SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik

Konu: selahattin pınar-afife jale

Sayfa: [ 1 ]

son tango 24.06.2007 20:46:33
aşağıda ilk kez öğrendiğim bi haberle ilgili yazı var.bunu hürriyet gazetesinin sitesinden alıntılıyorum...soner yalçın imzalı..efendim türk müziğinin en önemli bestecilerinden selahattin pınar la ilk kadın tiyatrocumuz afife jale evliymişler..önce bu haber şaşkınlık yarattı,daha sonra hikayelerini öğrenince içim de burkulmadı değil..merak edersiniz sizde okuyun..uyuşturucu,aş ve sanatın yaratıcılığı üstüne yorumlar yapılabilecek bi konu..anladım ki,bu kadar ıstırap çekersen o kadar iyi ürün veriyorsun..selahattin pınarında o şahane besteleri meğer çok sevdiği karısına yapılmış..bunu bu kadar geç öğrenmem de kendi ayıbım herhalde..

neyse efenim,buyrun okuyun


’NEREDEN SEVDİM O ZALİM KADINI’

Eroin bağımlılığı, Afife Jale-Selahattin Pınar evliliğini nasıl yok etti? Ünlü bestekár Selahattin Pınar’ın, büyük aşk yaşadığı eşi, sahnelere çıkan ilk Türk sanatçı Afife Jale için bestelediği bu şarkının trajik hikáyesi.

İKİSİ de 1902 İstanbul doğumluydu.

İkisi de ailelerinin karşı çıkmasına rağmen, evlerini terk edip; yaşam biçimi, kurtuluş alanı olarak gördükleri sanatı seçtiler.

Afife, İstanbul Kız Sanayi Mektebi’nde okuyordu. Osmanlı’da Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkması yasaktı. O, yine de 1918 yılında "Jale" adıyla Darülbedayi’ye başvurdu. Kabul edildi. Ailesi bunu duyunca sert tepki gösterdi. Babası kızına "Fahişe mi olacaksın" diye bağırınca evi terk etti.

Afife Jale, Darülbedayi’de stajyer oyuncu kadrosuna alındı.

Yeniden doğmuştu; anne-babası, kulis ve sahneydi.

1919’da Hüseyin Suat’ın "Yamalar" adlı oyununda, "Emel" rolünü oynayacak Eliza Binemeciyan’ın Paris’e gitmesiyle şans ona güldü.

Böylelikle Afife Jale, Kadıköy’deki Apollon Sineması’nda sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını oldu.

Ancak bir Türk kızının sahneye çıkması ortalığı ayağa kaldırdı. Afife Jale hep direndi. Ama Darülbedayi yöneticileri onu tiyatronun kadrosundan çıkarmak zorunda kaldılar.

UYUŞTURUCUYA BAŞLIYOR

Tiyatrosuz kalması Afife Jale’yi sarstı. Kaçışı haplarda ve uyuşturucuda aramaya başladı.

Hap, esrar, zamanla yerini eroine bıraktı.

Bu arada sahneye çıkmak için elinden gelen çabayı gösterdi.

Adını değiştirdi. Çeşitli kumpanyalar ile Anadolu’ya gitti. Karşısına zorluklar çıkarıldı. Kurtuluşu hep uyuşturucuda aradı.

1923’ten sonra Türk kadınları Atatürk’ün emriyle sahneye çıkmaya başladı.

Afife Jale mutluydu. Artık kötü günlerin geride kaldığını düşünüyordu.

Ama o uyuşturucuyu bırakmak istiyor; bu kez uyuşturucu onu bırakmıyordu! Sağlığı bozuldu. Sahnede ayakta duramıyordu. Tiyatroya veda etmek zorunda kaldı.

İşte o zor günlerinde Kuşdili Çayırı’nda, Hafız Burhan’ın konserinde sanatçıya tamburuyla eşlik eden Selahattin Pınar’la karşılaştı.

ÇALGICI DEĞİL SANATKÁR

Selahattin, babası Denizli Milletvekili Sadık Bey’in iyi bir öğrenim görmesi için gönderdiği İtalyan Ticaret Okulu’nu yarıda bırakmıştı.

12 yaşında ut, 17 yaşında tambur çalmayı öğrenmişti.

Babasının sürekli "Benim oğlum çalgıcı olacak" şeklindeki "aşağılamalarına" dayanamayıp bir gün, "Hayır sanatkár olacak" deyince evde kavga çıkmış ve babasının üzerine yürümesi sonucu evi terk etmişti.

Yeni evi; daha sonra "Üsküdar Musiki Cemiyeti" adını alacak olan "Darü’l-Feyz-i Mûsıki"ydi. Anne-babası musikiydi. Musiki üstatlarından dersler aldı. Bestekár oldu. Ünlü sanatçıların kadrolarında yer almaya başladı.

İLK GÖRÜŞTE AŞK

Afife Jale, "Türk müziğinin aristokratı" Selahattin Pınar’ın naifliğinden, kibarlığından, temiz giyiminden, güzel ve esprili konuşmasından etkilendi. Duyguları karşılıksız değildi.

Evlendiler.

Fatih Camii’nin karşısındaki bir apartman dairesine yerleştiler.

27 yaşındaydılar ama çocuk gibiydiler. Evde saklambaç oynuyorlardı. Ut, tambur tınısı, şarkılar, şiirler evlerinden hiç eksik olmuyordu.

Fakat, mutluluk kısa sürdü.

Çünkü... Afife Jale bazen odasına kapanıyor, saatlerce çıkmıyordu.

Selahattin Pınar, bir gün kapının anahtar deliğinden içeriye baktı.

Afife Jale koluna eroin şırınga ediyordu!

Uyuşturucu bulmak için bir eczacıyla da ilişki kurmuştu!

Selahattin Pınar karısına áşıktı. Her tutkulu insan gibi kendini aldattı. Afife Jale’yi kurtarmak isterken uyuşturucu bataklığına saplandı.

Afife Jale, eşinin daha kötü bir hale gelmemesi için ona yalvardı: "Ne olur boşa beni, terk et beni."

Selahattin Pınar hiç yanaşmadı ayrılığa. Afife Jale hep zorladı.

Ve 1935’te boşandılar.

Selahattin Pınar aşkını hiç unutamadı. Karşılıksız aşkı ve ayrılık acısını anlatan unutulmaz bestelerini bu dönemde yaptı: "Nereden sevdim o zalim kadını"; "anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek"; "huysuz ve tatlı kadın"...

VE ÖLÜM

Korkusuz kadın Afife Jale, sokaklarda beş parasız intihar etmek ister gibi yaşadı.

Darülbedayi’deki dostlarının yardımıyla, Bakırköy Akıl Hastanesi’ne yatırıldı. 1941 yılının 24 Temmuz günü öldü.

Cenazesinde dört kişi vardı; onlar da tabutu taşımak için gelmişlerdi.

Zamanla mezar yeri bile kayboldu.

Ama o silinmedi. Efsane oldu. Artık biliniyor ki; o, Türk kadınının sahneye çıkması için kendi hayatını feda etmişti.

Selahattin Pınar, Afife Jale’nin ölümüyle yıkıldı. Daha da içine kapandı. Ardı ardına besteler yaptı. "Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım"...

6 Şubat 1960’ta Todori’nin Meyhanesi’nde ölene kadar Afife Jale’yi unutamadı.


asitikimperia 24.06.2007 20:51:07


Selahattin Pınar - Afife Jale

asya 24.06.2007 20:59:14
Kimbilir bu şarkılarda ne acılar, aşklar ve ne umutlar gizli?

Boşuna yazılmamış yüzlerce şiir tabii ki... Ama gerçeği bilerek o şarkıları dinlemek çok daha anlamlı.

Afife'nin öyküsünü bildiğimi sanıyordum oysa evliliğini bilmiyormuşum meğerse.

Sağolasın tangocum. Smiley

son tango 24.06.2007 21:06:29
aslında ikisi de çok iyi ailenin çocukları.kız,özgür yetişmiş,bildiğini okuyor..adam böle kadını sevince ikilemler başgösterio tabii..erkek sahip olmak ister,kadın sanırım buna asla müsaade etmemiş,zaman zaman eder görünmüşse de..işte aşkın temel noktalarından biri orda başlıo..''evet,artık bana ait'' derken ''hayır,öle diil'' ikilemleri kafana takmana sebeb oluyo..zaten aşk da aslında bi kafaya takma tabir edilen bi tutku değil mi?

şarkı herseyi çıkça anlatmış zate..aşk gibi,sevda gibi..huysuz ve tatlı kadın..en tehlikeli kadınlar Wink

torq 25.06.2007 01:05:03
Ben de bu şarkılar kime yazılmış diye düşünüyordum. Trajik, iç burkan ve insanın toplumsal kurallar, gelenekler nedeniyle nasıl bir çıkmaza sokulduğunu anlatan bir öykü. Anne ve babasına karşı çıkma cesaretini gösterip, yaşamını, geleceğini tehlikeye atma cesaretini kaç kişi gösterebilir? Her ikisinin de anılarını yaşatmak, onların bu kararlılığını alkışlamak gerektiğini düşünüyorum. Tango eline sağlık bu arada. 

son tango 25.06.2007 03:00:44
bişeyi farkettim,acaba yanılıyormuyum,bu tip kişiliklerin hayatları bi şekilde kısa oluyor..yada kısa mı oluyor? aaştırmadım ama sanki bana öle geldi nedense..


Sayfa: [ 1 ]