|
||
| Sarı Gelin, Erzurum'da 18.yy'ın ikinci yarısı ve 19.yy'ın başlarında yaşamış, adına türkü yazılacak kadar güzelliğe sahip olan bir Türk güzeli için yakılmış bir türküdür. Türkü için birçok yakıştırmalar yapılmış, hatta içerisinde icra edenler, yazarlarında bulunduğu bazı gruplar türküyü başka millete dahi mal etmişlerdir. Ancak bu düşüncelerin hiçbiri bilimsel bir temele ve mantık zeminine oturmadığından, hepsi duygusal bir yorumla yapılmış, popülist bir yaklaşımdan öteye gitmemiştir. Öncelikle konuya şuradan bakmak gerek. Türkü nedir?? Türkü kelimesi nasıl bir anlam taşır?? Bu soruların cevabını tam olarak bulmak, probleminde çözümünü tam bulmak demektir. Türküyü Ermenilere maletmeden önce, acaba Ermeniler yaptıkları müzik eserlerine "türke ait", veya "türke özgü" anlamına gelen "türkü" adınımı veriyorlar?? sorusunu cevaplandırmak gerekir. Elbetteki bu mümkün değil. Zaten eserin müzikal yapısına bakıldığında bir Türk yapıtı ve Anadolu coğrafyasının müzik türlerinden biri olan "türkü" olduğu net olarak görülmektedir. Ölümleri üzerinden bin yıllar geçmiş olan canlı varlıkların kimlikleri veya orijinleri hakkında bilgi sahibi olmak için fosil kalıntılarının; cansız varlıkların ise element yapılarının incelenmesinin yeterli olabileceği gerçeği edebi eseler içinde geçerlidir. Türkü, şarkı, şiir ve benzeri edebi yapıtların -şayet anonimlerse- kökenleri hakkındaki en güçlü bilgi kaynağı güfte, ezgi, ritim, makam ve içerdikleri deyimlerdir. Zira bu gibi edebi yapıtların hücre ve dokularıda bu öğelerdir. Sarı Gelin türküsü de böyle bir analize tabi tutulduğunda yorumuyla, ritmiyle, sözleriyle tam vede tartışmasız bir Erzurum, bir Türk türküsü olduğu görülür. Türkünün kaynağına inme amaçlı yapılan araştırmalara bakıldığında, bulguların sadece halk ağzında dolaşan efsanelerden öteye gitmediği görülür. Ve yine yapılan folklorik araştırmalarda Kuzeydoğu Anadolu'da benzer adla bazı eserlere rastlanmıştır. Ancak bu eserler dikkatli biçimde ele alındığında coğrafik bölge aynı olsa bile, farklı kesimlerden kaynaklandığı görülür. Bu durum bazen geniş bir coğrafik bölge içindede görülür. Örneğin Erzurum'da hareketli bir oyun havası olarak söylenen eserin adı "karakız" iken, halk ozanı Karacoğlan'ın farklı işlemeleriyle daha değişik söz, ezgi ve yorumlarda söylenen birkaç türküsünün adıda yine "karakız"dır. Eserler arasında ki bu durum bazen şair veya ozanlar arasında da görülür. Erzurumlu Emrah ile Ercişli Emrah'ın aynı kişi oldukları konusunda düşünce bildirenlerin çıkması, hatta bu iki ayrı ozanın eserlerinin de birbirine karıştırılması bu durumun bir başka örneğidir. Türkünün kaynağına inilirken anlatılan efsanelere ve bu efsanelerdeki türkülere bakıldığında hiçbirinin ne söz olarak, ne yer olarak "Erzurum çarşı pazar, İçinde bir kız gezer" diye başlayan "Sarı Gelin" türküsüyle bağdaşmadığı görülmektedir. Bir yerde bulunan bir tarihi eserin, kimler tarafından hangi devirde yapıldığını anlattığı gibi, türküler de konu oldukları yeri, ortaya çıktıkları devri, yaşadıkları insanları ve olayları anlatırlar. Bu düşünceyle konuya bakıldığında söz konusu olan Sarı Gelin türküsünün, varyantları veya yapılan yakıştırmalar ile hemen hemen hiçbir uyum göstermediği görülür. Yapılan araştırmalar, ne Sarı Gelin türküsünün nede varyantlarının Ermenilerle uzaktan yakından alakasının olmadığını ortaya koymuştur. Ve bu araştırmalar herkesin bu konuda hemfikir olması için yeterli düzeydedir. Bu yüzden türkünün Ermenilere mal edilmesinde iddialarda bulunan sanatçı yada yazarların hiçbir folklorik araştırma yapmadıkları, sadece duygusal bir beyanda bulundukları görülmektedir. Elbette müziğin evrensel olduğu konusunda hiçbir tereddüt yoktur. Ancak evrensellik anlayışıyla yola çıkıpta milletin öz bağrından çıkmış kültürel değerlerin de başkalarına mal edilmesi o millete yapılan hakarettir. Üzerinde ehemmiyetle durulması gereken bir husus, türkünün sözlerinin ve bu sözlerdeki bazı yöresel kelimelerin incelenmesidir. Ermenilerle bu bölgelerde çok uzun yıllar birlikte yaşamışlığımız tarihi bir gerçektir. Bu yüzdende kültürler arasında bir etkileşimin olması da doğal bir şeydir. Ancak bütün bu birlikteliğe rağmen dünya üzerindeki tüm Ermeni lehçelerinin hepsi incelensin. Bu konuda bilimsel veriler varsa ortaya konulsun. Hangi ermeni lehçesinde "büyükanne" ye "nene" denilmekte. Nene kelimesi özbeöz Türk ve Erzurum deyimidir. Öyleki bu kelime Erzurum'da bayan adı olarak dahi kullanılmaktadır ki dünyaya destan kahramanı olarak geçmiş "3. ordunun anası" ünvanını alan Nene Hatun bunun bir örneğidir. Türkünün sözlerindeki "vay nenen ölsün sarı gelin" nakaratı bu gerçeğin net bir delili ve belgesi olarak ortada durmaktadır. Türkünün birkaç varyantı vardır. Ancak hiç biri "Erzurum çarşı pazar" diye başlayarak söylenen Sarı Gelin türküsü değildir ve benzememektedir de. Bahsedildiği gibi türküler konu oldukları kişileri, olayları veya yerleri anlatırlar. Örneğin "karahisar kalesi" diye başlayan türkü o yer ve o zaman için yaşanmışların bir anlatıcısı değimlidir. Bu gerçek gözönüne alınarak yola çıkıldığında, Sarı Gelin türküsündeki kültürel anlatım, kelimeler, lehçe, ezgi ve yer bu türkünün Ermenilerle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkça göstermektedir. Bu türkünün en yakın varyantı, İslamiyeti yayma görevi üslenmiş Arap bir şahsın Çoruh vadisine yerleşmesini konu alanıdır. Efsane, Arap ülkelerinin birinden Şeyh Sanen adıyla gelen bir şahsın Çorun vadisinde yanına yerleştiği Hıristiyan bir beyin sarışın kızına aşık olmasını konunu anlatmaktadır. Sarı Gelin türküsünün kaynağı olabileceği düşünülerek anlatılan en yakın varyantıda budur. Ancak bu konuda kesin yada kesin denebilecek karar verilmeden önce iyi bir tahlil yapmak gerekir. Elbetteki öyle bir olay yaşanmamış veya öyle bir şiir yazılmamış denilemez. Zira bu yönde bazı bilimsel bulguların olduğu bildirilmektedir. Ancak Çoruh vadisine yerleşen ve bu vadide yaşayan bir kişi Erzurum ve Palandöken Dağlarını içeren bir türküyü neden yazsın. Bu durum üzerinde durmak gerek. Çünkü bu vadinin Erzurum'a ve Palandöken Dağlarına en yakın noktası 150 km civarındadır. Bu noktalar İspir ve Yusufeli ilçeleri olarak düşünülürse Erzurum'la aralarında Mescit, Dumlu ve Kargapazar Sıra Dağları mevcuttur. Biraz daha kuzeye inildiğinde yani Çoruh Nehri'nin Artvin il sırına girdiği noktalardan Şenkaya, Olur bölgeleriyle Erzurum arasında tarihte birçok dram ve efsaneye sahne olmuş Allahuekber Sıra Dağları mevcuttur. Bu durumda Çoruh vadisinde yaşayan bir kıza aşık olan bir şahıs aşkını anlatmak için -Erzurum ve Palandöken gibi- hiç görmediği veya göremeyeceği yerleri konu alarak neden bir türkü yaksın. Bu konuda gözden kaçırılmaması gereken bir hususta, yaklaşık 1000 yıl önce bir Arap milliyetli kişi tarafından yazılan eserin, günümüz Türkçesine çevrilmiş hali olsa bile, bu kadar akıcı, bu kadar sade olması durumudur. Zira bir nazım türü eser, yazıldığı dönem dilinden günümüz Türkçesine çevrildiğinde kafiye, vezin ve anlatım bakımından uygunluk göstermesi mümkün değildir. Hulasa olarak denilebilirki Anadolu coğrafyası çok geniş kültürlerin vede medeniyetlerin beşiğidir. Bu yüzden bağrında çokça sevdalar yaşanmış ve çokça türkü, deyiş, koşma, ağıt ve maniler söylenmiştir. Bu edebi varlıklar aralarında benzerlik göstermiş olsa da, birbirlerinin aynı demek değildir. Eğer böyle bir saplantıda ısrar edilirse o olayın kahramanlarına ve sevdalılarına en büyük haksızlık yapılmış olur. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde benzerlik gösteren bazı eserler var olabilir. Ancak bunların hiç biri bir diğerinin aynı değildir. Bu yüzdende şu an çok popüler olan ve "Erzurum çarşı pazar" diye başlayan Sarı Gelin türküsü tamamen Erzurum il sınırları içinde yaşanmış bir olayın ürünüdür. Bu türkü ile en yakın varyantının sözlerini karşılaştırmak bu konudaki en berrak delil olacaktır. SARI GELİN Erzurum çarşı Pazar leylim aman sarı gelin İçinde bir kız gezer hop nenen ölsün sarı gelin Elinde divit kalem leylim aman sarı gelin Katlime ferman yazar hop nenen ölsün sarı gelin Palandöken yüce dağ leylim aman sarı gelin Altı morsümbüllü bağ hop nenen ölsün sarı gelin Seni vermem ellere leylim aman sarı gelin Niceki bu canım sağ hop nenen ölsün sarı gelin VARYANTI Vardım kilisesine baktım haçına Mail oldum bölük bölük saçına Kız seni götürem İslam içine Vah Sinan ölsün sarı gelin Vardım kilisesine kandiller yanar Kıranta keşişler pervane döner Tersa sevmiş deyin el beni kınar Ah Sinan ölsün sarı gelin |
||
|
||
| Turkuleri su millete bu millete diye ayirmak anlamsiz geliyor bana... Cunku Anadolu kendi icinde pekcok millete ev sahipligi yapmis. Bu degisik halklar kendi iclerinde asklar ayriliklar vs.yasamis ve en onemlisi birbirlerinin kulturlerinden etkilenmisler. Bu yuzden cesitli versiyonlarinin olmasi cok dogal..Ustteki turkude bildigim kafariyla bir Ermeni-Turk askini anlatir. Ornegin; ANTEPLI GELIN Bahçelerde mormeni Verem ettin sen beni Nasýl verem olmayým Eller sarýyor seni... Ben sana yandým gelin Yanaðý allý gelin Gaziantep yolunda Öldürdün beni gelin... Bahçelerde saz olur Gül açýlýr yaz olur Ben yarime gül demem Gülün ömrü az olur... Bahçelerde meleme Yar göðsün düðmeleme Ölürsem kanlým sensin Gözlerin sürmelem --------------------------------- BAHCELERDE MORMENI Bahçelerde mormeni Verem ettin sen beni Ya sen İslam ol ahçik Ya ben olam Ermeni Ben sana yandım gelin Yanağın allı gelin Gaziantep yolunda Öldürdün beni gelin Bahçalarda meleme Yar göğsün düğmeleme Ölürsem kanlım sensin Gözlerin sürmeleme Ben sana yandım gelin Yanağın allı gelin Gaziantep yolunda Öldürdün beni gelin gibi... Bu da benzer bir turku..Bunlar bence anonim'e ait turkulerdir. Turkunun bir milleti olacagini sanmiyorum Anadolu gibi bir mozayik soz konusu ise..Olsa olsa yoresi olabilir. Ayrica farkli bilgi icin; http://www.milliyet.com.tr/2007/01/30/pazar/paz02.html |
||
|
||
| Gülay - Sarı Gelin [stream=200,100]http://remix.herograw.net/albayrak/ermeni%20sorunu%20Sunular/04-Sar%fd%20Gelin.mp3[/stream] Onlarca kez, onlarca farklı yorumdan dinlesem de asla yapısal bir bozukluk göstermeyen bir türkü bu... Gülay burda kendine has yorumu ile Sarı Gelin'i söylemiş. Damlalar albümünden... Bu da Enstrümantel 7 Karanfil - Sarı Gelin [stream=200,100]http://remix.herograw.net/albayrak/ermeni%20sorunu%20Sunular/7Krf-Sarigelin.mp3[/stream] Şu bağlama denilen icad en güzel müzik icadı. |
||
|
||
| kendine has özgün bir hakimiyeti var gerçekten gülay bu işi beceriyor. | ||
|
||
| bişi sorcam yaw,hiç çirkin bi kadının unutulmaz aşk hikayesi var mı? | ||
|
||
sarı gelinde güzelmiş yaw..len,allahrızası için bi tane de çirkin bi kadınla aşk hikayesi istiyom..yanlış bişi mi yoksa
|
||
|
||
| yani,kafadan kazananlar ve kafadan kaybedenler durumu ha? kötü be..allah kimseyi çirkin kadın yapmasın o halde,hikayesi bile olamayacak desene .. |
||
|
||
| Halbuki "Mum sondu mu tum kadinlar aynidir " der Fransiz ulemalarindan biri:P | ||
|
||
| ii de ben mumsuz sevişmem ki.. haa,rusları dinleyebilirim ama,çirkin kadın yok,az vodka var,muhabbetini..arada tabe,alışkanlık yaptırmayacak düzeyde.. |
||
|
||
| abi ,ne dion yaw,öle bi kadınla buluşman ne demek bilion dimi? birinin en büyük ahını almışsın demek..hehe içi,dışı,toptan çirkin..aman abi,biri bile fazla iken ikisiyle 12 şişe votka bile kurtarmaz yeminle.. | ||
|
||
ah seni romantik..hep sen gibiler yüzünden başımıza gelio ne geliosa..iflah olmazsın olm sen
|
||
|
||
| sari gelin... ermenicede "sari" kelimesi dağlı anlamına gelir ki o doneme ait ermeni halk sarkilari arasinda kendi sığ muzik bilgime dayanarak hatirladigim 1 sarki daha vardir. "sari sirun nargis em" isimli sarkinin direk tercumesi "guzel dağ nergisiyim" dir.. |
||