SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist PRATİKLER

Konu: otonom-mersin:"ya hep beraber ya hiçbirimiz"

Sayfa: [ 1 ]

13.06.2007 17:45:30
Yaşadığımız ve soluk almaya çalıştığımız Dünyanın ekseninde , evrenin “beyin serserileri” ve “kötü bireyleri” sayılmayı umursamadan ve kapitalizm denen, insanlığın yaşaması gereken “yaşam tarzı” sanılan ve rezilliklerinin cezasının er yada geç çekileceği bu bütün beyin ve emek köleliğinin dokunulamaz gerçekler gibi ele alınmasını reddederek,  kapitalizmin küstah eleştiri fantezilerini tokatlamak için ,geleneğin barikatlarının üzerinden geçip Otonom-Mersin’in tohumlarını kara toprağın umuduna serpmiş bulunmaktayız.Oluşumumuzun ilk ve gür ayak sesleri 9 Haziran 2007’de tüm Mersin halkına ve medyaya etkili  bir şekilde duyuruldu.Boyalı medya ilk defa hiçbir kavramın yüzünü boyamadan bir fikri  “insan” olduğu için her yüzüyle dinledi.Tavrımız şiddet kullanarak oluşabilecek herhangi bir antipatiyi engelleyerek,farklı ve düşündürücü eylemlerle oluşturulan her çeşit sempatiye karşı bir yoldaş gibi yaklaşıp yanımızda yürüyen bir  “arkadaş”ın daha olmasını sağlamak ve örgütlenmeyi hızlı bir şekilde tabana yayarak genişleyebilmektir.Anarşizmin insanlığa inat değil,insanlığa ait değerleri savunduğunu göstermek, toplumun içinde eritilememiş bütün arkadaşlarımızın görevi olmalıdır.
Sanat ve gerçek özgürlük arasındaki her türlü iktidardan kurtulmuş amatör bağlantıyı ; 9 haziran eylemiyle birlikte sokak dünyasına ve sokaktaki meraklı insana samimi bir şekilde anlatmayı başardığımıza inanıyoruz..

ÖSS karşıtı eylemimizin  ana tamamlayıcısı dört kişilik melodramlı bir sokak tiyatrosu olmakla birlikte,bu skeç en çok dikkat çeken ve  asıl amacımıza yönelik,diğer fraksiyonlarla gönüllü yaptığımız kolektif çalışmadan bizi aleni şekilde soyutlayan tarafımız olmuştur.



Durumcu kültürün iletişim kurabilme ve tek parça olabilme sanatını kullanarak,sokaktaki her türlü insanın merakını çekerek,kendimizi “bir yığın zibil” sıfatından “zeki çocuklar” sıfatına geçirebildiğimiz ve “anarşizmde ne?”  sorusunu sertifikasız bir amatör ruhla başarabildiğimizi göstererek;
herhangi bir konuda uzman olmadan ,sadece  yardım alma opsiyonuyla her amatörün bireysel yaratıcı inisiyatifiyle ve gönüllüğü işbirliğine dayalı kolektif bir çalışmayla verimli düşünsel çalışmalar yaratabileceğini göstermiş bulunmaktayız.Anarşizm sadece bir karın tokluğu sorunu değildir! Anarşizm insanın düşünsel,bedensel ve kültürel sorunlarının topluca çözülmesini öngören özgür bir fikir ve bu sorunların  tek çözümüdür.
Sistem teker, teker her bireyin etrafına özenle duvarlarını örüp onları birbirine yabancı, düşman ve rakip olarak yalıtmaktadır. Kapitalist üretim sistemi ağadan ite, itten kuyruğuna misali bireyi tahakküm altına almakta, insanları din, ırk, millet, gibi sanal aidiyetlere hapsederken ,sınıf ve sınırlarla yaşadığımız dünyayı ve bizzat bizleri yani bireyi köleleştiren bir hapishaneye çevirmektedir.
Tek amacı sömürmek olan sermaye gücünü iktidarlardan almakta olan bu çakal sistem, maşa gibi kullandığı yerel iktidarları genele, geneli de iktisadi ve askeri gücü ile kendine gebe bırakmaktadır. Milli ordular ve güvenlik güçleri adı altında meşru terör mekanizmaları insanın insandan sakınması için binlerce grostonluk savaş makineleri üretmektedir,peki neden?
İnsanlığın felaketi için harcanan emek ve zaman iktidarların güvenliği ve bekası içindir.  Bu genel tablo altında kurumlar insan için değil insanlar kurumların devamı için kağıtlar üstünde sadece birer rakam ve değerdir. Bütün bu yıkım ve yozlaşma insana dair gösterilmekte, medya ve egemenlerin süslü sanat zırvalığı altında pembe bir dünya çizilip insanlara umut pompalanmaktadır.
İnsanların yaşaması ve bu rezilliğe dayanması için simsarlığı yapılan umudun ana kaynaklarından birisi; iktidarların beslediği sanat ve gösterişli sanatçıların renkli dünyasıdır. Bütün bunların altında hastalanmış beyinler, yozlaşmış, tüketime dayalı hırs ve emellerle kuşanmış, kendilerini iktidarlar için ölümlere atmaktan çekinmemekte, gencecik yaşamlar işkencelerde, savaşlarda, hapislerde gözlerimizin önünde eriyip gitmektedir.


Sistem dediğimiz koca canavar 5 değil 50 değil binlerce yıldır evrimleşmektedir. Tarih içinde kendi hatalarını,alternatiflerini üreterek yamamakta, örf, adet, töre gibi bağlarla insanın insanı sömürmesini meşrulaştırmaktadır. İnsan televizyonda gördüğümüz değil ,sokakta gördüğümüzdür! Sokakta ki insanla, bize sunulan televizyon reklamlarındaki parlak beyaz dişli, güler yüzlü, tok ve mutlu insan arasında uçurumlar vardır.
Kocaman duvarları ve dikenli telleri olan ve devasa residantantlarını bekçi köpeklerinin koruduğu toplumdan yalıtılmış, şehrin ve sefaletin tam ortasında şehirdekilere inat yaşayan bir avuç kapitalistin yaşadığı hayatı,genele sunulması insanların önüne umut kemiğini atmaktan öte ne olabilir?
Karnımız yalanlara , karmaşık ekonomik ve iktisadi hesaplarla oturduğu yerden semiren elitlere ve teknokratlara tok. Biz halkız, biz umut eden, sömürülen, kanı akan, aç kalan, gülen, ağlayan insana dair bütün acıları içinde barındıran bireyler topluluğuyuz. Biz anarşiyiz.

Sistemin kanlı dişini görmek için karmaşık siyasi ve iktisadi doktrinlere ihtiyacımız yok. Her gün,sabah öğle,akşam ve gece yaşadığımız dünyada gördüğümüz yıkım, savaş, kin, nefret ve bölünmüşlük bize birçok şeyin doğru gitmediğini ve kandırıldığımızı haykırmaktadır. Direniş birkaç büyük şehirdeki insanların kendini var etme ve tanımlama aracından çok şehirlerin dışındaki düzlüklerde uzanan taşrada da yeşermektedir. Üreten ve üretirken sömürülen bireylerden yükselen haykırışı şehirleri elbet kuşatacak, insanın insanı yönetmesine dur diyecek, iktidarın kirli pençesinden bireyi kurtaracak, paylaşmanın ve dayanışmanın ateşi ile yeniden var edecektir.

Sorgulayan insan görmektedir ki;
Medeniyet,  kadınlardan çocuklara, işçiden, köylüye, sanattan bilime kadar bütün değerlerin ve bireylerin kanını emmekte ve insana dair ne varsa hepsini iktidarların tahakkümü altında ezmeye dayandırılmaktadır. Medeniyet hastalıklıdır! Sadece belirli ve imtiyazlı küçük insancıkların bekası ve sefası için insan beynine ket vurmaktadır. Ancak mutlak bir yıkımdan sonra düşünen insan, insana dair bir dünyayı dayanışma içinde inşa edecektir. Bütün bu idealler için anarşiye daha da geniş anlamı ile sınırsız ve sınıfsız özgürlüğe ihtiyacımız vardır.
Tam bu noktada bizler Otonom-Mersin olarak kendimizi yalın ve sade bir sokak sahnesinden var edip, mücadelemizi insana dayandırarak özgülüğü tahakküme karşı yüceltmek için kollarımızı sıvadık. Cinsel ayrımcılığa, sınıf ayrımına, din, dil ırk gibi sanal ayrımlara karşı benliğimizi koyarak mücadele etme kararı aldık. Mücadelemizi insana yaymak için çıktığımız sokak sahnesini kendimize pusula yaptık. Sanatı iktidara köpeklik yaparak,insanları yalanları ile çevreleyenden sokağa, insana yüceltip kara yeşil öfkemizi müzikle, resimle, edebiyatla, tiyatro ile harmanlayarak iktidara karşı yalın vücutlarımızı ortaya koyduk. İnsana dair olanları yüceltmek için yola çıktık. Anarşi ve direniş büyük şehirlerin barlarını süslemekten öte taşradaki mahallelerden, sokaklardan yükselen özlememiz olduğunu sıkılmadan haykıracağız. Direnişin safları içindeki bölünmüşlüğü kalbimizdeki anarşi tutkusu ile birleştirerek kürek çekeceğiz. Güzel günlere gebe geleceğin mimarı alın terimiz, emeğimiz, inancımız olacak insanca olanı yüceltmek için devrimci etiğimize sarılacağız. Dünya biziz, dünya bizim gözümüzle gördüğümüz.
Biz anarşi olursak anarşi dünya olacaktır diyoruz. Anarşizmi salt her şeye karşı çıkan, uyuşturucu bağımlısı, alkolik, azmış cinsel isteklerini cinsel özgürlük adı altında meşrulaştıran ve ortada gezen bir avuç küçük burjuva radikali olmadığını göstereceğiz!!İnsanlar gerçek anarşiyi tanıyacak.Anarşistleri sermayenin sinema perdelerinden insanlara yansıtılan süper kahramanlar olarak değil, sokaktaki insanlar olarak görüyoruz. Anarşiyi sisteme karşı hayatın her kalesinde var etmek, emeği özgürleştirmek, tahakküme karşı direnmek, sistem içinde var olup sisteme karşı dimdik durmak, dayanışma yapmak, sorgulayan hür insan aklını yüceltmek, paylaşmak, özgürce sevmek ve sevilmek olarak anlamlandırıyor bunun için mücadele ediyoruz. Anarşiyi bar köşelerinden değil sokaklardan, sanattan, üretimden ve direnişten var edeceğiz. Biz özgürlüğü sokaktaki direnişte ve kaldırım taşlarının altında bulduk.Adlarımızı  kaldırım taşlarının altındaki doğaya kazıdık ve Otonom-Mersin olarak bizde direnişte varız!! Kaldırım taşlarının altındaki okyanus dalgalarının sesini dans eden ezgilere çevirerek,kaldırımın üstündeki insanlara sesleniyoruz!!Ya hepimiz,ya hiçbirimiz!!



otonom-mersin

deniz 13.06.2007 17:54:57
çalışmalarınızda başarılar dilerim arkadaşlar

13.06.2007 17:58:38
10.6.2007 tarihli gazeteleri okuyan arkadaşlar varsa orda da boyalı ve satılık medya bize yer verdi.hatta anarşi'den korkmadan bizle röportaj bile yaptılar.
medya da yer almak önemli değil ancak insanların artık anarşi'yi görmesini sağladığı için mutluyuz.

mücadeleye devam.

dip 13.06.2007 22:45:10
anarşizmi öyle bastan savma tanımlıyolarki artık bunu topluma bir şekilde kabullendirmek lazım bunun içinde yaptıklarınızın arkasındayız


Sayfa: [ 1 ]