SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyaset Felsefesi

Konu: Masonluk

Sayfa: [ 1 ] 2 3

16.07.2004 19:05:55
MASONLARIN KOMPLOLARI (Adnan Oktar ve Masonlar)

Yıllar boyunca kendilerini bir 'hayır kurumu' olarak tanıtan masonların en rahatsız oldukları konulardan birisi, gerçek yüzlerinin açığa çıkarılması, gizli faaliyetlerinin deşifre edilmesidir. Dünyanın pek çok ülkesinde, bu yönde faaliyet yapan kişiler masonlar tarafından engellenmiş, bir şekilde faaliyetleri durdurulmuştur. İtalya'da P2 mason locasının açığa çıkmasının ardından, bu konuyu soruşturan savcıların, emniyet görevlerinin birer birer faili meçhul bir şekilde öldürülmeleri bu durumun yakın tarihten çarpıcı bir örneğidir. Ülkemizde ise, masonların iç yüzlerini açığa çıkaran çalışmaların başında Harun Yahya serisine ait eserler gelmektedir. 80'li yıllarda yayınlanan "Yahudilik ve Masonluk" isimli eser, bu alandaki en önemli kaynak kitaplardan biri olmuş ve halkımızın masonluk konusunda bilinçlenmesine büyük katkıda bulunmuştur. Bu eser, Adnan Oktar'ın hayatında da önemli bir dönüm noktasını teşkil etmektedir.


Adnan Oktar'ın demir parmaklıklı pencerelerin ardından çekilen fotoğraflarındaki yüz ifadesi onun hiçbir şart ve koşulda vazgeçmeyeceğini ortaya koyuyordu.
O güne kadar toplum içinde son derece gizli bir biçimde faaliyet gösteren masonluk örgütü, bu kitapta tüm karanlık yönleriyle gözler önüne seriliyordu. Kitapta, masonluğa kimlerin üye olduğu, üyelerin teşkilattaki konumları, devlet kademelerindeki, üst düzey mevkilerdeki masonların isimleri, masonik şirket ve kuruluşların listeleri, masonların ülke çapında ele geçirdikleri ekonomik ve siyasi güç kendi belge ve dokümanlarından ortaya konuluyordu. Aynı zamanda, masonluğun gizli bir tür tarikat olduğu yine belgelerle açıklanıyordu. Masonluğun faaliyetlerinin, amaçlarının, organizasyon yapısının, hiyerarşisinin, sembollerinin ve ritüellerinin ifşa edildiği kitapta, masonluğun, Siyonizm, Muharref Tevrat ve Kabala ile olan doğrudan bağlantısı da açıkça ortaya konmaktaydı. Bu eserin yayınlanması ile birlikte, masonlar ve onların gizli uzantıları Adnan Oktar aleyhinde çeşitli komploları hayat geçirmeye başladılar.

İlk başta aracılar vasıtasıyla Yahudilik ve Masonluk kitabının baskısının durdurulması için yüklü paralar teklif edildi. Olumsuz yanıt alınınca sıra tehditlere geldi. Bu da etkili olmayınca Adnan Oktar, suni bir gerekçe ile tutuklandı. Gerekçe olarak bir gazete röportajında yer alan "İbrahim milletinden, Türk kavmindenim" sözü gösterildi. Sahte raporlar, asılsız haberler, iftiralar, hakaretler bir kısım basında ardı ardına yayınlanmaya başladı. Sayın Adnan Oktar 19 ay tutuklu kaldıktan sonra, tutuklanmasına neden olan savcının bizzat, bu ifadelerin suç teşkil etmediğini beyan etmesiyle mahkeme tarafından beraat ettirildi.


1986 Yılındaki Komplo

Ancak bu 19 ay sırasında masonlar Adnan Oktar'ın çalışmalarını engellemek için var güçleri ile çalışmaya devam ettiler. Örneğin, Sayın Oktar'a "Yahudilik ve Masonluk" kitabının basılmaması karşılığında yüklü bir para ve "her türlü kolaylık" vaadinde bulundular. Adnan Oktar ise bu teklifi reddetti. Yahudilik ve Masonluk kitabı herşeye rağmen yayınlandı ve büyük yankı uyandırdı.

Bu durum karşısında masonlar yeni bir yola başvurdular ve Adnan Oktar tutukluluğunun 9. ayında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne yatırıldı. 10 ay boyunca burada tutulan Sayın Oktar, pek çok haksız uygulama ve baskıya maruz kaldı. Cezai ehliyeti olmayan, cinayet bile işlemiş akıl hastalarının yatırıldığı 14 A koğuşunda son derece kötü koşulları olan bir odaya yerleştirildi ve 40 gün süreyle burada ayağından zincirle yatağına bağlı olarak tutuldu. En ağır hastalar bile yakınları ile diledikleri gibi görüşebilirlerken, Adnan Oktar'ın ziyaretçi kabul etme hakkı kısıtlandı. Sayın Oktar sadece yakınları ile değil hemşirelerle, pratisyen hekimlerle, hatta doktorlarla dahi görüştürülmedi. Bu dönemde kendisine şuur kapatıcı bazı ilaçlar zorla içirilmek istendi. Asıl amacın Sayın Oktar'ın fikri mücadelesini engellemek olduğunun bir diğer göstergesi de, dönemin Hastane Başhekimi'nin "fikirlerin değişmediği sürece buradan çıkamazsın" şeklinde Adnan Oktar'ı tehdit etmesiydi.

Bu baskı süreci hukukun devreye girmesi ile sona erdi. Bilirkişi raporları Adnan Oktar'ın, "İbrahim milletinden, Türk kavminden" sözündeki "millet" kavramının İslami literatürde "din" anlamına geldiğini onadı ve Sayın Oktar aleyhine açılan dava, beraat ile neticelendi. Adnan Oktar'a Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından haksız yere verilmiş rapor ise, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından bozuldu. Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı raporda, Adnan Oktar için "tüm yaşamını inandığı mukaddes gayeye ve ideale teksif eden kişi" anlamına gelen "idealist passione" deyimi kullanılmakta ve Sayın Oktar'a yapılan uygulamanın haksız ve hukuk dışı olduğu gözler önüne serilmekteydi.


Kokain Komplosu

Ancak Adnan Oktar'ın merkezi dışarıda bir örgüt olan masonluğun perde arkasını deşifre etmeye devam etmesi, bununla birlikte Bilim Araştırma Vakfı'nın milliyetçi ve mukaddesatçı doğrultuda hızla artan faaliyetleri yeni komploların yaşanmasına neden oldu. Öncelikle 1990 yılı boyunca Sayın Oktar'ın şahsına yönelik bazı taciz ve saldırı girişimleri yaşandı. Ortaköy Karakolu'nda bulunan evraklarda da görüleceği üzere, bu dönemde Adnan Oktar'ın Ortaköy'de annesi ile birlikte kaldığı eve saldırı girişimleri yaşanmış, birkaç kez de Sayın Oktar'a yönelik pusu girişimleri olmuştur.

Asıl komplo ise 1991 yılı ortalarında hayata geçirildi. Adnan Oktar suni gerekçelerle göz altına alındı. Gözaltına alınmasının ardından, Sayın Oktar'ın annesi ile birlikte yaşadığı 75 metrekare büyüklüğündeki evinde 16 emniyet görevlisinin katılımı ile bir arama yapıldı. Yapılan aramada, emniyet görevlileri çok kısa süre içerisinde, Adnan Oktar'ın yaklaşık 1000 kitaptan oluşan kütüphanesinde, "ellerine aldıkları üçüncü kitabın içerisinde" bir kokain paketi buldular.

Olay üzerine, İstanbul Emniyeti'ne götürülerek 62 saat boyunca burada tutulan Sayın Oktar, daha sonra Adli Tıp Kurumu'na götürülerek kanında kokain tahlili yapıldı. Adli Tıp Kurumu'ndan verilen raporda alınan sonuca göre, Adnan Oktar'ın kanında yüksek dozda kokain yan maddesi çıkması sağlanmıştı.

Bu olayın bir komplodan ibaret olduğu ise sonradan pek çok delil ve bulgu ile birlikte ortaya çıktı. Bu arama sırasında, sonradan davaya bakan hakimi de şaşırtan birçok mantıksızlık ve tutarsızlık yaşandı.

Örneğin bir görevli daha aramanın ilk dakikalarında, kütüphaneye yönelip kütüphanede kokain paketçikleri bulduğunu iddia eder etmez, her nedense aramaya son verilmiş ve alelacele tutanak tutulmuştur. Oysa böyle bir durumda yapılması gereken, sadece 3 kitabın değil evin her odasının, her noktasının detaylı olarak aranmasıdır. Gerekli aramanın yapılmamış olması, söz konusu aramanın büyük bir komplonun parçası olduğunu gösteriyordu.

Bir başka tutarsızlık da, görevlilerin kokainin nereden bulunduğunu hiç sormamış olmalarıydı. Sayfalarca evraktan oluşan hazırlık tahkikatının tek bir yerinde bile Sayın Adnan Oktar'a bu paketçikleri nasıl bulduğu, kimden aldığı sorulmamaktaydı. Kuşkusuz iddia edildiği gibi kokain ele geçirme olayı söz konusu olsa, bu durumda görevlilerin ilk araştırması gereken konu bu kokainin nasıl bulunduğu olmalıydı.

denge 23.05.2006 17:45:08
Masonluk ve dinler arasındaki ilişki nedir ve neden Masonluk dinin karşısında gösterilir?

Masonluk, din değildir. Din yerine geçebilecek bir doktrin de değildir. Masonlar da dinsel bir topluluk değildir. Masonluk tüm inançlarca kabul edilebilecek bir davranış ve yaşam tarzını aşılamaya çalışır, ancak bunu yaparken dogma ve teoloji alanlarına müdahaleetmektenözenle kaçınır. Fakat Mason olabilmek için kişinin Allah'a inanması şarttır.Masonluk, insanların dini inançlarına, kanaat ve fikirlerine saygı gösterip hiç karışmadığı gibi çatısı altında hiçbir surette dini tartışma yapılmasına da müsaade etmez.
Masonluğun bazı ülkelerde dine karşı bir kurum gibi gösterilmeye çalışılmasına yol açan nedenleri o ülkelerin sosyal, ekonomik ve tarihsel çerçevesi içinde incelemek ve değerlendirmek gerekir. Kurulduğu ilk günden bu yana insanoğlunun düşünsel ve ruhsal yönlerden kendini geliştirmesini hedefleyen Masonluk, bireyin kendini geliştirmesini engelleyen batıl inançların ve kör taassubun karşısında olmuştur. Bu ise, insanoğlunun düşünsel ve ruhsal gelişimini kendi tekeli altında tutmak isteyen bazı şahısların ve kurumların Masonluğa karşı temelsiz suçlamalarda bulunmalarına yol açmıştır. Batıl inançlara ve taassuba saplanmış bazı kesimler, Masonluğu temelsizce itham edip dinin karşısında imiş gibi göstermeye gayret etmişlerdir. Böyle bir ithamda bulunanlar, asılsız bir dedikoduyu dile getirdikleri için, her şeyden önce kendi akıl ve vicdanlarına karşı haksızlık yapmaktadırlar. Bu suçlamaları, batıl inançlara ve taassuba saplananların kendilerine yaptıkları bir haksızlık olarak değerlendiren Masonluk, tarih boyunca kendine karşı yapılan hiçbir saldırıya cevap vermemiş, kendini savunma gereğini duymamıştır. Çünkü kendi akıl ve vicdanıyla hareket eden her objektif insanın yapacağı küçük bir araştırma bile, üyelerini sadece inançlı kimseler arasından alan Masonluğun dine karşı bir kurum olmadığı gerçeğini bir kez daha ortaya çıkaracaktır.Şeyhülislâmların da Mason oldukları göz önünde tutulduğunda, Masonluğun dine karşı veya ters olabileceği düşünülebilir mi ?

Kimler Mason olabilir?

Hemen hemen bütün derneklerde olduğu gibi Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Derneği'ne gerekli işlemlerin tamamlanması ile yeni üye alınır. Yeni üyelerin, yasa ve tüzüklerde belirtilen niteliklere uygun, Allah'a inanan, hür, belli bir kültür seviyesine sahip, aydın, çevrelerinde iyi tanınan, iyi ahlaklı, namuslu, dürüst, şerefli ve çalışkan kişiler olmalarına özen gösterilir. Bu nedenle adaylar özenle incelendikten sonra dernek üyeliğine kabul edilirler.

 www.mason.org.tr

 
Özgür Masonlar Büyük Locası Evrensel Bildirgesi


Masonluğun evrensel ülküsünün gerçekleştirilebilmesi için; masonların ve mason olacak kimselerin, önceden belirlenmiş birtakım inanç ilkelerini benimsemeleri zorunluğu altında tutulmamaları gerektiğini, böyle bir tutumla Masonluğun ancak bir belli inançlar topluluğu olabileceğini ve belirli bir dinin ya da inanç sisteminin uydusu ya da aracı olmaktan öteye gidemeyeceğini, bunun da o dini ya da inanç sistemini benimsemeyen büyük insan kitlelerini dışlamak olacağını, böylelikle de İnsanlık İdeali'ne aykırı düşeceğini savunuyoruz.
Hiç kimsenin dinine, inancına ya da inançsızlığına, sosyo-ekonomik ve politik eğilim veya tercihlerine karışmamayı ve karışılmamasını öngörüyoruz.

Dinler, inançlar, politik sistemler ve sosyo-ekonomik düzenler arasında fark, ayrıcalık ve üstünlük gözetmenin, insanlar ve toplumlar arasında yalnızca çekişme, kavga ve düşmanlık yaratacağını, dolayısıyla Masonluğun bunların dışında kalarak birleştirici ve uzlaştırıcı olması gerektiğini ileri sürüyoruz.
Masonluğun, yüzyıllardan beri süregelen, kendine özgü yöntemleri ve gelenekleri bulunduğunu benimsiyoruz.
Ancak bu yöntemlerin ve geleneklerin hiçbir zaman ve hiçbir ortamda değişmeyeceklerini ileri süren tutumlara katılmıyor, bu tutuculukların ancak Masonluğu çağın koşul ve gereksinmelerinin gerisinde kalmaya tutsak edeceğini düşünüyoruz.
Bu nedenle, artık anlamlarını ve geçerliliklerini yitirmiş olan yöntem ve geleneklerin terk edilebileceğini, bunların yerine getirilecek çağdaş yöntem ve uygulamaların yaygınlaşarak benimsenmeleri halinde gelenekselleşebileceklerini, böylelikle Masonluğun evrimselliğini koruyacağını savunuyoruz. Biz, şu anda yalnızca erkek üye kabul ediyoruz. Ancak kadınların Masonluğunu benimsiyor ve destekliyoruz. 1991 yılında Büyük Mason Mahfili (Özgür Masonlar Büyük Locası) üyeleri tarafından kurulmuş olan KADIN MASON BÜYÜK LOCASI'nı, düzenli bir MASON OBEDİYANSI olarak tanıyoruz.

www.mason-mahfili.org.tr

Özgür Masonlar Büyük Locası Büyük Üstadı'nın Yeni Mesajı

Masonluktaki susmayı bilme ve sır saklama nedir ?
 
Öncelikle kardeşlerinin adını, onlardan onay almadan, hiçbir şekilde açıklamama. Bu kural, sonsuzluğa göçmüş kardeşlerimiz için de geçerlidir.
Masonca uygulama kitabı da diyebileceğimiz Ritüellerimizin kapsamını, o dereceye geldiğinde gerekli mesajları ilgili ritüelik ortam içinde alsın diye, daha alt dereceli masonlara bildirmeme.
Masonluğun geçmişinde kalmış ve bazı ülkelerde uygulanmış çağdışı gelenekleri, günümüzün uygulamalarıyla hiç ilgisi yokken, sırf kamuoyunun ilgisini çekmek amacıyla dış ortama yansıtıp, mason kurumlarını hak etmedikleri şekilde hedef göstermeme.
Olabildiğince Masonsal sanlarını gündeme getirmeme ama asla edinmediğin sanları varmış gibi göstermeme
Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapmama, sadece Masonların değil, tüm insanların barış ve mutluluğuyla çelişen hiçbir davranışta bulunmama, onurunu korumak için susmayı bilme.
 
Peki ne değildir ?
 
Örneğin, kendi obediyansında Üstadı Muhteremlik yapmış bir kardeşin adını, bir başka obediyansın kurucuları arasında yer almasından ve sonsuzluğa göçmesinden çok sonra, üstelik onu suçlayan bir yaklaşımla dış ortamda açıklama.
Bir kardeşin Masonca sırları açıkladığı için kınandığını anlatırken, üçüncü dereceye ilişkin ayrıntıları sadece kalfa ve çıraklara değil, tüm kamuoyuna açıkça anlatma ya da buna aracı olma.
Tarihin derinliklerinde kalmış, paçası sıvalı ve iç çamaşırlı gülünç bir görüntüyü, günümüzün uygulamasıymış gibi, Masonluğu merak edenlere sunma.
Örneğin hiç üstlenmediği bir görevi eskiden yapmış gibi dış ortama yansıtma.
Bir başka Mason obediyansının saygın ve kurallara saygılı olmadığını ima etmeye çalışma. Üstünlük tutkusu ile karşılıklı saygıyı zedeleyecek anlatılarda bulunma. Üyesi olduğu kurumu ya da diğer kurumları hedef tahtasına yerleştirirken, bunun getirebileceği güncel ve tarihsel sorumluluğun farkında olmama.
 
Türkiye’de Özgür Masonluğun tarihsel çizgileri nedir ?
 
Özgür Masonlukta, kuruluş anında alınan patent ile bağımlılığı asla karıştırmamak gerekir.
Düzenli bir kuruluş için alınan patent, sadece kuruluşun Masonluk geleneklerine uygun olduğunu gösterir. Ondan sonrası ise, tanınma, hesap verme ve bağlılık koşulu olmadan masonluk bilinci içinde size kalmıştır. Geleneksel Masonluk ile Özgür Masonluk arasındaki bu büyük fark, aşağıdaki patent ilişkileri değerlendirilirken dikkate alınmalıdır.
1860’lara kadar Osmanlı topraklarında kurulan mason locaları yabancı obediyanslara bağlıdır.
Bunların arasında Fransa, İtalya, İspanya ve İngiltere önceliklidir.
1861’de kurulan Süprem Konsey, Fransa’dan alınan patentlerle kurulmuştur.(Mısır Prensi Halim Paşaya verilen Halim Patentleri.)
Tüm dünyada masonluk, 1875 Lozan Konvanı ile, Gelenekçi Kesim ve Özgür Kesim olarak ikiye bölünmüş ve her ülkede bu yolda ayrışmalar yaşanmıştır. (Bugün, İngiltere ve Amerika’da Gelenekçi Masonluk, Kıta Avrupası’nda ise Özgür Masonluk ağırlıklı olarak varlığını sürdürmektedir.)
2. Abdülhamit döneminde uykuya giren ulusal masonluk 1909’da uyanmış ve Büyük Doğu kurulmuştur. Yine Fransa’dan alınan patente ek olarak Belçika, Lüksemburg ve Yunanistan’dan da patent alınmıştır. Tüm bu ülkeler ve patent ilişkileri, Türk Ulusal Masonluğu’nun “Özgür Masonluk” uyarınca oluşup çalıştığının açık kanıtlarıdır.
1932 A.M.I. İstanbul Konvanı’na katılan 28 ülkenin yetkilileri Özgür Masonluk ailesindendir.
1960’lı yılların ortasına kadar, tüm patent ilişkileri Türkiye’de Özgür Masonluğun varlığını kanıtlamaktadır.
1960’lı yılların ortalarında, bazı yöneticilerin de görev aldığı ve dinsel gelenekler uyarınca byapılan Konsekrasyon (kutsama) töreni ile Anglosakson Masonluğu benimsenmiş ve Türk Masonluğu Gelenekçi Kesim’e kaydırılmıştır.
1966’daki ayrılmanın özü, o tarihteki pek çok kardeş farkında olmasa da, bu iki somut ayırımdır.
1967’de Fransa Büyük Locası’ndan patent alan Özgür Masonlar Büyük Locası, 1989 tarihinde de Fransa Büyük Doğusu’ndan bir ikinci patent almıştır. Bunların her ikisi de Özgür Masonluk doğrultusundadır. Her iki patent de hiçbir kurumsal bağlılık ya da yönetsel bağımlılık içermemektedir.
Özgür Masonlar Büyük Locası, üçlü kararname gereği almış olduğu yasal izinle, yaklaşık 15 yıldır yurt dışı ilişkilerini, CLIPSAS bünyesinde yer alan 52 Özgür Mason obediyansıyla sürdürmektedir. Batı Avrupa’nın önde gelen mason kuruluşlarının yer aldığı ve tüm dünyadaki özgür mason topluluklarının katıldığı bu platformda, ulusal ve kurumsal bağımsızlık mutlak olarak kabul edilmekte, sadece masonluğun gelişimi ve bunun sonuçlarının insanlığa yansıması için genel görüş paylaşımında bulunulmaktadır. Bir başka görüş paylaşım ortamı olan Avrupa Mason Topluluğu’nda ise, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde nicelik ve nitelik olarak ağırlıklı olan, toplam 32 mason kuruluşu yer almaktadır. Akdeniz Mason Topluluğu Platformu bir başka kardeşçe görüş paylaşımı ortamıdır. Bütün bunlarda eşdeğer önemde, saygınlıkta ve ağırlıkta yer alan Özgür Masonlar Büyük Locası, masonca aydınlığımızı dünyaya yansıtmanın ve ulusal tanıtıma katkıda bulunabilmenin onurunu yaşamaktadır.
Günümüzde 43 locası, 7 kente dağılmış toplam 8 hizmet binası ve binlerce üyesiyle Ulusal Özgür Masonluğumuz, asıl hızlı gelişim sürecinin başlarında, düne değil, yarınlara hizmet vermektedir.
 


Ben bu yazıları okuduğum zaman biraz kafam karıştı, şimdi anladığım kadarıyla İnana ve İnanmayan masonlar birlikte faaliyet göstermiyorlar. Neden?

Ayrıca "düşünceye" bu kadar sahip çıkan ve "ilericilikten" bahseden  masonlar nasıl olur da  mason olmak için "erkek olmak" şartı koyar?

Bir de niye bu kadar gizlilik ön planda tutuluyor?

Bilgisi olan arkadaşlar varsa paylaşsınlar lütfen.

prensesistar 23.05.2006 18:37:42
abla dusunceye sahıp cıkmak ve
ilerici olmak masonlara mı kalmısssssssss

cok ama cokk karsıyımmm masonlara actıkları
rotary kuluplerıne unıversıte genclıklerını mahvedıyprlar
cok karsılastımm bole olaylarla

erkek olmak mıs kurban olsunlar kızlaraaaaaa

torq 23.05.2006 23:01:46
Denge eline sağlık çok güzel bir araştırma yapmışsın yine. Ben bu konuyla bir ara ilgilenmiş ve biraz araştırma yapmıştım, daha sonra bir arkadaşım bu derneklerden birine girmiş ve ben de biraz onunla konuşarak bazı bilgiler edinmiştim. Size onları aktarmaya çalışayım.
Masonlar, tarihlerinin çok eskilere, Mısır ezoterizmine kadar gittiğini, haçlı savaşları sırasından gelen hıristiyanların doğu felsefesiyle karşılaşarak (batınilik) bu düşünce sistemini kendi ülkelerinde masonluğa malettiklerini söylerler. Batınilik, İsmaililik karmatilik gibi islam karşıtı bir düşünce akımı olarak çıkmış ve kendi üyelerini dereceler sistemiyle yetkinleştirmeyi amaçlamış bir doğu düşüncesidir. Bu düşünce biçimi büyük baskılar altında kalarak islamlaştırılmak istemeyen toplumlar tarafından benimsenmiş, böylece kapalı toplumlar kendi düşüncelerini geliştirme olanağı bulmuşlardır.
Aynı sıkıntılar batıda yahudiler, bilim adamları, simyacılar, ateistler, gerçek hıristiyanlar, kabul edilmeyen hıristiyan mezhepleri ve buna benzer insanlar için de geçerli olduğundan, masonluk bu kişilere uygun gelmiş ve benimsenmiştir. Giriş ve çıkışın kontrol altında tutulduğu, şifre ve parola ile üyelerin birbirlerini tanıdıkları, güvenliğin ilk sırada tutulduğu bu toplantılar daha sonra gelişen düşünce akımlarına yataklık etmiş, hatta istibdat döneminde ittihat ve terakki tarafından da yöntem olarak kullanılmıştır.
Bugün Türkiye'de kullanılan ve dengenin yukarıda ayrıntılarını belirttiği iki mason derneği de ( masonlar dernek olarak örgütlenmişlerdir ve dernekler masasında her masonun kaydı bulunmaktadır) yaklaşık bu yöntemle çalışan, üyelerine bilgileri derecelerle vermeye çalışan, iki ayrı düşünceyle hareket eden grup olarak olarak kabul edilebilir.
Bu dernekler arasındaki en önemli ayırım, birinin (Hür Masonlar) üye olmak için bir inanç zorunluğu getirmesi, ötekinin ( Özgür Masonlar) böyle bir soru sorulmasının uygun olmadığını düşünmesidir. Öte yandan Hür Masonlar, gelenekçi masonluğun temsilcisi olarak- ki bu İngiliz Amerikan masonluğunun düşünce olarak uzantısıdır- kadınların ve zencilerin mason olmasına karşı bir görüşe sahiptir. Bu düşünceyi kabul etmeyip modernist bir görüşe sahip olanlar -ki bunlar Fransız ekolünün etkisiyle daha devrimci bir niteliğe sahiptir- inançsızları, kadınları ve sakatları mason olarak kabul etmektedirler.
Benim anladığım kadarıyla tüm düşünce akımlarındaki farklılıklar, eski/yeni, muhafazakar/modern ayırımları masonları da etkilemiş, değişmek isteyenlerle istemeyenler ayrışma sürecine girmişler. Bu ayırımın doğal olduğunu, her düşünce akımında böyle bir farklılaşmanın kaçınılmazlığını kabul etmek gerekiyor. Ancak şunu da unutmamak gerek bugün hala İngiltere'de bazı kulüplere kadınlar alınmaz ve bu durum toplum tarafından tepkiyle karşılanmasına karşın, değişiklik yapmayı düşünmezler. Aslında İngiliz masonluğunun bu nedenle kan kaybettiğini, siyasete bulaştırılan anglosakson masonluğunun sıkıntı yaşadığını söyleyenler de az değil. Bugün ABD nin kurucuları ve başkanlarının tamamına yakınının mason olduğu biliniyor ve bunların bazı çıkar gruplarına hizmet etme olasılığı da göz ardı edilmemesi gereken bir başka gerçek.



deniz 23.05.2006 23:29:10
torq da çok güzel bir konuya değindi.. her düşüncenin kendi içinde alternatifler türüyor..

bu özellikle faşist, çıkarcı vs. ise bunun karşısında özgürlükçü ve paylaşımcı bir düşünce hemen türer.. (çok şükür  Smiley )

masonlukta bundan nasibini almışa benziyor..

ama alternatif olan bence artık masonluk olmaktan çıkmış.

çünkü masonluk güçlülerin gizli ittifağı. ırk, din vs. gözetmeden güçlü üyelerinin yine çıkarlarını destekliyor.

masonların tüm dünyada çok iyi nokatalara gelmiş olmaları hiç şaşırtıcı değil.. 

keje 16.08.2006 03:02:34
Daha önce verildi mi bilmiyorum ama güzel bir video.Bilgilendirme ve yorumlarınızı bekliyorum.


denge 02.09.2006 18:14:23
Keje, şimdi videoya baktım da masonların  tamamen din karşıtı olduklarını ve yegane amaçlarının da tüm dinleri yok etmek olduğu gibi bir anlam çıkardım. Oysa ki benim bildiğim kadarıyla herhangi bir dine mensup olmayanları aralarına kabul etmeyen mason kuruluşları  bile var.

Daha önce ben biraz araştırmıştım masonları, aşağıdaki adreste farklı bilgiler bulabilirsin.

http://sifirforum.com/forum/index.php?topic=8995.0

 

torq 02.09.2006 18:14:50
Keje, bu siteden (youtube) bana gelen tüm mailler propagandaya yönelik, tek yanlı bilgiler içeriyor. Filmi izledim, içinde doğru olan bilgiler var ama bir o kadar da yanlış var. Yanlışlarla doğruları yönlendirip  insanları korkutup kendilerine çekmeye çalışıyorlar. Bu yöntemi çok kullanan oldu ama sonları pek iyi olmadı. Benim önerim gerçeği  kendi araştırmalarınla bulmaya çalışman olacak. Eğer benden bilgi istersen kendi araştırmalarımla elde ettiğim bilgileri aktarabilirim

02.09.2006 20:29:02
Sevgili Keje, videoyu 4’ncü dakikasına kadar izleyebildim!

Masonluk hakkında ipe sapa gelir hiçbir bilgiye rastlayamadım. Çok ucuz ve çocuksu bir propaganda çalışması olduğunu söyleyebilirim.

Bilgi tarafsızdır. İnsan taraftır!

Masonluk ile ilgileniyorsan kendi sitelerini ziyaret etmeni tavsiye ederim. Aşağı yukarı tüm locaların kendi web siteleri bulunmaktadır. Ayrıca 2000 yılından bu yana İskoç riti ile çalışan localar bile kamuoyuna açılma kararı aldılar.

Anlayacağın saklı gizli hiçbir yanları kalmamıştır. Zaten yoktu. Toplum içinde az çok etkin insanların bir araya geldikleri doğrudur. Fakat dünyayı ele geçirme ya da komplo kurdukları hayal ürünüdür.

Fikri, vicdanı ve irfanı hür insanlardır. İnsanları korkutan asıl unsur burada gizlidir.

Adresleri, telefonları veya e-postalarını internette bulabilirsin.
İstersen kendilerine mektup vasıtasıyla sorularını yönelt ya da kapılarını çal ve merakını dile getir.

Sevgiler
BC

02.09.2006 21:27:04
Sevgili Sapiens, ”Zaten Yoktu” derken biraz ya da kuvvetli bir araştırma ile A’dan Z’ye tüm bilgilere ulaşılabilmekteydi. İhanet edenler, salt merakından biraderlik andını içenler, kilisenin görevlendirdiği rahipler gibi pek çok kişi tarafından en ince ayrıntları ile 1717 yılından başlayarak kaleme alındı. Kimi zaman abartıldı, kimi zaman fantastik öğeler ile süslendi ve kimi zaman da en yalın haliyle anlatıldı.

Günümüzde ise localar pek çok ”sırlı bilgiyi” haricilerin merakını gidermek üzere alenen yayınlamaktadırlar. Harun Yahya gibi insanların propaganda malzemesi ile akılların bulunmasına gerek kalmadan herkes istediği bilgiye doğrudan ulaşabilir.

Sevgiler
BC

torq 03.09.2006 21:44:38
masonluk üzerine yazılan ve söylenenlerin çoğu konunun spekülasyona açık olması nedeniyle doğruluğu tartışılır bilgilere dayanmakta, masonların kendilerini savunma geleneklerinin olmaması nedeniyle hiç bir iddiaya yanıt verilmemektedir. Benim araştırmalarım ve mason arkadaşlarımdan aldığım bilgileri sizinle paylaşmaya çalışmak isterim.

Masonluk çoğu kişinin sandığı gibi batı kökenli bir kuruluş değil, doğudan alınan bir örgütlenme biçimidir ve kaynağı şiiliğin doğduğu iran/mezopotamya bölgesine gider. Sünni arap dayatmasına karşı birleşen güçler, yok olmamak ve kendilerini bir disiplin içinde eğiterek hayatta kalma mücadelesi verirken böyle bir yöntemi bulmuşlardır. Gerçi bu durumun Mısır'da rahipler tarafından da kullanıldığı söylenmekte ise de bu konuda fazla bilgi olmadığından üzerinde durmayacağım.
Haçlı seferleri sırasında müslümanlıkla tanışan hıristiyanlar, bu yöntemi benimseyerek kendi dinleri içindeki sıkıntıları aşmak için kullanmayı düşündüler ve ilk olarak Tampliye Şövalyeleri bu örgütlenme biçimi ile güçlenerek Avrupa'da önemli bir kuruluş haline geldiler. Bugün kullanılan bankacılık sistemine benzer bir iletişim ağı kuran şövalyeler, o kadar güçlendiler ki krallara borç verir hale geldiler. Bu nedenle de bir gecede yok edilerek mallarına el konuldu, kaçabilenlerin İskoçya'ya sığındığı sanılıyor. Burada 200 yıl sonra İngilizler tarafından yeniden diriltilen bu sistem masonlar (duvar ustaları ) tarafından yeniden kuruldu ve bu kez gizli bilgi kale ve manastır yapımı konusundaki mimari ustalıktı. Bu döneme operatif (ameli) masonluk adı veriliyor ve bu bilgilerin herkes tarafından bilinmesi üzerine düşünsel (spekülatif) döneme geçiliyor. Bu kez de düşünceleri nedeniyle ölüm tehlikesi yaşayanlar ( simyacılar, bilim adamları, bazı yerlerde müslümanlar, bazı yerlerde yahudiler vb) bu örgütlenme biçimiyle hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bu durum daha sonra batı toplumlarında yaygılaşarak bir evrensel harekete dönüşüyor. Son duruma gelindiğinde temelinde yahudi kabalası ve hıristiyan mistisizmi üzerine doğu dinlerinin ezoterik gelenekleri eklenmiş diyebiliriz. Ancak çıkış noktası hiç bir zaman değişmeyen masonluk, kurallarını aldığı batınilikten kopmamış, kişinin kendisini geliştirip kamil insan olma yolunda bilgilerle erdemlere ulaştırma düşüncesiyle hareket etmiştir. Bu nedenle dışa açılamamışı ve toplu bir hareketin parçası olamamıştır. Bir kurumsal kimliği, yasalara göre kurulmuş bir yapısı olmasına karşın, (örneğin Türkiye'de dernek olarak örgütlenmiş ve dernekler masasında tüm üyeler kayıtlanmıştır) toplantılarına dışarıdan kimseyi almaması ve üyelerini seçerek kabul etmesi nedeniyle dışardan bakanlar açısından kuşkulu bir durum oluşmasına neden olunmuştur.

Bugün gelinen noktada, masonlar tüm dünyaya yayılmış örgütlü bir kuruluş gibi görünse de kendi arasında büyük bölünmeler ve düşünce ayrılıkları olduğu bilinmektedir. Bir kısım masonlar çok önceden konulmuş kuralları değiştirmemek adına bir Tanrı inancı olmayanları, kadınları, sakatları, bazı yerlerde zencileri mason saymamakta ve localarına kabul etmemektedirler. Ancak 1789 devriminden etkilenen bazı liberal masonlar dinsizleri, kadınları ve ötekileri mason olarak kabul ederek daha evrensel bir bakış açısı ile hareket etmektedirler.

Masonların dünyayı ele geçirme masalına gelirsek, bu konuda benim kişisel görüşüm masonların birilerini kullanmak yerine, birtakım güç odaklarının belirli yerlerdeki masonları kullandıkları şeklindedir. Yani özellikle ABD'de örgütlenen masonlar, oradaki güç odaklarının referansı olarak değerlendirilmekte ve başkanlık konusunda seçilecekler arasında görülmektedir. (biraz uzun oldu sonra devam ederim)

Amon 28.01.2007 10:04:16
Alıntı
Ben bu yazıları okuduğum zaman biraz kafam karıştı, şimdi anladığım kadarıyla İnana ve İnanmayan masonlar birlikte faaliyet göstermiyorlar. Neden?
Ana prensipler olarak birbirindan farkli 2 dernek neden bir arada calissin?
Ben simdi bir forum acsam , sifirforum.com un ana temalarini ve hemen hemen herseyini ayni olara kullansam ama sadece canimin istedigi bazi noktalari degistirsem, konusunuda felsefe degil, feminizm yapsam. sifirforum.com benimle birlikte calisirmi? ayrim burda basliyor. daha bircok sebebi var.

Alıntı
Ayrıca "düşünceye" bu kadar sahip çıkan ve "ilericilikten" bahseden  masonlar nasıl olur da  mason olmak için "erkek olmak" şartı koyar?
kadinlar azizdir. onlar kutsaldir. onlarin bu egitime ihtiyaci yoktur.

Alıntı
Bir de niye bu kadar gizlilik ön planda tutuluyor?
Masonluk herkese gore birsey degildir. Yolda gecen birisi size Ben Mason um dedigi zaman onu test edebilmek icin. Egitimin, uyelerin ve toplulugun kalitesini koruyabilmek icin. geleneklere bagli kalindigi icin.

----------------------------------------------------------------------
torq
dediklerinin bircogu dogru. bilgilerinin kaynaginin hangi Mason dernegine uye olan arkadasindan geldigini bilmiyorum. ama Muntazam ve Garyi-Muntazam Masonluk hakkinda bilgin varsa, anlattiklarimi Muntazam Masonluk adina anlatilmis dusun. ama bazi duzeltilmesi gereken kisimlar var sanirim.
Alıntı
Aynı sıkıntılar batıda yahudiler, bilim adamları, simyacılar, ateistler, gerçek hıristiyanlar, kabul edilmeyen hıristiyan mezhepleri ve buna benzer insanlar için de geçerli olduğundan, masonluk bu kişilere uygun gelmiş ve benimsenmiştir.
ateist lere uygun geldigini dusunmuyorum. cunku Asla bir ateist Mason olamaz. fransiz Masonlugu olarak tanimlanan ateist ve kadinlarida icine alan, kendilerine Mason diyen diger derneklerin gecmisi 100-200 yili gecmez.
Alıntı
kadınların ve zencilerin mason olmasına karşı bir görüşe sahiptir.
haklisin bu vardi ama artik zencilerin Mason olmasi yada Muntazam Localar tarafindan taninmasi sorunu artik yoktur. Renk ayrimi olmadan her erkek Mason olabilir. Kadinlarin Mason olamamalari kuralinin hicbir zaman degisecegini sanmiyorum. bunun icin cok ozel nedenleri var.

Fransiz Masonlugu olarak tanimlanan bu yenilikci gurup dediginiz dernek, dunyadaki diger Buyuk Localar tarafindan genellikle Taninmaz. Turkiyede bu dernegin 2000 civari uyesi vardir. ozellikle fransa kaynaklidir ve fransizlarin baslatip devam ettirdigi ve sadece kendi iclerinde birbirini tanidiklari bir dernektir. yani soyle dusunun ben simdi bir dernek acip, bir ayin duzenleyip uyelerime Mason diyebilirim. ama onemli olan diger Gercek Mason olanlarin ve dunyadaki diger Buyuk Localarin beni Taniyip tanimadiklaridir.

HurMasonlar yani sizin gelenekci dediginiz Masonlar dernegi butun Dunyadaki Muntazam Buyuk Localar tarafindan taninir ve turkiyede ortalama 15 bin uyesi vardir.
Alıntı
Aslında İngiliz masonluğunun bu nedenle kan kaybettiğini, siyasete bulaştırılan anglosakson masonluğunun sıkıntı yaşadığını söyleyenler de az değil. Bugün ABD nin kurucuları ve başkanlarının tamamına yakınının mason olduğu biliniyor
Ingiltere ve Amerikada uye kaybinin nedenleri farklidir. Fransiz Masonlugu ile olan iliski ile ilgisi yoktur.


Bana neden Masonlar ve Adnan Oktar arasındaki ilişki 'danışıklı döğüş' gibi geliyor.  :huh: 

Adnan Oktar haricinde turkiyede onlarin reklamini yapan olmadigi icindir Smiley

torq 04.02.2007 01:28:32
Sevgili Hamlet, masonluk konusunda oldukça bilgili olduğun anlaşılıyor, ancak bu muntazam-gayrimuntazam kavramını nasıl bir mantıkla açıkladığını merak ediyorum. Bence biraz bu konunun özüne inerek kimlerin bu kavramı ortaya attığını, kimlerin bu işten çıkarı olduğunu araştırmanda yarar var. Ben kendi araştırmalarım sonucunda vardığım sonucu aktarayım, sen de yorumunu yaparsın.

Ortaçağda katedral yapan duvar ustalarıyla başlayan bu örgütlenmenin daha sonra Tamplier Şövalyeleriyle sıkıntıya girmesi masonluğun kesintiye uğrmasına neden olmuştur. Aradan 50 yıl geçtikten sonra İskoçya'da ortaya çıkan bu örgütün düşünen insanlar tarafından yeniden örgütlenmesiyle İngiliz aristokrasisi devreye girmiş, masonluk ingilizler tarafından ele geçirilmiştir.

İngilizler hem kendi askerlik örgütlerine masonluğu yerleştirmişler hem de siyasetin masonluk yoluyla egemenlik oluşturmasını sağlamışlardır. Kendilerine özgü tüm kuralları dünyaya yayma konusunda uzmanlıkları bilinen bu ulus, sömürge haline getirdikleri her coğrafyada masonluğu da bir örgütlenme modeli olarak kurmuşlardır. Örneğin Avusturalya valisini atayan İngiltere Kraliçesi, valinin aynı zamanda o yerdeki en büyük mason üstadı olmasını da sağlamıştır. Böylece Avusturalya'daki asker ve yöneticiler hem siyaseten hem de kardeşlik bağıyla İngiltere'ye bağlanmak zorunda kalmışlardır.

Bu sömürge zihniyetine karşı çıkan Fransızlar, kendi düşüncelerine göre bir örgütlenmeye gitmek isteyince, Anglosaksonlar, egemenliklerine bir saldırı olacağını düşünerek düzenli/düzensiz ayırımı getirmek gibi dahiyene bir düşünceyi ortaya atmışlardır. Böylece kendilerine itaat edenler düzenli olacak ve İngiltere tarafından tanınacak, itaat etmeyenler de düzensiz sayılarak mason olmayacaklardır.

Güç çatışmasının uluslararası düzeyde geldiği noktada masonlar da bu savaşın kurbanları olarak sahnedeki yerlerini almışlardır. Kendilerini düzenli diye nitelendirenler,  sayılarının fazla olmasına bir anlam yükleyerek çok önemli bir konumda bulunduklarını anlatmak için "biz düzenliyiz siz değilsiniz!" sloganıyla bir ayrıcalıkları olduğunu sanmaktadırlar. Ancak düzenli olanlara nasıl bir ayrıcalık sağlandığı ve neye yaradığı, düşünsel olarak hangi noktada olduklarını bilememektedirler.

Ateistler ve kadınlara daha sonra değineyim çok uzun oldu. 
 

Amon 04.02.2007 04:26:16
Alıntı
Sevgili Hamlet, masonluk konusunda oldukça bilgili olduğun anlaşılıyor, ancak bu muntazam-gayrimuntazam kavramını nasıl bir mantıkla açıkladığını merak ediyorum. Bence biraz bu konunun özüne inerek kimlerin bu kavramı ortaya attığını, kimlerin bu işten çıkarı olduğunu araştırmanda yarar var. Ben kendi araştırmalarım sonucunda vardığım sonucu aktarayım, sen de yorumunu yaparsın.

acikliyacam once bir okuyum tamamen.

Alıntı
Ortaçağda katedral yapan duvar ustalarıyla başlayan bu örgütlenmenin daha sonra Tamplier Şövalyeleriyle sıkıntıya girmesi masonluğun kesintiye uğrmasına neden olmuştur. Aradan 50 yıl geçtikten sonra İskoçya'da ortaya çıkan bu örgütün düşünen insanlar tarafından yeniden örgütlenmesiyle İngiliz aristokrasisi devreye girmiş, masonluk ingilizler tarafından ele geçirilmiştir.

Tapinak Sovalyeleriyle Masonlari, her zaman ayni yerde dusunmek zorunda degilsin. Bunlar Zincirin Diger Halkalari diye gecerler. Yani Tapinak sovalyeleri ne kadar ve nerde olursa olsun o sure icinde Ingilteredede, diger avrupa ulkelerindede Masonluk devam etmekteydi.
Ayrica "Masonluk ingilizer tarafindan ele gecirildi" derken ne anlamda soyledigini tam anlayamadim.

Alıntı
Bu sömürge zihniyetine karşı çıkan Fransızlar, kendi düşüncelerine göre bir örgütlenmeye gitmek isteyince, Anglosaksonlar, egemenliklerine bir saldırı olacağını düşünerek düzenli/düzensiz ayırımı getirmek gibi dahiyene bir düşünceyi ortaya atmışlardır. Böylece kendilerine itaat edenler düzenli olacak ve İngiltere tarafından tanınacak, itaat etmeyenler de düzensiz sayılarak mason olmayacaklardır.
Herhangi bir dernek dusun. Ben kalkar ve o dernegin aynisini yaparsam, ama kafama gore birkac ozelligini degistirirsem, gercek dernegin uyeleri ve camiasi beni tanimaz. yani bu taninma olayi, her zaman heryerde olan birseydi zaten. ben simdi bir dernek acar ve uyelerime Mason dersem kim sallar benim dernegimi? taninma olayi bu sekilde cikmistir.
Alıntı
Güç çatışmasının uluslararası düzeyde geldiği noktada masonlar da bu savaşın kurbanları olarak sahnedeki yerlerini almışlardır. Kendilerini düzenli diye nitelendirenler,  sayılarının fazla olmasına bir anlam yükleyerek çok önemli bir konumda bulunduklarını anlatmak için "biz düzenliyiz siz değilsiniz!" sloganıyla bir ayrıcalıkları olduğunu sanmaktadırlar. Ancak düzenli olanlara nasıl bir ayrıcalık sağlandığı ve neye yaradığı, düşünsel olarak hangi noktada olduklarını bilememektedirler.
Bilinmektedir! Duzenli olanlarin ayricaliklari, sadece erkek ve Yuce Yaradana inanan uyelerden olusmasi, Butun dunyadaki diger Buyuk Localar ve uyeleri tarafindan taninmalari, Ozde Bir olmalari, Rituellerinin ayni olmasidir.
Fransizlar her konuda oldugu gibi bu konudada kendileri ayri bas cekip, kafalarina gore Masonlugu istedikleri yone cekmeye baslayinca bu kurallar gittikce dahada katilasmis ve aradaki ucurum dahada derinlesmistir. Amaclarinin ayni olup olmadigi bilinmez ama yontemleri ve uyelerinin ayni olmadiklari kesindir.

Bunlara Gayrimuntazam denir, cunku ilk ve en buyukler ile farklari coktur. Kendilerine, Ozgur yada Modern Masonlar derler. Amac degisiklik, yenilik ve herseyi fransiz kokenine oturtmaktir. Ama Muntazam Masonluk, gelenekciligi, kurallarina bagliligi ve disiplini ile bunu asla kabul etmez.

Bu kadar bilginin kaynagini sorabilirmiyim? Sadece Arkadastan ogrenilmis bilgiler gibi gorunmuyor. Bu bilgileri herkes ogrenebilir ama herkes bu kadar iyi anlayip aklinda tutamaz.



Amon 04.02.2007 17:53:55
Ayrica Masonluk konusunun Siyaset basligi altinda acilmasindan, ve kimsenin buna bir sey dememesinden, halkimizin bu konudaki bilgisizligi kolayca goruluyor.
Bilgi aciklanmiyormu?
bulunamiyormu?


Sayfa: [ 1 ] 2 3