Bu alıntı konuyu detaylıyor diye düşünüyorum. "Burada Max'a,onun insan anlayışına gelebiliriz. Marx, insanı, ilişkiler içinde insan olarak değerlendirir. O nedenle, "insan toplumu"ndan söz eder. İlişkileriyle insan, diğer insanlarla ve doğa ile ilişkisinde insandır. Doğal ilişkilerin yerini üretim ve mülkiyet sisteminin (işbölümü ve özel mülkiyet) belirlediği ilişkiler almıştır. Bu yabancılaşma olgusunu ortaya çıkarır. İşbölümü ve özel mülkiyet insanın değerlerinde değişmeye yol açar."Değer" bu durumda malik olunan şey'dir. Belirtilen durumda, insanlararası kişisel ilişkinin (doğal ilişkinin) yerini kişiselsizleştirme alır. Şeylere malik olma ve şeylerin insanlara egemenliğidir artık söz konusu olan. Marx, insana ve insan toplumuna ilişkin görüşlerini 1844 İktisadi ve Felsefi Yazıları, Alman İdeolojisi, Kutsal Aile, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı ve Kapital'in üçüncü cildinde ortaya koymuştur. 1844 Felsefe Yazılarında Marx, "İnsan bir tür varlığıdır." der "Hayvan kendi hayat etkinliğiyle doğrudan doğruya özdeştir. Kendini bundan ayırdetmez. İnsan, paratik etkinliğiyle nesnel bir dünya yaratırken, organik olmayan doğayı işlerken, bilinçli bir tür varlığı olduğunu, yani türü kendi özvarlığı gibi ele alan ya da kendini bir tür varlığı gibi ele alan bir varlık olduğunu ispatlar.Hayvan yalnız kendini üretir,oysa insan bütün doğayı yeniden üretir. İnsan aynı zamanda güzelliğin kurallarına göre yaratabilir.
"Yabancılaşmış emekdışarıdaki doğayı ve insanın manevi özünü, insanca varlığını yabancılaştırdığı gibi, insanın kendi bedenine de yabancılaştırır. İnsanın kendi emeğinin ürününden, hayat etkinliğinden, türsel varlığına yabancılaşması olgusunun dolaysız bir sonucu, insanın insana yabancılaşmasıdır. İnsan nasıl kendi kendisiyle karşı karşıya geliyorsa, öteki insanla da karşı karşıya gelmektedir. İnsanın işiyle, emeğinin ürünüyle ve kendisiyle ilişkisi için geçerli olan, insanın öbür insanla öbür insanın emeği ve emeğinin nesnesi için de geçerlidir. Özel mülkiyetin ya da insanın kendine yabancılaşmasının olumlu şekilde aşılması ve dolayısiyle insani öze insan tarafından ve insan için gerçekten sahip olunması olarak komünizm; böylece toplumsal (yani insani) bir varlık olarak insanın kendisine tam dönüşü olan komünizm -daha önceki gelişmelerin bütün servetiyle gerçekleştirilen, bilinçli bir dönüş. Bu komünizm, tam gelişmiş doğalcılık(natüralizm) olarak hümanizmle eşittir ve tam gelişmiş hümanizm olarak da doğalcılıkla eşittir; insanla doğa ve insanla insan arasındaki çatışmanın gerçek çözümüdür- varoluşla öz, nesneleşme ile kendini pekiştirme, özgürlük ile zorunluk, birey ile tür arasındaki kavganın gerçek çözümüdür. Komünizm, tarihin çözülmüş bilmecesidir; ve kendisinin bu çözüm olduğunu bilir. Birey,toplumsal varlıktır." Hüsnü Öndül
|