SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => ÖTEKültürler

Konu: peru notları

Sayfa: [ 1 ]

deniz 13.06.2007 20:39:11
bir mailden alıntıdır:

PERU NOTLARI GİRİŞ

Merhaba dostlar,

Orada olmak başlığı ile yazdığım mailden sonra beni çok mahcup ettiniz.. Pek çok arkadaş bana mail atarak Peru gezisiyle ilgili sorular sordu. Ben Perudaki yerel rehberin; bizim acente olarak Türkiye?den ilk kez grup ağırlıyoruz, Türkiye'den peruya gelenler çok az gibi laflarından da etkilenerek çok ilgi çekmeyen bir yerse boşuna grubu meşgul etmeyeyim düşüncesiyle notları yazmak istememiştim ama yanlış ve saçma davrandığımı anladım. Hepinizden özür diliyorum. Bu kadar kalabalık bir grupta elbette ki pek çok ilgi duyan olacaktı. Bunun üzerine bizim gezi notlarını gruba gönderilecek şekilde özetledim ve hazırladım. Ben bu notları tek seferde Word dosyası olarak gönderecektim ancak bu arada ekli dosyaların virüs tehlikesi, işyeri kuralları gibi nedenlerle çoğu kez bilgisayara indirilemediğ ini yazıyı bölerek 2-3 seferde göndermemin daha iyi olacağını öğrendim. Bunun üzerine hazırladığım yazıyı biraz daha kısalttım ve pehlivan tefrikası gibi uzamasın diye üçe bölerek seçtiğim resimlerle birlikte göndermek üzere hazırladım. Resim deyince bir noktayı hatırlatayım. Resimlerin fazla yer kaplamaması için boyutlarını küçültmek zorunda kaldım. Kaliteleri düşmüş olabilir. Ayrıca yine yapılan bir uyarı üzerine resimlerin üzerine isim yazdım ama yanlış anlamayın resimleri dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Esasen çok da matrak resimler değil. İlk gönderdiğim Machu Picchu fotoğrafı çok beğenilmiş. Aslında digital makineyle çekilmiş sıradan bir fotoğraftı. Bizim gezi grubunda mesleği de fotoğrafçı olan Mustafa isminde bir arkadaşımız vardı. Adam gezi boyunca sırtında 20 kiloluk bir çantayla dolaştı. Hem acıdım hem de imrendim kendisine. Benim fotoğrafı beğendiyseniz bir de onun çektiklerini görmeniz lazım. Aradaki farkı şöyle anlatayım: Size gönderdiğim o resim machu Picchu fotoğraflarının klasik çekim yerinden çekilmiş çok klasik bir fotoğraftı. Oradan baktığınızda gözünüzle gördüğünüz manzara aslında fotoğrafta görülenden daha güzel. Mustafa?nın çektiği fotoğraflar ise gözünüzle gördüğünüzden daha güzel. Nasıl bir sihirse artık anlayamıyorum ben bu işi. Fotoshop hilesi falan da yok. Fotoğraf sanatı dedikleri de bu olsa gerek. Uzatmayayım. Bu mailin hemen ardından söz konusu mesaj ve fotoğrafları hemen arka arkaya gönderiyorum. Üç bölüm halindeki notların arkasından ise birkaç eklemem olacak.
Sevgiyle ve dostça kalın.
FATİH

PERU NOTLARI - 1
1. Gün
11 Nisan Çarşamba
Türkiye?den Peru?ya direkt uçuş yok. Avrupadaki bazı başkentlerden girmek gerekiyor. Biz Amsterdamdan gittik.
Sabah erkenden KLM ile Amsterdam?a uçtuk (2.5 sa.) ve oradan da beklemeden Lima?ya (12. sa) yaklaşık 8 saatlik saat farkı nedeniyle aynı gün akşam saatlerinde Lima?ya vardık ve otelimize yerleştik.
2.Gün
12 Nisan Perşembe
Gece 3:30?da uyandık. 04:00?da hareket. Bugün Paracas denilen bir yere gidiyoruz. Yaklaşık 3 saatlik bir yolculuk sonrası Paracas?a vardık. Burada Peru?nun Galapagos?u denilen Ballestas adalarını ziyaret edeceğiz. Sahilden ufak teknelerle gidiliyor ve dalgalar yüzünden ancak saat 10?a kadar filan sefer yapılabiliyormuş . Erken kalkmamızın sebebi anlaşıldı böylece. Adalar arasında dolaşabilmek için ufak tekne gerekiyor. Dalgalarla baş edebilmek için de tekne?nin çok hızlı yol alması gerekli.. Yolculuk oldukça yorucu ama bir o kadar eğlenceli sizin anlayacağınız. Yol üzerinde yarın göreceğimiz Nasca çizgileri ile ilişkisi olduğu söylenen şamdan (El Condelabra)? yı görüyoruz. Ballestas adaları ise akıllara zarar bir yer. Binlerce çeşit deniz kuşları, Humbold pengueni denilen bir penguen türü, foklar vb. canlılarla dolu çok garip bir yaşam alanı. Hayatınızda görebileceğiniz en acayip görüntülerle dolu her tarafı. Buradaki canlılar; aralarında kurdukları bir ekolojik dengeyi koruyarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Kısaca bu görüntüden daha iyisini Galapagos adalarında bulabiliyorsunuz. Burayı gezdikten sonra biraz mola ve daha sonra MÖ 7000 yıllarına ait yaşam izlerinin bulunduğu bir müzeyi gezdik. Bu kültürde de mumyalama varmış ama biraz garip. İnsanlar bir sepetin içerisinde oturur pozisyonda mumyalanmış. Bir de üzerinde delikler olan kafatasları var. Rehberin dediklerine göre beyin ameliyatları yapıyorlarmış. Kafataslarındaki şekil bozukluğu ise doğuştan değil. Elle veriliyormuş bu şekil. Müze gezisi sonrası öğle yemeği ve bu gece konaklayacağımı z Nasca?ya doğru yola çıktık.
3.Gün
13 Nisan Cuma
Nasca ufak bir kasaba ama çok turist geliyor. Nedeni ise burada bulunan dünyaca ünlü Nasca Çizgileri. Çölün ortasına kimin yaptığı bilinmeyen ve ancak havadan bakıldığında fark edilebilen çizgiler var. Çizgilerin İknalar öncesinde yapılmış olabileceğini ve astronomi ile ilgisi olduğunu söylüyor yerel rehber. Anlattığına göre yüzlerce insan yürütülerek çizilmiş.. Ama yukarıdan bakılmadan nasıl bu kadar düzgün çizilebilmiş orası meçhul. Eric Von danieken diye bir yazar Tanrıların Arabaları isimli kitabında bu çizgilerin uzaylılar tarafından çizildiğini iddia etmişti. Çizgileri görmek için ufak bir havaalanına geliyoruz. 4 Kişilik Çesna tipi uçaklarla çizgiler üzerinde 30 dk. uçuyoruz. Uçuş sonrası sertifika verilmesi ise ilginç bir yaklaşım. Bu çizgilerle ilgili etkileyici bir bilgi ise şöyle: Çizgileri ilk kez burada çalışmalar yapan bir Amerikalı bulmuş ama zamanı olmadığından ilgilenememiş . Bu sırada Peru?ya Hitlerden kaçan matematik ve astronomi eğitimi almış bir alman kadın bebek bakıcısı olarak gelmiş. Bunu fark eden Amerikalı ona çizgilerden bahsetmiş ve bu çizgileri araştırma görevini vermiş. Marie Richie isimli bu alman kadın hayatının kırk yılını bu işe vermiş ve çizgilerle ilgili halen kullanılan bilgileri toplamış. Burada da ölmüş.. Mezarı ve adına yapılan bir müze de Nasca?da ve halk arasında çok ilgi görüyormuş.
Nasca çizgilerini gördükten sonra Lima?ya geri dönüyoruz ama dönüş yolunda bizi tatlı bir sürpriz bekliyor. Peru?nun yüzölçümü Türkiye?nin iki katı ve bu geniş toprakların önemli bir bölümü de çöl. Öğle yemeğini çölde bir vaha?da yiyoruz ve burada yapılan çöl safarisine katılıyoruz. Buggi Buggi denilen garip araçlarla çöl üzerinde dolaşma, kum üzerinde kaykayla kayma vb. çok keyifli bir aktivite oluyor. Akşam Limada konaklıyoruz. Yarın yüksek irtifaya çıkılacak? İlaçları almaya başladık.. (Yüksek irtifa sorunuyla ilgili bilgileri en sonda vermeye çalışacağım)








deniz 13.06.2007 20:41:06
PERU NOTLARI - 2
4.Gün
14 Nisan Cumartesi
Sabah yine erken kalkıldı. Uçakla Cusco denilen 3800 m.deki eskiden iknaların başkenti olan çok harika bir kente geldik. Gerçek peru burasıymış duygusu oluştu içimizde. Biraz dinlendikten sonra önce İspanyol istilasından kalan yapıları daha sonra İnka izleri taşıyan bazı antik mekanları dolaştık. Perulu köylüler turizme fena halde ayak uydurmuşlar. Yanlarına bir lama alan fotoğraf çekme karşılığı sizden bir sole istiyor. (1Sole = 50 kuruş) Yükseklerdeki otellerde sizi girişte hemen coca çayı ve su karşılıyor. Coca çayı?nın yüksek irtifa problemlerinde faydası var ve tüm konaklama mekanlarında ücretsiz olarak istediğiniz kadar içebiliyorsunuz. Odalardaki -otelimizde 24 saat oksijen imkanı vardır- uyarısı da başka bir alem. Hazırlıklı olduğumuz için ihtiyacımız olmadı bizim..
5.Gün
15 Nisan Pazar
Yine erken kalkıyoruz. Bugün kutsal vadi denilen oldukça geniş bir mekanı gezeceğiz.. Geri dönmek zor olacağından ve yarın Machu Picchu?ya gidileceğinden bu geceki konaklama da Kutsal vadi?de olacak. Gün boyunca iknalardan kalma puca pucara, tambu macha, piscaca, ollaytantambo gibi yerleri gezdik. Kızılderili pazarı da denilen pisca pazarından alışveriş yaptık. Bir lama çiftliğini gezdik. Lama dediğimiz hayvanların aslında pek çok türü varmış. Bunlardan en değerlisi ise alpaga denilen kırmızı tüylü hayvan. Alpaganın ilk kırpılan yünü ve bu yünden yapılan giysiler çok değerli ve pahalı. Baby Alpaga diyorlar bu yüne. Bu yünden yapılmış bir giysiye dokunduğunuzda soğukluk duygusu hissediyorsunuz ama çok sıcak tutuyormuş dediklerine göre..
6.Gün
16 Nisan Pazartesi
Bugün Machu Picchu günü.. Önce minibüsle tren garına gittik.. Oradan uçak gibi lüks üstü cam kaplı bir trenle Machu Picchu?nun bulunduğu dağın eteklerine geldik. Oradan da dolana dolana çıkan bir yoldan yine çok güzel otobüslerle Machu Picchu?ya geldik.. Oraya geldiğimde çok samimi olarak şunu hissettim.Sadece burayı görmek için bile peru?ya gelinebilirmiş . Burası İnkaların yazlık olarak kullandıkları bir yer. İnkalar burada deneysel tarım çalışmaları yapmışlar.. Ne yazık ki burada sadece 100 yıl kalabilmişler. Daha sonra ise yıllarca gizli kapaklı kalmış taki 1940?larda Hiram Bingham adlı bir Amerikalı burayı dünyaya tanıtana kadar. Elbetteki yerlilerin haberi varmış. Bingham?ın tek yaptığı yerlilerden birine para vererek kendisini buraya götürmesini sağlamak. Verdiği para ise sadece 1 sole. Kent o kadar iyi bir durumdaki pek çok yapı şu anda bile kullanılabilir. Machu Picchu?ya görkemini veren ise bulunduğu konum. Dağların tepesinde, bulutlar sizinle aynı seviyede. Hatta hava durumuna bağlı olarak bazen sizin seviyenizden daha aşağıda kalıyormuş. Machu Picchu?ya doyamadan ayrıldık.. Cusco?ya geri döndük.
7.Gün
17 Nisan Salı
Bugün öğleye kadar serbest zaman vardı ve Cusco?da yalnız olarak dolaştık. Öğleyin yine uçakla Juliaca oradan da minibüsle Puno?ya geçtik. Yarın .Titicaca gölü içinde gezeceğimiz yerler var..






deniz 13.06.2007 20:42:58
PERU NOTLARI - 3
8.Gün
18 Nisan Çarşamba
Sabah 05:00?da uyandık. Kahvaltıdan sonra minibüsle limana ve oradan tekneye bindik..
Titicaca gölü Keçua dilinde taş puma, aymara dilinde gri puma.. demekmiş. Yukarıdan bakınca Puma?ya benziyormuş. Dünyanın yüzülebilen en yüksek gölü imiş. Oldukça da büyük bir göl. Van gölünün üç katı büyüklüğünde. Yukarıda yazdığım iki yöresel dil İspanyol sömürgesinden kendini kurtarıp bugüne kadar yaşamayı becerebilmiş yüzlerce etnik dilden ikisi.
Gölde ilk önce tekila denilen bir adaya geldik. 2500 kişinin yaşadığı üzerinde yol ve elektrik olmayan bu adanın özelliği buradaki insanların tamamen kendilerine özgü bir yaşam tarzlarının olması. Kısaca değinmem gerekirse: Adada kollektif bir yaşam var. İnsanlar forma gibi bir örnek kıyafetler giyiyor: 34 resmi görevli var ve bunları halk meydanda eliyle göstererek seçiyormuş.. Sadece evli erkekler seçilebiliyor. . Evlendikten sonra kadın erkeğin 2 m. Arkasından yürüyor. Önce 5-10 yıl kadar beraber yaşıyor, ilişkileri iyi giderse evleniyorlar. Gitmezse çocukları paylaşıp boşanıyorlar. Festivallerde kadınlar üst üste 20-25 etek giyiyor.Giyimleri kendilerine özgü. Erkekler:Siyah pantolon, beyaz gömlek, siyah yelek. Kırmızı ve beyaz kuyruklu şapka (Bekar), Kırmızı kuşak varsa evli.. Koka çantası taşıyorsa bekar ama deneme evliliği yapıyor.. Kadınlar: 3-4 kat etek.. beyaz süeter bekar, (ancak üzerinde renkli çanta varsa deneme evliliği), kırmızı süeter evli. Şalları önde kapatılmışsa bekar, arkadan bağlanmışsa evli.. Kendi aralarında evlendikleri için genetik sorunlar ortaya çıkmaya başlamış..
*Bu adadan sonra gittiğimiz Uros adaları ise daha da ilginç.. Bu adalar sazlardan yapılmış ve su üzerinde yüzüyor. Bir adada 4-5 aile yaşıyor. Buraları ziyaret eden turistlere hediyelik eşya satıyorlar. 35 tane yüzen ada varmış ve toplam 2000 üzerinde insan yaşıyor. Aymara dilinde konuşuyorlar. Geleneklerini devam ettiriyorlar. Toprak satın almıyorlar.. sazları birleştirip yeni ada yapıyorlar. Bu insanlar adalarda balıkçılık, avcılık, çiftçilik, hayvancılık yapıyorlar. (Su alçalınca getirip yükselince kıyıya gönderiyorlarmış ).. Ölenleri ana karaya gömüyorlar. Tuvalet için ayrı bir adaları var. Adaların 15-20 yıllık ömrü var. Sonra batıyor, yenisini yapıyorlar. Uros adalarındaki gezimiz gezinin en ilgi çekici aktivitelerinden biri oldu.
Bu ilginç geziden sonra Bolivya?ya geçmek üzere yola çıktık. Kara yolundan sınırda Bolivya?ya geçtik. Rehberimizle buluştuk ve La Paz?a gitmek üzere yola çıktık. Yolda bir yerde mola verdik. Burada; dolaştığımız yerlerin yüksekliğini en iyi gösteren ilginç bir gözlemimiz oldu. Bildiğiniz gibi bizim en yüksek dağımız Ağrı 5137m. Burada aynı görüş mesafesinde görülebilen 4 dağ var ve dördü de 6000m. Üzerinde. Bu arada La Paz?ın artık başkent olmadığını merkez de bulunan Sucre isimli bir yerin başkent yapıldığını öğrendik..
La Paz kaşık gibi çukurda yapılanmış garip bir yer. Bu garip kenti gezmek son derece yorucu çünkü sürekli bir yukarı bir aşağı inmeniz gerekiyor. 4000m irtifa bir de çukurun içi olunca nefes açlığı çekmeye başladık.
9.Gün
19 Nisan Perşembe
Bugün tüm gün boyunca La Paz ve çevresindeki gezilecek yerleri geziyoruz. Burada da MÖ1500 ? MS 1200 yılları arasında hüküm sürmüş olan Tiwanaku kültürü?nün izleri var.
Bolivya?lılar Peru?lulara benziyor. Giyimlerde bazı ufak farklar var. Sokaklarda satıcılık yapanların hemen tamamı kadınlar. Evli kadınlar başlarına sürekli şapka takıyorlar. O şapkanın herhangi bir ip olmadan düşmeden nasıl durduğunu anlayamadık.
10.Gün
20 Nisan Cuma
Sabah maalesef yine erken kalktık ve uçakla Lima?ya geri döndük. Böylece Peru?ya iki kere giriş yapmış olduk. Öğleden sonra serbest zaman olarak Limada Atlantik okyanusu kıyısında gezinti yaptık. Gece Peru?daki son akşam yemeğini Çok özel bir gösteri eşliğinde yedik.
11 ? 12. Gün
21 Nisan Cumartesi ? 22 Nisan Pazar.
Son günümüzde de Lima?yı geziyoruz. Meğer ne çok gezilecek yer varmış Lima?da da. Peru?nun 27 milyonluk nüfusunun 10 milyonu burada yaşıyor. Oldukça gelişmiş bir görüntüsü var Lima?nın ama bugünkü gezi tarihi açıdan da ne kadar zengin bir şehir olduğunu gösterdi. Gezi sonrası havaalanına transfer ve Amsterdam?a geri dönüş. Gelirken kazandığımız zamanı bu kez geri veriyoruz Amsterdam?a bir sonraki gün öğle saatlerinde ancak iniyoruz. İstanbul uçağı 7 saat sonra. Grupta yeşil pasaportu olan 5 kişi bu sürenin bir kısmını Amsterdamı gezerek değerlendiriyoruz, diğerleri havaalanında geçiriyor.
NOT: Gezi notları çok özet olarak bu şekilde. Bundan sonra ise bazı ayrıntıları içerek bir mail daha ileteceğim. Umarım zevk almışsınızdır.
Sevgiyle ve dostça kalın.
FATİH
NOT: Bir sonraki mailde daha ayrıntılı yazacağım ama bu geziyi yaptığımız acentenin ismi karıncalar. Bizim yaptığımız gezi bu acentenin peruya ilk seferiydi. Gezi o kadar başarılı oldu ki bu yıl içinde programda olmadığı halde ekim ayına yeni bir gezi koydular. www.karincalar. com adresine girerseniz ayrıntıları görebilirsiniz. Gezginin yorumu bölümünde ise benim yine -orada olmak- isimli bir yorumum var.






deniz 13.06.2007 20:45:33
PERU NOTLARI - SON


BAZI AYRINTILAR
ACENTE:
Peruya karıncalar seyahat acentesi ile gittik. Ancak tahmin edeceğiniz gibi yurt dışı gezilerde aslında önemli olan oradaki yerel acente. Bizim yerel acentemiz -Pure Peru- isimli bir acenteydi. Bana göre mükemmel iş çıkardılar. Gezi boyunca dört yerel rehber eşlik etti. Her bölge için ayrı rehber kullanıyorlar. Karıncalardan ise bir tur lideri var. Tur liderinin İngilizcesi ise çok iyiydi ve yerel rehberlerin söylediklerini anında bize aktardı. Bize eşlik eden yerel rehberler işlerini çok profesyonelce yapıyorlardı. Peru bize göre daha az gelişmiş bir ülke ama turizmin ülkelerine kazandırdıkları nın farkındalar. Çok ciddiye alıyorlar. Bizim ülkede hiç görmediğim bazı ufak ayrıntılar insanı etkiliyor. Örneğin önemli mekanların giriş biletleri üzerinde sizin adınız yazılı. Yerel rehber adımızın yazılı olduğu biletleri bize bekletmeden teslim ediyor. Önceden mi hazırladılar bilmiyorum. Geziler mekanların temizliği çok iyi. Sürekli bakım yapılıyor.
Karıncaları ben ilk kez bu geziyle tanıdım. Amatör ruhla çalışan ama profesyonel iş çıkarak bir yapısı var gördüğüm kadarıyla. Peru için rahatlıkla öneriyorum. Bu gezi için öncesinde ne kadar titiz bir hazırlık yaptıkları çok belliydi. En ufak bir aksama çıkmadığı gibi programda yazmayan sürprizlerle de karşılaştık. Bir başka önereceğim acente ise Fest travel. Bu acenteyle hiç gezi yapmadım ancak aldığım tavsiyeler çok iyi. Ancak Fest travel?in fiyatları daha yüksek. Bu gezi çok başarılı geçince bu yılki programlarında olmamasına rağmen ekim ayı içerisinde bir tane daha Peru-Bolivya turu konmuş. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda da devam edecektir. www.karincalar. com adresinden ekim ayındaki turun ayrıntıları öğrenilebilir. Bu tur bizimki ile hemen hemen aynı ancak daha az yorucu şekilde ayarlanmış gidiş gelişler.
GEZİ ÜCRETİ
Peru gezileri acentelerin yaptığı en pahalı gezilerden biri. Bizim gezinin acente fiyatı 2845 Euro idi. Bu fiyata havaalanı vergilerini ve pasaportunuzun türüne göre vize ücretini ekliyorsunuz. Bunun dışında karıncalar sayfasında göreceğiniz fiyata dahil olmayanlar bölümü ve orta düzeyde bir alışveriş için yanınıza 250 ? 300 dolar almanız yetecektir.
KONAKLAMA
Gezi boyunca altı farklı otelde konakladık. Hepsi de kaliteli yerlerdi. Bu konuda bir sorun yaşamadık. Otellerin hepsinde internet imkanı var. Bazılarında ücretsiz bazılarında ise az bir ücret karşılığında.
YEMEKLER
Peru mutfağının bize çok uygun olduğunu söyleyemeyeceğ im. Örneğin benim en çok sevdiğim yemek pirinç pilavıdır. Ben pilavı görü görmez saldırdım ama yağsız kuru garip bir pilavdı. Yine de hiç aç kalmadık. Size uygun bir yiyecek mutlaka buluyorsunuz. Çeşit çok yani. Bu konuyu merak etmeyin. Her yemeğe mutlaka eşlik eden iki şey var. Bir tanesi müzik. Ne öğle ne de akşam yemeklerinde müzik hiç eksik olmadı. Her taraf amatör müzik gruplarıyla dolu. Önce biraz çalıyorlar arkasından bir CD çıkıyor. Peruda kaset olayı bitmiş. Bu prodüksiyon unkapanında yok diye şakalaştık aramızda. İkincisi ise Pisco Sour denilen bir içki. Her yemekte hemen önünüze koyuyorlar. Yemeğin bir parçası gibi. Bir nevi brendi bu içki. Limon suyu, Pisco (rom) .. Yumurta akı ve üzerine de bir damla çikolata sosu. İçmeden önce bir damla toprağa dökülürmüş. Toprak ana bize yardım etsin diye..
SAĞLIK
Peru?ya gitmeden önce alınması gereken özel bir tedbir yok. Bizim grupta birkaç kişi barsak enfeksiyonuna yakalandı. Kısa sürdü ama bu işin mantığını size kısaca anlatırsam olayı anlayacaksınız. Böyle yazılınca yemekler pisti, hijyen kötüydü gibi algılamayın. Olayın nedeni şudur: sofrada pişirilmeden tüketilen yiyecekleri ne kadar iyi yıkarsanız yıkayın mikroplardan tamamen arınmaz. Her toplumun da kendisine özgü bir florası vardır. Bu floraya alışkın olduğunuz için geride kalan mikroplar size bir şey yapmaz. Ama farklı bir bölgeye gittiğinizde vücut alışık olmadığuı bir flora ile karşılaştığında tepki verir. Bu olaya yakalanmamanı n en iyi yolu pişirilmeden tüketilen yiyeceklerden (Salata vb.) fazla yememek. Kabuğu soyularak servis edilenler bu kurala dahil değil.. Sanıyorum anlatabildim.
Bundan daha önemli bir konu ise yüksek irtifa problemi:
Dünyada yaşayan insanların %95?i 1500 m. Nin altındaki yüksekliklerde yaşıyorlar. Bu yüksekliğin üstüne çıktıkça, özelliklede 2500 m. nin üstünde vücut bazı uyum problemleri yaşıyor. Bu olayın mekanizmasını anlatırsam daha net anlaşılacaktır.
Havadaki oksijen oranı her yerde aynı aslında. (%21) Sorun oksijenin damar içine girmesinde. Hava ile aldığımız oksijen molekülü akciğer kapilerlerinde vücut için giriyor. Girerken de basınç farkı bu işi kolaylaştırıyor çünkü kapiler dışındaki basınç içindeki basınçtan daha fazla ve basıncın yüksek olduğu yerden düşük olduğu yere doğru akım da kolay oluyor. Yükseklerde ise basınç düşük. Bu nedenle bu kez kapiler içindeki basınç daha yüksek oluyor ve oksijen vücuda girmekte zorlanıyor. Vücut oksijen yetersizliği çekiyor. Solunum merkezi uyarılıyor. Nabız hızlanıyor. Derin nefes alma ortaya çıkıyor. Bu irtifada bir süre kalınırsa vücut uyum sağlıyor bu değişikliğe ama elbetteki gezi sırasında buna zaman yok. Ne yapmak lazım o zaman:
Gündüz solunumu kontrol edebildiğimiz için sorun yok ancak geceleri uyku apnesi dediğimiz kısa süreli nefes alamama problemi uykudan uyandırabilir. Bunun olmaması için diazomid isimli solunum uyaranı olan bir ilaç yüksek irtifaya çıkılmadan bir gün önce başlayarak 2-3 gün boyunca sabah akşam yarımşar tablet alınabilir. Sorun çıkmadan almak şart değildir. Bazı kişilerde bahsettiğim sorunlar hiç çıkmayabilir de çünkü. Yükseğe çıkıldığında da az miktarlarda ama sık sık su içmek, ilk gün vücudu yormadan yavaş hareket etmek ve vücudu dinlendirmek (yalnız dinlenmek deyince uyku aklınıza gelmesin, uyanık kalarak dinlenmek daha iyidir), asit aleyhine bozular asit baz dengesini düzenlemek için ilk gün asitli bir şeyler almak (Limonlu pastiller olb.), bol bol coca çayı içmek.. yetecektir. Yüksek irtifada ortaya çıkan dağ hastalığı?nın bu yüksekliklerde görülmesi az bir ihtimal ama yukarıda yazılanlara uyulması durumunda zaten sorun yok. Kaldı ki notlar içinde de göreceğiniz gibi hem otellerde hem de gezi araçlarında oksijen her an hazır..
ULAŞIM
Gezinin içinde dördü gidiş dönüşte olmak üzere 8 uçak yolculu vardı. Gezilecek yerler arasında klimalı ve çok rahat minibüsler kullanıldı. Machu Picchu?ya giderken tren, Titicaca gölünde ise tekne kullandık. Yani kullanmadığımız ulaşım aracı kalmadı gibi.. Tüm ulaşım araçları rahat ve konforluydu.
PERU VE BOLİVYA HALKI
Perulular oldukça sıcak kanlı sayılır. Yalnız özellikle yüksek irtifadaki bölgelerde halk için fotoğraf çektirmek ayrı bir gelir kaynağı olmuş. Bu nedenle fotoğraf çektiğiniz zaman 1 sole isteyebilirler. Bolivyalılar ise henüz bu ayrıntıyı fark etmemişler herhalde. Burada daha özen göstermek gerekiyor fotoğraf çekimlerinde. Her iki ülkenin insanları da çok kendine özgü ve otantik. Onları izlemek bile ayrı bir keyif oluyor.
SON OLARAK GARİP BİR PARADOKS
Peru bize göre az gelişmiş bir ülke ama özellikle yükseklerde yaşayanlarda ortalama ömür bizden daha yüksek. Size bu garip çelişkiyi anlatmaya çalışayım:
Vücudumuz için hayat verici olan oksijen molekülü aynı zamanda vücudun ömrünü de tüketiyor. Çünkü yanıcı madde olan oksijen dokulara hasar veren en önemli faktör. Eğer yaşamak için oksijene ihtiyacımız olmasa ömrümüz aniden çok yüksek rakamlara rahatlıkla yükselebilir. İşte yüksek irtifadaki insanların vücutlarına daha az oksijen girdiği ve vücut bu oksijenle yetinmeye alıştığı için daha uzun yaşıyorlar. Esasen biz de bazı tekniklerle daha az oksijen kullanarak idare etmeyi öğrenebiliriz. Bunun için önerilen bazı nefes alma teknikleri bile var.

Tüm bu yazdıklarımın bir işinize yaramış olması dileğiyle?
Sevgi ve dostlukla kalın.

Fatih Şua Tapar

asya 13.06.2007 20:50:19
Gitmek istediğim yerlerin başında geliyor Peru.

İnka Uygarlığı nedeniyle merak ettiğim bu topraklarla ilgili sürpriz bir bilgilendirme oldu.

Teşekkürler Deniz.  Smiley



Bu arada Sn. Fatih Şua Tapar'ı da ayrıntılı ve akıcı anlatımı için kutlamamız gerekir.

Ona da teşekkürler.

prensesistar 18.06.2007 12:50:17
Kültürel yaşam bihassa az sayıda büyük şehirde yoğunlaşmış olup, bunların başında başkent Lima gelir. Bugün kültürel yapının geniş alanında, İspanyol işgalcilerin getirmiş olduğu kültürün ve onların temsil ettiği dinin izleri vardır

Din

Pre-Kolombiyan zamanından kalma bir çok dini gelenek Peru'da hala canlı olup, bu gelenekler başta kırsal bölgelerde olmak üzere yaşatılır. Alçak kesimde yaşayanların büyük bölümünün kökeni doğa dinlerinden gelir. Gaz ve petrol firmalarının varlıkları dolayısıyla giderek artan medeniyet, bu insanları kaçınılmaz olarak eski dinleri ve medeniyetlerinin bereketi arasında ikilemde bırakır.

Peru halkının yaklaşık % 90 ile % 95 kadarı katoliktir. Bu, İspanyol işgacilerin misyoner çalışmalarının (kısmen zorlama ile) ve bağımsızlıktan sonra yine Peru'nun ABD'nin Almanya'nın misyoner gruplarının, yürüttüğü çalışmaların sonucudur. Katolik hristiyan gelenekler, hristiyanlık öncesi devrin eski gelenekleri ile karışmıştır (Syncretizm). Bu durum özellikle dini bayramlarda kendini gösterir.

Bir çok Latin Amerika ülkesinde olduğu gibi Peru'da da son birkaç yıldır, evangelik ve karizmatik kiliseler ve Yedinci-Gün Adventistleri, Assemblies of God, Yehova'nın Şahitleri ve Mormonlar gibi inanç cemaatleri yaşamaktadır. Bunlar finansal olarak kısmen ABD tarafından desteklenirler. Aktif olarak çalışan bu cemaatler bazen agresif olarak üye kazanma kampanyası yürütürler.


 
Edebiyat

Ozan César Vallejo (1892–1938)Tahminen Peru edebiyatının en eski eseri Ollantay 'dır. Bu eser bir drama olup, İnkalardan gelmiş ve Quechua Dili'nde yazılmıştır.

Ricardo Palma 19. yüzyılda, kurgu ve hikayelerin canlandırıldığı edebiyat çeşitlemesi Tradiciones 'i yaratmıştır. Clorinda Matto de Turner'ın romanlarında en başta İnka külütürünün izleri görülür. Ozan César Vallejo 20. yüzyılda alışılmışın dışında eserler yazmıştır. Vallejo'nun özellikle ilk olarak 1922 yılında yayınlanan Trilce adlı eseri ünlüdür. 20. yüzyılın diğer önemli Perulu yazarları José María Arguedas, Julio Ramón Ribeyro, Manuel Scorza, Sergio Bambaren, Alfredo Bryce Echenique ve Mario Vargas Llosa'dır.


 Müzik  [değiştir]Müzik Peru kültürünün öenmli bir parçasıdır. Quena (And flütü olarak da adlandırılır)), Panflüt (Zampoña veya Sicu), Cajón ve klasik gitar çok yaygındır.

Peru'nun en ünlü parçası El Condor Pasa bir Daniel Alomía Robles bestesi olup (1913), aralarında Simon and Garfunkel'ınkinin de bulunduğu çok sayıda cover versiyonları sayesinde dünya çapında sevilmiştir. Peru'nun kuzey sahilinde Marinera dansı popülerdir. Geleneksel müzik türlerinin yanında rock müziği de 50'li yıllardan beri çok popülerdir. Líbido, Peru Pop/Rockband'ı için bir örnek teşkil eder. Şu an en sevilen Peru Metal/Grunge/Punk/Rock grupları Ni Voz Ni Voto, Por Hablar, Leuzemia ve La Sarita'dır.

En ünlü müzisyenler ve şarkıcılar örnek olarak Yma Sumac, Susanna Baca, Chabuca Granda, Lucha Reyes, Cantos del Pueblo, Raúl García Zarate, Sonia Morales, Eva Ayllón ve Zambo Cavero'dur.


Film 

20'li ve 30'lu yıllarda Ricardo Villarán gibi yönetmenler tarafından birkaç sesiz ve siyah-beyaz film yaratılmış, ama bu filmler sınır ötesinde genelde seyirci bulamamıştır. 20. yüzyılın geri kalanında Peru filmleri çok az dikkat çeker.

Francisco José Lombardi, Peru'nun en önemli modern film yönetmeni olarak kabul edilir. 1991'de drama filmi Lima üzerinde gökyüzü ile Goya ödülünü kazanır. Onun edebi filmi No se lo digas a nadie, uluslararası film festivallerinde başarılı olur.

Werner Herzog'un filmleri Fitzcarraldo ve Aguirre, der Zorn Gottes, Peru'da çekilmiştir.


 Damak tadı ve mutfak

PiscoPeru mutfağı tam anlamıyla çok yönlü olarak kabul edilir. Sahil, plato ve yağmur ormanları arasındaki coğrafi farklılıklar ve buna bağlı Peru'nun Pre-Kolombiyan sakinlerinin beslenme gelenekleri, İspanyol istilacıların kısmen Araplar'dan etkileniş mutfaklarıyla birleşir. 19. yüzyılın ortalarında Çinli göçmenler dolayısıyla, özel bir Çin-Peru mutfağı oluşur (Chifa). Siyah kölelerden Afrika elementleri de Peru mutfağına getirilir.

Tipik yemekleri şunlardır.

Ceviche (taze çiğ balık veya deniz ürünlerinden bir yemek. Ender olarak etten yapılarak, limon suyu ve ekşi soğan ile marine edilerek servis yapılır.)
Anticucho (şişte ızgara sığır kalbi)
Arroz con Pollo (tavuklu pilav) ve Arroz con Pato (ördekli pilav)
Ají de gallina (hafif acılı, kremli Chili-soslu tavuk eti)
Rocoto Relleno (sığır eti ile doldurulumuş paprika biberi)
Estofado ( et, patates, mısır ve havuç ile yapılan acı peynir-paprika soslu güveç.)
Papa a la huancaina (acılı peynir soslu patates dilimleri)
Carapulcra (kurutulmuş patates ve etten güveç)
Albondigas (et topları)
Pachamanca (Quechua „güveç“, toprak güveçte hazırlanmış et ve sebze)
Chicharrón de Chancho (kalın yağ derisi olan kavrulmuş domuz eti)
Lomo Saltado (soğan ve paprika ile kızartılmış sığır dilimleri )
Chupe de Camarones (karides, patates ve sebzeli çorba)
Sopa a la Criolla (ülkeye özgü et parçalı makarna çorbası)
Tacacho (domuz yağı ve haşlanmış muzdan yapılmış köfte)
Choclo con queso (haşlanmış, peynirli mısır koçanı)
Cuy Chactado (kızartılmış hintdomuzu)
Peru'nun en ünlü alkollü içkisi Pisco, bir konyak olup, Pisco Sour ve Perú Libre gibi kokteyllerin ana malzemesidir. Peru'da diğer sevilen içkiler Chicha, Chicha Morada ve Inca Kola'dır.


Tatil günleri  [değiştir]Lokal hasat bayramlarının yanında aşağıdaki tatil günleri mevcuttur.

1 Ocak: Yılbaşı
Şubat/Mart Karnaval (her Pazar)
Mart/Nisan: Paskalya
1 Mayıs Dia de los Trabajadores (İşçi Bayramı)
Mayıs/Haziran Dia del Corpus (Katolik yortusu)
14 Haziran Dia de los Campesinos (Çiftçi Bayramı)
29 Haziran: Aziz Peter ve Paul (El Día de San Pedro y San Pablo)
28 Temmuz: Bağımsızlık Günü
29 Temmuz: Milli Bayram
15 Ağustos Virgen de la Asunción (Mariä Miracı)
30 Ağustos: Santa Rosa de Lima
8 Ekim: Donanma Günü
9 Ekim Dia de la Dignidad Nacional (Milli Onur Günü)
1/2 Kasım: Tüm Azizler Bayramı
8 Aralık: Virgen de la Concepción
25 Aralık: Noel
31 Aralık Noche de San Silvestre (Aziz Silvester)

Literatur  [değiştir]Winter, Johannes und Scharmanski, André (2005): Sind die Andenstaaten unregierbar? Ursachen der politischen Krise in Bolivien, Ecuador und Peru. In: Zeitschrift Entwicklungspolitik 14/2005, S. 30–34. vgl. http://www.weltpolitik.net/Regionen/Nord-%20und%20Lateinamerika/Gesamtregion/
Gerhard Stapelfeldt: Peru – im Namen der Freiheit ins Elend, Fischer: Frankfurt am Main 1984
The Peru Reader: History, Culture, Politics, Duke University Press, 2. Auflage 2005, ISBN 0822336499

Kaynak  [değiştir]Almanca Wikipedia'daki 8 Şubat 2007 tarihli Peru maddesi


Sayfa: [ 1 ]