|
||
| Michelangelo (1475 - 1564) Michelangelo, 1475 yılında Arezzo yakınlarında Caprese’de doğar. Ailesi, o daha bir aylıkken Floransa’ya taşınır. Annesi, kendisi altı yaşındayken ölen Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde Floransa’da fresk ressamı Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Bertoldo di Giovanni’nin zamanında, Medici ailesine ait olan San Marko bahçesinde çalışan genç Michelangelo, bu arada Lorenzo de’ Medici ile tanışır. Michelangelo, heykeltıraştaki rüştünü kanıtladığı ilk ve en ünlü eseri olan çocuk kral David’in heykelini yaptığında henüz 26 yaşındadır. Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracağı eser için genç dâhi, mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, çoğu zaman geceli gündüzlü çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i yaratır. 1505 yılında Papa 2. Julius tarafından kendisine, en önemli başarılarından biri olacak Vatikan’ın yanındaki Sistine Kilisesi’nin tavan resimlerinin yapılması işi verilir. 3 yıl sonra başlayacağı bu görevi sanatçı, 520 metrekarelik bir alanda yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bitirir. Ortasının da, her biri Adem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili İncil’in eski Ahdi’nden alınma öykülerden esinlenerek yapılan resimlerin bulunduğu dokuz pano bulunan freskin yan unsurları da mitolojik figürlerle bezelidir. Özellikle “Ademin Yaratılışı” ismindeki sahne batı resim sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul edilir. 1519 yılında Cosimo de’ Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de’ Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa 3. Paul’un heykeltraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freksler süsler bu duvarı. Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa 4. Paul ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda. Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 89 yaşında ölür. Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.
|
||
|
||
The Sistine Chapel üzerinde çalışırken; 4 yıl boyunca sürekli yatar pozisyonda tavanı işediği için bu pozisyona alışmış, hatta gelen mektuplarını bile yatarak okumaya başlamış...
|
||
|
||
İnsan bedeninin kusursuz bir figürü olduğu söylenen; ancak anatomistler tarafından yapılan çalışmalarla öyle olmadığı ve morfolojik hataları bulunduğu söylenen ünlü "david" heykeli...
|
||
|
||
| Gizemli Bir Çalışma!!! Buda çözümlemesi hala devam eden bir çalışması. Döneminde papa'ya çalıştığı için çalışmalarında tanrıyı ve onun ilahi gücünü işlemek zorundaydı. Bu çalışmasıda bu düşünüşe hizmet ediyor gözükmekte. Fakat tanrı figürünün bulunduğu çerçeve insan beyninin kesitinin hatlarını oluşturuyor; buda çözümleme bekımından tanrı'nın insanın zihnindeki bir imajdan ibaret olduğunu analtmaya çalışması olarak yorumlanıyor...
|
||
|
||
| Pieta ve Michelangelo Pieta, Hıristiyan sanatındaki ölü İsa’yı kollarında tutan Meryem betimlemesidir. Hiçbir yazılı kaynağa dayanmayan bu tema, İsa’ya yakarış öyküsünden kaynaklanmaktadır. İlk kez 14. yy başlarında Almanya’da görülmüş, kısa sürede Fransa’ya yayılmış, 14. ve 15. Yüzyıllarda Kuzey Avrupa’da çok sık kullanılmıştır. Pieta genellikle Fransız ve Alman sanatçıların ele aldığı bir konu olmakla birlikte, en yetkin örneği Michelangelo’nun 1499 yılında, henüz 24 yaşında iken, San Pietro bazilikası için yaptığı heykeldir. Kuzey sanatından esinlenerek İsa’yı kıvrımlı bir kumaşa saran Michelangelo piramidal bir kompozisyon düzeni içinde acıyı, ağır başlılığı ve kahramanca kabul edilişi yansıtır. ![]() “Pieta” Michelangelo’nun ideallerini taşıyan en mükemmel heykel olarak bilinir. İki kişi arasındaki en kırılgan ve yakın ilişkiyi göstermektedir. İsa’nın üç farklı açı ile yerleştirilmiş vücudu Meryem’in giysileriyle bir uyum içindedir. Mermerin yüzeyi heykelin alımlılığına katkı sağlamak için en küçük noktasına dek parlatılmıştır. Meryem alışılmışın aksine İsa’dan bile genç bir yüze sahiptir. Michelangelo'nun konuyla ilgili olarak, Meryem'in bakireliği ve saflığı sayesinde gençliğini muhafaza ettiğini söylediği aktarılır. İsa çarmıhtan yeni indirilmiş, Meryem’in kollarında uzanmaktadır. Meryem, İsa'nın bedenini sağ eliyle güçlü bir biçimde kavrarken sol elini izleyiciye uzatarak İsa için saygıya davet etmektedir. Meryem bunu yaparken gözlerini yere indirmiştir, böylelikle müminlerin yüzlerine doğrudan bakmak istemediğini gösterir. İsa bir ayağının ucuyla toprağa değmekte, oysa Meryem giysileriyle toprakla bütünleşmektedir. Michelangelo bu heykelde hem anne-oğul arasındaki bağı en iyi biçimde göstermiş, hem de mükemmel bir kompozisyon yaratmıştır. Pieta, Michelangelo’nun üzerinde imzası bulunan tek eseridir, aynı zamanda sanatçının en tamamlanmış heykeli olarak da bilinmektedir. ![]() İsa bu heykelde saatlerce acı çekerek ölmemişçesine, yüzünde büyük bir huzur, hafif bir gülümseme eşliğinde yatmaktadır. Meryem, o boyundan büyük olması gereken oğlunu sarıp sarmalayacak kadar büyüktür ve o "tanrının oğlu" adam, o an sadece onun dünyaya getirdiği bir bebektir. Burada aynı zamanda, Meryem ana oğlunun ölümünü görmüş, uğradığı işkencelere tanıklık etmiş bir anne olarak ne kadar güçlü olduğu, heykeltıraş tarafından belirtilmeye çalışılmaktadır. Meryem, hüzünlü bir ifade ile aşağı doğru bakarken çaresiz görünmez, oğlunu ait olduğu yere gönderiyormuş gibidir. Michelangelo’dan önce, yetişkin İsa, Meryem’in kucağına oturtulamıyordu, bunun için yanlarına bir iki figür daha eklenmesi gerekiyordu(Havari Yuhanna, Mecdelli Meryem vb.) Michelangelo, bu heykeliyle Meryem’i olması gerekenden 1,5-2 kat büyük yaparak, kendinden önceki sanatçıların sorun edindiği bu konuyu küçük ama önemli bir illüzyonla çözmüştür. Meryem oturur pozisyonda olduğu için bu büyüklük pek belli olmamaktadır. Ayrıca Robert Hupka fotoğrafları için http://www.la-pieta.org |
||
|
||
| Davud Heykeli Pieta’yı tamamladıktan sonra Michelangelo tekrar Floransa’ya davet edildi. Yeni siparişi yarım kalmış bir heykeli tamamlamaktı. 1463 yılında Floransa Katedrali’nin uçan payandalarını süsleyecek bir heykel yapması için Agostino di Duccio görevlendirilmişti. O yıllarda çeşitli nedenlerle Carrara’daki mermer ocağından özel olarak seçilen devasa boyutlardaki taş ile Duccio ne yazık ki baş edemedi. Ardından Antonio Roselli görevi devraldı. Fakat taşın üstesinden o da gelemedi. Taş ancak 1501 yılından sonra, Michelangelo’nun elinde hayat bulacaktı. Önceki heykeltıraşlar tarafından kabataslak işlenmiş mermer, Michelangelo’nun ellerinde Eski Ahitte cesareti ve aklıyla Goliath’ı yenen Davud heykeline dönüşmekteydi. ![]() Erken Rönesans sanatçılarının popüler konuları arasında yer alan Davud, onlarca kez farklı sanatçıların mermerden heykellerine konu olmuştu. Genç olduğu kadar yakışıklılığı ile de dikkat çeken çoban, Goliath’ı küçük bir sapan yardımıyla sersemletmiş, sonra da devin kafasını kılıcıyla kesmişti. Michelangelo’nun üzerinde iki buçuk yıl çalıştığı Davud, atletik bir delikanlı olarak tasvir edildi. Önceki sanatçılardan farklı olarak, kılıcı ve miğferi olmadan sadece sapanıyla görülmekteydi. Heykelin büyüklüğü ve çıplaklığı o dönemde görenleri hayrete düşürmüştür. Antik Çağ’dan o güne dek bu büyüklükte, tek başına duran bir figürün betimlendiği bir heykelle karşılaşmayan Floransalılar, ilk görüşlerinde Davud heykeline ne hissedeceklerini bilememişlerdir. Ancak heykel zaman geçtikçe öyle sevilmiştir ki, heykelin gücü Floransa’ya atfedilmiş ve şehrin simgesi olarak kabul edilmiştir. ![]() Cephelilik kuramına göre çalışılmış heykel, Michelangelo’nun diğer heykellerinden bu yönüyle ayrılmaktaydı. Şehrin neresine yerleştirileceğine karar verilmesi için 1504 yılında bir komisyon kurulmuş, komisyon kararının ardından, 1873 yılına dek Palazzo della Signoria ‘nın önünde sergilenmiştir. Bu tarihten sonra da koruma amacıyla kendisi için özel tasarlanmış olan Galleria dell’Accedemai’daki kubbesinin altına getirilmiştir. Bu gün belediye binasının önünde bir kopyası yer almaktadır. Görenleri büyüklüğü ve güzelliğiyle kendisine hayran bırakan Davud heykeli, heykel sanatının baş yapıtları arasında yer alır. 1991 yılında çekiçle saldırıya maruz kalan heykelin sol ayak parmakları zarar gördü. 2003 yılında heykelin temizlenmesi için su kullanılması sanat çevrelerinde uzun süreli tartışmalara neden oldu. Bu, heykelin 1843 yılından bu yana ilk temizliğiydi. Ünlü heykel günümüzde yılda 1,2 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. ![]() Michelangelo’nun Davud heykeli Floransa ile öyle özdeşleşmiştir ki, kentte bir tepeye Michelangelo tepesi adı verilmiş ve ünlü heykelin bir başka replikası da tüm Floransa’ya hakim bu tepeye yerleştirilmiştir. |
||