SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: metafizik obsesyonlar

Sayfa: [ 1 ]

04.11.2004 21:10:24
Tanrı var mıdır?, varsa Tanrıyı kim yaratmıştır? gibi uçsuz bucaksız sorularla giden “ metafizik obsesyonlar” ya da dini obsesyonlar dediğimiz saplantı çeşitleri. Kişinin aklına istenmeden ve elinde olmadan Allah’ın olmadığı gibi düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir. Kişi bunun neticesinde, hele hele inançlı bir kişi ise aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkarlık duygusuna kapılır. Bu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli veya içinden  „tövbe tövbe“, „estağfirullah“ gibi sözler sarfeder. Bu düşünceler öyle artar ki kişi günlük işlerini yapmaz ve hatta ibadet edemez hale gelir.


Alıntı.

 

04.11.2004 22:57:34
töwbeee töwbeee ,ne biçim yazı bu Tongue
 

05.11.2004 08:20:46
metafizik obsesyonlar her insanın özellikle ergenlik döneminde yaşayabileceği normal sorunlardan bi tanesidir ... Bunu şöyle değerlendirelim arkadaşlar :

Aşk gibidir . Aşkın paradoksunu gözümüzün önüne getirdiğimizde ulaşılamayana duyulan hazzın davranışlara yansımasını görürüz ... Aşık olduğumuz kişiyle yattığımızı düşlemek bize diğer kadınlarla gerçekten yatmaktan daha fazla tatmin verir çünkü id lerimizi tatmin etmiş oluruz. Küfür etmek yada İnançlı kişiler açısından Tanrının varlığını inkar etmek de buna benzer bir güdünün henüz olgunlaşmayan kişilikler içinde kendini göstermesidir...

05.11.2004 11:40:34
Alıntı
kuranı felan okudum ne ne değil ne nedir bildiim için olmuyo
 
Mike kurani okudun ve bildigin icinmi icin mi böylesn?  Wink  

05.11.2004 12:20:50
Zihnin şüpheden kurtulamamasını inanmanın gücüne dair işaret olarak görenler var ancak küfretmeden duramamak bir sıkıntının ,acının işareti ve o insanın rahatlayıp kafasındaki sorunu atabilmesi için profesyonel destek alması gerek.

05.11.2004 12:41:22
Çeben; obsesif kompulsif bozukluğun normal sıradan bir sorun olduğu fikrine nasıl vardın? OKB çok ciddi boyutta kişinin hayatını ve sosyal aktivitesini kısıtlayan; uzun ve yorucu terapi süreçleri gerektiren bir hastalıktır.

Burada OKB'den sadece dinsel obsesyonlar anlaşılmasın, çünkü bu örnek bu hastalığın bir çeşidini oluşturuyor sadece. Aslında diğer obsesyonlara görece daha düşük görülür dinsel obsesyon.

Örneğin daha bilinen bir obsesyon temizlik hastalığıdır. Mesleğinde oldukça başarılı ve sosyal bir genç kadın düşünün, ev temizleme obsesyonu yüzünden evden çıkamaz hale gelmiş... Bu noktalara ve daha ileri boyutlara varabiliyor obsesyon...

05.11.2004 14:23:44
Alıntı
Tanrı var mıdır?, varsa Tanrıyı kim yaratmıştır? gibi uçsuz bucaksız sorularla giden “ metafizik obsesyonlar” ya da dini obsesyonlar dediğimiz saplantı çeşitleri. Kişinin aklına istenmeden ve elinde olmadan Allah’ın olmadığı gibi düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir. Kişi bunun neticesinde, hele hele inançlı bir kişi ise aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkarlık duygusuna kapılır. Bu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli veya içinden  „tövbe tövbe“, „estağfirullah“ gibi sözler sarfeder. Bu düşünceler öyle artar ki kişi günlük işlerini yapmaz ve hatta ibadet edemez hale gelir.


Alıntı.
Eger ki sorulara cevap bulabilmesse...zaten ya kufretmez..ya da tövbe tövbe demez...suphecilikde islemistik biraz bu konuyu...zaman zaman bu paranoyay kaciyor..

05.11.2004 19:49:48
Efsanelere, edebi bir çok esere konu olmuş olan saplantı hastalığı en çarpıcı ve meşhur örneğini Shakespeare’in Macbeth adlı eserinde bulmuştur. Lady Macbeth’in etkisiyle kocası Macbeth , Kral Duncan’ı öldürür ve L. Macbeth’de bir el yıkama hastalığı başlar. “Arabistan’ın bütün parfümleri getirilse bu elin kirleri temizlenemez” der ve ellerini yıkamaya devam eder.


Alıntı  http://www.mcaturk.com/eriskin_obsesif.htm

 

06.11.2004 18:34:31
Alıntı
Çeben; obsesif kompulsif bozukluğun normal sıradan bir sorun olduğu fikrine nasıl vardın? OKB çok ciddi boyutta kişinin hayatını ve sosyal aktivitesini kısıtlayan; uzun ve yorucu terapi süreçleri gerektiren bir hastalıktır.
Sevgili black noir ; obsesif bozuklukların ciddiyetinin bende farkındayım ve biliyorum. Yanlız ben işin sadece Ergenlik dönemine rast gelen kısmının açıklamasını yaptım ki bu bozukluk o dönemde bende bile vardı...ve bunun ergenlk döneminde görülmesi halinde normal 40lı yaşlarda görülen obsesiflikten çok daha hafif etkileri olduğunu ve yukarıda söylediğim şekilde gelişim gösterdiğini belirtmek isterim...

Obsesiflik ne kadar ciddi bir rahatsızlık olsada aslında bu genelde çok daha yüksek bir rahatsızlığın belirtisi olarak görülür genelde...Özellikle de depresyonla beraber görülür.  Ayrıca başlama yaşı ortalamas orta yaş ve yaşlılık aşamasının ortasına denk geldiği için ergenlikteki belirtileri yalın bir hal aldığından ERGENİKTEKİ DÖNEMİ İÇİN fazla önemsenmesine gerek yok...Ama dediğim gibi OKB normalizede senin de belirttiğin gibi ciddiye alınması gereken baş rahatsızlıklardandır...

Tedavisi için ben genelde hastanın değerlendirmelerine başvururum... Aslında her psiko tedavide olduğu gibi bu tedavidede esas amaç bana göre hastalığın tekrarlamasını engelleyecek yönde olmalıdır. Tedavisinde hastalar çok fazla zorlandıkları için onları hastalıkları hakkında bilgilendirmek gereklidir. Biz nekadar uğraşıyorsak onlarında kendi endişelerini kontrol etmeleri gerekir. Herhangi bir anksiyete bozukluğuna mahal vermeden ve tamamen iyileşildiğine emin olunmadan Tedavi kesilmemelidir...


Sayfa: [ 1 ]