SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçilik

Konu: faşizm nedir ?

Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6 7 8 9 10 11

Narcotic 16.09.2004 21:43:48
Alıntı
faşistler genelde güçlü ve hakim gruptur.

insanlar da kendileri için bi şeyler yapan güçlüleri severler.

faşizmin kolay örgütlenmesi ve fazlaca da bir zekaya gerek duymaması da bundandır.
Alakası yok güçlü we hakim olmaları bence yanlış bir düşüncedesin. Senin dediğin tarz faşistler taki bir kişi önünde 50 kişi olduğunda kendilerini güçlü hissederler. Bu arada hiç bir zaman düşünceleri tam we net olark anlatamamaışlardır. İnsan topluluğuna yanlış akse ettirilmiştir. Bu arada insan topluluğundan çok ülke topraklarını düşünen bağnaz olark biliçlendirilmiş neyin fedakarlığının bilincinde olmayan topluluk...

16.09.2004 21:46:21
insanlar egolarını tatmin edebilmek noktasında yollar ararken,ağırlıklı olarak dürtüler ürünü olarak güç hakimiyeti yolunu8 seçerler.ve faşizm her zaman dünya üzerinde varlığını güç hakimiyeti ile sürdürmüştür

Narcotic 16.09.2004 21:49:10
Alıntı
insanlar egolarını tatmin edebilmek noktasında yollar ararken,ağırlıklı olarak dürtüler ürünü olarak güç hakimiyeti yolunu8 seçerler.ve faşizm her zaman dünya üzerinde varlığını güç hakimiyeti ile sürdürmüştür
İnsanlar herzman güç hakimiyetini ararlar fakat neyi aradıklarını iyi bilmelidir. Bence ilk kurduğun cümleyle ikinci cümleyle bağdaşması yanlış bir tarafta kapitalist bir düşünce bir tarafta özgürlüğü aarayan sosyalist gibi oldu.

Sana sorabilirmiyim kaçtane milliyetçi neyi sawunduğunu biliyor.

16.09.2004 22:00:54
yazdıklarım savunduklarım değil sadece faşistlere dair nacizane bir tespitti.bence faşist bir milliyetçi zihniyet taşıyan insan neyi sabvunduğunu bilmiyor.sanırım hem fikiriz.zaten bu yüzden faşizm insanlık suçudur.faşizm sadece varlığını bu şekilde sürdürebilir ve bunun içine giren insanlar(faşistler) sadece ellerine geçen gücün keyfini sürerler.ve düşünememeleri gayet normal bence

    ayrıca eminimki faşistlerden dah çok mbiliyoruz faşizmi

deniz 16.09.2004 22:04:53
milliyetçiliği faşizmden ayırmak lazım bence.

bir insanın masum bir millet ve toprak sevgisi olabilir.

bu faşizm anlamına gelmez.

Narcotic 16.09.2004 22:07:30
Alıntı
yazdıklarım savunduklarım değil sadece faşistlere dair nacizane bir tespitti.bence faşist bir milliyetçi zihniyet taşıyan insan neyi sabvunduğunu bilmiyor.sanırım hem fikiriz.zaten bu yüzden faşizm insanlık suçudur.faşizm sadece varlığını bu şekilde sürdürebilir ve bunun içine giren insanlar(faşistler) sadece ellerine geçen gücün keyfini sürerler.ve düşünememeleri gayet normal bence

    ayrıca eminimki faşistlerden dah çok mbiliyoruz faşizmi
Bu hoşuma gitti işte. Wink  

16.09.2004 22:07:38
kesinlikle katılıyorum amadeus.zaten yazımda belirttiğim gibi "faşist bir milliyetçilik" diye

deniz 16.09.2004 22:15:00
evet ülkemi ve vatanımı seviyorum.

her tür yanlışlarıyla bizim. bizler de yanlışın bir parçasıyım.
yanlışları yapanlar uzaydan gelmediler.

ama yanlışlarla mücadeleye devam edeceğiz Smiley

16.09.2004 22:24:22
aslında siyasetlerin temelinde vatan sevgisi yatar.elbette insan sevgisini,hümanizmi kenara itemeyiz ama temel yinede vatan sevgisidir.ve bunu taşımakta aslında bir erdemdir.milliyetçiliğin gerçek tanımıda zaten bunu içerir.faşizmin tanımı ise daha farklıdır.bunları birbirinden ayırp ona göre ona göre yorum yapmak lazımdır.

17.09.2004 09:41:22
Alıntı
milliyetçiliği faşizmden ayırmak lazım bence.

bir insanın masum bir millet ve toprak sevgisi olabilir.

bu faşizm anlamına gelmez.
Ben buna katılmıyorum işte.  :huh:

Masum bir millet (ve eğer topraktan kastedilen vatan denilen ideolojik kavram ise o da dahil)  sevgisi düşünemiyorum. Çünkü millet ve vatan (yurt) denilen kavramların kendileri daha başından tahakkümle ilişkili ideolojik kavramlaştırmalardır. Milliyetçilik apriori olarak millet denen bir ideolojik kümeye ihtiyaç duyar. Tıpkı yurtseverliğin yurt/vatan denen ideolojik olarak tanımlanmış bir coğrafyaya ihtiyaç duyması gibi. Millet kavramı kavimler üstü/arası bir bağı ifade ederek bu tanıma dahil olmayan kavimleri/ulusları ötekileştirir. Bu ötekileştirmenin örtük anlamı ulusa dahil olmayanların potansiyel düşman olmaları söylemidir. Aslında faşizm bir bakıma milliyetçiğin kendi mantık sınırları içinde varması gereken yere vardırılmasıdır.

Yurtseverliğe (patriotizm'e) gelince, doğduğu toprakları herkes sever, bir bağlılık hisseder ancak bu sevgi politik-ideolojik düzlemde söylemleştirilirse bu toprakları açık yada potansiyel bir düşmana karşı savunma halini ifade eder. Söylem buna göre kurulur bütün yurttaşlar yurdunu savunmaya hazırlanır...savaş makinesinin insan kaynakları için olmazsa olmaz bir adımdır bu.    

Millet/Ulus kavramı kapitalizmin gelişimi ile onun ihtiyaçlarına karşılık olarak doğmuş milli birlik ve beraberlik ruhuna (ulusal bilince) gerek duyan ve kendini bu şekilde ortaya koyduktan sonra da bunu kendi kendine oluşturup yaratan bir kavramdır. Kavramlaştırma bu şekilde başlayınca ulusal sınırlar, ulusal egemenlik (parlamento), ulusal güvenlik (ordu), ulusal ekonomi (kapitalist işletmeler), ulusal pazar (gümrük duvarları), yurttaşlık bilinci (anayasal insan) vb. her konuda alt ideolojiler devreye girer. Tekerlekler böylece döner ve ideolojiler kendilerini yeniden üretirler...

Bu bakımdan etik olarak masum bir milliyetçilik ve yurtseverlik tutumu tasarlıyamıyorum. Buna ezilen ulusun milliyetçiği/yurtseverliği dahil.
İngiliz işgaline karşı savaşan amerikan yurtseverliğinin itici gücünün yeni amerikan burjuvazisi olduğunu hepimiz biliyoruz. Marks bu durumu burjuvazinin ilerici yönü olarak olumlarsa da ilerleme gibi aydınlanmacı/modernist bir takıntıya sahip değilseniz bunun kapitalizmin kendisini tahkim etmekten başka bir anlamı olmadığını bilirsiniz.

Son olarak milliyetçilerin, faşistlerin yada islamcıların neyi savundukalarını bilmediklerine hiç katılmıyorum. Bence onlar neyi savunduklarını çok iyi biliyorlar. O da güçtür (iktidardır). Eğer olaya böyle bakarsak kendimize onları bilinçlendirmek yada yanlış bilinçlerini düzeltmek gibi bir misyon yüklemiş oluruz  ki buda bir çeşit iktidar talebidir. Faşizmin güç gösterisi (toplu linç psikolojisi) birilerine cazip gelebiliyorsa bu o insanların ruhunda bunu istedikleri anlamına gelir...tıpkı anarşist ruh gibi...anarşist ruhlu biri faşist hareket içinde hasbel kader yeralabilir mi? Belki çok kısa bir süre... ama bu sadece yol arkadaşlığıdır...tıpkı bazı iktidar severlerin geçici yol arkadaşı olarak anarşist saflara bir prestij, bir kimlik edinebilmek için katılabilmesi gibi.

Şunun altını çizmek isterim, faşizme ve diğer tahakküm ideolojilerine karşı ideolojik-teorik bir mücadele verilmesin demiyorum. Tam tersine bu olmazsa olmaz bir şeydir. Sadece bu mücadele o saflarda yeralan insanları birer birer "ikna etmekten", "bilinçlendirmekten" geçmiyor. Gücü (iktidarı) istemeyenler zaten kendi yollarını bulacaklardır...amaç kısıtlı enerjinizi doğru olarak harcamanız gerektiği yere harcayabilmektir.

sağlıcakla,  

   cool
 

deniz 17.09.2004 10:01:00
her ideoloji kendi içinde doğrular barındırır.
yanlışlarını da bu doğruların sırtına bindirerek taşır.

milliyetçilerle de konuştuğumuzda vatan millet sevgisi ile yola çıkıp senin dediğin noktalara geldiğini görürüz.

insanları batıl ideolojilere terk edemeyiz.

onları oldukları yerde fethetmemiz lazım. çünkü onların kafaları buraya gelemeyecek kadar kafeste.

vatan ve millet sevgisi tabiatımız gereği olan duygular.
bu biraz aileni ve evini sevmene benzer. yada nefret etmene. ama ne olursa olsun aile ailedir. reddemezsin.

anarşist bir bilinç bahsettiğin hatalara düşmez. vatanını ve insanını ulaşabilceği ve anlaşabileceği değerler olarak görür. bu yüzden de sevmek belki değil ama uzlaşmak zorundadır.

reddetmek, sevgi ve saygı göstermemek benzeri ile muhatap olmayı getirir.

17.09.2004 11:34:12
Alıntı

vatan ve millet sevgisi tabiatımız gereği olan duygular.
bu biraz aileni ve evini sevmene benzer. yada nefret etmene. ama ne olursa olsun aile ailedir. reddemezsin.

anarşist bir bilinç bahsettiğin hatalara düşmez. vatanını ve insanını ulaşabilceği ve anlaşabileceği değerler olarak görür. bu yüzden de sevmek belki değil ama uzlaşmak zorundadır.

reddetmek, sevgi ve saygı göstermemek benzeri ile muhatap olmayı getirir.
Hayır sevgili amadeus, vatan ve millet sevgisinin insan tabiatı ile ilgisi yok. Bunlar tamamen ideolojik kurgulamalardır. Ben bu kavramları eleştirirken karşısına sevgisizliği nefreti koymuyorum. Tersine etnik temelli, coğrafi temelli olarak insanların kümelendirilerek toplumsal nefretin ideolojikleştirilmesinin, militarizmin gündelik hayatımızda fark edemediğimiz derecelerde iliklerimize kadar işlemesinin temellerini ortaya koymaya çalışıyorum.  Ailemi ve evimi, doğduğum toprakları tabiiki severim, ama bu bana bu sevgi üzerinden ideolojiler kurgulayarak başkalarının ailelerini ve doğdukları toprakları ötekileştirmem, potansiyel düşmanlaştırmam hakkını vermez. Benim buradaki söylemim insanların tahakküm olmadan, savaşlar olmadan da dayanışma içinde yaşabileyeceği ön kabulüne dayanır. Zaten olayı ulusal ve yurt bağlamında sınırlı coğrafi ölçekte ele almanın kendisi milliyetçiliğin temellerini en baştan kurar. Eğer yerellikse evet, yaşadığım, bulunduğum toprakları severim, onun sorunları için kaygılanır, çözümü için çaba harcarım...ama o topraklar benim mülkiyetim olmamalı...oraya gelen yabancılar da diğerleri üzerinde tahakküm kurmamak koşulu ile bu topraklarda yaşayabilirler...söz gelimi benim doğduğum büyüdüğüm topraklar eskiden türk kavimlerine ait değilmiş...sonra türk boyları gelmiş buralara yerleşmiş...kendi adıma da etnik bakımdan bir melez olduğumu söyleyebilirim. Şimdi hasbel kader bu coğrafya da doğdum diye türk milliyetçisi mi olmam gerekir. Türk insanları ile daha çok dilsel, kısmen de kültürel (ruhi şekillenme-ki yörelere göre büyük farklılıklar gösterebilir) bağlarım var ve (bu bir gerçek) ancak bu bağlar türkiye cumhuriyetinin coğrafyasında yaşayan her insanı diğer coğrafyalarda yaşayan insanlardan daha fazla tanımam anlamına gelir yoksa onları apriori olarak sevmemi, yada sevmememi gerektirecek bir durum değil.      

Bence insanların bir millet halinde (ortak olduğu varsayılan paydaya indirgenerek) ve (vatan sathında) sınırlarla çizilmiş bir coğrafyada yaşanmaya zorlanmalarının (yurttaşlık) kendisi insan doğasına aykırı. 70 milyonluk bir ülkede bilmediğim tanımadığım, seçemediğim insanlarla yurttaş olarak aynı yazgıyı paylaşmayı reddediyorum. Bunun yerine evrensel-küresel kardeşliği ve bölgesel, yerel dayanışmayı öneriyorum. Derdim budur.

Son olarak, ben tartışmayı kabul eden herkesle tartışılmasını olumlu bulan bir düşünceye sahibim. Sadece bilinç taşımak gibi bir misyonun anarşistler yada bazı devrimcilerce üstlenilmesini tehlikeli buluyor ve buna dikkat çekmek istiyorum.

tekrar sağlıcakla,
 
   

deniz 17.09.2004 11:51:09
insan tabiatı önce kendine sonra yakınlarından başlamak üzere diğerlerine taraftar olma eğilimindedir. (kimse BJK varken real madrid'i tutmaz. Wink)

bu eğilim bir nevi çıkar ilişkisidir. çünkü en yakınlarımızdan bir beklentimiz olabilir ancak. dünyanın bilmediğimiz bir köşesindeki adamla evimizi, mahallemizi, şehrimizi ve sınırlarımızı paylaştığımız adam arasında fark yaratır bu durum.

çıkar ilişkisinin/taraftarlığın dayanılmaz hafifliği bizi onları sevmeye ve korumaya iter. kimse ailesinin başına ve uzak ötede milletinin başına bişey gelmesini istemez.
bu duygular başka benzer samimi duygular gibi (örneğin sermaye karşıtlığı) farklı ideolojilere kaynaklık edebilir. ama bu duyguların değil onları faşist amaçları için kullanmak gayretindeki insanların hatasıdır.

çok ince olan bu noktada korkmadan durmak ve orayı sahiplenmek gerekiyor.

17.09.2004 13:03:56
Komşuluklarda bir çıkar ilişkisi olduğunu kabul ediyorum fakat bu çıkar beklentisi yine mevcut sistemin dayattığı bir zorunluluktur.

Zaten amaç da kişinin "aitlik duygusunun" azami boyutlara çekilmesi yoluyla 'senden olmayana' beslenen kinin arttırılmasıdır.

 

deniz 17.09.2004 13:17:57
evet aitlik ve mülkiyet duygularını körüklüyor gibi.

herkes kendi kolonisine kapanıyor diğerleri rakip görülüyor.

evet bu açılardan sakıncalı.


Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6 7 8 9 10 11