|
||
| Görülenin resmini yansıtır ya bazı tuvaller.Aaa,ne güzel bir deniz resmi,orada olsaydım der insan..Ama o denizi nasıl da başka görmüş ressam,sanat budur işte der ve de. İşte görsel gerçeklik denen budur. Bazı tuvallerde anlam içebükülmüştür,göz denen görme organı aklın sezgisel ve bilgisel gücünü almaksızın bu resimleri çözmeyi başaramaz.Çevrilmiş bir dil vardır ortada.Ressamın özgün dilini anlamak için kişinin kendi dilinden çıkması gerekir. Kavramsal gerçeklik alanındasınızdır yani. Cezanne;"Bir objede ne gördüğümüzden daha çok ,ne biliyoruzla ilişkili olan aklın gözüyle,görsel imajın beynimiz tarafından düzeltilmiş resmini vermek" olarak tanımlar bunu. Şu soruları getirebilir akla bu,neden esas resmi vermiyor sanatçı,yoksa esas resim zaten bu mu ve doğa farklı biçimlerde bu resmin olanağını taşıyor mu,ya da esas resmi saklamakla sanatçı bir şey mi anlatmak istiyor... Gerçek sanat görülenin bildirilmesi midir,kavranılanın bildirilmesi mi..Yoksa ikisi de bir gövdenin zıtlaşan ama ayrılamayan iki kolu mu..Yoksa ikisi de aynı anda aynı yerde mi..Ne dersiniz..Bir şey der misiniz.. |
||
|
||
| Picasso nun bir sergisinde adam yanına yaklaşıp picassoya -Bu nasıl bir balık hiç balığa benzemiyor. demiş Picasso da: -O balık değil resim. demiş... Tabloya bakarken, ressamın gördüğünü görme zorunluluğumuz yoktur. Çünkü istesekde onun gibi bakamayız doğaya, ve onun gibi algılayamayız. Nasıl ki ressam doğayı algılayışını tabloya yansıtmışsa; bizde o tabloyu doğanın bir parçasıymış gibi sıfırdan görebilmeliyiz... Kendi gözlerimiz ve algılayışımızla... |
||
|
||
| Onun gözleriyle o tabloya bakmamız mümkün olsaydı o zaman kendi hislerimiz açısından körleşmemiz gerekirdi. Ancak gene de ,sanatçıların kendi tablolarında ruhsal zenginliklerine uygun mantıkla gömdüğü anlamsal şifrelerin kişinin kendi yorumlama yeteneğiyle araştırılmasının önemli olduğuna inanıyorum.Hatta sırf kendimizden farklı bir zihin yapısını araştırmak adına dahi olsa. |
||
|
||
| Tablodan yola çıkarak ressamın vermek istediğini incelediğimizde; bu kez ressamın zihin yapısının kıvrımlarında yol almış oluruz. Yani artık özne o tablo değil, ressam olur... | ||