|
||
| Tarihte Bugün - 17 Ağustos 1999 - 17 Ağustos 1999 depremi.
|
||
|
||
![]() BİZ 17 AĞUSTOSTA ARANIZDAN AYRILDIK Ama birbirimizden ayrılmadık lütfen şu an hayattaki en değerli varlıklarınızı düşünün ve yalnızca bir anda onları kaybettiğinizi üstelik yataklarında masumca uyurken ve üstelik para ve hırs uğruna kalleşçesine ve o en değerli varlıklarınız için şu an onları korumak adına şu an ne yaptığınızı düşünün ve şimdi de hala harekete geçmediyseniz ve kader diyorsanız buna beklemeye devam edin nasıl olsa yakında görüşürüz ve burada tartışırız ama sizce yalnızca kader değilse bu,mücadele edin, en azından babamızın bizim için ettiği kadar YASEMİN KOPARAL-MESUDE KOPARAL Tarih 17 ağustos 1999... Saatler sabaha karşı 03.02'yi gösterdiğinde Marmara, son yılların en şiddetli depremiyle sarsıldı. 7.4 büyüklüğündeki deprem, Türkiye'nin unutulan deprem gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. _ 17 Ağustos 1999 depreminin görüntüleri asla unutulmayacak. Unutulmayacak ki, gelecek depremlerde benzer görüntüler ile karşılaşmayalım. Kuzey Anadolu Fay'ının zaman zaman kırıldığını ve depremlerin oluştuğunu asla aklımızdan çıkarmayalım. Gözlerini para hırsı bürümüş arazi sahipleri, müteahhitler ve belediyelerin oyunlarına gelmeyelim. Yaşadığımız şehir, semt, mahalle ve konutların depreme dayanıklı olup olmadığını, yasal denetimlerinin yapılıp yapılmadığını kontrol etmeden, ne ev alalım, ne de kiralayalım. _ http://ege-su.tripod.com/resimler.htm _ http://www.17agustos.net/ |
||
|
||
| yaşayan, gören, fazlasıyla etkilenen, ve sevdiklerini, canından parcalarını kaybeden biri olarak vefat edenleri rahmetle anıyorum.. ve lütfen unutmayalım unutturmayalım ve ziyadesiyle bilinçlenip uygulamaya gecelim. bununla yaşamayı ögrenmek zorunda olan bi toplumuz. bi video paylaşmak istiyorum. sondaki amcanın feryadı yüregimi dagladı.eger cok etkilerse ve tepki görürse kaldırabilirim. ki belki benden önce mod arkadaslarımız bunu yapabilir. |
||
|
||
| unutmadığınız, unutturmadığınız için teşekkürler.. |
||
|
||
| sağolun asitikimperia ve arcanum... hiç olmazsa bizler o günleri anımsayalım, ölen zavallı insanlara saygımızı, sevgimizi gönderelim. yetkililer ise hala bir adım ilerlemeksizin, gözlerini, kulaklarını tüm uyarılara tıkayarak bekleyedursunlar... taa ki, yeni canlar yanıncaya kadar... |
||
|
||
| bu konuya nasıl yaklaşılmalı,suçlulara ne denmeli bilmiyorum.bu felaketi göbeğinde yaşayan biri olarak bu konu her açıldığında adete nutkumuz tutulur.çünkü yaşarken kıyameti görmek böyle bişe olsa gerek. söylenecek belki de tek söz o günün sabahı adeta tek yürek olan türk milletinedir.türkiyenin her yerinden koşarak gelen insanların yardımlarından öte,acıları paylaşması o günlerden arta kalan belki de tek güzel anıydı.bu yüzden büyük türk milletine şükran borçluyuz. rabbim tüm ölenlere rahmet eylesin. |
||
|
||
| Ne söylersem söyleyeyim hafif kalır bu acıyı anlatırken. Radyoda dinliyordum kurtarılan insanların, ölenlerin durumlarını. Sayı gittikçe artıyor canım yanıyordu. Herkes telefonlara sarılıyordu yakınlarına ulaşmak için. Çoğuna ulaşamıyordu,ulaştıklarında da derin bir oh çekiyorlardı. Yıkımları anlatıyordu spiker kesik kesik. Görüntü bile yoktu, gözümde canlandıramıyordum hiçbirşeyi..Nasıl olabilir ki bir şehrin yıkımı,insanların toplu halde yokoluşu,kayboluşu.. Televizyondaki görüntülerden biliyorum bu yıkımın acısını. Bu videoyu seyrederken yeniden gözümde canlandı herşey. Unutamayız ki istesekte bu görüntüleri.. Kader diyoruz ama buna sebep olan insanların suçu yok mu? Ölenlerin kaderini onlar belirlediler.. Tüm yakınlarını kaybetmiş insanlara Allah'tan sabır, ölenlerinde huzurlu uyumalarını diliyorum (sebep olan insanlar cezasını çekmesede!) Gömülmesekte toprağa birlikte, acıya gömüldük her birlikte.. uykudaydı istanbul, izmit, adapazarı, bolu, yalova uykudaydı eskişehir, ankara, gölcük, değirmendere, düzce, bursa 17’sinde ağustos’un, sonra 12’sinde kasım’ın dipten bir uğultu koptu, bir çığlık yükseldi topraktan saniyelere sığdı onbinlercesi ölümün sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı ben buradayım, sesimi duyan var mı? geceydi uğultulu geceydi binleri aldı gitti gövdem toz toprak göçük altında gövdem unufak enkaz altında acıya gömdüler güzel vatanımı mezarımda adım yok kaybettiler oy bedenimi viranemde feryadım yok bak göçük altında bizimkiler hayat verecek bir el bekler birlikte gülmeyi, birlikte sevmeyi, birlikte paylaşmayı, birlikte yürümeyi bilenler kardeşlik duygularıyla koşup geldiler birlikte çok gülemediler ama birlikte öldüler ayrımız gayrımız yoktur dediler sildiler gözyaşlarını birbirlerinin, yaralarına merhem oldular deprem olmuş yıkım olmuş of yüreğim göçük altında haykırıyorlar yetiş diyorlar koşup gelenler dayan diyorlar kazma ile kürek ile diş ile tırnak ile dostça bir yürekle umutla arıyorlar ben buradayım sesimi duyan var mı? sesini duyan var sesini duyanlar bizimkiler bak yaşatmak için sana koşuyorlar ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı betonu tırnaklarıyla deliyorlar çıkarsız hesapsız yüreklerinin susturamadığı sesini elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine gömülmesek de toprağa birlikte acıya gömüldük hep birlikte gülcan bebe, ayşe teyze, mehmet amca, fatma abla içeride kaldı anam, içeride kaldı babam bir tane de değil ki hangi birine yanam ben buradayım sesimi duyan var mı? |
||
|
||
| Geçenlerde deprem le ilgili davalardan yargılanan herkes zaman aşımı sebebiyle suçları yanlarına kar kalarak hafiflemiş bir şekilde hayatlarına geri döndüler.. Bunun sebebi ise yargıya ayrılan bütçenin yetersizliği, davaların hepsine bakılamaması. Bir hakim bu konu hakkında şöyle diyordu; "önerilen cezaları az bulsak bile onaylıyorduk, çünkü böyle yapmasak zaman aşımına uğrayacaklardı.." gibi bir şey çok komik dimi.. binaların çürük yapılmasını önlemeyi geçtik, yıkılan binaların ardından, suçları aşikar olan insanlar bile ceza almadan yakayı sıyırabiliyor. Bu durumda 17 ağustos u hatırlasan noolur hatırlamasan noolur ki.. |
||