|
||
| CHE GUEVARA ÇALIŞMA TUGAYI ULUSLAR ARASI “KAHRAMAN GERİLLA ERNESTO CHE GUEVARA’NIN XL. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ” TUGAYI DUYURU Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü, sizleri 1 – 15 Ekim 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslar arası “Kahraman Gerilla Ernesto Che Guevara’nın 40. Ölüm Yıldönümü” Gönüllü Çalışma Tugayına katılmaya davet eder. Özellikle bu Tugayda yer almak, Che’nin tarihi vasiyeti ve yaşadıkları sayesinde ülkemizi tanımak, aynı zamanda Küba’yla ilgili güncel konular hakkında tüm dünyadan gelen Küba dostları ve Kübalılarla samimi fikir alışverişinde bulunmak üzere mükemmel bir fırsat teşkil etmektedir. Ayrıca ülkenin üretim ve zirai gelişimine destek olmak gibi gönüllü çalışma günlerinin gerçekleştirilmesiyle; Küba gerçeğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak gibi amaçları da taşımaktadır. Bu uluslararası tugaya katılanlar, Boliviya’da fiziken aramızdan ayrılışının 40. Yıldönümü vesilesiyle Kahraman Gerillayı anmak üzere gerçekleştirilecek diğer etkinliklere de katılma fırsatını elde edeceklerdir. Program, hem Başkentte hem de Villa Clara ve Santi Spiritus eyaletlerindeki tarihi, kültürel ve sosyal yerlerin ziyaretini, Che’nin fikirleri ve eseri, ulusal ve uluslar arası güncel konular hakkında konferans ve sohbetleri, ayrıca Küba sivil toplum örgütleriyle buluşmaları da içermektedir. Başkente 40 km. uzaklıktaki, Havana Eyaleti, Caimito, Guayabal bölgesindeki “Julio Antonio Mella” Uluslararası Kampında (CIJAM) 8 kişilik odalarda, 11 gece, tam pansiyon, havalimanı transferleri, program içerisinde yer alan etkinliklere ulaşım, acil sağlık hizmetleri ve Santa Clara eyaletindeki turistik bir tesisde 4 gecelik konaklama dahil katılım ücreti kişi başına 310,00 CUC’dur. Opsiyonel ziyaretler Tugay programı dahilinde değildir. CIJAM’da program harici konaklamanın gecelik ücreti 10.00 CUC’dur. CIJAM, ayrıca kafeterya, bar, market, şehirlerarası ve uluslar arası telefon, elektronik posta, kişisel evraklar ve diğer önemli kişisel eşyaların saklanması için kasa gibi hizmetler de sunmaktadır. Ödemenin, Kampa varıldıktan sonra ilk 24 saat içinde peşin olarak yapılması gerekmektedir, bu sebepten ötürü ülkeye gelindiğinde “Jose Marti” Uluslar arası Havalimanındaki Döviz Bürosundan (CADECA) CUC alınması gerekmektedir. Resmi diller; İspanyolca, İngilizce ve Fransızca’dır. Ödemelerin hiç bir şekilde Amerikan Doları olarak yapılamıyacağını, bir güvenlik tedbiri olarak hatırlatmak isteriz. O günkü uluslar arası kura uygun olarak, havalimanlarında, otellerde, Konvansiyon ve İş Merkezlerinde, tüm yurt genelinde mevcut bulunan döviz bürolarından (CADECA), CUC para birimine çevirilecek para birimleri Euro, Kanada Doları, İngiliz Strelini, İsveç Frankı olmalıdır. İlgilenenlerin, vize başvurusunda bulunması amacıyla, isim, soyisim, doğum tarihi, pasaport numarası, mesleği ya da öğrenimi, Havana’ya geliş ve dönüş tarihlerini ve sefer sayıları gibi bilgilerini bizlere, en geç 1 Eylül tarihine kadar göndermeleri gerekmektedir. Her katılımcının, 40. Yıldönümü Tugayı üyesi olarak akredite edilmek üzere verilecek kimlik kartı için gerekli olan 4 X 4 cm ebatında 2 adet vesikalık resim, ayrıca uygun kıyafet ve ayakkabı (uzun kollu gömlek, pantalon, eldiven, iş ayakkabıları ve şapka) getirmeleri gerekmektedir. Tugay sonrasında Küba’da bir süre daha kalmak isteyen dostlarımızın, Havana Yabancılar ve Göçmenlik Dairesinden, 40 CUC karşılığında, vize uzatma ve turist vizesine değiştirilmesi işlemlerini bizzat kendileri yapmak durumdadır. Sizleri aramızda görmek ve alışıldığı üzere çok farklı ve etkileyici bir deneyimi sizlerle paylaşmak, ayrıca halklarımız arasındaki mevcut dostluk ve dayanışma duygularının bir ifadesi olarak “Kahraman Gerilla Ernesto Che Guevara’nın Ölümünün 40. Yıldönümü Tugayına” davet etmekten memnuniyet duyarız. Kayıtlar, konfirmasyonlar için son gün olan, 15 Eylül 2007’e kadar açık olacaktır. Etkinlik Programı Başvuru Formu Aşağıda belirtilen adreslerden bizlere ulaşabilirsiniz: ICAP AMISTUR CUBA A.Ş. Seyahat Acentası e-mail amistur@amistur.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef:(537)834-4544/833-2374/830-1220 ICAP Latin Amerika Dairesi e-mail alatina@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef: (537) 838-24-17/18/19 ICAP Avrupa Dairesi e-mail deuropa@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef: (537) 838-24-03/07 ICAP Asya Dairesi e-mail dasia@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef: (537) 838-2430 ICAP Afrika Dairesi e-mail dafrica@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef: (537) 838-2432 ICAP Kuzey Amerika Dairesi e-mail denoram@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef:(537)838-2414/15/16/21 Uluslararası Julio A. Mella Kampı cijam@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Telef:(5347)37-9232/43. Saygılarımızla, Roberto Rodríguez Dicks Başkan |
||
|
||
| keşke ernesto gibi olabilseniz , en azından bir ülkede yaşanmaz sosyalizm deyip gurbet ellerde öldü.seçimle zartla zurtla uğraşmadı. ayrıca "kişiler üzerinde yoğunlaşıp onalrı ilahlaştırmayın , düşünce sistemlerinde yoğrulun" diyen ernesto değil midir ? |
||
|
||
| ya elleme abisi nerde siyasi rant var at sinekleri gibi üşüşüyolar. | ||
|
||
| 10 sene önce bi can dündar yazısı..... Hey, dinle Comandante! Ölümünün 30. yıldönümünde adanı gördüm. 25 Kasım 1956 gecesi, henüz 27 yaşındayken yanında 82 barbudo ile ayak basıp, iki yıl içinde Batista'nın kanlı iktidarından devraldığın adada izini sürdüm. Raul ve Fidel'le nasıl tesadüfen tanıştığını, konuşurken lafa sürekli "Che" ("Hey dinle" anlamında) diye başladığın için adının nasıl Che kaldığını, hekimlikle devrimcilik arasında nasıl bocaladığını, Bolivya ormanlarında savaşırken nasıl susuzluktan sidiğini içip, sevgilin Tania'nın ihanetiyle nasıl tuzaklara düşürüldüğünü dinledim Kübalılardan... Siyah berenin üzerine iliştirdiğin parlak metalden ufacık yıldızını, üzerine dövüştüğün yerlerin adlarını kazıdığın piponu, sık bastıran astım krizleri yüzünden silahın gibi hiç yanından ayırmadığın solunum aletini, Kübalıların bir İsa tablosuna benzettikleri son fotoğrafını ve kanlar içindeki gömleğini gördüm. Yakalandığında üzerinde bulunan Troçki'nin kitabının, ekmek torbasının, haritanın, günlüğünün, yazdığın şiirlerin ve başladığın romanın peşine düştüm. Efsaneyi tanıdım. Sonra Obispo Sokağı'nda, Allende ve Hemingway'in kadeh tokuşturduğu Del Mondo barında buzlu bir moquito söyleyip, kendimi bu görmüş geçirmiş Latin şehrinin kollarına bıraktım. Yol kenarındaki Kübalı grup "Comandante Che Guevara"yı söylemeye başladı birden: "Ebediyen beraberiz Comandante... Ebediyen peşindeyiz..." Yumduğum gözlerimin önünden kızıl bayraklarla geçerken senin çocuklar; yorgun bir el dürtüp omuzumu, rengi kızıla çalan bir para uzattı. 3 pesoluk bir banknottu bu Ernesto; üzerinde resmin vardı. "6 dolar" dedi Kübalı kadın... 3 pesoluk banknotu hatıra diye 6 dolara satın aldım. Ve güldüm, "yankee"lerin parasının seninkinden kıymetsiz görünmesine... Yoksul Kübalılara ölümünün 30. yılında yapabildiğin katkı buydu: Sadece üzerinde senin resmin olan 3 kuruşluk paralar para ediyordu çünkü... Diğer pesoların üç kuruşluk değeri yoktu. Ve 3 pesoluk banknot satıp kazandıkları dolarlarla yaşıyordu geride bıraktığın Kübalıların bir kısmı... Sahi, böyle olmasın diye mi, devrimden sonra koltuğu terkedip yeniden dağlara çıkmıştın sen Comandante? * * * Gitmesen, belki sen de 70'lik bir ihtiyar olarak Sanayi Bakanlığı'nda karşılayacaktın bizi... Bu yılın şeker pancarı rekoltesi üzerine rakamlar verecektin; hafızalarda bıraktığın imgeyi yalanlarcasına... Yapmadın... Fidel'e yazdığın 1 Nisan 1965 tarihli veda mektubunda "Burada en parlak umutlarımı ve beni oğlu gibi benimsemiş bir halkı bırakıyorum" diyordun. "Dünyanın başka halklarına yardıma" gidiyordun. Çocuklarına bıraktığın mektup; "Siz beni hayal meyal hatırlayacaksınız. Küçükler hiç hatırlamayacak" diye başlıyor ve adeta tüm insanlığa bir vasiyet bırakıyordu: "Her zaman, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir kişiye yapılan haksızlığı iliklerinize değin hissedecek kadar duyarlı olun. Elveda çocuklarım; sizi yine görmeyi umuyorum." Sahi neydi devrimin 6. yılında seni aniden, Sanayi Bakanlığı koltuğundan ve Küba'dan koparan şey Comandante? Yeni heyecanlar ve maceralar arayışı mı? Dağlara alışmış bir devrimcinin (ve tabii onunla birlikte devrimin de) "bir yığın kâğıda sarılı bir dev gibi yayılan bürokrasi belâsı"nın içinde kaybolup gideceği endişesi mi? Hep iktidara karşı savaştıktan sonra kendini aniden tam da iktidarın en tepesinde, yeni bir iktidar halinde bulmanın ezikliği mi? Yoksa Fidel'le o hiç açıklanmayan ama yıllar yılı kulaktan kulağa gezen şiddetli tartışmalarınız mı? Sahi Ruslar niye hiç sevmemişti seni Comandante? Onları "tersyüz edilmiş Amerikalılar" olarak gördüğün için mi? Küba'nın Sovyet desteğinde bir tarım ülkesi olarak kalmasına rıza göstermediğin için mi? Küba'nın kendi ayakları üzerinde durmayı beceremezse Sovyetler'e bağımlılıktan asla kurtulamayacağını çok erken gördüğün için mi? "Devrimi bunun için yapmadık" dediğin ve Küba'nın askeri bir bloka dahil olmadan, özgür uluslar arasında yeralmasını savunduğun için mi? Sahi, Domuzlar Körfezi denemesinden sonra Amerikalılarla, Kübalıların anlaştıkları doğru muydu Ernesto? Yankee'lerin "Siz devrimi Latin Amerika'ya yaymayın, biz de üstünüze varmayalım" dedikleri doğru muydu? Buna mıydı isyanın? "Tek ülkede devrim"in tek başına hiçbir şey ifade etmeyeceğini, tersine, başka devrimlerle desteklenmezse, yalıtılıp teslim alınacağını mı kanıtlamaya çalışıyordun? Bundan mıydı, "Küba'nın ikinci adamı" postunu bırakıp, Bolivya dağlarına çıkman? Bu yüzden miydi, Amerika'yı Vietnam türü bir müdahaleye zorlayıp "Bir, iki, üç, daha fazla Vietnam"lar yaratma ve Latin Amerika'yı ayağa kaldırma çaban? Karayipler'de, Amerika'nın hemen burnunun dibindeki küçücük bir adanın, kıtaların ardındaki bir Sovyetler'in desteğiyle ömür boyu yaşayamayacağını, bu yüzden Latin devrimini arkasına alıp, kendi bağımsız gücüyle ayakta durması gerektiğini mi savunuyordun? Eğer öyleyse, şunu bil ki haklıydın Comandante! Tarih seni haklı çıkardı... * * * Gerçi yine de çıplak değil ayakları Kübalı çocukların... Yüzü gülüyor insanların... Eğitimli, onurlu ve tertemizler... Yine çılgınca samba yapıyorlar mitinglerde... Lakin açlar Comandante! Sovyetler çöktüğünden beridir karnı doymuyor yoldaşlarının... Üzerine resminin basıldığı paralar satın alamıyor hiçbir şeyi ve açık pazarda cebi dolar yüklü kart horozlara pazarlanıyor, körpecik Kübalı kızlar... Sırf bu yazgıyı değiştirmek için değil miydi, Batista'yı devirme savaşı? Havana barlarında peşkeş çekilen 10 bin Kübalı kadının isyanı yok muydu devrimin ardında? Batista'yı çökerten, gerillaların askeri zaferinden çok, Havana'nın fuhuş ve kumarla beslenen çürümüşlüğü değil miydi? Artık Küba'nın Devrim Meydanı'nda 1 milyonluk mitingler yok Comandante... Sokaklarda afişlerin, duvarlarda devrim sloganları yok... Resimlerin turistik mağazalarda satılan ucuz tişörtleri süslüyor daha çok... Bilboard'larda devrim postelerinin yerini rom, cep telefonu ve tatil köyü reklamları almış. Kübalıların girmeyi hayal bile edemediği turistik tesisler adaya yayılırken, "Devrim" adı en çok müze duvarlarında çınlıyor bugünlerde... Eski Amerikan elçiliğine bakan panodaki "Emperyalist Beyler! Sizden hiç mi hiç korkmuyoruz" yazısı önünde resim çektiriyor turistler... Sovyetler çöktüğünden beridir ayda 180 gram et ve üç yumurta yazıyor karnesinde Kübalıların... İlaç ve süt bulunmuyor. Devlet yardıma gelemiyor. Havana, sabun ve bir pizza parası için dilenenlerle tanışıyor belki de ilk kez... Amerika, küçücük çaresiz bir adayı tehdit sayıp, her geçen gün ambargonun zincirini biraz daha sıkıştırarak çirkin yüzünü sergiliyor utanmadan... Fidel'in kellesini istiyor, çocukların ilacına karşılık... Ve dün Sovyetler'den sonra ne olacağını kimse göremediği gibi, bugün de Fidel'den sonrasını hiç kimse öngöremiyor. Batista'ya, Washington'a kafa tutan Havana, para karşısında geriliyor. Küba değişiyor Comandante! Devrim sustu. Efsaneler çağı kapanıyor... Bir nisan sabahı ansızın bırakıp gittiğin o devrim adasını zor günler bekliyor. "Seni hayal meyal hatırlayan çocuklar" şimdilerde resimlerini sokak duvarlarında görmeseler de, "seni oğlu gibi benimsemiş" Kübalılar sana her geçen gün biraz daha hak veriyorlar. Ve her turist kafilesine, unutulmuş bir vaadi aynı buruk şarkıda yineliyorlar: "Ebediyen beraberiz kumandan Che Guevara! / Ebediyen peşindeyiz." Adios Comandante! CAN DÜNDAR- 1997 5 |
||