SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: Kemalizm ve İslam

Sayfa: [ 1 ] 2 3

02.11.2004 00:40:34
Kemalizm ve Politik İslam aynı madalyonun iki yüzüdür. Politik İslam’ın Kemalizm’e; Kemalizm’in Politik İslam’a hava gibi, su gibi ihtiyacı vardır.

Türkiye batılılaştıkça, modernleştikçe ve de laikleştikçe Müslümanlaşmıştır. Türkiye bu kadar laik ve batılı olmasaydı bu kadar Müslüman olmazdı. Osmanlı güya bir İslam imparatorluğu idi, nüfusunun büyük bölümü Müslüman değildi; Türkiye Cumhuriyeti ise laik, batıcı ve de batılıdır ama, Politik İslam’ın çok sevdiği ifadeyle, nüfusunun yüzde doksan dokuzunu Müslüman yapmayı başarmıştır. (Alevileri Müslüman saymakta Politik İslam’ın Kemalizm’e bir itirazı yoktur.)

Osmanlı’ya egemen olanlar, Müslüman devşirmelerdi, onlara Türk diyen batılılardı; onlar kendilerini Türk olarak görmüyor ve Türk’ü kaba, cahil anlamında bir hakaret sıfatı olarak kullanıyorlardı. Bu sınıfın sonradan uydurması olan “Türklerin devlet geleneği” denen şey aslında, Bizans-Osmanlı’dan beri gelen ve kökleri Sümer’e dayanan bu sınıfın geleneği ve ideolojisidir. Tarihte bir tek Türk devleti vardır: Türkiye Cumhuriyeti. Ve onu da Türkler değil işte bu Türklerin devlet geleneğinden söz eden, Bizans-Osmanlı artığı sınıf kurmuştur. Daha doğrusu zaten var olan devleti Türk devleti yapmıştır.

Bu Müslüman devşirmeler kastı ya da sınıfı; varlığını ve egemenliğini borçlu olduğu devleti sürdürebilmek için her şeyi yapmaya ve her şey olmaya hazırdı. Birinci Büyük Millet Meclisinde bunu açıkça da ifade ediyorlardı: “Şeytan da oluruz Bolşevik de” diye.

Milliyetçiliğin Osmanlı’ya geldiği dönemde, artık milliyetçilik eski demokratik ve cumhuriyetçi niteliğini yitirdiğinden, Balkan ve Anadolu’da bir burjuvazi de Hıristiyanlar arasında geliştiğinden, Burjuvazinin milliyetçiliği, bir etniye ve dine dayanan, çoğu kez de etni ve din çakıştığı için ikisine birden dayanan bir milliyetçilikti. Burjuvazinin bu milliyetçiliği, Bizans-Osmanlı devletçiliğini ve varlığı buna bağlı Müslüman Devlet Sınıflarını tehdit ediyordu. Bu nedenle onlar, egemenliğini sürdürmek için Osmanlı Ulusçuluğu para etmeyince bir süre Pan İslamizm ile oyalandıktan sonra, Türk ulusçuluğunda karar kıldılar ve Müslüman ahaliden bir Türk ulusu yaratıldı.

Ne bu ulusu ve ulusçuluğu yaratan kastın; ne de kendisinden bu ulus yaratılan nüfusun soy olarak Türklükle bir ilgisi bulunmuyordu. Balkan ve Kafkas göçmenlerinden; Anadolu’nun büyük ölçüde Müslümanlaşmış ahalisinden, biraz da Türkmen ve Oğuz soyundan göçebe ve köylülerden yaratıldı bu ulus. Öyle ki, soy ve dilce herkesten daha Türk olan Karamanlılar, sırf Ortodoks oldukları için zorla Yunanistan’a sürüldüler; Adaların bir kelime Türkçe bilmeyen muhtemelen Rum asıllı Müslümanları da onlara karşılık alındılar.

Müslüman Hıristiyan çelişkisi gibi görünen aslında, Kapitalizm öncesini temsil eden Osmanlı Devlet sınıfları ile Hıristiyanlar arasında gelişmiş modern burjuvazinin çatışmasıydı. Osmanlıcılık da, Pan İslamizm de, Türk milliyetçiliği de gerici Bizans-Osmanlı devletçiliğini temsil ediyordu. Başta Ermeniler olmak üzere, Hıristiyan ahalinin katliam, sürgün ve mübadeleleri, kapitalizmin tasfiyesi, prekapitalizmin güçlenmesidir. Bu tıpkı, “devlet benim” deyişinin çıktığı Fransız devletçiliğinin, Sen Bartelmi katliamlarında Protestanlığı, yani burjuva gelişimi katletmesi gibidir. Bu katliam Fransa’nın modern burjuva gelişime girişini 100 yıl geciktirmiş ve sonunda Fransız Devrimi bu gecikmenin acısını çıkarmıştır.

Hıristiyan burjuvazinin devlet sınıflarınca tasfiyesi, devletçiliğin yanı sıra prekapitalist toprak ağa ve şeyhliğinin; tefeci bezirganlığın güçlenmesi sonucunu vermiştir. Bu tefeci bezirganlığın ve ağalığın ideolojisi ise Müslümanlıktı. Güçlendirdiği tefeci bezirganlığı kontrol altına alabilmek için, devlet sınıfları kendi İslam yorumunu devlet dini yaptı ve bu resmi Müslümanlığa da laiklik adını verdi. Bu devletçilik Hıristiyan katliamlarıyla, laikliğin temeli olan nüfusu ve toplumsal ilişkileri bizzat kendi yok etmişti.

Ne var ki, 1970’lere kadar, İslam genel olarak tefeci bezirganlığın ideolojisiyken, 1970’lerden sonra yeni çıkan ve çoğu bu tefeci bezirganların çocukları olan, Anadolu Burjuvazisinin bayrağı oldu. Politik İslam’ı bayrak yapan burjuvazi, sadece devletçiliğin keyfiliğinden bıkmış işçileri değil, büyük şehirlerin Seküler burjuvazisinin bile desteğini aldı. Bu destekle birlikte de eskiden Müslüman yazarların konusu olan Sabetaycı Komplo teorileri Kemalistlerin başlıca ilgi konularından oldu.

Ama dikkat edilsin, Politik İslam’ı bayrak yapan burjuvazi, devlet sınıflarına karşı gerçekten onları tecrit edecek, politik iktidarın seçilmiş temsilcilerin elinde bulunacağı tedbirler almıyor; böyle girişimlerde bulunmuyor.

Devletin her türlü din eğitiminden elini çekmesi, İmam Hatiplerin kapanması; Diyanet İşlerinin lağvı; İmam, Müezzin gibilerin maaşının vergilerden ödenmesine son verilmesi ve bunların Müslümanların bağışlarıyla geçinmesi; devletin sadece inanç özgürlüğünü ve eşitliğini garanti altına alması gibi gerçekten laik girişim ve talepleri ağızlarına bile almıyorlar. Halbuki böyle talep ve girişimler bir anda, Türkiye’deki bütün Alevilerin, dinsizlerin, şehir orta sınıflarının desteğini alır ve Kemalist bürokrasinin bütün demagojisini açığa çıkarıp onu tecrit eder.

Böyle gerçek bir laiklik, ki demokratikleşmenin şartlı olan devletçiliğin tecridini de getirir, Kemalizm’in laiklik denen resmi İslam’ını yok edeceğinden, Politik İslam’ın mazlumu oynama şansı kalmaz. Bu da geniş ezilen yığınların hızla burjuvazisin etkisinden sıyrılışını getirir. Bu nedenle AKP Kemalist devletçiliği tümüyle tasfiye edecek hiçbir adım atmıyor. Çünkü, ancak bir Kemalist İslam olan Laiklik var olursa Burjuvazinin Politik İslam’ı var olmaya devam edebilir ve bu ideolojik kayıkçı dövüşünü sürdürebilir.





Demirden kapilar..............

02.11.2004 04:36:07
Laiklik bizde din reformu gibi bir tuhaf şeydir.Din ve devlet işlerinin ayrılması başka şey olsa gerek.

deniz 02.11.2004 07:19:00
bizdeki laiklik ta islamın ilk yıllarından beri süre gelen devletin dini amaçlarına uygun şekillendirmesi ve kullanmasından başka bir şey değildir.

bu yüzden dürüst fransız laikliğinden ziyade kapitalist amerikan laikliğine daha yakındır.

02.11.2004 11:04:40
geçmişte kurumların vs. meşruiyeti dinden alırken,
ulus devletlerle birlikte  meşruiyet dinden değil toplumsal kabullerden yani anayasadan alınmaya başlanmış.
yani laiklik bu değil mi.
halkı cemaate göre sınıflandırmayı kesip millet esasına göre yasaları uygulamış.
fransızlar da öyle diyordu, biz ne olursak olalım önce fransızız.
laikliğin yapmaya çalıştığı bu ise neden halkı daha müslmanlaştırsın?

belki istenilen yapılamamıştır.
ama istenilen bu değil miydi? kurumların meşruiyetini dinden alıp yasalara vermek..
?

02.11.2004 11:25:26
illa bir sopa olmalı demek ha.
her şekilde bu böyle oluyorsa vardır bir sebebi.

02.11.2004 12:12:04
O'nun yerinde olmayı karşılıklı istiyorsunuz,O'nun yerini karşılıklı bir paylaşmada kendinizde toparlayacağınızı sanıyorsunuz.O yüzden birbirinizi rahat bırakıp çekip gidemiyorsunuz.O yüzden Blöf,ne kadar küfredebilirimi sınamak zorunda kalıyorsun.

(Blöf,gitmiyorum burger king'e)

02.11.2004 12:26:10
Kemalizm ve İslam'ın çakışan noktaları ne olabilir ki ?

02.11.2004 12:28:36
Çakışmaması gerekiyor zaten,kimse dinini kendi dışında birinden sorarak almak zorunda kalmamalı bence.

02.11.2004 12:30:55
Alıntı
Laiklik bizde din reformu gibi bir tuhaf şeydir.Din ve devlet işlerinin ayrılması başka şey olsa gerek.
Laiklige göre din ve devlet isleri birbirinden ayri ama Devlet dine karisabilir--din devlete karisamaz gibi bir dip not var..

03.11.2004 18:17:26
Gereği de o olmalı.

03.11.2004 18:20:01
NAsıl yani ,devlet dini restore edebilmeli mi?

03.11.2004 21:08:05
bence eder zaten. o da diğer herşey gibi aynı kalmaz.
dinle devlet birbirine karışmasaydı çatışma çıkardı.
ya devlet/yasalar kaynağını dinden alacak,
ya da devlet dini kontrolünde tutacak-yani bi nevi laiklik.
aksi takdirde 2 referans kaynağı oluyor davranışlarımız için.
ki bu da çatışma yaratır

04.11.2004 01:09:21
Etmeye çalışır,bozar ,niyetine-ihtiyacına göre olanı insanlara açık-gizli,sert -yumuşak aşılamaya çalışır.Sadece din değil bir çok kavram devlet için varlığını sürdürme aracı olabilir.Bu yüzden kişilerin samimi niyeti dinse,dinlerini alıp çıkarların mümkün olan en uzağına götürmesi şarttır bence.

04.11.2004 01:18:09
Laiklik lackalik ya..tam bir kaypaklik sistemi nereden tuttarsan öbur taraftan sivisiyo.

04.11.2004 01:19:57
alternatifi ne?


Sayfa: [ 1 ] 2 3