SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dış Politika

Konu: Hamasistan ve Fetihistan

Sayfa: [ 1 ]

torq 17.06.2007 21:06:12
Ayşe Karabat

Bir insan ya da haklı bir dava, sıkı sıkıya bağlı kalması gereken temel ilkelerini terk ederse, uygulamaya koymazsa ya da 'Ucundan azıcık, ne olacak ki' mantığıyla hareket ederse ne olur?

Özgürlük mücadelesi verdiğini söyleyen, acıları bitirmek üzere yola çıktığını iddia eden, eşitlik sözü veren bir dava, mücadelesinde 'düşman' söz konusu olduğunda, her yolu mubah saymaya başlarsa ne olur?

Tıpkı Filistin'de bugün yaşananlar gibi olur, kendi içlerinde iktidar uğruna bölünür, davayı unutur, birbirlerinin kuyusunu kazmaktan başka bir şey yapmayan çetelere dönüşür ve ne yazık ki, en sonunda güya uğrunda mücadele ettiklerini öne sürdükleri 'halklarını' düşmana muhtaç ederler.

Gazze artık Hamasistan olmuştur, Batı Şeria da Fetihistan. Bir zamanlar ikisine birden Filistin denirdi oysa ki. Doğrudur, Gazze, İsrail tarafından işgal edilmeden önce Mısır denetimindeydi ve Mısır'ın şekillendirdiği bir yer oldu. O güzelim kumsalı, verimli topraklarına rağmen, İsrail'in izlediği politikalar sonucu, işsizlik oranı yüksek, üretim yapamayan, sefilliğin boğaz boyuna geldiği bir açık hava hapishanesine dönüştü. Sefillik, her zaman köktencileri besler, kuraldır bu. İsrail'in, vaktiyle laikmiş gibi duran Fetih'i bölebilmek için kurulmasını desteklediği Hamas, Gazze'yi kalesi haline getirip Hamasistan yaptı.

Batı Şeria denilen yer de İsrail işgal edinceye kadar Ürdün denetimindeydi. Gazze gibi coğrafi anlamda kapatılamadığı için, etrafıyla biraz daha iletişimi olan, refah düzeyi biraz daha yüksek, ticareti biraz daha fazla yapan bir yer oldu. Paranın döndüğü yerde, demokrasi kültürü yoksa yolsuzluk kaçınılmaz olduğu için Batı Şeria'ya da yolsuzluk hãkim oldu. Filistin mücadelesi vereceğim diye yıllarca pragmatist tavırlar sergileyen, kaynağı belli olmayan paraları kişisel işleri için kullanmayı öğrenmiş Fetih, Batı Şeria'yı 'Fetihistan'a' çevirdi.

Elbette, İsrail, sabırla Hamasistan ve Fetihistan ortaya çıkarılması sürecini destekledi. Kalıcı barışa yanaşmayarak, işgalin en korkunç politikalarını uygulamayarak, kışkırtarak, tarafları birbirine düşürerek meselenin bu noktaya gelmesine ciddi katkıda bulundu. Ama kim demiş ki, haklı bir mücadeleyi, haklılık zemininde yıllar boyu devam ettirmek kolaydır? Ne de olsa kötülük, bir bardak suya bırakılan bir mürekkep damlası kadar çabuk yayılmaz mı? Bir kez ilkelerden taviz verilince çürüme başlamaz mı? Sonuçta işgal hem işgal edeni hem işgal edileni çürütmez mi?

Hamas ve Fetih şimdi birbirlerini dış güçlerin oyuncağı olmakla suçluyorlar, ki haklılar. Hamas, Suriye ve İran'ın oyuncağı olmuştur, Fetih de İsrail ve ABD'nin. Tartışılması gereken hangisinin daha kötü olduğu, hangisinin davaya zarar verdiği değil. Tartışılması gereken bağımsızlık mücadelesinin başkalarına bağımlı bir biçimde yürütülüp yürütülmeyeceği.

Hamas, Fetih'i, kurulan hükümetin altını oymakla ve yetkilerini devretmemekle suçluyor. Haklıdır. Fetih de, Hamas'ı ülkenin ekonomik, sosyal, politik sorunlarını göz ardı etmekle suçluyor. Onlar da haklı. Ama her ikisi de, zaten çoktan yerlerde sürünen Filistin'in zaten çok kıt olan kaynaklarını yalnızca kendileri için sömürmeyi istediklerini itiraf etmiyor. Bu anlamda amaç birliği içinde olduklarını onlar söylemiyor, ama Filistin halkı çok iyi biliyor.

En acıklısı ne, biliyor musunuz? Durum böyle giderse, mesela Hamasistan'daki Filistinliler, İsrail'e doğru kitleler halinde göçmeye çalışabilir. Fetihistan'daki Filistinliler, çocuklarını doyurabilmek adına İsrail'le işbirliği yapmayı artırabilir. Dahası, Filistinliler, Filistin Yönetimi'nin feshini isteyebilir, gerçek bir İsrail işgali için çağrı yapabilir ve kimse de onları 'vatanı satmak'la suçlayamaz. Çünkü Filistin davası yürüttüğünü iddia edenler, işleri bu noktaya dünyanın en sabırlı halkı Filistinlileri bile delirterek getirmeyi başardı.
Filistin'in haklı davası, tarihinde böyle ağır ihanet görmemişti. Öyle ağır bir ihanet ki, Filistin kalmadı ortada, yerine elde kalan yalnızca Hamasistan ve Fetihistan.

16-06-2007 Radikal
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1

17.06.2007 21:09:09
İsrail'i destekliyorum ben bundan sonra, bu adamlara öyle bir yönetim müstehakmış gerçekte, baksanıza Hamas'la El Fetih'in haline, ayrılmaktan çatlayacaklar neredeyse...

KARGA 19.06.2007 10:46:50
Hamas iktidara geldikten sonra İsrail'in Haniye hükümetini devirme emelleri nihayet gerçek oldu; tabii bu uğurda Mahmud Abbas'ın "değerli katkılarını" unutmamamk gerek... Son seçimlerde Hamas galip gelmişse, Filistin halkı Fetih'in yolsuzluklarından bıktığı içindir. "Fetih de Hamas da güç ve para peşinde, halkı umurmsamıyorlar" demek basite kaçar, aynı şekilde "Hamas Filistin'in ekonomik sorunlarını göz ardı ediyor" demek de öyle; Hamas bu kadar geniş bir halk desteği kazanabildiyse, bu örgütün sosyal fraksyonlarının çok iyi çalışmasından gelir. Adamlar yoksul halka gıda ve tıbbi yardımda bulunurken Fetih halkı hiç umursamadı. Ayrıca İsrail'in ekonomik ambargoyla Filistin topraklarını inlettiği bir durumda Hamas'ın halkın ekonomik durumunu nasıl düzeltmesi beklenir? Diğer taraftan şu da doğrudur ki Hamas'ın İsrail'le herhangi bir temas kurması hiç mümkün olmadı ve olamaz, ne kadar da İsmail Haniye İsrail'e seçimlerin ertesinde göz kırpmış olup ılımlı bir çizgiye çekilebilme sinyali vermiş olsa da. İsrail'le muhattap olabilecek yegane oluşum yine de Fetih'tir, bunu da itiraf etmek gerek.

Gelecek hakkındaki düşüncelerim ise; İsrail muhtemelen Gazze'ye sıkıştırdığı Hamas'ın tepesine iyice binip onu bitirmek için yakaladığı bu fırsatı kaçırmayacaktır. Muhtemelen Filistin sorunu daha da derinleşecektir. Hamas'ın Gazze'de iradesi kırılabilirse, bu boşluk Fetih'le doldurulabilir ve bu aşamadan sonra İsrail bence Rusya'nın Çeçenistan örneğindeki gibi uydu bir devlet kurabilir; işgal topraklarında "iki devletli bir çözümün" ancak bundan ibaret olabileceğine inanıyorum...

YÜRÜYENADAM 19.06.2007 11:18:31
GÜZEL FİKİRLERİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM SEVGİLİ "KARGA".

EVET,HAMASIN PARAYA İHTİYACI YOK.
AMA EL FETİH YILLARDIR KENDİ DEVLETİNİ SÖMÜRDÜ.RÜŞVETLE KEMİRDİ HALKI.
BAKIN BAKALIM ESKİ FETİH ÜYESİ BAKAN VE VEKİLLERE DİNGİLTERE DE KAÇ MİLYON DOLARLIK HESAPLARI VAR.
ÇOCUKLARI AVRUPADA YAŞIYOR ÇOĞUNLUKLA VE HEMEN AVRUPA VATANDAŞI YAPILIYOR.

AMA BURDA ŞUNU UNUTMAMAK GEREK:
ÖNCE İSRAİL TARAFINDAN ARAFAT KATLEDİLDİ.
PLAN ADIM ADIM UYGULANDI.
HAMAS SEÇİMLERİ KAZANDIRILDI.
VE İSRAİL İLE MISIR EL FETİHE SİLAH VE PARA YARDIMI YAPIP,HAMAS A SALDIRTILDI.

VE SONUÇTA PARÇALANMIŞ 2 DEVLETÇİK.
TABİ BİRİ İSRAİL KONTROLÜNDE.
FETİHÇİLERE SORMAK İSTİYORUM:

VATANLARINIZI DEDELERİNİZ GİBİ KAÇ DOLARA SATTINIZ?

Ruler of the Ruins 19.06.2007 11:31:42
öte yandan hamas, diyaloga kapalı olmakla israilin olası işgalini ve saldırılarını meşrulaştırıyor.
el fetihle bir şekilde anlaşmalı.

KARGA 19.06.2007 12:00:39
Hamas'ın diyaloğa kapalı olduğunu söyleyemeyiz. Tam tersine, Hamas seçimlerden sonra değişme sinyalleri vermişti ama İsrail her daim diyalog karşılığında örneğin İsrail'i tanımak gibi Hamas'ın pat diye kabul etmesi mümkün olmayacağı şeyler öne sürerek daha baştan art niyetli ve kurnazca davranıp diyalog yolunu kapatıp kendini de aklamaya çalışmıştır. Bu süreçte ise Hamas'a ve Filistin davasına destek çıkması gerekirken Fetih tam tersine İsrail'i haklı görmeye kadar ileri gitti ve Hamas hükümetini alttan alta oymaya başladı. İsrail-Fetih ikilisi, son derece demokratik seçimle işbaşına gelmesine rağmen hükümeti gayrımeşru sayıp devirme yoluna gittiler; bu uğurda ilk önce Hamas'ın tekil iktidarı yıkılıp bir Fetih-Hamas koalisyon hükümeti kuruldu, ardından da çeşitli kışkırtmalarla bir iç savaş çıkartılıp Filistin iktidarı iflasa sürüklendi.

Halk yolsuzluktan bıkıp çok daha temiz bir oluşum olan Hamas'ı iktidara getirdi. Legal platformda ilk kez siyaset yürütmeye çalışan Hamas da geçmişinden dolayı uluslararası toplumun onayını alamadı. İlkesizliğe sürüklenmekten kaçınıp İsrail'in ağır taleplerini doğal olarak kabul etmedi, edemedi ve yalnız kaldı. Hamas'ın bölgesel siyasi konjonktürüne uygunsuzluğunu gören Fetih de yılların tecrübesi sonucu kazandığı pragmatik siyasetini ustaca konuşturarak iktidarı eline almayı başarabilmiştir ve ancak kendisinin Filistin sorununda ileri adım atma kabiliyetine sahip olabileceğini, ancak kendisinin İsrail'le diyaloğa girip 40 yıllık sorunun çözümünde bir umut olabileceğini göstermiştir. Çelişki şurada; Filistin sorununun çözümü için gerçekten bir "umut" gibi görünen tek oluşum aynı zamanda Filistin'in en yoz oluşumudur...

YÜRÜYENADAM 19.06.2007 12:09:52
SEVGİLİ KARGA GÜZEL YORUMLARINA BURADA ŞU KONUYLA DEVAM EDEBİLİR MİYİZ?

BU AŞAMADA FİLİSTİN NEDEN ULUSLARARSI ALANDA HEP YALNIZ KALDI?

ÇEVRESİ ARAP ÜLKELERİYLE ÇEVRİLİ OLMASINA RAĞMEN BİR ARAP ÜLKESİ OLAN FİLİSTİNE SAHİP ÇIKAN NEDEN OLMUYOR?

HATTA GEÇEN Kİ İSRAİLİŞN LÜBNAN İŞGALİNDE SUUDİ YÖNETİMİ SİYASAL ANLAMDA İSRAİLE DESTEK VERDİ.

BU HAİNLERİ DE KONUŞURSAK EĞER,KARŞIMIZA "KÜRESEL KRALİYET ÇETESİ" ÇIKMAZ MI?

DÜNYANIN İÇİNE EDEN,KEŞMİRDEN,PKK YA,AFRİKA İÇ SAVAŞLARINDAN MOSSAD OPERASYONLARINA KADAR.
ELİ KANLI YÜREĞİ KARARMIŞ KAHROLASI SİYONİST TEŞKİLATI.
...

19.06.2007 12:34:35
el-feth'in anti-amerikan cı ve anti-siyonist politikaları yasel arafat ölünce öldü herhalde.eskiden bir değeri vardı gözümde el-feth'in şimdi işbirliği yaptıkları ülkelere bak.
ah şu lidyalıların sülalesini..hep onların yüzünden.

torq 21.06.2007 00:11:10
Şaron'un hayali gerçek oluyor

(İsrail gazetesi, 18 Haziran 2007)

Akiva Eldar

Ariel Şaron, Gazze ve Batı Şeria'da olanları duyabilseydi, sadık yardımcısı Dov Weissglas'ı çağırır ve kocaman bir kahkahayla şöyle derdi: "Başardık Dubi." Şaron şu anda komada. Ancak planı hayatta ve işliyor. Bugün herkes 'Hamastan' devletini konuşuyor. İsrail parlamentosundaysa bu bir tür 'bantustan' diye adlandırılıyor; ('bantustan', Güney Afrika'da ve Namibya'da bulunan siyah Afrikalıların yaşadığı toplam 20 kabile bölgesine verilen isim. 10 tanesi Güney Afrika'da, diğer 10 tanesi komşu Namibya'da bulunur, ırk ayrımı siyasetinden dolayı aynı etnik kimliğe mensup insanlardan oluşur.)

Filistin topraklarındaki gibi, Güney Afrika'daki siyahlara ve farklı renkli insanlara ülkelerinin en az verimli alanlarında sınırlı özerklik sağlandı. Bu tecrit edilmiş yerleşimlerde, dışarıda ve diğerlerinden kopuk yaşayanlara yurttaşlık hakları olmaksızın yabancı işçi statüsü verildi. Birkaç yıl önce, İtalyan Dışişleri Bakanı Massimo D'Alema İsrailli dostlarına, Şaron'un başbakan olmadan kısa bir süre önce kendisine bantustan planının İsrail-Filistin arasındaki çatışma için en uygun çözümü oluşturacağını söylediğini anlatmıştı.

Mısır 2005'te uyarmıştı
Sağ ve yerleşimciler, Gazze'nin bütününden kopmanın Batı Şeria'nın birçok bölgesinden çekilme için bir kaparodan daha fazlası olmamasından korkuyordu. Sol ve uluslararası toplumsa, İsrail askerlerinin ve sivillerin Gazze'den çıkarılması sorunsuz gerçekleşirse iki devletli çözümün yolunun açılacağına inandı. Ancak Şaron'un sadece Gazze'yi İsrail'den ayırmayı amaçlamayıp, 1,4 milyon Arapı demografik dengeden silme, Gazze ve Batı Şeria arasında da bir tampon bölge oluşturma niyetinde olduğundan korkanlar da vardı.

Mısır Dışişleri Bakanı Ahmed Ebu Geyt tam olarak bundan iki yıl önce Haziran 2005'te İsrail'e yaptığı bir ziyaret sırasında Şimon Peres'i, Gazze'yle bağlantının koparılmasının Batı Şeria'da bir çözüme yönelik ilerlemeyle birlikte yürütülmemesi durumunda, Gazze'nin 'patlayacağı' uyarısında bulunmuştu. Başbakan yardımcısı Peres bunun ardından misafirine, söylediklerinin her kelimesine katıldığını ancak ifadelerinin kesinlikle Şaron'un fikirlerini yansıtmadığını sözlerine eklemeyi de ihmal etmemişti.

İsrail'in ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice tarafından imzalanan 'Hareket ve Geçiş Anlaşması'nı ihlal etmesi, Şaron'un Gazze'yi Batı Şeria'dan ayırma planları yaptığı yönündeki şüpheleri kuvvetlendirdi. Filistin Yönetimi'nin iki bölümü arasında geçişin yasaklanması kararı 2005'in sonunda sessizce yürürlüğe kondu. Bu, Hamas'ın Gazze'nin 'kapanmasına' neden olacak biçimde Filistin Yönetimi parlamento seçimlerinde zafer kazanmasından birkaç ay önceydi. Filistin topraklarında gerçekleşen bu beklenmedik siyasi değişimi takiben bölme politikası resmiyet kazandı. İsrail, Batı Şeria'ya giren Gazzelilere yönelik geniş kapsamlı yasaklar koydu. Bu yasaklar hiçbir çatışmaya katılmamış öğrencileri bile kapsıyordu. Her ne kadar Hamas hükümetinin geçmiş anlaşmaları tanımayı reddetmesini protesto ediyor olsa da İsrail, Eylül 1995'te Washington'da Batı Şeria ve Gazze'nin 'tek bir bölgesel birlik' oluşturduğunu öngören anlaşmayı (Oslo II) tanımıyordu.
Şimdi 'tecrit' diye tanımlanan politikayla birlikte Şaron-Peres ve Olmert-Peretz hükümetleri Gazze'yi Batı Şeria'dan ayırmak amacıyla Batı Şeria'da bantustan programını başarıyla sürdürdü. Ürdün Vadisi Batı Şeria'nın geri kalanından, güney kuzeyden ve bütün üç bölge Doğu Kudüs'ten ayrıldı. 'İki devlet iki halk' planı, bir 'beş devlet iki halk' planının yolunu açtı: Yahudi yerleşimleriyle çevrili İsrail için bir devlet ve Filistinliler için dört tecrid edilmiş yerleşim. Plan, ayırma duvarıyla, Batı Şeria'nın içlerine kadar uzanan yol engelleriyle, yerleşimlerin genişletilmesiyle ve askeri komutanların keyfi kararlarıyla zor uygulanarak yürürlüğe kondu. Bu bölünmüş harita, yol haritası için sola veya İsrail'in Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Amerikalılara söz verdiği 'jestlere' hiç şans tanımadı.

Apartheid'a doğru ilerliyoruz

Ancak Hamas'ın eşkıyalarının ve Fetih'in beceriksizlerinin Şaron'un ve onun hükümet ve ordudaki dalkavuklarının işini tamamlayacağı umudu sapkın bir yanılsamadan başka bir şey değil. Sekiz yıl süren ayaklanma ve terör, Güney Afrika'da bantustanların tasfiyesi ve siyah çoğunluğun yönettiği birleşik devlete katılmalarıyla sona erdi. Gazze'de 'Hamastan' ve Batı Şeria'da 'Fetihistan' diye anılan bu Filistinli devletçiklere yönelik hayal de benzer bir biçimde, toprakları bölmeye dayalı herhangi bir çözümün sonu, yani sınırları Yeşil Hat'a dayanan bir İsrail devletiyle diğer tarafta bir Filistin devletinin kurulmasının imkânsızlığı anlamına geliyor. Derhal bu rüyadan uyanmazsak ve iki devletli çözümü kurtarmazsak, gerçekten veba, yani aparteid rejimiyle kolera arasında bir seçimle baş başa kalacağız: Yahudi devletinin, Ürdün vadisi ve deniz arasında Gazze Şeridi'ni de kapsayan iki uluslu bir devlet haline gelmesi.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224575

gılgameş 21.06.2007 00:38:59
parçala yönet politikası burda da işliyor. bu kesin yani dışarıdan birilerinin etkisi var.halkının refahını barışını ben halktan daha iyi bilirim düşüncesine satamasın.bu demokrasinin tam tersidir. diktatörlüktür .bekleyeceksin halk gerçek doğruyu bulana kadar her halk gerçek doğruyu bulur zamanla.yani hamasta el fetihte halka karşı suçludur.

torq 23.06.2007 01:41:09
Hamasistan pekâlâ ayakta kalabilir



Jonathan Freedland

Vahim kafa karışıklığı uzun sürmedi. Ortadoğu ihtilafının kilit aktörleri birkaç gün boyu, geçen haftaki gelişmelere tepki veremeyecek denli afalladı. Manzaranın tümüyle değiştiğini, yani Filistin ulusal hareketinin Gazze'yi ele geçiren Hamas'la, Batı Şeria'yı kontrol eden Fetih arasında ikiye bölündüğünü, böylece kimsenin planlamadığı bir 'iki devletçikli çözüme' sürüklendiğini görebiliyorlardı. Fakat bunun İsraillilerle Filistinliler arasındaki tarihsel ihtilaf açısından ne anlama geldiği konusunda kimse emin değildi.Toparlanmak için vakit buldular şimdi ve ABD, Avrupa ve İsrail bir tepki belirlediklerini düşünüyor ve mevcut manzarada bir umut ışığı gördüklerini de sanıyorlar. Sıradan fanilerin sadece kriz sayabileceği bir vaziyette fırsat görüyorlar, onlara bakılırsa tam zamanı.

Fetih terörü de bitirecek...
Sadece Kudüs ve Washington'ın değil, Avrupa dışişleri bakanlarının da desteklediği Batı stratejisi, Filistinlilerin önüne kırk katırla kırk satır koyuyor. Onlara iki alternatif Filistin önerilecek ve gelecekleri için hangisinin en iyi olduğuna karar vermeleri istenecek. Batı Şeria'daki Fetihistan kısa süre içinde paraya boğulurken, sahneden çekilmediği sürece Hamas'a karşı para muslukları kapalı tutulacak. Filistin Başkanı Mahmud Abbas sadece para değil, İsrail'den çeşitli jestler de alacak: Kontrol noktalarının gevşetilmesi, güvenlik işbirliği, 'siyasi ufkun' belirmesi, yani nihai bir Filistin devletini hedefleyen müzakerelerin başlatılması ihtimali. Dün konuştuğum üst düzey bir İsrailli yetkiliye göre işler yolunda giderse, İsrail Batı Şeria'nın belli bölgelerini Oslo sürecinde yaptığı gibi, Filistin kontrolüne verebilir.

Bu arada Gazze'de, dünyanın kalanınca dışlanan, en acil insani yardımlar dışında açlığa mahkûm edilen İslamcıların yönetiminde bir cehennem çukuru, yeni bir Hamasistan ülkesi kurulacak. Fetihistan Batı'nın açık kollarının ve kalın cüzdanlarının sıcaklığını hissederken, Hamasistan zerre yüz bulamayacak. Kısa süre sonra da Filistinliler bu durumdan aleni sonucu çıkaracak. İsrailli yetkilinin dediği üzere: "Ilımlı politikaların evlerine ekmek getirdiğini, diğer yolunsa sadece acıya yol açtığını anlayacaklar."

Plan kusursuz işlerse, ya Gazzeliler en nihayetinde Hamas'ı alaşağı edecek ya da Hamas'ın kendisi tuttuğu yolun yol olmadığının farkına varacak. Neticede Batı Şeria'daki Filistinliler refaha ve devlete doğru yürürken, Gazzeliler arkada bırakılmak istemeyecek. Geçen haftaki ayaklanma bir başka sevindirici faydayı da beraberinde getirebilir. İsrail ve ABD yıllardır Filistin Yönetimi'nden 'terör altyapısını' yok etmesini ve Hamas'ı bastırmasını isteyip duruyor ve bu çağrı işe yaramıyor. Ancak şimdiki gidişatına bakınca Fetih'in bu işi kotarmaya niyetli olduğu görülüyor. Hamas militanlarının Fetih savaşçılarını sokak ortasında infaz ettiğini, Arafat'ın evini yağmaladığını ve Abbas'ın aşçısını 18. kattan atıp öldürdüğünü izledikten sonra Fetih'in gözü, Hamas'ı Batı Şeria'dan atmaktan başka şey görmüyor.

Yeterince mantıklı geliyor. Fetihistan'ın gelişmesini destekle, Hamasistan'ı dışlayıp ez. Bu kesinlikle bir yanılsama. İlk ve en aleni tehlike şu: Batı, Abbas'a daha cömert davrandıkça, itibarı da o kadar iki paralık olacak. Aldığı her dolar veya avro, yabancı güçlerin uşağı olduğu intibaını güçlendirecek, onu Afganistan'ın Hamid Karzai'si, Irak'ın Nuri Maliki'si ve Lübnan'ın Fuad Sinyora'sının temsil ettiği 'Batı maşaları sınıfına' sokacak. İsrail'den aldığı her çiçek buketi Abbas'ı daha da yerin dibine sokacak, ona düşmanın hizmetçisi unvanını getirecek. Arap basını Abbas'ı, emrindeki Lübnan Ordusu İsrail'in polisi olarak görev yaparken büyük nefret kazanan Antoine Lahad'la kıyaslamaya başladı bile. Daha önce de sık sık yaşandığı gibi, Batı 'ılımlıları' güçlendirmeye çalıştıkça kendi ipini çekmekten başka bir şey yapmamış oluyor.
Kaldı ki bütün fikir bir dizi hatalı yargıya dayanıyor. Birincisi, İsrail'in gerçekten de söz verdiği iyilikleri yapacağını varsayıyor. Bu bakımdan İsrail'in sicili hiç cesaret verici değil. Başbakan Olmert defalarca Abbas'a vergi fonlarını serbest bırakma veya daha geniş hareket serbestisi sözü verdi, fakat hiçbirini yerine getirmedi. İkincisi, İsrail parayı gerçekten verse bile, Abbas'ın yönetiminin bu parayı günlük hayattaki gelişmelere tahvil edebileceğinin garantisi yok. Kabaca söylersek, Fetih yozlaşmış veya beceriksiz olduğunu bizzat kanıtladı.

Fakat hadi iyimser olalım ve bir an için yeni yaklaşımın Batı Şeria'da gerçekten de meyve verdiğini hayal edelim. Hamas'ın öylece oturup dışlanmasını seyredeceğini mi sanıyoruz? Emektar Filistin analisti ve müzakerecisi Ahmed Halidi şunu soruyor: "Hamas'ın işleri bozmamasının önünde ne gibi bir engel var ki?" Hepimiz Fetihistan'la İsrail arasındaki yakınlaşmayı yerle bir etmenin ne kadar kolay olduğunu biliyoruz: İsrailli sivillere karşı basit bir saldırıyla her şey biter. Hamas akıllı davranabilir ve saldırının Gazze'den değil Batı Şeria'dan, sözgelimi kalesi Nablus'tan gelmesini sağlayabilir. Böyle bir saldırı da Abbas'ın altını anında oyar.

Hamas'ı görmezden gelmek hata

Tehlikeler saymakla bitmez. Batı Şeria parayla ihya edilir de büyük bölümü Fetih'in apoletli ekibinin elinde kalırsa, ve bu yüzden de bir zengin-yoksul ayrımı ortaya çıkarsa, Hamas'ın 2006'daki seçim zaferine yol açandan farksız bir öfke yaşanır. Kim bilir sonunda Hamas Batı Şeria'yı bile ele geçirebilir; neticede oradaki sandıklardan da az farkla Hamas galip çıkmıştı. Hamas'a saldırmak onu güçlendirmekten başka işe yaramıyor.

18 aydır köşeye sıkıştırılıyorlar, fakat bugün her zamankinden daha güçlüler.

Ancak, sadece ABD ve İsrailillerin değil, işin içindeki herkesin stratejisi bu işte. Bu iki aktöre söz konusu dramda kötü adam rolü vermenin daha rahatlatıcı olduğunu biliyorum. Geçen haftaki bir televizyon programının katılımcıları Hamas'a yönelik 18 aylık ambargoyu suçlarken kendilerinden gayet emindi. Fakat o ambargo Hamas'ın uymayı reddettiği bir dizi BM talebinden kaynaklandı ve AB'yle Britanya tarafından da desteklendi.

Ancak vahim bir hata yapılıyor. Daha makul yaklaşım elbette ki Hamas'ın bugün Filistin'deki hayatın bir gerçeği olduğunu tanımak, aynı siyasal İslam'ın Ortadoğu'daki günlük hayatın bir gerçeği olması gibi. Hamas demokratik bir hakkı kullanıyor; bugün İsrail'in yan kapısında Taliban tarzı bir devlete dönüşme tehlikesi taşıyan bir toprağı yönetiyor. Hamas yokmuş gibi yapmanın hiçbir manası yok. Tel Aviv Üniversitesi'nden Gary Sussman'a göre bugün tercih şu: Ya Hamas'ı tecrit edip İran eksenine daha da itmek ya da temas kurup Batı ve Sünni eksenine çekmek." Son yılların tarihi Filistinlilerin onları gerçekten idare edenlerden başka insanlarca yönetilmesini isteyerek ve bu yönde çaba göstererek yazıldı. Bu çabaların hepsi başarısız oldu. Gerçeği görmenin ve diplomatların el kitabındaki eski nasihata kulak verme vakti: Dostlarınızla değil, düşmanlarınızla barış yaparsınız. (20 Haziran 2007)

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224781

torq 25.06.2007 21:53:01
Hamas'ın zaferi Sünni Arapların kafasını karıştıracak

(Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 20 Haziran 2007)
CİHAD EL HAZİN

Gazze'yi vuran deprem, her deprem sonrasındaki gibi artçı sarsıntılar gerçekleşeceği için Gazze sınırları dahilinde kalmayacak. Yakın ve uzak komşular bu artçıları hissedecek. Gazze'de şu an hissedilen şey, bir 'Sünni Hizbullah'ın varlığı. Sünni Müslümanlar Arapların yüzde 90'ını oluşturduğu için, Gazze'de yaşananların etkisi Arap ve İslam dünyasındaki Sünniler üzerinden incelenmeli.

Hamas'ı, Fetih'i ve Arapların ihmalkârlığını, hatta ABD'nin İsrail'le işbirliğini de kınıyorum. Fakat Gazze'nin içinde bulunduğu durumun ilk suçlusu İsrail'dir. Bütün İsrail hükümetleri, işgal altındaki toprakları ölmenin yaşamaktan daha iyi olduğu Nazi tutuklama kamplarına çevirdi. Bağımsız devlet bir yana, insanların daha iyi bir geleceğe dair umutlarını bitirdiler. Sonuçta, direniş dışında hiçbir şeye inanmayan bir nesil yaratıldı. Bu nesil, aslında hiç ikna edici olmayan barış girişiminin başarısızlığını kendi gözüyle gördü.

Barış girişiminin sona erdiği fikrine de katılıyor ve sorumluluğu İsrail ve Bush yönetimine yüklüyorum. ABD başkanı Oslo Anlaşmaları'ndan çekilmesi için eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron'a yeşil ışık yaktı, ancak Filistinlilerin aynısını yapması engellendi. Ortadoğu Dörtlüsü Filistinlileri Oslo şartları ve daha fazlasıyla zincire vururken, İsrail bunlardan muaf tutuldu. İsrail'in, Gazze'yi yeniden işgal planı, bölge daha Hamas'ın kontrolüne geçmeden hazırdı. Ancak İsrail'in saldırıya geçeceğini düşünmüyorum. Zira sonuçlar geçen yaz Lübnan'da Hizbullah'a karşı elde ettiğinden daha iyi olmaz. Herhangi bir saldırı, Hizbullah'ın zafer sonrası dahi hayalini kurmadığı desteğin benzerini Hamas'a da getirir.

İsrail ordusu havadan savaşabilir. Aslında İsrail'in Lübnan'daki başarısızlığının temelinde bu yatıyordu; fakat İsrail kara savaşına girmeye ne hazır, ne de yeterli güce sahip. İkinci bir hezimetse, kozların yeniden paylaşılmasının yanı sıra, ABD ve İsrail'le birlikte Arap ülkelerini de tehdit eden bir tehlike anlamına gelecek.

Saldırının dışında, çoktan yürürlüğe konulan bir başka tercih var. İsrail ve ABD, Batı Şeria-Gazze ayrımını derinleştirmeye çalışıyor. İsrail Filistin'in 562 milyon dolarlık vergi gelirini serbest bırakacağını açıkladı. Ayrıca ABD ve AB de ambargoyu kaldıracaklarını ve olağanüstü hükümete yardım göndereceklerini belirtti.

Bu senaryo, Batı Şeria'da uluslarası kabul gören laik bir Filistin devleti, Gazze'deyse abluka altındaki bir din devleti öngörüyor. Hamas bu şartlarda eli kolu bağlı duramaz. Direniş kültürü sürüyor ve durumun Sünni boyutu Arap ülkeleri üzerinde baskı yaratıyor. Gazze'nin kontrolünü alması sonrası Hamas, Filistin Yönetimi'nin bütün dosyalarıyla, liderlerin evraklarını ele geçirdi. Hamas bazı Fetih liderlerinin İsrail ve ABD'yle bağlantısının yanı sıra, yolsuzluk ve hırsızlık hikâyelerini de ortaya çıkarmak için bu evrakları ifşa etmeli.

Mısır rahatsız olacak
Kendisini kuzey ve güneydeki İslami direnişin ortasında bulan İsrail'se, ani bir savaşta başarısız olabilir. Başka araçlarsa zaman alır. İsrail belki de, Hamas'ın Gazze'deki zaferinden endişe duyan ılımlı Arapların harekete geçmesini bekliyordur.Hamas kazandı, çünkü Gazze kimsenin istemediği bir 'ödül'; fakat, özellikle Mısır yanı başında Müslüman Kardeşler'den doğmuş bir hareketin başını çektiği bir İslami yönetimi kabul etmez. Bu durum Hamas darbesinin başarısız kılınmasında çıkarı bulunan diğer Arap ülkeleri için de geçerli.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=225053

torq 04.07.2007 22:50:17
Abbas için özeleştiri vakti
(Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 30 Haziran 2007)

Gazze'nin Hamas'a 'kaybedilmesi' sonrası Fetih içinde yeniden yapılanmaya giden Abbas, ABD ve İsrail'e yakın kişileri dinleyerek hata yaptı

Güvenlik güçlerinin Gazze'de Hamas savaşçıları tarafından yenilgiye uğratılmasından bu yana, Fetih içindeki bölünmeler artıyor; bu bölünmeler ve onlara eşlik eden kutuplaşma, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas'ın kurduğu olağanüstü hükümete de açıkça yansıyor.Başkan Abbas, Gazze yenilgisinin gölgesinde bir dizi karar verdi. Bazı güvenlik organlarını ve başkanlık muhafızlarının liderlerini görevden aldı, aralarında El Aksa Şehitleri Tugayı ve Hamas'a bağlı Tenfiz gücünün de bulunduğu milis güçlerini feshetti ve silahlarını topladı.Belki de Fetih çevrelerinde en fazla tartışma yaratan karar, örgütün Merkez Konsey Üyesi ve eski İçişleri Bakanı Hani el Hasan'ın başkan danışmanlığı görevinden alınması ve El Cezire kanalındaki söyleşisi nedeniyle hakkında soruşturma açılmasıydı. El Hasan söyleşide, Gazze'deki 'entrikacı gruba' saldırmış ve bölgedeki Amerikan projesiyle bağlantıları nedeniyle yargılanmalarını istemişti.

Entrikacıların esiri oldu

Abbas'ın yakınları, başkanın El Hasan'a pek sevgi beslemediğini bilir. Abbas başkanlık koltuğuna oturur oturmaz El Hasan'ın Fetih içindeki görevine son vermişti. Bu yüzden başkana daha fazla yakınlaşmak için bazıları, El Cezire'deki söyleşiyi El Hasan'ı dengesizlik ve merkez komisyonun tutumlarının dışına çıkmakla suçlamak için fırsat bildi.

Fetih'in değişmez ilkelerine bağlı kalıp yolsuzluğa ve 'güvenlik organlarının lordları'na karşı çıkanların çoğunun bulunduğu diğer blok, El Hasan'ın maruz kaldığı kampanyanın kasıtlı olduğunu, daha önemli ve tehlikeli bir sorunun üzerini örtmeyi hedeflediğini gördü. Bu sorun, örgütü lekeleyen, Gazze'deki güvenlik organlarını kendi özel çıkarlarına hizmet etmesi için kullanan, dış istihbarat organlarıyla bağlantısı bulunan ve dahası, Gazze'den kaçıp Fetih'i lidersiz bırakan 'entrikacı grup'tan kaynaklanıyor. Başkan Abbas bize göre yanlış ismi soruşturmaya ve mahkemeye sevk etti, entrikacı grubun ve onların özel gündeminin esiri oldu. Bu grup başkanın ofisinde veya etrafında bulunan bazı Fetih liderlerinden de destek gördü.

Fetih daha da parçalanacak

Fetih Gazze'deki alçaltıcı yenilgisiyle ölümcül bir darbe aldı. Bu durum, örgütün saygınlığının geçmişte görülmemiş bir biçimde çökmesine yol açan sebeplerin ortaya çıkarılması amacıyla tavandan tabana kapsamlı bir özeleştiri yapılmasını gerektiriyor.
Abbas gerçekten de, örgütün karar alma organlarını ele geçiren, kurumsal çerçevesinin sınırlarını aşan ve kendisini ABD projesiyle bağlantılandıran grubun esiri oldu. Bu durum, Filistin siyasetine 40 yıldan uzun zamandır liderlik etmiş ve binlerce şehit vermiş olan Fetih'in konumunu zedeleyecek türden büyük parçalanmalara yol açacak.
Bu trajediden en sağlıklı çıkış, Fetih'in âkil isimlerinin bu tehlikeli duruma son vermek, hareketi canlandırmak, üyelerin çoğunluğunca kabul edilmeyen uygulamaları nedeniyle Fetih'i lekeleyenleri mahkemeye sevk etmek amacıyla hızla hareket etmesinden geçiyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=225886

torq 17.07.2007 00:06:30
Olmert'ten Fetih'i ihya

AFP - KUDÜS - Hamas'ın Gazze'yi ele geçirmesinin ardından Batı Şeria'daki Mahmud Abbas yönetimine tam destek veren İsrail'den yeni iyi niyet adımları geliyor. 189 Fetih üyesi militanı İsrail'e saldırmayacaklarına dair dilekçe imzalamasıyla 'aranan' olmaktan çıkaran İsrail, sürgündeki Filistin'in Kurtuluşu için Demokratik Cephe lideri Navef Havatme'nin kutsal topraklara dönüşüne yeşil ışık yaktı. 30 yıl önceki okul saldırısında çoğu çocuk 24 kişinin ölümünden sorumlu tutulan Havatme'nin FKÖ toplantısına katılacağı kaydediliyor. İsrail'in 250 Fetih üyesini serbest bırakması da bekleniyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227033

kiya 17.07.2007 00:08:19
vay be, yine eski camlar bardak oluyor, ee, bi çay demleyin de içelim bari, içtiiiiiiimmmmmm Wink


Sayfa: [ 1 ]