|
||
| Salman Rüþdi (Rushdie), 19 Haziran 1947, Bombay, Hindistan) Hint asýllý Ýngiliz yazar ve romancýdýr. Romanlarýnýn çoðu Hindistan'ý konu alýr. Anlatýmý, mit ve fantaziyi gerçeklik ile iç içe geçiren bir tarzdýr. Bunun yanýnda Günter Grass, Mikhail Bulgakov gibi isimlerden de etkilenmiþtir. Booker ödülü yanýnda birçok ödül sahibidir. Salman Rüþdi, Urduca ve Ýngilizce konuþan müslüman bir ailenin oðlu olarak 1947'de (baðýmsýzlýktan iki ay önce) Bombay'da doðdu. 1961'de lise eðitimi için Ýngiltere'ye gönderilen Rüþdi'nin ailesi, 1964'te diðer müslümanlarla birlikte zorunlu olarak Pakistan'a göç etti ve Karaçi'ye yerleþti. Cambridge'de tarih eðitimi gören Rüþdi, fantastik bir bilimkurgu denemesi olan ilk romaný Grimus (1975) ile eleþtirmenlerin dikkatini çektikten sonra, Geceyarýsý Çocuklarý (Metis, 2000) romanýyla (1981 Booker, 1982 James Tait Black, 1993 Booker of Bookers ödülleri) dünya çapýnda ün kazandý. Hindistan tarihi ve politikasýna eleþtirel yaklaþýmý nedeniyle Hindistan'da yasaklanan bu romaný, bu kez Pakistan'da ayný akýbete uðrayan Utanç (Metis, 2005) izledi. Nikaragua anýlarýný aktardýðý The Jaguar Smile'ýn (1987, Jaguar Gülüþü, Pencere, 1989) ardýndan yazdýðý The Satanic Verses (1988, Þeytan Ayetleri) ile 1988 Whitbread ödülünü kazandýysa da Müslümanlýða hakaret ettiði gerekçesiyle kitap Hindistan ve Güney Afrika'da yasaklandýktan sonra Humeyni tarafýndan yazar hakkýnda ölüm fetvasý verildi. Baþlýca eserleri * Grimus (1975) * Geceyarýsý Çocuklarý (1980) * Utanç (1983) * Jaguar Gülüþü: Bir Nikaragua Yolculuðu (1987) * Þeytan Ayetleri (1988) * Harun ve Hikayeler Denizi (1990) * Hayali Vatanlar: Makale ve eleþtiriler, 1981-1991 (1992) * Doðu, Batý (1994) * Maðribinin Son Ýç Çekiþi (1995) * Ayaklarýn Altýndaki Toprak (1999) * Öfke (2001) * Soytarý Þalimar (2005) Þeytan Ayetleri tartýþmasý 1989'da yayýnlanan Þeytan Ayetleri romaný, Ýslam dini peygamberi Hz Muhammed'e ithamda bulunduðu gerekçesiyle Ýslam dünyasýndan büyük tepkiler almýþ; Güney Afrika, Pakistan, Suudi Arabistan, Mýsýr, Somali, Bangladeþ, Sudan, Malezya, Endonezya, ve Katar'da kitabýn yayýnlanmasý yasaklanmýþ; 14 Þubat 1989'da Ýran lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni tarafýndan fetva verilerek Rüþdi'nin baþýna üç milyon Amerikan dolarý ödül konmuþtur. Dünyanýn birçok ülkesinde aleyhinde yapýlan kitlesel gösteriler Þubat 1989 gündemini oluþturmuþtur. Bunun takip eden yýllarda da çeþitli ülkelerde kitabýn çevirmen ve yayýncý kuruluþlara yönelik saldýrýlar olmuþtur. 1998'de Ýran, Ýngiltere ile iliþkilerini düzeltmeye yönelik bir adým olarak Salman Rüþdi hakkýnda aldýðý ölüm cezasý kararýndan vazgeçmiþse de Ýran dini lideri Ali Hamaney 2005'te fetvayý sadece veren kiþinin kaldýracaðýný, ancak bu kiþinin yani Humeyni'nin 1989'da öldüðünü ifade etmiþtir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Salman_R%C3%BC%C5%9Fdi |
||
|
||
| Þeytan Ayetleri Vakasý Birkaç hafta önce Þeytan Ayetleri kitabýnýn yazarý Salman Rüþdi’ye Ýngiliz Kraliçesi tarafýndan þovalyelik niþaný verildi. 1988 yýlýnda yayýnlanan Þeytan Ayetleri romaný özetle Hz. Muhammed’in okuduðu Kuran’a þeytan tarafýndan putlara övgüler karýþtýrýldýðý iftirasýný içeriyordu. Dolayýsýyla ödül müslüman ülkelerin büyük tepkisine neden oldu. Pakistan ve Ýran’ýn Ýngiltere büyükelçileri ünvanýn verilmesini kýnadýlar. Malezya ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlendi, Rüþdi’nin kuklalarý yakýldý. Hatta Rüþdi hakkýnda Ayetullah Humeyni’nin verdiði ölüm fetvasýný hatýrlatanlar oldu. Peki bu iftira, islami literatürdeki ismiyle Garanik olayý nedir? Önce biraz hikayeyi dinleyelim: Resûlullah, kavminin yüz çevirdiðini görünce bu ona çok aðýr geldi. Allah’tan kavmi ile kendisini birbirlerine yaklaþtýracak bir þey inmesini temenni etti. Cenab-ý Allah Necm suresini indirdi. O da okudu. Bu esnada þeytan gönlünden geçirip de kavmine getirmek istediði þeyi onun lisanýna atýverdi: “Bunlar yüce kuðu kuþlarý (tanrýçalar)dýr ve elbette onlarýn þefaatleri umulur” Kureyþliler bunu iþitince sevindiler ve onu dinlemek üzere yaklaþtýlar… O, sureyi bitirince secde etti. Onun secde ettiðini gören mü’minler de onun getirdiðini tasdik ederek secde ettiler. Mescitteki müþrikler de secde ettiler… Secde haberi, Habeþistan’a hicret etmiþ Müslümanlar’a da ulaþtý. Bir kýsmý orada kalýp, bir kýsmý Mekke’ye hareket etti. Sonra, Cenab-ý Allah, Peygamber’e, “Benim indirmediðim þey söyledin!” dedi. Resûlullah üzüldü, Allah’tan korktu. Bunun üzerine Allah bu âyeti (Hac, 52) indirerek onu teselli etti, Þeytanýn ilka ettiðini neshetti” (Taberî, 27/187-188). Elbette bunlar bir müslüman açýsýndan kabul edilebilir deðil. Zira anlatýlanlar Kuran’da tarif edilen peygamber nitelikleri ile açýkça çeliþiyor. En temel mücadelesini putlara karþý vermiþ birinin bunlarý isteyerek söylemesi mümkün olmadýðý gibi þeytanýn da Kuran’a göre insanlar üzerinde böyle zorlayýcý bir gücü yok.Yine peygamberin sehven de böyle bir þey söylemesi mümkün deðil. Fakat bu hikaye sadece müslümanlar için deðil olayý tarafsýz inceleyecek herhangi bir araþtýrmacý için de son derece saçma. Hikayeye göre hz. peygamber “þeytan ayetleri”ni araya koymuþ ve okumaya devam etmiþ. Sonra da müþrikler “Þimdi Muhammed ile aramýzdaki farklýlýklar sona erdi” diyerek sevinmiþler. Ayetler þöyle: Necm 19-20: Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yý? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menat’ý. Buradaki “Gördünüz mü?” ifadesi peþinden gelen þeyi reddetmek ve tahkir etmek için Kuran’da kullanýlan bir kalýp. Þeytan Ayetleri : Bunlar yüce kuðu kuþlarý (garanik) (tanrýçalar)dýr ve elbette onlarýn þefaatleri umulur. Necm 21-23 : Demek erkek size, diþi O’na öyle mi? O zaman bu, insafsýzca bir taksim! Bunlar (putlar), sizin ve atalarýnýzýn taktýðý isimlerden baþka bir þey deðildir. Allah onlar hakkýnda hiçbir delil indirmemiþtir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafýndan yol gösterici gelmiþtir. Çeliþki çok açýk. Önce putlar yeriliyor, sonra -sözde- övülüyor, sonra da tekrar yeriliyor. Bunu dinleyen o zamanýn þüpheci, radikal ve þiddetli müþriklerinin kanmalarý mantýklý mý? Þimdi tetkik etmekte olduðumuz hikayeyi bize nakleden muhaddislerin sözlerine inanýrsak, Müslümanlar birkaç Kur’ân âyetini alenen okurlarsa gayet þiddetli fena muameleye maruz kalýyorlardý. O halde Muhammed’in bütün Kureyþliler önünde koca bir sûreyi baþtan aþaðý okumasý, Kureyþlilerin de ne söyleyeceðini bilmeden dinî bir dikkat ile kendisini dinlemeleri manâsýz olmaz mý? … Muhammed hakiki bir devlet adamý idi, kendisinde gayet ince biri fikr-i siyasî vardý, insanlarla müzakerede, insanlarý idarede fevkalâde maharet sahibi idi. Üç puta karþý ibadeti muvakkaten kabul etmek gibi kaba hatalarýn ondan sadýr olmasý gayr-i kâbildir. Çünkü bu hareket geçmiþ senelerin cesur çalýþmalarýný bir an içinde birden bire yýkmaya ve kendi kendisini mahvetmeye müsavi idi. (Caetani, Ýslam Tarihi, 2/264-265). Hikayeye göre garanik vakasýndan sonra Ýsra/73-75 ile Hz. Peygamber azarlanmýþ. Daha sonra da Hac/52 ile teselli edilmiþ ve “þeytan ayetleri” nesh (iptal) edilmiþ. Ýþin garibi Ýsra Suresi, yani sözde “azarlama”, Habeþistandan dönüþ olayýndan 5-6 yýl sonra; Hac Suresi, yani sözde “teselli” ve “iptal”, ise “azarlama”dan 2 yýl sonra nazil olmuþtur. Herhalde þeytanýn karýþtýrdýðý ayetlerin düzeltilmesinin hemen yine Necm suresinde yapýlmasý yerine 7-8 yýl sonra Hac Suresine yamandýðý bu senaryoyu aklý baþýnda kimse kabul etmez. Zaten bu ayetlerin ait olduklarý surelerin akýþý içinde bu þekilde anlaþýlmalarý da mümkün görülmüyor. Aktarýlanlar rivayet açýsýndan da oldukça zayýf. Bir kere rivayetlerde Ýbn Abbas hariç hiç sahabe adý geçmiyor. Yani hiç peygamberi görmemiþ kiþiler olayý aktarýyor. Ýbn Abbas da olay esnasýnda 2-3 yaþýnda. Rivayetlerde þeytanýn sözü 15-16 farklý þekilde naklediliyor. Hz. Peygamberin durumu ise bazen uyuklarken, bazen namaz kýlarken, bazen de Kureyþ Kulüplerinde vs. þeklinde 10-11 farklý þekilde nakledilmiþ. Rivayetlerin bu kadar farklý olmasý, hikayenin uydurma olduðunun açýk delili. Sahih hadisleri rivayet eden hiç bir kitabýn bunu nakletmemesi, hiçbir sikanýn bunu sahih ve muttasýl bir senetle rivayet etmemesi, çürüklüðünü göstermeye kâfidir. Nakledenler, sadece tuhaf þeylerle oyalanmayý âdet edinen bazý tefsirciler ile tarihçilerdir. (Kâdî Ýyad, Eþ-Þifa, 2/111). Bazý hadisçilerin ne bulurlarsa toplamalarý sebebiyle bu zayýf hikaye bazý kitaplara girmiþ olabilir. Ya da “nesih” konusunda bir örnek arayan bazý tefsirciler yüzünden. Hatta Batýlý bir araþtýrmacý, John Burton, hikayenin “nesih” tartýþmalarýnda kanýt olarak kullanýlmak üzere bizzat müslümanlar tarafýndan uydurulmuþ olabileceðini söylüyor. Hikayede bahsi geçen, Necm Suresi okunurken müþrikler dahil herkesin secde etmesi vakasýný genelde hadislerine güvenilen Buhari de naklediyor. Bu Kuran’ýn bir mucizesi olmuþ olabilir. Eðer böyleyse garanik kýssasý bunu kamufle etmek için uydurulmuþ demektir. Ya da Müþrikler kendi Tanrýlarýna secde etmiþ de olabilirler. Her halukarda bu rivayeti garanik kýssasýyla birleþtirmek, yukarýda anlatýldýðý üzere, oldukça temelsiz ve muhtemelen art niyetli. Ayný þekilde bu kýssayý Hac sûresi ile birleþtirmek de. Zira Mekke’de ilk nazil olan sûrelerden bulunan Necm sûresi ile, bir kýsmý Medine döneminin baþlangýcýnda, bir kýsmý Mekke döneminin sonlarýnda inen Hac sûresi arasýnda pek uzun bir zaman var. Konu ile ilgili daha ayrýntýlý bilgi edinmek isteyenlere yazýyý hazýrlarken faydalandýðým Prof. Suat Yýldýrým ve Dr. Murat Kayacan’ýn makalelerini ve wikipedia’yý tavsiye ederim. (1,2,3) Ýþte Saman Rüþdi’nin bahsettiði “þeytan ayetleri” hikayesi bu kadar uyduruk temellere dayanýyor. Kitaptaki tek hakaret bu da deðil. Örneðin kitapta fahiþelere Hz. Peygamberin eþlerinin isimleri verilmiþ. Fakat ne yazýkki Ýslam Dünyasýndan yükselen bazý tepkiler bu alçakça iftira ve küfür karþýsýnda bizi haklýyken haksýz konuma düþürdü. Örneðin 89 Þubatýnda kitabý protesto eden binlerce insanýn Ýslamabad’daki Amerikan büyükelçiliðine saldýrmasý sonucu 6 insan öldü. Romaný satan kitabevleri saldýrýya uðradý. Ancak en vahimi þüphesiz Ayetullah Humeyni’nin 14 Þubat’ta yayýnladýðý Rüþdi’yi ve kitabý yayýnlayanlarý öldürmenin her müslümanýn görevi olduðunu söyleyen fetva idi. Bu fetva üzerine yazar ve çevirmenler birçok defa saldýrýya uðradý, 91 yýlýnda Japon çevirmen öldürüldü. Bunun üzerine Japonya’daki Pakistanlýlar Birliði çok mutlu olduklarýný açýklamýþlar. Daha yeni, karikatür krizi esnasýnda Hizbullah lideri Hasan Nasrallah “Eðer Ýmam Humeyni’nin fetvasý yerine getirilseydi kimse buna cesaret edemezdi, peygamberlerinin onuru için canlarýný feda etmeye hazýr milyonlarca müslüman olduðundan eminim” dedi. Ýslam dünyasýnda bazý þeylerin yanlýþ gittiði çok açýk deðil mi? Ayetullah Humeyni’nin muhtemelen siyasi amaçlarla verdiði ölüm fetvasýnýn islami açýdan dayanýksýz olduðunu da belirtmek gerek. En sert fýkhi yorumlar bile tüm müslümanlarý bir adamýn üzerine salmayý mümkün kýlmýyor. Ýslami literatürde dinden dönenlerin öldürülmesine dair dayanaklar bulmak mümkün olsa da bugün birçok ilahiyat uzmaný dinden dönenleri cezalandýrmayý islami bulmuyor. Bu baþka bir yazýnýn konusu olduðu için ayrýntýya girmiyorum. Þeytan ayetleri vakasý müslümanlarýn ölçüsüz tepkileri nedeniyle Ýslam’ýn imajýný bir kez daha yaralarken Salman Rüþdi’ye de haketmediði ün ve prestiji saðladý, ve bir anlamda kimliðini belirledi. Bu yüzden verilen ödülün sadece Rüþdi’nin edebiyata katkýlarýyla ilgili olduðunu söylemek pek makul deðil. Nuray Mert ödülün arka planýna dair þunlarý söylüyor: Bu, sýradan bir ödül deðil, siyasi bir tavýr. Hem mesele, sadece Ýslam merkezli çatýþma ortamýna körükle gitmek ötesinde, Ýran’ýn hedef olduðu bir çekiþme içinde, Ýran’daki rejime dikkat çekme çabasý. Bunu görmemek için aptal veya çok tarafgir olmak gerekir Dahasý, Ýngiliz Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsünün, ‘Bu ödülün bu kadar tepki yaratacaðýný düþünmediklerini’ belirtmesi kötü bir þaka gibi. Ve dahasý, ödülün siyasi bir yönü olmadýðýný vurguladýktan sonra, ‘Tam tersine, Bombay doðumlu bir yazar olduðu için, aslýnda Biritanya-Asya iliþkileri açýsýndan olumlu bir adým’ olacaðýný düþündüklerini açýklamasý, fazlasýyla alaycý bir yaklaþým. Sanki, dünya çapýnda bir krizin kahramanýndan deðil, Bombay doðumlu sýradan bir yazardan söz ediliyor Ayrýca, Rüþdi, Ýslam bir yana, içine doðduðu kültüre son derece olumsuz bakan biri. 1999′da bir Ýngiliz magazin dergisine verdiði röportajda (Tatler, Mayýs 1999), “Küçük yaþlardan beri Doðu bilgeliði denilen þeyin at pisliði olduðu duygusu içindeyim” demiþti. Doðu bilgeliðinden kastettiði, sadece Ýslam deðil, daha çok Hint alt kýtasý ve ötesinin Hindu ve Budist geleneðiydi. Bu kadar da deðil, Salman Rüþdi, son beþ yýlda, Afganistan ve Irak müdahaleleri ve ABD dýþ politikasýna tam destek vermiþ, karþý çýkanlarý aðýr biçimde eleþtirmiþ bir isim. Rüþdi 2005 yýlýnda da “Kuran kusursuz bir rehber deðil, tarihi bir metin” demiþti. Tüm bunlarý birleþtirdiðimizde, Ýngilizlerin aslýnda neyi desteklediklerini rahatça görebiliyoruz. Þunu da not etmek lazým ödülü alacaklar baðýmsýz bir komite tarafýndan belirleniyor, kraliçenin ise sadece sembolik bir rolü var. Eleþtiriler üzerine Ýngilizlerin açýklamasý ise þaka gibi : “bu ödül ülkemizdeki müslümanlarý onurlandýrma arzumuzun bir parçasý”.* Batýlýlar için müslümanlarýn dinsiz olanýnýn makbul olduðunu ve onlarýn el üstünde tutulduðunu birkez daha anlýyoruz. Rüþdi’nin ödüllendirilmesine cevaben Pakistanlý bir grup din adamý Usame bin Ladin’e “Seyfullah” yani “Allah’ýn kýlýcý” ünvanýný verdiklerini açýkladý. Bir yazara cevaben bir terörist. Ne kadar açýklayýcý deðil mi? Ýslam ve Batý dünyasý arasýnda karþýlýklý düþmanlýk, nefret ve korkunun belki de hiç olmadýðý kadar arttýðý, dolayýsýyla karþýlýklý anlayýþ ve iyi niyete en çok ihtiyaç duyduðumuz þu günlerde Ýngilizlerin bu provoke edici, köprüleri yýkýcý hamlesini anlamakta zorlanýyorum. Volkan Serin kaynak : Åžeytan Ayetleri Vakası : Derin Düşünce |
||