SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dış Politika

Konu: Rusya'nın yeni Avrasya algılaması

Sayfa: [ 1 ]

ay_danscisi 09.07.2007 10:49:58
Dimitri Shlapentokh

MOSKOVA- Rus milliyetçileri açısından zor günler yaşanıyor. Ya, ülkede hakim olmaya çalışan liberallerin kanadında yer alıp, Rusya’nın zaman içinde Avrupa’da erimesine şahit olacaklar, ya da geleneksel Avrasyacı güçlerin peşine takılıp yeni bir Rus-Türk imparatorluğunun doğuşunu yakalayacaklar. Vladimir Putin’in son manevraları, Avrasyacıların güçlendiğini işaret ediyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana, kendilerine sağlıklı bir rota çizmekte zorlanan Rus milliyetçiler açısından artık, karar verme zamanının geldiği anlaşılıyor. Çeçenistan’da hala süren savaş, Kafkasya ve hatta Orta Asya’da zaman zaman alevlenen gerilimler nedeniyle, kendilerini, beraber yaşadıkları Müslümanlar ile çatışır halde bulanlar, belki de Tatarlar’ın açtığı son yoldan yürümeyi tercih edecekler.

Ötedenberi Ruslar ile son derece iyi komşuluk ilişkileri içinde yaşayan Tataristan’ın tarihi Kazan kentinin bininci kuruluş yıldönümünde söylenilenler dünyanın gündemine adım adım bir Türk-Rus ittifakından doğan yeni bir imparatorluğu taşıdı.

Milliyetçi Zavtra gazetesine yansıyan görüşlere göre, çoğunluğu Türk asıllı Müslümanlar ile Ortodoks Ruslar’ın yer yer çatışmaları veya tarihin içinde yer almış ittifaklarını canlandırmamaları giderek herkes açısından büyük bir yıkım anlamına gelecekti.

Söylenilenler açıktı: Rusya Federasyonu içinde toplam sayıları bugün için 25 milyonu bulan Müslümanlar artık, Rusya’nın yönetiminde eşit haklara ve yetkilere sahip olarak, yeni bir dönemin başlamasının yolunu açmalıydılar.

Rusya’daki azınlıklar konusundaki Amerikalı uzman Paul Goble’a göre, Rus nüusun 1989 yılından bu yana düzenli olarak azalması, buna karşılık Müslümanlar’ın güçlü aile bağlarıyla birlikte düzenli olarak artmaları, önümüzdeki 50 yıl içinde Rusya’nın, dünyanın en büyük Müslüman ülkelerinden biri olmasına neden olacaktı.

Şimdi yapılan açıklamalar ise, zaten bu nüfus yeniden yapılanmasının doğal uzantılarından başka bir anlam ifade etmiyordu.

Rusya lideri Vladimir Putin’in ise, Kazan’daki törenlerde yaptığı duygu yüklü konuşmada ülkesini “İslam’ın en güçlü dayanağı” olarak değerlendirmesi dikkat çekiciydi.

Aslında, Rusya’da yaşanılanlar, ülkenin 19.yüzyılda yaşanılan ayrışmalarının yeniden su yüzüne çıkması olarak değerlendirilebilir. Çarlık Rusya’nın sınırları çok geniş bir imparatorluğu bütün etnik ve dini grupları aynı çatı altında toplayarak yönetmesinin perde arkasında, bugün Rus siyasetine “Avrasyacı” olarak yansıyan görüşlerin büyük önemi vardı.

Avrasyacılar, Rus devlet geleneğinin ve hatta Rus kültürel yaşamının başlangıç noktasını, Moğollar’ın Batı’ya doğru yürüyüşüne bağlıyorlardı. Rusya devlet kavramı, Moğollar ile başlamış, daha sonra bölgede Tatar olarak adlandırılan bu insanların devlet prensipleri ilerleyen yıllarda, Rusya İmparatorluğu’nun da merkezini oluşturmuşlardı.

Avrasyacı yaklaşıma göre, bugün Müslüman Tatarlar veya Müslüman diğer Türk kavimleriyle Ortodoks Ruslar genetik akrabaydılar ve birbirlerinden ayrılmaları mümkün değildi.

Nitekim, Çarlık Rusya’sının yıkılmasından sonra kendini Bolşevik milliyetçiliği formunda bir kez daha gösteren bu hareket Sovyetler Birliği’nin “halkların kardeşliği” prensibi çerçevesine oturmasına neden oldu. Sovyetler Birliği’nde, etnik ve dini hassasiyetlerin ötesinde yeni bir Sovyet toplumu doğuyordu ve bu yapılanmada, Ruslar ile Türkler zaten kardeş olarak değerlendiriliyordu.

Avrasyacı hareketin geçmişten günümüze taşıdığı örneklemeler açısından, Moğollar’ın dini özgürlüklere duydukları saygıyı öne çıkartmaları da dikkat çekiciydi.

Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Rus milliyetçi hareketi, bir süre için, Avrasyacı çizgiden çok, liberal kanadı dışlayan aşırı Ortodoks muhafazakar çizgiye kaymayı tercih etti.

Bu görüşe göre, zaten, Rus demek, günü geldiğinde kendi yaşamını bile, vatanı için sonlandıran fedakar bir insan demekti ve Ortodoksluk bu çizginin vazgeçilmez bir unsuruydu.

Fakat gerçek olan, henüz 16 yaşına gelmiş Rus genç kızlarından en tepedeki bakanlara kadar herkesin kendini satılık ilan ettiği ve sosyal erozyonun had safhaya ulaştığı bir ülkeydi.

Buna karşılık Rusya Federasyonu içindeki Müslümanlar çok güçlü aile bağları, özellikle, “otoriter baba” geleneğiyle, Rusya’nın yaşamakta olduğu sosyal çöküşe karşı direnmeyi başarıyorlardı.

Sonuç şaşırtıcı bir noktaya ulaştı, ve Batı’nın Ruslar’ı ileri sürdü dejenerasyon ile cezalandırıp yok etmeye çalıştığına inanan milyonlarca Rus’un din değiştirerek Müslüman oldukları ve ailelerini bu yolla korudukları izlendi.

Bütün bu gelişmeler, Rus milliyetçilerinin an cümlelerinden birinin de tarihe karışmasına neden oluyordu: Ortodoksluk güçlü bir Rus milliyetçiliği için vaz geçilmez bir kavram değildi. Aksine, Batı’nın saldırılarına karşı kendilerini ve ailelerinin korumak isteyen Ruslar’ın Müslümanlığı seçmeleri bunun aksini işaret ediyordu.

Ayrıca, Avrupa’nın “kardeş Slavlar” olarak değerlendirilen Çek, Slovak, Polonyalı, hatta Sırpları bile zayıfladığı anda Rus halkına sırtını dönmüştü ama, Avrasya’da aynı kaderi paylaştıkları hiçbir Türk halkı, Ruslar’a bu tür bir davranış sergilememiş, aksine zor günlerinde, Ruslar’ın zorluğunu paylaşmayı tercih etmişlerdi.

O halde, “kardeş Slav halkları” bir efsane, “dost Türk halkları” bir gerçekti.

Nitekim, Rusya’nın, Batı’nın saldırılarına ve ülkeyi giderek daha da küçültmeye ve etkisiz hale getirmeye dönük manevralarının önünü ancak Müslüman Türk gruplar ile yakın işbirliği geliştirerek kurtulacağına inanılması, Putin’in Türk halklarıyla yakın işbirliğini geliştirmesine de neden oldu.

Rusya, bir kez daha Kazak, Özbek ve Kırgızlar ile tarihsel ilişkilerine dönerken, Azerbaycan ile çok özel bağlar kurmayı tercih etti.

Rusya’nın içinde ise, Avrasya’cı iki parti, artık, Müslüman Türk asıllı Rusya vatandaşlarının ülke yönetimine aktif katılımı için kolları sıvamıştı.

Artık herkesin çok iyi bildiği bir gerçek var: Rusya, hem Müslümanlaşıyor, hem de Türkleşiyor. Bu gelişme, çok yakında, Rusya’nın yönetici kadrolarında köklü değişimlere yol açacak gibi görünüyor.


Sayfa: [ 1 ]