|
||
| Troçkizm Troçki 1879'da Yahudi bir köylü ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. O dönemde Rusya'da reformist Narodnikler ve yeni gelişmeye başlayan Plehanov öncülüğündeki Marksist akım vardı. Troçki böyle bir dönemde büyüdü ve ilk gençlik yılarında reformistlerden etkilendi. Fakat kısa bir sürede Marksist oldu. Daha 19 yaşındayken Rus devletinin yoğun baskı koşullarında tutuklandı bu süre içinde Rus sosyal demokratlarını tanıdı. 1902'de Sibirya'da sürgündeyken kaçarak Londra'ya gitti. Rus sosyal demokratlarının merkezi buradaydı. Iskra gazetesine yazılar yazmaya başladı.1903'deki parti kongresinde parti modeli ve devrimin nasıl gerçekleşeceği fikirlerinde Lenin'den farklı düşünüyordu. Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi'ndeki bölünmede Menşeviklerle birlikte tutum aldı. Troçki daha sonra bu tutumunu "hayatımın en büyük hatası" diye nitelendirdi. 1905'de Rusya'ya döndü ve 1905 devriminde daha 26 yaşındayken kurulan işçi sovyetinin başkanı oldu. Devrim yenilgiye uğradı ve Troçki'yi tekrar tutuklanarak sürgün edildi. Bu dönemde Troçki, kökleri Marks'ta bulunan sürekli devrim teorisi üzerinde çalıştı ve geliştirdi. 1917 yılındaki Şubat Devrimi sonrası Rusya'ya geri dönen Troçki, merkezi bir işçi sınıfı partisi fikrine ikna olmuş ve Bolşevik partiye katıldı. Bu arada Lenin de sürekli devrim teorisine ikna olmuştu. Lenin ve Troçki'nin aşamacı sağ muhalefete karşı mücadeleleri sonucu işçi sovyetleri içinde Bolşeviklerin çoğunluğu sağlamasıyla Ekim 1917'de Rus işçi sınıfı iktidarı aldı. Yoğun ve uzun iç savaş süreci içinde Troçki kızıl orduyu kurmuş, içerde iş savaşa, dışarıda ise emperyalist saldırılara karşı işçi iktidarını korumak için mücadele etmişti. Avrupa'daki devrimlerin yenilgisi Bolşevik devrimi yalnız bırakmış, devrimi yapan sosyalist kadrolar savaş sırasında yok olmuş, işçi iktidarı fiilen ortadan kalkmıştı. İşte bizleri bu gün Troçkist yapan süreç Troçki'nin bu dönemde ortaya çıkan Stalinist bürokrasiye ve onun karşı-devrimine karşı, işçi demokrasisini, Marksist geleneği savunma ve sahiplenme mücadelesidir. Ki bu mücadelesi onun hayatını kaybetmesine mâl olsa da her zaman bir Bolşevik Marksist olarak yaşamıştır. Onu en iyi tanımlayan şu sözler bizlere Troçki'yi kısaca anlatıyor "Troçki devrimin yükselmesiyle yükseldi, devrimin çökmesiyle düştü." Stalinizme karşı Marksist geleneği sürdüren Troçki Troçki, Stalinizme karşı büyüyen sol muhalefetin liderliğini yaptı. Stalinist politikalar devrimin bütün kazanımlarını tek tek yok etmeye başlamıştı. Üretimde ve yönetimde işçi kontrolü kalmamış yerine bürokratik devlet mekanizması geçmişti. Uygulanan kalkınma planları emekçileri, yoksul kitleleri eziyor ve yeni ayrıcalıklı sınıfların doğmasına neden oluyordu. Parti içindeki sağ kanadın bu politikalarının tersine, Troçki ve arkadaşları sanayinin hızla gelişmesi için çözümler üretiyordu bu sayede hem parti içinde hem de sovyetlerde demokrasinin yeniden kurulabilmesi için gerekli koşul olan işçilerin sayısının ve toplumsal gücün artmasını hedefliyorlardı. Tek ülkede sosyalizm teorileriyle enternasyonalizm ayaklar altına alınıyor ve bütün bunlara Marksist, Leninist söylemlerle kılıflar geçiriliyordu. Troçki bütün bu gelişmelere, "tek ülkede sosyalizm" aldatmacasına, sürekli devrim teorisiyle karşı koyuyordu. "Sosyalist devrim ulusal arenada başlar, uluslararası arenada gelişir ve dünya arenasında tamamlanır. Böylece sosyalist devrim yeni ve daha geniş anlamda sürekli devrim haline gelir. Tamamlanışı ancak bütün gezegende yeni toplumun nihai zaferiyle mümkün olur" diyordu. Bolşevik devrimin ayakta kalmasını sağlayacak dünyadaki gelişmiş ülkelerde beklenen devrimler özellikle Alman devrimi gerçekleşmemiş, Rusya izole olmuştu. Bu koşullarda devrimin yaşayamayacağını Lenin daha devrimin ilk yılarında sürekli tekrarlıyordu. Fakat bu dönemde Komünist Enternasyonal'deki egemen olan stalinist sağ politikalardı. 1925-1927'deki Çin Devrimi bu politikalar yüzünden gerçekleşmedi. Komintern, Çin Komünist Partisi'ni Çin'deki emperyalist güçleri def etmek için sağcı Komintang'la işbirliği yaparak "ulusal demokratik devrim" için çalışmasına zorladı. Bu 1917'deki Menşevik tutumla aynıydı. Oysa Rusya gibi geri kalmış bir ülkedeki devrim göstermiştir ki, işçi sınıfı liderliğindeki bir hareket sürekli devrim teorisiyle işçi iktidarı kurabilirdi. Troçki, Çin'e yönelik bu sağ politikaları sert bir şekilde eleştirmiş ve geri kalmış ülkelerde burjuvazinin devrimci bir rol üstlenmesinin imkansızlığını, Çin gibi geri kalmış ülkelerde, kapitalizm öncesi sömürüyü ve emperyalist egemenliği kırmanın yolunun, sosyalizme geçişi başlatacak devrimlerde işçi sınıfının köylü kitlelere öncülük etmesiyle başarılabileceğini anlatmıştır. Bu dönemde stalinist bürokrasiye ve karşı devrime karşı aşağıdan sosyalizm geleneğini, işçi demokrasisini ve enternasyonalizmi savunan parti içindeki sol muhalefet tasfiye edilmeye başlandı. Sürgünler, idamlar yaşandı. Troçki 1929'da Rusya'dan bir daha dönmemek üzere kovuldu ama Marksist geleneği hayatının son anına kadar korudu ve bize bu mirası bıraktı. Stalinizm "sosyalist anavatan" söylemleriyle dünya devrimlerine engel oldu. Rus şovenizmini yarattı. Almanya’da faşizmin yükseldiği dönemde 3. Enternasyonal kararlarından tabandaki sosyal demokrat işçileri sosyalizme kazanma taktiği olan Troçki'nin birleşik cephe fikri çöpe atıldı, "sosyal demokrasinin devletin faşizme doğru gelişmesinde en aktif faktör olduğu" açıklandı. Bu aptalca anlayış Almanya'da faşizmin iktidar olmasının yolunu açtı. Troçki bu süreci artan bir telaş ve umutsuzlukla izledi. Sürekli bu konuda, gerek Alman Komünist Partisi'ni gerekse Sosyal Demokrat Parti'yi uyararak birleşmeleri ve "Faşizme Karşı Birleşik İşçi Cephesi" kurmaları için ikna etmeye çalıştı. Fakat yalanlama ve karalama kampanyası yapan stalinizm yüzünden komünistler bu gerçekliği göremediler. Öyle ya "Troçki karşı devrimci bir ajandı." Troçki'nin çağrılarına kulak asmayan ve sosyal demokratları da faşist ilan edip birleşmeyen Komünist Parti'nin sonu çabuk geldi. Hitler iktidara el koydu ve işçi sınıfı hareketini ezdi. Almanya'daki faşizm iktidarına karşılık stalinizm emperyalist ülkelerle ittifak içine girdi. Ve bu dönemde Komintern savaş kışkırtıcılarına ve barış için mücadelede "birleşik halk cephesi" çağrısında bulundu. Bu anlayışın etkileriyle egemen sınıfla, işçi sınıfı birleştiriliyordu ve bu yüzden Avrupa'daki bir çok devrim (Fransa, İspanya, İtalya devrimleri) yenilgiye uğradı. Troçki'nin bu ihanetler karşısında söyledikleri her şeyi çok net olarak anlatıyor aslında: "Kendi önüne kapitalist rejimi kurtarma görevi koyan halk cephesi kendisini askeri yenilgiye mahkum etti. Stalin, Bolşevizmi baş aşağı ederek, devrimin mezar kazıcısı olma rolünü tam olarak başardı" Troçki'nin mirasçıları olarak bizler onun, Stalinizmin Bolşevik devrime ihanetine karşı verdiği mücadeleyi sonuna kadar sahipleniyoruz. Fakat Troçki'nin sahiplenmediğimiz, yanlış olarak değerlendirdiğimiz iki saptaması var. a) Sovyet Rusya'ya ilişkin "dejenere işçi devleti" tanımı. Neden: Rusya'daki üretim ilişkileri gösteriyor ki 1928 sonrası Rusya devlet kapitalisti bir ülkedir. Bu tarihte bir karşı-devrim yaşanmıştır. B- Dördüncü Enternasyonal çağrısı. Troçki uzunca bir dönem işçi kitlelerinden ve devrimci bir partiden uzak kalmış ve izole olmuştur (sürgün koşulları) İşçi sınıfı sağa savrulmuş, yükselen faşist bir dalga var ve yaklaşan bir paylaşım savaşı. Komünist partiler Stalin’in etkisi altında vs Enternasyonal'in somut koşulları yok ve yanlış bir girişim. Troçki çok iyi niyetli beklentileri ve hedefleri çak güzel ama biraz fazlaca saf. Lenin diyor ki "soyut doğru yoktur, gerçek her zaman somuttur." Son söz Stalin iktidarının, Ekim 17 devrimindeki işçi iktidarını karşı-devrimi ile sonlandırmasının öncesi ve sonrasında Troçki, daha öncede söylediğim gibi, aşağıdan sosyalizm geleneğini, işçi demokrasisi mücadelesini sahiplendi ve hayatının sonuna kadar bu mücadeleyi sürdürdü ve bizlere, Paris Komünü'yle başlayan geleneğimizin mirasını taşıdı. Bu yüzdendir ki Birinci Dünya savaşı başlarken "işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır" ilkesinden hiçbir taviz vermeyen, işçi sınıfının uluslararası en genel çıkarlarından başka hiç bir çıkarı olmayan biz komünistler, Lenin ve Rosa'nın mücadelesini sahiplendik, emperyalist savaşta egemenlerle aynı tarafta kalan ama kendisine "Marksistsim" diyenlerle yolumuzu ayırdık ve geleneği sürdürerek Leninist olarak mücadeleye devam ettik. 1927'den sonra 17 Ekim Devrimi'ni ve işçi iktidarını boğan karşı-devrimcilerle,"tek ülkede sosyalizm" aldatmacısıyla dünya devrimini satanlarla yolumuzu ayırdığımızda da gerçek Marksist geleneği sürdürenler olarak, karşı devrime karşı mücadele eden Troçki'nin yolunda Troçkist olarak mücadeleye devam ediyoruz. Yaşasın Enternasyonalizm Yaşasın İşçi Sınıfının Uluslararası Mücadele Birliği ! |
||