|
||
Alıntı bu arada birşey daha açıklamalıyım.. Peki bizim ne işimiz var burda da böyle uğraşıp duruyoruz o zaman...insanın kaderi ( hayat haritası ) ind-i İlahi de Kader Hücrelerinde tutulmaktadır... Öyleki bu kader hücrelerini melekler daha insan yaratılmadan yaratıldıkları için biliyorlar ve görebiliyorlardı ..... Daha insan yaratılmadan melekler, insanın yer yüzüne ineceklerin hatta kan dökeceklerini biliyorlardı.... Sonucu bilinen bir imtihana ne gerek var. 30- Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; Biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız. (Kehf Suresi) 107- İman edip salih amellerde bulunanlar... Firdevs cennetleri onlar için bir 'konaklama yeridir.' (Kehf Suresi) 57- "İman edip salih amellerde bulunanların ecirleri eksiksiz ödenecektir. Allah, zalim olanları sevmez." (Ali İmran Suresi) 9- Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir. (İsra Suresi) 96- İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi) 75- "Kim O'na iman edip salih amellerde bulunarak O'na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır." (Taha Suresi) |
||
|
||
| Dikkatini çekerim dostum... neler olacağını bilenler senin benim gibi insan değiller melekler biliyor.. ve meleklerin nefsi ve iradeleri olmadığı için Allahü Teala'nın emrinden başka hiçbirşey yapmaları mümkün değil.. Sen yanlış anlamışsın.. Sonumuz belli o yüzden koyver gitsin demedim... Allah'ın ve onun personeli olan meleklerin bu konuları çok daha önceden bildiklerini söyledim... Sen ve ben bilmediğimiz için yukarıda verdiğin ayetler gereğince Salah Makamı'nın gerektiğirdiği amelleri yapmamız üzerimize farzdır... Tabi bunun için... 1- Fena 2- Beka 3- Zühd 4- Muhsin 5- Ulul-Elbab 6- Muhlis 7- Salah basamaklarını Allahü Teala tarafından geçirilmemiz lazım.... Belirtilen hedeflere ulaşmamız dileğiyle Saygılar Sevgiler... |
||
|
||
| Sınavın sonucu biliniyorsa bu sınav olmazzzzz. Sınav yok, burada biz öylesine yaşıyoruz diyorsan o başka, ama bir sınavın varlığına inanıyorsan burada bir çelişki var. Sen ne kadar yok dersen de... var. |
||
|
||
| anlamayacaksın... Ben bilmiyorum... Allahü Teala biliyor... hatta melekler bile biliyor... Lütfen Oku... |
||
|
||
| Sayın torg demişsin ki, Bu ana kadar yazılan yazıları okudum ama ne inananlar ne de inanmayanlar kendi düşüncelerini tüm açıklığıyla söyleyebilmişler. (Herkes bildiği kadarını söylüyor sizinde burada yaptığınız gibi) Öncelikle inanmak ya da iman etmek, tüm özgürlüklerden vazgeçmek, bir dogmaya bağlanmak, tabuları beyninde yaşatmak demektir. İman etmek, sorgulamaktan vazgeçmek, verilen reçeteyi aynen uygulamak, başını kuma gömmektir. İman etmek, başkalarının tüm söylediklerine vahy gibi akıldışı bir yanıtla karşılık vermek, onların tüm söylediklerini inancı nedeniyle inkar etmektir. (vahy'i kabul etmek aklı inkar etmeyi gerektirmez ve fakat vahy'i inkar etmek aklı inkar etmeyi gerektirir.) İman etmek, bilimsel bilgiyi reddetmek, aklın vahiye üstünlüğünü kabul etmemek, evrime safsata diyerek bilimsel bilginin karşısıına hurafeleri koymaktır. (Evrim'e safsata dememek için bilimsel bilgiyi reddetmek gerek) İman etmek diyalektiği reddetmek, felsefeyi dinle açıklamaya çalışmaktır, Aklın yolu birdir. O'nu kullanmak gerekir. Sağ taraf uçurum sol tarafda uçurum değil, Yada sol taraf uçurum sağ taraf uçurum değil demekle iş bitmiyor. At gözlüğüyle yol alınır alınmaz değil ama ancak bu kadar alınır. Doğru her yönlü irdelenerek aranmalı tek taraflı bakış açısı ancak mevcut kısır döngüyü oluşturur. Doğru kimden ve nereden gelirse doğru, yanlışta kimden ve nereden gelirse yanlıştır. Şu benden, ne demişse doğrudur diyerek kestirip atmamak gerekir. İki tarafada açık ve tarafsız bakmak gerekir. Herşey ve herkese eşit mesafede olunabilinirse ancak o zaman daha objektif olunulabilinir. |
||
|
||
| Sayın hümanist demişsin ki; anlamayacaksın... Aklın yolu birdir. O'nu kullanmak gerekir. Sağ taraf uçurum sol tarafda uçurum değil, Yada sol taraf uçurum sağ taraf uçurum değil demekle iş bitmiyor. At gözlüğüyle yol alınır alınmaz değil ama ancak bu kadar alınır. Doğru her yönlü irdelenerek aranmalı tek taraflı bakış açısı ancak mevcut kısır döngüyü oluşturur. Doğru kimden ve nereden gelirse doğru, yanlışta kimden ve nereden gelirse yanlıştır. Şu benden, ne demişse doğrudur diyerek kestirip atmamak gerekir. İki tarafada açık ve tarafsız bakmak gerekir. Herşey ve herkese eşit mesafede olunabilinirse ancak o zaman daha objektif olunulabilinir. |
||
|
||
| Doğrudur Her Aklın Yolu Birdir... asla iki olmaz.. Doğru.. : 2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun). Dînde zorlama yoktur. Andolsun ki; irşad (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yol)dan açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. O zaman; kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olursa) (Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), artık andolsun ki; o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan (sağlam bir kulba) urvetül vuskaya (tutunup) yapışmıştır. Allah SEMÎ’un ALÎM’dir. Allahü Teala'nın da dediği gibi iki adet yol vardır... Bunlar biri Allah'a ulaştıran yol.. ki bu yol doğrudur... diğeri dalalet yolu şeytana cehenneme ulaştıran yol... bu yol da yanlıştır.. Maksadımız şudur... Doğru ancak Allah'ın gösterdiği istikamettir.... dolayısıyla bir şeyin yanlış olup olmadığını tartışmak veya bunun çapını belirlemek ancak ve ancak bu yolların hangisinin üzerinde bir mihenk olduğunun bilinmesiyle mümkündür... eğer Allah'a ulaştıran yol üzerinde ise.. o zaman doğrudur... değil ise yanlıştır.... Eğer referans olarak Kuran'ı Kerim'i alıyor isek doğru o zaman bize ait olamaz... Bizim konular üzerindeki söyleceklerimiz zan dan öteye gidemez.... doyasıyla ben doğruyum demiyorum... Çünkü doğru olan Allah'ın söylediğidir.. Şunu kabul ederim doğruya gayretin varmı ? Evet gayretim var... Ne söylüyor isek Kuran'ı Kerim le ispat edemezsek işte o zaman at gözlüğü takmışız demektir.... Kuran'ın Lafzına ve 7 Ruhuna vakıf olanlarla olmamız dileğiyle Saygılar Sevgiler... |
||
|
||
| vahyi inkar etmek aklı inkar etmektir. bunu neye dayanarak söyleyebilirsin? de ki ben aklımla vahyin doğruluğunu buldum ona inanıyorum. ama vahyi inkar etmek aklı inkar etmektir diyemezsin zira bu söz gelip bana dokunuyor. bir müslümana göre allahı reddetmekle akılsızlık ediyor olabilirim, fakat bu benden başka kimseyi bağlamayan bir durumdur, benim adıma konuşup aklı inkar ettiğimi söylemek herhalde pek ahlaklı bir davranış değildir. evrim teorisi ise herkes tarafından ideolojisine göre farklı farklı yorumlanıp savunuluyor veya yadsınıyor. her dinden dindarlar zaten evrim teorisine temelde karşı oldukları ve onu ateizmin tek dayanağı olarak gördükleri/zannettikleri için ona saldırmayı kendilerine görev biliyorlar, evrim teorisini çürütmek ateizmi çürütmek anlamına gelmeyeceği gibi, evrim sürecini kabul etmek tanrıyı reddetmeyide zorunlu kılmamaktadır. ama kutsal dinlerin yaratılış efsaneleriyle çeliştiği için bu dinlerin inananlarının zaten bu konuda objektif olmaları beklenemez. sürekli evrimin reddedildiği, çürütüldüğü iddia edilen amerikadan, evrim teorisini yalanlıyor diye şikayet edilip ceza alan öğretmen haberinin gelmesi sanıyorum evrim teorisinin çökmesininde bir teori, hatta varsayım olduğunu gösterecektir. ayrıca yıllarca ateizmi savunan bir bilim adamının bugün tvde haberi çıktı "özür dilerim, tanrı varmış" diyor kendisi. aa hadi öyle mi, hemen dine dönüyorum madem bilim adamımız böyle söylemiş. herhalde dindarlar korkunç mutlu olmuştur bu haberden sonra. ciddi haber bulmakta zorluk çekeceğiniz kanal d vb. haber kanallarının bu haberi bağıra bağıra ayrıntılı işlemeside ilginç tabi. |
||
|
||
| Sevgili çakıltaşı, yazdıklarımla ilgilenmen beni çok mutlu etti ama ben ilgilenmek yerine eleştirilerine dayanak getirmeni yeğlerdim. Söylediklerimi tersten okuyup yeni bir şey söylemiş olmuyorsun. (vahy'i kabul etmek aklı inkar etmeyi gerektirmez ve fakat vahy'i inkar etmek aklı inkar etmeyi gerektirir.) Bu sözden nasıl bir anlam çıkabilir diye düşündüm ama bunu çözmek konusunda aklım yetersiz kaldı. İstersen biraz açalım. Vahy bir tanrı sözünün insan beynine gönderilmesi ve bunun peygamber denen kişilerin ağzından öteki insanlara tebiğ edilmesidir. Bu durum neden akıl dışıdır? 1) Söylenen sözlerin o kişinin kendi beyninin ürünü mü başka bir gücün ürünü mü olduğunu bilmemiz mümkün değildirl 2) Kuran dikkatli okunursa, peygamberin tanrı sözü yerine kendi çevresindekilere söylemek istediklerinin oluduğu görülecektir. Örneğin Ebu Lehep'le sorunu vardır ve çözmekte zorlanmaktadır, ertesi gün vahiy gelir ve şöyle der Ebu Lehebin elleri kırılacak Ya da karısı ile ilgili zina söylentisi çıkar, ertesi gün vahy gelir ve zinanın kanıtlanması için 4 erkek tanığın kadınla erkeği aynı yatakta ilişki sırasında görmesi koşulu getirilir. vs 3) Tanrı sözü olan vahye inanmak zorunludur. Dolayısıyla o sözlerin tartışılması yanlış olduğunun sav olarak ileri sürülmesi şirk olarak tanımlanır 4) Vahyin dogma olması nedeniyle iki şık ortaya çıkar a) Tüm vahiyleri aklın süzgecinden geçirmeden kabul etmek Aklın süzgecinden geçirmeden hiç bir bilgiyi kabul etmemekBen her kavramı aklın süzgecinden geçirmeyi seçtiğim için hiç bir bilgiyi tanrı sözü olarak kabul edemem. Tanrı sözü olduğu söylenen sözler aklın süzgecinden geçemiyorsa kabul edilemez. Ama başkasının da bu bilgileri tartışmadan kabul etme özgürlüğü vardır ve insanların büyük bölümü bu durumdadır. Temel kural şudur; İnsan bildiğini bilir, bilmediğine inanır |
||
|
||
Alıntı ... eğer Allah'a ulaştıran yol üzerinde ise.. o zaman doğrudur... değil ise yanlıştır.... İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. (Araf-16) |
||
|
||
| Ayet'i kerimeyi iyi okursan orada Onların doğru yolunun karşısına oturacağım anlamını bulursun... Orada anlatılmak istenen iblisin sadece doğru yolda olanlara karşı özel bir çaba sarfedeceği... Savaş meydanında kendi safındakilere kurşun sıkmıyormuş onu söylüyor... zaten saptırmak için çaba sarfettiğini söylüyor yolun tamamını kapladığını değil... Sırat-I mustakim'in yapısına baktığın zaman 1. Sırat-ı Mustakim Yeryüzünde yatay olarak ilerler... 2. Sırat-ı Mustakim Yeryüzünden Allah'ın katına doğru olarak dik ilerler.. ( 7 kat gök ) 3. Sırat-ı Mustakim Allah'ın katında ana kapıdan sonra taa Sidret-ül Münteha ( Son Ağaç ) a kadar uzanır... 4. Sırat-ı Mustakim Sidret-ül Müntehadan sonra sadece insanın ruhunun gidebileceği bir yoldur ve direk oradan Allah'ın zatına gider.. bu yolu tamamlayan ruh Allah'da yok olur... ( Fenafillah ) İblisin etki etmeye gayret edebileceği sırat-ı mustakim sadece ve sadece yeryüzünde yatay olarak ilerleyen en alt basamak sırat-ı mustakim olabilir... 15/HİCR-39: Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne). (İblis şöyle) dedi: “Rabbim, beni azdırmandan dolayı, onlara mutlaka yeryüzünde (azgınlığı) süsleyeceğim ve mutlaka onların hepsini azdıracağım. 15/HİCR-40: İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne). Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna. gördüğün gibi Allah'ın yolundan gidip ihlasa ulaşmış insanlara iblisin bir etkisi yoktur.. iblis onlar için gazoz ağacı olmuştur.. ![]() |
||
|
||
Alıntı Ayet'i kerimeyi iyi okursan orada Onların doğru yolunun karşısına oturacağım anlamını bulursun... ARAF SURESİ 16. AYET قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ DİYANET VAKFI İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. DİYANET İŞLERİ "Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi. SUAT YILDIRIM 16-17 «Öyle ise» dedi, «Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım.» «Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın!» Y. NURİ Dedi: "Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım." ELMALILI "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım." E.YÜKSEL "Beni saptırmana karşılık, onlar için senin dosdoğru yolun üzerine sinsice oturacağım." ÖMER NASUHİ Dedi ki: «Sen beni azgınlığa uğrattığından dolayı ben de yemin ederim ki elbette onlar için senin dosdoğru yolun üzerinde oturacağım.» S.ATEŞ Öyle ise, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. GÖLPINARLI İblis, beni azdıran sensin dedi, onun için ben de andolsun ki onları senin doğru yolundan çıkarmak için pusu kurup oturacağım. ŞABAN PİRİŞ İblis:-Beni azdırmana karşılık, Ben de onlar için senin dosdoğru yolunun üzerinde oturacağım. G. ONAN De ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı, insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım. |
||
|
||
Alıntı 10:9- Hiç şüphesiz iman edip salih ameller işleyenleri, imanlarından dolayı Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarından ırmaklar akar durur. 103:1- Asra yemin olsun ki, 2- İnsan mutlaka ziyandadır. 3. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır 18:7- Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine süs olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim. 107- İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için Firdevs cennetleri konak olmuştur. 21:47- Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz. 22:67- Biz her ümmet için bir şeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekişmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doğru bir yol üzerindesin. 35:8- Ya kötü ameli kendisine allanmış pullanmış da onu güzel görmüş olan kimse de mi (iman edip salih amel işleyenler gibi olacak)? Şüphe yok ki Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de doğru yola çıkarır. O halde canın onlara karşı hasretlerle (üzüntülerle) sıkılıp gitmesin. Çünkü Allah, onların bütün yaptıklarını bilir. 41:33- Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: "Ben gerçekten müslümanlardanım" diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir? yukardaki ayetlerde görüleceği üzere salih amel hiç bir zaman imandan ayrı düşünülmemiştir. iman edip salih amle işlemek cenneti anahtarı olarak betimlenir. şimdi bulamadım. bir yerde de iman etmeyenlerin salih amellerinin boşa çıktığını, işe yaramadığını okumuştum. peki neden salih amel illa iman ile birlikte yapılmak zorunda. ? iki insan düşünelim. bir fakire ikisi aynı anda ve aynı miktarda yardım etsin. bunlardan birinin yardımı allah katında kabul görürken diğerinin ki görmüyor. bu nasıl açıklanır ? |
||
|
||
| ne demek bu şimdi Allah'ın yolundan gidenler en sonunda şeytanın yoluna mı girecek demek.. veya şeytana tabi mi olacak demek.. Bu Allah'ın yoluna bir hakaret değil mi? Allah'ın yolunda pusu kurup bekleyen ve adım adım insanları bu yoldan uzaklaştırmaya çalışan iblisin bu yolda dosdoğru ilerleyip gidenlere bir süre sonra etki edemediğini kendisinin itirafını Ayet-i Kerime ile açıklamaya çalıştım... bir çok Kuran'ı Kerim meali yapan adamın siz Allah'a hizmet ettiğini mi zannediyorsunuz... Özellikle yaşar nuri gibilerinin.. |
||
|
||
Alıntı İstersen biraz açalım. Vahy bir tanrı sözünün insan beynine gönderilmesi ve bunun peygamber denen kişilerin ağzından öteki insanlara tebiğ edilmesidir. 68- Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. (Nahl Suresi) |
||