|
||
| Var imiş gibi Herkes iltifat görmek ister. Bu nedenledir ki hiçbir nefis, iltifat ve övgüye karşı koymaz, koyamaz. İltifat vâdisinde insanoğlu birdenbire güçsüzleşir, dayanıksızlaşır. Bir kere değil, daima iltifat görmek ister. Doyumsuzlaşır. İltifat görmek demek, 'farkedilmek' demektir. Kişinin başkalarının bakışlarına ihtiyaç hissetmesi, başkalarının bakışları aracılığıyla varlığından emin olması demektir. Bir dairenin çemberi, kendi merkezine, merkezindeki noktaya ne denli ihtiyaç duyarsa, merkez de, merkezdeki nokta da aynı şekilde kendi çemberine, çemberi boyunca varolan sayısız noktalardan birine veya birkaçına o denli ihtiyaç duyar. Her insanın kendisine ilişkin algısı (nefs idraki) iki türlüdür: ya kendisini bir dairenin çemberinde dizili o sayısız noktalardan biri olarak duyumsar ve bu durumda bağlanacak bir merkez (merkezî nokta) arar; ya da kendisini çemberin merkezinde varsayıp hemen çevresinde dolanacak, kendisini saracak bir çembere ihtiyaç duyar. Bu hâl şöyle de 'resm' edilebilir: Kişi nefsini hem küçük veya büyük bir dairenin merkezinde, hem de kendisi dairesinden çok daha büyük başka bir dairenin çemberinde var imiş gibi algılar. Ne garip değil mi, tamıtamına "var" değil, "var gibi" de değil, bilâkis "var imiş gibi"... daha açıkçası: "varmış gibi"... İltifata düşkünlüğümüz bu nedenledir. *** Varolduğumuzu duyumsamak için hem iltifat görmek (yönelinmek) ve hem de iltifat etmek (yönelmek) zorundayızdır. Hak dahî hem kendini medheder, hem kendine hamd edilmesini ister. Zira övmek ve övülmek Varlığın şanındandır. Türkçe 'namaz' kelimesi aslen Farsçadır (nemaz) ve 'salât' kelimesine mukabil olarak kullanılır. (İbranicesi 'salot') Yönelmek demektir. Bir kimseye, bir şeye, bir yere yönelmek. Yani teveccüh etmek, iltifat etmek demektir. Kur'an'da sadece inananların 'salât'ından bahsedilmez; aynı zamanda Hak Teâlâ da, melekler de salât eder. Öyle ki Kur'an'a göre, ortakkoşucular bile salât ederler. Daire içre daireler. Hep daireler. Böyle bilinsin, kimse O'nun hem aynı, hem gayrı olmaktan âzade kalamaz. Kendinin hem içindedir, hem de dışında. Zahiri vardır, batını da. Evveli vardır, ahiri de. Hem zahirdedir, hem batında. Hem evveldedir, hem ahirde. Çünkü hem evveldir, hem ahirdir. *** İltifat etmek, iltifat ettiğimiz şey ya da kişiyi bir bakıma varetmek demektir. Var etmek, yani varolduğunu hissetmek ve ettirmek, belirginleştirmek. İltifata, iltifat görmeye ihtiyaç duymamamızın sebebi de aynıdır. Ya kişi başkaları tarafından iltifat görmezse, göremezse? Bu takdirde kişinin önünde iki yol vardır: Birincisi, iltifat görmek için, ya çok aşağı iner, başkalarına iltifat etmek suretiyle kendisini muhtelif çemberlere dahil etmeye çalışır; omuz omuza durduğu noktalar aracılığıyla muhtelif merkezlere mensup olur. Nerede durduğu belli değildir. Önemli de değildir. Vardır ya, varmış gibidir ya, işte bu kadarı onun için yeterlidir. Eşitlik duygusu böylelerinde baskındır. Çünkü bir dairein çemberindeki tüm noktaların merkeze, merkezdeki noktaya uzaklığı eşittir. Omuzdaşlarıyla eşit olmak demek, eşit biçimde iltifat etmek ve eşit biçimde iltifat görmek demektir. Hiç kuşkusuz ki bu da bir varolma, varlığını duyumsama biçimidir. İkincisi, başkaları tarafından iltifat görmeyen bir nefis, ya iltifat görmeyi başkalarına bırakmayıp kendi kendisine iltifat ve meth etmeyi seçer, ya da kendince yukarıya, çok yukarıya çıkarak başkaları tarafından farkedilebilecek bir yükseklikte durmayı... Böylelikle başkalarını kendisine yönelmeye, iltifata zorlarlar; iltifatlarını ifade etmek, yani kendi etraflarında dolanmak zorunda bırakırlar. Bırakmak isterler. Kanırtırlar. Buradayım derler. "Bakın işte bu sefer beni görebileceğiniz kadar yüksekteyim. Görün beni ki göreyim kendimi; görebileyim" derler. Böyle derler. Derler de derler. Bütün istedikleri en son tahlilde varolduklarını duyumsamaktan ibarettir. Varlık idadına girmektir. Evet, bütün istekleri, bütün arzuları, var imiş gibi, varmış gibi görülmektir, görünmektir. Görünmek veya görülmek, işte bütün mesele! Hasılı, gölgelerin savaşı! Var imiş gibi... varmış gibi... olmanın savaşı. |
||
|
||
| Bütün zıtları bir potaya koyar eritir. Ne küfürle mukayyettir ne imanla. Ne dine bağlanmıştır ne mezhebe. Fakat uzlaştırıcı bir tabiatla zahiri de korur. İşlerini ve sözlerini inceleyen, hakkında tam bir kesin hükme varacakken, bu hükme büsbütün aykırı bir işine, başka bir sözüne rastlar. Yine De Her işi Yerindedir. Her sözü kime söyleniyorsa onun haline ve derecesine uygundur. Zıtları birleştirmekle Tanrılığını gösterir; kullukla efendiliğini izhar eder. Fakat renksizlik alemini yurt edinmiştir, şekilsizlik şeklini benimsemiştir. Aktığı yerin rengini alır, geçtiği arkın şeklini gösterir. Yatağını da kendi kazar, geçidini de kendi yapar. Mevlana'nın İnsan-ı Kamil Tarifi |
||
|
||
kütüphanem benim gocundum-biras/utandım yine haklısın belki birilerine iltifat ederken birisi biryerlere gelebilir bu pek sağlam olmaz.... ![]() yok gocunmadımda ![]() hak edene hakkını vereceksin mantığı bendeki ![]() bu bazen sen olursun bazen bi baskası hak ediyonus sa edionusdur saten... bide şu var birileri destek vermesse yazılanın çizilinenin bi önemi olurmu??? |
||
|
||
olur
|
||
|
||
| Kamil insan!!olgunlaşmış keşfin en büyüğünü kendini keşfetmiş insan!!O'na artık fani olan şeylere gönül vermek manasız gelir,boş gelir,ruhu çürüten insanı şaşı yapan hiddet ve şehvet duyguları artık onda yok olmuştur,mecazi aşkı kontrol altına almıştır,bizler gibi her an bir ben gitmiyor onlarda!!Ahhh ne diyelim mevla bizede kemale ermek nasib etsin!!! UGraSHAMAN bize insanı kamil'i hatırlattığın için teşekkür ederim
|
||
|
||
| Zühdünü ko,aşka düş ehl-i canan etsin seni Piyr-i aşka kulluk et canane can etsin seni Bir zeman bülbül gibi efganın ağdır göklere Şol kadar kıl naleyi kim gülistan etsin seni Ar u namusun bırak,şöhret kabasından soyun Giy melamet hırkasın kim ol nihan etsin seni Yüzünü yerler gibi ayaklar altında ko kim Hak teala başlar üzre asüman etsin seni Verme rahat nefsine daim gaza-yı ekber et Ka'be-yi dil fetholup darül-eman etsin seni Gel Niyazi'nin elinden bir kadeh nuş eyle kim Mahvedip nam u nişanın bi-nişan etsin seni Hak yolunun rehberi nefesidir kamilin Dil tahtının serveri nefesidir kamilin Nefsini mat eyleyen,ref'i-memat eyleyen Nefh-i hayat eyleyen nefesidir kamilin İsteyu git ademi,ademde bul ademi Sırr-ı nefahtü demi nefesidir kamilin Sure-yi Necm'i oku anlagıl vahyi Hakk'ı Bilesin o mantıkı nefesidir kamilin Ruhül-Kudüs demini,ademde iste anı Ölmüş gönülün canı nefesidir kamilin Maye-yi zat denilen,fayz-i necat denilen Ab-ı hayat denilen nefesidir kamilin Diri kılan tenleri,zinde eden canları Kaldıran ölenleri nefesidir kamilin niyazi mısri |
||
|
||
| bu konuda bilgi edinmedim arastırma yapıp yarın yazarım ve sizi bilgilendiririm beyler | ||
|
||
| peki bekleriz.beyler. | ||
|
||
| insan isterse yaradılanların en ustunu olabilir ve isterse hayvandan da asagı olabilir |
||
|
||
| Bu kadarcıkmı ,bu, bu kadar değil. | ||
|
||
| dogru bu kadar degil aslı kuran-ı kerimdir | ||
|
||
sıkmayalım milleti.
|
||
|
||
kim sıkacak ben nurun askeriyim kim sıkacak siz mi ??
|
||
|
||
| Ben bu yüzden üyeliğimi iptal ettirdim. | ||
|
||
| banane | ||