SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: U Turn!

Sayfa: [ 1 ]

02.11.2004 19:02:32
U TURN (U DÖNÜŞÜ)

Yönetmen: Oliver Stone

Senaryo: John Ridley

Oyuncular: Sean Penn (Bobby Cooper), Nick Nolte (Jake McKenna), Jennifer Lopez (Grace McKenna), Powers Boothe (Şerif Virgil Potter), Claire Danes (Jenny), Joaquin Phoenix (Toby N. Tucker), Jon Voight (Kör Adam), Billy Bob Thornton (Darell)

1997/ABD/İngilizce/97 dakika
  

(22 Temmuz Perşembe , 18:00)

Oliver Stone imzasını taşıyan U Turn, bir yabancının bir kasabaya uğramak zorunda kalmasıyla gelişen olayları konu almakta ve Amerikan yaşamını klişeleş(me)meye çalışan bir tarzda eleştirmeye çalışmaktadır.

Film, Hollywood tür (genre) filmi anlayışının kimi ‘leit motif’lerini kolaj bir üslupla izleyicinin önüne çıkarmakta ve sanki seyirciye “hadi bunları ayrıştır” demekte. Bu yaklaşım biçimi bize film noir türler-dışı(üstü) nosyonunu hatırlatmakta. Ancak gerek biçimsel, gerek içeriksel olarak film noir nosyonunu da aşarak; onu içine alacak bir şekilde daha üst bir seviyeye ulaşmaya çalışıyor, Oliver Stone. Bu farklı türleri birbirine yaklaştıran öğe olarak da türlerle dalga geçerek, ironik bir yapı kullanıyor.

Filmin temel eksenine yerleşen ironi, bizi “gülelim mi, ağlayalım mı?” açmazına doğru götürmektedir. Evet gülebilirsiniz, heyecanlanabilirsiniz, hatta merak edip bundan zevk alabilirsiniz, ayrıca akan görüntünün renk şölenine kendinizi bırakabilirsiniz. Zira izledikleriniz sadece bir film, çünkü bunlar sizi eğlendirmekle yükümlü olan bir Hollywood yönetmenin temel vazifesi ve sonuçta yaşanan şeyler de kurgusal—amiyane tabirle sanal—; istediğinize bakıp gülebilirsiniz. Tabi bu arada filmdeki tamirci amcayla birlikte olup şehirli bozması hırçın delikanlıya bakıp sinsi sinsi dalga geçebilir, kendi oyununuzu oynayabilirsiniz.

Diğer taraftan ağlayabilir, hüzünlenebilir ve hatta nefret edebilirsiniz. Zira Amerikalılar Kızılderililer’i öldürdüler! Iraklılar’ı öldürdüler! Eğer onların çıkarlarına ters düşerseniz sizi de öldürebilirler! Ama belki de çok daha önemlisi insanın yaradılıştan kötü bir doğaya sahip olma olasılığı yani “insan insanın kurdu olması” meselesi. Buradan yola çıkarak derin felsefi çıkarımlara girişebilir ve bunları günümüzle bağdaştırmaya çalışabilirsiniz…

Ama bu açmazı aştıktan sonra ortaya çıkan şey ise upuzun bir çöl, tıpkı filmdeki gibi. Tabii bu çölün farkına varmanız için hızla giden kırmızı 64 model Mustang’inizin bozulması gerekebilir. Burada yapılacak herhangi bir seçim ise kötü ile daha kötü arasında olacaktır. Zira kötülük çölün kendi koşullarında vardır. İşin belki de en kötüsü, çölde hiçbir şeyin gizli kalamaması, yapılan herşeyin–iyi yada kötü denen bütün davranışların–açıkta olması. Durum böyle olunca yalanlar bir bir meydana çıkacak, çölün sarı kumuna bulanacak... Yalan söylemek de zorlaşıyor ya da yalan söylemenin doğruyu söylemek gibi bir anlamı kalmıyor. Zira çölde herşey bir oyuna dönüşüyor ve herkes herkesin oyununun bir parçası haline geliyor. Galip kim sorusu ise “herkes mağlup”un etkisi altında gerçekle birlikte un ufak oluyor. Geride kalan ise çölün sarı kumları ve sessizliği...

 

02.11.2004 19:05:55
İzlerken artık yalvarıyordum: "nolur bit artık!, bu kadar bela bir adamı bulmazki, bit artık diye"  Smiley

Görüntüler hep olduğu gibi yine stone tarzı; akbabalarla başlayıp, siyah-beyaz lanetlerle devam eden ve yolla son bulan... cool

 


Sayfa: [ 1 ]