SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe

Konu: Felsefe Sözlüğü

Sayfa: [ 1 ]

09.07.2004 22:23:25
ADCILIK (Nominalisme):Genel kavramları, cinsleri, türleri yalnız ad olarak varmış gibi sayan bir felsefi öğreti. Kavram, cins, tür yalnızca zeka için vardır.

AKILCILIK (Rationalisme, Usçuluk):Dinsel esinlere, vahiylere dayanan sistemlere karşılık akla dayanan bir sistem. Akılcılığa, aynı zamanda, ancak deneyin verilerini tanıyabilecğimizi, bilebileceğimizi açıklayan görgücülüğe (ampirizme) karşı, aklın, fikirlerin kökeni olduğu görüşünde olan sistem de denir. Bir de bu terimden, akla güvenen ve her türlü gizemi yadsıyan düşünme yöntemi de anlaşılır; bize göre, akılcılık, özellikle, yalnız akla inanıp güvenmeyi, denetimsiz bir imgelemeden, kurgucu bir fanteziden ve "iman"dan kaynaklanan her şeyden kaçınmayı bizim için bir ödev durumuna getiren bilimsel bir düşünme yöntemidir. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, diyalektiğin yardımı, akılcılığın verimli -ve "çağdaş"- olmasını sağlar.

ATOM:Kimyada ve fizikte, bileşimlere girebilen bir elementin nicel olarak en küçüğü olan maddi parçacıklarına verilen ad.
Antikçağın materyalist felsefesinde, bu sözcük, maddenin mutlak olarak artık bölünemez, en küçük öğesi anlamına geliyordu, bu ilk öğe, bileşerek ve topaklanarak, bütün doğayı oluşturuyordu.

BİLİNEMEZCİLER (AGNOSTİKLER):Gerçeği, insan aklının anlayamayacağını, bilemeyeceğini söyleyenlere felsefede verilen ad.

ÇÖZÜMLEME (ANALİZ, TAHLİL):Bir şeyi ya da bir fikri öğelerine ayırmak için yapılan akıl işlemi.

DİYALEKTİK::"Diyalektik" sözü, başlangıçta tartışma sanatı ya da tartışma bilimi anlamına geliyordu. Platon'a göre diyalektik, her şeyden önce, bir fikirden ya da bir ilkeden, içinde taşıdığı bütün olumlu ya da olumsuz sonuçları çıkartmak sanatıdır. Daha sonraki anlamıyla diyalektik, ardarda gelen aşamalarla duyulabilir verilerden şeylerin fikirlerine, sonsuz ve değişmez ilkelerine doğru ve bütün bunların ilki olan iyi fikrine doğru çıkan düşüncenin, mantıklı ve yükselen yürüyüşüdür. Platon'a göre fikirler, gerçek adına yakışır tek gerçek olduklarından, bu ad, fikirlerin diyalektiği ya da bilimi, sonunda da bilimin kendisi olmaya başladı.
Hegel'de diyalektik, mutlak fikre kadar, ardarda gelen tez, antitez, sentez aşamaları arasından geçen fikrin hareketidir.
Marx'ta ve marksistlerde diyalektik, artık fikrin hareketi değil, ama şeylerin kendilerinin çelişkiler arasında geçen hareketidir; aklın hareketi ise, bunun bilinçli bir ifadesinden başka bir şey değildir. Bu kitabın Dördüncü Kısmında, marksist diyalektiğin derinleştirilmiş bir incelemesini bulacaksınız.

DUYUMCULUK (Sensualisme):Bir felsefe sistemi. Buna göre, bütün fikirler, dolaysız olarak, duyumlardan gelir.

EREKBİLİM (Teleologie):Doğadaki bütün varlıkların bir sonu (telos, Yunanca son), -çok kez tanrının ya da alınyazısının, takdiri ilahinin istediği- belirli bir amacı olduğu yolunda bir varsayım. Bu açıklamanın en ileri götürülmüş biçimini, Bernardin de Saint-Pierre'de (18. yüzyıl) görürüz. O, eğer elma ağacın dalında asılı duruyorsa, bu insanın onu kolaylıkla elegeçirebilmesi içindir; eğer balkabağı bir ağaçta değil de yerde bitiyorsa, bu balkabağının gelip geçenlerin başına düşmemesi içindir, vb. diyordu. Bu varsayım, zamanımızda bile, bazı doğabilim uzmanlarınca, daha az karikatürümsü bir biçimiyle benimsenmektedir

FİZYOLOJİ:Yaşam belirtisi olan organik işlevleri, görevleri inceleyen bilim.

FLOJİSTİK:Eski kimyacılar tarafından, yanma, ateş olayını açıklamak için düşünülen bir ilke ya da akışkan madde.

GİZEMCİLİK (Mysticisme):Felsefi ve dinsel bir tutum. Buna göre, yetkinlik (ahlakta olduğu kadar bilgide yetkinlik), gizemli bir tarzda, insanı (kendi iç alemini) tanrıya birleştiren bir çeşit tapınma; ibadettir. Gizemcilik sözünden, aynı zamanda, karanlık olanı yeğ tutan ve gizemli olana inanan zihinsel bir eğilim anlaşılır. Bu, usçuluğa karşıdır.

MEKANİK:Hareketler ve kuvvetler bilimi.

METAFİZİKlaughünyayı doğaüstü ve maddesiz ilkelerle -en çok da tanrı ile- açıklamak iddiasında olan azçok fantezist, azçok dinci fikirler ve tezler sistemi. İnceleme konusu şeyleri ve nesneleri birbirinden ayrı tutan ve onları sürekli hareketlilikleri içinde düşünmeyi reddeden bir düşünme yöntemi. Diyalektiğin karşıtıdır.

MİTOLOJİ:Antikçağ ve vahşet devri toplulukları tarafından inanılan tanrıların, masalımsı ve efsanevi tarihi. Geniş anlamıyla bütün mitler sistemi.

ORTODOKSLUK (Orthodoxie)Sadİslam dininde Ehl-i sünnet). - Bir kanının, bir düşüncenin, gerçek olarak kabul edilen bir dinsel inana uygunluğu. Aynı zamanda, geniş anlamda, felsefi, bilimsel ya da benzeri bir teorinin, en doğru ve ilk kökten gelen anlayışına uyguluğunu anlatmak için de kullanılır.


ÖRGENBİLİM (ANATOMİ):Canlı varlıkların beden yapısını ve bunu oluşturan çeşitli örgenlerin ilişkilerini inceleyen bilim.


PALENTOLOJİ (TAŞILLAR BİLİMİ):Fosilleri, yani kalıntılar ya da izler biçiminde jeolojik tabakalar arasında saklı kalmış hayvan ya da bitkileri inceleyen bilim.

RUHÇULUK (Spiritualisme, Tinselcilik):Felsefe öğretisi. Buna göre ruh, can verdiği ve yönettiği maddeden ayrı bir gerçeklik olarak mevcuttur. Ruhçuluk, çok kez, tanrıda, bütün doğa yasalarının bağlı ve bağımlı bulunduğu üstün ruhu görür. İdealizmin değişik bir biçimi ve sonucudur.

SİMYA (ALŞİMİ):Ortaçağ kimyasına verilen ad. Bu, bir bilim olmaktan çok, büyücülüğe yakın, bütün hastalıkları iyileştirecek (her derde deva) bir ilaç bulmaya ve madenleri simya taşı ile altına çevirmeye çalışan bir sanattı.

TANRIBİLİM (Theologie):Tanrının "bilimi". Dogmaların ve dinsel metinlerin incelenmesi.

TÜMDENGELİM (Déduction):Bir önermeden (proposition) ya da bir olgudan yola çıkarak, ondan çıkan, ondan ileri gelen sonuçları anlatan ya da genelden özele varan uslamlama yöntemi.

TÜMEVARIM (Induction):Aynı anlamı taşıyan özel olgular kümesinden genel bir sonuç çıkarmak demek olan ya da özelden genele varan bir uslamlama yöntemi.

deniz 12.07.2004 10:57:24
FELSEFİ TERİMLER SÖZLÜĞÜ

A

Ahlak duygusu : Ahlaki davranışların kaynağı olan duygu.
Akademi (Akademia) : Platon'un kurduğu felsefe okulunun adı.
Akıl yasaları : Aklın özdeşlik, çelişmezlik, yeter neden ilkeleri
Amoral : Ahlak dışı.
Anımsama : Platon felsefesinde, ruhun bedene girmeden önceki varlığında görmüş olduğu ideaların bilince dönüşü.
Antimoral : Ahlak karşıtı.
Aposteriori : Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan bilgi.
Apriori : Deneyden bağımsız olan, ama deneyle canlandırılabilen bilgi. Kant'a göre, deneyden gelmeyen bilgi ögesi.
Aşkın (transcendant) : Üstün olan, insanlık düzeyinin üstüne çıkan (Tanrı). Deneyimine tümüyle ulaşamayacağımız şey. Gerçekliği aşan, doğa üstü.


B

Beğeni : Güvenilir, ince ayrımlara varan bir duyguya dayanan estetik yargılama ve değerlendirme gücü; güzeli çirkinden ayırma yetisi.
Betimleme (tasvir) : Somut gerçekliği içinde bir nesnenin, kendine özgü belirtilerini elden geldiğince tam ve açık seçik bir biçimde gözönüne serme.
Bilgi : Düşünen, algılayan bir bilinç ile düşünülen, algılanan bir şey arasındaki ilgi. Bilme edimi sonunda ulaşılan şey.
Bilgi kuramı : Bilginin ne olduğunu, kaynağı ve değerini konu alan felsefe dalı.
Bilinemezcilik : Gerçek ve mutlak varlığın, kendinde nesnelerin (Tanrı gibi) bilinemeyeceği kanı ve öğretisi. (Agnostisizm)
Bilme : Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
Bireycilik : Bütüne, genele değil de, bireye üstünlük tanıyan görüş.


C - Ç

Çelişme : İki kavramın ya da yargının birbirini dışta bırakması. Birbirine ters olma, birbirini tutmama.
Çokçuluk : Gerçekliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti.
Çözümleme : Bileşik olanı ayırarak çözmek. Bir bütünü parçalara ayırmak.


D

Değer : Kişinin, isteyen, ihtiyaç duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. İnsanların ihtiyaç ve istemeleri farklı olduğundan sayısız değer türleri vardır.
Determinizm : Evrende bütün olup bitenlerin nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini öne süren görüş. Ahlak alanında, ahlak olaylarının özgür olarak değil, belli etkenlere göre oluştuğunu ileri süren anlayış.
Diyalektik : Bir kavramdan öteki kavrama çelişmeleri ortadan kaldırarak ilerleme yolu. Düşünce ortadan kaldırılarak ilerleme yolu. Düşüncenin ve varlığın çelişmelerle değişip ilerleyerek gelişmesi ve yeni gerçeklerin ortaya çıkması. Hegel'e göre düşüncenin tez - antitez - sentez aşamalarından geçerek gelişmesi.
Dogma (inak) : Doğruluğu sınanmadan benimsenen ve bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan sav.
Dogmatizm : İnsan zihninin varlık hakkında doğru ve kesin bilgi edinebileceğini öne süren felsefe anlayışı.
Doğrulama : Bir varsayım ya da önermenin doğruluğunu denetlemek için, deney ve mantıksal kanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin tümü.
Doğrulanabilirlik ilkesi : Önermelerin bilimsel anlam taşıyıp taşımadığını belirlemeye yarayan bir ilke. Buna göre bilimsel anlamı olan önerme, olgusal yoldan nasıl doğrulanabileceğini bildiğimiz önermedir.
Doğrulanabilirlik : Bilimde önermelerin olgularla doğrulanabilme niteliği.


E

Etik (Ahlak Felsefesi) : İnsan eylem ve davranışlarını, ahlaki olanın özünü araştıran felsefe dalı.
Eudaimonia : Yaşamanın anlamını mutlulukta bulan farklı öğretilere verilen ortak ad.
Eylem : İnsanın yaptığı istençli hareket. İnsanın bir dış nedenle değil de, doğrudan doğruya kendisinin gerçekleştirdiği davranışları.


F

Fatalizm : Her şeyin alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü.


G

Gerçek : Bilinçten bağımsız olarak var olan. Düşünülen, tasarımlanan şeylere karşıt olarak var olan.
Göreli : Bir başka şeye bağlı olan; ancak belli koşullar içinde geçerli olan.


H

Hedonizm (Hazcılık) : Yaşamın anlamını hazda gören anlayış. Ahlaki eylemin amacını hazda bulan ahlak öğretisi.


İ

İdea : Platon'a göre algılarla kavradığımız nesnelerin orijinal formları, örnekleri.
İdealizm : Var olan her şeyi düşünceye bağlayan, düşünce dışında nesnel bir gerçekliğin var olduğunu kabul etmeyen felsefe öğretisi.
İkicilik (dualizm) : Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.
İrade : İstenilmiş olanı gerçekleştirmeye karar verme ve yerine getirme gücü. Ahlaki eylem için karar verme yetisi.


K

Kaos : Evrenin, düzene girmeden önceki karışık durumu.
Kategori : Kant'da deneyden önce gelen, zihinde bulunan on iki yargı formu.
Kosmos : Düzenli ve uyumlu bir yapı oluşturan bütün; evren.
Kuram : Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar bütünü.


M

Materyalizm : Evrendeki tek cevherin madde olduğunu ve bütün varlıkların maddeden türediğini öne süren görüş.
Mimemis : Taklit; benzetme, örnek alınan şeyi yeniden yapma. Kimi düşünürler sanatı, nesnelerin bir taklidi (mimemis), bir benzetmesi olarak görürler.
Moralite (ahlaklılık) : Bir insanın iyi ve kötü açısından davranış biçimleri ve ahlaki düşünüşü. Ahlaki kurallar ile uyum içinde olma.
Mutluluk ahlakı : Eylemlerin amacının, insanın mutluluğu (eudaimonia) olduğunu öne süren ahlak öğretisi.


O

Ontoloji : Varlığı bütünüyle inceleyen felsefe dalı; varlıkbilim.


Ö

Ödev ahlakı : Kant'ı ahlak görüşü. Ahlaki eylemde bulunmayı ahlak yasasına uyma olarak kabul eden öğreti.
Öncesizlik-sonrasızlık : Başı ve sonu olmayan süreklilik. Zamandan bağımsız olma. Ezeliyet-ebediyet.
Önsezi : Temellendirilemeyen duygu. Bilinmeyenin, gelecekle ilgili olanın önceden duyulması, doğru gibi sayılması.
Özdeş : Bir ve aynı olan, bir ve aynı anlama gelen. Örneğin Panteizmde Tanrı ile Doğa özdeştir.


P

Paradoks : Kökleşmiş kanılara aykırı olarak ileri sürülen düşünce.
Pragmatizm : Hakikatı ve gerçekliği yalnızca eylemlerin sonuçları ve baarıları ile değerlendiren felsefe öğretisi.


R

Rasyonalizm : Hakikatın ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarımlarda bulan öğretilerin genel adı. Akılcılık, usçuluk.
Realizm (gerçekçilik) : Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu kabul eden öğreti.


S

Sanat felsefesi : Sanatın, sanat yaratmalarının ve sanat beğenilerinin özü ve anlamını konu olarak alan felsefe dalı.
Sentez (bireşim) : Çeşitli ögeleri bir araya getirme, bir bütün içinde birleştirme. Bu birleşmenin sonucu. Karşıtı çözümleme'dir.
Sezgicilik : Sezgiyi felsefi bilginin temeli olarak gören öğreti.
Söylence (efsane) : Tanrılar, kahramanlar, önceki çağların olayları üzerine anlatılanlar, masallar, öyküler.
Süreç : Belli bir düzen içinde yinelenen, ilerleyen, gelişen olay ya da eylemler dizisi. Belli bir sonuca ulaşan düşünce akışı.


T

Tasavvuf : İnsanın duygu ve sezgi yoluyla Tanrı'ya erişmesini ve onunla bütünleşmesini mümkün gören öğreti.
Tekçilik (monizm) : Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi kabul eden öğreti.
Temellendirme : İleri sürülen bir iddia için temel, dayanak, gerekçe verme.
Toplum felsefesi : Toplumun ve sosyal olayların özü ve anlamı üzerinde felsefe araştırmaları. Toplumun özü ve nasıl olması gerektiği üzerindeki felsefe öğretileri.
Töz (cevher) : Değişen durumlara karşı kalıcı olan; kendi kendisiyle, kendi kendisinde var olan. Var oluşu için başka bir şeye ihtiyacı olmayan.


U

Uyum (armoni) : Çokluğun ve karşıtlığın düzenli bir birlik oluşturması. Uyum, sanat felsefesinin de temel bir kavramıdır.
Uzay : Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk; bütün var olanları içinde bulunduran şey.


V

Varsayım : İrdelenmeksizin doğru sayılan ilke, önerme ya da ön dayanak.


Y

Yanlışlanabilirlik : Bilimde, önermelerin yanlışlanabilme niteliği, Popper'in bilimle sözde - bilimi ayırmada kullanılmasını önerdiği ölçüt.
 

blackcat 11.03.2008 10:05:24
 felsefe başlığı altında bulunması gerekli konulardan biri,sağolun .

potdehid 02.06.2008 16:39:47
 sevinçli        Eksikleri gideriyim:

D: Dehid:      Dehidizm felsefesini benimsemiş kimse
    Dehidizm:  Temel olarak kişinin, kontrolü altında olmayan şeyleri kabaca 'iplememesi' nin gerektiğini savunan felsefi görüş.

 afro                           afro                         afro                          afro


Sayfa: [ 1 ]