SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Ressamlar

Konu: Magritte

Sayfa: [ 1 ]

02.11.2004 12:56:16
Bu resim ne anlatıyor diye sor ona.Hiç bir şey diye cevap verecektir.
Belki de o kadar iyi anlatıyordur ki,o resimlerden her anlamın geçmesi mümkündür..belki.
Hani sağda solda çeşitli dergi yazılarını,kitap kapaklarını süsleyen sizi zorlayan imgeleriyle bazen belleğinizi altüst eden resimler var ya bir çok kez onun elinin kışkırtmasından sivrilmiş.
Resminin dili ışıl ışıl yanan insan.

Kısaca Magritte..
(buz)

MAGRITTE
Dr. Mehmet Üstünipek
 
 
 Aynı yıl sanat hayatını etkileyen iki önemli karşılaşma söz konusu olmuştur. Bunlardan ilki, sanat anlayışını bütünüyle değiştirecek olan Girogio de Chirico’nun resimleriyle tanışmasıdır. Chirico’nun Aşk Şarkısı adlı resminin renkli baskısını gördüğünde derinden etkilenmiştir. Metafizik resmin kurucusu olan İtalyan sanatçının tarzı onun için yol gösterici olmuştur. Hayatındaki ikinci karşılaşma ise sanatında daha kısa vadeli bir etki yaratmış olmalıdır. 1922 yılında, oldukça kişisel bir geometrik soyut tarz geliştirmiş olan Victor Servrancx’la tanışmış ve onunla soyut denemelere girişmiştir. Ancak kısa sürede soyut anlatımın onun sanatsal amaçlarına uygun olmadığını görmüştür. İlk dikkat çekici çalışmalarında kübizm- fütürizm esinli ve kadınlar ve renklerin hakim unsur olduğu duyarlı tasvirler söz konusudur.

1923 yılında ilk resmini satmış olan (Şarkıcı Evelyne Brelia’nın Portresi) Magritte, 1925 yılına gelindiğinde nesneleri sadeleştirmeyi ve soyutlamayı tamamıyla bırakarak görünebilir bütün detaylarıyla resmetmeye karar vermiştir. Nesneleri izleyenin alışık olmadığı konumlarda resmederek gerçek dünyaya meydan okumayı amaçlamaktadır. Sanatındaki bu değişimi yansıtan ilk çalışmalardan biri Noktürn (1925)’dür. Onu hepsi 1926 yılına tarihlenen Münzevi Yolcunun Düşünceleri, Saldırı Tehdidi ve ilk gerçeküstü çalışması olarak kabul edilen Kayıp Jokey izlemiştir. Bu resimler Magritte’in yerleşmiş tarzının ilk örnekleridir ve resimlerinde sürekli olarak kullanacağı pekçok imgenin erken tasvirlerini içermektedirler.  
 
Sanatçı aynı dönemde Lecombe, Mesens, Nouge, Goemans gibi ressam ve yazar arkadaşlarıyla yakın ilişki içerisinde olmuş, 1925 yılında Mesens’le birlikte sadece bir sayı yayınlanan Oesophage adlı dergiyi çıkartmış, bunu 1926 yılında üç sayı yayınlanan Marie izlemiştir.  
 
Belçika’da gerçeküstücülüğe yakın bir sanat ortamının içinde yer aldığı görülen Magritte, 1925 yılında Galeri Centaure’la bir sözleşme yapmış ve tüm zamanını resme ayırmaya başlamıştır. 1927 yılında Brüksel’deki bu galeride 61 çalışmasıyla ilk sergisini gerçekleştirmiştir.

Aynı zamanda yazar Louis Scutenaire ile tanıştığı 1927 yılında sanatçı, Georgette ile birlikte sanatsal gelişmelerin daha sıcak yaşandığı Fransa’ya, Paris yakınındaki Perreux- sur- Marne’ye taşınmıştır. Burada kısa süre içinde gerçeküstücü çevrelerle yakın ilişki kurmuş, Eluard ve Breton’la yakın bir dostluk geliştirmiştir. Rene ve Georgette Magritte, 1929 yılında Paul ve Gala Eluard ve Dali ile birlikte İspanya’yı ziyaret etmişlerdir. Magritte gerçeküstücülerin bütün çalışma ve tartışmalarına katılmış, 1929’da La Revolution Surrealiste dergisinin son sayısında resimleri yayınlanmıştır.  

(eser:kişisel değerler)


02.11.2004 12:57:05
Paris’e gelmeden önce geliştirdiği resim dilini 1930’a kadar olan dönemde geliştirme olanağını bulmuştur. İlgisiz nesnelerin uyuşmaz ilişkiler içinde yanyana getirilmesinden oluşan resimleriyle gerçeküstü anlatıma yakınlaşmıştır. Bu dönemde özellikle söz ve imge bağlantısı üzerine düşünmeye başlamış ve resimlerinde her iki unsura da yer vermiştir. 1929 yılında ilkini yaptığı Sözcüklerin Kullanılışı bir pipo tasviri ve altında Fransızca olarak yer alan bu bir pipo değildir yazısından oluşmaktadır. Söz imgeyi yadsır gibi gözükse de, gerçekten de yazının üstünde yer alan gerçek, içine tütün konup içilebilecek bir pipo değildir. Söz ve imge arasındaki bu çelişki izleyende şaşkınlık yaratmaktadır. Ancak Italo Calvino’nun vurguladığı gibi; hiçbir dil yoktur ki aldatmasın. Ya da imge midir aslında aldatan?  
 
Breton’un 1928’da yayınlanan Gerçeküstücülük ve Resim adlı kitabında Magritte’e yer vermemesi iki sanatçının arasının bozulmasına neden olmuştur. Aynı yıllarda 1930 krizinin etkileri hissedilmektedir ve Magritte’in arkadaşı Goemans, Paris galerisini kapamak zorunda kalmıştır, ayrıca pekçok galeri ve koleksiyoner sanat ortamından çekilmiştir. Bu koşullarda Magritte, Brüksel’e geri dönmüş ve ticari işlere yönelmiştir.

1930- 40 yılları Magritte’in yaşamında ekonomik açıdan sıkıntılı bir dönemi ifade etmektedir. Arkadaşlarının ve sponsorlarının desteğiyle günlük yaşamını sürdürmektedir. Ancak, yine aynı yıllarda kariyeri yükseliş içindedir. Paul Colmet, Louis Scutenaire, Marcel Marien gibi yazarlarla dostluk kurmuş, resimleri bütün önemli gerçeküstücü sergilerde görülmeye başlamıştır. Resimleri 1936 yılında New York Julian Levy Galerisi’nde ve 1938’de arkadaşı Mesens’in organizasyonuyla Londra’da sergilenmiştir.  
 
Sanatçının bu dönem resimleri arasında en tanınmış olanlardan biri 1933 tarihli İnsanlık Durumu’dur. Resim, beyaz bulutların gezindiği mavi bir gökyüzü ve içinde bir patika ve güzel bir ağacın bulunduğu manzaraya açılan perdeleri iki yana açılmış büyük bir pencerenin yer aldığı bir iç mekanı tanımlamaktadır. Ancak pencerenin hemen önünde arkadaki manzaranın devamı olan şövale üzerinde bir resim bulunmaktadır. Manzaradaki patika resimde devam etmekte, gökyüzündeki küçük bulutun bir kısmı tuvalin yüzeyini okşayarak süzülmektedir. Resmin içindeki resim imgesi, manzara imgesinin içindeki bir manzara imgesini mi sınırlamaktadır? Yoksa pencerenin açıldığı manzarada o güzel ağaç yok mudur aslında? Konunun özü; dil mi aldatır bizi yoksa imge mi? Söz konusu olan bir Magritte resmiyse galiba her ikisi de...

(eser:son jokey)


02.11.2004 17:02:19
En bilinen tablolarından biri "attemping the impossible" dır.


02.11.2004 17:05:18
İlk bakışta bu tabloyu kavrayamamışım, sonra magritte'e aşina oldukça onun sık kullandığı bir teknik olan sürreel tavuk-yumurta hikayelerini anlıyor insan...


02.11.2004 17:08:06
Magritte' in sürrealizmini gördüğünü direk veren, en ufak bir süzgece gerek duymayan acımasız bir anlatım olarak gördüm hep...


violet_violet 25.07.2007 09:00:03
magritte genelde surrealist olarak anilir.. surrealistler olarak bilinen ressamlar grubuyla siki iliskileri olmasina ragmen amaclari ve yontemleri onlardan epey farklidir.

Magritte, Euclidean Walks;



Ronesans tan beri suregelen akademik genelek; resmin hayata bakan bir pencere oldugudur..
magritte tuvalin icine bir pencere koyar, pencerenin icine bir tuval.
gercek mi resimde anlatiliyordur, resim mi gercektir?


Gercekligi sorgular..
Surrealistler genelde bilinc altina ulasmaya, oradaki.. her ne varsa orada.. seyi yakalamaya, resmetmeye calisir. Fiziksel anlamda bilinc altina inmeye calisarak cogu kez.
bazen ruyalarla, bazen kafayi bularak.


Magritte ise masasinda oturur. Evinin salonunda,
takim elbisesiyle.
dusunur. felsefi bir yoruma varir. Geleneksel resmin geleneksel stiliyle yorumunu resmeder.
Elestirir

tuvalin icindeki tuvalde, bir yol gorunur.. bir de minaremsi bina.
minare "koni" seklindedir.
Dogrusal perspektif geleneginde yollar da koni biciminde cizilir.. Minare ve yol uzaktan ayni seyler gibi gorunur.
Oysa yollar.. yolun iki kenari birbirine paraleldir..
Paralel dogrular ancak sonsuzda birbiriyle kesisir.. koninin uc noktasinda iki dogru kesismistir.
Paralel dogrular sonsuzda kesisir..
Geometri..
Euclid..
Eucledian Walks..


Ince cizgiler cizilmistir. Magritte soyleyecegini soylemistir.
Masasindan kalkar, ellerini yikar. Ustu tertemizdir.



27.04.2008 16:48:52






Sayfa: [ 1 ]