|
||
| Kısırlaştıranlar hayvanlarını kanser gibi ölümcül hastalıklardan koruduklarını,daha uyumlu ev hayvanları haline gelmelerini sağladıklarını,aşırı çoğalmaya bağlı sorunları önlediklerini,sokakta sefalet çekecek hayvan sayısını azalttıklarını söylüyor aşağı yukarı. Kısırlaştıma karşıtlarıysa hayvanların kısırlaştırma sonucu dağasından kopmanın çatışmasını yaşadıklarını,doğanın dengesine müdahale hakkının insanda olmadığını,hayvanları eşya gibi görmenin insana yakışmadığını,kısırlaştımanın hayvansal ırkçılığa hizmet ettiğini vs. söylüyorlar. Siz ne dersiniz?Köpekler ve kediler kısırlaştırılmalı mı..Özellikle sokaktaki hayvanları toplayıp kısırlaştırmak ayrıca -seri ameliyatlarda hayvanların daha özensiz bir operasyona maruz bırakılması dolayısıyla mesela-tehlikeli midir? Not:Kısırlaştırma Dişilerde yumurtalık ve uterusun (Ovariyohysterectomi) erkeklerde testislerin (orsidektomi)alınmasıdır. (Fotoğraf sanatçı Chirori 'ye ait.) |
||
|
||
Alıntı Kısırlaştıma karşıtlarıysa hayvanların kısırlaştırma sonucu dağasından kopmanın çatışmasını yaşadıklarını,doğanın dengesine müdahale hakkının insanda olmadığını,hayvanları eşya gibi görmenin insana yakışmadığını,kısırlaştımanın hayvansal ırkçılığa hizmet ettiğini vs. söylüyorlar. doğru söylemişler.
|
||
|
||
| Canlıyı önce sahiplenip arkasından üreme hakkını elinden almak!!! :angry: | ||
|
||
| İnsan haklısın,kadın da dahil olmak üzere bütün canlıları kendi keyfine göre yeniden düzenleyebileceği bir tür eşya sanar. Şunu hatırlatmalı,sokaklardaki hayvaların toplanıp toplu kısırlaştırılması olayı.Bu evdeki hijyenik bir ortamda hayvanları kısırlaştırmaktan çok daha riskli ,tehlikeli sonuçlar içeriyor çünkü. Sırayla kesilip biçilen hayvanlar sonra sokağa salınıyor. |
||
|
||
| Bu kısırlaştırma merakı Avrupa ve Amerika'da sokak kedisini yok etti. Amaçlanan neydi? Kedi aşırı üremez, evlere dadanıp mutfakları dağıtmaz, parazit ve hastalık yaymaz, aksine farelerin (hastalık geçirdiği bilinen başka bazı hayvanların) çoğalmasını engeller. Ama insanoğlu ne yapıyor? Üzerine vazifeymiş gibi kedi ve köpeklerin doğal eleme sistemini yok ediyor. Yapısı nedeniyle solunum problemlerine meyilli, sürekli aynı küçük grup içinde çiftleştirme nedeniyle kanser türlerine eğilimli kedi ve köpekler yaratıyor. İsteyene kuyruksuz kedi veriyorlar, isteyene tüysüz kedi, isteyene kulağı kıvrılmış kedi.. Amerika'nın bir eyaletinde kedinizin kısırlaştırılmamasını, doğum yapmasını istiyorsanız devlete para ödemek zorundasınız. Tüm bunlar "cins kedi" üreten "çiftliklere" (kendileri diyor kendilerine çiftlik diye..) yarıyor.. Komplo teorisi gibi gelmesin, bazı cins kediler 2000 dolardan alıcı buluyor (bu fiyatı kedi "üretip" satan bir kişi ile olan tartışmamızdan biliyorum.. kim bilir bazı "modellere" daha ne fiyatlar isteniyor).. Aynı mecburi kısırlaştırma yasası bizdeki hayvan hakları yasasının içine de sıkıştırılmak istendi.. Neyse ki kabul edilmedi. Doğadaki tüm canlıların olduğu gibi kedilerin de doğal düşmanı olduğumuz açık. İnsanın tüketme güdüsünün sonu yok.. |
||
|
||
| Kısırlaştırma konusunu çok zamandır "sokakta zor durumda hayvan görmek hoşumuza gitmiyor, belediyeye laf söylemek de zor geldi, iyisi mi kısırlaştırıp zamanla ortadan kaldıralım" mantığıyla ele alıp bu yönde hareket eden Türjiye'nin "önde gelen" hayvan sever (!) kuruluşları bir de mobil klinik diye otobüsler icad etti. Bu araçlar aslında birer otobüs ve yanlış duymadınız: OTOBÜSTE RAHİM ALMA AMELİYATI YAPILIP HAYVANLAR 3-4 GÜN SONRA SOKAĞA SALINIYOR!!! Bir dünya yerle konuştum; kimsede herhangi bir duyarlılık oluşmadı. Mobil klinik kadıköyde 3 gün durdu ve bu süre içinde tanıdığımız tek bir veterinere karnı infeksiyonlu ve ölüm tehlikesi bulunan 10 küsür kedi gelmiş. Yanlış olan bir yaklaşımla, bir de cahil cesaretini birleştirmişler.. Siz otobüste rahim aldırır mıydınız deyince alaka kurmamak için ellerinden geleni yapıyorlar ve hatta "biz hayvan mıyız?" a vardırıyorlar.. ama kendilerini medyada "yavruları" için uğraşırken görüyoruz her daim. ve son maharet... Kedigen forumundan cinayet aktivitesi reklamı.. "Arkadaşlar, yarından itibaren bir süre FHDD-İstanbul şb.sinin mobil kliniği adalarda kısırlaştırma yapmaya devam edecek... İlk Büyükada'dan ve barınaktaki kısırlaşmamış köpeklerden başlayacak operasyonlara... Mobil Klinik sisteminin yürümesi için biliyorsunuz ki maddi desteğe ihtiyacı var. " "3 KASIM SABAHI BÜYÜKADAYA ÇIKARMA İLE GEÇİYORUZ İLK İSTİKAMET BARINAK DAHA SONRA ÇARŞI İÇİNDEKİ HAYVANLAR BU ARADA YAKALANMASI ZOR OLANLARIDA HAYVANSEVERLERLE ORTAK YAKALAMA OPERASYONLARI İLE TUTACAĞIZ KÖPEKLER ÖNCELİKLİ OLACAK ANCAK HAMİLE VE DİŞİ YAKALANAN HER KEDİDE KISIRLAŞTIRILACAK... 2. DURAK BURGAZ ORADA OLDUKÇA VAHŞİ KÖPEKLER VAR İŞİMİZ FAZLASIYLA ZOR DİŞİLER ÖNCELİKLİ YAKALANAN HER KÖPEK KISIRLAŞACAK.... DAHA SONRA HEYBELİ ANCAK HALA KALCAK YER SIKINTIMIZ VAR ... DUYRULUR... ADALAR ÇOK ZOR LÜTFEN HERKESİN YARDIMINA İHTİYACIMIZ OLACAK MADDİ MANEVİ ... YAZIN YAPILAN ÇALIŞMALARDA 600ÜN ÜZERİNDE HAYVAN KISIRLAŞTI... SEVGİLER" Hamile ve dişi... Evet.. Bu arada FHDD yani Fethiye Hayvan Dostları Derneği otobüsünün (ben klinik diyemiyorum) finansmanı hayvan deneyleriyle ve avcılara olan yardımlarıyla bilinen Iams firmasının Türkiye distribütörü tarafından sağlanıyor. Zaten ne beklenebilirdi ki? |
||
|
||
| Tıpkı ana firması Iams gibi Türkiye dağıtıcısı Propet de nerede reklam nerede propaganda hemen dibinde bitmiş.. Bir yandan hayvanların bacaklarından kas parçası kes, bacağının kafesin tabanındaki ızgaraya (kafesin tabanı kolay yıkansın diye ızgara şeklinde.. basacak, yatacak yeri bile çok görüyorlar zavallılara) sıkıştığını fark etme kafesi yıkarken köpeği haşla, diğer yandan hayvan sevdiğini iddia eden ve kısırlaştırma yanlısı olan mama satın alma potansiyeli yüksek grubun muhteşem gördüğü katliyam etkinliğine para yatır.. Tam da kendilerine yakışır bir politika. | ||
|
||
| çözümünüz nedir peki sokak hayvanlarının barınma ve beslenme sorununa? | ||
|
||
| sokak hayvanları olmamalı mı diye düşünüyorum ? çocuklar, bizler hayvanlarla nasıl olacağız. köylerdeki hayvanları düşünün oradakileri de ortadan kaldıralım mı ? sonra da isterseniz bilumum işe yaramaz hayvanları ortadan kaldıralım. sokak hayvanları bize doğanın emanetleri bizi rahatsız etseler de bizlere emanet olan yaşamlarını sürdürmeliler. |
||
|
||
| uygulanabilir bir çözümünüz yoksa kısa vadede kısırlaştırmanın faydalarını gözardı etmemek gerekir kısırlaştırmanın yapılış şeklinde gereksiz oyalanmışsınız tartışılan kısırlaştırma mı yoksa mobil klinikler mi? |
||
|
||
Alıntı çömünüz nedir peki sokak hayvanlarının barınma ve beslenme sorununa? buradaki sorun hayvanların sorunu değil, insanların sorunu.hayvanlar bu şehir yaşantısında hala var olabiliyorlarsa, demek ki beslenme ve barınma sorunlarını zaten kendileri halledebilmişler. sorun insanların bu hayvanlardan rahatsız olması. buna da hakkı yok. insanın beğenmediğini yoketmeye nereden nasıl bir hakkı olabilir ki? zaten doğayı mehvetmiş ve "şehir" haline getirmişiz. bu hayvanlar da bu yeni yaşam şartlarına da uyum sağlamayı becerebilmiş ve yaşamlarını sürdürmeye devam edebilmişler şehirlerde. buna saygı duymak gerekirken yoketmekten bahsediliyor. yuh yani! bu açıdan ben kargaları çok severim. hem şehirlerde yaşayabiliyorlar, hem de insanların en nefret ettiği, en rahatsız olduğu, hatta lanetlediği hayvan.. sırf bu yüzden severim kargaları... |
||
|
||
| Kısırlaştırma "çözüm" değil.. Hayvanların "yaşama sorununu çözmek" insanın görevi değil. İnsanların hangi canlının yaşamaması gerektiğine karar verebileceği fikri sadece insanın cani hükmediciliğinin bir başka yansıması. Köpekler, kediler ve diğer canlılar zaten şartların izin verdiği düzeyde çoğalır. Şartlar elverişsiz olduğunda zaten azalır ya da yok olur. Bırakın doğa kendi işini yapsın. Bu şekilde kısırlaştırma kampanyası yürütmek soykırımdan başka bir şey değil. Bir canlıyı yok ederek ona iyilik yapmış olmazsınız. Bırakın ellerinden geldiğince yaşamlarını sürdürsünler. Mobil kısırlaştırma klinikleri ise olayın üzerindeki tüydür artık.. |
||
|
||
| Bir deyiş vardır tıpta: "primum non nocere" diye. Bir canlıya iyiliğin dokunamıyorsa bile; "önce zarar verme!!!" Bu müdahale hakkını nereden buluyoruz kendimizde, hangi ilkel mantıkla şehirleri ele geçirip onların burada çoğalmasını engelleyebiliyoruz. Ki asıl ilkel olan varlık kedileri,köpekleri kendi yaşam alanımda istemiyorum diyip bir bir öldürürdü; ama modern riyakar insan modeli bunuda yapmıyor, bir sevimlilik maskesi takmış yüzüne "onun iyiliği için kısırlaştırıyorum" diyor... :angry: |
||
|
||
| amadeus bir konuda çok haklı.. aslında sokak kedisi ve sokak köpeği sözleri bizim yarattığımız suni ortamın getirdiği sözler. Sen al normal bir kedinin elinden doğasını, avlanma alanını, yap caddeyi yap sokağı.. Sonra bir de bak ki bunlar bayağı iyi dayanıyorlar. Sonra "kedi"ye sokak kedisi de.. Bunu yaptığımızdan itibaren onlar emanettir hakikaten. Kısırlaştırma hangi vadede nasıl bir çözümdür? Kısırlaştırma sokakta hayvan bırakmama çabasıdır. Bunun çok güzel örnekleri var dünyada: - Viyana'da sokak kedileri bitirildi, fareler etrafta fink atıyor; doğa mı kaldı ki diyenlere doğa kendini her şart altında hatırlatıyor. - (BBC) Guernsey adasında çok disiplinli şekilde uygulanan kısırlaştırma kedi kıtlığına yol açtı. Evde bakmak için insanlar kedi bulamıyor. Soykırım örneği değil mi bu? Sokak kedileri acı çekiyor o yüzden doğmasınlar... Sokak çocuklarına nasıl bir çözüm bulacağız? Zorla, hem de temelli kısırlaştırma yoluyla, bu çocukların ve annelerinin rahimlerini çıkarıp anneliklerini yok ederek mi? Yoksa her şeyi yakıp yıkan bizim kredimiz daha mı fazla hayvanlarınkinden? Biz dedik oldu mu yani? Çözüm insanları bilinçlendirmek ve bu arada hayvanları yok etmek yerine korumaktır. Onların size, sizden zarar görmemek haricinde bir gereksinimi yoktur. Yanlış yanlışı doğuruyor ya, biz üzerine katlayarak gidiyoruz. Kısırlaştırmanın yolu ve yordamının genel konudan da hiçbir farkı yok ki.. Türkiye'deki en büyük "hayvansever" dernekleri ve bu konuda "aktif" olan platformlar başından beri kısırlaştırma kampanyaları düzenliyor. "Amacın iki dakkada, doğacak 3 yavru kedi ya da köpeğin hazin manzarasını görmekten kurtulmak" olduğu bu eylem zaten veterinerlerin büyük çoğunluğu tarafından kuralına göre yapılmıyor. Örneğin narkoz öncesi ne test uygulanıyor ne röntgen çekiliyor. Bu mobil klinik fikri ve faciası ise hayvanlara değer verilmemesinin doğurduğu kısırlaştırma fikrinin doğal bir sonucu.. Başından çarpık bir fikrin sonucu olan eylemin aynı çarpıklıkla uygulanışı.. Birbirinden ayıramıyorum, kusura bakmayın... Bir canlının rahmi ortada tıbbi bir neden olduğu takdirde alınır ve kedilerde ve köpeklerde insanlarda ne uygulanıyorsa aynılarının uygulanması gerekir. Ama amaç soykırımsa yapılan müdahalenin pek de önemi yoktur ve nitekim mobil klinik de bu çarpıklığın bir parçasından başka birşey değildir. |
||
|
||
| Ben bütün kedileri tekir olarak görüyorum ve tekirlerden kişiye zimmetli ev kedisi üretimi gibi adice bir işlemin gerçekleştirilmesinin aşamalarından birinin de rahatlıkla bu -özellikle ortak -kısırlaştırma hareketinin olalabileceğini düşünüyorum.Hayvanların parayla satımını da körüklediğine inanıyorum. Aynı mantık köpekler,kuşlar,balıklar vs içinde geçerli.Yani kafesler kırılmalı,akvaryumlarda sadece bitki yetiştirmeli. Kargalar gerçekten şanslıdırlar,insan onu çirkin sandığı için sevmez,sevmediği için de karga insanla uzlaşmak zorunda bırakılmaz. Sokaklar köpeklerden arındırıldı neredeyse,şimdi kedilerden arındırılacak.Sonra kuşlardan.Sonunda da herhalde insanlardan.. Hayvanlara duyduğumuz merhamet dahi onları değiştirme ve bozma hakkını bize vermez. Konu dışı:Hatta kendi özel ortamları dışında yaşayamayan örneğin dağlık bölgelerde ancak nefes alıp verebilecek olan bitkilerin bir kaç ay evleri güzelleştirmesi için satılması da beni üzüyor.(Evet,bitkileri yiyoruz da ancak sistemli işkence gibi uzun süren ölüm ve gereksiz,fazladan ölüm bununla açıklanamaz.) |
||