SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: Sevdanın İç Çekişleri...

Sayfa: [ 1 ]

25.06.2007 11:32:05
Sevdanın iç çekişleri
Mine G. Kırıkkanat

Kadın: "Evrenin sessiz tapınağı seni gördüğüm ya da seni düşündüğüm zaman döktüğüm gözyaşlarında eriyor..." diye yazıyordu.
 Erkek ise, "Sana yemin ederim ki bir selam bile beklemem senden. İstersen yaşamdaki gölgen olurum, istersen seni adım adım izleyen bir aşkın anısı. Ve böyle de mutlu olurum, inan!" diye yanıtlıyordu mektubunu.

Kadının adı Sibilla Aleramo, erkeğin adı Dino Campana'ydı. İkisi de edebiyatçıydı, ama erkek daha bir şair, kadın daha çok yazar. 1916 Ağustos ile 1918 Ocak arasında birbirlerini deli gibi sevdiler, çılgıncasına nefret ettiler, buluştular, ayrıldılar ve bir buçuk yıllık bir sevdaya, bir efsane sığdırdılar.
 
Sibilla Aleramo, önce şiirine vurulduğu Dino Campana'ya ilk mektubunu temmuz ayında yazdı. 40 yaşındaydı ve 'Bir Kadın' başlığını taşıyan biyografik kitabıyla dönemin ahlakçılığını sarsmış, yerle bir etmiş, Stefan Zweig'ın, Maksime Gorki, Auguste Rodin ve James Joyce'un kafasını karıştırmış, tanışmak için can attıkları, mektuplar yazdıkları feminist entelektüeldi. Üstelik olağanüstü, sıradışı bir güzelliği vardı. Gencecik bir kızken kendisine tecavüz eden ve hamile bırakan adamla evlenmiş, doğurduğu oğluna birkaç yıl baktıktan sonra, başka aşklar yaşamak ve yazmak için ikisini de terk edip, çekip gitmişti kendi hayatına. Gerçekten de âşıklar ve kitaplar birbirini izliyor, Sibilla Aleramo İtalya'nın en önemli kadın yazarı sayılıyordu, 1916 yılında. Ancak günümüze kalan ününü kendi eserlerine değil, Dino Campana'ya borçlanacaktı.

Dino Campana, bu garip ve güzel kadın gelip kendisini bulduğunda henüz 31 yaşındaydı ilk ve tek şiir kitabı 'Orfik Şarkılar'ı kendi parasıyla yeni bastırmıştı. İtalyan şiirini altüst ettiğinin, Fransa'da ünleneceğinin, Nerval, Rimbaud ve Artaud ile kıyaslanacağını ve eserinin, defalarca yabancı dillere çevrilen bir klasik olacağının farkında değildi. Çünkü deliydi. Ama onun, "Gecenin morunda bronz şarkılar duyuyorum. Oda beyaz, taşlar beyaz. Oda beyaz, oda melek beşiklerinde ölen seslerin şelalesiyle dolu, bronz melek sesleri beyaz odayla dolu. Sessizlik: Gecenin moru: Beyaz demir çubukların arasından uykunun mavisine düşen," satırlarıyla anlattığı odayı, onun akıl hastanesindeki odası olarak okumamıştı Sibilla.
İki âşık, bir buçuk yıl süreyle, 'Ben seni seviyorum, hayır ben seni' diye parçalayarak birbirlerini, bir fırtına gibi yaşadılar tutkuların en büyüğünü.

Aslında ikisi de kendilerine âşık ve birinden ötekine yansıyan hayranlıkla doyuma ulaşıyorlardı. Görmüş geçirmiş Sibilla, Dino'da ilk kez kendi dengini, erkeğini bulmuştu. Bırakmayacaktı. Ama Dino giderek hezeyanlarına gömülüyor, suskunluğuna kapanıyor ya da saldırganlaşıyordu.
Ayrıldılar. Dino Campana 1932 yılında akıl hastanesinde öldü. Sibilla, delilik denilen o meçhul girdap sevgilisini bir daha geri vermemek üzere içine çektikten sonra onlarca aşk eskitti; eleştirmen Bruna Conti'nin deyişiyle, 'Bıkmadan usanmadan kendisini yazarak,' 1960 yılına kadar yaşadı.

Ancak ölümünden iki yıl önce, Dino Campana ile mektuplaşmalarını kitap olarak yayımladı. İkilinin efsane aşkı geçen yıl, Michele Placido'nun bir filmiyle yüzyılımıza taşınınca, 'O yolculuğa biz aşk demiştik' adını taşıyan mektuplar demeti yeniden yayımlandı ve yazarları yeniden keşfedildi. Kıssadan hisse: Görselliğin önemi.

YÜRÜYENADAM 25.06.2007 14:15:02
SAHİDEN BÜYÜK AŞKLAR İTALYANLARDAN MI ÇIKAR HEP?

sensun 25.06.2007 14:17:03
bilmiyorum aşkın yurdumu olur ki Huh

06.09.2007 05:14:22
bilmiyorum aşkın yurdumu olur ki Huh

Aşkın yurdu olmaz tabi ki ancak, yaşadıkları aşkı daha rahat dile getirebilen toplumlar vardır.


Sayfa: [ 1 ]