|
||
| TAŞLARIN DUASI Çıplak ayaklarımızı kesecek taşların duası dindi. ve bir ayrılık adı fısıldandı bize Kim ki kendi ölümünü sezmez, O ölecekti. |
||
|
||
| AN VE MASAL Güneşin ve suyun tadıyla Uçunca bulutların tarlasına Orada gece yok Gece olmuyor uzaklarda Boynumda gümüş bir kafes Sadakatsiz bir cariye gibi Uzanıp kıvrıldım ayın ortasına O bir dede Ben bir tanrıça Günlerce uçtuk alacakaranlıkta Boynum ince Kalbim boş Sürdüm yüzümü ağaçlara Rüzgâra sürdüm gözlerimi acıyla Geçtiğim yollar Ve uçtuğum O gecesiz gökyüzü Bulutların tarlasında oturan Tanrı kadar yorgun Fısıldadılar: An ve masal An ve masal Bejan MATUR BEYAZ MESELÂ İnsan duvarları olmayan tapınakta Bir gece uyusa Sanıyor ki kederi azalacak. Ama yetmiyor Bezler bağlıyor Bulduğu her ağaca. Hikâyeler anlatıyor İnanıyor aşkın hep olacağına. Oysa aşk biter Dinginliği başlar göllerin. Bekleyiş, Sonsuz mavi bir göz olur Camdan ve gittikçe uzayan. Acı verir bazan renkler Beyaz meselâ Kuş gibidir insan beyaz bir yatakta Ölümü gibi çocukların Soluğu kesik Suda dolaşan. Bir kaya mezarında ağlayan adam Ölülerini suya ve göğe gömüp, Gelir acısıyla avunmaya. Dua ve kuş gibidir zaman Bir şey olur bulutlara, Bir ağırlık Bir koyuluk taşırlar uzaktan. Tuhaf yitik hayatların Seslerini doldururlar kovuklara. Bir şey olur Sarnıçtaki sularda Unutulmuş anahtar parlayınca Yağmurumuz der biri Sarnıçlarımızda gizli Acımız avuçlarımızda. Bejan MATUR |
||