SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist PRATİKLER

Konu: Bireysel Anarşizm Pratiği Üzerine

Sayfa: [ 1 ]

27.10.2004 21:34:47
Aşağıdaki metin az bulunan ve amerikanın ilk bireysel anarşisti olarak görülen Josiah Warren tarafından yazılmış bir döküman. Daha çok pratik uygulanım örnekleri içermesi bakımından ilginç aslında... Tavsiye edilir...


MANİFESTO


Benim topluluklar [society, cemaatler, dernek] kurmakla meşgul olduğuma dair bir görünüm dışarıya yansımış. Bu, düzeltmeye mecbur olduğumu hissettiğim çok büyük bir hatadır.

Bu konu hakkında benden bir şey işitenler veya [yazdıklarımı] okuyanlar, bu konuda ısrar edilen asli noktalardan birisinin topluluklar veya diğer başka suni birlikler [combination, bileşimler, terkipler] kurmanın, yasa koyucular ve reformcular tarafından şimdiye kadar yapılmış en birinci, en büyük ve en ölümcül hata OLDUĞUNU bileceklerdir. Bu birleşimlerin tümü de BİREYİN kendi bedeni, zamanı, mülkü ve sorumlulukları üzerindeki doğal egemenliğini, birliğin hükümetine teslim etmesini gerektirecektir. Bu, bireyin dermansız bir şekilde yere kapaklanmasına neden olur --onu bir makinanın basit bir parçasına indirger; davranışlarının sorumluluğuna başkalarının da dahil olmasına, ve [birlikteki] ortaklarının davranış ve duygularının sorumluluğuna dahil olmasına neden olur; [birey] kendisiyle ilgili işler üzerinde tam bir kontrolü olmaksızın, eylemlerinin sonuçlarından tam olarak emin olmaksızın, ve neredeyse kendi adına kullanmaya cesaret edeceği bir beyni olmaksızın yaşar & eyler; ve sonuçta da topluluğun sözde [ulaşmak için] oluşturulduğu büyük hedefleri asla kavrayamaz.

Halk toplantılarına katılanlarınızın en azından bir kısmı HAKTANIR TİCARET'in [equitable commerce, adalete uygun, adil] bileşimin tamamen zıttı bir ilke üzerine kurulduğunu bilir; bu ilke Bireysellik [ilkesi] olarak adlandırılabilir. Bir kimsenin kendi bedeni, zamanı, mülkü ve sorumlulukları üzerindeki doğal ve gerçek egemenliğinin sahipliliğini rahatsız edilmeden bırakır; hiç kimsenin, her ne türden olursa olsun, bir topluluğa katılması ile doğal hürriyetinin herhangi bir "kısmını"ndan vazgeçmesi beklenmez; ne de kendisi dışında başka birisinin eylem ve duygularından herhangi bir şekilde sorumlu olur; ne de orada tek bir bireyin bile bedeni, zamanı, mülkü ve sorumluluğu üzerinde herhangi bir hükümet etmenin olmasına yönelik bir düzenleme bulunur.

Bunlar üzerinde kurulan bileşimler ve bütün kurumlar İnsan'ın icatlarıdır; sonuçta da insanın dargörüşlülüğününün ve diğer kusurlarının az ya da çok ortağı olurlar; HAKTANIR TİCARET ise halk için yeni olmakla beraber [dünyanın] yaratılışı kadar eski olan ve onun kadar dayanıklı olacak olan ilkelerin basit bir gelişmesidir.

Bu anlayış çok doğaldır, çünkü radikal reformasyonlara yönelik tüm girişimlerin birlikler üzerine inşa edildiği bilinmektedir; tüm bunların başarısız olması güveni sarsmıştır, ve başka bir ilkenin farkında olmayan halk, bunun aynı türden başka bir öneri daha olduğu ve diğerleri gibi başarız olacağı sonucuna varmıştır. Onların yargısına saygı duyuyorum, ve onlarla birlikte topluluklar veya herhangi bir suni birlik oluşturulması aracılığıyla [halkın] toplumsal koşullarının iyileştirilmesine yönelik her girişimin (ne kadar zekice tasarlanmış olursa olsun, ne kadar masumca niyetlenilir ve samimi olarak davranılırsa davranılsın) kendi amaçlarını bozguna uğratmak zorunda olduğuna, bozguna uğratacağına ve dahil olan herkesi hayal kırıklığına uğratacağına inanıyorum.

New Harmony'nin iki yıllık deneyimindeki (1825'den 1827'ye) başarısızlığı, benim gözümde bunu yeterince kanıtladı, & birlik sürecinin topluluğun büyük hedeflerini yerine getirme yetisine sahip olmadığı sonucuna varmama yol açtı; ancak zıttı olan ilkenin derinlemesine ve ciddi bir sorgulanmasından sonra, Bireysellik ilkesinin ve AYRILMA [disconnection, bağlantıyı koparma] sürecinin(*), büyük toplumsal meselenin tam çözümü için gerekli olan kurtarıcı ve yenileyici güçlere sahip olduğu veya bunlara yol açacağı bulunmuştur. Aslında inanılmayacak ve ümit edilmeyecek kadar çok şeyi vaad ediyor gözüküyorlardı; öyle ki, (eğer onu adlandırmamız gerekirse) bunu keşfeden, aklını kaybetmiş olarak görüleceği için düşüncelerini en yakın arkadaşlarına bile iletmeye cesaret edemedi. Bu nedenle onun tek çıkış yolu, kamuoyunun önüne getirmeden önce herşeyi UYGULAMA'da kanıtlamak idi.

Ardından tamamen yeni bir araştırma ve deneyim akımı başlatıldı; bunlardan ilki, Mayıs 1827'de Cincinnati'de açılan "Time Store" [Zaman Dükkanı] oldu. Bu, ilkeleri yaşamın tüm ilişkilerine taşıma amacıyla sonlandırılana kadar üç yıl sürdü; o zamanla bugün arasındaki zaman aralığı, (özel koşulların elverdiği ölçüde) ya daha ileriye yönelik gelişmelerle veya bunlar için hazırlıkla dolduruldu.

Çocukların idaresi ve eğitimi için uygulanan ilkeler, bu önemli konudaki radikal hataları ve başarısızlığın ana sebebini göstermektedir.

İlkeler aynı zamanda, arazinin & neredeyse tüm diğer mülklerin alım ve satımına, ve tüccarların, avukatların, doktorların, öğretmenlerin, pansiyonların idarecilerinin, vb. emeklerini içeren neredeyse her türden emeğin karşılıklı değişimine uygulandı; her aşamada bireyin egemenliği katı bir şekilde korundu ve buna her zaman saygı gösterildi. Birey üzerinde hiçbir durumda, hangi tanımlamayla olursa olsun herhangi bir yasamanın kontrol yetkisi olmadı; ve Time Store'da yüzlerce kişinin ilke ve amaçlarının çoğunu anlamaksızın çabaladığı şey eylemlerin tam bireyselliği idi; ancak onlar bunun kendi çıkarlarına olduğunu kavradılar, böylece de topluluğun işleyişinin doğal ve karşı durulamaz bir süreçle bu koşula getirildiğini gösterdiler; birlik olmaksızın, örgütlenme olmaksızın, yasalar olmaksızın, hükümet olmaksızın, bireyin doğal hürriyetinin herhangi bir "kısmı"ndan feragat etmeksizin; yine reformasyonun, tüm dünyanın öğrenmiş olana kadar beklemesi gerekmediği gösterildi: uygulamaya yönelik faaliyet, hiç kimsenin yaşamadan tahmin edemeyeceği bir yeniden eğitim sürecini meydana getirir, ve öğrenilmiş olan kazanılacak en geri şeydir.

Yüzlercesi bunların bir parçası olmuş olsa da, tüm bu deneyimler boyunca eylemlerin tam bireyselliği varken, bunlar hiçbir şekilde bir mezhep, bir parti veya bir topluluk değillerdi; halk genelde onları bilmiyordu ve bilmeyecek --her bireyin kendisini bu ilkelerle tanımlamayı seçmesi dışında.

Halkın etkisi dünyanın gerçek hükümetidir. Matbaacılık bu yönetim gücünü meydana getirir; o nedenle, bu konuların genel olarak ortaya konmasına yönelik hazırlıklardan birisi de, bu fevkalade gücü ateşin başına getirmek ve kullanmak isteyen her cinsten kişinin kullanabilmesini sağlamak [amacıyla] matbaacılığın ve matbaa araçlarının basitleştirilmesiydi; işte bu ve diğer gerçek reformasyon konuları, liderleri genellikle durumu olduğu gibi kabul etmeyi kanıksamış veya bundan çıkarı olan, kamusal etkinin fazlasıyla etkisi altında kalan, veya başlangıcında bu konuyu adil bir şekilde ele almak için düşünme alışkanlıkları fazlasıyla yapmacık olan umumi basından bağımsız kılmıştı.

Denemeler ve hazırlıklar artık sona erdi, ve sonuçlar kaydedildi veya yaşayan tanıklarının elinde; ve artık bu çevrede uygulamaya yönelik işlemlerin temeli haline geliyorlar. Bu meseleyi iyice bilmek isteyenler ayrıntıları halk toplantılarında veya okuyarak öğrenebilirler. HAKTANIR TİCARET GAZETESİ bu amaçla yayınlanmaktadır; ancak aşağıdakiler HAKTANIR TİCARET'in en önde gelen özellikleridir.

Bu, fiyatlardaki tüm ciddi dalgalanmaları, ve sonuçta da bu dalgalanmaların yarattığı tüm güvensizlik ve tahribatı sona erdirecek; ve halihazırda tahrip edilmiş olanları inşa edecek bir adil ve kalıcı ticaret ilkesi tesis edecektir.

Bu, her çeşit spekülasyonu durdurma eğilimindedir.

Bu, sağlam ve rasyonel olan, refahın gerçek ve kesin temsilcisi olan bir dolaşım aracına sahiptir. Yegane meşru sermaye olan emeğe dayanır tamamiyle. Bu dolaşım aracı, değeri ve paranın kullanımını derece derece azaltma doğal eğilimine sahiptir, ve sonunda onu güçsüz kılar; sonucunda ise, bunun üzerinde inşa edilmiş tüm ezici dolandırıcılık, kötülük, acımasızlık, yozlaşmışlık ve zorlama kümelerini süpürüp bir kenata atar.

Yalnızca emek harcayanlarca verilecek olan dolaşım aracı, birdenbire zenginliğin tamamanı ve gücün tamamanı onlara kazandıracaktır; ve emek harcamayanlar ise, şimdi ne kadar zengin olurlarsa olsunlar birdenbire yoksul ve güçsüz hale geleceklerdir.

Bu, arzı talebin rasyonel bir oranı olarak tutma doğal eğilimine sahip basit bir düzenlemeyle, [çalışmak] isteyenlere işin yolunu açacaktır.

Bu, büyük ve zorlu emeğin aleyhindeki makinalar sorununu çözer. İlkesel olarak, makinalar, işçileri işten ettiği ölçüde onlar için çalışmaktadır; haktanır ticaret gizemdeki karı yok ettiği, geleneksel çıraklığı önemsemediği ve isteyen herkese her çeşit bilgiyi imkanlar ölçüsünde sunduğu için, yeni işler yaratmanın yolu daima açıktır.

Herkesin tükettiğini kendi emeği ile ödemesi gerekliliği, bireyleri, devletleri ve imparatorlukları sıklıkla harap eden, ve bugün hepimizi bir iflasın eşiğine getiren aşırı lüksün önündeki yegane meşru ve etkili engeldir.

Haktanır ticaret, hırslı ve tutkulu olanlarca doldurulacak ofisleri donatmaz; bir kimsenin diğer kişiler veya diğerlerinin mülkü üzerinden yükselmesine şans tanımaz; bu nedenle, böylesi kişiler için hiçbir teşvik unsuru bulunmaz; ve bunlar HAKTANIR TİCARET'i ilk kabul edenler arasında olmayacaklardır. Bu ilk önce en çok ezilenleri, en acizleri, en ayak altındakileri cezbeder, & ilk önce onlar tarafından, ve başkalarının sırtından yaşama arzusu olmayanlar tarafından, --ister yoksul isterse zenginler arasında olsun-- üstün ahlaki veya entelektüel nitelikleri olanlar tarafından, böylesi bir beşeri varoluştan kaynaklanacak tarifi imkansız nimetlerin bir kısmını takdir edenler tarafından kabullenilecektir.

Bunlar HAKTANIR TİCARET'in en önde gelen özelliklerinden bazılarıdır; ve büyük, ödüllendirici bir devrimin sahip olması gereken özellikler oldukları anlaşılacaktır; ancak bunlar öylesine sıradışı, öylesine genel gidişatın ve akışın dışında olan şeylerdirler ki, bazılarınca hayali ve uygulanamaz olmakla suçlanacaklardır. Tüm bunlara karşı hazırlıklıyım, ve yine bu ilkelerin tüm önemli uygulamalarının YAPILMIŞ OLDUĞUNU --bunlar tüm çelişkiler karşısında sağlam olduklarını ispatlamışladır-- kanıtlamaya; ve bu ilkelere dayanarak, hemen hemen herkes için burada belirtilen avantajlardan faydalanmanın gayet pratik olduğunu; ve değişik derecelerde olmak üzere, kendisini uygar toplum (denilen) şeyin ezici kötülük ve acılarından kurtarabileceğini; ve bunu, bedenleri, zamanları veya mülkleri üzerindeki doğal ve "devrolunamaz" [inalienable] egemenliklerinden hiçbir taviz vermeksizin veya hiçbir topluluğa katılmaksızın, ve bu ilkeler üzerinden iş yapan başkalarının fiil ve duygularından hiçbir şekilde sorumlu tutulmaksızın [yapabileceklerini] göstermeye hazırım.  


JOSIAH WAREN
New Harmony, 27 Kasım 1841.
 


 

29.10.2004 06:15:08
anarşizmin disiplini var mıdır?

deniz 29.10.2004 07:55:51
Alıntı
anarşizmin disiplini var mıdır?
disiplinden kastını anlamadım. ?

 

29.10.2004 20:44:22
yani kuralları, yapısı...
yoksa üstüne bir kurallar elbisesi mi giydirmeye çalışıyoruz demiştim nacizane...

yoksa gerçekten hiç bilgim yok bu konuda..

29.10.2004 20:48:23
Anarşizm devletsiz ideal toplumu yaratmak isteyen bir düşüncedir. Bireylerin kendi kendilerine ve birbirlerine yetebileceğini düşünür ve devleti reddeder. Bazı anarşist düşünürler ise biraz esneklik göstererek devlet olmasa da yerine sivil toplum örgütlerine benzeyen kuruluşların olabileceğini söyler.  

29.10.2004 22:08:07
kuralsızlık kurallara oturtulursa kuralsızlık olarak kalır mı?

29.10.2004 23:37:18
Anarşizm kuralsızlık yada kaotik bir düzen demek değildir, tahakkümü ortadan kaldırarak topluma doğal olan ve dış müdahaleden uzak bir düzen sağlar. Bireysel özgürlüğü amaçlar, ve bunun sağlanmasıyla kendiliğinden işleyebilecek bir sistem oturur... Önemli olan bunun pratiğe aktarımının başarılabilmesidir.

deniz 29.10.2004 23:55:07
muhammara ve noir güzel tanımlar sunmuşlar.

bu konu oldukça uzun bir konu gerçekten. anarşizm nedir gibi topikleri okursan, en kısa ve kolay yolu elde etmiş olursun öğrenmek için.

ben arkadaşların tanımını biraz daha minimize ederek şunu diyeyim.

anarşizm iktidarlara yönelik olarak, içeriği zamana, mekana ve şartlara göre anarşist bilinç tarafından şekillendirilen pratiklerdir.

bu pratiklerin merkezi bireydir. bireyler kendi bilinç ve eylemliliklerini benzer bilinç ve eylemliklerle birleştirerek amaca yönelik doğal örgütlenme modelleri geliştirirler.

kurallar yok değildir. en azından anarşist etikten bahsetmek gerekir.
ancak bunlar geleneksel ahlak anlayışlarından değil anarşizmin özünden referanslarını alırlar.

anarşizmin idealinde arkadaşların dediği gibi iktidarların konsensüsü anlamındaki devlet değil -bana göre- bireylerin özgür iradeleri ile seçtikleri toplumsal federasyonlar vardır. sınırlar yoktur. her insan dünya üzerinde istediği federasyona dahil olabilir.

iktidar aracı olabilecek sermaye de kontrol altında tutulur. özel mülkiyet ve özel yaşam alanları  -bana göre- güç ve iktidarı yaratmaycak düzenlemelerle yer alabilir.

...

01.11.2004 00:35:14
Amadeus bahsettiğin özel mülkiyet ve özel yaşam alanlarından aslında kastını anladım, fakat bu dediklerinin mülkiyet kavramının dışında tutulması taraftarıyım. Burada sözkonusu bir sahiplenme değil, eşit fırsat sunumuna dayanan bir ihtiyaç karşılamadır.

Fırsat olmasının nedenide açıktırki herkesin "mutlak eşitliği" yine bir standardizasyondur aslında. Herkesin ihtiyacının aynı olamayacağından, eşit fırsat sunumuna dayanan bir paylaşım en makul olandır...

deniz 01.11.2004 17:49:19
anarşizm adına konuşmadan kendi fikirlerimi söylemek istiyorum:

ben eşitlik ilkesine karşıyım. dolayısıyla standarziyon istemiyorum.

herkes kendi çabalarının karşılığını alabilmeli. ama bunu başkalarını soymadan yapmalı ve elde ettikleriyle iktidar kuramamalı.

yani sermaye anlamında çok büyük uçurumların olmadığı bir toplum modeli.

01.11.2004 18:15:45
Eşitlik standardize edilmiş kişiler yazatmak zorunda değildir, burada eşitliğin ne anlamda kullanıldığını sorgulamak gerekir.

Çok basit bir örnek vererek anlatmaya açlışayım. Bir adam bir ekmekle doyarken, diğeri için yarım ekmek yeterli olabilir. Burada tutucu biçimde ikisininde bir ekmek alacağını söylemenin gereksizliği ve birinden kalan yarım ekmeğin onun için bir sermaye oluşturacağı açıktır. Burada bahsi geçen "mutlak eşitlik"tir. Olması gereken "fırsat eşitliği" dir. Yani biri açken diğerinin birbuçuk ekmek alması yerine her ikisininde isteği doğrultusunda, ihtiyacına göre paylaşımın sağlanmasıdır.

Bu basit örnekdeki bakış açısı  toplumsalın her yönüne uygulanabilir bence...

deniz 01.11.2004 18:41:37
eşitlikten kastın insan olarak eşit haklara sahip olmak ise peki ama;

herkese lada, herkese 60 metre kare ev,
18 C derece ısıtma ayarlı ortak ısınma tesisatı,
çocuklar kreşe,
...
dersek, böylesi eşitlik diye bişey yoktur. sağlanamaz ve hiç kimseyi de mutlu etmez.

çünkü insanlar çok farklı yaratılıştatır. çok faklı yaşam formatları ve gereksinimleri vardır.

ayrıca çalışmanın ve üretmenin karşılığını görmek isterler. böylece hayat enerjisi bulurlar.

bu yüzden kendi yaşam alanlarını yaratabilmeleri için gerekli donanımı sağlamak gerekir. bu da özel mülkiyettir.


 

01.11.2004 20:12:10
Kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için yaratılan bu alanların aynı zamanda mülkleri olması gerekmez...

Mülkiyet dediğinde para, sermaye ve sahip olma kavramlarından arındırılmış bir toplum mümkün olmaz...İnsanlar neye sahipse onu kullanır ilkesi işler yine dolayısıyla herkes yine daha fazlasını hatta gereksinimi olmayanı ister...  

deniz 01.11.2004 20:24:45
hmm evet haklı olabilirsin.

ancak hayvanlarda bile mülkiyet duygusu yok mu.

köpekler kendi bölgelerine giren diğerlerine saldırır,
erkekler sürünün lideri olmak için savaşır,...

ben insandan bunun atılabilmesinin mümkün olamayacağını düşünüyorum.

01.11.2004 20:35:26
Hayvanları kıstas aldığımızda onlarda olanın insanda olmaması kadar doğal birşey yok aslında. İnsan bilinçlenme sürecinden geçmiş bir yaratık. Bilinciyle kendi çevresini ve yaşam koşullarını düzenleyecek kapasiteye sahip.

Bu açıdan bakılınca evet, mülkiyet içinde büyümüş ve yaşıyor olan bizler için mülksüzlük imkansız görünebilir, ama insanın kültürel etkileşimini ve bu etkileşime ne kadar açık olduğunu düşünürsek; mülkiyetsiz bir toplum yaratmak ve bunun devamlılığını sağlamak olanaklı...


Sayfa: [ 1 ]