|
||
| :unlem: Eş-Can :unlem: Şamanizm'de her kam'ın (şaman'ın) özel bir ruhu ya da ruhları vardır. Bu özel ruha Altaylı Türkler Tös / Töz, Saha (Yakut) Türkleri İye-Kîl ya da Emeget, Türkistan ve Kırgız Türkleri de Arvak derler. Bütün bu sözcükler, kamın (yada bir insanın) herhangi bir hayvanda cisimleşen canını anlatır. Dolayısıyla bu kavrama Eş-Can diyebiliriz. Kamın canının bir hayvanda mesela kurtta, ayıda cisimleşmesi ortaya Eş-Can'ı çıkarır. Eş-Can bir totem değildir. Çünkü Eş-Can toplumun atası değil, yalnızca belirli bir kişinin yani kamın yardımcı ruhudur. Bu ruh ya da ruhlar, kam'a yaşamı boyunca yardım ederler. Eş-Can'ı küçük ve önemsiz hayvanlar olan kamların değerleri de toplum içinde azdır. Ancak, bir kam olgunlaştıkça yeni bir hayvanı Eş-Can olarak alabilir. Bu da yaşamda en çok üç kez olur. En güçlü Eş-Can'lar boğa, aygır, geyik, kartal ve ayıdır. Saha Türkleri, Eş-Can'ı kurt ve ayı olan kam'a "Börölöh Eseleh Oyûn" derler. Eş-Can olan hayvanın yaşamı ile kamın yaşamı birbirine bağlıdır. Eş-Can ölürse kam da ölür. Kimi kez iki rakip kamın Eş-Can'ları birbirleriyle döğüşürler, hatta birbirlerini öldürürler. Saha Türkleri'nin Eş-Can (İye Kîl) hakkındaki inançları çok eski çağlardan kalmadır. Büyük olasılıkla eski dönemlerde yalnızca kamların değil, herkesin bir Eş-Can'ı vardı. Kaşgarlı Mahmud'un çıvı dediği ruhlar da, Eş-Can inancının bir varyasyonudur. Kaşgarlı Mahmud, Divan-ü Lûgat-it Türk'te çıvı'yı şöyle açıklar: Çıvı, cinlerden bir bölüktür. Türkler şuna inanırlar ki: iki bölük birbiriyle çarpıştığında bu iki bölüğün vilayetlerinde oturan cinler dahi kendi vilayetlerinin halkını kollamak için çarpışırlar. Cinlerden hangi taraf yenerse onlardan yana çıktığı vilayet halkı da yener. Geceleri bu cinlerden hangisi kaçarsa onların bulunduğu vilayetin hakanı da kaçar. Türk askerleri, geceleyin cinlerin attıkları oklardan korunmak için çadırlarına saklanırlar. Bu, Türkler arasında yaygındır, görenektir. Kaşgarlı Mahmud'un her vilayetin cinleri dediği varlıklar, o vilayette yaşayan insanların Eş'leridir. Daha önceki dönemlerde bunların Eş-Can olarak düşünüldüğünü kuvvetle tahmin edebiliriz. Kırgız ve Kazak Türkleri'ne göre yalnız baksıların (şamanların) değil, büyük adamların da Eş-Can'ı bulunur. Kırgız ve Kazaklar Eş-Can kavramı için Arvak-Arvag deyimini kullanırlar. Kırgızlar "Falan ile konuşuyordum ama itirazlarına bir şey diyemedim. Çünkü, arvag'ı bastı" derler. Bu iki Türk boyunun Arvak sözü ile anlatmak istediklerinin Eş-Can olduğu şu öyküden anlaşılmaktadır: Ciydebay Bahadır, Abılay Han'ın bütün seferlerine katılır, askere yol gösterirdi. Onun önünde her zaman kızıl bir tilkinin kılavuzluk ettiği görülürdü. Bu tilki onun arvag'ı idi. Bir gün Abılay Han ona "Bana arvag'ını göster" dedi. Ciydebay Bahadır, Abılay Han'ı dağa çıkardı; kendisi de aşağı indi. Abılay Han, aşağıda bir kızıl tilki gördü. Birden bire bir kartal, bul tilkinin üzerine saldırdı, onu yere serdi. Ciydebay, Abılay Han'ın yanına geldi ve "Ne gördün?" diye sordu. Abılay, gördüğünü anlattı. Ciydebay: "İşte o tilki benim arvag'ımdı. Kartal da senin arvag'ındır. Senin arvag'ın benimkinden güçlü imiş" dedi. Toktamış ile Edige Destanı'nda da kahramanların arvak'larından söz edilir. Destana göre, Edige'nin arvag'ı Toktamış'ın arvag'ından güçlü olduğu için, o her geldiğinde Toktamış'ta bir korku peyda olurmuş. Toktamış, kendisindeki bu korkuyu duymazmış ama hatunu fark edermiş. Büyük olasılıkla Kırgız-Kazaklar'daki bu arvak, eski zamanlarda Yakutlar'ın iye-kîl'ı gibi bir şeydi, yani Eş-Can'dı. Kırgız Türkçesi'ndeki arvak sözcüğü, Arapça'daki ruhlar anlamına gelen ervah kelimesinden gelir. Ancak, bu kelimenin yayılmasına neden olan şey, bunun Eski Türkçe'de afsun anlamına gelen arbag sözüne benzemesidir. Eski Türk inançlarından olan bu İye-Kîl = Emeget = Arvak yani Eş-Can kavramı, müslümanlıkla ilgili menkıbelere de girmiştir. 12. yüzyıldan kalma bir Orta Asya eserinde, Seyit Ata hakkında şöyle bir menkıbe vardır: Seyit Ata ölürken "Ben öldükten sonra tabutumu bir arabaya koyup hayvanın başını boş bırakın. Kendiniz evlerinize gidip oturun!" diye vasiyet etmiş. Dediği gibi yapmışlar. gece yarısı korkunç bir gürültü kopmuş. Ne oluyor diye bakmışlar. Görmüşler ki Seyit Ata'nın tabutu mezarının yanında duruyor. Gürültünün nedeni o imiş ki Kâbe'den birçok ruh gelip Seyit Ata'nın ölüsünü mekke'ye götürmek istemişler; Bakırgan beldesinin yerli ruhları ise ölüyü vermek istememişler ve savaşa tutuşmuşlar. Kâbe ruhları yenilerek kaçmış. Bakırgan ruhları Seyit Ata'yı, Hekim Ata'nın yanına gömmüşler. Bu menkıbede ruhlar, tıpkı Şamanizm'de olduğu gibi kavga etmektedirler... Anadolu Türkleri'nde de Eş-Can inancı vardır. Orhan Beğ'in çağdaşı olan Geyikli Baba'nın geyiklerle birlikte yürümesi ve geyiklere binmesi, Hacı Bektaş'ın şahin kılığına girip uçması, Hacı Doğrul'un doğan biçimine girmesi ve güvercin biçimine giren Sultan Hacım'ı yakalamak istemesi gibi olayların hepsi Eş-Can kaynaklı Şamanizm unsurlarıdır. Hele Geyikli Baba'nın geyiğe binerek gezmesi hakkındaki menkıbe, Altaylı kamların okudukları dualarda yer alan "Bindiğim hayvan geyik-sığın" sözlerini hatırlatmaktadır. |
||
|
||
| biraz kızılderili inançlarını hatırlattı bu bana. sanırım kızılderlilerin asyadan göç eden türklerle bir ilgisi var değil mi ? |
||
|
||
| Kızılderililerin Asya'dan geldiği kesinlikle ispat edilmiş bir gerçektir. Bunu onların inanışı, dili, yaşayışları vb... biçimlerinden ve çoğu kaynaktan öğrendik. Ancak Asya kökenli olduğundan bunların Türklerle de yakın ilişkisi olduğu; hatta Türk olduğu tartışılıyor. Aksini ispat eden hiçbir kanıt yok... |
||
|
||
| türk değil istersen şuna hun de ayrıca nerden geldiklerinin ne önemi var önemli olan insan olmaları avrupadan gitmiş olsalardı ses çıkarmayacak mıydın kızılderili katliamına |
||
|
||
:blink: Türk değil, Hun Peki, öyle olsun...Ayrıca önemli olan insan olmaları da ne demek ? Sana Amerika'nın ortasında TÜRK vardı diyorum... Bu kafanda hiç mi birşey oluşturmuyor ? |
||
|
||
| umay kardeşim ben de diyorum ki o türklükten önce insandır gerisi fasa fiso diyorum amerikayı türkler keşfetmiş olsun ne olacak kaç kişinin karnını doyuracak bu kabul edilse? |
||
|
||
| tırı vırı işte.. insansın ötesi; milliyet tırı, din vırı |
||
|
||
Alıntı tırı vırı işte.. insansın ötesi; milliyet tırı, din vırı süpersin oxböyle devam et
|
||
|
||
| tşkr. senin güzelliğin... :sevgi: böyle devam edicem tabi; mod'lardan sıyırabildiğim kadar... ve de kendimden... |
||
|
||
| mod.lerin ne suçu var ya en azından benim suçum ne genelleme yapma lütfen bir bazı kelimesi herşeyi çözer |
||
|
||
| Tarihi bu biçimde felsefe yaparak araştıramayız... Ben sana Amerikayı Türkler buldu ya da İstanbulu araplar fethetti desem yine umrunda değil... madem tek derdin insanlık, insanlığını yaşa ve otur yerinde... Tarihe de karışma, çünkü olmaz böyle
|
||
|
||
| madem tek derdin insanlık, insanlığını yaşa ve otur yerinde... Tarihe de karışma, çünkü olmaz böyle... cık cık cık... "ne karışıyon lan, sen git kendi işine bak" umay bizim işimiz yok.. işler çıkardı savaşları,acıları.. kavga edenleri ayırmaya çalışıyoz... bu felsefeyi anlamanı bekliyorum, please.. kavga nedenini boşa çıkarmaya çalışıyoz[/size]... |
||
|
||
| umay tarihi insanlar masa başında yazar bu yüzden inanmam pek tarihe zaten önemli de değil s.kimde değil amerikayı kimin bulduğu istanbulu kimin fethettiği bizim amacımız insanların ve bazı odunların insanca yaşaması ama o odunlar bize destek değil köstek oluyor ne acı değil mi |
||
|
||
| En Büyük Düşüklük, Düştüğünü bilmemektir... Arkadaşlar, İnsancıllıkla, Kavgayı ayırmayla "Tarih"in ne çelişen yanı var ? Madem Tarih Dövüşten ibaret sanıyorsunuz, bari bunlardan ders alalım; gerekmez mi ? |
||
|
||
severim kızılderilileri,odam biblolarıyla dolu ,kan çekiyor tabe
|
||