SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik

Konu: Nasıl Duyarız?

Sayfa: [ 1 ]

12.06.2007 02:00:24
Ne garip bir organdir kulak!
Kafamizin iki tarafinda disari dogru acilan iki pencere gibi.
Bazilarimizin bicimini begenmedigi
bazilarimizin en pahali mucevherlerle donattigi,
bazilarimiz icin ise yasamin anlami...
Van Gogh icin kulagini kesmek nasil bir ciglikti!
Belki de "dunya ile olan bagimi kesmek istiyorum " dedi.
Kimbilir!
Beethoven ise,artik insanlarin ona bagirarak konusmasina dayanamiyordu.
Kulagin ic mekanizmasi hastaydi ve sonunda sagir oldu.
Bethoveen, 9. semphoniyi yazdiginda ise, kesinlikle sagirdi.
Yani kulak, kortekse hic bir data gondermiyordu.
Peki kirmizi baliga vals dinletirsek ne olur?Yanit; hic birsey!
Kirmizi balik ,frekanslari duyabilir ama iki nota arasindaki baglantiyi kuramaz.
Beethoven, imgesel isitme dedigimiz hafizada var olan sonsuz seslerle
ve modellerle bir sahaser yaratirken,
kirmizibalik ise;ona vals muzigi dinletildiginde, notalar arasinda
dans edecek bir anlam kuramiyor.

Her an dalga yayiyoruz.
Ve her an dalgalardan bilgi analiz ediyoruz.
Yasadigimiz dunyada hatta icimizde dalgalardan gecilmiyor.
Sanki herseyin bir dalga boyutu var.
Su dalgasi, isik dalgasi,radyo dalgasi mikrodalga,ses dalgasi,
deprem dalgasi,tsunomi dalgasi dalga dalga ...
Peki dalga dedigimiz sey nedir;
Degisim ya da bir etkilesim sonunda dogan ve bir ortam icerisinde ,
belli bir hizda(ki hizi bulundugu ortam belirler) energisini transfer ederek,
olusan bir devinimdir.Bu sekilde bir noktadan diger noktaya hareket eder.
Ses dalgasi da , objelerin titresimleri sonucu olusur ve mekanik bir harekettir.
kendi pozisyonunda, bir ileri bir geri hareket ederek, devinir ve ilerler.
Taa ki akustik bir arac tarafindan alinir(kulagimiz gibi) ve
bildigimiz sesler dunyasina donusturulunceye kadar.

Kafamizin o iki yanindaki garip cikintilar, asil kulagimiz degil.
Biz ona pinna adini veriyoruz yani dis kulak.
Pinna sesi alir , nerden geldigini belirler ve sesin ayarini yapar..
Darvin'e gore pinna,son evrimsel gelismelerden biridir.
Balik ya da kusta pinnayi goremezsiniz.
Bir kusun butun basi, kulak gibi calisirken ve tuyleri sesi yonlendirirken.
Baliklarda ne pinna ne de orta kulak vardir.
Yilan ise sesi direk kemik(bone) araciliyla duyar.
Pinnamiz kucuk oldugundan ,dusuk frekanstaki sesleri alabilmek icin uygun degildir.
Pinna'nin , yuksek frekanslari guclendirmesi ise kesinlikle tesadufu degil.
Cunku 100Hz ile 8Khz frekanslari, konusmayi anlamak icin gereklidir.
Yani iletisim amacli bir evrim gecirdigimizi soyleyebiliriz..
Kulak kanalindan, kulak zarina geldigimizde artik olay mekaniklesmeye baslayacaktir.
Ici havayla dolu olan orta kulakta;"ossicles"denilen sinir baglarina asilmis
3 tane ilginc goruntulu kemik vardir;hammer,Anvil ve stirrup.Bu kemiklerin mekanik hareketleri sonucu,
ses titresimleri, kulak zarindan ic kulaga transfer edilirken,ses ayarlariyla da oynanir..
Bu bolumde, orta frekanslar yukseltilir.Bunun anlami konusma seslerine oncelik vermektir.
Orta kulagin diger bir gorevi ise bazi sesleri duymamamizi saglamaktir.
Fazil Say'in butun calismalari buyuk bir zevkle ic kulaga transfer edilirken,
Pentagram'in konserinde onlerde danseden dinleyicinin maruz kaldigi siddetli sesleri,
yavas yavas frene basarak,yaklasik 3/2 sinin ic kulaga gitmesini engeller.
Bunun muzik turuyle hic bir ilgisi yok.Smiley
Cunku gurultulu sesler kulagimiz icin uzun vadede zararlidir.
Butun rock muzisyenlerinin sagir oldugunun soylenmesi bosuna degil.Smiley
Maalesef ani seslerde,patlamalarda bosta bulunur ve sesin gecisini onleyemez.
Yarasalar ise bazen aglar gibi acaip sesler cikartirlar. Oyle ki buna kendileri dahi dayanamaz.
Boyle agladiklari zaman kulak kanallari ve orta kulaktaki sinirlerin cogu, kendini kapatir.
Bu sansli yaratiklar kulak kapaklarina sahiptirler.Bu konuda bizden daha mi gelismisler acaba?
Neyse! biz yolculugumuza devam edelim.
Kulak zarindan gelen baski, ossicles dedigimiz 3 kemigi iterek,sivi dolu ic kulaga (Cochlea)gelir
ve "muzik" en sonunda sinir sistemimize ulasir.
Ic kulak, sesleri beynin algilayabilecegi bir forma donusturur.
Yani ses islendi, simdi ise gercekten algilanma surecine girecek...
Ic kulakta bulunan Corti organi, sac tuyleriyle kaplidir.
Orta kulaga yakin olan tuyler yuksek frekanslara,ortadaki tuyler, orta frekanslara,
beyne yakin olan tuyler ise dusuk frekanslar icin duyarlidir.
Corti organi asagi yukari hareket ederken tuyler de bukulur, hareket eder,
devinim ne kadar gucluyse,o kadar ateslenirler.
Ve beyne soyle bir mesaj iletilir;
" Beyin efendi,su yukseklikte, saniyede 10 bin kez devinen frekans duyuyorum."
Iste burada muzik, fizikcinin dunyasini terk-i diyar edip anlamlar dunyasina, psikolojiye girer.

Cok konustugumuz frekansin tanimini yaparsam;
Ses dalgasinin bir saniyedeki hareketinde olusan devirlerin sayisina, frekans denir.
Insanin isitme frekanslari 20 Hz ile 20.000 Hz arasindadir.
Bu frekans cetveli diger bazi canlilar ile kiyaslandiginda cok da genis degildir.
Mavi balina=2- 20 Hz
Katil balina=0.5-125.000Hz
Fil =1 Hz ile 20.000Hz
Gergedan=5 Hz te birbirlerine sinyal gonderirler
Guvercin=0.1 kadar dusuk sesleri duyabilir.
Fare=1000-100.000 Hz
Kedi=100-60.000Hz
Yarasa= 2000Hz ile 110.000Hz arasindadir.
kopek=65-45.000Hz

Insanin isittigi frekanslarinin 20 Hz ile 20.000 Hz arasinda oldugunu yukarida soyledim.
Isitemedigimiz 20 Hz in altindaki dusuk frekanslara; Infra sound,
20.000 Hz yukarisindaki yuksek frekanslara ise; ultrasound deniliyor.
Infra sound sesleri duyabilen canlilar ; Fil,balina,deve,timsah,gergedan...
Ultra sound sesleri duyabilenler ise; yarasa,fare ve bazi balina turleri...

Peki biz neyi kaciriyoruz?

Infra sound ise 20 Hz -0.0001 altindaki seslerdir. Uzun mesafelere ulasabilirler.
Infrasound sesleri yaratan;Cig,meteor,tornado,turbulans,deprem ,yer,
yanardag aktivasyonu,cesitli hava kosullari,denizdeki dalgalar(tsunami),aurora vs.
Bu olaylar basimiza gelince duyuyoruz ama bazi canlilar bu sesleri onceden tespit edebiliyorlar.
Bunun nedeni isitme sistemlerinin bu frekanslari duyabilmesinden kaynaklaniyor.
Bazi gocebe kuslar, dalganin kiyida kirilmasini taa uzaklardan duyup,
okyanusta yonlerini rahatlikla bulabiliyorlar.
Balinalar okyanusun bir ucundan diger ucuna sinyal gondererek birbirleriyle haberlesirler.
Ayni seyi filler de yapiyorlar.

Ultrasound ses frekanslari=20.000 Hz ile 1Ghz (?)arasindadir.
Enerjisinin yogunlugu yuzunden, odaklasabilen , kisa dalgali frekanslardir.
Yarasalar ultrsound sesleri duyduklari icin, yiyecek bulmak icin "ekolarin tayini" denilen yontemle titresen objeyi bulurlar.
Vucudumuzda da her seyin ultrasound frekansi vardir.Hareket halindeyken eko yaratirlar.
Yarasalarin kullandigi "ekolarin tayini" yontemi kesfedilince ,bu yontem tipta kullanilmaya baslanmistir.
Ozellikle safra kesesi taslari bu sekilde kirilabilmektedir.
Deniz alti gemilerinde, sonar; ultrasound frekanslari denize gonderir.
Herhangi bir objeye(balik) bu frekans vurdugunda, ekolarin tayini yontemi ile uzakligi hesaplayip,
o bolgede bulunan butun canlilari gosterir.

Simdilik duyma ile ilgili toplayabildigim bilgiler bu kadar.Smiley

Insan akilli bir varlik duyamada da icat ettigi aletler ile bu seslerin varligini tespit edebilmis.
Galiba gercekte, 6.his bizde var.Smiley
,
Nalan Warren
Mayis -Aralik 2004

yararlandigim kaynaklar:
Music,The brain and Ecstasy-Robert Jourden ,
Quill yayinlari,
Modern Recording Techniques-Huber & Einstein
Focal Press
Acoustic.org- America journals

-->  MUZIKtEK.NET  <--
SESTE 3. BOYUT VE PSİKOAKUSTİK

Tarihçe:

Multi-kanal ses evlerimize ilk defa stereo LP formatında girdi. Bu esnada sinemalarda 2'den fazla kanallı formatlar bulunmasına rağmen, bir fonograf'ın komplikasyon yaratmadan taşıyabileceği kanal sayısının sadece 2 kanal olması ev sistemlerimizin kaderini belirledi. Daha sonra gelen sistemler ( FM Radyo, Tape, CD vs....) evlerde sadece 2 tane speaker bulunmasından dolayı 2 kanallı olarak geliştiler.

Günümüzde ise gelişen teknoloji ve düşen maliyetler sonucu ev sinema sistemleri ve surround sound
yaygınlaşmış bulunmakta. Bunun getirdiği teknik imkanlar ile DVD-Audio ve benzeri formatlarda surround müzik hızlı bir ivmelenme göstermektedir.

Bu yazı dizisindeki amacımız gelişen surround ses teknolojisine aşina olmak.

Stereo/Surround Imaj nedir, ne işe yarar ?

Stereo/Surround imaj, çeşitli ses objelerinin yatay bir spektrumda konumlandırılmasına verdiğimiz addır. Çok kanallı, belli bir düzende yerleştirilmiş bir ses sistemi, psikoakustikten yararlanarak reprodüksyonu yapılan seslerin önceden belirlenen yerlerden geldiği hissiyatını yaratır. Stereo imaj sadece dinleyicinin önündeki sesleri konu alabilirken, surround imaj dinleyicinin 360 derece etrafını kapsar.

Stereo/Surround film yapıtlarına gerçekçilik getirirken, müziğe ayrı bir avantaj getirir; enstrumanlar ve sesler farklı yönlerden geldiği için bunları birbirinden ayırd etmek kolaylaşır, müzik daha anlaşılır bir hal kazanır.

Psikoakustik nedir ?

Psikoakustik insanların kulaklarına ulaşan ses dalgalarını nasıl algıladıklarını konu alan araştırma dalıdır. Ulaşan seslerin yönlerini nasıl belirlediğimiz de psikoakustiğin altına girer.

Seslerin yönünü nasıl belirleriz ?

Kulaklar arası zaman farkı oluşumu :

İnsanoğlunun 2 kulağının arasında ortalama 18cm uzunluğunda bir mesafe vardır. Bu sebepten dolayı sağdan veya soldan gelen seslerin kendi taraflarındaki kulağa ulaştıkları vakit ile diğer taraftaki kulağa ulaştıkları vakit arasında çok ufak da olsa bir zaman farkı vardır. Beynimiz bu farkı analiz edip yön belirlemede kullanır.

Kulaklar arası ses yüksekliği farkı oluşumu :

Kulaklar arasında bir uzaklık ve sesi gölgeliyen kafamız olduğundan dolayı sağ veya sol taraftan gelen bir ses kendi tarafındaki kulağa belli bir yükseklikte gelirken, diğer taraftaki kulağa daha alçak olarak ulaşır. Arada oluşan farkı beynimiz analiz ederek sesin yönünü bulmada kullanır.

Dış kulak ve kafa hareketleri :

Ulaşan seslerin arasındaki yükseklik ve zaman farkı önden veya arkadan gelen sesleri nasıl ayırd edebildiğimizi açıklıyamamaktadır. Bu ayırımda beynimizin kullandığı en etkili yöntemler dış kulağın ve kafa hareketlerinin yarattığı farkları analiz etmektir.

Dış kulağımıza ulaşan sesler, kulak kepçesindeki çıkıntılardan yansıtılarak orta kulağa yönelirler. Bu yansımalar gerçekleşirken mikro boyutta gecikmeler oluşur. Dış kulağımıza ulaşan seslerin orta kulağa aktarılırken yaşayacağı gecikme, ulaşan sesin yönünün fonksyonu olacağından farklılıklar oluşur. Beynimiz bu farklılıkları değerlendirir. Dış kulağın yansıtma cevabı büyüme esnasında öğrenilir, bu sebeple kafamızda büyük çaplı değişklikler yapıldığında ( örneğin uzun saçların kesilmesi ) seslerin yönünü bulma mekanizmamız bir süre ile zarar görür.

Ayriyetten, bir sesin yönünü bulmak istediğimizde refleksif olarak kafamızı sesin geldiği yöne hareket ettiririz. Bu hareket sonucu yukarıda bahsedilen bütün farklılıklar değişimlere uğrar. Arkadan gelen bir ses bir tarafa ilerlerken, önden gelen bir ses diğer tarafa ilerliyecektir. Bu da sesin yönünü bulmada kullandığımız en güçlü mekanizmadır. Kulaklıkla yapılan dinlemelerde ses kaynağı kafa ile beraber hareket ettiğinden yaratılan ilüzyon bu sebepten zarar görecektir.

Ruler of the Ruins 12.06.2007 02:42:18
ilk başta üşendim ama gayet okunabilir bir yazı olmuş doğrusu, birden bitti.
bişiler öğrendim, sağolasın.

12.06.2007 03:13:38
MÜZİKAL ALGI     

Akustik ve psikoakustik konularını daha iyi anlamak için kulaklıklar (headphone) ve kulaklık simülatörleri, gerçekten faydalıdırlar.

Kulaklıklar, sesi hoparlörler gibi vermezler. Günümüz kulaklık üreticileri, farklı akustik prensipler kullanarak çalışan ürün yelpazeleriyle karşımızdalar. Dinleyiciler bu farklı sinyal işleme teknikleriyle çalışan kulaklıklardan tercihlerde bulunma şansına sahipler.

Kulaklık seçiminde akustik ve psikoakustik konusundaki bazı bilgilerden ve bilimsel etkiden faydalanmak, doğru seçim yapılmasına ve hayal kırıklığı yaşanmamasına yarayabilir.

Akustik prensipleri hakkındaki bu yazıda basit bazı matematiksel formüller ve gerçek dünyadan bazı örnekler bulunmaktadır.



BASİT DALGALAR
Ses Dalgalarının Doğası

Basit Harmonik Hareket
Şekil 1

Ses dalgaları, boylam (longitudinal) dalgalardır (ışık dalgaları enine dalgalardır) ve salınım yönleri ile aynı yönde yayılırlar.

Dalgalar bu hareket sayesinde 'rarefaction' tabir edilen, hava moleküllerini sıkıstırıp gevşetme işlemi yaparlar.

Hava molekülleri sadece yukarı ve aşağı hareket ederler fakat dalga ile birlikte ileri ya da geri doğru hareket etmezler.
Şekil 1'de bir darbe etkisiyle hareket yönünde gerilen boylam (longitudinal) dalga görülmekte.






Boylam (longitudinal) dalgalar, enine (transverse) dalgalar kullanılarak tekrar oluşturulabilirler. Her iki dalga şekli de temel dalga prensiplerine uyar. Bir dalga hareketi, bir periyodunu 360 derecede tamamlar.(Şekil 2)

Şekil 2 

Basit bir sinüs dalgası.

Basit bir dalga, genlik (merkezden yükseklik) ve frekans (dalganın saniyede yaptığı salınım: Hertz) kavramlarıyla karakterize edilir.

Basit bir dalganın 360 derecede tamamlanan bir salınımı periyod adını alır

T(periyod) (saniye) = 1 / f (frekans) (Hz)



Huygen Prensibi :
Şekil 3   

Huygen analizine göre bir öndalga, sonsuz sayıda dalgaya bağlı olarak hareket eder.

Difraksiyon (diffraction) etkisi, akustikte önemli bir rol oynar ve Huygen Prensibine göre incelenen ses dalgalarının en iyi şekilde anlaşılmasını sağlar.

Tüm yönlerde ses yayan bağımsız bir ses kaynağından yayılan dalgalar, bir engelden geçerken küresel bir yayılım gösterir.
Fizikçi Christian Huygen, tüm dalgaların, sonsuz sayıda küçük, 2 boyutlu (2D) veya 3 boyutlu (3D) dalgadan oluştuğunu söylemiştir.
O halde, dalganın tamamını oluşturan, bu küçük dalgacıkların toplamıdır.



Difraksiyon (Diffraction) :
Şekil 4 

Difraksiyon etkisi sebebiyle sonsuz sayıda küçük dalga ortaya çıkmaktadır.

Huygen prensibinden çıkan sonuç ise kenarlardan, oluklardan geçen dalganın esneyerek şekil değiştirdiğidir.

Eğer bir dalga, bir kenarı açık bir duvara çarparsa, diğer tarafa Huygen Dalgacıkları olarak geçer. Ses dalgaları, ışık dalgalarına göre daha çok esnerler (köşelerden geçen ses dalgalarını duyarız ama ışığı görmeyiz). Düşük frekanslar, yüksek frekanslara oranla daha esnektir (Difraksiyona uğramış ses daha boğuk olarak işitilir).

Örneğin, bir kolonun hoparlörü, faz dışı arka dalgaların ön dalgalar ile difraksiyon oluşturmasını ve hoparlör çıkış gücünü azaltmasını önlemek için tamamen kapalı bir kutuya ya da özel olarak hazırlanmış delikli bir kutuya yerleştirilir.

Tivitırlar (Tweeter), kolona bağlandıkları noktalarda, yüksek frekansların yayılmasını sağlayan ve yapay olmayan anti-diffraksiyon halkasına sahip gibi çalışırlar.


Yansıma (Reflection) :

Şekil 5   

Huygen analizinde, yansıyan bir dalganın tanımlanması.

Ses dalgası, belli bir açıda bir yüzeye çarptığında, aynı açıda yansıyarak yoluna devam eder.

Yankı (Reverberation), sesin akustik bir ortamda bulunan herhangi bir nesne ya da duvardan yansıması sonucu oluşan bir etkidir ve insan beyninin uzaysal, yani 3 boyutlu (3D) duyduğunu gösteren işaretlerden biridir.

Dalga hareketi, yansıma yüzeyi düz olmayan bir ortamda gerçekleşiyorsa, parlak olmayan, küçük yüzeyler üzerinde gerçekleşen bir dizi yansımanın toplamı şeklinde, Yansıma analizi kurallarına göre yeniden yapılandırırılır.

Şekil 5'te yansıma analizinde Huygen dalgacıklarının kullanımı görülmektedir.



Ters Alan Kanunu ve Soğurma
(Inverse Square Law and Absorption) :

Ses dalgaları küresel bir formda yayılırlar. Ses kaynağından uzaktaki bir dinleyici sesi daha zayıf ve bas olarak duyar. r yarıçaplı kürenin ses alanı

A = 4pr2

olarak hesaplanır. Bir ses dalgasının yoğunluğu, ses kaynağına olan uzaklığın ters karesi ile orantılı bir şekilde azalır.

Aşağıdaki tabloda, P gücündeki ses kaynağından r mesafede bir uzaklıkta kaç dB ses basıncı oluştuğunu hesaplayan bir script bulunmakta.
(script: http://hyperphysics.phy-astr.gsu.edu )


MESAFE : r = metre = feet
Bu mesafeden dinlenen kaynağın akustik gücü :
P = watt
SES YOĞUNLUĞU:x10^ watt/metrekare = dB


Ses yoğunluğu, sesin yayıldığı hava ortamı ve yansıdığı maddenin soğurma karakteristiğine bağlı olarak değişir.

Soğurma derecesi, belli bir soğurma katsayısına bağlıdır. Bazı maddeler tüm ses frekanslarına aynı soğurma geçirgenliği ile cevap verirler fakat bazıları da tam tersi olacak şekilde, çok hassas frekans bandlarında soğurma etkisi verirler.

Örneğin; hava, 1 kHz'den daha aşağı frekanslarda, 1 kHz'den daha yukarı frekanslarda olduğundan daha hareketli bir soğurma grafiğine sahiptir.

Kulaklıklardan yayılan seste, yüksek frekanslardaki bileşenler, hoparlörlerde olduğundan daha fazla olacaktır.
Soğurma ve ters alan kanunu, bir akustik alanın yankı süresine (reverberation time) de etki eder.

Yankı süresinin uzunluğu ve seste yarattığı bozunma (decay), konser salonlarının önemli karakteristik ölçütlerinden biridir.


.......................................Decay Time...............................
...................1/2sn................3/4sn...............1sn...............
<----------------|------------------|-----------------|------------>
..................ideal....................iyi... .........kabul edilemez....
..........................................Netlik. ...................................


Müzik dinlenen en iyi akustik alanlar, düzgün bir bozunma (decay) oranına sahiptirler (düzgün bir bozunma oranı, ses seviyesi değişimini engeller).

En iyi konser salonlarında yankı süresi (Reverberation Time) 2 saniye civarındadır. (Katedrallerde ~ 1.7sn)


12.06.2007 03:20:47
Doppler Etkisi (Doppler Effect) :

Şekil 6   

Doppler Etkisi; hareket eden bir ses kaynağı ile aynı yönde yayılan dalgalar birbirlerine yaklaşırlar veya dinleyiciden uzaklaşırlar.

Hareketli bir dinleyeci, hareketli bir seskaynağı kendisine yaklaşır ve uzaklaşırken, ses perdesini (pitch) değişir şekilde algılayacaktır. (Astronomlar, uzayda yıldız hareketlerini izleyerek, ışığın da Dopler etkisi gösterdiğini bulmuşlardır)

Eğer ses kaynağı dinleyiciye doğru hareket ediyorsa, ses dalgaları beraberce ve bir demet şeklinde ileri yönelir, ses perdesi (pitch) dinleyici tarfından gerçek sesten daha tiz algılanır.
Ses kaynağı dinleyiciye ses hızında yaklaştığında ise dinleyici bir ses patlaması duyacaktır (sonic boom). Çünkü, tüm ses dalgaları dinleyicinin kulağına aynı anda gelecektir. Ses kaynağı dinleyiciden uzaklaştıkça dalga boyu uzayacaktır ve böylece ses perdesi gerçek sesten daha düşük ses perdesinde (pitch) algılanacaktır.




KARMAŞIK DALGALAR
KARMAŞIK DALGALARIN YAPISI
(SUPERPOSITION OF WAVES)

Şekil 7   

Bir dalganın süperpozisyonu.

İki veya daha fazla dalga aynı yönde yayıldığında veya her biri diğerinin bölgesine geçtiğinde birbirlerinden ayrık kalırlar.

Bunun bir sonucu olarak, bir orkestradaki enstrümanlar veya bir band veya sohbet edilen bir ortamdaki konuşmacıların rasgele sesleri, aynı zamanda oluştukları halde, birbirlerinden ayırt edilebilir şekilde duyulurlar.

Aynı ortamda bulunan dalgalar, moleküler seviyede, bir araya toplanarak hareket ederler.

Müzik, karmaşık dalgalar şeklinde duyulur. Müzikal algının her türlü analizi Süperpozisyon Prensibi ile başlar.



Parazit ve Karışma (interference) :

Şekil 8   



Üstteki ilk şekilde 1. ve 2. dalga arasında 90 derecelik bir faz farkı vardır. İkinci şekilde ise 1. ve 2. dalgalar arasında 180 derece faz farkı vardır.
Benzer dalgaların birleşmesi sonucunda (üst üste binmesi sonucu) yapıcı veya yıkıcı (aynı fazda veya ters fazda) bir parazit oluşur.

Faz (phase), iki dalganın senkron bir şekilde nasıl, hangi oranda ve kaç derecede örtüştüğünü gösteren bir karşılaştırmanın sonucudur.

Yapıcı parazit, sesi güçlendirir, yıkıcı parazit ise sesi zayıflatır.

Eğer aynı özellikte iki dalga 180 derece faz farkıyla birleşirlerse, birbirlerini yok ederler.

Eğer dalgalar sürekli ve bağlantısız olarak hareket ediyorsa yapıcı ya da yıkıcı bir parazit söz konusu olmaz ve bu durumda superpozisyon prensibine ihtiyaç duyulur.

Parazitin kendi üzerine etkisi, dalgayla beraber yalnızca uzayda bir nokta olarak ifade edilecek biçimdedir.




Vuruşlar (Beats) :

Şekil 9 

İki dalga aynı frekansta üst üste gelerek birleştiğinde oluşan 'vuruş dalga' formu.
Vuruş dalgaları az farklı frekanslarda üst üste geldiğinde (birleştiğinde), titreyen bir ses oluştururlar (Girişim).

Vuruşlar iki karakeristiğe sahiptir : Dinleyicinin duyduğu tonda vuruş frekansı (ses seviyesinin ne sıklıkta değiştiği) ve ton frekansı.

Vuruş frekansı fb = f2 - f1, f2 > f1 olmak üzere.
Ton frekansı ft = (f1 + f2)/2.




Duran Dalgalar :

Şekil 10   

Aynı frekans ve genlikte, ters yönlerde hareket eden iki dalga çarpıştığında Duran Dalga oluştururlar.

Duran dalgalar, hareket eden dalgalardan farklı şekilde, bir alanda titreşiyormuş gibi görünürler.

Bu durumda, dalga tepe noktası pozitiften negatife doğru değişir fakat
ileri ya da geri bir hareket olmaz ve her iki dalgada bulunan herbir tepe noktası sıfır seviyesine inerek yok olur.

Tepe noktaları 'ters düğüm noktaları' (antinode), sıfır noktaları da 'düğüm noktaları' (node) olarak anılır.




Rezonans :

Rezonans, duran dalgaların bir formudur. Normalde, eğer bir nesne
titreşime geçerse (Vibration), bu titreşim belli bir frekansta olur.

Tüm nesnelerin rezonans frekansı olarak adlandırılan böyle bir titreşim frekansı vardır.

Herhangi bir titreşim olduğunda nesne üzerinde duran dalgalar oluşur. Eğer titreşim sürekli değilse, rezonans zamanla azalarak sönecektir.

Rezonans, müzikal enstrümanların en önemli bileşenidir fakat bir enstrümanda belli bir frekans, diğerlerinin daha üzerinde titreşirse, bu durum dinleyici için bir felaket olabilir.

Hoparlörler ve kulaklıklar, sistem rezonansının etkisini azatlacak şekilde tasarlanırlar.




İŞİTME PSİKOAKUSTİĞİ:

Harmonikler ve Aşkın Tonlar (Harmonics and Overtones) :

Bir harmonik veya üst ton serisi, temel frekans ve takip eden frekansların tam katları şeklinde oluşur.
Temel bir f frekansına ait harmonik frekans serisi f, 2f, 3f, 4f, 5f.... şeklinde olacaktır. Harmonikler, müzikal algının temelini oluşturur demek, yanlış olmaz.
Jean Baptiste Fourier, herhangi bir dalga formunun, farklı genlik ve fazlarda bir sinüs fonksiyonunun toplamı olarak ifade edilebileceğini keşfetmiştir.
Örneğin, bir kare dalga, temel frekansının düzensiz harmonik serilerinin toplamından, yeniden oluşturulabilir.

Şekil 11   

Müzik enstrümanlarının sesleri, harmonik bileşenlerden oluşur (timbre).
Bir amplifikatör aşırı yüklendiğinde (overload veya clip durumunda) harmonikler oluşur. Bu durumda, düşük frekanslarda düzenli bir kırpma (clipping) oluşursa, amplifikatör tvitır (tweeter)'larda hasar oluşturmaya yetecek kadar harmonik üretir.

Kutupsuz (bipolar) transistör amplifikatörler aşırı yüklendiğinde daha düzensiz harmonikler üretirler. Lambalı (Tube) ve MOSFET amplifikatörler ise aşırı yüklendiklerinde daha düzenli harmonilker üretirler.

Bu nedenle, Lambalı (Tube) sistemlerin, Transistör sistemlere göre daha üstün ses ürettiklerine dair bir görüş hakimdir.

Karmaşık Dalgalar (Complex Waves (Timbre)) : (başa dön)
Karmaşık bir dalga, iki ya da daha fazla harmoniğin toplamından oluşur.

İnsan kulağı, bir müzik aletinden gelen temel bir nota perdesinin (pitch) karmaşık dalgalarını (timbre), seste mevcut olan genlikler (amplitude), faz (phase) karakteri, harmonikler ile birlikte duyar.

Buna ek olarak, bir enstrümanın ton kalitesine süreksiz başlangıç (attack) ve düşüşler (decay) etki eder.

Bir enstrüman çalmaya başladığında başlangıç (attack), ses sönmeye başladığında ise düşüş (decay) olayı meydana gelir. Bu kısa süreli etkiler bir kayıt düzenleyici kullanılarak (recording editor) ses kaynağından çıkarılırsa, geriye diğerlerinden farklı bir özelliği olmayan, sabit bir nota kalacaktır.



Loudness Algılama :

SPL : Sound Peressure Level(Ses Basınç Seviyesi), dB : DeciBel, Hz : Hertz


Fletcher - Munson Loudness Eğrileri.

Şekil 12'deki Fletcher - Munson eğrilerinde, insan kulağındaki çeşitli ses basınç seviyelerinde (desiBel ya da dB) Loudness ölçüleri görülmekte.
Referans noktası 1 kHz olarak seçilen bu sistemde, orta frekanslarda bas duyma eğilimi vardır fakat seslerin refeans noktasına göre daha yüksek duyulması için düşük ve yüksek frekanslarda en yüksek 'Ses Basınç Seviyeleri' (SPL : Sound Pressure Level) gerekir.

Grafikte görülen her bir eğri, yüksek frekanslarda eşdeğer olarak algılanan loudness SPL'lerini gösterir.Düşük dinleme seviyelerinde bas algılama düşer, müzikal enstrüman ve vokal seslersindeki karmaşık dalgaların algılanışı değişir.

Kaliteli ton kontrol katları ve ekolayzır (equalizer), müzik dinlerken ses seviyesinini değiştirmeden ton balansını dengeleyerek, tatmin seviyesini artırmaya yardım eder.



Kayıp Temel (Missing Fundamental) ve
Temel İzleme (Fundamental Tracking) :

İki veya daha fazla nota beraber çalındığında, birbirini izleyen harmonik seride harmonikler oluşur ve insan kulağı, belli bir serinin temel frekansında üçüncü bir nota duyar. Bu etki, Kayıp Temel (Missing Fundamental) adını alır.

Belli bir sırada çalınan notaların frekans oranı 2/3 oranında ise ve farklı bir temel frekansa sahiplerse, insan kulağı çalınan her bir nota için temel bir frekans oluşturur.
Bu olgu, Temel İzleme (Fundamental Tracking) olarak adlandırılır.

'Düşük frekansların benzetim yöntemiyle (simulation) yükseltimi için' birçok portatif cihaz kulaklığında bu iki prensipten olağan üstü bir başarıyla faydalanılıyor.




UZAYSAL ALGI TEMELİ
Binaural Vuruşlar :
Eğer düşük ses seviyesinde ve frekansta iki nota, her bir kulağa ayrı ayrı çalınırsa (herhangi bir karışma olmadan), beyin sesleri birleştirdiğinde, dinleyici Binaural Vuruş'ları duyacaktır.

Binaural Vuruş'lar, seslerin karışımından türemiş düzenli vuruşlardan farklıdır. Havada yayılan sesin hoparlörden ve kulaklıktan farklı duyulması buna bir örnek oluşturur.

3D Duymada Uzaysal İşaretler (ILD, ITD ve HRTF)

 

Üç tip uzaysal duyma işareti vardır :
İçsel duyma zaman farkları (interaural time differences (ITD))
Baş ile ilgili taşıma fonksiyonları (head-related transfer functions (HRTF))

ILD'ler, her iki kulakta işitilen sesin frekans tayfında (spectrum) oluşan genlik farklarını açıklar.

IDT'ler, kulaklar arası mesafeye bağlı olarak sesin farklı zamanda ulaşmasıyla ilgilidir.

HRTF'ler, belirli bir dinleyici için, ITD'ler ve ILD'ler dahil olmak üzere dinleyicinin kafasının, bedeninin algıladığı etkilerin, uzaysal işaretlerin bir koleksiyonudur.

Düşük frekanslı uzaysal işaretler, yüksek frekanslardakilerden farklıdır.

Akustik yüzeyler, ses kaynağının konumu, dinleyicini kafası, bedeni ve kulakları, sesin algılanmasında birbirlerine bağlı etkenlerdir.

Yüksek frekanslar ile genlik spektrumu arasındaki farklar,
ses kaynağının iki kulak arasındaki konumunu belirlemeye yardımcı olur (ILD).

Yine de, kafa etrafındaki düşük frekanslar, difraksiyon eğilimlidir.

İnsan beyni, düşük frekanslı ses kaynağının kulaklar arası konumuna karar vermede bunun yerine gecikme zamanı veya faz farkı (ITD) etmenlerini kullanır.

Örneğin, her iki kulak düşük frekanslı bir sesi aynı anda işitirse,
dinleyici ses kaynağını doğrudan önünden ya da arkasından gelen bir ses olarak algılar.

Eğer bir gecikme varsa, kulak ilk olarak yakındaki ses kaynağını işitecektir.

Gecikme süresi, yüksek frekanslı seslerin konumunun belirlemesinde de önemlidir.

Çoğunlukla sadece ILD ve ITD, insan beyninde 3 boyutlu (3D) ses çözümleme için elverişli değildir.

Baş ile bağlantılı taşıma işlevlerine (HRTF), ITD ve ILD de dahildir fakat bu çalışma sisteminin sonucu daha çok kişisel etkilerin seviyelerine bağlıdır.

Vücutsuz baş modelinde yer alan ITD ve ILD ölçülerinin genellikle
küresel formda olduğu kabul edilir,

HRTF etmeni, dinleyicinin kulağının dışındaki baş ve gövde (pinna) ile algılanan sesin etkisindedir.

HRTF'nin frekans değerlerine ek olarak, baş hareketleri de beynin ses kaynağını konumlandırmasına yardımcı olur.

HRTF, her dinleyici için farklı değerler taşır.

Kulaklıklar gerçekçi bir izlenim yaratmazlar. Çünkü, kulaklıklar uzaysal ses işaretlerini oluştururken faydasız HRTF değerlerini izole ederler.



Precedence Etkisi :
Precedence Etkisinde, kulağa ulaşan ses sinyalinin ilk dalgasına göre (sonradan gelen dalgadaki loudness (ses yüksekliği) ne olursa olsun), kulağın algılayışının sınırlanmasına neden olur.

Bu nedenle, aynı anda aynı müziği çalan birkaç hoparlörden, müzik dinleyen kişiye en yakın hoparlör, daha güçlü ve düzgün çalıyor
izlenimi verecektir.

Reverberasyonlu bir odada bulunan saf bir ses kaynağının konumu, odaya giren dinleyici tarafından çok zor belirlenir (ses, tüm yönlerden geliyormuş gibi algılanır).



----------------------------------------

muzisyenim.com da, İLKER ŞEN den alıntıdır. ilgisini cekenler olursa cok ozel ing.ce pdf ve doc.lar var elimde. Turkiye'de ciddi bir SES MUHENDISI acigi var. hazir ayarlarla mastering yapanlar var. biraz karmasik gozukse de ilgisini cekenler icin kaynak olmasini umit ederim.

Ruler of the Ruins 12.06.2007 03:23:44
ses mühendisliği diye bir bölüm yada eğitim programı var mı, mesela Türkiyede?

son tango 12.06.2007 03:31:32
yok..ama müzik sektörünün kesin ihtiyacı var..

12.06.2007 03:37:13
ses mühendisliği diye bir bölüm yada eğitim programı var mı, mesela Türkiyede?

en kapsamli egitimi veren İTÜ - MİAM daha sonra bilgide var ama detay bilmiyorum. birde galatasaray itm var


Sayfa: [ 1 ]