SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Barış hareketi, bağımsız adaylar ve Kürt sorunu

Sayfa: [ 1 ]

11.07.2007 02:46:21
Türkiye'nin Kürt sorunu ülkeyi, siyaseti, devleti ve solu kilitlemiş durumda. Sosyalist solun bir bölmesinin Kürt sorunu çözülmeden sol adına bir şey yapmanın olanaksız olduğunu ileri sürmesinin nedeni budur.

Ancak sorun da burada ortaya çıkıyor. Kilitlenmiş sistem içinde bir hava deliği nasıl açılacak, hangi mekanizmalar harekete geçirilerek bürokrasi ve burjuvazi üzerinde basınç uygulanacak?

Ben devlet açısından, kilitlenmenin, Cumhuriyet paradigmasının genetik şifresinde bulunduğunu düşünüyorum. 1920'lerde Türkiye'nin kapitalist yolu tercihi, Türk milliyetçiliği üzerinden gerçekleştirildi. Zaten bir genel kural olarak kapitalist ekonomik sistemin etnik sorunu hep inkar etmek eğiliminde olduğunu biliyoruz. Avrupa ülkelerinde de durum özünde budur. Açılımı ancak sosyalizm sağlayabilir. Sovyetler de bunun örneğini vermiştir. O nedenle Türkiye'de devlet ve sosyoekonomik sistem kendisini inkar etmeden bu konuda bir açılım gerçekleştiremez, bu da olacak şey değildir. Bu nedenle, devletin de Kürt sorununu çözecek bir inisiyatifi kullanması neredeyse olanaksızdır. Kürt sorununda emperyalist ülkelerin referans alınmasının nedeni de budur. Kilit üzerine kilit.

Hatta durum öyle bir hal aldı ki kimi küçük sosyal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi bile olanaklı olamıyor. Bu da Kürt hareketini daha da kendi içine kapanmaya yöneltiyor. Giderek Kürt kimlikli bir siyaset tarzı belirginlik kazanıyor. Buna karşılık, Kürt kimliğinin şu ya da bu biçimde tanınmasının ardından ayrılık talebinin geleceği yönündeki Türk beklentisi de aynı zeminde güçleniyor.

Barışı isteyenlerin ayrılıkçı olarak damgalanmasının ve sonuç olarak kısır döngünün daha da belirginleşmesinin nedeni budur: Barışın etnik bir zemine oturtulması. Türkiye'deki sorun etnik bir sorun olsa da çözümünün politik ekonomi düzleminin dışında ele alınması.

Tam bir kör dövüşü. Kim ne derse desin, Kürt sorununun boyutunu küçültmeye yönelik tamamen iyi niyetli barışçı girişimlerin, her iki tarafta da birbirini düşman olarak gören milliyetçiliğe neden olması da bundandır. Tam bir gariplik, ancak barış talebi milliyetçiliği körüklüyor. Her iki tarafın temsilcilerinin, karşı tarafın tabanı açısından güvenilirliği kalmamış durumda. Yanlış anlaşılmasın. Barış talebinden vazgeçelim demiyorum. Ancak bunu sınıfsal bir düzleme taşıyamadığımız taktirde barış diyerek bir iç savaşın zeminini hazırlayacağız. Ve aslında herkes bu sonucun giderek daha reel bir olasılık haline geldiğini de görüyor.

İçeride barış girişimleri tıkandığında, Kürt hareketi de emperyal güçlere ve burjuva siyasetinin değişik iç aktörlerine yöneliyor. Bu sınıfsal karmaşa Kürt sorununu daha fazla oranda etnik sorun haline getiriyor. Yeniden başa dönüyoruz: Bölünme ve ayrılma psikozları.

Şöyle bir şeyi ifade etmiş oldum: Kürt sorununda, şimdiden sağlanacak barışçı yumuşamayı yaşamsal görüyorum. Ancak, bunun bugün için, salt etnik zeminde kalınması nedeniyle aynı derecede olanaksız olmaya başladığını, Türk ve Kürt etnisitelerini kendi içine kapattığını düşünüyorum.

O nedenle sınıf bakış açısı kısır döngüyü kırmanın, Türkiye topraklarında yaşayan değişik etnik kimlikli emekçileri kendi gerçek çıkarları zemininde bir arada tutmanın tek aracıdır. Biz ise bunu şimdi antiemperyalizm üzerinden dolayımlıyoruz. Laiklik/dincilik, Türk/Kürt eksenlerinde bölünmüş işçi ve emekçi sınıflarda sınıf bilinci yaratmanın, emekçi sınıfları siyasete çekmenin, milliyetçi içe kapanmaları kırmanın en gerçekçi aracının antikapitalist içerikli antiemperyalist mücadeleyi yükseltmek olduğunu düşünüyoruz.

Bu siyasal açılım birkaç işe birden yarayacaktır: 1- Genel olarak halk kitlelerini ABD ve AB karşıtlığı üzerinden siyasete çekecek ve birleştirici olacaktır. 2- Bizi Ortadoğu'nun diğer emekçi halklarıyla birleştirecektir. 3- Bir emekçi iktidarının siyasal zeminini hazırlayacaktır. 4- Emperyalist sömürünün boyunduruğunu gevşeteceği için, emekçi iktidarının kendi kaynaklarını kullanabilmesine, sosyalizmin ekonomik zemininin oluşmasına olanak verecektir. 5- Türk/Kürt çelişkisi yumuşayacağı için barış talebi daha güçlü alıcılar yaratacaktır. 6- Yine aynı nedenle, bu topraklardaki iktidar, komşu halklar üzerinde (sosyalist) bir model olarak gelişecektir.

Barışa yüklenen her etnik anlam farklı etnik kimliklere sahip emekçi yığınlarını bölmenin aracıdır. Bu cümleden bir anlam çıkartılamıyorsa, hiç olmazsa yaşananlara bakılmalıdır.

Eğer barış halkların kardeşliği ise bu topraklarda bir sınıf bilinci yaratmalıyız. Bu müdahale Kürt ve Türk halkları içindeki burjuvazi/emekçiler nesnel çelişkisini kavrarken, Türk ve Kürt emekçilerinin birliğini hedefler. Barışçılar şuna karar vermeliler: Hangi birlik? Milletin mi emekçilerin mi?

Bugün Kürt sorununun çözümü ortak sınıf mücadelesinden geçer demek, aciliyet arz eden bu meselenin ötelenmesi, kısa vadenin gözden çıkarılması anlamına gelmez. Çünkü bugünün kısa vadesi kapitalizmin bütün yapılarını bu ülkeden kovmaktır.


gerilla 11.07.2007 04:06:30
bunu sen mi yazdın? alıntı mı yoksa?


Sayfa: [ 1 ]