SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Aşka Dair

Konu: Aşkın paradoksu

Sayfa: [ 1 ] 2

08.11.2004 18:10:32
Pia'nın peşinde...

"Pia"yı tanır mısınız? Pia, Attila İlhan'ın şiirinde bir meçhulün adıdır.Şair bir şehre geldiği vakit, Pia başka bir şehre gider hep... O yüzden "Ne olur, kim olduğunu bilsem Pia'nın / ellerini bir tutsam, ölsem" der İlhan...

"Belki de o kadın aslında Pia... O hiç olmayan kadın..." Aklımda kalanlar, imkansız aşkların kadınları... Yaşanmış aşklar kalmıyor. Bitiriyorsunuz karşılıklı... Hatırlanan, askıda kalmış aşklar... "tanımamaktan, bilinmezlikten kaynaklanan bir duygu" diye tanımlıyordu: "Aynı evde yaşayınca bilmeye, tanımaya başlıyorsun. Aşk da uçup gidiyor".

Ne garip değil mi? Kadın ve erkek, Adem ile Havva'dan beridir hep o "yasak meyve"nin peşinde koşup durdular. Kim bilir kaç kuşaktır sabırla, özlemle, ümitle, ölesiye, birbirlerine kavuşacakları, bir yastığa baş koyacakları günü beklediler.

"Aşk-ı Memnu", gözünü vuslata dikti asırlarca... Bu marazi tutku, şiirlerden, masallardan koca bir külliyat doğurdu.

Sonra... Gün geldi; devir değişti. "Sevenleri ayıran zalimler" devrildi. Eros, tutuksuz yargılanmak üzere salıverildi. Sevenler nihayet kavuştular. Ve buluştukları anda aşk, uçarken bahar kokuları saçarak rengarenk parıldayan narin bir sabun köpüğü gibi sönüp dağıldı avuçlarında... Anlaşıldı ki vuslat, aşkın miladı değil, celladıymış.

Yüzünü bile görmediği sevdalısı için dağlar delen Ferhat, asrımızda nihayet vuslata erince Şirin'e dönüp bakmaz, internet başından kalkmaz oldu. Sevdalısını bir kez görebilmek uğruna yıllarca pencerede bekleyen Leyla, evleneli beri, Mecnun'u kafaya takmaz, merak edip cama çıkmaz oldu. O zaman anlaşıldı ki, aşk gücünü kıstırılmışlığından alıyor, karşılıksızlığından, naçarlığından besleniyor.

Aşıklar yakınlaştıkça, aşk uzaklaşıyor. Nazım "Sende ben uzaklığı, sende ben imkansızlığı seviyorum" diye yazmıştı sevdalısına... Çünkü Veysel'in değindiği gibi, deryaya akan bir nehir, aslında deryaya değil, mütemadiyen ve hararetle ona doğru çağlamaya tutkundu. Cazip olan, maksut mahalden ziyade; bizatihi seyahatti.

Aşk bir tahayyüldür. Ebediyen müptelası olacağınız bir serap... Dokununca dağılan bir kumdan kale...

Ben bu sırra ilk kez Metin Erksan'ın "Sevmek Zamanı"nda ermiştim. Duvarda fotoğrafını görüp vurulduğu kızın gerçeğiyle karşılaşınca dünyası yıkılan Boyacı Halil, sonunda kendi tahayyülünün hakikatin sıradanlığıyla aşınmasına izin vermemiş, kızı bırakıp sevdiği fotoğrafla göle açılmıştı.

Zor olan da budur zaten: Aşkı her daim kendinde yaşatabilmek... Bu anlamda aşk tek kişiliktir.Bizim icadımızdır. Meçhule adanmışlığımız... Gönüllü esaretimiz... Bir muammanın peşinde tarumar olmayı göze alışımız...

İnsanoğlu birbirine varıp birbirini tükettiğinden beridir, ancak kafasındaki hayale tutunarak mutlu olabiliyor; her gördüğünde o hayali arıyor, her sevdiğini o hayal sanıyor, her hayal kırıklığının kahredici keyfinden melankolik bir haz alıyor. Ve yeniden Mecnun'a dönüyor.

Bugün "aşk devri"nden kalma bir sihirli lambayı umarsızca ovalayıp duruyorsak o yüzdendir... Belki Pia ansızın çıkıp gelir diye...

Can DÜNDAR - 17 Eylül 2000

PİA

ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar pia'yı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldız basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim

ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pia'nın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pia'nın
ölsem eksiksiz ölürdüm

Attila İLHAN

 

08.11.2004 20:26:48
Kedinin kuruğunu kovalaması gibi bizde kendimizi başkasında kovalıyor,ona yöneliyormuş gibi yönümüzü çevirip kafamızı kendi içimizde gömülü bırakıyoruz.Aşk öldü diyoruz sonra..nereden biliyorsun hiç etrafına baktın mı ki..hem belki de ölmemiş çünkü hiç yaşamamıştır..
 

08.11.2004 23:57:18
Buyuk yazarlar gercek ask kahramani olamazlar..karsiliksiz bir aski veya tanimsiz bir aski yazabilirler anca.

09.11.2004 00:05:54
Böyle aranıp bulunamayan şeylerde hep aklıma gelir; ister istemez pia'nın yazarın kendisi olduğunu düşündüm...

09.11.2004 01:49:18
bence aşk
delilik, dengesizlik, mantıksızlıktır....

ama seviyorum aşkı ve aşkımı... :sevgi:  

09.11.2004 01:58:45
aşk mazoşistliktir
ama ben de seviyorum işte napiim

09.11.2004 02:03:10
yaşa be derttaşım sen...

vur dibine dicektim ama burdaki iconlarda içen adamlar yokmuş...

 -_-  

09.11.2004 09:13:47
Pia için bende şöyle düşünüyorum hep..

"P"eşindeyim
"İ" istediğim
"A"aşk

Ama hiç bir zaman elimizi dokunduramayacağımız bir sevgi. Kendimizde farkında olmadığımız eksiklikleri tamamlayacak, ve eksiklerimizin farkına vardıracak olan...

09.11.2004 15:12:01
Alıntı
Pia için bende şöyle düşünüyorum hep..

"P"eşindeyim
"İ" istediğim
"A"aşk

 
atilla ilahanin böyle dusunecegini hic sanmam..15 yuzyil sairi sandin herhalde Ilhani.. Wink  

09.11.2004 16:03:09
W.Shakespeare'den güzel bir örnek

Yağmuru seviyorum diyorsun
Yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun

Güneşi seviyorum diyorsun
Güneş açınca gölgeye kaçıyorsun

Rüzgarı seviyorum diyorsun
Rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun

İşte bunun için korkuyorum
Beni de sevdiğini söylüyorsun

Bi de;
Bunu beni sevdiğini söyleyen bi kıza söylemiştim... cool  

09.11.2004 18:01:08
Sevgili nirvana cok guzel bir örnek olmus sagolasin.İşte bunun için korkuyorum
Beni de sevdiğini söylüyorsun
 

09.11.2004 18:05:01
W.Shakespeare eskilerdendir marcos.. yoksa 21. yüzyıl şairi mi sandın Williamı ... Smiley  

09.11.2004 18:11:44
Kurnazlik yapiyorsun he  Wink


Isim olarak bilmiyorum alt alta yazilanlara(bas harfleriyle siir yaratma) ne ad veriliyor akrostik mi neydi?

Eskide olsa Shakespeare PIA nin bas harflerini dusunecek kadar gerici degildi Smiley..dusunebilirsin ki bu cagda bile Shakespeare ulasilmaz bir yazar...

09.11.2004 18:15:12
Akrostiş Smiley

Shakespeare konusunda ise sana tamamen katılıyorum... Ama şu bana yaptığın eleştiriye de şöyle cevap vermek isterim. Shakespeare aradan seneler geçmesine rağmen düşüncelerine ulaşamadığımız bir şairse eğer benim şu anda yaşamakta olan Atilla İlhanın düşüncelerinin yanından geçmem dahi söz konusu olamaz dimi Smiley

 

09.11.2004 18:22:06
Smiley Elestirimi yanlis anlama bazen yazi karakterinden saygisizlik anlasilabiliyor ama niyetim o degildi..

Ayrica Shakespeare  ve Ilhanin agirligi karsinda ezildin herhalde..Onlarin yanindan gecmen icin seni 23. yy de torunlarimiz belki anlar o zaman degerli olursun.


Sayfa: [ 1 ] 2