SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Ekoloji

Konu: İster Bomba, İster Santral, Nükleer Öldürür!

Sayfa: [ 1 ]

06.11.2004 22:58:09
Basına ve Kamuoyuna

İster Bomba, İster Santral, Nükleer Öldürür!

Bugün, Hiroşima’ya ilk atom bombasının atılışının, bir başka deyişle medeniyetin insanlığını kaybedişinin 59. yılı doluyor. Geçen yarım asrı aşkın süre, gerek kitle imha silahları gerekse enerji santralleri biçiminde nükleer teknolojinin dünya çapında yayılışına sahne oldu. Nükleer çılgınlık, sosyalist bloğun dağıldığı tek kutuplu dünyada da canlılığın ve insanlığın baş tehdidi olmayı sürdürüyor.
Bizler de Karadeniz bölgesinde her gün yeni kanser vakalarının ortaya çıktığı, buna rağmen inatçı bir umursamazlıkla Çernobil kazasına karşı alınmayan önlemlerin sonuçları üzerine hala ciddi bir araştırmanın yapılmadığı, İkitelli kazasında olduğu gibi Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) ihmali nedeniyle sıradan insanların kansere yakalandığı bir ülkede yaşıyoruz.
AKP hükümeti ise, programında var olan nükleer teknolojiye sahip olmanın ötesine geçerek, nükleer güç olmayı hedeflediğini kanıtlar nitelikte üç adet nükleer enerji santralinin yapımını gündemine almış bulunuyor.
Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği’ne tam üyelik için tarih alınması karşılığında, Euratom’a göbeğinden bağlı Fransa'nın Cumhurbaşkanı Chirac  ile bir kasaba tüccarı görüntüsünde pazarlık yapabiliyor.
Bizler Türkiye’deki Yeşiller olarak, barışın nükleer caydırıcılık teorisiyle değil, bölgesel ve küresel düzeyde sosyal, kültürel ve ekonomik işbirliği ile sağlanabileceğini savunuyoruz.
İster bomba, ister santral olsun, insanlara ölüm ve korkudan başka bir şey getirmeyen ve gölgesinde huzurlu bir uyku olmayan nükleer teknolojiyi bu coğrafyada görmek istemiyoruz.
Geçmiş hükümet döneminde kapatılan nükleer santral defteri, bizim için kaldığı yerden açılmıştır. Hükümet, nükleer santral yapımı konusunda, Türkiye’nin neresinde olursa olsun bizleri karşısında bulacaktır.

05.08.2004

Yeşiller Türkiye

deniz 07.11.2004 10:16:47
nükleer enerji doğru kullanıldığında neden sorun olsun anlamıyorum.

araba kullanmakta eğer sonu kaza ile biterse zararlı ama bu riske rağmen araba kullanıyoruz.

nükleer enerji için de güvenli bir üretim sözkonusu ise bana en temiz enerji gibi geliyor.

07.11.2004 16:10:01
Eline güç verilen birinin bunu doğru kullanımını sağlamak imkansız diyorsak; nükleerin doğru ve zararsız kullanımını nasıl öngörebiliriz... Wink  

07.11.2004 16:12:54
Alıntı TÜRÇEK'ten..
"Son günlerde T.C. Hükümetinin yeniden gündeme getirdiği nükleer santrallerin, hem taşıdığı risk faktörü hem de atıklarının bertarafının zorluğu nedeniyle kabul edilmesi imkansızdır. Nükleer enerji, santrallerin enerji üretimi sırasında fosil yakıtlar gibi kirletici gaz salınımına neden olmaması nedeniyle bazı gruplar tarafından temiz enerji kaynağı olarak nitelendirilmekle birlikte, üretim sonrasında ortaya çıkan yüksek radyasyonlu atıklarının doğaya zarar vermeden yalıtılması çok zor ve pahalı bir işlemdir. Doğaya yayılan radyasyonun etkisinin azalması da yüzyıllar sürebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı TÜRÇEK nükleer enerji yerine güneş, rüzgar, biyokütle  gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını desteklemektedir.

 

TÜRÇEK’in görüşüne göre, özelikle tıp bilimi başta olmak üzere bilimsel araştırmalar amacıyla Türkiye’nin bir nükleer enerji araştırma merkezi olmalı ve gerekirse araştırma kaynakları için daha fazla kaynak ayrılabilmelidir (örneğin doğal radyoaktif element ve kanser yapıcı bir madde olan radon gazının Türkiye yayılış haritasının hazırlanması gibi). Ancak, dünya ülkelerinin nükleer santraller yerine alternatif enerji kaynaklarına yöneldiği günümüzde, aynı zamanda deprem riskini de büyük ölçüde yaşayan ülkemiz, enerji arayışlarını öncelikle yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde yoğunlaştırmalıdır. Bununla birlikte, TÜRÇEK, yakın komşularımızın kullandığı, Türkiye için de tehlike arz eden nükleer santrallerin de derhal kapatılması gerektiğine inanmaktadır. "

07.11.2004 16:18:09
Nükleer tıp denen bilim dalı nükleer radyoaktif madde kullanımı yoluyla tanı koymak amaçlı kurulmuştur. Tüm kurşun levhalar ve güvenliği sağlanmış çalışma ortamlarına rağmen çalışan doktorların senelik uzun dönemlere yayılmış mecburi izinleri vardır. Yüksek doz radyasyon güvenliğe rağmen kaçınılmaz yani...

Bulmak yetmiyor; kullanım alanları sınırlanabilmeli ya da kullanmama yoluna gidilmeli yoksa sonunda mutant canlılar olarak dolaşacağız ortalıkta...


Sayfa: [ 1 ]