SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Kuvva'cı Astsubay'da Bomba! / Emekli yüzbaşı gözaltında !

Sayfa: [ 1 ] 2

karahan 14.06.2007 09:39:38
Kuvay-i Milliyeci astsubay'da bomba   
 
ÜMRANİYE'deki bir gecekonduya düzenlenen operasyonda çok sayıda el bombası, TNT kalıbı ve fünye ele geçirildi. Olayla ilgili gözaltına alınan 3 zanlıdan patlayıcıları temin ettiği öne sürülen emekli astsubay Oktay Y.'nin Kuvay-i Milliye Derneği'nin kurucuları arasında olması dikkat çekti. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüklerine bağlı polis ekipleri Ümraniye Çakmak Mahallesi Güngör Sokaktaki bir gecekonduya operasyon düzenledi. Operasyonda gecekonduda bulunan Mehmet D. ile Ali Y. gözaltına alınırken evde yapılan aramada 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve çok sayıda patlamaya hazır fünye bulundu. Zanlıların polisteki ilk ifadelerinde patlayıcıları özel kuvvetlerden malulen emekli olan başçavuş Oktay Y.'den aldıklarını söylemeleri üzerine genişletilen operasyon kapsamında Oktay Y. de gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Ele geçirilen padayıcıların Cumhuriyet Ga-zetesi'ne atılan bombalarla aynı tipte olduğu belirlendi. Oktay Y.'nin Kuvay-i Milliye Derneği'nin kurucularından olduğu belirtilirken, Trabzon nüfusuna kayıtlı oldukları açıklanan Mehmet D. ve Ali Y.'nin eylem hazırlığında oldukları yönünde bilgiler elde edildiği ve soruşturmanın bu yönde genişletileceği kaydediliyor. Öte yandan yakalanan kişilerin Danıştay saldırganı Alparslan Aslan'ı azmettirdiği iddiasıyla yargılanan emekli subay Muzaffer Tekinle bağlantılı olduğu iddia edildi.
 

nisan 14.06.2007 09:43:11
Arkasindan derin devlet cikarmis.

karahan 14.06.2007 09:56:49
El bombaları çıkan evin ucu Danıştay'a uzanıyor

Ümraniye'deki gecekondu baskınında emekli astsubaya ait 27 el bombası ele geçirildi..

Ümraniye'de emniyet güçlerinin önceki akşam bir gecekonduya düzenlediği baskında emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait 27 taarruz tipi el bombası ele geçirildi. Bombalar, Cumhuriyet gazetesine düzenlenen saldırıda kullanılan bombalarla aynı özelliği taşıyor.

Kabul etti
İstanbul Terörle Mücadele ve Ümraniye İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, Ümraniye Çakmak Mahallesi Güngör sokak üzerinde bulunan Mehmet Demirtaş'a ait gecekonduya önceki akşam saat 21.30 sıralarında baskın yaptı. Baskında evin gizli bölmelerine saklanmış 27 adet MKE yapımı taarruz tipi el bombası ele geçirildi. Patlayıcı madde ihbarı üzerine gerçekleştirilen operasyonda ev sahibi 34 yaşındaki Mehmet Demirtaş, gözaltına alındı. Demirtaş'ın verdiği bilgiler doğrultusunda da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri araştırmalarını derinleştirdi. Yapılan çalışmalar sonucunda el bombalarının sahibi olduğu iddiasıyla emekli astsubay Oktay Yıldırım ile Demirtaş'ın yeğeni Ali Yiğit gözaltına alındı. Yıldırım'ın bombaların kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, bunları Hasdal Kışlası'nın yanında bulunan bir çöplükten topladığını söylediği öne sürüldü. Polis yetkilileri, ele geçen bombaların Cumhuriyet gazetesine atılan el bombalarıyla aynı özelliği taşıdığını söylediler.

Bu bombaların hedefi neresiydi ?

Ümraniye'de önceki akşam bir gecekonduya yapılan baskında, 27 adet taarruz tipi el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi. Evin sahibi Mehmet Demirtaş, patlayıcıların, emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğunu söyledi.

İhbar üzerine Ümraniye'de bir gecekonduya baskın yapan polis, 27 adet taarruz tipi el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirdi. Evin sahibi Mehmet Demirtaş, “Patlayıcılar, yanında askerlik yaptığım emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait” dedi. Yıldırım, Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırılarından sonra azmettirici olarak adı geçen emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin yaralandığında yardımına koşan 3 astsubaydan biriydi.
Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, ihbar üzerine önceki akşam, Ümraniye Çakmak Mahallesi Güngör Sokak'taki tek katlı gecekonduya baskın yaptı. LPG istasyonu sahibi Mehmet Demirtaş'a ait tek katlı gecekondunun ön tarafının bir büfe ve manavla kamufle edildiği, diğer duvarlarının ise tamamen sarmaşıklarla kaplı olduğu görüldü. Ev olduğu bile belli olmayan, her tarafı demir parmaklıklarla kaplı yapıya kapıdan giremeyen polisler eve, yan tarafında bulunan dükkandan uzatılan merdiven vasıtasıyla çatıdan girdiler.

BOMBALARI KIŞLANIN ÇÖPLÜĞÜNDEN TOPLAMIŞ

Gecekondunun çatısındaki özel bölmede, çilingir yardımıyla açılan kasaların içinde 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulundu. Gecekondunun, hemen yanındaki manavın da sahibi olan Mehmet Demirtaş'a ait olduğu belirlendi. Gözaltına alınan Demirtaş, gecekonduyu, yeğeni A. Y.'ye teslim ettiğini, iki yıldır bu adreste A.Y'nin oturduğunu söyledi. Demirtaş ve A.Y, Terörle Mücadele Şubesi'ne götürülerek sorguya alındı. A.Y., patlayıcılarla ilgisinin olmadığını söyledi. Demirtaş, patlayıcıların, yanında askerlik yaptığı emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğunu itiraf etti. Bunun üzerine Polis, emekli astsubay Oktay Yıldırım'ın evine de baskın düzenledi. Evde yapılan aramada, bazı silahlar ele geçirilirken Yıldırım gözaltına alındı. Bombaların kendisi tarafından gecekonduya konulduğunu kabul eden Yıldırım, “Bombaları Hasdal Kışlası'nın yanında bulunan çöplükten topladım” dedi.

CUMHURİYET'E ATILAN BOMBALARIN AYNISI

Yapılan incelemede, Ümraniye'deki evde ele geçirilen taarruz tipi el bombalarının, 2006 yılının Mayıs ayında, Danıştay'a da silahlı saldırı düzenleyerek bir hakimi öldüren, iki hakimi de yaralayan avukat Alparslan Arslan ve arkadaşları tarafından Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalarla aynı tipte olduğu anlaşıldı. Askeri amaçla kullanılan ve büyük ihtimalle askeri kışlalardan temin edildiği sanılan el bombalarının, Cumhuriyet Gazetesi'ne düzenlenen saldırıda kullanılan bombalarla aynı seriden olup olmadığı araştırılıyor.

2006 mayıs ayında Ankara'da Danıştay'a silahlı saldırı düzenlenmiş, saldırgan avukat Alparslan Arslan kaçarken yakalanmıştı. Yapılan araştırmada, İstanbul'da Cumhuriyet Gazetesi'ne düzenlenen 3 ayrı bombalı saldırının da Alparslan Arslan ve arkadaşları tarafından yapıldığı anlaşılmıştı.

Tekin'in yardımına ilk o koştu

Ordudan malulen emekliye ayrıldığı öğrenilen astsubay Oktay Yıldırım'ın adı ilk kez, Danıştay ve Cumhuriyet Gazetesi saldırılarının azmettiricisi olduğu iddia edilen emekli albay Muzaffer Tekin'le birlikte anıldı. Muzaffer Tekin, her yerde aranırken bir hastaneye yaralı olarak getirilmişti. Tekin'in Beykoz'da emekli astsubay arkadaşının evinde yaralanmasının ardından, hastaneye ilk koşanlardan biri, Oktay Yıldırım'dı. Yıldırım, 'Komutanım' dediği Muzaffer Tekin'i ziyareti sonrasında hastane kapısında, “Bize komplo kurdular. Bu abdestle bu namaz kılınmaz. Bu köprünün altından daha çok su geçer” açıklamasıyla dikkati çekmişti. Ulusalcı internet sitelerinde yazılar yazan Oktay Yıldırım, ayrıca, Orhan Pamuk ve Hrant Dink'in yargılandığı davaların görüldüğü mahkemelerin önünde gösterilerde yerini almıştı.

14.06.2007 YENİ ŞAFAK

14.06.2007 17:04:38
Bir de şöyle bir yazı var bugünkü (14.06.2007) Radikalde


===============================================================================

Emekli astsubayın cephaneliği çıktı

Emekli astsubayın cephaneliği çıktı
Oktay Yıldırım (üstte), milliyetçi eylemlerde pek çok basın açıklaması okumuştu. Yıldırım'ın emekli Tuğgeneral Veli Küçük (soldaki fotoğraf) ve milliyetçi avukat Kemal Kerinçsiz'le yakın ilişkileri olduğu öne sürülüyor. FOTOĞRAFLAR: GAZETEPORT.COM'DAN ALINMIŞTIR
Ümraniye'de bir gecekonduya düzenlenen baskında gizli cephanelik ele geçirildi. Cephanelik, Dink, Pamuk, Mağden ve Şafak gibi aydınların davalarıyla ilgili eylemlere katılan emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait

14/06/2007 (684 kişi okudu)

RADİKAL - İSTANBUL - Ümraniye'deki bir gecekonduya düzenlenen operasyonda gecekonduda el bombaları, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi. Patlayıcıların emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu belirlendi. Yıldırım, kamuoyunun tanıdığı bir isim. Orhan Pamuk, Elif Şafak ve Perihan Mağden gibi aydınların yargılandıkları davalarda eylem yapan grupların arasında yer almıştı. Kuvvai Milliye Derneği'nin kurucularından olan Yıldırım, Danıştay saldırısında adı geçen emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'in de arkadaşı. Öte yandan ele geçirilen bombaların Cumhuriyet Gazetesi'ne atılanlarla benzer özellik taşıdığının ortaya çıkması üzerine polis soruşturmasının bu yönde genişletildiği de öne sürüldü.
Terörle Mücadele Şube ekipleri ile Ümraniye Asayiş Büro Amirliği'ne bağlı ekipler, önceki akşam 21.30 sıralarında Trabzon'dan geldiği belirtilen ihbar üzerine Ümraniye Çakmak Mahallesi Güngör Sokak'taki gecekonduya operasyon düzenledi. Polisler, sarmaşıklar içinde gizlenmiş izlenimi veren tek katlı eve, yan tarafındaki dükkânın duvarına dayadıkları merdivenle girdi. Polis ekipleri evde cephanelikle karşılaştı. Yapılan aramada, 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulundu. Operasyonda otogaz istasyonu işletmecisi olduğu öğrenilen ev sahibi Mehmet Demirtaş'la yeğeni Ali Yiğit gözaltına alındı.

'Çöplükten topladım' dedi
Zanlıların verdikleri bilgi üzerine patlayıcı maddelerin Özel Harp Dairesi'nden malulen emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu saptandı. Gözaltına alınan Yıldırım'ın ifadesinde, "Bomba malzemelerini Hasdal Askeri Kışlası'nın çöplüğünden topladım" dediği öğrenildi.
Polis yetkilileri, ele geçen bombaların askeri depolardan çalınmış olma ihtimali üzerinde duruyor. Yıldırım, Terörle Mücadele Şubesi'nde sağ örgütlere bakan C Masası'nda sorgulanıyor.

Tekin'in arkadaşı
Ordudan malulen emekli edilen Oktay Yıldırım'ın ismi Danıştay saldırısında adı geçince intihar etmek isteyen emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'e yakınlığıyla gündeme gelmişti. Olaydan sonra Tekin'in Kadıköy'deki ofisine giden gazetecilere kapıyı açan Yıldırım'dı.
Tekin'i savunan Yıldırım, "Muzaffer Tekin, Atatürk ilkelerini ve onun ideolojisini yaşam biçimi haline getirmiş bir insandır. Bu ofis onun binlerce öğrencisine bu yolda örnek konuşmaların sahne olduğu bir mekândır. Muzaffer Tekin'in isminin konuşulması, onun nezdinde Türk ordusuna, vatanını sevenlere yapılmış bir komplodur" demişti.

Davalarda olay çıkarıyordu
Yıldırım, yazarlar Orhan Pamuk, Hrant Dink, Elif Şafak ve Perihan Mağden'in yargılandığı duruşmalarda eylem yapan kalabalığın arasında yer almıştı. Geçen yıl 7 Haziran'da yazar Perihan Mağden'in, 'Halkı askerlikten soğuttuğu' iddiasıyla yargılandığı duruşmada İstanbul Adliyesi önünde olay çıkarıp aydınlara saldıran kalabalığın içinde "Ben gaziyim" diye bağırıyordu. Orhan Pamuk'un, 27 Temmuz'da Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasında da şöyle demişti: "Beyefendi, 'beyefendi' demekte zorlanıyorum, '30 bin vatandaş resmi görevlilerce öldürüldü' diyerek hepimizi, toprak altına koyduğum arkadaşlarımı töhmet altında bırakıyor. Buraya gelip bu durumun sorumlusunu açıklamak zorunda. Açıklayamıyorsa dava haklarımı saklı tutuyorum." Yıldırım'ın sözleri tutanağa geçirilmedi.
Bir ay sonra da 'Baba ve Piç' adlı romanı yüzünden Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde Elif Şafak hâkim karşısına çıkıyordu. Yıldırım, adliye binasının önünde yine aynı şekilde bağırıyordu.

Kerinçsiz'den ayrı dernek kurdu
Bu arada, Kerinçsiz ve ekibinin propagandası 'Milli Güç Platformu' ve 'Kuvvai Milliye' adlı iki internet sitesinde yapılıyordu. Bu siteler Mersinli bir sağlık çalışanı olan Bekir Öztürk tarafından kurulmuştu. Gerek adliye salonlarında gerekse medyada Kerinçsiz'in öne çıkması, diğer milliyetçileri huzursuz ediyordu. Ayrışmalar da böyle başladı. Öztürk, yolunu ayırdı. Yıldırım da Öztürk'le hareket etti. Öztürk ve Yıldırım, daha sonra 'Kuvvai Milliye' ismiyle dernek kurdu. Emekli Kurmay Albay Aziz Ergen'in de katıldığı dernek, genel merkezini Ankara'ya taşıdı. Yıldırım İstanbul İl Başkanı oldu. Yıldırım, derneği temsilen televizyon programlarına çıkıyor ve internet sitelerinde yazılar yazıyor.

14.06.2007 17:07:16
CNN'de bir söyleşiyi izliyordum aynen şöle bir savunma yaptılar;
"bu vatan evlatları güney doğu'da terörle savaştı , kendilerini korumak için evlerinde böyle şeylerin olması doğrudur."

asya 15.06.2007 00:15:18
Tabii canııım, "bu vatan evlatları", 27 taarruz tipi el bombasını, TNT kalıbı ve fünyeyi ya çöplüklerden toplamışlardır ya da bunlar, kendilerini korumak için evlerinde taşıdıkları savunma silahıdır.

Bu durumda, bölgede savaşan her askerin evinde bunlardan bulunma olasılığı da çok yüksek demektir.

Yanlış anlamayın savunma amaçlı hepsi... Wink

nisan 15.06.2007 00:17:29
Desenize eskisi yenisi ulkenin tamami cephanelik kibrit cakip atsalar kendimizi yok edecegiz.Smiley

tNr 15.06.2007 02:03:40
yasadışı sol örgütler gibi yasadışı şekilde ülkemizin bildiğimiz fakat nasıl müdahale edildiğine anlam veremdiğimiz olaylarına karışan insanları pek tabiikide var Smiley
bir zamanlar vatanı için fedakarlık yapıp da birçok görevi yerine getirmiş, ,istihbaratçı, asker ve polis vatan haini ilan edildi. pek doğal tabiikide çamur atılıcak, katil denicek. ama şahıslar yerine ülkeyi çıkmaza götüren hükümetlere o kadar da pek yüklenilmedi. çünkü hep bi yenisi yerlerine geldi. di mi ?

karahan 15.06.2007 10:44:43
Yıldırım'ı Dink Davasından da Tanıyoruz
Bir gecekonduda polis operasyonuyla ele geçirilen gizli cephaneliğin sahibi emekli astsubay Oktay Yıldırım, "Silahları çöplükten topladım" dedi. Yıldırım, "Agos"a açılan davaya müdahil olmak isteyen ancak mahkemenin talebine reddettiği kişi.

BİA (İstanbul) -
Ümraniye'de bir gecekonduda polis operasyonuyla ele geçirilen gizli cephaneliğin sahibi olduğu iddia edilen Kuvayi Milliye Derneği'nin kurucularından emekli astsubay Oktay Yıldırım'ı "Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" iddiasıyla "Agos" gazetesine açılan davaya müdahil olmak için dilekçe verdiği için tanımıştık.

Bir süre Büyük Hukukçular Birliği yetkilisi Kemal Kerinçsiz'in grubunda faaliyet gösteren ve yazarlar Orhan Pamuk ve Elif Şafak ile gazeteci Perihan Mağden'in yargılandığı davalarda kendini gösteren Yıldırım daha sonra gruptan ayrılmıştı.

Agos'a açılan davaya müdahil olmak istedi; olmadı

Yıldırım, Dink öldürüldükten sonra Aydın Engin , Arat Dink ve Serkis Seropyan'ın yargılandığı ve son duruşması bugün yapılan davaya müdahil olmak için 16 Mayıs'ta bir dilekçe vermişti.

Daha önce "Susurluk" sürecinde adı geçen Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de aralarında bulunduğu kişilerin müdahillik talepleri Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce reddedilmişti.

Gözaltına alınan Yıldırım: Çöplükten topladım

Radikal gazetesine göre, Terörle Mücadele Şube (TMŞ) ekipleri ile Ümraniye Asayiş Büro Amirliği'ne bağlı ekipler, 12 Haziran akşamı Trabzon'dan geldiği belirtilen ihbar üzerine Ümraniye Çakmak Mahallesi Güngör Sokak'taki gecekonduya operasyon düzenledi.

Polisler, sarmaşıklar içinde gizlenmiş izlenimi veren tek katlı eve, yan tarafındaki dükkânın duvarına dayadıkları merdivenle girdi. Polis ekipleri evde cephanelikle karşılaştı.

Yapılan aramada, 27 adet el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler bulundu. Operasyonda otogaz istasyonu işletmecisi olduğu öğrenilen ev sahibi Mehmet Demirtaş'la yeğeni Ali Yiğit gözaltına alındı.

Zanlıların verdikleri bilgi üzerine patlayıcı maddelerin Özel Harp Dairesi'nden malulen emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu saptandı. Gözaltına alınan Yıldırım'ın ifadesinde, "Bomba malzemelerini Hasdal Askeri Kışlası'nın çöplüğünden topladım" dediği öğrenildi. (EÖ/EÜ)


"Derin Değil Apaçık Ortada"
Ümraniye'de polis baskının ortaya çıkan cephaneliğin emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu ortaya çıktı. Avukat Ergin Cinmen "Artık 'derin' olmaktan çıktı, her şey ortada. Bu tip ilişkilerin önü almazsa daha da güçlenir, devletin kendisi olur" dedi.

BİA (İstanbul) -
Ümraniye'de bir gecekonduda düzenlenen baskında ele geçirilen gizli cephaneliğin Kuvayi Milliye Derneği'nin kurucularından emekli astsubay Oktay Yıldırım'a ait olduğu ortaya çıktı .

İstanbul Barosu avukatlarından Ergin Cinmen:

"'Derin devlet' diyorduk bunlara. Artık 'derin' olmaktan çıktı, her şey ortada. Artık buna 'devlet' mi dersiniz, 'derin' mi 'sığ' mı, ne derseniz deyin... Emniyetin ve savcılığın bu olayın üzerine ne şekilde gideceklerini göreceğiz. Buz dağının tepesinde görünenle mi yetineceğiz yoksa uygun bir soruşturmayla bu ilişkilerin derinine inilecek mi?"

Radikal'in haberine göre Yıldırım geçen yıl yazar Perihan Mağden'in,
"Halkı askerlikten soğuttuğu" iddiasıyla yargılandığı duruşmada da "Ben gaziyim" diye bağırmıştı.

Danıştay saldırısında adı geçen emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin'in de arkadaşı olan Yıldırım, Orhan Pamuk'un, 27 Temmuz'da Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasında da olay çıkarmıştı.

"Mış gibi yapıyorlar..."

Bu tip ilişkilerin Türkiye'de artarak devam ettiğini belirten Cinmen "Göz göre göre suç işleniyor. Bizim bunlara seyirci kalmamız doğal ama iktidarın yetkilerini kullanması lazım. Savcılığın gerçekten soruşturması, 'mış' gibi yapmaması lazım. Hukuk devletlerinde bu böyledir. Önünü almazsanız bu ilişkiler güçlenir ve daha güçlü eylemlerle karşımıza çıkarlar, 'devlet' olurlar" dedi.

"Susurluk belgeleri ortaya çıktı, yargıya götürülmedi"

Susurluk' la ilgili etrafta o kadar bilgi belge saçılmasına rağmen suçlamaların yargıya yansımadığını anımsatan Cinmen, "Şemdinli olayı oldu. Üzerine giden savcının hayatı karatıldı. Danıştay saldırısı oldu, sadece görünen tarafına dair bir yargılamaya gidildi. Afyonkarahisar'da bir trafik kazası oldu, arabadan silahlar, paralar çıktı, bununla ilgili ne yapılıyor bilmiyoruz" diye konuştu.

"Hukuk dışı ilişkiler almış başını gidiyor"

Cinmen Hrant Dink cinayetinde İstanbul polisinin ihmali üzerine de hiç gidilmediğini, teşkilatın kendi inceleme raporunda ihmalleri yapanların korunduğunu belirtti, "Trabzon Emniyeti'yle jandarma arasındaki akıl almaz ihtilaf sonucu Dink'in katliyle ilgili bilgileri olmasına rağmen bu söylenmedi" dedi.

Cinmen bir vatandaş olarak bunların çok daha ağır sonuçlarıyla karşılaşmaktan endişe ettiğini belirtti ve "Bunun ucu nereye varır?" sordu.

Cinmen siyasi iktidarın bir şekilde bunların üzerine gidemediğini ya da gitmek istemediğini, yetkilerini kullanmadıklarını söyledi ve kaygısını "hukuk dışı ilişkiler almış başını gidiyor."diye özetledi. (NZ/EÜ)


15.06.2007 11:12:37
Bugünkü (15.06.2007) Star Gazete'de  Mehmet Altan'dan hikayeyi toparlaması açısından ilginç bir yazı.

İstemeyen okumasın inanmak istediğine inansın Wink
   
sağlıcakla,

==============================================================================
   
   Mehmet ALTAN    
mehmetaltan@stargazete.com
Dere yatağında bomba bulunur mu?

Dün bizim gazetenin manşetindeki ‘Özel Harp Çetesi’ vurgusunun hemen altındaki cümle neydi?

Ben hatırlatayım:

Eski özel harpçinin evinden Cumhuriyet saldırısında da kullanılan 27 el bombası ve çok sayıda patlayıcı çıktı.’

Bence cümledeki şifre şu:

‘Cumhuriyet saldırısında da kullanılan...’

Yani Danıştay saldırısı öncesinde Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bomba.

Bu bombaların askeri menşeili olduğu belirlenmiş ama bu haber Cumhuriyet’te yer almamıştı. Ben de geçen mayıs ayının sonunda ‘Cumhuriyet Gazetesi’nin görmediği haber’ başlıklı bir yazı yazmıştım. Bir bölümü şöyleydi :

‘Çankaya seçimleri arifesinde Türkiye’yi müthiş bir kaosun ortasında bırakmak isteyen provokasyonlar zincirinin ilk halkasını Cumhuriyet gazetesine üst üste atılan bombalar oluşturdu. Son bombalardan iki gün sonra da Danıştay’a kanlı bir saldırı gerçekleşti.

Sanki ‘düğmeye basılmış’ gibi bu provokasyonlar ertesinde ‘laik cumhuriyet elden gidiyor’ avazeleri altında bir tezgâh da harekete geçti. Ortalık toz duman oldu.

Bu saldırıların ve cinayetlerin faillerini bulmak ve hukuksal bir titizlikle cezalandırmak yerine muazzam bir psikolojik harp başladı.

Habercilik ve hukuk hiçe sayıldı. Gözü dönmüş bir fanatik militanlık ortalığı sardı.

Halbuki, ortada bazı gerçekler vardı.

Ben bu gerçeklerden birini, 28 Mayıs tarihli Hürriyet’in 29. sayfasında okudum. ‘Cumhuriyet gazetesi bombaları ordu malı’ başlıklı habere göre Makine Kimya Endüstrisi, Emniyet’e gönderdiği 19 Mayıs tarihli cevabi yazıda, Cumhuriyet’e atılan üç bombanın Kara Kuvvetleri’ne ait olduğunu bildirmişti.

Aynı gün Cumhuriyet’e baktım. ‘Danıştay baskınına ilişkin hükümet kaynaklı iddialar, kanıtlarla desteklenmiyor’ üst başlığının altında iri puntolarla ‘senaryo çöktü’ manşeti atılmıştı.

Gazeteye atılan bombaların ordu malı olduğuna dair ise tek satır bile yoktu.

Bir gün sonra Sabah Gazetesi, ‘Ordu malı bombalar’ haberini kovalayarak 25. sayfasının manşetine taşıdı. ‘Kara Kuvvetleri bomba soruşturması başlattı’ başlıklı haberde, bombaların hangi tarihlerde Kara Kuvvetleri’ne verildiği belirtiliyordu. Birinci bomba 1978’de, ikinci ve üçüncü bomba 1985’te verilmişti.

Kara Kuvvetleri, bombaların karargâh dışına, hangi tarihte ve kimlerce çıkarıldığını araştırıyordu. Aynı günkü Cumhuriyet’te, kendine atılan bombaların menşei resmen belli olmuş olmasına rağmen soruşturma haberi de yoktu.

Soruşturmalar, Danıştay saldırısını yapan Alparslan Arslan’ın Cumhuriyet’e bomba attığını da sergiledi. Sanık bunu itiraf etti.

Cumhuriyet gazetesi, ‘kendilerini bombalayan Danıştay sanığının elinde askeri bombaların ne aradığını’ sormadı. ‘Laik Cumhuriyet’ sloganı altında, siyasal bir söylemi tercih etti. Cumhuriyet okuyucuları, gazeteye atılan bombalarla ilgili gerçeği öğrenemedi.’

Baktım,bu sefer Cumhuriyet bu yeni bomba haberini ancak üçüncü sayfanın altında mahçup bir şekilde görmüş... Halbuki gazeteye yapılan saldırının ipucu olabilecek böyle bir gelişmeyi birinci sayfadan görmeleri daha normal olmaz mıydı? Cumhuriyet’e atılan askeri bomba meselesi, avukatların talebine rağmen Danıştay baskını davasında da nedense pek kurcalanmadı.

Mahkeme soruşturmanın derinleştirilmesi önerisini red etti. Bu son gelişme, Cumhuriyet’e atılan bombanın ve Danıştay baskınının aydınlanmasında yeni bir basamak olabilir.

Bundan önce soruşturma derinleşememişti.

Sadece yeniden tazelenen bir ilişkiler ağı ortalığa dökülmüş, sonrası gelmemişti.

Dün medya, eski Özel Harpçi bomba sanığının da o ilişkiler ağı içinde olduğunu belgeleriyle birlikte yeniden hatırlatıyordu...

***
Baskında ortaya çıkanlar ilgili star’ın bilgileri şöyleydi: ‘Baskında gecekondunun çatısında 18’i Makine Kimya Endüstrisi... Altısı NATO... Ve üçü de Alman yapımı 27 savunma tipi el bombası...

Ve yine MKE yapımı TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirildi.’ Haber şöyle devam ediyor: ‘Gözaltına alınan ev sahibi Mehmet D’nin bombaların Astsubay Oktay Y’ye ait olduğunu söylemesi üzerine özel kuvvetlerden emekli Astsubay Oktay Y. gözaltına alındı.’

***
Peki gözaltına alınan emekli asker ne demiş?

Onu da haberden okuyalım:‘Bu bombaları ben Hasdal Askeri Kışlası’nın arkasında bulunan dere yatağında buldum.’

Orada ‘askeri çöplük’ varmış.

***
Dere yatağındaki askeri çöplükte böyle yüklü bir cephanelik bulunur mu? Askeri çöplüğü karıştıran herkes bombaları alıp gidiyor mu?

Cumhuriyet’e atılan bombalarla ilgili ne hukuki ne de idari soruşturmadan sonuç alınamadı.

Bakalım bu gelişme de çöplüktekiler gibi unutulup gidilecek mi?

Yoksa ağ olduğu gibi çekilecek mi?

15.06.2007

asya 15.06.2007 11:27:05
Bombalandığı için hukuken mağdur durumda bulunan bir basın organı haberlerini ve yorumlarını derin devletin isteği doğrultusunda veriyor ve gerçeği saklıyor... Okuyucu kitlesi ve halkın büyük bir kesimi sorgulamaksızın buna inanıyor...

Toplumdaki ve basındaki aymazlıklar bu şekilde devam ettiği sürece "çöplüklerden" elde edilen cephaneler "derin" işlerde daha çoookk kullanılır ve kullanılacaktır...

Ey güzel halkım, ey uyuyan insanlar, ne olur biraz gözlerinizi aralayın, üstümüzden oynanan oyunları görün artık!

karahan 15.06.2007 11:37:12
Vatan hainleri "vatansever" kostümü giyiyorlar, dikkat edin millet..Uyanın..Kanmayın..
Hepsi iktidar, güç ve para için..

karahan 16.06.2007 16:48:54
Cephane gecekondu’ya 3 tutuklama

İstanbul’da gecekonduda bulunan el bombaları ile ilgili olarak gözaltına alınan 3 kişi tutuklandı.
Soruşturma kapsamında, adı Danıştay saldırısı ile gündeme gelen emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin gözaltına alındı.

Ümraniye Çakmak Mahallesi’nde bir gecekonduya polisin yaptığı operasyonda 27 adet el bombası, çok sayıda TNT kalıbı ve fünyeler ele geçirilmişti.

Gözaltına alınan emekli astsubay Oktay Yıldırım, ev sahibi Mehmet D. ve Ali Y. “patlayıcı madde bulundurmak” suçundan tutuklandı.

Öte yandan, Yıldırım’ın tanıdığını söylediği emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin de soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Bu arada, Danıştay saldırısı ile de gündeme gelen Muzaffer Tekin,
Oktay Yıldırım ile uzun yıllar birlikte görev yaptıklarını, bulunan patlayıcıların kullanılamaz durumda olduğunu söylemişti.


asya 20.06.2007 11:45:25
Yüzbaşı Tekin tutuklandı

 Ümraniye'de ele geçirilen 27 el bombası, TNT ve fünyelerle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına alınıp, üç gün Emniyet'te tutulan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin ve emekli başçavuş Mahmut Öztürk, 'devletin gizli belgelerini ele geçirmek ve terör örgütüne üye olmak' suçlarından tutuklandı. Tekin cezaevine götürülürken bir grup, "Hainlere karşı gerekirse terör de oluruz" diye slogan atarak tutuklamayı protesto etti.
Ümraniye'de bir hafta önce bir gecekonduya düzenlenen operasyonda ele geçirilen patlayıcı bombalarla ilgili olarak emekli astsubay Oktay Yıldırım, evin sahibi Mehmet Demirtaş ve yeğeni Ali Yiğit tutuklanmıştı. Yıldırım'ın yakın arkadaşı olan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin de baskından sonra gazetecilere bombaların kullanılmaz olduğu yönünde açıklamalar yapmıştı. Diğer zanlıların ifadelerinde de adı geçince, Danıştay saldırısında da adı anılan ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün elini öperken görüntülenen Tekin ile Öztürk de gözaltına alınmıştı. Tekin ve Öztürk dün Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye sevk edilen iki zanlı 12 saat sorguda kaldıktan sonra 'devletin gizli belgelerini ele geçirmek ve terör örgütüne üye olmak'tan tutuklandı.

MGK belgeleri iddiası

Operasyon kapsamında yapılan aramalarda MGK toplantılarıyla ilgili gizli belgelerin ve Ergenekon örgütlenmesiyle ilgili belgelerin ele geçirildiği iddia edildi. Tekin'in avukatları, belgenin bir devlet büyüğüne ait fotoğraf ve içeriğini açıklamadıkları bir metin olduğunu söyledi. Avukat Kemal Kerinçsiz de bir komplo kurulduğunu öne sürdü.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224621&tarih=20/06/2007
*********
KERİNÇSİZ PROTESTO İÇİN ORADAYDI
 
Adliyeye Tekin’in eşi Müge Tekin ile kızı Özge Tekin’in yanısıra avukat Kemal Kerinçsiz’in de bulunduğu bir grup da geldi. Grup tutuklamayı protesto etti.

ERGENEKON BİLGİLERİ
Bu arada olayla ilgili olarak daha önce cezaevine gönderilen emekli astsubay Oktay Yıldırım ile Muzaffer Tekin ve Mahmut Öztürk`ün bilgisayarındaki incelemeler devam ediyor. Bilgisayarlarda yapılan incelemede şifreli olduğu belirlenen çok gizli dosyalarda Ergenekon adlı bir yapılanmanın ince ayrıntılarının çıktığı ileri sürüldü. Bazı şifreli dosyalarda da Milli Güvenlik Kurulu`nda yapılan gizli görüşme tutanaklarının ayrıntılı dökümlerinin yer aldığı iddia edildi. İncelenen dosyalar içinde örgütün ileriye dönük siyasi hedefleri, kendi arasında aldığı siyasi kararlar ve devlet içinde nüfuz etmeleri gerektiğini düşündükleri noktaların da yazılı olduğu öne sürüldü. İddialara göre ele geçirilen dosyalarda Ergenekon yapılanmasının yeniden düzenlenmiş anayasası da bulunuyor. Ayrıca dosyalarda, Milli Güvenlik Kurulu`nda yapılan gizli görüşmelerin ayrıntılı dökümlerinin olduğu bölümlerde, bazı devlet yöneticilerinin de adı vurgulanarak Bunlarla bu iş gitmez diye notlar da düşüldüğü öğrenildi.
 
Avukat: Onlar tatil fotoğrafı
 
Muzaffer Tekin`in avukatı İsmail Aydın Şahin, Tekin`in evinde ele geçirilen bir CD`de ünlü bir ailenin tatil fotoğraflarının yer aldığını söyledi. Şahin CD`de bir ailenin tatil fotoğrafları vardı. Fotoğrafın kim olduğunu, niye delil gösterildiğini biz de merak ediyoruz dedi. Muzaffer Tekin`in devre arkadaşı Rafet Arslan da CD içindeki bilgiler için İnternette yayınlanan herkesin bildiği bilgiler olduğunu iddia etti.

Ergenekon Nedir?

 
Amerikan ve İngilizler tarafından kontrgerilla örgüt-lenmesi olarak 1952`de kurulan Gladio`nun Türkiye`dekullandığı ad. CIA tarafından yönetilen ve finanse edilen Gladio 1956`da ABD ile işbirliği içinde, komünist işgalekarşı gerilla savaşı için gizlice örgütlendi. Avrupa`da buörgütlerin var olduğu ve daha sonra lağvedildiği açıklandı. Türkiye`de kontrgerilla olarak bilinen örgüt, Korgeneral Daniş Karabelen tarafından 1952 yılında Seferber-lik Tetkik Kurulu adıyla kuruldu. Daha sonra bu yapıÖzel Harp Dairesi adını aldı. Bu örgütünErgenekon adını kullandığını ilk açıkla-yan isim Dr. Erol Mütercimler oldu. Mü-tercimler bu örgütün adının Ergenekonolduğunu merhum Memduh Ünlütürk`ten duyduğunu söyledi. David Gaula adlı bir CIA görevlisi tarafından yazılan ve Türkçe tercümesi GenelkurmayBasımevi tarafından basılan Ayaklanmaları Bastırma Hareketleri Teori Pratik başlığını taşıyan kitap Sahra Tali-matnamesi adı altında 1965 yılındatüm askeri birliklere dağıtıldı.

http://www.ilkhavadis.net/haberler/22884

karahan 20.06.2007 12:06:21
"Esas" tehlikenin farkında mısınız?
Cumhuriyet gazetesi bu haberleri nasıl veriyor acaba merak ettim şimdi?


Sayfa: [ 1 ] 2