SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: ernosto che gueveranın 40. ölüm yıldönümü

Sayfa: [ 1 ]

09.07.2007 15:21:16
CHE GUEVARA ÇALIŞMA TUGAYI       
ULUSLAR ARASI “KAHRAMAN GERİLLA ERNESTO CHE GUEVARA’NIN XL. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ”

TUGAYI 

DUYURU 

Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü, sizleri 1 – 15 Ekim 2007 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslar arası “Kahraman Gerilla Ernesto Che Guevara’nın 40. Ölüm Yıldönümü” Gönüllü Çalışma Tugayına katılmaya davet eder. 

Özellikle bu Tugayda yer almak, Che’nin tarihi vasiyeti ve yaşadıkları sayesinde ülkemizi tanımak, aynı zamanda Küba’yla ilgili güncel konular hakkında tüm dünyadan gelen Küba dostları ve Kübalılarla samimi fikir alışverişinde bulunmak üzere mükemmel bir fırsat teşkil etmektedir. 

Ayrıca ülkenin üretim ve zirai gelişimine destek olmak gibi gönüllü çalışma günlerinin gerçekleştirilmesiyle; Küba gerçeğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmak gibi amaçları da taşımaktadır.

Bu uluslararası tugaya katılanlar, Boliviya’da fiziken aramızdan ayrılışının 40. Yıldönümü vesilesiyle Kahraman Gerillayı anmak üzere gerçekleştirilecek diğer etkinliklere de katılma fırsatını elde edeceklerdir. 

Program, hem Başkentte hem de Villa Clara ve Santi Spiritus eyaletlerindeki tarihi, kültürel ve sosyal yerlerin ziyaretini, Che’nin fikirleri ve eseri, ulusal ve uluslar arası güncel konular hakkında konferans ve sohbetleri, ayrıca Küba sivil toplum örgütleriyle buluşmaları da içermektedir. 

Başkente 40 km. uzaklıktaki, Havana Eyaleti, Caimito, Guayabal bölgesindeki “Julio Antonio Mella” Uluslararası Kampında (CIJAM) 8 kişilik odalarda, 11 gece, tam pansiyon, havalimanı transferleri, program içerisinde yer alan etkinliklere ulaşım, acil sağlık hizmetleri ve Santa Clara eyaletindeki turistik bir tesisde 4 gecelik konaklama dahil katılım ücreti kişi başına 310,00 CUC’dur.

Opsiyonel ziyaretler Tugay programı dahilinde değildir. CIJAM’da program harici konaklamanın gecelik ücreti 10.00 CUC’dur. 

CIJAM, ayrıca kafeterya, bar, market, şehirlerarası ve uluslar arası telefon, elektronik posta, kişisel evraklar ve diğer önemli kişisel eşyaların saklanması için kasa gibi hizmetler de sunmaktadır. 

Ödemenin, Kampa varıldıktan sonra ilk 24 saat içinde peşin olarak yapılması gerekmektedir, bu sebepten ötürü ülkeye gelindiğinde “Jose Marti” Uluslar arası Havalimanındaki Döviz Bürosundan (CADECA) CUC alınması gerekmektedir. Resmi diller; İspanyolca, İngilizce ve Fransızca’dır. 
 
 

Ödemelerin hiç bir şekilde Amerikan Doları olarak yapılamıyacağını, bir güvenlik tedbiri olarak hatırlatmak isteriz. O günkü uluslar arası kura uygun olarak, havalimanlarında, otellerde, Konvansiyon ve İş Merkezlerinde, tüm yurt genelinde mevcut bulunan döviz bürolarından (CADECA), CUC para birimine çevirilecek para birimleri Euro, Kanada Doları, İngiliz Strelini, İsveç Frankı olmalıdır. 

İlgilenenlerin, vize başvurusunda bulunması amacıyla, isim, soyisim, doğum tarihi, pasaport numarası, mesleği ya da öğrenimi, Havana’ya geliş ve dönüş tarihlerini ve sefer sayıları gibi bilgilerini bizlere, en geç 1 Eylül tarihine kadar göndermeleri gerekmektedir. 

Her katılımcının, 40. Yıldönümü Tugayı üyesi olarak akredite edilmek üzere verilecek kimlik kartı için gerekli olan 4 X 4 cm ebatında 2 adet vesikalık resim, ayrıca uygun kıyafet ve ayakkabı (uzun kollu gömlek, pantalon, eldiven, iş ayakkabıları ve şapka) getirmeleri gerekmektedir. 

Tugay sonrasında Küba’da bir süre daha kalmak isteyen dostlarımızın, Havana Yabancılar ve Göçmenlik Dairesinden, 40 CUC karşılığında, vize uzatma ve turist vizesine değiştirilmesi işlemlerini bizzat kendileri yapmak durumdadır.

 
Sizleri aramızda görmek ve alışıldığı üzere çok farklı ve etkileyici bir deneyimi sizlerle paylaşmak, ayrıca halklarımız arasındaki mevcut dostluk ve dayanışma duygularının bir ifadesi olarak “Kahraman Gerilla Ernesto Che Guevara’nın Ölümünün 40. Yıldönümü Tugayına” davet etmekten memnuniyet duyarız. 

Kayıtlar, konfirmasyonlar için son gün olan, 15 Eylül 2007’e kadar açık olacaktır.

Etkinlik Programı

Başvuru Formu 
 

Aşağıda belirtilen adreslerden bizlere ulaşabilirsiniz:

ICAP AMISTUR CUBA A.Ş. Seyahat Acentası

e-mail amistur@amistur.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  Telef:(537)834-4544/833-2374/830-1220

ICAP Latin Amerika Dairesi

e-mail alatina@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   Telef: (537) 838-24-17/18/19

ICAP Avrupa Dairesi

e-mail deuropa@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  Telef:  (537)  838-24-03/07

ICAP Asya Dairesi

e-mail dasia@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   Telef: (537)    838-2430

ICAP Afrika Dairesi

e-mail dafrica@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır   Telef: (537)   838-2432

ICAP Kuzey Amerika Dairesi

e-mail denoram@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır  Telef:(537)838-2414/15/16/21

Uluslararası Julio A. Mella Kampı

cijam@icap.cuBu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır    Telef:(5347)37-9232/43.
 

Saygılarımızla,
 

Roberto Rodríguez Dicks

Başkan 
 

09.07.2007 15:28:11
keşke ernesto gibi olabilseniz , en azından bir ülkede yaşanmaz sosyalizm deyip gurbet ellerde öldü.seçimle zartla zurtla uğraşmadı.
ayrıca "kişiler üzerinde yoğunlaşıp onalrı ilahlaştırmayın , düşünce sistemlerinde yoğrulun" diyen ernesto değil midir ?

09.07.2007 15:29:01
ya elleme abisi nerde siyasi rant var at sinekleri gibi üşüşüyolar.

eczacı 09.07.2007 15:31:50
10 sene önce bi can dündar yazısı.....

Hey, dinle Coman­dante!

Ölümünün 30. yıldönümünde adanı gördüm.

25 Kasım 1956 gecesi, he­nüz 27 yaşındayken yanında 82 barbudo ile ayak basıp, iki yıl içinde Batista'nın kanlı iktida­rından devraldığın adada izini sürdüm.

Raul ve Fidel'le nasıl tesa­düfen tanıştığını, konuşurken lafa sürekli "Che" ("Hey din­le" anlamında) diye başladığın için adının nasıl Che kaldığını, hekimlikle devrimcilik arasın­da nasıl bocaladığını, Bolivya ormanlarında savaşırken nasıl susuzluktan sidiğini içip, sevgi­lin Tania'nın ihanetiyle nasıl tuzaklara düşürüldüğünü din­ledim Kübalılardan...

Siyah berenin üzerine iliş­tirdiğin parlak metalden ufa­cık yıldızını, üzerine dövüştü­ğün yerlerin adlarını kazıdığın piponu, sık bastıran astım krizleri yüzünden silahın gibi hiç yanından ayırmadığın solu­num aletini, Kübalıların bir İsa tablosuna benzettikleri son fotoğrafını ve kanlar içindeki gömleğini gördüm. Yakalandı­ğında üzerinde bulunan Troçki'nin kitabının, ekmek torba­sının, haritanın, günlüğünün, yazdığın şiirlerin ve başladığın romanın peşine düştüm.

Efsaneyi tanıdım.

Sonra Obispo Sokağı'nda, Allende ve Hemingway'in ka­deh tokuşturduğu Del Mondo barında buzlu bir moquito söyleyip, kendimi bu görmüş geçirmiş Latin şehrinin kolla­rına bıraktım.

Yol kenarındaki Kübalı grup "Comandante Che Guevara"yı söylemeye başladı bir­den: "Ebediyen beraberiz Co­mandante... Ebediyen peşin­deyiz..."

Yumduğum gözlerimin önünden kızıl bayraklarla ge­çerken senin çocuklar; yorgun bir el dürtüp omuzumu, rengi kızıla çalan bir para uzattı. 3 pesoluk bir banknottu bu Er­nesto; üzerinde resmin vardı.

"6 dolar" dedi Kübalı ka­dın...

3 pesoluk banknotu hatıra diye 6 dolara satın aldım.

Ve güldüm, "yankee"lerin parasının seninkinden kıymet­siz görünmesine... Yoksul Kü­balılara ölümünün 30. yılında yapabildiğin katkı buydu:

Sadece üzerinde senin res­min olan 3 kuruşluk paralar para ediyordu çünkü... Diğer pesoların üç kuruşluk değeri yoktu.

Ve 3 pesoluk banknot sa­tıp kazandıkları dolarlarla ya­şıyordu geride bıraktığın Kü­balıların bir kısmı...

Sahi, böyle olmasın diye mi, devrimden sonra koltuğu terkedip yeniden dağlara çık­mıştın sen Comandante?

 

* * *

 

Gitmesen, belki sen de 70'lik bir ihtiyar olarak Sanayi Bakanlığı'nda karşılayacaktın bizi... Bu yılın şeker pancarı rekoltesi üzerine rakamlar ve­recektin; hafızalarda bıraktı­ğın imgeyi yalanlarcasına...

Yapmadın...

Fidel'e yazdığın 1 Nisan 1965 tarihli veda mektubunda "Burada en parlak umutlarımı ve beni oğlu gibi benimsemiş bir halkı bırakıyorum" diyor­dun.

"Dünyanın başka halkları­na yardıma" gidiyordun.

Çocuklarına bıraktığın mektup; "Siz beni hayal meyal hatırlayacaksınız. Küçükler hiç hatırlamayacak" diye başlıyor ve adeta tüm insanlığa bir va­siyet bırakıyordu:

"Her zaman, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir kişiye yapılan haksızlığı iliklerinize değin hissedecek kadar duyarlı olun. Elveda ço­cuklarım; sizi yine görmeyi umuyorum."

Sahi neydi devrimin 6. yı­lında seni aniden, Sanayi Ba­kanlığı koltuğundan ve Küba'dan koparan şey Comandante?

Yeni heyecanlar ve mace­ralar arayışı mı?

Dağlara alışmış bir devrim­cinin (ve tabii onunla birlikte devrimin de) "bir yığın kâğıda sarılı bir dev gibi yayılan bü­rokrasi belâsı"nın içinde kay­bolup gideceği endişesi mi?

Hep iktidara karşı savaştıktan sonra kendini aniden tam da iktidarın en tepesinde, yeni bir iktidar halinde bulma­nın ezikliği mi?

Yoksa Fidel'le o hiç açık­lanmayan ama yıllar yılı kulak­tan kulağa gezen şiddetli tar­tışmalarınız mı?

Sahi Ruslar niye hiç sevmemişti seni Comandante?

Onları "tersyüz edilmiş Amerikalılar" olarak gördü­ğün için mi?

Küba'nın Sovyet desteğin­de bir tarım ülkesi olarak kal­masına rıza göstermediğin için mi? Küba'nın kendi ayakları üzerinde durmayı beceremez­se Sovyetler'e bağımlılıktan asla kurtulamayacağını çok er­ken gördüğün için mi?

"Devrimi bunun için yap­madık" dediğin ve Küba'nın askeri bir bloka dahil olmadan, özgür uluslar arasında yeralmasını savunduğun için mi?

Sahi, Domuzlar Körfezi denemesinden sonra Ameri­kalılarla, Kübalıların anlaştıkları doğru muydu Ernesto? Yankee'lerin "Siz devrimi La­tin Amerika'ya yaymayın, biz de üstünüze varmayalım" de­dikleri doğru muydu?

Buna mıydı isyanın?

"Tek ülkede devrim"in tek başına hiçbir şey ifade etmeye­ceğini, tersine, başka devrim­lerle desteklenmezse, yalıtılıp teslim alınacağını mı kanıtla­maya çalışıyordun?

Bundan mıydı, "Küba'nın ikinci adamı" postunu bırakıp, Bolivya dağlarına çıkman? Bu yüzden miydi, Amerika'yı Vi­etnam türü bir müdahaleye zorlayıp "Bir, iki, üç, daha faz­la Vietnam"lar yaratma ve La­tin Amerika'yı ayağa kaldırma çaban?

Karayipler'de, Ameri­ka'nın hemen burnunun dibin­deki küçücük bir adanın, kıtaların ardındaki bir Sovyetler'in desteğiyle ömür boyu yaşaya­mayacağını, bu yüzden Latin devrimini arkasına alıp, kendi bağımsız gücüyle ayakta dur­ması gerektiğini mi savunuyor­dun?

Eğer öyleyse, şunu bil ki haklıydın Comandante!

Tarih seni haklı çıkardı...

 

* * *

 

Gerçi yine de çıplak değil ayakları Kübalı çocukların...

Yüzü gülüyor insanların... Eği­timli, onurlu ve tertemizler... Yine çılgınca samba yapıyor­lar mitinglerde...

Lakin açlar Comandante!

Sovyetler çöktüğünden be­ridir karnı doymuyor yoldaşla­rının...

Üzerine resminin basıldığı paralar satın alamıyor hiçbir şeyi ve açık pazarda cebi dolar yüklü kart horozlara pazarlanıyor, körpecik Kübalı kızlar...

Sırf bu yazgıyı değiştirmek için değil miydi, Batista'yı de­virme savaşı? Havana barla­rında peşkeş çekilen 10 bin Kübalı kadının isyanı yok muydu devrimin ardında?

Batista'yı çökerten, gerilla­ların askeri zaferinden çok, Havana'nın fuhuş ve kumarla beslenen çürümüşlüğü değil miydi?

Artık Küba'nın Devrim Meydanı'nda 1 milyonluk mi­tingler yok Comandante... So­kaklarda afişlerin, duvarlarda devrim sloganları yok... Re­simlerin turistik mağazalarda satılan ucuz tişörtleri süslüyor daha çok...

Bilboard'larda devrim postelerinin yerini rom, cep tele­fonu ve tatil köyü reklamları almış. Kübalıların girmeyi ha­yal bile edemediği turistik te­sisler adaya yayılırken, "Dev­rim" adı en çok müze duvarla­rında çınlıyor bugünlerde...

Eski Amerikan elçiliğine bakan panodaki "Emperyalist Beyler! Sizden hiç mi hiç korkmuyoruz" yazısı önünde resim çektiriyor turistler...

Sovyetler çöktüğünden be­ridir ayda 180 gram et ve üç yumurta yazıyor karnesinde Kübalıların... İlaç ve süt bu­lunmuyor. Devlet yardıma ge­lemiyor. Havana, sabun ve bir pizza parası için dilenenlerle tanışıyor belki de ilk kez...

Amerika, küçücük çaresiz bir adayı tehdit sayıp, her ge­çen gün ambargonun zincirini biraz daha sıkıştırarak çirkin yüzünü sergiliyor utanma­dan... Fidel'in kellesini istiyor, çocukların ilacına karşılık...

Ve dün Sovyetler'den sonra ne olacağını kimse göremediği gibi, bugün de Fidel'den son­rasını hiç kimse öngöremiyor. Batista'ya, Washington'a kafa tutan Havana, para karşısında geriliyor.

Küba değişiyor Coman­dante!

Devrim sustu. Efsaneler çağı kapanıyor...

Bir nisan sabahı ansızın bı­rakıp gittiğin o devrim adasını zor günler bekliyor.

"Seni hayal meyal hatırla­yan çocuklar" şimdilerde re­simlerini sokak duvarlarında görmeseler de, "seni oğlu gibi benimsemiş" Kübalılar sana her geçen gün biraz daha hak veriyorlar.

Ve her turist kafilesine, unutulmuş bir vaadi aynı bu­ruk şarkıda yineliyorlar: "Ebe­diyen beraberiz kumandan Che Guevara! / Ebediyen pe­şindeyiz."

Adios Comandante!       

 

                                                                                     CAN DÜNDAR- 1997

 
 
 
 
 
 
 
5
   
 


   
 
 
 
 
 
   
   


Sayfa: [ 1 ]