SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyasi Portreler

Konu: Şeyh İzzettin El-Kassam

Sayfa: [ 1 ]

torq 30.06.2007 22:10:11
Filistin cihadının kilometre taşlarından ve bu topraklarda İslâmi kimliğin korunması yolunda çok yönlü mücadele eden önderlerden olan Muhammed İzzeddin ibnu Abdülkadir el-Kassam, 1880′de Suriye’nin Lazkiye şehrine bağlı bir sahil ilçesi olan Cebele’de dünyaya geldi. İlk öğrenimini doğduğu yerde yaptıktan sonra 1896 yılında Mısır’daki el-Ezher Üniversitesi’nde tahsil görmeye başladı. el-Ezher’de öğrenim gördüğü süre içinde Mısır’daki İslâmi hareketin ileri gelenleriyle ilişkide bulundu. 1906′da buradaki ilmi tahsilini tamamladıktan sonra çeşitli yerlerde davet ve eğitim faaliyetleri yürütmeye başladı. 1909 yılında büyük alim İzzeddin Tennuhi’nin derslerine ve sohbetlerine katıldı.
......
İzzettin Kassam, talebelerinden ve halkın içinde kendisine bağlı Müslümanlardan “askeri bir birlik” kurdu. Bu birliğe Şeyh Kassam’ın ismine nispetle “Kassamiler” denilmekteydi. Kassamiler Hayfa’da ve Filistin’in kuzeyinde çok başarılı mücadeleler verdiler.
....
5 Nisan 1931′de fiilen cihad başlatıldı ve bu tarihte İzzettin Kassam’ın mücâhidleri el-Yecur’a düzenledikleri bir saldırıda bazı işgalci İngilizlerle onlarla işbirliği içindeki üç siyonisti öldürdüler. Bu olayın arkasından gerek İngiliz işgalcilere ve gerekse onların getirip Filistin topraklarına yerleştirdikleri siyonist teröristlere karşı çeşitli eylemler gerçekleştirildi.
Şeyh İzzettin Kassam’ın başlattığı bu kıyam, Filistinlilerin İngilizlere karşı başlattığı altıncı kıyam olarak yerini alıyordu.
.....
İzzettin Kassam, 1935′te beraberindeki bazı mücahitlerle birlikte silah eğitimi için Cenin yakınlarındaki Ya’bed dağına çıktığı sırada İngiliz işgalcilere casusluk yapan biri tarafından yeri ihbar edildi. İngiliz işgalciler 500 kişilik bir mücehhez birlikle onu karadan ve havadan muhasaraya aldılar. Kendisine teslim olması çağrısında bulundular. Ancak Kassam ve beraberindekiler işgalcilere teslim olmayı değil karşı koymayı tercih ettiler. Bu kuşatma esnasında Şeyh Kassam’ın beraberinde sadece 14 mücahit bulunuyordu. Çatışma şafağın sökmesinden önce başlayıp sabahın onuna kadar sürdü. 19 Kasım 1935 tarihinde meydana gelen bu çatışmada Şeyh İzzettin Kassam, Şeyh Yusuf Abdullah, Şeyh Ömer Hasan Sa’di ve Hanefi ismiyle tanınan Mısırlı bir mücahid şehit edilirken diğer mücahitler İngilizlere esir düştüler.

http://www.huzurderyasi.com/2007/02/


İsmi,  Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas'ın askeri kanadına verilen Şehid İzzettin El Kassam'ın anısına İran İslam Cumhuriyeti tarafından basılan bir posta pulu.

rojin8 30.06.2007 22:53:53
sana bir sorum olacak,israil'in devlet olabilme ihtimali varmı,ya da devlet'mi?.rahipler için vaad edilmiş olan topraklar,filistin'mi,yeni intifia'anın anlamı ne.arap toplumları neden bir çözüm üretemiyor?...............?........

emet 30.06.2007 22:58:37
insanlar tarih boyunca güç ve iktidar mücadelesi vermiştir. birileri köle birileri efendi olmuştur. yahudiler devlettir olmuştur yada olmamıştır olur yada olmaz bir önemi yok. zamanında firavunun köleleri şimdi dünyanın firavunluğunu yapıyor bence. buna karşı çıkanlar adını ne koyarlarsa kosunlar onlar firavun olmak için çalışıyorlar bence....

rojin8 30.06.2007 23:10:01
ahmet iyi yazıyorsun.israilin kendi hukukçuları devlet olabilme bir hukuku olmayan unsurları üstünde taşıyan bir ekonomi kurumunu,kimse engellemez aksine devlet olabilme lütfüne sahiptirler diyebilme cesaretine sahiptirler.BM'de her yıl kaç toplantı yapılıyor,hukuk kuralları için bilgin varmı.adı,israil filistin.?

torq 03.07.2007 01:10:58
sana bir sorum olacak,israil'in devlet olabilme ihtimali varmı,ya da devlet'mi?.rahipler için vaad edilmiş olan topraklar,filistin'mi,yeni intifia'anın anlamı ne.arap toplumları neden bir çözüm üretemiyor?...............?........

İsrail, çok uzun süre dışlanan ve yok edilmeye çalışılan yahudi ırkının, var olma savaşı sonucunda kurulmuş bir din devletidir. Devletin kurulmasını sağlayanlar, dünyanın çeşitli yerlerinde para sahibi olmayı başarmış yahudiler ve onların satın aldığı yöneticilerdi. Bu iş için de en uygun zaman, ikinci dünya savaşındaki soykırımın hemen sonrası yani 1948 yılıydı.

O tarihten sonra artık İsrail'in geri adım atması ya da ortadan kaldırılması söz konusu olamazdı. Çünkü Avrupa ve Amerikadaki tüm yahudiler bu küçük devlete destek veriyor, İsrail de stratejik açıdan İslamcıları yola getirmek amacıyla kullanılan bir piyon devlet olarak Orta Doğudaki yerini alıyordu. Ancak sorun, desteğin verdiği rahatlıkla büyük refah düzeyini yakalayan bu devletin çevresindeki yoksul arapların tepkisi çekmesi, her sabah bu kişilerin çalışmak için İsrail'e giderek bir çeşit köle gibi çalışmak zorunda olmalarıydı. İntifada, bu haykırışın bir simgesi olarak her zaman canlılığını koruyacaktır diye düşünüyorum ama işin en acı yanı, intifada hareketini destekleyen Yaser Arafat'ın batılıların yardımlarıyla iç ettiği milyonlarca doların üzerine oturarak bunları söylemiş olmasıdır. Bugünkü Hamas hareketinin başarısı da buna dayanmaktadır.

Vaadedilmiş toprak, Kutsal Kudüs ve benzeri kavramları uyduranlar, o topraklardaki insanları kullanmak için uygun bir ortam hazırlamayı bilenlerdi. Yüzyıllar boyunca Kudüs'ü almak için savaşlar yapılması, oradaki insanların ölümünü hızlandırmaktan başka bir işe yaramamıştı. Arap toplumları kendi gelişimlerini tamamlamakta çok geç kalmış olmaları bir yana, coğrafi sıkıntılar nedeniyle çalışmakta zorlanan bir entik grup olarak Afrika'da kendi egemenliklerini sürdürürken, başkaları tarafından oluşturulan bir uydu devleti kabul etmekte zorlandılar. Çünkü bu devletin her konuda üstün bir yaklaşımı oluyor, teknolojinin son örneklerini kullanıyor ve disiplinli hareket ederek her defasında kendilerini yenmelerine seyirci kalınıyordu.  Ancak çalışmak, düşünmek ve üretmek gibi bir kaygı taşımayan arapların bir gelişim göstermesi kolay olamıyor ne yazık ki.


Sayfa: [ 1 ]