SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Baykal: Mesaj alınmıştır!

Sayfa: [ 1 ]

09.07.2007 14:08:01


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal “müttefiki” ABD’ye mavi boncuk dağıttı. Baykal, “birlikte hareket edelim” mesajı verdi.




CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu, ABD ile bir gerginlik yaşama peşinde olunmayacağını ifade etti. Baykal, ''Ama, 'ABD ne önerirse kabul etmek' anlayışı yanlıştır'' dedi.

Baykal, Habertürk Televizyonu’nda gazetecilerin soruları yanıtladı.

Hudson Enstitüsü’nde konuşulan senaryoya ilişkin yaptığı değerlendirmede Baykal, ABD'de böyle senaryolar etrafında gelişmeleri öngörmeye çalışan kurullar bulunduğunu ifade etti. ''Bu onların yaygın yaptıkları bir çalışma” şeklinde konuşan Baykal “ama beni rahatsız eden, bir önemli yargıcın bir cinayete kurban edilmesi senaryosunun somut bir kişi hakkında öngörülmüş olması. Bu, şeytanın aklına taş getirmek'' dedi.

Baykal’ın, senaryoya ilişkin herhangi bir eleştiri getirmemesi, sadece somut bir kişi adının verilmesinden rahatsızlık duyduğunu belirttiği görülürken, bu durum Baykal’ın senaryoyla verilmek istenen mesajı aldığına dair bir işaret olarak yorumlandı.

"ABD müttefikimizdir"
1 Mart tezkeresine dönük eleştirilerinin ABD askerlerinin ülkeye “ne zaman çıkacağı belli olmaksızın yerleştirilmeleri” olduğunu belirten Baykal, ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu, ABD ile bir gerginlik yaşama peşinde olunmayacağını ifade etti. Baykal, ''Ama, 'ABD ne önerirse kabul etmek' anlayışı yanlıştır'' dedi.

Baykal'ın kararlılığı
Kuzey Irak'ın Türkiye için bir tehdidi himaye ettiğini savunan Baykal, ''Bizim bu tehdidi durdurmamız lazım. Bu, hakkımızdır, bunu gerçekleştirmemiz lazım'' dedi.

Kuzey Irak’a operasyon yapılmasını savunan Baykal bunu şöyle gerekçelendirdi: “Bir ülkedeki terör, bir komşu ülkeden himaye görürse bunu etkisiz kılmak çok güçtür. Irak bu rolü üstlendi. Suriye'dekini nasıl ortadan kaldırdık? Kararlılık içine girdik.” Zamanında Suriye’ye yönelik tehditteki “ABD faktörünü” unutması mümkün olmayan Baykal’ın bu sözlerinin ABD’ye de bir çağrı içerdiği belirtiliyor.

Nitekim Baykal, sözlerinin ilerleyen bölümünde ABD'nin, Türkiye'nin bu müdahaleyi yapmamasını istediğini, Türkiye'nin de bunu istemediğini belirten Baykal, ancak ülkenin, sınırlarını savunulabilir hale dönüşmesini sağlamak zorunda olduğunu ifade etti. Baykal böylece bir kez daha “ABD’ye rağmen” değil “ABD’yle birlikte” hareket etmek istediklerini ortaya koydu.

Yine Baykal seçimle ilgili olarak “net bir kararlılık ortaya konmasının çok şeyi değiştireceğini” belirtirken, “dünya da, Irak da, ABD de bunu bekliyor” şeklinde konuştu. Baykal’ın sözlerinden “kararlılığın” emperyalizme karşı olduğuna dair bir sonuç çıkarılamazken, bunun bir “pazarlık” unsuru olarak kullanıldığı iddia ediliyor.

Baykal, Cumhuriyet mitinglerinden bahsederken de, “Meydanlarda ‘ne ABD ne AB’ sloganını atanlar aslında ne AB'ye karşılar çıkıyorlar ne de ABD ile sağlıklı bir ilişki kurulmasına. İlişkilerin sağlıklı, dostane kurulması durumunda, o insanlar yüzü batıya dönük, çağdaş insanlar. Olay sadece 'beni tanımayanı ben hiçi tanımayrum' durumundan ibaret” şeklinde konuştu.


En hızlı yanıt Baykal'dan
ABD’nin eski Ankara büyükelçisi ve eski dışişleri bakan yardımcısı Marc Grossman da önceki gün yaptığı açıklamada “Amerikan karşıtlığını seçim propagandalarında kullananları Washington’un hoş görmeyeceğini” belirtti. İsmi Richard Perle, Douglas Feith gibi ABD’nin iktidar odaklarının önemli ve karanlık isimleriyle birlikte anılan Marc Grossman’dan gelen açıklamayla düzen partilerine sınırların hatırlatıldığı belirtiliyor.

Nitekim, bu sınırları anladığını en hızlı belli eden CHP Genel Başkanı Deniz Baykal oldu. Baykal’ın, dün gece katıldığı bir televizyon programında Cumhuriyet mitinglerinden bahsederken kullandığı, meydanlarda “ne ABD ne AB sloganını atanlar aslında ne AB'ye karşılar ne de ABD ile sağlıklı bir ilişki kurulmasına, sadece ilişkilerin bugünkü şeklini sorguluyorlar, aksine Türkiye'nin yüzü batıya en dönük, batı ile bütünleşmeye en açık insanları bu kitleler ” şeklindeki ifadeleri Baykal’dan ABD’ye mesaj şeklinde yorumlandı.


YÜRÜYENADAM 09.07.2007 14:12:41
EEE,CHP HÜKÜMET KURMAYI DÜŞÜNÜYORSA ELBETTE İZİN ALMASI GEREKEN YERLER OLACAKTIR.
ABD GİBİ.
KÜRESEL KRALİYET ÇETESİ ELE BAŞLIĞINI YAPAN ÜLKE MESELA...

Achilles 09.07.2007 14:14:49
Baykal asla o altı okun anlamına yakışır bir siyasetçi olmamıştır...bence baykal ın en iyi yaptığı şeyy BÖLÜCÜLÜKtür..Başkasına gerek duymasına gerek yok kii..

YÜRÜYENADAM 09.07.2007 14:18:32
Baykal asla o altı okun anlamına yakışır bir siyasetçi olmamıştır...bence baykal ın en iyi yaptığı şeyy BÖLÜCÜLÜKtür..Başkasına gerek duymasına gerek yok kii..

 afro

09.07.2007 14:50:42
Türkiye'de siyasetin eksenleri günlük olarak yeniden şekillenirken, son günlerde "sol güç birliği" projelerinin merkezine yerleşen CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal, partinin politikalarına açıklık getirdi. CHP'nin piyasaya olan bağlılığını net bir şekilde dile getiren Baykal, açıkça AKP yönetiminin yağma ve peşkeş programına sahip çıkacaklarını beyan etmiş oldu.

soL Türkiye’de sıcak para miktarının 87 milyar dolara ulaştığı şu günlerde seçim kararını alkışlayan döviz-faiz-borsa cephesi, 22 Temmuz sonrasında ortaya çıkacak tabloyu merakla bekliyor.

Piyasa oyuncuları, spekülatörler ve yabancı yatırımcılar, Başbakan Erdoğan’ın AKP’sinin yerini alacak olası bir koalisyon hükümetinin ekonomi politikaları konusunda bir dizi endişeler taşıyor. Akla gelen ilk sorular, yüksek faiz-düşük kur politikasının devam edip etmeyeceği, özelleştirmelerin sürüp sürmeyeceği ve IMF ve AB çapasına bağlanmış ekonominin dümenin piyasacıların elinde kalıp kalmayacağı.

Seçimler öncesinde piyasaların bu konulardaki hassasiyetini gidermek isteyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Referans gazetesinden Erdal Sağlam’a konuştu.

Piyasacılık konusunda Tayyip Erdoğan ile yarışa giren Baykal oldukça cüretkâr açıklamalar yaptı.

Merkez partilerin uygulayacağı ekonomi politikaların çerçevesinin belli olduğunu söyleyen Baykal’a göre herkes bu çerçeve içinde kalacak. IMF politikalarına teslim olduğunun itirafı anlamına gelen bu açıklamayı Baykal şöyle sürdürdü:

“CHP’nin uygulayacağı politikalar da bu doğrultuda olacak. Ekonominin giderek globalleşmekte olduğu, sermaye hareketlerinin ekonominin ayrılmaz bir parçasını oluşturduğu, ticaretin giderek serbestleşmekte olduğu dikkate alınarak bir politika ortaya konacak.”

Özetle olası CHP iktidarında; yatırım için değil bir gecede tatlı kârlar elde etmek için dünya borsalarında dolaşan sıcak para ekonominin ayrılmaz parçası olmaya devam edecek. Serbestleşme adı altında eğitim, sağlık, ulaşım gibi kamusal hizmetlerin ticarileştirilmesi sürecek.

CHP, piyasa ekonomisine teslim
Yüzde 70’i yabancıların elinde olan borsa başta olmak üzere mali piyasalarda CHP konusunda var olan tedirginliği ortadan kaldırmak isteyen Baykal, “Siyasal iktidar değişse bile Türkiye’deki ekonomik kazanımı ortadan kaldıracak bir gelişme olması mümkün değil. Kurallar belli. Piyasa ekonomisi gerçeğini değiştirmeye gerek yok” diye konuştu.

AKP’nin dünya piyasalarında esen bahar havasını etkili biçimde kullanmadığı eleştirisini getiren Baykal, olası bir CHP iktidarında, Türkiye’nin kurduğu ilişkiler; yani ABD, AB, IMF ve Dünya Bankası ile kurduğu ilişkiler çıkış noktası kabul edilecek ve piyasalarda esen iyimserlik rüzgarı şiddetini artıracak.

Patronlara güvence
AKP döneminde yaratılan yandaş sermayeye ve onlara verilen ihalelere dikkat çeken Baykal’a göre “bu çok tehlikeli ve vahim bir olay.” Siyaset ile ticareti ayrıştıracağını söyleyen CHP lideri, “ticari heveslerini terk etmemiş siyasi kadroların elinde piyasa ekonomisinin dejenere olduğunu” söyledi. Patronlara bu konuda da “oyunu kuralına göre oynayacağız” mesajını veren Deniz Baykal şöyle konuştu: “Önümüzdeki dönemde, piyasa ekonomi kuralları, bu tip 'siyasi ticarileşmeye' meraklı siyasi arayışlardan arındırılmış olarak uygulanacaktır. Bu da ciddi bir güvencedir. O yüzden kimsede tereddüt olmamalı.”

Eğitim reformu da piyasaya teslim
Eğitim reformunu da piyasa koşullarına göre yapacaklarını söyleyen Baykal, bu konuda patronların sözünü dinleyeceklerini belirtti. “İlköğretimi bitirenlerin üçte ikisini iş ve meslek eğitimine, üçte birini ise akademik eğitime-üniversiteye doğru gitmeli” diyen CHP Genel Başkanı, “piyasayla, odalarla işbirliği içinde, onların ihtiyaç duyduğu insanları onların istediği biçimde yetiştirmek lazım” yaklaşımıyla AKP’den hiçbir farkı olmadığını ortaya koydu.
Yasa Meclis'te görüşülürken AKP ve CHP'liler arasında tartışma yaşandı. AKP'liler polisin üniversitelere rektör ve dekan izni olmaksızın girebilmesini sağlayan maddenin geri çekilmesini isterken CHP laik "hassasiyeti" gereği üniversitelerin polise açılmasını istedi.

soL Meclis'ten AKP'li ve CHP'li vekillerin onayıyla geçen polis yasası değişikliğinin Meclis Genel Kurulu'nda tartışılması sırasında, CHP "muhalefet görevini" yerine getirdi. AKP'nin üniversitelere polisin girmesini resmileştiren maddeyi geri çekmesine karşı çıkan CHP, üniversite kapılarının polise açılmasını savundu.

Alelacele Meclis'e gelen Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu teklifi görüşmeleri ise kerameti kendinden menkul tartışmaların yanında AKP ve CHP arasındaki laik-dindar kavgasının gerçek yüzünü ortaya koydu.

2 Haziran günü yapılan genel kurulda tartışmalara sebebiyet veren maddelerden biri olan ve ilk halinde polisin rektör veya dekan izni olmadan da üniversitelere girebilmesinin ve üniversite içinde önleme araması yapabilmesinin önünü açan madde, Genel Kurul'a gelince AKP söz konusu değişikliği geri çekip yasayı eski haliyle korumak için bir değişiklik önergesi verdi.

CHP Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık bu önergeyle ilgili söz alarak, "İzinsiz eğitim kurumları kuran, izinsiz kamp kuran adam, arkadaş benim burada huzursuzluk veriyor, dışarıdan bana baskı oluyor, gelin de burada arama yapın mı diyecek? Bu kadar komedi olur mu? Böyle komedi olur mu? İzinsiz yurt kuran, izinsiz kamp kuran adam, gelip de, arkadaşlar ben sizden izin talep ediyorum, gelin burada arama yapın, burada benim verdiğim eğitime uymayan öğrenciler var, gelin bunları alın, arama yapın mı diyecek? Suç aletleri var mı diyecek size? Arkadaşlar, bu değişikliği niye yapıyorsunuz? Bana bunu biri anlatsın" dedi.

Bu tartışmalarda yine CHP'li vekiller, söz konusu son dakika değişikliğine AKP'nin kendine yakın tarikatçı yurt ve okulları kolluk denetiminden çıkartmayı amaçladığını savunarak itiraz etti.

Israrla aydınlanmacılıktan uzak durarak düzen içi bir paylaşım kavgası biçiminde tırmandırılan irtica tartışmalarından beslenen CHP, polis yasası değişikliğine karşı en ciddi muhalefetini yine bu alandan yapmayı tercih etti. Bilimi ve özgürlüğü kalmamış, piyasacılığın egemenliğine girmiş üniversitelerin, tarihsel geleneğinden kalan son kırıntı olan polisin üniversiteye doğrudan müdahale edememesi ilkesi fiilen anlamsızlaşmış olsa da düzen ve CHP'nin bu ilkenin kağıt üzerinde bile varlığını sürdürmesine tahammülü yok.

Üniversite gençliği üzerinde herhangi bir iddiası olmayan CHP, laik-dindar tartışmalarını bahane ederek faturayı emekçi çocuklarına kesmeye çalışarak üniversitelerin daha da büyük baskı araçları haline gelmesini savunuyor ve üniversitelerde AB'ye, özelleştirmelere, bağımsızlığa. Kürt ve Türk emekçilerinin birliğine dair sesleri, üniversitelerin gündeminin Türkiye gündemi olduğu gerçeğini gören genclerin sesini kismak istiyor.


09.07.2007 14:53:20
hangi iktidar gelse birileriyle mütefiklik konumuna (yahut bela kazığına) zevkle oturacaktır.
bu tkp'de gelse öyledir , mhp ' de yahut başka partide.
sistem bunu emreder , ve siyasi parti sistemin oyuncakçığıdır.

09.07.2007 14:55:16
tkp gelse abd yle mi uzlaşma yapcak  saallarken düzeyli salla    davul bile dengi dengine

09.07.2007 15:00:28
abd'yle demedim , muhakkak birileriyle mütevfik olacak bu kazığa oturacak ve zevk alacak.

abd olmadı küba'yla yapar(ki yapacak herhangi bir döngü yoktur) , rusya'yla yapsın diyelim bak noluyor Smiley

sol'cu olmaya çalışırken önce biraz anlam-laştırmayı öğrenelim Smiley

UGraSHAMAN 09.07.2007 15:06:36
valla siyasi geçmişimizde yaşanan herşey dediklerinin delili. haklısın yani

09.07.2007 15:07:09
yapmayacak da ne yapacak? bunlar hala insanları 60 larda yaşıyor sanıyorlar. nurla dolduracaklar bizi. abd ile yapmayacak da kimle yapacak? mhp asabildi mi ki öcalanı -ki o kadar kıçını yırtmıştı öle oldu iktidar- sen abd ile müttefik olmayacaksın öle mi? sanki meclise girip iktidar olduklarında devrim olacak memlekette sanıyorlar.de get de get.

alman komünist partisi sosyal demokratlarla mücadele verirken bir işçi önderi şu lafı etmiş "sosyal demokrasinin batağına saplanacağıma devrimin alevinde yanarım."


Sayfa: [ 1 ]