|
||
| Alevilik Nedir? Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur. SEnin Alevilik tanımın üzerinden değerlendiriyorum açıkçası senin dediğin gibi bir islamiyet dışı birşey göremiyorum.Yani Kim Aleviliği Dindışı gösteriyor onu dabilemiyorum ama yaptığın tanımın hepsi İslam dinin içinde var.Vahdet-i vücu mu dersin,laik,demokrat,eşitlikçi,insanhaklarına saygıyı esas alan ben bunların hepsini İslamiyette görebiliyorum.Şeriatın bağnaz kuralları derken neyi kasdetti,n anlamadımŞeriatın kuralları bellidir.Ancak günümüz TÜrkiyesinde uygulamak mümkündeğildir.yani kim ben şeriata göre derse yanlış yapar.bunu ben reddediyorum.Ayrıca bir inanç sistemi Allahın varlığına birliğine ve imanın şartlarına diğer hükümleri karsısına almadıktan sonra kimse kimseyi İslamiyetten kovamaz kovarsa kendisinin müslümanlığından şüphe duyulmalıdır. |
||
|
||
| abi her tarafa yorum yazıcam ya ayetlerin evrensel olmayısını alevilikten söz etmemesiyle bagdastırmak ne kadar elestirisel mantık içeriyo bilemiyorum yada söz edilen bir kaç teferruatla..piramidin en tepesinde allah a iman var.buda sadece kalbin değil aklın da devreye girmesiyle mümkün.zaten genelde ayetler ey akıl sahipleri (muhkem mevzular) diye baslar. kuran da kendisini tanıtan ve hz muhammedin tanıttıgı allah a mı inanıyoruz yoksa bambasaka bi anlayıstamıyız..bu sorgulanmakdan hiç bir seye mantıklı elestiriler getirme sansımız (hakkımız) olmaz gibime geliyo. |
||
|
||
| Şeriat bağnaz kurallara sahiptir insanlığın gelişmesini yıllarca durdurmuşdur,örneğin Osmanlı herkes matbaayı kullanırken 600 yıl sonra matbaayı kullanmaya başlayarak insanlığın gerisinde kalmıştır bunun sebebi kutsal sadıkları akıl dışı şeriat kurallarıdır,nitekim Yavuz Sultan Selim dönemindeki Alevi-Bektaşi kırımlarıda aynı tabloyu gözler önüne sermektedir,çok eşlilik gibi meselerde yine sadece akıl dışı şeriatca benimsenen bir ortaçağ durumudur,tüm bu etkenleri varsayarsak İslamiyetin kurallarına göre yaşamı anlattığını belirten Şeriatın evrensel olmadığı aksine gerici,yobaz ve insanlık dışı olduğu açıktır,bana söylermisiniz hangi şeriat ülkesinde fikir özgürlüğü vardır,fikir özgürlüğünün olmadığı her ülkenin gelişimi imkansızdır. Osmanlı gibi işgalci olursanız orası ayrı.... |
||
|
||
Şeriat bağnaz kurallara sahiptir insanlığın gelişmesini yıllarca durdurmuşdur,örneğin Osmanlı herkes matbaayı kullanırken 600 yıl sonra matbaayı kullanmaya başlayarak insanlığın gerisinde kalmıştır bunun sebebi kutsal sadıkları akıl dışı şeriat kurallarıdır,nitekim Yavuz Sultan Selim dönemindeki Alevi-Bektaşi kırımlarıda aynı tabloyu gözler önüne sermektedir,çok eşlilik gibi meselerde yine sadece akıl dışı şeriatca benimsenen bir ortaçağ durumudur,tüm bu etkenleri varsayarsak İslamiyetin kurallarına göre yaşamı anlattığını belirten Şeriatın evrensel olmadığı aksine gerici,yobaz ve insanlık dışı olduğu açıktır,bana söylermisiniz hangi şeriat ülkesinde fikir özgürlüğü vardır,fikir özgürlüğünün olmadığı her ülkenin gelişimi imkansızdır. Sen şeriatın tam kelime manasını biliyor musun?Ben bunu öğreneyim.SEn de şeriatı yüzeysel biliyorsun bu matbaa olayı da tıpkı günümüz menfaat odaklarının yaptığını yapmıştır.hani çıkar çevreleri nasıl tekeline çomak sokulduğunda çıkdırırlar.o devirdeki çıkar çevreleri de şeriat bahanesi ile matbaayı 300 yıl geciktimiştir.Bunu öne sürerek şeiata bağnaz demen yanlıştır.Çünkü şeriat islamdır.Yani şeriatı öcü gibi göstermeye gerek yok.Çok eşlilik olayı da kuralları çok açıktır.bütün eşlerine aynı şekilde davranacaksın adaletli olacaksın eğer adaletli olamayacaksan yani ağır geliyorsa bırakacaksın.Dikkat et zorlama yok yapabilirsen sünnettir.Dikkat edersem dedimki günümüzde şeriatın uygulanması mümkün değil sen yine günümüze bakarak (İrana Arabistana) şeriatın olduğu yerde fikir özgürlüğü yok.Sana derim ki ilk şeriat devletine bak hangisinde saltanalıkgörürsün.Baktığın zaman aslında demokrasinin ilk temelleri o vakitlerde atılmıştır.Ki dikkat edersen fikir özgürlüğü ile ilgili bir çok kıssa vardır.Seelman-ıFarisi örneğinde olduğu gibi.
Osmanlı gibi işgalci olursanız orası ayrı.... |
||
|
||
| Şeriatın yüzeyselinden başkası bilinmez çünkü Şeriat derinliklere sahip değildir boşdur gereksizdir İslam falanda değildir,İslamın içinde ALEVİLİK var dedik şeriat neden sünni kurulları ile çizilmitir o halde,ayrıca şeriat fikir özgürlüklerine karşıdır saltanat diyorsun ve demokrasi diyorsun senin yorumunda bile çelişki var saltanatın hüküm sürdüğü hiç bir devlet demokrasi temeli atmamıştır kin nefret cahiliyet temellerini atmıştır! | ||
|
||
| Sana derim ki ilk şeriat devletine bak hangisinde saltanalıkgörürsün.Baktığın zaman aslında demokrasinin ilk temelleri o vakitlerde atılmıştır.Ki dikkat edersen fikir özgürlüğü ile ilgili bir çok kıssa vardır.Seelman-ıFarisi örneğinde olduğu gibi. YAnliş yazdım pardon ilkyıllarda saltanatlık yoktur seçimle işbaşına gelme vardır.ve demokratik olaylar ilk o zaman vuku bulmuştur.Sen dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsun Alevilik yok Alevilik yok!Ben diyorumki Allah'a iman noktasında ve diğer iman noktalarında ehl-i sünnet ve'l cemaat noktasında aykırı olan doneler yoksa kimse kimseyi İslamiyet dışı bir durumla suçlayamaz.Şeriatın içinde Alevilik yok diyorsun Alevilik Kur'anın tamalanmasından sonra ortaya çıkmıştır.Yani elbetteki Sonradan çıkan bir olayın bahsedilmesi uygun düşmez değil mi ama sınırlar bellidir.ve ben bu sınırlar içinde kalan Alevilier tanımaktayım.Yani sen sırf Alevliik Şeriat kitabında yok diye şimdi Kur'an-ı Kerim'e inanmıyorsun bunu değiştirilmiş olduğunu düşünüyorsun.Bilmiyorum ama kendime göre Aleviliğin şeriattaki durumunu,yerini sana anlattım.İnşallah faydalı olmuşumdur. |
||
|
||
| Hangi seçimle seçilmek dediğin anlatırmısın halifelikse eğer Hz.Ebubekirin Ölümünden sonra Hz.Alinin hakkının yendiği,oynan oyunlarla Ömer ve Osmanın sırayı aldığı açıktır,kısas falan gibi hikayeleride geç Osmanlı devletinde insan suratı çizmenin yasak olduğu bir dönemde kısamıdır nedir her ne karın ağırısıysa ona bakmak kocaman bir ahmaklıktır | ||
|
||
| Allah dileseydi bütün insanları doğru yola sevkederdi (Rad Suresi, ayet 31), Allah istemeseydi puta tapmazlardı (Enam Suresi, ayet 106-107) Bu ayetlerde sadece Allah'ın insanı özgür bıraktığını anlıyorum. Mehmet kulum inansın, Ayşe kulum inanmasın, Ahmet deist olsun, Selma ateist olsun diye en baştan belirlediği bir şey yok. |
||
|
||
Hangi seçimle seçilmek dediğin anlatırmısın halifelikse eğer Hz.Ebubekirin Ölümünden sonra Hz.Alinin hakkının yendiği,oynan oyunlarla Ömer ve Osmanın sırayı aldığı açıktır,kısas falan gibi hikayeleride geç Osmanlı devletinde insan suratı çizmenin yasak olduğu bir dönemde kısamıdır nedir her ne karın ağırısıysa ona bakmak kocaman bir ahmaklıktır Bir çok şiilerin ve alevilerin yanlış izah ettikleri bir hadis-i şeriften bahsediyorsun.Enes bin Malik bildiriyor Resulullahın yanında pişmiş bir kuş vardı Peygamber efendimiz(s.a.s.) buyururki:Ya rabbi! yarattığın mahlukatlardan en çok sevdiğini gönder beraber yiyelim.Hz.Ali geldi beraber yediler.İmam-ı Tırmızi bu Hadis-i şerife kefil olan.yarattığın mahlukatlardan en çok sevdiğini gönder ifadesi''en çok sevdiklerinden bir tanesini gönder anlamındadır.Böylece Hak Teala'nın sevdiği bir kaç üstün kimselerin daha olduğu anlaşılır.Bu çeşit ifade Arapça'da çok kullanılır.Ayrıca şöyle düşünelim.Resul-i Ekrem de Allah'ın yarattıkları arasına girer.HZ.Ali'nin Resul-i Ekrem'den daha çok Hak teala hazretlerine sevgili olduğu düşünülemez.SAnırım niye Hz.Ebu bekirin halifeliğine bir şey demiyorsun.oynanan oyunlara falan diyorsun bence o devirde oyun falan yok çünkü Hz.Ebu Bekir vefat ettiğinde Adaletin en büyük savunucusudur sence bu insanın eğer ortatda bir adaletsizlik varsa önlemesi gerek mez mi idi?Önyargısız bak.Bir de şöyle Düşün Hz ömer ve HZ.Osman başa geldiklerinde HZ.Ali henüz olgun değildi yani gençliğinin verdiği heyecanla zaten zor kurulmuş bir devlet belki kötü sonuçlara uğrayabilirdi.Bence HZ.Ali olgunlaştıktan sonra iş başına geldiği zaman bence İslam devletine daha faydalı olmuştur.Ki onun döneminde bizim ders almamız gereken İslamiyette ilk fikir ayrılıkları oluşmaya başlamıştı.Bence Hz.Ali çok önemli bir Sınav vermişti ve başarılı olmuştu.SAnırım niye Hz.Ebu bekirin halifeliğine bir şey demiyorsun.oynanan oyunlara falan diyorsun bence o devirde oyun falan yok çünkü Hz.Ebu Bekir vefat ettiğinde Adaletin en büyük savunucusudur sence bu insanın eğer ortatda bir adaletsizlik varsa önlemesi gerek mez mi idi?Önyargısız bak sanırım cümlem düşük olmuşHz. EBubekir vefat ettiğinde adalelitn en büyük ssavunucu HZ .Ömer diyecektim galiba onun unutmuşum şimdi koydum. |
||
|
||
| İslamiyet gelişen ve güçlenen bir din olarak kendi kurumlarını da yaratıyordu. Bu kurumların en önemlisi de halifeliktir. Halife olan kişi İslam toplumunu dini ve siyasi olarak yönetmekle görevli olan kişidir. Bu anlamda halifelik önemlidir. Hz. Peygamberin kendisinden sonra halifenin kim olması gerektiği konusunda hadisleri vardır. Hz. Peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra Hz. Ali'yi halife olarak tanıtmıştır. Ve o zaman herkes bu halifeliği onaylamıştır. Ne var ki Hz. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, -ki bu süre daha Hz. Peygamber defin edilmeden öncedir- eski putperest bezirganlar kendi halifelerini seçmişlerdi. Hz. Ali, Hz. Peygamberin defin işleriyle uğraşırken onlar kendi halifelerini seçiyorlardı. Hz. Ali, sadece bir yönüyle değil, bütün özellikleriyle halifeliği hak eden kişidir. Bu özellikleri; ilk Müslüman olan kişidir, bütün ömrü İslamiyet için çalışmakla geçmiştir, bilgelikte, cesurlukta, fedakârlıkta üstüne yoktur. Ayrıca Hz. Peygamberin soyunu sürdürendir. Bütün bunlara ek olarak Hz. Peygamberin hadisleri var. Örneklersek: "Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. Ali'yi sevmeyen beni de sevmiyordur. Bir kimse Ali'ye saygısızlık etti mi ban saygısızlık etmiştir." Bunlara benzer onlarca örnek. Bütün bunlar dünya insanlığının kabul ettiği genel gerçeklerdir. Bu gerçekleri günümüzün Sünni din bilginleri de kabul etmektedir. Ne yazık çıkarları el vermediği için ikiy üzlülük yapmaktalar. Ebubekir'in ölümünden sonra putperest bezirganlar yerine Ömer'i halife olarak seçtiler. Tekrar tekrar belirtmekte yarar var, Hz. Ali'yi savaş meydanında yenen olmamıştır. Hz. Ali hiç bir savaştan kaçmamıştır, bu anlamda gücü, yiğitliği tartışılmazdır. Ama bütün bu yiğitliğe rağmen Hz. Ali, halifelik kavgasına girmemiştir. Bütün haksızlıklara, kışkırtmalara, tahriklere rağmen. Hz. Ali bunu yaparken bir tek gayesi vardı. O da; İslamiyet zarar görmesin. Nitekim Ömer'in ölümünden sonra bu sefer Osman'ı halife ettiler bu bezirganlar. Hz. Ali sabırlıydı, sabrı en büyük silahtı. Bu putperest bezirganlar sadece Hz. Ali'yle savaşmıyorlardı, aynı zamanda kendi içlerinde de büyük anlaşmazlıklar, çelişkiler vardı. Bu çelişkiler sonucunda Osman öldürüldü. Osman’ın ölümünden sonra, nihayet Hz. Ali halife oldu. Baştan beri olması gereken şimdi oluyordu. Bu putperest bezirganlar tayfası bu halifeliği mecburen de olsa kabullenmek zorunda kalıyordu. Bu döneme dair ciltler dolusu değerlendirilme yapıla bilinir. Çünkü bu dönem İslam tarihinin en belirleyici dönemidir. Hz. Ali halife olmuştu olmasına ama bu putperest bezirganlar boş durmuyordu. Hz. Ali bu putperest bezirgan tayfasının yaptığı tahribatları onarmakla meşgulken, onlar Hz. Ali'yi ortadan kaldırmanın planlarını yapmaktaydılar. Bu planların sonucu, Hz. Ali 24. 01. 661 tarihinde ibn mülcem adındaki katil tarafından zehirli bir kılıçla şehit edilmiştir. Hz. Ali'nin şahadeti İslam tarihinde kanlı bir dönemin başlangıcı olmuştur. O tarihten bu yana, başta Hz. Ali'nin soyu olmak üzere, Hz. Ali'yi sevenler onun yolunda yürümek isteyenler insanlık tarihinde rastlanmamış katliamlara, baskılara maruz kaldılar. Bu katliamlar ve baskılar günümüze kadar da geliyor. Ve aradan 1400 yıl geçmesine rağmen, hâlâ Hz. Ali'nin yolunu tutanlar, yani Aleviler kendilerini açıktan ifade edemiyorlar. Hz. Ali'nin kişiliğini, mücadelesini, olguları ve olayları ele alış tarzını, insan ve doğa ilişkilerini anlatmak yüzlerce cildi kapsayacak bir çalışmadır. Biliyoruz ki Hz. Ali İslamiyet’in, Hz. Peygamberden sonra en büyük temsilcisidir. Bu anlamda tarih boyunca insanlar en zor dönemlerinde Hz. Ali'yi çağırmışlardır |
||
|
||
| güçlü bir ışık tuttuğumda bu kusal kitaplara,flulaşıyor yazı diye bişey kalmıyor....... | ||
|
||
Hz. Peygamberin kendisinden sonra halifenin kim olması gerektiği konusunda hadisleri vardır. Hz. Peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra Hz. Ali'yi halife olarak tanıtmıştır. Bakınız sayın Sivana_Simyacı,Hz.Muhammed(sav) vefatından önce kesinlikle şu veya bu şahıs halife olsun diye bir vasiyette bulunmamıştır...Sahabeyi kiram resulu kendi malından,evladından,canından daha cok seviyordu,onun ağzından çıkan her kelimeye istinasız uyuyorlardı...Şimdi bunları baz alarak böyle bir vasiyeti görmezden gelmelerini idda etmek cok yersiz ve boş bir idda olur...Hz.Muhammed(sav) yaptığı şudur..Bazı seçkin sahabileri,faziletli amellerinden dolayı övdüğü gibi Hz.Ali(ra)'yi de ilminden dolayı övmüştür...Bu benden sonra emiriniz Hz.Ali(ra) olacak olarak algılanamaz....Böyle bir iddayı hiçbir muhaddisin sahihinde bulamazsınız... |
||
|
||
| Bütün bunlar dünya insanlığının kabul ettiği genel gerçeklerdir. Bu gerçekleri günümüzün Sünni din bilginleri de kabul etmektedir. Ne yazık çıkarları el vermediği için ikiy üzlülük yapmaktalar. Diyorum ayrıca değilmi bak teşekkür etmelisin seni bilge olarak gördüm
|
||
|
||
İslamiyet gelişen ve güçlenen bir din olarak kendi kurumlarını da yaratıyordu. Bu kurumların en önemlisi de halifeliktir. Halife olan kişi İslam toplumunu dini ve siyasi olarak yönetmekle görevli olan kişidir. Bu anlamda halifelik önemlidir. Hz. Peygamberin kendisinden sonra halifenin kim olması gerektiği konusunda hadisleri vardır. Hz. Peygamber bir çok sohbetinde kendisinden sonra Hz. Ali'yi halife olarak tanıtmıştır. Ve o zaman herkes bu halifeliği onaylamıştır. Ne var ki Hz. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra, -ki bu süre daha Hz. Peygamber defin edilmeden öncedir- eski putperest bezirganlar kendi halifelerini seçmişlerdi. Hz. Ali, Hz. Peygamberin defin işleriyle uğraşırken onlar kendi halifelerini seçiyorlardı. Hz. Ali, sadece bir yönüyle değil, bütün özellikleriyle halifeliği hak eden kişidir. Bu özellikleri; ilk Müslüman olan kişidir, bütün ömrü İslamiyet için çalışmakla geçmiştir, bilgelikte, cesurlukta, fedakârlıkta üstüne yoktur. Ayrıca Hz. Peygamberin soyunu sürdürendir. Bütün bunlara ek olarak Hz. Peygamberin hadisleri var. Örneklersek: "Ben ilmin şehriyim, Ali onun kapısıdır. Ali'yi sevmeyen beni de sevmiyordur. Bir kimse Ali'ye saygısızlık etti mi ban saygısızlık etmiştir." Bunlara benzer onlarca örnek. Bütün bunlar dünya insanlığının kabul ettiği genel gerçeklerdir. Bu gerçekleri günümüzün Sünni din bilginleri de kabul etmektedir. Ne yazık çıkarları el vermediği için ikiy üzlülük yapmaktalar. Ebubekir'in ölümünden sonra putperest bezirganlar yerine Ömer'i halife olarak seçtiler. Tekrar tekrar belirtmekte yarar var, Hz. Ali'yi savaş meydanında yenen olmamıştır. Hz. Ali hiç bir savaştan kaçmamıştır, bu anlamda gücü, yiğitliği tartışılmazdır. Ama bütün bu yiğitliğe rağmen Hz. Ali, halifelik kavgasına girmemiştir. Bütün haksızlıklara, kışkırtmalara, tahriklere rağmen. Hz. Ali bunu yaparken bir tek gayesi vardı. O da; İslamiyet zarar görmesin. Nitekim Ömer'in ölümünden sonra bu sefer Osman'ı halife ettiler bu bezirganlar. Hz. Ali sabırlıydı, sabrı en büyük silahtı. Bu putperest bezirganlar sadece Hz. Ali'yle savaşmıyorlardı, aynı zamanda kendi içlerinde de büyük anlaşmazlıklar, çelişkiler vardı. Bu çelişkiler sonucunda Osman öldürüldü. Osman’ın ölümünden sonra, nihayet Hz. Ali halife oldu. Baştan beri olması gereken şimdi oluyordu. Bu putperest bezirganlar tayfası bu halifeliği mecburen de olsa kabullenmek zorunda kalıyordu. Bu döneme dair ciltler dolusu değerlendirilme yapıla bilinir. Çünkü bu dönem İslam tarihinin en belirleyici dönemidir. Hz. Ali halife olmuştu olmasına ama bu putperest bezirganlar boş durmuyordu. Hz. Ali bu putperest bezirgan tayfasının yaptığı tahribatları onarmakla meşgulken, onlar Hz. Ali'yi ortadan kaldırmanın planlarını yapmaktaydılar. Bu planların sonucu, Hz. Ali 24. 01. 661 tarihinde ibn mülcem adındaki katil tarafından zehirli bir kılıçla şehit edilmiştir. Hz. Ali'nin şahadeti İslam tarihinde kanlı bir dönemin başlangıcı olmuştur. O tarihten bu yana, başta Hz. Ali'nin soyu olmak üzere, Hz. Ali'yi sevenler onun yolunda yürümek isteyenler insanlık tarihinde rastlanmamış katliamlara, baskılara maruz kaldılar. Bu katliamlar ve baskılar günümüze kadar da geliyor. Ve aradan 1400 yıl geçmesine rağmen, hâlâ Hz. Ali'nin yolunu tutanlar, yani Aleviler kendilerini açıktan ifade edemiyorlar. Hz. Ali'nin kişiliğini, mücadelesini, olguları ve olayları ele alış tarzını, insan ve doğa ilişkilerini anlatmak yüzlerce cildi kapsayacak bir çalışmadır. Biliyoruz ki Hz. Ali İslamiyet’in, Hz. Peygamberden sonra en büyük temsilcisidir. Bu anlamda tarih boyunca insanlar en zor dönemlerinde Hz. Ali'yi çağırmışlardır Ben o kadar siyer okudum. PEygamber efendimiz direkt olarak benden sonra hjalife olacak kişi HZ.Ali diye bir şey duymadım.ElbettekiHz.Aliye karşı Peygamber efendimizin övücü Hadisleri vardır ancak busadece Hz.Ali ile mi sınırlı kalmıştır.Hz ebubekir Hz.Ömer HZ.Osman aşere-i mübeşşere diğer değerli,aziz ashab-ı kiram örnekbak bir hadis-i şerif Hz.ömer HZ.ebubekir için EY Allah'ın resulunden sonra insanların en hayırlısı diye nidada bulundu.FAkat Hz.Ebubekir:::YA Ömer,sen böyle söylüyorsun fakat Resul-i Ekrem'den duydum.Ömer'den hayırlı bir kimse üzerine gün doğmamıştır.Duydun mu?BAk Peygamber efendimiz sadece :Hz:Ali için özel bir övme durumu yokmuş.değil mi?ki zaten bu övme durumu HZ Ali için halifelik kesin bir bulgu değildir...Bunun sünnilikle alakası yok sünni bilginler böyle yapmış yazmış diyemezsin.Hz.Ali'nin kişiliği zaten bellidir.O seyfullatır Allah'ın kılıcıdır.Yİğittir.Gözü pektir.Tek başına savaş kazandırdığı da olmuştur.Bunlar kesin şeyler ama kimse diyemezki HZ.Ali ye haksızlık yapılmıştır.Ona bakarsan HZ.Osman da HZ ömer için derdi BENİm sıram daha önce zira HZ.Osman'ı Peygamber Efendimiz HAya terbiye üzerine övmüştür. |
||
|
||
| Üstadım,Hz.Alinin hakkının yendiği bir gerçektir ayrıca Peygamberin Ali Benden Sonra Halife Oldun gibi bir laf buyurduğunu söylemedim Aliye olan yaklaşımını belirten sözlerini belirrittim. | ||