|
||
| Ne yapalım, bile bile gideceğiz CHP’ye oyumuzu atacağız…” Alışmak kötü ama alıştığımı söylemek zorundayım. Bu seçimin “eski solcu” deyişi bu. Solcunun eskisi olur mu? Boş verin bu soruyu ve yanıtını, 12 Eylül öncesine uzanan solcuların bir bölümü “eski” olduklarını söylüyorlar. Söylüyorlarsa, bir bildikleri vardır. Çaresizler, biliyorlar, hele hele CHP’yi bayağı biliyorlar ve oylarını CHP’ye vermeyi düşünüyorlar. Baykal’ı onlara anlatmak faydasız, Baykal’ı tanımayan kalmadı. CHP milliyetçi oldu, bunun da hükmü yok, gün gibi ortada. MHP’lileşiyor, MHP ile koalisyona gidiyor… Gidiyor besbelli. “Aman gitsin” yanıtını veriyorlar, yeter ki AKP’den kurtulsunlar… Ve hatta… Darbeyse darbe diyorlar. AKP’den kurtulmak için her yolu denemiş, elden geleni yapmış olsalar gerek. Gerici kadrolaşmaya karşı koymuş, özelleştirmeye kafa tutmuş, Amerikancılığa barikat örmüşler ama tutmamış, çabalar yetmemiş… Uğraşmışlar, uğraşmışlar ve sonuç alamamışlar, sonunda çaresiz CHP’ye bel bağlamışlar. Eski solcusu bol bir ülkedeyiz, böyle bir uğraş mutlaka kendini belli ederdi ama… Herhalde ben görmedim, ben hissetmedim. Yoksa neden insanlar “bile bile” bildiklerinin tersini yapsınlar! Denemişler, olmamış… Eski solcu olmanın böyle bir ayrıcalığı var… Biliyorlar. Eski solcu olmayan işçiler, köylüler, öğrenciler arasında ise CHP aynı etkiyi kolay kolay yaratamıyor. Yakın geçmişte AKP’ye, CHP’ye, hatta MHP’ye oy verenler arasında “bu işler böyle devam etmemeli, bu komünistler doğru söylüyor, onları desteklemek gerek” diyenlerin sayısı gözle görülür biçimde artıyor. Bilmiyorlar elbette… CHP’yi eski solcular kadar bilmiyorlar… Sosyalizmi de… Bilseler? Bilseler, bile bile CHP’ye oy verecekler. MHP’nin gerçek yüzünü, bir askeri darbenin anlamını… Ziverbey köşkünü, Selimiye’yi, Mamak’ı… Nereden bilsinler, CHP’nin bu ülkeye, bu ülkenin emekçilerine verdiği zararı? Bir bilseler, onlar da darbe çığırtkanı, MHP işbirlikçisi CHP’yi desteklemekten başka çarelerinin kalmadığını kavrayacaklar! Ama onlar ne yapıyorlar, seksen yıl boyunca “vatan haini” diye damgalanmış, öcü diye gösterilmiş komünistlerin sözüne kulak kabartıp, emekçi halkın kurtuluş yolunu ciddiye almaya başlıyorlar. Belki biraz ürkek, biraz titrekler… Ama umutlanmaktan, memlekete sahip çıkmanın heyecanını yaşamaktan o kadar da korkmuyorlar. Korkmamak, korkmamayı denemek, korkmamayı öğrenmek istiyorlar… Bu koşullarda eski solcusu bol ülkemizde eski solcuların o kadar da fazla olmamasına sevinmek mi gerekiyor acaba? Bunu demeyeceğim, demeyelim. Onca emeğe, onca cesarete, kahramanlığa haksızlık etmeyelim. Ama eski solcular da kendilerine, bu ülkeye ve umuda uzanmaya çalışan halkımıza kötülük etmekten vazgeçsinler. Bile bile, göz göre göre bitip tükenmesinler… |
||
|
||
On yıl sonra görüşmek üzere...
|
||
|
||
![]() yorgun demokrat oldum
|
||
|
||
“Aman gitsin” yanıtını veriyorlar, yeter ki AKP’den kurtulsunlar… evet. bu mantık yerleşti artık, sagcısına da solcusunu da .. solda ve sagda bırlesmelere alıştık. yakın zamanda ortada bir birleşme olacak sanki. ya chp ve mhp birleşecek ya da hepsi birleşip antiadalet ve kalkınma partisi partisini kuracaklar
|
||
|
||
| yahu TKP'li genç Alıntı CHP milliyetçi oldu, bunun da hükmü yok, gün gibi ortada. MHP’lileşiyor, MHP ile koalisyona gidiyor… Gidiyor besbelli.. MHP'nin ulusalcı halini bünyeme zarar görmüyorum; Devlet Bahçeli'nin partide yarattığı değişimin farkına varabiliyorum.. KAN DAVASI gütmüyorum???!!! bunu da şart görüyorum.. yoksa tellallık yapıp şu oldu bu oldu diye ortalıkta cirit atmak kolay.. onlar için de kolay, kapişş??!! Alıntı Yoksa neden insanlar “bile bile” bildiklerinin tersini yapsınlar! hayır yaw, bildiklerinin tersini yapan yok! bildiklerine en yakın gördükleri partiye yaklaşanlar var.. ha baraj olmasa yaklaşılacak başka partiler de olabilirdi, açık ifadeyle TKP seçeneğini misal ben düşünürdüm ama CHP'yi başa itekleyip ardından da onu dürtmek en iyi çözümmüş gibime geliyor.. bilmiyorum şu an TKP'yi AKP karşısında bir seçenek olarak görüyor musun hakkatten.. AKP'dense Saadet'i tercih ederdim wala ki.. yani yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı.. Saadet'in kısa devreleri kısa vadede belirir ve çözülürdü ama bu AKP uzun vade için oynuyor diye düşünüyorum.. ayrıca oy kullanmamak bir çözüm değil sadece daha tahammül edilemeyecek insanların başa geçmesini sağlıyor o kadar.. oy kullanmamak meydanı bırakmak gibi bir duruma sebep oluyor.. dışarıda yaşayan insanların "mal mal mal" hakaretlerine aldırmayın; ozan mal diye nitelediğin insanların geleceği için endişelenmen samimi gelmiyor bana.. illa ki gidin oyunuzu kullanın; kullanın ki size en yakın görüşün sizi temsil etmesine fırsat verin.. |
||
|
||
| Siyasete gözümü açtım, "oylar bölünmesin" diyorlardı... 1970'li yıllardı. Meydanlarda Ecevit rüzgarı esiyordu. Mavi gömleğiyle, kasketiyle, "bu düzen değişmelidir" söylemiyle fötr şapkalı ve düzen muhafazacısı Süleyman Demirel karşısında "halkçı" bir portre çiziyordu. Rüzgara kapılanlar arasında emekçiler ağırlıktaydı. 12 Mart'ın sillesini yemiş sol, çıkış kapısı olarak gördüğü CHP'nin toplumsal algıya düpedüz düzen dışı bir parti olarak yerleşmesine yardımcı oluyordu. Devrimci olmasa bile, reformist bir parti olarak... CHP "devlet partisi" görüntüsünü zorluyordu. 1973 seçimleri, 1974 seçimleri, 1977 seçimleri... Dağa taşa "Umudumuz Ecevit" yazılmıştı. Fazla söze gerek yok, yılların CHP'si, değişime aç kitlelerde o denli büyük bir hareketlenmeye yol açtı ki, sermaye sınıfı da, devlet de CHP'nin gidişatından kaygı duymaya başladı. Kolay değil, Türkiye'de düzenin teminatı olan parti, düzen değişikliği talebinin adresi oluvermişti. Devlet kendisinden korkar mı, korkar! Bırakın CHP'yi doğrudan bürokrasiden korkar, askerinden, subayından, polisinden dahi korkar. Korkunun kaynağında halk korkusu vardır. İşin içine halkın girmesi sermayeyi de, devleti de tedirgin eder. Daha olağan ne olabilir ki, sermaye devleti! Dolayısıyla CHP bir yandan büyük kitleleri peşinden sürükler ve solcuları da peşine takarken, bir yandan da büyük sermayenin ince ayarlarıyla sağlama alınıyor, kritik bazı noktalarda bu ayarların tutup tutmadığı konusunda testlere tabi tutuluyordu. O kesitte, CHP'nin burjuvaziye hizmetinin eşsiz olduğu daha sonra anlaşıldı. 1960'larda Türkiye İşçi Partisi'nde cisimleşen ve solun, sosyalizmin ciddi bir toplumsal taban bulduğu çıkışın çok daha kitleseli, son derece güvenilir bir mecrada gerçekleşmiş ve sermaye sınıfı, uluslararası koşullar açısından da son derece büyük riskler taşıyan bir dönemi ucuz atlatmıştı. Unutmayalım ki, 1970'li yıllar, çözülüş sürecine girmeye hazırlanan Sovyetler Birliği'nin son baharıydı... Sondur ama bir bahardır ve bütün dünya bu baharın etkileriyle sarsılmıştır! Sermaye düzeninin Bülent Ecevit'e büyük bir borcu vardı. O borcu sonra ödediler. 1970'lerde Necmettin Erbakan'ın MSP'si ve Adalet Partisi eskilerinin yardımıyla oturduğu başbakanlık koltuğuna 20 küsur yıl sonra faşist partiyle gerçekleşen koalisyonla yeniden ulaştığında, kamuoyuna bir bilge olarak sunuldu. Zamanında faşizme karşı Ecevit'le omuz omuza savaşmayı hayal edenler acaba ne düşündüler koalisyon protokolü hazırlandığında... Hiç kuşkusuz, "Ecevit çok değişti, MHP de eski MHP değil" diye akladılar kendilerini... Oysa en büyük değişim kendilerindeydi, inanmıyorlardı artık değişime, değişimin köklü olanına... Pek azı 1970'lerde sola yazan büyük günahın farkına vardı. Bu kötü... Lakin daha kötüsü, 1970'lerde bu günaha ortak olmayanların az olması... Bugüne kötü alışkanlıklar devretti. "Oylar bölünmesin", bir iflah olmaz hastalık olarak solun dünyasına ve etki alanına yerleşti. Seçim döneminde "oylar bölünmesin" diyen, sol değerleri her daim elden çıkarmaya hazırdır. Zaten asıl sorun buradadır. Türkiye gündemi bol bir ülkedir, solcusuna her tür hizmet sunulur: Faşizme karşı CHP; cuntaya karşı İslamcılar; İslamcılara karşı asker; askere karşı AKP; AKP'ye karşı CHP... Faşizme karşı CHP, 1970'lerin kodlamasıdır, başa büyük dertler açmıştır. Ama yine de 1970'lerde CHP'nin peşine takılanların tarih karşısında daha fazla mazereti vardır. "Valla böyle olacağını bilmiyordum" demek bir şeyi değiştirmese de, sorumlu mevkilerde olmayanların pekala sığınabileceği bir gerekçedir. Şimdi? Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'ni sol adına desteklemek nasıl bir şeydir? 1970'lerde Ecevit düzen değişikliği diyordu, işçiyi ve yoksul köylüyü muhatap alıyordu, solu dışlamak yerine solu kullanmaya çalışıyordu. CHP'ye yön vermek, hatta ele geçirmek için görevlendirilen kimi "devrimci" ya da "komünist" kadroları bağrına basarak kulaktan kulağa "adam aslında sosyalist" lafının yayılmasını sağlıyordu. Umutlar gitti, kadrolar gitti, DİSK gitti... Geriye direnç gösterilemeyen 12 Eylül faşizmi kaldı... Bir de "biz zamanında sola çekmek için görevli olarak CHP'ye girmiştik" diyen müzmin CHP'liler. CHP sola çekmedi, sol çok çekti! Ama olsun, 1970'lerde CHP'cilik yapmak için daha fazla mazeret bulunabilirdi. Şimdi ise, sol adına CHP'yi desteklemek, olacak iş değildir. Olacak iş değildir ve bir "aydın" hastalığıdır. Çünkü artık emekçi halkın CHP'yle bir ilgisi kalmamıştır. Aynı anlama gelmek üzere, CHP'nin emekçi halka dönük ilgisi sıfırlanmıştır. Sol da CHP'nin umurunda değildir. Geçmişte parti ya da örgüt kararıyla CHP'yi sola çekmek için yollanan saf solculara açılan kapılardan şimdi eski faşistler, Demirel'in has kadroları geçmektedir. Baykal bırakın solculara, solculukla hiçbir ilgisi olmayan Karayalçın'a dahi, belki biraz solculuk bulaşmıştır diye, tahammül edememektedir. Cumhuriyet Halk Partisi, Ankara'nın Çankaya'sı ile birlikte, her zaman sola oynadığı İstanbul Birinci Bölge'ye Demirel ailesinden İlhan Kesici'yi koyarak resti çekmiştir. Pek güzel olmuştur, İstanbul'un Anadolu yakasında her tür münasebetsiz adaylığını ilan etmiştir. Bizim metal işçisi ağırlıklı listemiz için ek bir öfke, ek bir enerji kaynağıdır... İstanbul'a İlhan Kesici, Cumhurbaşkanlığı makamına Nevzat Yalçıntaş! Deniz Baykal'ın AKP içerisinden kabul edeceği adayın Yalçıntaş olduğu ortaya çıkmış durumda. Önemli anti-komünistlerdendir, sosyalizmin taktikleri filan gibi kontrgerilla kurslarına düşen kitaplar yazmıştır, Şaban Karataş'la birlikte Demirel'in TRT'nin başına düşürdüğü "taş"lardan ilkidir, 1970'lerde sol adına CHP'cilik yapmanın nedenlerinden birisidir... Nevzat Yalçıntaş, Abdullah Gül ya da Recep Tayyip'ten daha az gerici değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, görevli olarak CHP'ye yollanıp orada kalan solcu eskilerinin yanına tarikatçıları dizmektedir. Dizinin son halkası faşist eskileridir. Yaşar Okuyan, 12 Eylül karanlığındaki üniversite yıllarımın başlangıcında, yeni tanıdığım okul arkadaşlarımın bir süre "ne olur ne olmaz, belki akrabasıdır" diye bana ihtiyatla bakmasına neden olan adam da 1970'lerde CHP'yi desteklemenin gerekçelerinden birisidir. Dönemin MHP'si, bir Albay Türkeş, sonrasında Agah Oktay Güner, Gün Sazak ve Yaşar Okuyan'ın yönetiminde Türkiye'yi kan gölüne çevirmiştir. Aman oyları bölmeyelim! CHP'yi destekleyelim! Bank nöbetine takılıp kalan görevli solcularla tarikatçıların, cuntacılarla faşistlerin birlikteliğini bölmeyelim. Bölersek ne olur? AKP'ye hizmet ederiz! Başka?.. Darbe olur! Evet, AKP yeniden seçilirse darbe olacak söylentisini yayanlar arasında bir kısım solcu da var. Diyorlar ki, CHP'ye oy vermezsek darbe olur. Oh oh... Nereden nereye... 1970'lerde faşizme karşı CHP ile ittifak öneriliyordu, şimdi faşistlerle koalisyona hazırlanan CHP'nin hesap tutmadığında destekleyeceği bir askeri müdahale olmasın diye CHP için oy isteniyor. Şantajla oy toplamaya kalkmak Baykal'a çok yakışıyor. Ya buna alet olan aydınlara ne demeli? Şeriat gelmesin diye faşizmle dans etmek, askeri darbeden medet ummak! Bunların, demokrasi adına ve askeri darbeye karşı AKP'yi açık ya da örtülü biçimde destekleyenlerden ne farkları var? Aydın kimliğini sol değerleri oraya buraya yamamak için mi taşıyorlar? Yazık... Yazık ve ne güzel! Türkiye solunun CHP'cilikle kesin hesaplaşmasıdır bu. 1970'lerde görev icabı CHP'ye takılanlar, solun bağımsız kimliğini savunanlara sopayla, bıçakla saldırıp CHP propagandası yapmayı devrimcilik sananlar 12 Eylül karanlığında unutuldu gitti, hesaplaşma yapılamadı. Şimdi, "oyları bölmeyin AKP'nin ekmeğine yağ sürmeyin" kampanyalarına destek verenleri, soldan sürmenin tam zamanıdır. Şimdi sürüden ayrılmanın tam zamanıdır. |
||
|
||
yaw okumadım şimdi çıkmam gerekiyor ama sen beni muhattap almaktan ziyade önceden yazılmış yazılarını sadece copy paste yapıyorsun... ![]() |
||
|
||
bu yazıyı önceden yazmıştım oy hırsızları bölümündeydi ![]() |
||
|
||
bi karar ver TKP ye mi verecen oy CHP ye mi
|
||
|
||
ikiside aynı farketmez ulusalcılar nasıl olsa.
|
||
|
||
| atı iti otu boku kurdu ampulu sürüden ayrılma zmanı her kafadan aynı sesler çıkarken şerfsizlik her yanı sarmışken sürüden ayrılma zamanı oylar tkp ye diyen 80 .000 tane emekçiye teşekürler | ||