|
||
| Yaratıcıyı değil ama peygamberleri ve dini reddeden insan dinlerdeki "tanrı" kavramını "tanrısal" değil "acımasız" bulan, evreni insan üstü bir gücün oluşturduğunu prensipte kabul eden, ve 'müdahil olmayan' bir yaratıcıya inanan kişi. Deizm sözcük olarak fransızca da déism, türkçe de yaradancılık veya nedentanrıcılık olarak ifade edilir. Deizm de varlığı akılla bilinebilen ve evrene karışmayan bir tanrı anlayışı hakimdir. Tanrı ilk neden olarak evreni yaratmıştır, ancak evreni yaratmakla işini bitirmiştir. Evren artık kendi yasaları ile işlemektedir. Deizm, sadece yaradan ve ilk neden olan tanrı nın başka nitelik ve güçleri üzerinde durmaz. Tanrı nın daha sonra evrene müdahale etmesi akla aykırı olup, tıpkı bir saatçinin, saatini imal edip, saati kurduktan sonra, onunla bir ilişkisinin kalmaması gibi, evrene aşkındır. İnsan için en önemli ödev, evren ve yasalarını akıl yoluyla bilmek ve anlamaktır. İşin özü kimse yaratanın arkasına din, kitap, peygamber diyerek sığınıp başkalarını suçlayamaz..... Yaradancılık.. İnsan aklına ve mantığına güvenir ve dinin dogmalarını kabul etmezler. Evrenin tanrı ya da başka bir güç ile mutlaka bir şekilde yaratılmış olduğunu bütün bunların tesadüf olamayacağını, ama bu yaratıcının iradesi olan bir varlık olmak zorunda olmadığı, her hangi bir güç olabileceğini savunan düşünce akımıdır, yaratılışa sebeb veren olay iradesi olan bir varlık değilse şu anda yaşanılanlara ya da ileride yaşanılacak olanlara karışamayacağı için deizmde din kavramı yoktur Dinlerin tanrıdan gelmediğini, fakat başka bir tanrının varolduğunu savunan görüş Önderligini jacques rousseau nun ustlendıgı dusunce akımı. tanrının varlıgı kabul edilmekte ancak kitaplar reddedilmektedir Dönemim fransız filazof ve din adamları deisme ilgi duyanları, ateismi toplum baskısı yüzünden yaşayamadıkları için böyle bir kılıfa soktuklarını ve daha ılımanlaştırdıklarını ileri sürmüşlerdir ancak ilgisi yoktur. Çünkü Deismin tanrı inancına en ufak bir sıçraması söz konusu diildir,aksine son derecede bağlıdır, sadece din,kitap,peygamber üçlüsüne karşıdır bunun da savunmasını tanrının iyi niyetliyle beraber gayet mantıklı bir şekilde yapar, dinlerin tamamen ticari güdülerle,insanları susturmak,bastırmak,kalıplara sokmak,sürü gibi yönetmek amacıyla ortaya atıldığını, ve kullarını bu kadar seven bir tanrınında dinlerle beraber ortaya çıkan savaş,katliam ve ölümleri destek vermeyeceğini savunur. Zira bambaşka dinlerde olan insanlar ha tanrıya el açıp,ha mum dikip dilekte bulunsunlar bunun ne önemi olabilir... Yaradancılık veya batı dillerindeki karşılığı ile deizm, yalnızca Tanrı'nın yaratıcı olma özelliğine ağırlık verir. Bu görüşe göre dünyadan ayrı yani aşkın bir Tanrı vardır ve o, dünyayı veya evreni zaman içinde, bilgisine ve iradesine uygun olarak yaratmıştır. Yalnız bu görüş, teizmden farklı olarak Tanrı'nın bu yaratımdan sonra artık dünyada olup biten şeylere müdahale etmediğini veya çok nadir olarak müdahale ettiğini ileri sürer. DEİZM Deizm sözcük olarak Fransızca’da: “Déisme”, Türkçe’de: “Yaradancılık” veya “Nedentanrıcılık” olarak ifade edilir. Kavram olarak Deizm, ilk olarak XVI. yüzyılda İngiltere’de ortaya atıldı. Lâtince’de Tanrı anlamındaki "Deus" sözcüğünden türetilmiş ve özgür düşüncecilerin (kiliseye bağlı olmayanların) Tanrı inancını betimlemek için ortaya konmuştu. Önceleri “Tanrıtanımazlık” (ateizm) karşısında, “Tanrıcılık” ya da “Tanrının varlığına inanmak” anlamında kullanıldı. Daha sonra “Yaratıcı-Tanrı” anlamına gelen "Teizm" sözcüğü benimsenince "Deizm", varlığı akılla bilinebilen ve evrene karışmayan bir Tanrı anlayışı olarak kendine özgü felsefi bir nitelik kazandı. Deizmi, Ortaçağ Avrupa’sında Hıristiyan din adamlarının, Kilisenin ve papaların menfaat ve hükümranlıklarını sürdürebilmeleri için ortaya attıkları dışkutsal dogmalara ve “Tanrı adına” diyerek halkın inançlarına, bilim dünyasına ve devlet yönetimlerine yaptıkları müdahale ve baskılara bir karşı tepki olarak oluşan, felsefi bir düşünce ve inanç sistemi olarak ifade etmek olasıdır. XVI. yüzyılda Rönesans hareketi hızla Kıta Avrupa’sını etkisi altına almaya başlamıştı. Bu akım giderek aydınlanma hareketine dönüştü ve Kilise erki büyük ölçüde kırıldı. Kilisenin savunduğu Tanrı tasarımı vahye dayalı ve teistik bir tasarımdı. Başka bir deyişle, Kişi-Tanrı tasarımıydı. Aydınlar, Kilise otoritesi kırarlarken, doğrudan Tanrı’yı yadsımak yerine, Tanrı tasarımını değiştirmeyi daha uygun buldular. Deizmi savunanların, kişileştirilmiş, yöneticiliği ve deneticiliği kabul edilmiş Tanrı algılayışına karşı, kişilik dışı ve yalnızca ilk neden ya da ilk devindirici olmakla yetinen bir Tanrı anlayışı ortaya koyması, Hıristiyanlığın Tanrı’sına açık bir savaş ilanı olmuştu. Çünkü böyle bir Tanrı’nın evren ve insan ilişkisi yalnızca bir ilk nedene bağlı tutulmuştu, o kadar. (Aristo’nun Tanrı’sı gibi). Buna karşın, vahiy, ilham, elçi (peygamber), kutsal kitap, yazgı (kader), kilise, papaz, ruhun ölümsüzlüğü gibi, kişi, kavram ve kurumların tümü yadsınmıştı. Deist anlayış içersinde, Kilisenin bilimsel çalışmalara “Tanrı” ve “Din” adına karışmaması, bilim adamlarına özgür bir ortam sağladı. Zaten, devindirdikten sonra Tanrı bile evrene karışmıyorsa, ne kişiler ne de kurumların Tanrı adına yaptırımı olamazdı. Ve yine Tanrı, evreni, dünyayı ve insanı yönetmiyorsa tarihte hiçbir şey kutsal olamazdı. Kilise, Tanrı’nın bedeni değil düpedüz insan eseriydi. Kimse onun arkasına sığınıp başkalarını suçlayamazdı. Bunun yanında Batılı bilginler doğa ile ilgili yeni bilgiler elde ettikçe, dinsel inançlara başvurmadan evreni açıklamanın olanaklı olduğunu anladılar. Ayrıca akıl, doğası gereği Tanrı’nın varolduğunu bilir, iyiyi, kötüyü ayırabilirdi. Bu nedenle otonom ve mekanik evren görüşü yandaşları "vahyi" de bir karışma olarak gördüler ve yadsıdılar. Deizme göre ; * Tanrı, ilk neden olarak evreni yaratmıştır, ancak evreni yaratmakla işini bitirmiştir. Evren artık kendi yasaları ile işlemektedir. Deizm, sadece yaradan ve ilk neden olan Tanrı’nın başka nitelik ve güçleri üzerinde durmaz. Tanrı’nın daha sonra evrene müdahale etmesi akla aykırı olup, tıpkı bir saatçinin, saatini imal edip, saati kurduktan sonra, onunla bir ilişkisinin kalmaması gibi, evrene aşkındır. * İnsan için en önemli ödev, evren ve yasalarını akıl yoluyla bilmek ve anlamaktır. * Dinlerdeki duygusal ve akla aykırı Tanrı kanıtlamaları gereksizdir. * Akıl, vahiyle uyum içindedir. Ya da vahiy akla uygun olmalıdır. Dinin kutsal kitabı, aklın ışığında analiz edilmeli ve mistik öğelere ve mucizelere yer verilmemelidir. Buradan da anlaşılacağı gibi, söz konusu anlayış, peygamberlere ve dinlere gerek olmadığı ve bir tür ‘’doğal din’’ [3] düşüncesini benimseyip savunmaktadır. Cherburi (1581-1648 ), J. Locke, J.J. Rousseau, Voltaire tarafından temsil edilen ve savunulan bu Tanrı anlayışı, hoşgörü ve laisizmin gelişmesinde etkili olmuştur. * Deizm anlayışındaki Tanrı, Vahiy, Kutsal Kitaplar ve Peygamberler göndermeyen bir Tanrı olup, bu anlayış Vahyi, Kutsal Kitapları ve Peygamberleri kabul etmez. Deizmi, Tanrı’yı yalnızca ilk neden olarak benimseyen ve onun başlıca nitelik ve güçleri üzerinde fikir yürütmeyen, ya da kesin tanımlamalarda bulunmayan, Tanrı kavramını kişileştirmeyen, öncelikle akıl yöntemini rehber edinen dinsel öğretilerin genel adı” şeklinde özetleyebiliriz. Deizm hiç kuşkusuz bir Tanrı inancıdır, ancak o Tanrı’nın belli hiçbir dini yoktur. deizm le ilgili ilginç bir alıntı İslamın bir çok çesidi vardir: pratikte deist görünümlü islamcı tipi: Bu tipteki kişiler İslamın hükümlerini uygulamakla pek işi olmayan insanlardır. pratik bir deistten hiç bir farkları yoktur. Bir Allah'a inanırlar. Fazla "kuracalamazlar", ' islamın hükümlerini de yerine getiremiyorum ama..' diye dövünürler. Kadın tipleri 'evet islamın başörtmeyi emrettiğini' ama kendisinin bu emri yerine getiremeyeceğini söylerler. Erkekleri de aynı şekilde ibadetleri felan yapmazlar. Yani 'evet bu hükümleri yerine getirmediğimiz için cehennemde cayır cayır yanacağımızın farkındayız' duruşundadırlar. Polemiğe filan girmezler. 'allah vardır, ama emirleri uygulayamıycaz' diye düşünürler. Sosyete güzel bir örnektir. Dünyanın yaratıcısının dünyadan bağımsız bir kavram olduğunu dünyada olan bitene karışmadığını ve dolayısıyla da din kavramının olmadığını düşünen insanlardır Ateistlerden farklı olarak allah'ın varlığına inanan ama bir şekilde dinlere olan inançlarını yitirmiş. dinlerin saptırılmış ve amaç dışına çıkmış olduğuna inanan kimseler. İbadetlerinin belli bir sabit şekli yoktur, kişiye göre değişir. zaten olmaması da gerekir. Tüm dünya böyle olsa ne savaşlar kalır ne de *''gavurlar'' |
||
|
||
| Deistlere sorularım: Deistler muhteşem bir kainat olduğunu bilmelerine ve tanrıyı bilmelerine rağmen, Tanrı'ya hayranlıklarını gösterme , şükranlarını sunma isteği, saygılarını belirtme isteği duymazlar mı? Dünyadaki kötülüklere (savaş,afet, katliamlar,tecavüzlere vs..) Tanrının izin vermesini nasıl açıklarlar? |
||
|
||
| en iyi hayranlık göstergesi içten gelen bir teşekkür ve öğrenmektir yeryüzündeki kötülüklerin sebebi cehalet öğrenmemektir insan us unu kurcaladığı zaman her türlü kötülüğü yener böylece insan us un ve öğrenmenin önemini kavrayarak tanrıyı daha iyi anlar. |
||
|
||
| Dünyadaki kötülüklere (savaş, afet, katliamlar,tecavüzler vs..) Tanrının izin vermesini nasıl açıklarlar? | ||
|
||
güzel soru gelince devam edicem anka şu an çıkmam lazım yukardaki yazım aslında bir cevap ama açmak lazım tabi
|
||
|
||
| Lütfen soruma dikkat: Kötülüklerin sebebini sormuyorum.Sana göre "dinler" olabilir. Ben senin bildiğin Tanrı neden bu kötülüklere izin veriyor diye soruyorum. Dinler bunların bir "imtihan-sınav" olduğunu, insanın "kendi özgür iradesi"yle kutsalı bulabileceğini söyler. Peki deistler bu "kötülükler"in ne olduğunu düşünüyor? |
||
|
||
| tanrı denilen -ne anlamlar yüklediniz bilmiyorum ama- şeyin görevi bir an'lık vardı ve bitti.bing bang gibi bir kere patladı ve devamı ondan parça alarak var oldu. ben de bir deistim. ama tanrı şu anda tatilde/sürgünde/vs.. bir yerde.belki iç cebimde , kim bilebilir ? |
||
|
||
| deistlere göre "zaman" var mı? | ||
|
||
| buna birçok farklı cevap çıkabilir | ||
|
||
Yok Öyle Yağamdan Mal Kaçırma Mantığı; Hadi Canım Sizde Kimi Kandırıyorsunuz. Ohhh Ne Ala Ne Ala. Nerde O Yoğurt'un Bolluğu.Sen Disipline Edilmemiş Ve Başı Boş Bir Kaninat İstiyorsun. Bir Sistem ki, Her Türlü Varoluşu ve İşleyişi Mutlak Kurallara Bağlı Olacak, h2o'nun Su Olması Gibi, Suyun Donma ve Kaynama Sabitliği ve Binlercde Fiziksel Kuralları Gibi Kurallar Olacak ve Bunlara Hükmeden İnsan Yaratıcı Tarafından Yaratılıp Evren Emrine Verilip Kuralsız ve Başıboş Hele Hele Ceza Hukuku Olmadan Salınacak Çayıra. Güldürmeyin Buna Darvin Bilem Güler...Sen Tanrısal Güç Var Ama Tepede Oturmuş Alemi Seyreyleyen Bir Dede mi Sanıyorsun. Güldüm, Güldün, Güldük, Güldünüz, Güldük, Gülüyorlar, Güldürme Bence...... |
||
|
||
| işte beyin hücreleri noksan olanlar bu yorumu çıkarabilir ancak.git başka yerde egolarını tatmin et. | ||
|
||
| deizmi açıklamak için ilk önce birçok kavramı anlayabilmek gerekir olasılık inanmak bilmek neden sonuç iylik kötülük us uzun bir konu olucak anka |
||
|
||
| Ben okumaya hazırım flzf..Buyur..Nasıl bir mantık çerçevesinde görülebiliyor deizm merak ediyorum. | ||
|
||
ufak ve güzel bir soru cevapla olaya başlıyalım turan dursun sitesinden ![]() DEİZM NEDİR? Tüm dinleri rededen ancak tanrının varlığına inanan inanç şeklidir. Dinler rededildiği için peygamberler, kutsal kitaplar, cennet ve cehennem, melek, şeytan gibi kavramların hiçbirinin deizm inancında yeri yoktur. Sadece evreni ve doğa kanunlarını koyan, bunun ardından evrene ve insanlığa hiç bir müdahalesi olmayan tanrıya inanılır. Bu tek inancın kaynağı, dolaysız yoldan algılarımızla doğaya ve insanın yapısına duyulan hayranlık ve bunları bir yaratan (tanrı) olması gerektiğine olan inançtır. Deizmde ibadetlerin ve dinsel ritüellerin olmamasından dolayı ateistler ile deistler arasında günlük hayatta, pratik anlamda bir farklılık yoktur. Deizm, evrim teorisine karşı değildir. Deizme göre insan, tanrının oluşturduğu kurallar çerçevesinde, daha ilkel canlıların evrimleşmesi sonucu oluşmuş olabilir. Bir tanrıya inanmak, o tanrının, insanı aşama geçirmeksizin bir anda yarattığı fikrine de inanmayı gerektirmez. Semavi dinlerde yani Musevilik, Hıristiyanlık, İslam gibi dinlerde insanın, önceden evrim geçirmeksizin yaratıldığına inanılır. Bu inanış deizmde yoktur. Sorular ve Yanıtlar: Deizm neye dayanır? Akıla ve doğaya. Evrene bakınca bir düzen görürüz ve bu düzen bizi bir tanrı ya da tasarımcı inancına götürür. Deizm ateizmin bir çeşiti midir? Hayır. Ateizm tanrıyı reddeder. Deizme göre tanrı vardır. Deizm dinleri reddeder. Eğer deism tanrı inancını kabul ediyorsa deizm ve yahudilik, islam, hıristiyanlık gibi diğer dinler arasında ne fark vardır? Deizm yukarda da geçtiği gibi doğaya ve akla dayanır, vahye dayanmaz. Diğer tüm dinler vahye ya da kutsal kitaplara dayalıdırlar. Deizmde bir rahibe papaza ya da imama gerek yoktur. Deismde ihtiyaç olan tek şey kendi sağduyumuz ve düşünme becerimizdir. Deistler tanrının evreni yaratıp geri çekildiğine mi inanıyorlar? Bazı deistler öyle düşünüyor, bazı deistler tanrının insan davranışlarına müdahale edebileceğini düşünüyor. Örneğin, George Washington Long Island'dan çekilme ya da teslim olma arasında daha riskli olan çekilmeyi seçmiştir ve kendisine niye daha riskli olanı seçtiği sorulduğunda, bunun yapabileceğinin en iyisi olduğunu ve gerisinin tanrının taktiri olduğunu söylemiştir. Deistler dua ederler mi? Sadece şükür ve teşekkür için dua edebilirler, tanrıya dikte etmezler. Dua için belli bir yer ve zaman, belirli bir vücut duruşları yoktur. Deistler tanrıyı nasıl görürler? Tanrıyı istediği kadar gücü olan ölümsüz bir varlık olarak görürüz. Albert Einstein' dan alıntı deizmin tanrı tanımı için iyi bir örnek olacaktır: " Benim dinim kendini zayıf aklımızla algılamamız zor olan sonsuz güç sahibi üstün ruha alçak gönüllü bir şekilde hayran olmaktan ibarettir. Bu üstün düşünen gücün duyguları derinden etkileyen ikna ediciliği, ki bu kendini anlamak mümkün olmayan evrende ifşa eder, benim tanrı anlayışımı oluşturur" Deizm bir mezhep midir? Deizmin bir mezhep olması mümkün değildir çünkü Deizm kendine dayanmayı öğretir ve insanları daima akıllarını kullanmaya teşvik eder. Deizm bedeli ne olursa olsun otoriteyi sorgulamayı öğretir. Deizm vahye dayalı dinler gibi muhakemesi olmayan iddialarda bulunmaz. Vahye dayalı dinler insanları tanrının söylediklerine teslimiyete ya da bu sözlere karşı düşünme gücünüzü ertelemeye çağırır. Bunu iman olarak adlandırırlar. Örneğin, Musa'nın denizi yardığına ya da İsanın suyun üstünde yürüdüğüne ya da Muhammedin Kuran'ı bir melekten aldığına inanmak ne kadar mantıklıdır? Deizmin dünyadaki fenalıklara karşı cevabı nedir? Dünyadaki fenalıkların büyük bir kısmı eğer tanrı vergisi aklımızı kucaklasaydık ortadan kalkabilirdi. Unutulmamalıdır ki, Doğanın bulduğumuz ve ilerlemekte kullandığımız bütün kanunları, bilgisayardan tıppa ve uzay yolculuğuna kadar önceden beri vardı. Ama biz bilgimizi ilerletmek ve öğrenmek yerine batıl itikadları ve korkuyu seçtik. Başarının gereği olan zor işleri becermektense kendi davranışlarımızdan sorumlu olmadığımızı düşünmek daha çok yatıştırıcıdır. Deizm her soruya bir cevabının olduğunu iddia etmemektedir, deizm sadece bu sorulara giden doğru yolda olma iddiasındadır. özgür irade :varlığın hiçbir baskı altında kalmadan istediği eylemleri gerçekleştirebilmesidir.bir varlık diğer bir varlığa özgür irade verebilmek için ne yapmalıdır. benim cevabım sadece bilinç vermeli her varlığa verdiği imkanı onada tanımalıdır sizinki nedir ? |
||
|
||
...Dünyadaki fenalıkların büyük bir kısmı eğer tanrı vergisi aklımızı kucaklasaydık ortadan kalkabilirdi. Unutulmamalıdır ki, Doğanın bulduğumuz ve ilerlemekte kullandığımız bütün kanunları, bilgisayardan tıppa ve uzay yolculuğuna kadar önceden beri vardı. Ama biz bilgimizi ilerletmek ve öğrenmek yerine batıl itikadları ve korkuyu seçtik. Başarının gereği olan zor işleri becermektense kendi davranışlarımızdan sorumlu olmadığımızı düşünmek daha çok yatıştırıcıdır. Deizm her soruya bir cevabının olduğunu iddia etmemektedir, deizm sadece bu sorulara giden doğru yolda olma iddiasındadır. Anladığım kadarıyla Deizm bir noktadan sonra "bilinemezci" (yarı-Agnostik gibi) takılıyor. Şöyle ki "Yaratıcı kesin var, ama hayatlara müdahale ediyor mu, etmiyor mu ne kadar ediyor bilmiyorum, bu sorulara cevap vermekle de uğraşmam" diyor. Öyle mi? Peki desitlere göre İNSAN herhangi bir yaratık mıdır, yoksa Tanrı için "özel" bir önemi var mıdır? Bir de cennet ve cehennemi neden kesin olarak reddederler?Belki vardır demek lazım değil mi? Sonuçta bir yaratıcı olduğuna inanıyorsak, ölümden sonra hayatı da yaratmış olabilir diye düşünülemez mi? |
||