SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçi/Faşist Kimlikler

Konu: Duçe'nin Faşizm Macerası

Sayfa: [ 1 ]

16.07.2004 19:01:49
Mussolini, gerek iktidara geliş sürecinde gerekse iktidarı boyunca belirli çevreler tarafından büyük destek gördü. Bunların başında ise, Siyonistler vardı. Siyonistler diğer bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, İtalya'da da iç ve dış siyasete yön verebilecek konumda olmayı hedefliyorlardı. Siyonizme sıcak bakan kişilerin iktidarda olması, bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştıracaktı. Çoğu yerde olduğu gibi İtalya'da da masonların desteği ile Siyonistler bu alanda çeşitli faaliyetler yürüttüler.

Mussolini'nin başa getirilmesindeki en önemli etkenlerden biri ise üstad mason olmasıydı:

"Mussolini Palermo Locası'ndan 33. Derece Madalyası'nı almıştır." (Faşizmler, Henry Michel, sf.126)

Mason localarında kullanılan bir sembol olan "balta", Mussolini tarafından faşizmin ve Faşist Parti'nin simgesi olarak seçildi. Masonik felsefede ölüm ve katliamı sembolize eden "balta", faşizmin amacı olan şiddeti ve savaşı simgeliyordu.


Mussolini'ye para yardımında bulunan banker J.P. Morgan  
Mussolini kendisinin ve Siyonizm-masonluk menfaatleri doğrultusunda oluşturulan kadronun Siyonist ideallere hizmet için uğraş vereceğini, Siyonist liderlerle yaptığı bir toplantıda şu ifadesiyle belirtmişti:

"Bir Yahudi Devleti kurmalısınız. Ben kendim, bir Siyonistim ve bunu Dr.Weizmann'a (ilk İsrail Cumhurbaşkanı) da söyledim. Gerçek bir devletiniz olmalı. İngilizlerin size lütfettiği milli bir ev değil. Bir Yahudi Devleti kurmanızda size yardım edeceğim." (Mussolini and the Jews, Meir Michaelis, sf.131)

Siyonist Yahudiler, Mussolini'nin kendilerine sağladığı bu yardımları karşılıksız bırakmadılar. Amerika'daki Yahudi banker J. P. Morgan aracılığıyla İtalya'daki faşist yönetime para yardımında bulundular:

"'J.P. Morgan bankerlik şirketi 1926 yılında İtalya'daki faşist Mussolini hükümetine 100 milyon dolar veriyor." (Mussolini and Fascism, John P. Diggins sf.32)


Mussolini, İspanya'daki Kanlı Faşist Diktanın Destekçisi

 Faşist Parti'nin mason üyelerinden ve aynı zamanda Mussolini'nin damadı olan Ciano  
Mussolini'nin destek verdiği bir diğer grup ise İspanyol faşistleri idi. Mussolini, İspanya'da faşistleri iktidara getirebilmek için Hitler'le birlikte büyük çaba gösterdi ve bunda da başarılı oldu:

"Mussolini ve Hitler müdahalede bulunduklarını saklamadılar. 19 Temmuz 1936'dan itibaren Franco'yu desteklediklerini açıkça ilan ettiler." (Pietro Nenni, İspanya'da İç Savaş ve Faşizm, sf.75)

Mussolini İspanya'ya faşist diktayı getirebilmek için, var olan Cumhuriyetçi yönetime karşı, monarşi yanlısı karşı-Cumhuriyetçi gruba destek verdi. Roma'da karşı-Cumhuriyetçi grupla gizli bir anlaşma imzaladı. Yapılan anlaşmayla Mussolini, İspanya'da faşist yönetimi kuracak, karşı-Cumhuriyetçi grubu maddi-manevi destekleyerek iş başına gelmesini sağlayacaktı. Bu anlaşma daha sonra gizli olmaktan çıktı. Mussolini İspanya'ya faşizmi yerleştirmek için İtalyan ordusunun kendi askeri ve teçhizatıyla bizzat savaştığını şu sözleriyle itiraf etti:

"II. Dünya Savaşı bastırdığında bize pek az can kaybına mal olan, ama muazzam bir askeri ve mali külfet yükleyen İspanya ve Habeşistan Savaşı'ndan henüz çıkmıştık." (İspanya'da İç Savaş ve Faşizm, Pietro Nenni, sf.74)

 


Mussolini'nin Kendini Kutsal Bir Varlık Olarak Gösterişi

Mussolini, hemen tüm faşist liderlerde görülen bir özellik olarak kendini ilahlaştırma yoluna gitmiştir. Bunun için devletin sahip olduğu resmi yayın organlarını kullanmıştır:

"Milizia Fascista adlı resmi dergi vatandaşlarına şu çağrıyı yapar: 'Tanrıyı sevmekten bir an bile geri kalma. Ama unutma ki, İtalya'nın Tanrısı Duçe'dir'." (Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, cilt 4, sf.1474)


Faşizmi yaymaya çalışan iki büyük müttefik; Hitler ve Mussolini yanyana.
Mussolini, bu sapkın iddiasını kanunlara da yerleştirmişti. Yayınladığı kurallar listesini, Musevilerin 'On Emirinden' esinlenerek On Emir koymuştu. Bu emirler içinde kendisinin her zaman haklı olduğuna dair bir madde de bulunmaktaydı:

"Duçe'nin yanılmazlığı yediden yetmişe her İtalyanın kafasına sokulur. On Emir'in 8. maddesinde yer alan, 'Duçe her zaman haklıdır' sözü toplumun her bireyi için ilk ağızda benimsenilmesi gereken bir ilkedir." (Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, cilt 4, sf.1474)

Diğer yandan Mussolini, küçük çocukları faşist sisteme uygun bir şekilde yetiştirmek ve onların gözünde kendini sözde ilah gibi göstermek için "Balilla"adında, çocukları örgütleyen bir teşkilatın kurulmasına da önayak olmuştur:

"Çocukları örgütleyen Balilla'nın 'Credo'su (temel inançları) 'Kutsal Papa'nın şahsında faşizme inanıyorum' diye başlar, 'Mussolini'nin dehasına iman ederim' sözleri ile devam eder." (Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, cilt 4, sf.1474)

Sözde ilahlık iddiasıyla yapılan bütün bu propaganda ve telkinlerle halk artık Mussolini'yi insan üstü bir varlık olarak görmeye başlamış ve sonunda Mussolini arzuladığını elde etmişti:

"Güneyli köylü kadınları, 'Mussolini- insan üstü' diyorlardı; ve Duçe'nin harman dövmesine bakarak şöyle haykırıyorlardı: 'O bize ekmek veriyor, bunu bize harmanda döğüyor, bizde onu koruyoruz.'." (Faşizmin Analizi, Maria Macciocchi, sf.117)

Mussolini'nin bu davranışları, masonik felsefede birçok kez tekrar edilen mantığın bir benzeridir. Masonik felsefede de insanı herşeyin üzerinde gören, çarpık bir anlayış hakimdir:

"Mason, kaynağına yaklaştıkça nurlanır, fakat yanar. Hedef güneşe varmak değil, güneş olmaktır. İşte bu güneş ilahlık mertebesidir." (Doğuş Kolu, Mason Yıllığı, sf.41)

Nitekim aynı düşünce bir başka masonik kaynakta daha açık bir şekilde ve şu ifadelerle anlatılmıştır:

"İlkel toplumlar acizdirler, aczleri dolayısıyla etraflarındaki kuvvetleri ve hadiseleri ilahlaştırdılar. Masonizm ise insanı ilahlaştırdı." (Selamet Mahfilinde Üç Konferans, sf.51)

Mussolini'nin bu sapkın düşünce ve uygulamalarının yanı sıra, ayırımcı politikaları da ünlüydü. Örneğin kadınlara karşı tam anlamı ile bir ayırımcılık uygulanıyor, kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve hatta tamamen yok sayılıyorlardı. Mussollini bu düşüncesini Journal adlı Fransız gazetesine verdiği demeçte şu şekilde ifade etmiştir:

"Bizim devletimizde kadın hesapta olmamalıdır." (Faşizmin Analizi, Maria Macciocchi, sf.128-129)

Mussolini'nin kadınlara karşı olumsuz bakış açısına sahip olmasının temelinde mason localarında aldığı telkinlerin büyük etkisi vardı. Mason teşkilatlarına da sadece erkekler alınıp kadınlar kabul edilmemekte ve masonlar, kadınları hor, zayıf insanlar olarak görmektedirler:

"...Kadınlık bizim düzenimiz haricinde bırakılır, alınmaz." (World Freemasonary, sf.19)

"Kadın pek nadir olarak karar istidat ve kabiliyetine maliktir. Zira za'fı, onu bencilliğe sürükler. Hem de o, erkekle mukayesede, tembel, az faal, az sebatkardır, çabuk yorulur... Kadın, nefsine karşı da samimi değildir. Hiçbir zaman kusurlarını itiraf etmesini bilmez... Riyakarlık onda fıtridir. Buna bir de kibir ve azameti ilave ederseniz kadının hakiki seciyesini elde etmiş olursunuz. " (Türk Mason Dergisi, sayı 11, sf.50)

Mussolini'yi kadınları bu şekilde toplum dışına itmeye götüren kuvvetlerden biri de esasında her faşistte var olan şiddet duygusudur:

"Mussolini'nin değişmez inançlarından biri zorbalıktır ve bunu Sorel'den öğrendiğini söylemenin bazen politik olarak faydalı olduğunu düşünüyordu, şiddete başvurmak kafasında çoktan gelişmiş esas içgüdüdür." (Mussolini, Denis Mack Smith, sf.14)

Nitekim Mussolini kendisinde yer eden şiddet duygusunu uygulamaya dökmüş ve "Kara Gömlekliler" adında her türlü şiddet ve zorbalık eylemlerini gerçekleştiren silahlı birlikler oluşturmuştur. Bu birlikler vasıtasıyla sadist arzularını halk üzerinde terör havası estirerek yerine getirmeye çalışmıştır:

"...Mussolini normal duruma geri dönmekten bahsediyor olmasına rağmen, gizliden gizliye teğmenlerine dehşet eylemlerini artırmalarını öğütlüyordu." (Mussolini, Denis Mack Smith, sf.81)

Diktatörlüğün muhafızları olan bu silahlı faşist birliklere "Kara Gömlekliler" denmesinin sebebi Mussolini tarafından belirlenen siyah üniformaları giymeleridir. Siyah, masonlar için özel anlamlar taşıyan bir renktir. Locaların iç dekorasyonlarında yoğun olarak kullanılan siyah renk, masonik felsefede ölüm ritüellerini ve ölümü temsil etmektedir. Masonlukta siyahın diğer bir önemi de, üstad-ı azamın kıyafetinin rengi olmasıdır.

Mussolini "Kara Gömlekliler" vasıtasıyla sadece kendi ülkesinde şiddet uygulamakla kalmamış, bu idealini gerçkleştirmek için diğer ülkeleri de işgal etme yoluna gitmiştir. 1935 yılında Etiyopya'yı işgal etmiş ve 1941 yılına kadar 15 bin Müslümanın katledilmesine neden olmuştur.

Diğer yandan 3 Ekim 1911 yılında İtalya'nın Libya'yı işgal etmesiyle başlayan ve Müslümanlara karşı yapılan zulmü devam ettirmiştir. Mussolini'nin göreve gelmesiyle Ömer Muhtar yönetimindeki Müslümanlara karşı yapılan saldırılar daha da artmıştır. İşgal ancak Mussolini öldükten sonra 10 Şubat 1947'de yapılan barış anlaşmasıyla son bulmuştur. Bu süre içinde 1,5 milyon Müslüman şehit edilmiş, yüz binlercesi de yaralanmıştır.


Mussolini'nin Din Düşmanlığı

Mussolini'nin en belirgin özelliklerinden birisi, din konusunda gösterdiği ikiyüzlülüktür. Mussolini, bir yandan siyasi çıkarları ve geleceği endişesi ile, Papa ve diğer din adamları ile yakın ilişkiler kurmaya çalışırken, diğer yandan Allah'ın varlığını ve dini inkar ettiğini ifade etmesi ile ünlüdür.

 
Mussolini'nin yaşadığı bu gayri-meşru hayat ve halk üzerinde meydana getirdiği zulüm ve baskı, günümüzdeki birçok faşist liderler gibi dinsiz olmasının bir sonucudur:

"Mussolini ateistlikten de öte dine karşı tamamen düşmanlık gösteriyordu. 1915'de Lausanne Halk Sarayı'nda şunları söylüyordu: 'Allah yoktur; din, bilim karşısında bir saçmalıktır. İnsanlar için bir hastalıktır'." (Histoire de Mussolini, Louis Roya, 1926)

Hatta iktidara gelmeden önce de "La Lima"adlı gazetede "gerçek dinsiz" takma adıyla yazılar yazıp dine saldırmıştır. Mussolini'nin bu ilkel mantığı, büyük oranda cahilliğinden kaynaklanıyordu. Çünkü, ateizmin hızlı bir çöküş süreci yaşadığı günümüzde, pek çok bilim adamı tarafından da açıkça kabul edildiği gibi din hiçbir şekilde bilimin karşısında yer almamakta, tam tersine elde edilen tüm bilimsel sonuçlar ve bulgular Allah'ın varlığını bir kez daha tasdik etmektedir.

II. Dünya Savaşı'yla başlayan süreç Mussolini'nin sonunu hazırlamıştır. İtalyan ordularının her çarpışmada başarısızlığa uğraması ve 1943 yılında müttefik ordularının Sicilya'ya ayak basması, halkın Mussolini'ye artık olumsuz gözle bakmasına neden olmuştur. Gelişen bu olaylar karşısında Yüksek Faşist Konseyi toplanmış ve yönetimi Mussolini'den alarak Kral'a devretmiştir. İtalyanlar tarafından dışlanan Mussolini daha sonra Hitler'in işgal ettiği Kuzey İtalya'da kurulan "İtalyan Sosyal Cumhuriyeti" adında yeni ve küçük bir Cumhuriyetin başına geçmiştir. Mussolini burada tamamen Hitler'in yönlendirmesiyle hareket etmiş ve onun isteği doğrultusunda da ilk iş olarak kendisini İtalya'nın yönetiminden uzaklaştıran konsey üyelerini öldürme kararı almıştır. Nitekim daha sonra aralarında damadı Ciano'nun da bulunduğu bu kişiler yakalanarak öldürülmüştür. Bütün bu çabalarına rağmen Mussolini, müttefiklerin ve partizanların birçok yeri ele geçirmesi nedeniyle zor duruma düşmeyi engelleyememiştir. Almanların da yardım etmediğini görünce yandaşlarıyla beraber kaçmaya çalışmış, fakat partizanlar tarafından yakalanarak, 28 Nisan 1945'de kurşuna dizilerek öldürülmüştür.

 


Sayfa: [ 1 ]