SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: (MC)HP'cilik

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4

10.07.2007 16:16:38
Önce cumhuriyet mitinglerinde Tuncay Özkan başladı. "Birleşin" sloganları attırıp ANAP'la DYP'yi, CHPile de SHP ve DSP'yi birleşmeye çağırdılar. Tuncay Özkan bununla da kalmadı, "sağcılar MHP'ye, solcular CHP'ye oy versin" buyurdu. Yeter ki AKP gelmesin...

Ne var ki, birleşme projelerinin ikisi de fos çıktı.

DSP zaten "solda sıfır"dı, ama kasasında boyunu aşan miktarda para vardı. Dolayısıyla birleşme olmadı, ittifak lafı da kısa sürede ortadan kayboldu. Baykal, Sezer'i birkaç mitingde kerhen kürsüye çıkartsa da, artık ortada bir birliktelik yok, kasasındaki paracıkları ne yapacağını düşünen bir DSP ve işine bakan ama ara sıra "ittifakız biz" diyen bir CHP var.

ANAP-DYP projesi daha da komik oldu. İsim hakkını almadan herkese Demokrat Parti olacaklarını ilan ettiler. Melih Gökçek de bir memuruna DP ismini tescil ettirdi. Bin dereden su getirip ismi geri aldılar (acaba Gökçek ne istemiştir karşılığında?), bu sefer de birleşemediler. Böylece bu proje de yarı yolda kaldı. Değişen tek şey DYP'nin ismini DP yapması oldu. Ampul partisinin hizipçisi Mumcu, herhalde Türkiye tarihinin en başarısız hizipçisi olmaya adaydır. Öte yandan Ağar küskünü DP'lilerin de DYP ismini kendilerine alıp, olası bir seçim hezimetinin ardından Bacı Tansu'yu başlarına davet edecekleri söyleniyor.

"Yeter ki AKP gelmesin" derken, AKP'nin birinci parti olmasını garanti ettiler.

Geriye tek bir formül kaldı: Adı konmayan bir CHP-MHP ittifakı ve seçim sonrasında bu partilerin AKP ile koalisyon yapmayı reddedip kendi aralarına koalisyon kurmaları.

Zaten bu formül, bir süredir yedekte tutuluyor, CHP ile MHP arasında bizim ve Yurtsever gazetesinin sık sık haberleştirdiği bir yakınlaşma yaşanıyordu. Partilerin Anadolu çalışmaları, bilhassa taşra faaliyetleri ortaklaştırılıyor, yer yer ortak seçim açıklamaları yapılıyordu.

Sonunda İlhan Selçuk da MHP'yi kucakladı, tam oldu!

Zaten köşesinde bir süredir MHP'li gençlere öğütler vermeyi adet edinen Selçuk için CHP'cilik ile MHP'cilik iyice birbirine girmeye başlamıştı. Sonunda Selçuk efendi buyurdular ki, "MHP aslına rücu etti, milliyetçilik şiarını benimsedi, bu seçim kampanyasında dincilere karşı çıkıyor". Bununla da yetinmedi, devam edip "midesiyle düşünen erbab-ı siyaset ve medya tayfası dincilikten yakınmaz, milliyetçilikten ürker. MHP bu tayfanın uykusunu kaçırıyor" dedi.

Selçuk sözlerinde samimi olsa, insan acır. Ama Selçuk'un MHP'nin seçim bildirgesini okumamış, okuyup da oradaki "eğitim" başlığı başta olmak üzere AKP'ye taş çıkartacak gerici vaadleri görmemiş olduğuna inanmak mümkün değil.

MHP'nin dinciliği bıraktığını, aslına "rücu ettiğini" söyleyen Selçuk'un CHP'ciliğine MHP'cilik karıştırırken yaptığı, halkın gözünün içine baka baka düpedüz yalan söylemektir. Günde 75 kuruşa ancak zenginlerin okuduğu, internet sitesine dahi parayla üye olunan gazetesinde faşizm propogandası yapmakla kalmamakta, bunu utanmazca taşımaya devam ettiği sol sıfatıya yapmaktadır.

Selçuk, patates soğancı gibi CHP-MHP çığırtkanlığı yapanlar içinde sesini en yüksek çıkartanlar arasındadır, ama kesinlikle yalnız değildir. Aynı dolmuşta kendisi ve Tuncay Özkan dışında, Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya, alevi cemaati liderlerinden İzzettin Doğan gibi isimler bulunmaktadır. Hepsinin de bir tane ortak amacı vardır: temsil ettiklerini iddia ettikleri sol yurtseverliğe açık kesimlerin bu duyarlılığını faşizm ve piyasacılıkla uyutmak ve etkisizleştirmek.

Apaçık ortadadır ki, eğer CHP-MHP kalisyonu kurulursa, MHP bu koalisyonun dinci gericiliğe göz kırpan ortağı olacaktır. AKP'nin iktidarı kaybetmesinden hoşnutsuz olan büyük kitleyi pasifize etme işi MHP'ye düşecek, faşist gericilerin partisi bu işi yaparken o kitlenin bir kısmını kendisine çekme fırsatını değerlendirebilmek için elinden geleni yapacaktır.

İlhan Selçuk'un bunu görmüyor olması da mümkün değildir. O, AKP rezilliğine karşı bu rezillik alternatifini, bilerek ve isteyerek halkın önüne sürmektedir

10.07.2007 16:27:23
Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir seçim ilanı, CHP-MHP flörtünü bir kere daha belgeledi. Öncesinde CHP İstanbul 3. bölge milletvekili Yavuz Akgün tarafından verilen ilanda, "Kendisini CHP'ye yakın hissedenler CHP'de, CHP'ye uzak görenler ise MHP'de buluşsun" yazılı bir ilan vermişti. İlanda deniliyordu ki, "CHP eşittir MHP". MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bu jesti karşılıksız bırakmadı, Cumhuriyet gazetesine ilan verdi.

İlanın yeri de manidar: Cumhuriyet'in başyazarı ve yayın kurulu başkanı olan İlhan Selçuk'un yazısının hemen altı. Zat-ı muhterem seçim döneminde CHP-MHP koalisyonu için harcadığı çabalarla bir kez daha gündeme gelmişti. Kendisi köşe yazılarında MHP'nin "dincilere karşı çıkarak aslına döndüğünü" iddia ediyor!

asya 10.07.2007 16:43:44
Bir zamanlar bu içerikte bir yazı okusaydım, yazanın hayal gücünün çok geniş olduğunu düşünür ve "hadi canım sen de!" derdim.

Oysa ne acı ki, bu olasılık gerçekleşmesi beklenen hükumet senaryolarının başta gelenlerinden biri.

MHP ile koalisyonu düşünenler hem hafızalarını yitirmişler, hem de körler. Bilmiyorlar mı ki; bu partinin gericiliği, AKP'nin takiyye olduğunu düşünsek de reformist dinciliğinden çok daha geride yer alıyor.

Gelen gideni aratacak yine...

10.07.2007 18:34:36
Dinciliğe karşıyız diyor MHP de, daha çok zaman olmadı, Nusret Demiral idi sanırım, Türkçe ezan talebinde bulunduğu için partiden atılmıştı.

Nerede milliyetçilikleri?

dares 11.07.2007 00:03:41
size  chp  mhp bile solamadı mı? faşizmin   bayrağını taşıyor

kiya 11.07.2007 00:06:43
solladı da, sinyalsiz ve de sağdan solladı Smiley

buradan deniz baykal'a şöyle sesleniyorum:

hatalı sollama, eve gözyaşı yollama Tongue

11.07.2007 01:07:31
“AKP’ye karşı CHP-MHP koalisyonu” şeklinde belirginleşen odağın, piyasa saldırısı, gericilik ve bağımlılık başlıklarında AKP’den bir farkı yok. MHP’nin “Milli Duruş ve Kararlılık Belgesi” adı altında yayınladığı seçim bildirgesi, CHP’nin ortak olduğu ve gönülden desteklediği gericiliğin ve piyasacılığın boyutlarını ortaya koyuyor.

soL AKP’ye karşı CHP-MHP koalisyonu seçeneğini parlatmaya çalışanlar, MHP'nin tescilli faşistliğini bir kenara bırakıp, CHP'ciliğe yeni bir "soluk" katanlar, AKP’yle yarışacak bir gericilik, piyasacılığın ve Amerikancılığın temellerini atıyor.
Geçtiğimiz haftalarda “Milli Duruş ve Kararlılık Belgesi” adı altında seçim sonrası programını açıklayan MHP, olası bir koalisyon durumunda ülkeyi daha da bağımlılaştıracağını ve gericileştireceğini açıkladı.

Seçim sonrasında AKP’nin tek başına iktidar olamadığı bir durumda MHP ile koalisyon yapacağına kesin gözüyle bakılan CHP ise, durumdan memnun.

Kamu düşmanı MHP
Milli Duruş ve Kararlılık “Serbest teşebbüsün esas olduğu rekabetçi ve hakkaniyetli bir piyasa ekonomisi politikası” geliştireceğini savunuyor. MHP ayrıca “Devleti yeniden yapılandırarak etkinleştireceğini” söylüyor.

Kamu yönetiminde yeniden yapılandırmaya gidileceğini vurgulayan MHP, uluslararası sermayenin tavsiyeleri ile doğrudan uyumlu bir biçimde bakanlık sayısının azaltılacağını ve yerel idarelere ekonomik alanda daha çok alan tanınacağını vurgulayan MHP, “Ama belediye şirketlerine de denetim gerekir” diyerek göstermelik bir şerh koyuyor.

Kamu personeli için de “verimlilik ve etkinliğin” temel olduğunu söyleyen MHP, kamu kurumları için “performans kriterleri” uygulamasının başlatılacağını “müjdeliyor”. MHP, kamu personeli için “güvenceli esnek istihdam” uygulamasının başlatılacağını vurguluyor. Başlı başına iş güvencesinden yoksunluk anlamına gelen esnek istihdamın “güvenceli” olacağını iddia etmek ise, açık bir kandırmaca anlamına geliyor.

“Daha az müdahaleci, daha çok piyasacı”
Özelleştirmeler konusunda kararlılığı ile dikkat çeken MHP, seçim programında özelleştirmelere karşı olduğu gibi bir izlenim uyanmaması için özenle seçilmiş cümlelere yer veriyor. MHP, programında şu ifadelere yer veriyor:

“Daha az müdahaleci, daha çok piyasacı bir KİT politikasının uygulandığı bu sistemde, Özelleştirme İdaresi yeniden yapılandırılacak ve sadece özelleştirme işlemlerini yürüten bir ihale kurumuna dönüştürülecektir”

“Köprü, otoyol ve barajları özelleştirmeyeceğiz” diyen MHP, yine bir ayak oyununa başvurarak bu kurumlar için “gelir ortaklığı senetleri” çıkarıp satacağını vurguluyor.

Yoksullara kamçı, patrona kıyak
MHP, “Muhtaç durumdaki işsiz aile reisine” asgari ücretin yarısı kadar bir yardım yapılacağını vurguluyor. MHP, “sadaka ve yoksulluk kültürünün oluşmasını engellemek” amacıyla “yoksulların kendi kazandıkları ile geçinmesini sağlayacak nitelikte” bir yardım öngördüğünü açıkça ifade ediyor. Bu ifadelerin, Tayyip Erdoğan’ın üniversiteli işsizlere yönelik söylediği “Ben de üniversite bitirdim. Simit sattım, su sattım ekmeğimi taştan çıkardım” sözlerinden bir farkı bulunmuyor. Yoksulluğa çare adı altında sanayi üretimini desteklemek yerine Dünya Bankası mikrokredileri tipinde programlarla esnaflaştırma operasyonları yürütüleceği, bunun da hem CHP hem de AKP programında açıklananlarla uyumlu olduğu görülüyor.

MHP’nin, yeni istihdam olanakları konusunda söylediği tek şey, özel sektörün yatırım ve istihdam için teşvik edilecek olması. Bu kapsamda sermaye sahiplerine yatırım teşvikleri dağıtacağını belirten MHP, sosyal güvenlik primlerindeki işveren payını dörtte birine indireceğini taahhüt ediyor. MHP, AB’ye karşı hiçbir net ifade taşımayan seçim bildirgesinde, patronlara kıyak için Basel II gibi AB programlarından yararlanacağını da net biçimde ifade ediyor.

Yardım miktarı için parantez içinde “yaklaşık 200 YTL” ibaresinin konması ise, MHP’nin öngördüğü asgari ücretin “yaklaşık 400 YTL” olacağının açık kanıtı.

MHP’nin alenen yoksul hale gelmiş emeklilere vaat ettiği şey ise, “kışa hazırlık için” fazladan bir maaş verilmesinden ibaret. MHP’nin programının en uzun ve detaylı kısmını ise, yatırım ve ihracat teşviki altında patronlara nasıl kaynak aktarılacağının anlatıldığı bölüm oluşturuyor.

Sermaye çevreleri, AKP’nin biraz daha yıpranması durumunda, en iyi alternatifin DYP takviyeli CHP-MHP koalisyonu olduğunda birleşiyorlar. Onların tek çekincesi, bu koalisyonun ekonomi politikalarında tutarsızlık sergilemesi. Bunun dışında gerek askerlerin, gerekse ABD’nin olası bir CHP-MHP koalisyonu için uzun süredir faaliyet gösterdiklerini herkes biliyor.

soL CHP-MHP koalisyonunu destekleyen çevrelerin birbirinden çok farklı kaygılarla hareket ettiği söylenebilir. Ancak ortaklaşılan ve ön plana çıkan bazı gerekçeler yok değil.

Ulusal mutabakat görüntüsü: Özellikle büyük sermayenin, AKP’nin tek başına hükümet olmasıyla yakaladığı “istikrar”dan vazgeçmek niyetinde olmadığı açık. Ancak AKP’nin iç ve dış gelişmeleri göğüsleyememesi ve giderek bir gerginlik kaynağı haline gelmesi sermayeyi düşündürüyor. Bu nedenle, eğer tek parti hükümeti kurulmayacaksa, “sağ ve sol”u yan yana getiren bir mutabakat hükümetini tercih ediyorlar.

Kürt sorununda yeni açılım: Türkiye’de Irak’taki Kürt devletini merkeze koyan yeni bir açılımın hazırlıkları sürüyor. Bu açılım, kontrol altına alınmış bir “iç Kürt” hareketine siyasal arenada alan açmak gibi hassas bir unsuru da barındırdığından, gerektiğinde “ulusalcı” bir görüntü verecek olan bir hükümetin ortaya çıkacak tepkileri soğurması istenecek. Öcalan’ın idam edilmemesi konusuna Bahçeli’nin gösterdiği “anlayış”, devlet açısından örnek alınıyor. Muhalefetteki bir CHP ve MHP’yle söz konusu Kürt açılımının hiç şansı olmadığı görüşü yaygınlık kazanmış durumda.

Cesur bölgesel politikalar
Her zaman ABD’nin kuyruğunda olan ama yakın bölgelerde risk almak istemediği için zaman zaman Washington’un canını sıkan Türkiye’nin ürkekliğini atarak ABD’nin Ortadoğu politikalarına tamamen angaje edilmesi için en uygun siyasal bileşim olarak CHP ve MHP işbirliğinin görüldüğü anlaşılıyor. ABD yönetiminin bu tercihi yaptığı andan itibaren “Türkiye’de laikliğinin korunması” gerektiğinden söz etmeye başlaması ve hızla MHP ile ilişkilerini düzeltmeye yönelmesi dikkat çekiyor. Askerlerin de ABD ile işbirliği konusunda tereddütü üzerlerinden attıktan sonra, Ortadoğu’daki ABD planlarını topluma benimsetmek açısından CHP ve MHP’ye büyük rol yükledikleri anlaşılıyor.
Ekonomi ne olacak?

CHP-MHP işbirliğinin en zayıf noktası olarak “ekonomi” gösteriliyor. Bu partilerin AKP’nin pratik aklından uzak olduğunu düşünen büyük sermaye gruplarının özellikle CHP’yi yakın markaja alarak olası problemleri şimdiden çözmeye çalıştıkları ve AKP döneminde görev yapan bazı ekonomi bürokratlarını bu partiye sokmak için çaba harcadıkları konuşuluyor.

Özetle, CHP ve MHP’den, devlet geleneğini arkalarına alıp tam boy piyasacılık yapmaları, ulusalcı söylemi Amerikancı bir çizgiye yerleştirmeleri, milliyetçileri liberal ve gerici bir Kürt çözümüne ikna etmeleri, laiklik adına İran’a dönük saldırgan politikaları topluma benimsetmeleri isteniyor.


Barajı geçmesine kesin gözüyle bakılan MHP sessiz bir biçimde etkisini artırırken, muhalefet sözcülüğünü CHP’ye bırakmayı tercih ediyor. Böylece bir yandan CHP tabanında “MHP tedirginliği” olanlar yatıştırılıyor, öte yandan işbirliğinin lideri olarak CHP’nin kabullenildiği gösteriliyor.

soL Daha önce DSP ile koalisyon kurarak hükümet olan Milliyetçi Hareket Partisi, bu kez CHP ile işbirliğine hazırlanıyor. Sermaye çevrelerinde giderek benimsenen, asker ve yüksek yargı mensubu kimi bürokratlar tarafından aktif bir biçimde propagandası yapılan bu işbirliğini daha “gerçek” kılan gelişme ise AKP’ye alternatif hazırlamak için kolları sıvayan Washington’un projeye arka çıkması.

1999’da oylarını artırarak birinci parti konumuna yükselen, geçtiğimiz seçimlerde ise tıpkı diğer hükümet otakları DSP ve ANAP gibi parlamento dışına düşen MHP’nin önümüzdeki seçimlerde baraja takılmasına pek ihtimal veren yok. Her ne kadar manipülasyon amaçlı bazı anketlerde MHP oyları yüzde 8 civarında gösterilse de, Ankara kulislerinde ayrıntılandırılan senaryoların tamamı bu partinin Meclis’te önemli sandalyeye sahip olacağını veri alıyor.

Bununla birlikte, Devlet Bahçeli büyük bir ısrarla partisini AKP’ye karşı muhalefette bir adım “geri”de tutmak için gayret ediyor. “İtidal” çağrılarıyla Kürt meselesi ve diğer gerginlik yaratan başlıklarda “sokak gücümü kullanmıyorum” mesajı veren Bahçeli’nin bu tavrı olası bir koalisyona hazırlanmakla ilişkilendiriliyor.

Düşük profil
MHP’nin stratejisi, geleneksel oy tabanını mümkün olduğunca korumak, tıpkı 1999’da olduğu gibi, toplumda güçlenen ulusalcı-milliyetçi eğilimleri kendisine çekmek, ekonomik belirsizlik ve gelecek kaygısıyla bunalan yoksul kesimlerdeki sorumlu devlet adamı arayışına yanıt vermek üzerine kuruldu.

Ancak bu stratejinin CHP’yle ilişkilendirilen boyutları var. Çeşitli nedenlerle, AKP’nin alternatifi olarak belirginleşecek oluşumda ön plana CHP’nin çıkması gerektiğini düşünen çevreler, MHP’yi daha şimdiden bu partiyle bir işbirliğine hazır hale getirmek için kolları sıvamış durumdalar.

Baykal’ın elinde iktidarsızlığa mahkum görüntüsü veren CHP, Türkiye’deki etkili çevrelerin ve ABD’nin desteğine rağmen bir türlü istenen hareketliliğe sahip olamazken, MHP de bu partinin öne çıkması için gayret gösterenlere yardımcı oluyor. Hakkında “sivil kuvvet komutanı” yakıştırması yapılacak denli askerlere yakın olan ve asla sözden çıkmayan Devlet Bahçeli’nin MHP’yi CHP’nin arkasında konumlandırarak Baykal’ın önünü açtığı söyleniyor.

Daha önce parti içi muhalefet tarafından “sokak gücünü yeterince harekete geçirmediği” için ülkücü geleneğe ihanetle suçlanan Bahçeli’ye son dönemde açık bir biçimde “CHP işbirlikçisi” eleştirisi de yapılmaya başlandı. Ancak, partiyi kontrol etmede devlet desteğini alan Devlet Bahçeli’nin yakın gelecekte önemli bir iç sorun yaşamasını kimse beklemiyor. Son gelişmeler, daha anti-Amerikancı ve “radikal” bir söyleme sahip olan yeni “ulusalcı” oluşumların da ciddi biçimde kontrol edildiğini ve MHP’yi rahatsız etmelerine izin verilmeyeceğini kanıtladı.

Yani, “ülkücü” geleneğe siyaset sahnesinde biçilen rolün değişmesi pek mümkün gözükmüyor. Öyle ki, aynı gelenekten gelen BBP’nin lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Danıştay baskınından sonra, “bütün bunları CHP-MHP koalisyonunu gerçekleştirmek için yapıyorlar” demek zorunda hissetti.

Koalisyon bürokraside kuruldu
Aslında CHP-MHP koalisyonu, bir süredir yüksek yargın organlarında ve YÖK bünyesinde yaşama geçirilmiş durumda. Cumhurbaşkanı Sezer’in kritik atamalarda bu yönde bir tercih kullandığı, daha da önemlisi söz konusu kurumlarda CHP ve MHP eğilimli bürokratların birlikte hareket ettikleri gözleniyor.

Olası bir CHP-MHP koalisyonunda kabineye çok sayıda YÖK ve Danıştay üyesinin alınacağı, AKP’nin Ankara’daki dengeleri değiştiren bu ittifakı kırmak için büyük çaba harcadığı da konuşulanlar arasında.

Bazı sorunlar var
Bütün bunlara karşın CHP-MHP koalisyonunun önünde bazı engeller var. Şu anda bir seçim yapılması durumunda, AKP’nin tek başına hükümet olacak çoğunluğu alacağını herkes biliyor. Bu nedenle, koalisyon, biraz da AKP’nin parçalanmasına ya da baskı altına alınmasına bağlı.

Söylenenler arasında yargıda AKP’ye dönük bir kapatma davasının açılması ve bu partide bir panik yaratılması, seçmenin bir bölümünün başka arayışlara yönelmesini sağlamak da var.

Bir diğer alternatif ise, DYP’nin de ittifaka dahil edilmesi. Ancak Fethullah Gülen cemaati ile görüşmeler sürdüren Mehmet Ağar’ın AKP’den çok MHP’ye gidecek oyları kendisine çekecek olması bir sorun. Ayrıca bürokraside, yeterince güçlü bağlantıları olan Ağar’ı iktidardan uzak tutmak gerektiğini düşünenler çoğunlukta.

11.07.2007 01:11:24
Light kızıl-elma
8 Haziran 2006, Perşembe
Sol ve sağı “ulusalcı” bir çizgide bir araya getirme fantezisi bir türlü tutmadı. Sağla yan yana gelmeye kalkan ya liberalizmle ya milliyetçilikle sakatlandığından solcu olmaktan çıkıyor. Bu nedenle kızıl-elma koalisyonu bir türlü kurulamıyor. Bugün gündemde olan ise, deyim yerindeyse “light kızıl-elma”.

SoL CHP ve MHP arasında seçimlere giderken kurulacak bir ittifakın ya da seçimlerden sonra oluşturulacak bir koalisyon hükümetinin hazırlıkları yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın sağa açılma hamlesi MHP’ye mesaj olarak yorumlanırken, MHP’ye yakın Ortadoğu Gazetesi bu kadar ketum davranmadan CHP’ye övgüler düzüyor. Ortadoğu Gazetesi seçim anketleri ile ilgili yorumlarında, medyanın CHP’nin ve MHP’nin oylarını düşük göstermeye çalıştığını, CHP’nin en az yüzde 22, MHP’nin ise yüzde 18’lik bir oyu bulunduğunu iddia ediyor. Ortadoğu Gazetesi’ne göre medyanın bu oy oranlarını yansıtmaktan çekinmesinin ardında iki parti arasında kurulması muhtemel bir koalisyon hükümetinden duydukları korku var. CHP’nin de en az MHP kadar ulusal konulara hassasiyetle yaklaştığını vurgulayan gazetenin yorumları, MHP’nin en azından kendi teşkilatı ve tabanı bazında meseleyi tartışmaya açtığını gösteriyor.

ABD’ci ve piyasacı bir “light”lık
İyice ayyuka çıkan CHP-MHP ya da MHP-CHP koalisyonu tasarısı, “kızıl elma”yı bu kez bir hükümet alternatifi olarak gündeme getirdi. Türkiye’de ABD ve AB’nin müdahalelerine gösterilen sol tepkiyi milliyetçilikle özdeşleştirmek için kullanılan kodlama, CHP-MHP koalisyonunda keskinliğini iyice kaybediyor. Çünkü yeni dönemde Türkiye’de piyasacı, ABD’ci bir hükümete ihtiyaç duyulacağı öngörülüyor. Böyle bir hükümetin sol ya da anti-ABD’ci bir siyasal hatta sahip olması mümkün değil.

Solculuğu solculuk olmayan, ulusalcılığında ise söylemde de kalsa anti-ABD’cilik olmayan bir “kızıl elma” olsa olsa “light kızıl elma” olabiliyor.

Türkiye’nin “light kızıl elma” koalisyonuna neden ihtiyaç duyduğunu açıklamaya çalışanlar önümüzdeki dönemde içerde ve dışarda yaşanacak gelişmelere dikkat çekiyorlar. Türkiye’nin çevresindeki bölgenin en önemli gündem maddesi ABD’nin başta İran’a olmak üzere Ortadoğu’ya yönelik tehditleri. ABD’nin Türkiye’ye komşu bölgelere yönelik açılımları İslamcı çizgisi nedeniyle eli rahat olmayan bir hükümet yerine laik, milliyetçi bir hükümetin tercih edileceği şeklinde yorumlanıyor.

Türkiye’deki laik kesimin son dönemde ABD’nin İran’a yönelik saldırgan politikalarına onay veren siyasi tarzı ile MHP’nin İran’daki Azeri gruplara yönelik mesajları bunun göstergesi olarak kabul edilebilir. MHP geçtiğimiz günlerde bu ülkede yaşanan karikatür krizini “soydaşlara” yapılan bir hakaret olarak kınarken, ABD için en uygun ortaklardan biri olacağını gösterdi. İçeride ise, ekonominin tamamıyla uluslarası sermayenin oyun alanı haline gelmesine itiraz etmeyen, “light” bir milliyetçilik yeni dönemin ödevlerini üstlenebilecek.

MHP’yi “light”laştıracak bir CHP
Türkiye’de sağla işbirliğine giren sol partilerin hızla liberalleşmesi ya da milliyetçileşmesi “kızıl elma”nın özellikle “kızıllık” sıfatına sürekli olarak gölge düşürdü. Yorumcular MHP ile koalisyon kurmanın yolunu açmak için “sağa açılmaktan” bahsetmeye başlayan CHP’nin, zaten sol bir parti hüviyetine sahip olmadığı noktasında birleşiyorlar. Bu durumda söz konusu koalisyonun “kızıllık” sorunu yaşaması beklenmiyor.

Diğer taraftan MHP’nin bu tür bir koalisyonun büyük ya da küçük ortağı olmak istemesinin bir dizi nedeni olduğuna dikkat çekiliyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de ABD’ci, piyasacı ve liberal bir hükümete ihtiyaç duyalacağı göz önünde bulundurulduğunda, bununla uyum sağlayacak bir MHP’nin köşeli söylemini topluma fazla yansıtmadan yontabilmesinin yolu CHP ile birliktelikten geçiyor. MHP’nin daha “light” bir görüntü sunma ihtiyacı CHP’nin vitrini kapatması ile mümkün olabilecek. Bu bağlamda bugün CHP’nin konuştuğu, MHP’nin ise bir şey söylemeyerek CHP’nin yükselliği şoven siyaset dalgasi üzerinden pirim yaptığı gözlemleniyor.

Böylece bir yandan ülke çıkarlarından bahsedilirken ABD ile bölgesel işbirliği geliştirilecek. Hatta “soydaş” Azerbaycan’la İran’a karşı bir saldırıda rol alınabilecek. Türkiye’nin son zamanlarda Irak’taki kırmızı çizgilerinin yok olmasına ve Barzani ile işbirliğine kapı aralayan Kürt politikası, MHP’nin yer aldığı bir koalisyonla topluma çok daha rahat kabul ettirilebilecek. Bu nedenle, yükselişini ülkedeki milliyetçi yükselişe borçlu olan, hükümet olmak için ise ABD’nin onayına gereksinim duyan bu partinin CHP’ye ihtiyacı olacağı düşünülüyor. Böylece hem yaratılan şoven havadan yararlanmak, hem de ABD’nin, büyük sermaye gruplarının ve yerli-yabancı piyasa aktörlerinin ürkütülmemesi mümkün olabilecek

kiya 11.07.2007 01:29:42
hah, çok güzel, yapıştırdın 120 metrekarelik yazıyı, güzelim espri güme gitti  tickedoff

11.07.2007 01:36:34
solladı da, sinyalsiz ve de sağdan solladı Smiley

buradan deniz baykal'a şöyle sesleniyorum:

hatalı sollama, eve gözyaşı yollama Tongue
Shocked

kiya 11.07.2007 01:37:19
ulen tamam, espri yapmıştık, alla alla Smiley

gılgameş 11.07.2007 01:54:27
bu türkiye seçmenini anlamak zor. yorumlara bakıyorsun herkes mhp nin de chp nin de ne olduğunu biliyor. ama seçimler de mhp en az %7 alacak bu nasıl oluyor.valla bazı partileri böyle komik duruma soktuğu için akp yi kotlamak gerek.kimin ne mal olduğu çıktı ortaya.

 
bide değerli arkaadaşım diyorsun ki:
Türkiye’nin son zamanlarda Irak’taki kırmızı çizgilerinin yok olmasına .......
bir ülkenin başka bir ülke için de kırmızı çizgileri nasıl olabilir. olamas o zaman amerikan gibi olursun başkaların içişlerine karışma yetkisi kendin de görürsün

Ruler of the Ruins 11.07.2007 02:31:24
Yazılar isabetli olmuş, chp propogandası yapan arkadaşlar bizi dinlemediler ya bunu okurlar umarım..

11.07.2007 02:32:47
umarım okurlar

11.07.2007 02:35:02
bide değerli arkaadaşım diyorsun ki:
Türkiye’nin son zamanlarda Irak’taki kırmızı çizgilerinin yok olmasına .......
bir ülkenin başka bir ülke için de kırmızı çizgileri nasıl olabilir. olamas o zaman amerikan gibi olursun başkaların içişlerine karışma yetkisi kendin de görürsün...GILGAMES

KATILIYORUM(TEMBELLİĞİM ÜZERİMDE.........)


Sayfa: [ 1 ] 2 3 4