SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: tkp

Sayfa: 1 [ 2 ]

10.07.2007 16:38:29
80 ihtilalinde ; komünist , devrimci , faşist gibi kelimeler içeren parti yahtu dernekler yasaktı.tabii simgelerde. güvenrcin biel yasaklanmıştı hatta.

ama sorna bunlardan taviz verildi.kurtta orak çekiç te kullanılmaya başladı.en basit örneği : türk ocakları , türkiye komünist partisi gibi isimlerdir.
çekiç-orak ta kullanan kullanır.
ama çekiç-orak  seçimle sosyalizm igetirmek yerine savaşarak getirmeye çalışanların simgesidir. tkp çekiç-orak koysun millet dağdan iner tkp'yle savaşır Smiley

ekin 11.07.2007 14:05:33
araname:

http://www.belgenet.net/ayrinti.php?yil_id=2

yıl: 1954  TKP adında parti var..

depresif 11.07.2007 14:11:25
ekin linke bogdun bugun bizi, çok araştırmacı gördüm seni Smiley

ekin 11.07.2007 14:18:58
kıymet bilin,son turlar bunlar..yakında sanaldan aktif siyasete geçecem coolsmiley

depresif 11.07.2007 14:19:35
muhtar mı olcan Shocked

11.07.2007 14:20:15
anlamadım , 1954 te olması ne alaka şimdi ? mustafa kemal tarafından kurdurtulan bu parti (sonraları mustafa suphi'yi öldürme eylemini verende m.kemal_dir) taa ne zamandır var.

ekin 11.07.2007 14:24:33
alaka bağlarını arama boşa; "araname" dedim ya 0 (12)
depresif CHP'nin başına geçecem.. 0 (14)


baştaki sorum geçerli orak niye çark oldu.. Undecided

11.07.2007 14:25:42
Türkiye Komünist Partisi,

                T.K.P.’em benim,

                Seni düşünüyorum.

Sen dünümüz, bugünümüz, yarınımızsın,

En büyük ustalığımız,

                En ince hünerimizsin.

Sen aklımız, yüreğimiz ve yumruğumuzsun.

Dünyada bir anılır şanlı soyun var:

Sen küçük kardeşisin V.K.P. (cool nin.

Sen bana bugün

                Mübarek alnındaki yara yerinle

Ve işçi bileklerinde zincir izleriyle göründün,

Yürüyorsun dimdik, pırıl pırıl.

Ömrümde yalnız seninle

                Ve senin safında olmakla övündüm…
                                                                                       

                                                                                      NAZIM HİKMET RAN

karahan 12.07.2007 15:48:40
Bugün işe giderken Elmadağa çıkan yokuşta Akp, Chp, Dp nin bilboardlarını gördüm.Daha doğrusu görmeye çalıştım çünkü üzerleri TKP afişleriyle kapatılmaya çalışılmıştı.Tam Tayyip in Baykalın gözüne TKP afişleri yapıştırılmış.Hoşuma gitmedi değil.
Ama bu şeklide davranarak TKP sadece kendi sempatizanlarından oy alabilir, ama başka kitleleri yanına çekemez.Bu tür davranışlar saygısızlıktır açıkçası.SAdece parti bilboarlarında değil başka firmaların bilboarlarına da tkp Afişleri yapıştırılmıştı.Yanlış anlamayın, partilere değil vatandaşa saygısızlıktır bu.Benim görmem için asılmış reklam panosunu ne hakla kapatırsın?

TKP böyle davranışlarla sempatiyi az kesimden anti patiyi büyük bir kesimden alır.İmajı zaten "komünist" kelimesinden dolayı Türkiyede çok iyi değil, bu tür davranışlarla halkın gözünde sadece tkp değil komünizm kelimesi de yara almış oluyor.İnsanlar komünizmi, bu tür davanışlarda bulunmak diye algılıyor.Yapmayın tkpli dostlar yapmayın..

12.07.2007 16:01:49
bilboard tartışması
 
AKP’nin yüksek meblağlar harcayarak ülkenin her köşesindeki bilboardları seçim afişleri ile donatması tepkilere yol açıyor. yurtseverlerin bilboardlara "Oylar TKP'ye" seçim afişlerini asması ise tartışma konusu oldu. Gün boyu asılı kalan afişleri indirmek için akşam saatlerini bekleyen özel şirket elemanlarına bazı vatandaşlar tepki gösterdi.

AKP’nin yüksek meblağlar harcayarak ülkenin her köşesindeki bilboardları seçim afişleri ile donatması tepkilere yol açıyor. Sadece İstanbul'da 50 milyon dolar harcandığı söyleniyor. Samsun'da seçim çalışmalarını kent merkezinde ve ilçelerde sürdüren Yurtsever Cepheliler, bu çalışmaların bir parçası olan "Para babalarını Amerikancıları yalnız bırakalım. Sürüden ayrılma zamanı. Oylar TKP'ye" seçim afişlerini de kentin alanlarını değerlendirerek asıyor. 
 Yurtsever Cephe'nin Cumhuriyet Meydanı, Lise Caddesi, Konak Sineması, 56'lar Semti ve İstasyon Mahallesi'nde yaptığı afişlemeyle başladı. Yurtsever Cephe'nin "Oylar TKP'ye" afişleri gün boyunca halkın yoğun ilgisini çekti. Afişlemenin, düzen partilerinin yüksek meblağlarla kiralayabildiği özel bir şirkete ait bilboardlara yapılırken, öğle saatlerinde bölge gazetesi olan Halk gazetesi muhabiri, TKP İl binasına gelerek "Yurtsever Cephe, kentin bütün bilboardlarına el koymuş. Bu konuda ne diyorsunuz?" sorusunu yöneltti. Konuyla ilgili MK Üyesi Elif Altundaş ve Yurtsever Cepheliler ise düzen partilerine 300 trilyon kaynak aktarıldığını ve bu paraların emekçilere yalan söylemek için kullanıldığını, bu yalanların bir aracı olan bilboardların da para babalarının, Amerikancıların değil, emekçilerin sesi olması gerektiği için konulan tavrın meşru olduğuna dikkat çeken bir açıklama yaptılar

sierra 14.07.2007 23:01:26
Oyumuzu aklımızla, vicdanımızla, bu ülkeye ve halka olan sevgimizle ama en önemlisi toplumsal sorumluluğumuzla kullanıyoruz.

22 Temmuz seçimlerine artık günler kaldı. Haftalar boyu süren vaat ve yalan yarışı bitmek üzere… Mazot satışı yapandan “idam cezasını geri getireceğim, idamın kapsamını genişleteceğim” diyene kadar her türlü soytarı boy gösterdi. Trilyonlarca lira sokağa döküldü, insanların kafası şişirildi…

Bu gürültüyü çıkaranların aynı şeyleri savunuyor olmaları ilginç değil mi? Hepsinin hedefi Avrupa Birliği, hepsi ABD ile yakın işbirliğinden yana, hepsi serbest piyasa ekonomisini savunuyor.

Buna rağmen AKP, CHP, MHP, DP, GP ve diğerleri sanki birbirleriyle savaşıyormuşçasına davranıyor, kin ve nefret dolu bir söylemle sataşıyorlar birbirine…

Neden acaba?

Bu çılgınlığın üç nedeni var. Birincisi, inandırıcı değiller. Halkın karşısına ancak bağırıp çağırarak, söverek, karalayarak çıkabiliyorlar. İkincisi, düzenin çaresizliği had safhada. Herkes biliyor ki, Türkiye'de bugünkü sömürü düzeni iflas etti. Ekonomi kriz üretiyor, dış politika çöktü. Bunun hırçınlığıyla hareket ediyor düzen partileri. Üçüncüsü, bu bir paylaşım kavgası. Seçimler, düzen güçlerinin kendi aralarındaki bir rant paylaşım savaşı olarak da işlev görüyor. Muslukları kim kontrol edecek, kim paranın gücünü elinde tutacak, kim otoriteyi temsil edecek? Kavgayı bu çekişme de şiddetlendiriyor.

Bir de milletvekili adayları var. Kimi, 500 bin YTL yatırmış bu “iş” için. Kimi, bürokrasideki görevini terk etmiş. Şan, şöhret, ikbal ve para demek milletvekilliği… Seçilebilmek için her şeyi yapıyor, her kılığa giriyorlar. Halkı temsil etmek, halkın çıkarlarını savunmak için değil. Kendileri için, bencil hesapları için…

Bu manzara halkımız için ne kadar tiksinti vericiyse, TKP için de o kadar mide bulandırıcıdır.

Peki o halde Türkiye Komünist Partisi'nin bu seçimlerde ne işi var?

Bu mide bulandırıcı, tiksindirici tabloyu değiştirmek için!

Siyaseti patronların, para babalarının tekelinden çıkarmak için. Siyaseti yalancılara, dolandırıcılara, riyakarlara terk etmemek için. Ve en önemlisi Türkiye'yi bu kahrolası düzenden kurtarmak için!

Düzen değişikliği için emekçi halkın siyasete etkin bir biçimde katılması, hakkını araması, mücadele etmesi gerekiyor. Oysa Türkiye'de siyasetle sahtekarlık özdeşlemiş durumda. Halk seçimden seçime bu ortaoyununu seyrediyor ve umutsuzluk içinde bir partiye oy veriyor.

TKP, bunun yetmediğini, dahası bu ortaoyununa mahkum olmadığımızı göstermeye çalışıyor.

Memleket için, halk için siyaset, toplumun çıkarları için siyaset yapılabilir ve yapılmalıdır.

TKP Türkiye'nin bağımsızlığı, halkımızın eşitlikçi ve özgürlükçü bir düzene kavuşması için kurulmuştur.

Seçimlere de bu hedefler doğrultusunda katılmaktadır.

Bu hedefleri yakınlaştırmak, halkın umudunu çoğaltmak ve para babalarını daha güçsüz, emekçileri daha güçlü kılmak için OYLAR TKP'YE diyoruz!


 
Oylar TKP'ye

Türkiye gerçekten son derece kritik bir sürece girmekte, daha doğrusu sürüklenmektedir.
Böyle ortamlarda siyasetin bütün aktörleri diken üstündedir; geniş kitleler anlamlı mesajlara özel bir duyarlılıkla alıcı olurlar; ilk bakışta nicel anlamda “sınırlı” sayılabilecek değişim ve oluşumlar bile kurulu dengeleri etkiler, ülkenin siyasal tablosuna ve güçler dengesine yeni açılım kanalları getirir.

2007 seçimleri bu koşullarda yapılacaktır.
Tercih sizlerindir:
“Böyle gelmiş böyle gider” umursamazlığı mı, yoksa “artık bir şeyler değişmeli” kararlılığı mı?
“Dış güçler bizi rahat bırakmazlar” teslimiyetçiliği mi, yoksa emperyalizme karşı kararlı bir tepki mi?
“Laik Cumhuriyet elden gitmesin de gerisini hallederiz” kolaycılığı mı, yoksa laiklikle birlikte bağımsızlığın, emeğin, sosyalizmin savunusu mu?
Sözde “kişiliklilik” kisvesiyle ABD'nin, AB'nin, IMF'nin, büyük tekellerin ve genel olarak sermayenin dümen suyunda işlerin eskisi gibi sürmesi mi, yoksa bütün bunlara top yekun bir “hayır” haykırışı mı?
Birkaç yıl sonra nasıl olsa ortaya çıkacak “elim kırılsaydı da...” pişmanlığı mı, yoksa sandığa altı doldurulmuş, üzerinde düşünülmüş ve net bir kararlılıkla gidilmesi mi?

Tercih sizlerindir.
Türkiye Komünist Partisi, tercihin bir yanının net ve tek adresidir.
 


Sayfa: 1 [ 2 ]