|
||
| Şanlı tarihimizdeki kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Bu zaferin Türk tarihi içinde ayrı bir yeri vardır. Hâlâ gözler onunla yaşarır, yürekler onunla ürperir, düşünceler onunla yücelir. Bu gün meydana gelmiş gibi canlıdır. Unutulmamıştır. Unutulamaz da... Neden? Çünkü o, anaların gözyaşı, Mehmetçiğin canı ve kanıdır. Destanlar, genelde bir kısım olmamış hadiselerin olanlara ilavesiyle ortaya çıkmıştır. Halbuki Çanakkale zaferi bütünüyle yaşanmış, inanılmaz hadiselerden oluşan bir destandır. Çanakkale Zaferi, Birinci dünya savaşında Kahraman yiğitlerimizin cihanı hayrette bırakan başlı başına gerçek bir iman ve eşsiz bir kahramanlık destanıdır. Çanakkale Zaferi, Müslüman Türkün, iman ve azminin, güç ve kuvvetinin canlı bir belgesi, mağrur ve zalim küfrün hakkın karşısında mağlubiyeti ve maddenin mana önünde ezilip yok olmasıdır. Çanakkale Zaferi, ruhun maddeye, imanın insan iradesine üstünlüğünü haykıran ve kıyamete kadar da haykıracak olan bir destanın adıdır. Çanakkale Zaferi; ırkları, renkleri ve dilleri değişik çeşitli milletlerden oluşan, emperyalist devletlerin ve bu devletlerin sömürgelerinden topladıkları, Milli Şairimizin; “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” diyerek tarif ettiği “emperyalist güçlerin Müslümanlığı ve Türklüğü yok ekmek amacıyla ellerindeki bütün savaş araçlarıyla karadan, denizden ve havadan üzerimize saldırdığında; Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa, Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa, Cehennem olsa gelen bağrımızda söndürürüz, Bu yol ki hak yoludur. Dönme bilmez yürürüz. Diyerek bütün gücüyle düşmana karşı koyan ve o kara günlerde vatandaşlarına; Değil mi cephemizin sinesinde imân bir, Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir, Değil mi sinede birdir vuran yürek... Yılmaz Cihan yıkılsa emin ol, bu cephe sarsılmaz. Diyebilen, Türk ordusunun destanıdır. Çanakkale Zaferi, emperyalist devletlerin mağrur alınlarının seddül bahir kayalarına çarpılıp kırılması; korkunç emellerinin ebedi bir ölüme mahkum edilmesidir. Çanakkale Zaferi, köleliği hiçbir zaman kabul etmemiş ve daima efendi ve hür yaşamış Müslüman Türkün kahramanlık destanıdır. Şehitlerimizle sembolleşen Çanakkale Zaferi, olaylara mana gözüyle bakmasını bilenler için tam anlamıyla ilahi bir harekettir. Kur’an’daki Adiyât Suresi’nin sırrını taşıyan hareketler; hep ilâhi hikmetin tecellisi olmuşlardır. “Allah yolunda koştukça koşanlar, kıvılcımlar saçanlar, sabah sabah akına çıkanlar, tozu dumana katanlar, düşmanının ortasından dalanlar hakkı için” ayetlerindeki sır, Çanakkale Zaferinde mevcuttur. Çanakkale Zaferi, vatanı ve milleti, dini ve Devleti için canını Allah yolunda feda eden, yıkanmadan kanlı gömleğiyle kara toprağa giren ve hakkın rızasına eren şehitlerin destanıdır. Anafartalar Komutanı ve Devletimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale’deki Türk Askerinin manevi gücünü şöyle anlatıyor; “Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıbta edilecek îtidal ve tevekkül ki, öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiçbir terettüd bile göstermiyor, sarsılmak yok !... okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şâyân-ı hayret ve tek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.” Çanakkale Zaferi, biricik evladını, şefkat ve muhabbetle bağrına basıp; “Oğul seni yetiştirdim hizmet eyle vatana, Ak sütümü helal etmem saldırmazsan düşmana”, diyerek cepheye uğurladığı; oğlunun da kendini cepheye gönderen anasının elini öperek; “Hakkını helal et şefkatli ana, Canım feda olsun kutsal vatana” diyerek karşılık verdiği cefâkar analar ile yiğit ve kahraman Mehmetçiklerin destanıdır. Milli Şairimiz Mehmet Akif’in, Çanakkale Şehitleri için yazdığı şiirle sohbetimi tamamlamak istiyorum. Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor ! Bir hilal uğruna Yarab ! Ne güneşler batıyor. Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, Gökten ecdat inerek öpse o pâk alnı, değer, Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi, ..... Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber. Bu duygu ve düşüncelerle bütün şehitlerimizi minnet, şükran ve saygıyla anıyor, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Çanakkale zaferinin 89 uncu yılının Türk milletine hayırlar getirmesini yüce Mevlâ’ dan niyaz ediyorum. Ne mutlu Allah yolunda koştukça koşanlara, Ne mutlu şehadet şerbetini içip de Rabbına ulaşanlara. Mehmet Emin BAYAR Din Hizmetleri Müşaviri |
||
|
||
| çanakkale görünce direkt olarak atladım konuya yani... ben çanakkale/gelibolu lu biri olarak direkt ortasından girmek istiyorum konuya.. ben memleketine aşık biriyim.. belki geçmişten belki gerçekten çok güzel yerler olduğu için tam olarak bilemiyorum ama herkese tavsiye ederim.. gidip oraları mutlaka görmelisiniz.. |
||
|
||
| BİR YOLCUYA Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir Eğil de kulak ver. Bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir! Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda, İstiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmed’in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanını kattığı yerdir. Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin, Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin Bir harbin sonunda, bütün milletin Hürriyet zevkini tattığı yerdir. Necmettin Halil ONAN |
||
|
||
| ÇANAKKALE GEÇİLMEZ Hak batıl kavgası, ezeli yazı Kafir gemileri tuttu boğazı Zehreder bizlere baharı yazı... Candan sarılarak altın yeleye Yürüyün yiğitler Çanakkale’ye!... Cenk haberi geldi beyaz duvakla Yiğit, helalini eğil de kokla, Vuslat umudunu mahşere sakla! Cennete, Resule uçmak zamanı Din için bu candan geçmek zamanı!... Mahzun mahzun eser seherin yeli Yetim minareler, söylemez dili. Çiçeği burnunda nazlı güzeli Git yiğidim, git ki dinsin kederim Kafirden korkana yiğit mi derim!... Ezanım susunca nasıl yatılır? Söyle! İman ne pahaya satılır? Karşımda bayrağım nasıl yırtılır? Tarihlerde ferman bendim, unutma!... Niğbolu’da seni yendim, unutma!... İmanın alevi sarınca yurdu Dağ dağ fidanlarım boğazda durdu. Kükreyen mehterim, tekbirle vurdu!... Baksana! Şehitler gökten geliyor Kainat bizlere yardım diliyor. Haçlının ejderi ölüm saçıyor, Binlerce fidanı dörde biçiyor. Koca Seyyid’lerim gülüp geçiyor Allah deyip topa verdiği mermi Çıkınca sulara gömüldü gemi... Cihanı salladı, şu yağız erler, Bu yolda verildi gencecik serler. Ayaklandı o gün göklerle yerler, Yamaçlar kan gölü, toprak geçilmez. Haykırınız! Çanakkale Geçilmez!... |
||
|
||
| ÇANAKKALE BİR DESTANDIR Çanakkale Zaferinin üzerinden 86 yıl geçti, ancak üzerindeki sır perdesi hala tam olarak açılama-dı. On dört ay, denizde ve karada devam eden bu savaşların günümüze vuran birçok yansıması var. Osmanlının bu son ve muhteşem kükreyişi, hem muhteşem bir kahramanlık örneğiydi, hemde emsalsiz insani güzellikler sergisiydi... Savaşa,kana,kine katılan bu güzellik, Çanakkale’yi “son insani savaş” olarak tarif etmiştir. Şimdi insanlık,her zamankinden daha çok sevgiye,dostluğa,barışa muhtaç... Bu ihtiyacı ciddi ola-rak duyanların,Çanakkale’den alacakları büyük dersler vardır. Çanakkale,eriyle subayıyla bütün bir milletin tekvücut olması demekti. Bu birlik,maddeden çok üs-tün güçlere galip gelmişti. Çanakkale Zaferi,yokluk ve yoksulluk döneminin başarısıdır. Maddi ve siyasi açıdan devletin tıkan-dığı bir dönemde meydana gelmiştir. Maddi imkanların neredeyse tabana vurduğu,düşmanların ise çok güçlü bulunduğu bir savaştır. Bu gerçeğe rağmen Çanakkale Savaşları nasıl zaferimizle sonuçlandı? Bu zaferin tek doğru izahi vardır. O da Mehmetçiğin imanıdır. “Ölürsem şehit,kalırsam gazi” dedirten iman,askerimizi kahramanlaştırmıştır. Kana,kine ve inanılmaz bir ateş sağanağına rağmen Mehmetçik,adının ilham ettiği imanı hiç unut-mamış,bir gül bahçesine girercesine şehadete koşmuştur. Yine bu imanladır ki,fedakarlığın her türlü-süne,açlığa,susuzluğa,yarabere ile yaşamaya sabırla katlanmış,yılmamış,yıkılmamıştır. Çanakkale, bir ölüm kalım savaşıdır: bütün bir milletin,mutlaka zafere odaklanmış bir şekilde “Ya zafer ya ölüm!” kararını verişidir: vatanın kapısına dayanmış ve elini gırtlağına kadar uzatmış olan düşmana “Dur!” denilmesidir. Ülkenin her köyünden,her dağ başından kopup gelen ana kuzularını arslanlaştırdığı yerin adıdır Çanakkale... Çelikten bir saldırıya karşı etten ve kemikten bir savunma demektir. Acımasızlığa,canavar-lığa,yalan yanlış ön yargılara karşı,insanlığın,vicdanın,merhametin adıdır. Çanakkale,daha önce yaşanan Trablusgarp ve Balkan Savaşlarının utancını silme fırsatıdır. Çanakkale,birlik ve bütünlüğün,okumuş ile okul görmemişin kaynaşmasının,kardeşleşmesinin şah-lanışıdır. Çanakkale,subay savaşıdır. Komutanların neferleştiği,erlerle omuz omuza,gönül gönüle “Allah Allah” diyerek hücuma geçtiği bir cihattır. Çanakkale, İngilizin,Fransızın,Rusun,Yunanın kabarmış iştahlarının karsaklarında kaldığı yerdir: kendilerine göre yaptıkları işgal programlarının,sömürme ve yutma yamyamlıklarının bozulduğu tarihtir. Çanakkale’den sonra saldırının şekli değişmiş,cepheden değil içten,açıktan değil gizliden,mertçe değil sinsice ve alçakça yöntemler devreye sokulmuştur. 18 Mart 1915 işte o tarih bir destanın yazıldığı tarihtir. Günlerdir süren savaş artık bugün kazan-lan bir zaferle süslenecektir. İlerleyen zırhlı savaş gemileri artık bir tehdit oluşturmaya başlamıştı. Ta ki 17 Mart gecesi Nusret mayın gemisi tarafından Nara Burnuna paralel olarak döşenen 26 mayının pat-lamaları duyuluncaya kadar... İngilizler ve Fransızlar daha önceden yapılan mayın arama çalışmalarına rağmen bu mayınları gözden kaçırmışlardır ve bu sayede inanılmaz derecede büyük kayıplar vermişler-dir. 18 Mart günü denizden püsküren çelik ve ateş,Mecidiye Tabyasını alt üst etmişti. Mermi yağmuru Mehmetçiği açıkta duramaz hale getirince,takım subayının emriyle hepsi sığınağa koştular. Erlerin bü-yük bölümü sığınağa girer girmez,cephaneliğe isabet eden bir mermi,hepsinin şehit olmasına sebep ol-du. Geride kalanlar,büyük bir sarsıntıyla savruldular.Bunların da bir kısmı şehit oldu. Fakat, Edremit’in Çamlık köyünden Mehmet oğlu Seyid,yara bile almamıştı,sadece bayılmıştı. Ayıl-dığında karşısında takım arkadaşı Ali’yi buldu. Etrafta onlardan başka yaşayan yoktu. Bir taraftanda düşman gemilerinden alev ve duman püskürüyordu. Seyid ve Ali savaşa devam et-mek zorundaydılar. Fakat tabyanın içinde kullanılabilir tek bir top kalmıştı. Seyid,bir tabyadaki topa,bir de denizdeki gemilere baktı.Düşmanın gemileri kıyıya iyice yaklaşmış-tı. Arkadaşına “yardım ette şu mermiyi kaldıralım” dedi. Fakat arkadaşı kalkmayacağını anlatarak geri çekildi.Çünkü bu mermilerin tanesi 276 kilo idi. Seyid israrlı bir şekilde denemek istedi. Seyid,besmelesini çekerek gülleyi kaldırmayı denedi.Gres yağına bulanmış olan mermi ellerinden kaydı. Koca Seyid,ellerini toprağa bulayıp bir daha kavradı ve “Ya Allah” diyerek omzuna aldı ve mermiyi son bir hamleyle namluya sürdü.Fakat iki arkadaşında görevleri başka olduğundan nişan al-makta zorlanıyorlardı.Bekleyecek zaman yoktu.Son bir hamleyle nişan aldılar ve en öndeki “Ocean” adlı gemiyi vurdular.İşte bu olay Çanakkale Savaşının seyrini büyük ölçüde etkilemiştir. Sadece bu değil bunun gibi daha nice kahramanlıkların yuvasıdır Çanakkale....... 18 Mart 1915 işte bu tarih bir destanın yazıldığı, Mehmetçiklerin, Mehmetçik analarının yüzünün güldüğü, duaların kabul olduğu, Allah sevgisinin ve imanının kazandığı bir tarihtir..... |
||
|
||
| böyle koyu bir milliyetçilik gerçekten sana yakışmamış tatlı kız bence milliyetçilik insanı küçülten utanılması gereken birşey çünkü ezik insanların işi bizim ırkımız insanlıktır bunu unutma pek çok insanın öldüğü bir savaşı sırf senin toplumun kazandı diye sevnçle anamazsın gerçekten çok acı bir durum |
||
|
||
| tabiki onca insanın ölmesi benimde hoşuma gitmiyor... ama milyonlarca kişi de boşuna girmemiş savaşa.. tabiki bunlar senin ve benim düşüncelerimiz... hadi anzaklar kandırılıyorlar ve çanakkale savaşına sokuluyorlar bizim milletimiz neden girmiş savaşa.. dinimizde bile savaşta ölmek, toprak, vatan uğruna kan dökmek ve kanının dökülmesi seni şehitlik ve gazilik mertebesine ulaştırıyor.. milyonlarca insan delimiydi de girdi bu savaşa? tabiki hayır bizim milletimizin yüreğinde ve aklında hep vatan aşkı ve allahın yanına gitme inancı vardı.. şehit olmak vardı... boşuna anneler oğullarının başlarına kına yakıp savaşa yollamamış "ben seni allaha kurban ediyorum" diye yürekleri çocuklarını ölüme yollamamışlar... |
||
|
||
| darkangel bizim milletimiz insanlık insanlık atom gibidir parçalanması felaket olur güzel oldu be hep söylerim artık bunu |
||
|
||
Alıntı böyle koyu bir milliyetçilik gerçekten sana yakışmamış tatlı kız Üç laf etsem TÜRKüm derim üçündebence milliyetçilik insanı küçülten utanılması gereken birşey çünkü ezik insanların işi bizim ırkımız insanlıktır bunu unutma pek çok insanın öldüğü bir savaşı sırf senin toplumun kazandı diye sevnçle anamazsın gerçekten çok acı bir durum Verecek cevabım var bana niçin de! Yetmiş iki buçuk millet içinde İşte budur gerçek farkımız bizim ! Bir Türk olarak Tarihiyle övünmesi senin neden ağrına gidiyor,anlamış değilim... Ancak Onca insanın Sadece Ulusunun Bağımsızlığı için canını feda edip, ölmesi beni nedne mutlu ediyor biliyor musun ? Çünkü bunu bugün de yapacağımızın en büyük kanıtıdır bu !!! Senin bir Ulusa iye olmaman, Ulusçuluğu küçümsemenden açıkça anlaşılıyor.. Unutma ki Ulusçular yalnızca Ulusun yararına değil, yine insanlık için çalışır.. Ama "insanlık" gibi bir ırk yok... Ayrıca Atom zaten parçalanmış durumda.. Ve bunun en büyük parçası olarak öncü etmek de bize düşer :unlem: |
||
|
||
| hepimiz sistematikte homo sapiens değil miyiz? bu sadece insanın olduğunu insanlığın daha küçük parçalara ayrılmadığını gösterir ama anlayana evet atom parçalanır ancak parçalanırsa ne olur bunu bilmiyor musun? iyi seni mutlu etsin böyle acı bir olay ama savaş herzaman aptalcadır biri dışında o da savaşın olmaması için bizim yaptığımız ve yapmaya devam edeceğimiz devriim savaşı ulusçular insanlık için değil kendi yararları için çalışır ben tüm ulusları tüm milletleri reddediyorum Yaşasın İnsanlık |
||
|
||
| Arkadaş, Atom zaten parçalanmıştır.. İnsanlık parçalanmış... ve Uluslar oluşmuştur...Ve büyük bir parça olarak da diğer parçalara yol göstermenin Humanistçe olduğunu söylüyorum, anlamıyor musun ? Ayrıca kan emicilere Bağımsızlık için verilen bir Savaşta Üstün Başarı göstermekle ben övünmeyecem de kim övünecek ? |
||
|
||
| dostum atom parçalanınca ne olur diyorum sana atom bombasının nasıl yapıldığı konusunda bir fikrin var mı insanlığın parçalanması kendisinin intiharı olmaktadır insanlık kendi kendini yokedecektir birleşmezse yeniden haticeye değil neticeye bak ne oldu savaşın ardından? o kan emicilerin elinden kurtuldu belki halk ama pek de daha iyilerinin eline düştüğü söylenemez |
||
|
||
| Zati olmuş bir ayrımı yokmuş gibi davranarak hiçbirşeye yaramaz... Bunu en az benim kadar biliyorsun... Ayrıca O savaşta Küçümsediğin başarılarla yine küçümsediğin BAĞIMSIZLIK kazanıldı... Sen bunun tadını, anlamını bilemezsin.. ABD Mandasında öküş olman seni yeterince beyhudar edecekti çünkü. |
||
|
||
| aramızdaki fark ne biliyor musun ben amerikadan nefret ediyorum oysa sen amerikanlardan nefret ediyorsun olmuş olan bu ayrım sonunu getirecektir diyorum sen yokmuş gibi göremezsin diyorsun ben bir yangının çıktığını haber veriyorum ve söndürmemiz gerektiğini söylüyorum çünkü hepimizi yakacaktır sonunda sen kendini bağımsız görüyor musun gerçekten? bu kadar saf olabilir misin? sen abdnin malısın bunu aklından çıkarma süper güç senin ülken olsa bu kez türkiyenin malı olacaksın oysa ben tüm ırkları milliyetleri reddederek özgürlüğümü kazandım gün gelecek sınırlar yıkılacak ve tüm insanlar özgür olacak... kendilerini sadece diğer hayvanlardan ayrı tutacaklar o gün gelirse biz ölmeden işte o zaman beni anlayacaksın dostum |
||