|
||
| Bizim verdiğimiz mesaj: 1.ben seninle aynı olmak istiyorum mesajımı? 2.sen benimle aynı ol mesajımı? soğuk su ve sıcak su karışınca ikiside direnir,ama ortalama sıcaklığa gelirler. aynı yapma çabasımıdır bu yoksa aynı olma çabasımıdır? ne istenebilir? neden mesela aynı yapmak istenebilirki? tavuğu yiyip insan yapmak? tavuk etini insan eti yapmak? dişi karadul gibi penisini yer vaginada ? ve erkek nasıl yedirdim ama der? yapmak mı istersin olmakmı? soru budur. Allah yapmak ister çünkü o olmuştur, kul ancak allah olmak isteyebilir mesela, olmuş olan iki noktalı ölmüşde olur. ne olmak istiyorsun diye sorarlar çocuğa? sikici olmak istiyorum olabilir bunun cevabı,yani yapmak istiyorum şeklinde. yada armut olmak istiyorum gibi. yapmak istemek yapmak isteyen olmak formatında olduğu an özgürlüğünü kaybetmiştir. olmak istemek yapmak istemek formatında olamaz. hımmmm? Ancak olduktan sonra yapmak isteyebilirsin, ve biz oldukca,yapmakmı isteyeceğiz? Olarak Allahı doğuruyoruz belki? yapmakmı istiyorsun? olmakmı? İstemeye gelelim. ne istenebilir? o "ne" bir nesnemidir? olmak nesnesel istemedir. ve ne istiyorsun derken bu imada bulunuruz. Nietzschenin insan bir köprüdür üst insana doğru demesi mantıklı, ama belkide allaha uzanan bir köprüdür o. geçenlerde televizyonda dini bir program gördüm,adamlar şeytan taşlıyordu, taşları atıp atıp duruyordu guruh. misket oynayanlar çoğunlukta,satranç oyna bakayım? ülkemizde tavla çok popüler, bu bir misket oyunudur,maymun zekasının yettiği. neden maymun zekasını dolaptan çıkarmıyor? yoksa zekasını büyütüyormu o dolapta,ve büyüdükten sonramı çıkaracak? ben zaten açgözlü ve salakım,zekamı daha yavruyken dolaptan çıkardım ve yiyorum,maratonda sona gelince depar atılır,ben erken yorulacağım,herkez beni geçecek. ama olsum,herkesin önünde birkez olsun koşabildim ya? maratonun birincisi olamayacak birisi,erken depar yapsın ve hiç olmazsa bir süreliğine birinci olsun mesela. Ama zekanı dolapta çürütme,bak maymunlar çürüttü,ve şimdi ağaçlarda zıplıyorlar, zekanı yiyeceğin zamanı bul. |
||
|
||
| Niye bir sofra vardı da size yer verilmedi mi,yoksa masanın hepsi benim olsun mu istediniz?Ama doğru,sofra yok.YOk işte.İşinize gelmedi kaydınız mı,ele avuca sığmadı diye küstün mü ,küstünüz nü?Rafta bir maske olsa severdin,severdin çünkü yüzüne takıp kral gibi gezerdin. Ama işte doğru ..yok,sofra yok.Sen varsın.Varlığının sebebi var.Bu yolu sen yürüyeceksin ,sen düşeceksin,selamını taşıma boşuna,çünkü imzaların sonu hep küflüdür.
|
||
|
||
| Tek tek yazdıklarının eleştirisini istiyorsun sen,senin derinine inmemekle suçluyorsun,ben orada art niyet görüyorum bazen o zaman sadece tavrına dair konuşuyorum ve bazen artniyet aramak için kendini kasmadığında o zaman yazdıklarında anlamı görüyorum.Zoraki övgü diyorsun,oysa küfretmediğin zamanlarda senin yazdıklarını ben gülümseyerek okuyorum.KAfandaki şablona takılmışsın,sen sadece onla konuşuyorsun,burada olmayanla konuştuğundan olsa gerek araya belki de girip diyaloğunuzu bozmak istemiyordur okuyan.. Hayır,kimsenin benle aynı olmasını istemiyorum-kişisel olarak cevap verirsem-,bir şey isteseydim,farklılığı körüklerdim,bir şey istendiği sanısından sıkıldım artık sanki,bu şuna benziyor,biri yakama yapışmış,benden bir şey iste diyor,istemiyorum basit cevabı ayaklarının istediği sağlam zemine uymayınca tekrarlamakta çareyi buluyor.Ama ,hayır,istemiyorum. Hayır,kimseyi temsil etmiyorum,çünkü kastettiğinin benim temsilime ihtiyacı yok. Olmak ve yapmak ayrımın zekice.İnsan tanrı olmak için delirir,doğru ama sadece tanrıtanırlar değil tanımadan geçenler de .İşte gene burada benim adıma karar alıyorsun-genel için-.İşte burada gene ben senin tanrı olmayı isteme potansiyelinden fazlası diğerinde yok diyorum. Ben olmak istemiyorum,oluyorum,ben yapmak istiyorum,yapacağım.Ve bunun benden başka bir şeyde sorumluluğu yok. Kul Allah olmak istemez,bu cevap yeter mi ?HAyır ,yetmiyecek ,sözcükleri dilediğince yeniden dizip gene diyeceksin aynısını,bence.. Siz sorana kadar sorulmamış olduğunu mu sanıyorsunuz,bir yerden posta geldi biz de hemen alıp yüklendik mi..Sanın,bize ne.. Hayır,bir kez olsun koştuğuna inanmıyorum,koşsan bu kadar kasılmazdın,hayır ,koşsan kendini sözlerin kıracağı sınırda aramazdın.Bunu herkesin zaten yaptığını,oyunsa yeni bir oyun kurman gerektiğini görürdün diyorum ben,koşsaydın görürdün.Sen koşmak için deliriyor ama sürekli kendine takılıyorsundur belki.. Bir de ,bırak maymuni zekalarında dolapta küflenenlerle misket oynamayı,çık satranç oyna zekasını yiyerek kendini büyütenlerle ...Yorma ,kendini diye ,sırf bu yüzden. |
||
|
||
körler sağırlar birbirini ağırlar ![]() şaka şaka ![]() ... blöf buzun dediklerine büyük oranda katılıyorum. senin vereceğin/verdiğin güzel mesajlar var ama saçmalıklar/mantık hataları da ayrıca basit bir konuyu anlatmak için kullandığın dil benim için çok yorucu. ben buza bile kızıyorum böle ters elinle kullağını gösterme diye. kimse senin dünyana girip, seni keşfedip, kelimelerinin anlamlamlarını öğrenip, seni anlamaya ve sana cevap yazmaya uğraşmaz. inan ben çok istiyorum ama bu kadar kendimi geremem. senin bir orta alan bulup bizimle orda buluşman gerekir diyaloğa girebilmemiz için. bir de insanlar sana tavır alıyor olabilir. özgürce konuşmanın bedeli de bu. sıkıntın varsa bunu kendinde ara. |
||
|
||
sen buradan daha çok türdaşından bulabileceğin bir yer bulamazsın
|
||
|
||
| ne diyim. yolun açık olsun. senin tercihin. sana kendimizi beğendirmek gibi bir niyetimiz yok. elenen elenir. bu doğru bir süreç. engel olmak istemem. |
||
|
||
| Hier sitze ich und warte, alte zerbrochene Tafeln um mich und auch neue halb beschriebene Tafeln. Wann kommt meine Stunde? Zarathustra,III,12(1) |
||
|
||
| "Oturmuş bekliyorum burda, eski kırık levhalarla yarı yazılmış yeni levhalar etrafımda. Ne zaman çalacak benim saatim?" -aşağılara iniş saatim, batış saatim! |
||
|
||
| Aber sage nur niemand, dass uns das Schicksal trenne! Wir sind's, wir! wir haben unsre Lust daran, uns in die Nacht des Unbekannten, in die kalte Fremde irgendeiner andern Welt zu stürzen, und wör' es möglich, wir verliessen der Sonne Gebiet und stürmten über des Irrsterns Grenzen hinaus.Ach! für des Menschen wilde Brust ist keine Heimat möglich; und wie der Sonne Strahl die Pflanzen der Erde, die er entfaltete, wieder versengt, so tötet der Mensch die süssen Blumen, die an seiner Brust gadeihten, die Freuden der Verwandschaft und der Liebe. Hölderlin- Hyperion,I,1 |
||
|
||
| İşte bu, dostum! Bu, bizi bütün zenginlikler içinde yoksul kılan: yalnız olamamamız: içimizdeki sevginin, yaşadığımız sürece, ölüp gitmemesi. ... Ama kimse de demesin ki bizi yazgı ayırıyor! Biziz bunu yapan, biz: biziz kendimizi bilinmezin gecesine; herhangi başka bir dünyanın soğuk yabancılığına, fırlatıp atmaktan haz alan - olabilseydi, güneşin çevresini de terkeder, yanılgı yıldızının sınırlarının ötesine saldırırdık. Ah! insanın yabanıl yüreğine denk bir yurt yok; nasıl, güneşin ışınları yeryüzünde ilkin olgunlaştırdığı bitkileri sonradan kurutup yakarsa, insan da öldürür yüreğinde gelişen tatlı çiçekleri; neşelerini, yakınlığın ve sevginin. |
||
|
||
| ...Bilmez o. Dolaşır kendi evreninde Duymadan bir nesneye gerekseme, bir tanrı Sessizliğince yürür çiçeklerinin arasında, Sakınır incinmesin diye hava, mutluluk.. Sessizdir onun evreni, coşar gönlünce Yükselen bir eğlence içinde, fışkırır Bir kıvılcım bir düşünce gibi gecesinden Yaratıcı büyünün, sokulur ışıl ışıl, Gelecek eylemlerin özleri yüreğine, Oluşan insan yaşamında, sessiz doğada, Görünür ona evren, duyar kendini bir tanrı gibi Öğelerinin içinde, bir gökçe türküdür sevinci, ... |
||
|
||
| Ne diim şimdi yani? "AMİN!"
|
||