuya parmak bastigimdan dolayi,kendimi tehlikede hissetmiyo da degilim ....
kahretsin,arastirmaci forumculuk kimliginden ödün vermek zorunda birakmayin beni ....Smiley

Ozan ÇOK KOMİKSİN, gerçekten. Smiley

Amon 26.02.2007 22:58:35
Alıntı
Bilginin suç olduğu dönemlerde masonluk aydınlanma için belki kaçınılmazdı ama şimdi zaten bilgi çağında yaşıyoruz... Bir de masonların tercih ettiği bu giz dolu yöntem hem insanları ürkütüyor, hem de masonları belki haklı davalarında -dertleri sadece aydınlanma ise- haksız duruma düşürüyor bence.

Belki guzel bir ornek olmayacak ama;
kendini bir okulun muduru olarak dusun. gidip sen; okulun kagit isleri, para durumu, yakit masrafi, bakanlikla olan iliskileri gibi seyleri ogrencilerine soylermisin? bu elindeki bilgilerden bazilari gizlidir. bazilari gizli degildir. ama ogrencilere bunu soylemene gerek varmi?
soylesen bile; umursamayacak, anlamayacak, anlamak istemeyecek, ilgilenmeyecek, asiri ilgilenip senin islerinin icine girmeye calisacak ve belki tepki gosterip saldiriya gececek olan kisilere bu elindeki bilgileri vermen ne kadar gereklidir? ne kadar dogrudur?
sonucta onlar bir ogrenci, sen ise bir mudursun. onlarin duusncesini ne kadar umursarsinki? ne kadar umursaman gerekirki? onlarin dusuncesine yada herhangi birseyine muhtacmisin?

neden kendini onlara anlatipta, dusuresin? neden yanlis anlasilmalara, saldirilara, dislanmaya vb... seylere yol acasin?


Sanirim bu yuzden gizliler. Masonlar kendilerini mudur olarak goruyorlar diye dusunuyorum. Diger kisileride ogrenci.

torq 18.03.2007 16:52:04
Eğer bu belgeseli izlediysen, masonluk ve öteki grupların çalışmaları, öldürülen kişilerin bu gruplar tarafından yok edilip edilmediği ve masonluk hakkında olumlu ya da olumsuz düşünenlerin açıklamalarına yer verildiğini görmüşsündür. Bu tip belgesellerin izlenmesini teşvik etmek, bazı kurumlar hakkında kulaktan dolma bilgilerin doğru olup olmadığı konusunda insanları aydınlatır ve yukarıda yazılan Adnan Hoca saçmalıklarına inanmaya hazır insanların düşüncelerini etkiler. Kimse doğru kaynağı bulmak için çaba harcamaz, kendisine bilgilerin hazırlanıp sunulmasını bekler. Eğer insanlar kendi istekleriyle gerçeği bulmaya çalışsalardı, zaten bizim uğraşmamıza gerek yoktu, sıfırda yazı yazmanın anlamı da olmazdı.
Düşünen insanların, düşünme özürlü ya da düşünmek için zamanı olmayan insanlara gerçekleri gösterme, onları uyandırma zorunluluğu vardır. İnsanlar ancak birileri kendilerini uyardıklarında kralın çıplak olduğunu söyleme cesaretini bulabilirler. Protestanlığın kurucusu Martin Luther, kendisini afaroz eden Papa'nın afaroz belgesini yakma cesaretini gösterdiği için insanlar onun peşinden gitme cesareti göstermiştir.

POLAT ALEMDAR 30.03.2007 17:06:58

MASONLARIN YANILGILARI



Masonlar amaçlarının "barış, kardeşlik ve insan sevgisi" olduğunu söylerler. Ancak ilk bakışta olumlu gibi duran bu kavramların altında, mason felsefesinin dine olan düşmanlığı gizlenmektedir.

Masonluk, hakkında en çok soru işareti bulunan ve insanların merakını en çok çeken konulardan biridir. Çünkü örgütün çalışmaları gizlidir, gerçek felsefesi ve amaçları hakkında da çok farklı yorumlar yapılmaktadır. Masonlar kendilerini tanıtırken "insan sevgisi, hoşgörü, evrensel kardeşlik, akıl ve bilim yolu" vs. gibi çoğu insanın kulağına hoş gelen kavramlar kullanırlar. Buna karşılık, masonluk çoğu insanın gözünde son derece karanlık bir örgüttür; en temel özelliği ise dinsiz, hatta din karşıtı olmasıdır.

Olayın en ilginç yanı ise, aslında masonların kendilerini tanıtırken kullandıkları kavramlarla, onlar hakkında yaygın olan "dinsizlik" suçlaması arasında pek bir fark olmamasıdır. Bir başka deyişle, masonluğun özü olarak gösterilen "insan sevgisi, hoşgörü, evrensel kardeşlik" gibi kavramlar, zaten örgütün dine karşı bir felsefeye sahip olduğunun üstü kapalı ifadesidirler.

"Peki neden?" diye sorulabilir bu noktada. Çünkü bu kavramların hiç biri gerçekte zararlı gibi görünen kavramlar değildirler. İnsanların birbirlerini sevmeleri, hoşgörülü olmaları, ve buna benzer diğer tüm "Hümanist" kavramlar, çoğu insana ilk başta dine ve vicdana aykırı kavramlar gibi gelmezler. Hatta çoğu insan "zaten din de bu tür ahlaki meziyetleri öğretiyor" şeklinde düşünür.

Oysa önemli olan bu kavramların içlerinin nasıl doldurulduğudur.

Marksizm bu konuda iyi bir örnektir. Marksistler, komünizmi, insanlara barış ve huzur getirecek, toplumdaki tüm sömürüleri, adaletsizlikleri ortadan kaldıracak, herkesin ihtiyacını karşılayıp, fakirleri koruyup gözetecek bir sistem olarak tanıtırlar. Bu tarifin içinde yanlış bir şey de yokmuş gibi gözükür. Ama Marksizmin gerçek mahiyeti, dine olan bakış açısı incelendiğinde ortaya çıkar. Çünkü bu ideolojiye göre üstte tarif edilen "sınıfsız toplum"un önündeki en büyük engel dindir ve bu hedefe ulaşmak için dini yok etmek gerekir.

İşte masonik felsefenin kulağa hoş gelen kavramları da Marksizmin bu süslü kavramları gibidir.

 

"İnsan Sevgisi"nin Masonlara Göre Anlamı

Masonlar her zaman tüm insanların kardeşliğinden, evrensel barıştan, hoşgörüden söz ederler. Tüm insanların birbirlerine karşı sorumlu olduklarını söylerler. Bunlarda bir sorun yoktur; insanlar arasındaki ilişkileri geliştirmeye yönelik sözlerdir. Peki ama insanın Allah'a karşı olan sorumluluğu ne olacaktır? Masonik felsefenin gerçek yüzü, bu soru karşısında ortaya çıkar. Çünkü bu felsefenin sözünü ettiği "insan sevgisi", insanların hepsinin Allah'ın kulu olduğunu bilmekten-ve Yunus Emre'nin dediği gibi "yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevmekten"-kaynaklanan dini bir sevgi değildir. Aksine, tüm insanların güya Yaratıcı olmadan kendi kendilerine bir evrim süreci içinde oluştuklarını iddia eden bir kavramdır. Masonik felfesenin "tüm insanların yardımlaşması" derken kast ettikleri anlayış, insanların dünyada tesadüfen var olmuş bir tür olduklarını ve türlerini devam ettirip geliştirebilmek için birbirlerine destek olmalarını savunan anlayıştır. Bu ise tam anlamıyla Allah'ı inkardır.

Kısaca "hümanizm" olarak tanımlanan ve masonluğun temelini oluşturan bu felsefe, insanların Allah'ı değil, birbirlerini önemsemelerini ve sevmelerini öngörür. Türk mason localarının 1923'de yayınladığı "Meşrik-i Azam İçtimai Zabıtları"nda, bu sapkın felsefe şöyle ifade ediliyor:

"Biz artık Allah'ı hayat gayesi olarak tanımayacağız. Biz bir gaye yarattık. O gaye Allah değil, beşeriyettir"

Bir başka masonik kaynakta ise şöyle denmektedir:

"İptidai cemiyetler, acizdiler, aczleri dolayısıyla etraflarındaki kuvvetleri ve hadiseleri ilahlaştırdılar. Masonizm ise insanı ilahlaştırdı." (55 Selamet Mahfilinde Üç Konferans, s. 51)

Masonluğun temelini oluşturan hümanizmin tanımı, bu felsefenin doğrudan din aleyhtarı bir kimliğe sahip olduğunu gösterir. 20. yüzyıldaki hümanist felsefe akımının öncüsü olan Julian Huxley, Darwin'in evrim teorisini rehber kabul ederek "Evrimsel Hümanizm" adı altında yeni bir din kurmuş ve bunun anlamını da şöyle ifade etmiştir:

"Ben "hümanist" kelimesini kullanırken, insanın, aynı bir bitki ya da hayvan gibi, doğal bir varlık olduğunu kastediyorum. Yani insanın bedeni, zihni ve ruhu, doğa üstü bir güç tarafından yaratılmamış, aksine evrim süreci sonunda oluşmuştur. Dolayısıyla insan, her hangi bir doğa üstü gücün kontrolü ya da yol göstericiliğine değil, sadece kendi varlığına ve kendi gücüne inanmalıdır." (American Humanist Association tarafından dağıtılan tanıtım broşüründen)

Huxley'in yolunu izleyen John Dewey adlı Amerikalı filozof, 1933 yılında bir "Hümanist Manifesto" yayınlamıştır. Manifesto'da vurgulanan temel düşünce, İlahi dinlerin ortadan kaldırılmasının zamanının artık geldiği ve bunlar yerine, insanoğlunun bilimsel ilerleme ve sosyal işbirliğine dayalı yeni bir çağa girmek üzere olduğudur. 1973 yılında yayınlanan II. Hümanist Manifesto'da ise insanlığı tehdit eden sorunlar anlatıldıktan sonra bu felsefenin Allah'ı nasıl inkar ettiği şöyle özetlenir: "Bizi kurtaracak bir Yaratıcı yoktur, kendimizi biz kurtarmalıyız." (American Humanist Association. "Humanist Manifesto II". The Humanist 33 Eylül/Ekim 1973)

İşte masonik felsefenin temelindeki hümanizm de budur. Bu felsefede kulağa hoş gelen tüm süslü sözler de aldatıcıdır. Çünkü Allah'tan yüzçevirildikten sonra "insanlar arasında sevgi, barış, kardeşlik" vs. gibi kavramların bir kıymeti kalmaz. İnsanoğlunun varoluşunun amacı, Kuran'ı Kerim'in "Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım" (Zariyat, 56) ayetinde bildirildiği gibi, Allah'a kulluk etmektir. İnsan bu görevini terk edip Allah'a isyan ettikten sonra hiç bir şekilde kurtuluşa eremez.

Kaldı ki, insan Allah'a iman edip O'nun yoluna uymadıktan sonra, diğer insanları da gerçekten sevemez. Masonların sık sık vurguladıkları "insan sevgisi" bir aldatmacadır; inkara dayalı sistemler insanın ruhundaki kötülükleri körükler ve dolayısıyla sadece kan ve zulüm doğurur. 20. yüzyılda komünizm, faşizm gibi din-dışı ideolojik sistemler ya da bu sistemler arasındaki çatışmalar nedeniyle yüzmilyonlarca insan katledilmiş, milyarlarca insan da baskı ve zulüm görmüştür. Masonların gerçekleştirdiği Fransız İhtilali'nin "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" sloganıyla başlatıldığını, fakat ihtilal boyunca onbinlerce insanın giyotine gönderildiğini hatırlamak gerekir.

 

"Bilim ve Akıl Yolu"nun Anlamı

Masonluk, nasıl "insan sevgisi" kavramını Hümanizm çerçevesine alıp bir inkar aracı haline getirdiyse, "bilimsellik" ve "akılıcılık" kavramlarını da yine din-dışı ve hatta din aleyhtarı bir biçimde yorumlamıştır.

Bir müslüman için bilim Allah'ın yarattığı evreni tanımak ve O'nun yaratışındaki sırları kavramak için kullanılacak bir araçtır. Akılcı düşünce ise, Kuran tarafından emredilen bir ibadet ve bir iman alametidir. Oysa masonik terminolojide bu iki kavramla kast edilenin tamamen farklı şeyler olduğu görülür. Bu düşünceye göre, bilim Allah'ın yarattıkları incelemek için kullanılacak bir araç değildir. Aksine, bilime inanmak ateist olmakla eş anlamlı gibi gösterilmeye çalışılır. Bilim adı altında, Darwinizm gibi aldatmacalar topluma empoze edilir. Aslında bizzat bilim tarafından reddedilen Darwinizm aldatmacasıyla, dine karşı sinsi bir mücadele yürütüyor. Türk masonlarının bir yayın organında, dinsizliği "bilim" maskesi altında yaymanın masonların en büyük görevi olduğu şöyle ifade edilmektedir:

Hepimize düşen en büyük insancıl ve masonik görev, olumlu bilim ve akıldan ayrılmamak, bunun evrimde en iyi ve tek yol olduğunu benimseyerek bu inancımızı insanlar arasında yaymak, halkı olumlu bilimlerle yetiştirmektir.

Ernest Renan'ın şu sözleri çok önemlidir:

"Ancak halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa, dinlerin boş inançları kendi kendine yıkılır." Lessing'in şu sözleri de bu düşünüyü destekler: "İnsanların olumlu bilim ve akıl ile aydınlatılmasıyla bir gün dine gerekseme kalmayacaktır." (Dr. Selami Işındağ. "Olumlu Bilim-Aklın Engelleri ve Masonluk". Mason Dergisi, yıl 24, sayı 25-26 [Aralık 76-Mart 77])

İşte masonluğun dine yaklaşımı budur. Masonların "biz Allah inancı olmayanları aramıza almayız, hepimiz Allah'a inanırız" şeklindeki sözlerinin de sadece bir kamuflaj olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim masonik kaynaklara bakıldığında Allah inancının örgütün içinde aşamalı bir şekilde ortadan kaldırıldığı görülebilir. Bir masonik metinde şöyle denir: " Sizler Allah'ı, kader, tabiat, kanun, kuvvet gibi zeka ve ruhunuzun temayülüne, inanç ve idrakinize göre herhangi bir isimle adlandırabilirsiniz." (Mimar Sinan Dergisi, 1982, Sayı. 45, s.34)

Oysa ki Allah, kaderi de, tabiatı da, kanun, kuvvet ve zekayı da yaratmış olan sonsuz kudret sahibidir. Bu en büyük hakikatten gaflet içinde olan masonluk, kendi gafletini topluma yayma çabası içindedir.

 

Önlüksüz Masonlar

Sonuç olarak denebilir ki, masonik felsefe, insanların Allah'ı inkar etmesini hedeflemekte, ancak bu inkarı, insan sevgisi, bilimsellik, akılcılık gibi süslü sözlerle üstü kapalı bir şekilde yapmak istemektedir.

Bu gerçek fark edildiğinde, masonluğun aslında son derece yaygın ve etkili bir örgüt olduğu da kendiliğinden anlaşılmaktadır. Çünkü sözkonusu inkar yöntemi, toplumun farklı kesimlerinde pek çok insan tarafından ısrarla savunulmaktadır. Dinsizliği savunurken bunu "çağdaşlık", "modernlik" vs. adına yaptıklarını söyleyenler; dinle bilimin çatıştığını iddia edenler; insanın, Kuran'ın yol göstericiliğine gerek olmadan doğruyu bulabileceğini savunanlar, tüm bu insanlar gerçekte birer masondurlar. Bazıları masonların ifadesiyle "önlüklü" masondur, yani mason localarına kayıtlı birer fiili üyedirler. Daha büyük bir kısmı ise "önlüksüz" masondur, yani localara kayıtlı olmasalar, hatta masonluğu tanımasalar da masonik felsefeyi benimsemiş kişilerdir. Onları bulmak içinse uzağa gitmeye gerek yoktur. Gazete sayfalarında ya da televizyon kanallarında biraz gezinmekle yüzlercesine rastlanabilir.

Peki bu masonların-önlüklülerin ve önlüksüzlerin-amaçları nedir?

Basit: Amaçları, tamamen dinsiz bir dünya kurmak ve gerekirse bunun için dindarları tasviye etmektir. Bu amaçla Kuran'da haber verildiği gibi, "gece ve gündüz hileli düzenler kurup" insanlara "Allah'ı inkar etmeyi ve O'na eşler koşmayı emretmekte"dirler. (Sebe Suresi, 33)

Bir masonik metinde masonluğun tüm dünyayı kapsayan bir "Hümanist din" kurma hedefi ve bu amaçla düzenlenen bir tür ayin şöyle ifade edilir:

"Bugün yavaş da olsa, şuuru tam manasıyla tatmin edebilecek tek ve evrensel bir din teşekkül etmektedir... Bu evrensel dine paralel olarak, bir de dünya görüşü ölçüsünde ahlak kurulacaktır...Böyle bir din insanı kainatla birleştirecektir. İşte bu MASONİZM'dir. Bu din gönülden gönüle kurulacaktır. Kurulan bu dinin mabetleri insanlık mabetleri olacaktır. Bu tapınakta okunan ilahiler, bir insanın ruhundan fışkıran müzik eserlerinin en soylusu olan Bethowen'in 9. Senfonisi belki de olacaktır...

Mithra efsanesindeki Boğa'nın eti ve kanı yerine, ekmek yiyerek ve kırmızı şarap eçerek bu doğuşu kutluyoruz. Komünyonun manası olan inanç birliği yapıyoruz burada biz. Yeni bir yılda bu kutsal mücadelemizi şöyle vaftiz edip bitirmek istiyorum. Ekmekten bir parça daha yiyiniz, kardeşlerim, bu dinin misyonerleri olan sizler, ekmeği paylaşan aziz dostlar olsun. Ateş yiyerek bir daha şarabınızdan içiniz kardeşlerim, kan kardeşi olmak için." (Mason Dergisi, Yıl:29, Sayı. 40-41, 1981, sf.105-107)

Açıkça görüldüğü gibi, masonların amacı, dinleri ortadan kaldırarak Hümanist felsefeye dayalı yeni bir dünya, yani tümüyle dinsiz bir dünya var etmektir.

Ancak bilinmelidir ki eğer onların bir planı varsa, kuşkusuz Allah'ın da bir planı vardır. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:

"Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır." (Ali İmran Suresi, 54)
 
 
   
http://www.harunyahya.org/Makaleler/felsefe.html

POLAT ALEMDAR 30.03.2007 17:13:00

MASONLARIN VE DARWINİSTLERİN
KARANLIK İTTİFAKI

Geçtiğimiz ay “Masonluğun Saklanan Yüzü” yazı dizimizin ilk bölümünde, masonlar tarafından gizli tutulan ve kamuoyunda merak uyandıran “Masonluğun temel ilkeleri ve dünya görüşü nedir?”, “Gizli örgütlerle bağlantısı var mıdır?” soruları başta olmak üzere, masonluk hakkındaki önemli soruları yanıtlamıştık.

Yazı dizimizin bu ayki bölümünde ise;

- Atatürk’ün masonluk hakkındaki düşünceleri,
- Masonların din ahlakına karşı gerçekleştirdikleri faaliyetlerin neler olduğu,
- Bilim ve akıl dışı olan evrim teorisini neden destekledikleri

gibi konular yer alıyor. Karanlık yapısı ile son günlerde yeniden gündeme gelen masonluğun gerçek felsefesi ve amaçları saklanan yönleriyle gözler önüne
seriliyor.

1. Atatürk Masonluk Hakkında Ne Düşünüyordu?

Atatürk, “Çocuklarımıza her şeyden evvel Türkiye’ye düşman bütün uluslarla mücadele etmek öğretilmelidir.” demektedir. Mustafa Kemal Atatürk, kökü dışarıda olan bütün kurumlara karşı net bir tavır almıştır. 1935 tarihinde mason localarını kapatmıştır. Dr. M. Kemal Öke, Atatürk’ü masonların tabii reisi göstermek için gayret sarf etmiş, Atatürk bu teklifi reddetmiş ve şöyle demiştir:

“Ben bu cemiyete girmem, ben başkalarının yaptığı prensiplere değil, ancak kendi prensiplerime uyarım.”

Masonlar, 1935 yılında da Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanılan Çankaya Köşkü'nü kovularak terk etmişlerdi. Mason localarının kapatılmak istenmesi üzerine Atatürk'ü ikna etmek için 11 Ocak 1935 tarihinde Cumhurbaşkanlığı konutuna çıkan Mason heyeti, Atatürk'ün büyük tepkisiyle karşılaşmıştı. Dönemin Van Milletvekili İbrahim Arvasi anılarında bu tarihi gerçeği şu şekilde anlatıyor:

‘’Masonların Büyük Üstadı Mim Kemal, Reis-i Cumhur'a hitaben: "Efendimiz biz zaten maiyet-i devletindeyiz fakat siz Meşrik-i Azam'ımız olursanız, bir pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız demiş. Reis-i Cumhur da; peki bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra... Siz Avrupa'da hangi locaya bağlısınız ve mektebinizin ismi nedir?" diye sormuş.

Mason Üstadı Mim Kemal "Biz Cenova'ya tabiyiz ve Reisimiz Barca Mişon'dur" diye cevap verince küplere binen Mustafa Kemal Paşa, "Haydi defolun buradan, cehennem olun gidin. Yahudi uşakları! Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi. Ben sizin gibi bir çift Yahudi'ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye'deki bütün locaları kapatmadığınız takdirde, yarın teşkil edeceğim Divan ı Harb-i Örfi'ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan" diyerek masonları kovdu.’’

İbrahim Arvasi'nin "Tarihi Hakikatler" isimli kitabının 71 ve 72. sayfalarında anlattığına göre; “Atatürk'ten ağır hakaret işiterek kovulan masonlar, o gece adeta yıldırım hızıyla durumu İzmir, İstanbul ve Adana'daki localara bildirirler. Sabah olmadan Türkiye'deki bütün locaların kapanma kararlarını aldırıp, ilgili belgeleri daha sabah kahvaltısı sofrasından kalkmayan Atatürk'ün önüne koyup derin bir nefes alırlar.”

2. Masonlukta Gizlilik Neden Önemlidir?

Masonlar bu sorunun da en açık cevabını yine kendi kaynaklarında vermektedirler:

“Masonluk sırlarını ve hakikatleri maskeler. Arzu edenler ise esasen hafifçe maskelenmiş olan bu hakikatleri bulabilirler. Bu hakikatlerin ise bazen zayıf ve düşüncesizlere açıklanması tehlikeli olabilir. Hatta onların mevcut olan inançlarını bile yok edebilir. Masonluğa intisab edenlerinkini (girenlerinkini) ise kuvvetlendirir. Kadim (daimi) sırların tesis edilme sebebi bundan ileri gelmektedir. Bunlar bilgi ve hikmet arayıcıları için bu işe başlangıç veya verilecek malumata hazırlık safhası vazifesini gören mekteptir. Doğru dürüst bir hazırlık safhasından geçmeden verilen hakikatler bunları alanlar için yıkıcı ve şaşırtıcı olabilir.”
(Masonlara Özel) Mimar Sinan Dergisi, Masonluk ve Esasları adlı yazı, Raşit Temel, 2. yıl, eylül 1968, sayı:7, sf:11)

“Bize tevdi (emanet) edilen sırları kalbimizin en derin köşelerinde saklamalıyız. Bir ölü kadar sessiz, bir mezar kadar ketum olmalıyız. Bu bizler için bir yemin, bir şeref, bir vicdan borcudur.” ((Masonlara Özel) Mimar Sinan Dergisi, Masonluk Sırları-Ketumiyet vs Susmanın Fazileti adlı yazı, Hanri Benazus, 2. yıl, eylül 1968, sayı:7, sf:16)

3. Masonlar neden Birçok Gizli Gerçeğj Sembollerle İfade Ederler?

Semboller, sır ve gizlilik konusunda son derece titiz olan masonlar için büyük önem taşır. Çünkü, dışarıdan bakıldığında belirli bir mana taşımayan birçok sembol, masonlar için çok şey ifade edebilmektedir. Bu sayede kendi aralarında rahatlıkla anlaşabilmekte ancak harici olanlara (mason olmayanlara) da fark edilmemektedirler. Gizli bir örgüt olan masonluk, sembollerle Yahudi mistizmi olan Kabalist yapıyı devam ettirmektedirler. Mimar Sinan dergisinde sembollerin önemi şöyle dile getirilir:

“Masonluğun bir tarifi onun "Allegori perdesi arkasına gizlenmiş sembollerle tasvir edilen bir ahlak sistemi" olduğudur. Loca içinde dilsiz, sessiz, hatta tozlanmış duran amblemlerin manalarını incelemek ve bu suretle hakikatleri meydana çıkarmak hepimizin vazifesidir. Yani Masonluğun sistemiyle, allegorileriyle, sembolleriyle ne öğretmek istediği hakkında bilgimiz olmalıdır." (Mimar Sinan - Sayı:13, Yıl:4)

Masonik sembolizm, tamamen büyü ve okültizm üzerine kurulu Kabalizm kaynaklıdır. Sembollerdeki benzerlik, ifade ettikleri anlamlar hep bunu ispat etmektedir.

4. Masonların Dine Bakışları Nasıldır?

Masonlar kendi kaynaklarında din ahlakına olan bakış açılarını anlatırlarken yaptıkları izahlarda dini bir dogma olarak sözde boş bir inanç olarak ifade ederler.

Masonluk hakkında günümüze kadar yazılan pek çok eserde, masonların "dinsiz" ve "din düşmanı" oldukları ısrarla vurgulanmıştır. Masonlar ise kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda ve her vesileyle bu iddiaları yalanlamış, kendilerinin bütün dinleri kabul ettiklerini, hatta ateist olanların masonluğa alınmadığını, locaya kabul sırasında ise üç mukaddes kitabın da bulundurulup yemin töreninin öyle gerçekleştirildiğini ifade etmişlerdir. Ancak kendi kaynaklarında din ahlakına olan bakış açılarını anlatırlarken yaptıkları izahlarda dini, bir dogma olarak, sözde boş bir inanç olarak ifade ederler. İşte masonların kendi ağızlarından birkaç örnek: (Bu alıntılarda geçen uygunsuz anlatımdan Rabbimiz’i tenzih ederiz.)

“Bu evrenin bir mimarı vardır. Buna Tanrı, Allah, Total enerji (kudreti külliye) Salt güç (kudreti mutlaka) Kutsal Güç (kudreti ulviye) Doğa, Evren… denebilmektedir. Bizce bu güç, ulu ve yücedir ve “Evrenin Ulu Mimarıdır”. İnkar edilemez (yadsınamaz) nitelendirilemez (tavsif edilemez). Olumlu bilim akıl, bilgelik, mantık bunu reddetmez…

…Burada bir açıklama yapmak isterim: Olumlu bilim, doğa, toplum ve insana özgü (ait) olayların, gözlem (müşahede), inceleme (tetkik), deneme (tecrübe), olayları çoğaltarak aynı işlemleri yenileme (tekrar), sonucu anlatma, tartışma ve eleştirmeden ve bilimsel yasaların bulunmasından doğar. Bu bilimsel eylemlerden geçmeyen bütün düşünü ve inançlar, bize göre dogmatiktir, boş inançlardır (batıl) dır. Olumlu akıl da, olumlu bilimden ve onun sonuçlarından başka bir şey benimsemeyen akıl (aklı selim, sağduyu)”dur.” (Masonluk Bir Ahlak Okuludur. Dr. Selami Işındağ, sf: 13)

Mimar Sinan dergisindeki "Masonluğun İlk Devirleri" başlıklı bir makalede belirtildiği gibi, "Masonluk, kiliselerin dışında hakikati arayanların biraraya geldiği, toplandığı yer, melce (sığınılacak yer) oluyordu." (Neşet Sirman, Masonluğun İlk Devirleri, Mimar Sinan, 1997, Sayı 104, s. 41)

ş "Hakikati dinin dışında arayan" bu zümre, din ahlakına karşı da büyük bir husumet duyuyordu. Bu nedenle örgüt, kısa sürede Kilisenin, özellikle de Katolik Kilisesi'nin rahatsızlık duyduğu bir güç merkezi haline geldi. Bu masonluk-Kilise çatışması giderek büyüyerek 18. ve 19. yüzyıl Avrupası'na damgasını vurdu. 19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa dışındaki coğrafyalara da yayılmaya başlayan masonluk, gittiği her ülkede din karşıtı felsefelerin ve hareketlerin çıkış noktası haline geldi.

Masonların kendi yayın organlarından bu konudaki diğer alıntılar da şu şekildedir:

"Bir dinin tesirinden hala kendini kurtaramayan Masonik prensip ve hakikatleri kavrayamayan Masonların bol miktarda mevcudiyeti çok üzücüdür." (Mimar Sinan, S: 4, Sf: 40)

"Ölümden sonra hayat var mı? İnsanoğlu bu sorunun cevabını henüz vermiş değil" (Mimar Sinan 1977, S:24, Sf:8 )

"Ruhun ölmezliğine inanmak, imgeye (hayale) kapılmaktır." (Mason Dergisi, Ocak 1975, Sf:8 )

“Beşeriyet de ruh fikri, ölüm korkusundan, daha doğrusu birdenbire ‘yok oluşun’ kabul edilememesi, bu korkunun elem ve azabının hafifletilmesi düşüncelerinden doğmuştur." (Türk Mason Dergisi 1965 S: 59 Sf: 30-36)

Yukarıdaki alıntılardan da anlaşılacağı gibi Masonlar, aslında dine inanmazlar ve inanmadıklarını sadece kendi üyelerinin okuyabilecekleri dergi ve yayınlarda açıklarlar. Halka yönelik yayınlarda ise bu gerçeği perdeleyerek, dine inandıklarını, aralarında dini inançlara saygılı insanların da olduğunu özellikle vurgularlar.

5. Masonlar Ateizme Temel Oluşturan Evrimi Neden Desteklerler?

Bilimsel hiçbir dayanağı olmadığı halde bilimsel bir gerçekmiş gibi lanse edilen evrim teorisi Türkiye'ye ilk defa Masonlar tarafından sokulmuş ve din ahlakına karşı kullanılmaya başlanmıştır. Masonlar kendilerine özel yayınları olan Mimar Sinan Dergisi’nde bu konuyu şu sekilde anlatmaktadırlar:

"Bizde de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde (Mason) Ahmet Mithat Efendi'nin kendi çıkardığı "Dağarcık" dergisinde "Dünyada İnsan Zuhuru" adlı kısa makalede Lamarck'in "Dönüşüm" teorisine dayanarak insanın maymundan türediğini bildirmesi üzerine İstanbul din bilginlerinin tepkisine yol açtı." (Mimar Sinan Dergisi Sayi: 39, Sf: 38)

Masonlar evrim teorisini kabulle yetinmeyip, bunu topluma da yayma ve benimsetmenin en büyük görevlerinden biri olduğunu şöyle ifade etmektedirler:

"Hepimize düşen en büyük insancıl ve Masonik görev, olumlu bilim ve akıldan ayrılmamak bunun "Evrimde en iyi ve tek yol olduğunu benimseyerek, bu inancımızı insanlar arasında yaymak halkı olumlu bilimlerle yetiştirmektir." (Türk Mason Dergisi, Sayı:25-26, Mart 1977, Sf: 59)

Masonluğun gizli bir örgüt olmasının belki de en önemli sebebi din ahlakına karşı olan yapılarını belli etmemeye çalışmalarıdır. Çünkü masonluk dine inanmaz ve bunu topluma yaymak için çaba harcar. Din ahlakının ortadan kalkması için ilk başvurdukları yöntem de bilimsellikten uzak bir aldatmaca olan evrim teorisini gerçekmiş gibi topluma yaymaya çalışmalarıdır. Yine kendi yayın organları olan bir dergide Üstadları Selami Işındağ evrimi çıraklarına şöyle öğütlüyor:

"Araştırmalara göre, XIX. asrın sonları ile XX. asrın başlarında İngiltere'nin Sussex Kontluğunda ve Piltdown bölgesinde bulunan iskeletler, insan ile maymun arasında bir taslak mevcuda aittir. Bu taslağa, iki ayak üzerinde yürüdüğünden (Ayakta duran insan maymun-Pitocantrus erektus) ismi verilmiştir. Yani evvela yüksek maymunlar, sonra da Tantativ Men ve sonra da insan, gelmiş gibi görülmektedir." (Otuzuncu Derece Ritüelinin Tetkiki, Dr. Selami Işındağ, 1966, Sf: 34)

Önemli Not: Piltdown bölgesinde bulunduğu iddia edilen kafatasının gerçek olmadığı, çenesinin yeni ölmüş orangutana, kafatasının ise 500 yaşında bir insana ait olduğu, eskitmek için de çeşitli kimyasallar kullanıldığı anlaşıldıktan sonra, bu olay bilim tarihine Piltdown Sahtekarlığı olarak geçmiştir. (Daha fazla bilgi için Hayatın Gerçek Kökeni, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık)

6. Yakın Tarihimizde Türk Masonlarının Dine Karşı Yürüttükleri Mücadeleler Nelerdir?

Yıllar boyunca kendilerini bir 'hayır kurumu' olarak tanıtan masonların en rahatsız oldukları konulardan birisi, gerçek yüzlerinin açığa çıkarılması, gizli faaliyetlerinin deşifre edilmesidir. Dünyanın pek çok ülkesinde, bu yönde faaliyet yapan kişiler masonlar tarafından engellenmiş, bir şekilde faaliyetleri durdurulmuştur. İtalya'da P2 mason locasının açığa çıkmasının ardından, bu konuyu soruşturan savcıların ve emniyet görevlerinin birer birer faili meçhul bir şekilde öldürülmeleri bu durumun yakın tarihten çarpıcı bir örneğidir. Ülkemizde ise, masonların iç yüzlerini açığa çıkaran çalışmalar yapan kişilere karşı da, zaman zaman çeşitli komplolar yapılmış, ancak bu komplolar bir sonuca ulaşamamıştır.

Bu durum İslam tarihinde de birçok defa yaşanmıştır. İnkarcılar hep tuzak kurmuşlar ancak Allah kurdukları tuzakları inananlardan uzaklaştırmış, hayra çevirmiştir. Bu durum bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.” (Enfal Suresi, 30)

Değerli İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur'da masonların kendisine olan özel düşmanlıklarını da ifade etmiştir. Bu büyük alime yapılan haksız baskı ve zulümlerde masonların büyük rolü vardır:

“Burada bir günde çektiğim sıkıntı ve azabı, Eskişehir'de bir ayda çekmezdim. Dehşetli masonlar, insafsız bir masonu bana musallat etmişler, ta ki hiddetimden ve işkencelerine karşı "artık yeter" dememden bir bahane bulup, zalimane tecavüzlerine bir sebep göstererek yalanlarını gizlesinler.”

Bediüzzaman'ın hayatını anlatan Son Şahitler adlı kitapta, bu büyük İslam alimine masonların çektirdiği sıkıntı ve eziyetler anlatılmaktadır. Bediüzzaman'ın kendi ağzından masonların suçsuz yere kendisini hapse attırdığı açıklanmaktadır.

7. Türkiye’deki Masonlar Yabancı Ülkelerdeki Masonlarla Nasıl Bir İlişki İçindedirler?

Masonluk varlığını ilk kez 1717'de İngiltere'de resmi olarak ilan etti. Bu tarihten sonra, önce İngiltere'de, ardından başta Fransa olmak üzere kıta Avrupası'nda yayılan masonluk, her ülkede din ahlakına karşı olan kişilerin toplanma yeri oldu. Kendilerini "hür düşünürler" olarak ilan eden -bununla, İlahi dinleri tanımadıklarını ifade eden- (Allah’ı tenzih ederiz.) pek çok Avrupalı mason, localarda buluştu. Kendi anlatımlarında uluslarüstü olduklarını şu şekilde açıklıyorlardı:

“Franmasonluk siyasal bir parti olmamakla beraber, siyasal ve sosyal olayların akımına uygun olarak uluslararası birleşik ve sosyal bir kuruluş halinde örgütlenmesi 18. yüzyılın başlarına rastlar. Mezheplerin özgürlük kurallarını uygulamaya çalıştığı sırada, onlara yardım için, din adamları kurallarının (ruhban heyetlerinin) nüfuz ve iktidarlarına karşı savaş açmak durumuna giren farmasonluğun yıkmak istediği şey, Kilisenin hükümetler ve halk üzerindeki tahakkümü idi. Bundan dolayı 1738 ve 1751 yıllarında Papa tarafından dinsiz olarak ilan edilmiştir...” (Naki Cevad Akkerman, Politika ve Masonluk, Mimar Sinan, Eylül 1968, Sayı 7, s. 66-67)

Hepimize düşen en büyük insancıl ve masonik görev, olumlu bilim ve akıldan ayrılmamak, bunun evrimde en iyi ve tek yol olduğunu benimseyerek bu inancımızı insanlar arasında yaymak, halkı olumlu bilimlerle yetiştirmektir. Ernest Renan'ın şu sözleri çok önemlidir: "Ancak halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa, dinlerin boş inançları kendi kendine yıkılır." Lessing'in şu sözleri de bu düşünceyi destekler: "İnsanların olumlu bilim ve akıl ile aydınlatılmasıyla bir gün dine gerek kalmayacaktır.

Masonik sembollerden bazıları:

Masonlar, felsefelerini, gerçek manalarını sadece kendi üyelerine açıkladıkları semboller aracılığıyla ifade ederler. 33 derecelik masonik hiyerarşi içinde kademe kademe yükselen mason, her derecede masonik sembollerin yeni anlamlarını öğrenir.

Çift Sütun

Üzerlerine "Jakin" ve "Boaz" kelimeleri kazınmış olan bu sütunlarda masonların amacı, ilham aldıkları pagan inançları ifade etmektir. Mason localarının değişmez dekorlarından biri, locanın girişinde yer alan bu ikiz sütunlardır.

Altı Köşeli Yıldız

Masonlar altı köşeli yıldızı, Eski Mısır'ın putperest kültürünün sembolü olarak benimsemişlerdir.

Göz Altındaki Piramit

Bu sembol hakkında yapılan araştırmalarda, 1 dolarlık Amerikan banknotunun üzerinde yer alan bu sembolü benimseyen ABD kurucularının mason olduklarına, bu nedenle hümanist felsefeyi benimsediklerine vurgu yapılmaktadır.

Gönye ve Pergel

Bu sembolün, aslında yine Eski Mısır'dan veya Hristiyanlık öncesi Aryan inançlarından kaynaklanan pagan bir hurafenin işareti olduğu masonik kaynaklarda da kabul edilmektedir.

Bilimsel hiçbir dayanağı olmadığı halde bilimsel bir gerçekmiş gibi lanse edilen evrim teorisi Türkiye'ye ilk defa Masonlar tarafından sokulmuş ve din ahlakına karşı kullanılmaya başlanmıştır.

Masonlar tüm dünyayı bir "tapınak" haline getirme amacındadır. Ama hayal ettikleri bu tapınak, İlahi bir dinin değil, hümanist bir dinin tapınağıdır.

"İnsan" kavramının putlaştırıldığı, materyalist ve evrimci felsefenin tek doğru sayıldığı bir dünya hayalidir bu.

 
 
   


Sayfa: 1 [ 2 ] 3