SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Bu Hükümet de Birgün "Doğal Seleksiyona" Uğrar

Sayfa: [ 1 ]

08.07.2007 23:49:59
Gericileşen bilim mi, üniversiteler mi? Sorun nerede? Evrim teorisi neden bu kadar kabullenilmez geliyor? Kadrolaşan gerici AKP mi? Bilim adamları düzene göre şekil aldıkça belirleyen gericilik mi oluyor? Bütün dertleri ortaya döktük, şimdi çıkalım işin içinden…
Her gün ayrı bir gündemle karşılaşıyoruz: imam hatip liseleri, türban meselesi, evrim tartışmaları, ilköğretim okullarına gezdirilen fosil sergileri, “aydınlık" yüzlü kafaları kapalı öğrenciler vb. Sayın hükümetimizin yönetimde olduğu şu 5 senedir bu tip haberleri daha fazla tartışır hale geldik. AKP dinci gericiliği ile bilim çevrelerinin korkulu rüyası haline geldi, liberalizmi ile de bir hülya dünyasına soktu. Eğitimde gericileşme dönemine girilmedi, sanki dinci gericilik piyasayı oluşturur hale geldi. AKP'nin gerici siyasetinden nasibini ilkokulundan üniversitesine, enstitüsüne kadar bütün kurumlar aldı. Üniversitelerimizde tarikatların yoğunlaştığını gördük. Safsata anketlerinde Havva ile Adem’den geldiğimizi söyleyen biyologların, tıpçıların arttığını gördük. Doğal olarak bu bilimsel üretime de yansıdı. Belki yeni değil bu gelişmeler ama bugün daha ayyuka çıkan oyunlar oynanır hale geldi eğitimde dinci gericiliği meşrulaştırmak için. Din eğitiminde yapılanlar yetmedi, tazecik beyinlere patates baskısından fosilimsi şeyler gösterildi. Bunların yolunu açan aynı hükümet bilimsel araştırmalara fonu da kıstı. Denklem basit: ağacın yaşken başını örttüler, beynine tıkaçlar taktılar, açılmasın diye bunları eğiten kadroları da yerleştirdiler; sonra üniversitelerde öbek öbek Fettullah taraftarı bilim adamımız oldu, bunlar da geldi bilimin kadrolarına yerleşti.

Şimdi bunların AKP ile bağlantısını doğru kurma zamanıdır. Önce gaz ve toz bulutu vardı… Önce Tayyip Erdoğan din eğitiminin bilime karşı bir araç olduğunu farketti. Ama hiçbir zaman asıl derdi bilimi karşısına almak olmadı. Amerika hesabı: Pazar oluşturabilecek kadar ilerlemesine izin ver sonra sat. Bilimsel üretim için ayrılan fonların düşmesi bir veridir, ama bu düzen için hiçbir zaman özel bir tercih olmamıştır. TÜBİTAK'ta yolsuzluklara karşı yapılan değişikliklerin altında AKP'nin kendisiyle daha uyumlu, daha liberal, daha dışa bağımlı bir kadro arayışı yatmaktadır. TÜBİTAK'ın son süreçte evrim kitaplarının yeniden basılmasını durdurması hükümete yaranma arayışının bir sonucudur. Ama aynı kadrolar bir o kadar da Avrupa Birliği'ne bağımlıdır. Çünkü bu hükümet döneminde 6. Çerçeve Programı’na para yatırılması onaylanmıştır. Tek ve biricik araştırma kurumumuz TÜBİTAK'ta yerleşen ve yerleştirilen gerici kadroların hesabı yeni yasa değişikliğiyle açıklanamaz. AKP üniversitelerde dinci gericiliğin alanını açarak, bunu bir piyasa haline getirerek ulaşmak istediğine zaten yasa değişikliği olmaksızın ulaşmıştır. Artık bundan sonra da yaratılışçılığın savunulması için yeni yasalarla yeni kadroların yerleştirilmesine ihtiyaç yoktur; çünkü pazar bu yönde yeteri kadar geliştirilmiştir!

Piyasaya üreten bir bilimin veya bilim kurumunun bugün o piyasanın temellerini sağlam atmış olan AKP'ye ihtiyacı vardır.

Bu konunun bu kadar karanlık bir tablo çiziyor olması aydınlık bir gelecek umudu olmayanlar için geçerlidir. AKP gibiler sadece bilimin uygulama kısmını şekillendirebilir. Oysa bilim doğası gereği ilericidir, aynen bir bilim adamının doğası gereği inatçı olması gibi.

Toz ve gaz bulutu da sonunda modern dünyaya, yani sayın Erdoğan ve kadrolarının gerçekle karşı karşıya kalacağı o “ahiret" gününe evrilecektir.
 
 


Sayfa: [ 1 ]